ŞAMANİZM...
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 12 Ağustos 2020, 21:13:33


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: ŞAMANİZM...  (Okunma Sayısı 7492 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ATABEK
Ziyaretçi
« : 17 Kasım 2009, 10:10:23 »

ÖNSÖZ
MOĞOL KOZMOLOJİSİ
•   Dört Yön (Durvun Zug)
•   Ger ve Kutsal Daire
•   Üst ve Alt Alemler ve Dünya Merkezi
•   Rüzgar Tayı ve Buyanhişig
DOĞA DÜNYASI
•   Gök Babası, Toprak Anası ve Semavi Objeler
•   Atalar
•   Tenger, Çotgor ve Diğer Doğa Ruhları
•   Hayvanların Ruhları, Totemler, Hayvan Rehberler ve Av
•   Kutsal Dağlar ve Ağaçlar
RUH ALEMİ
•   Kişide Birden Fazla Ruh Oluşu
•   Şamanın Yaşam Çemberi ve Su Devinimi
•   Ruh ve Toprak karşılaştığında: Örf ve Adetler, Tabular ve Ongon
ŞAMAN
•   Şaman Olma
•   Davul, Halüsinojenler, Vecit Yolları
•   Kozmik Taya Binmek
ŞİFA VE HASTALIKLARIN NEDENİ
MOĞOL ŞAMANİZM MODELİNİ GÖZDEN GEÇİRME
 
 
ÖNSÖZ
Bu yazı özellikle Moğolların açısından Sibirya Şaman dünyasının ana hatlarını kısaca tanıtmak amacındadır. Bazı dil farklara rağmen Sibirya'da Şamanizm'in bütün türlerinde ortak temalar ve imajlar bulunmaktadır. Şamanizm ile ilgili klasik etütler Buryat, Moğol ve Tungus gibi Altaik halklara özel ilgi gösterip "klasik" Şamanizm imajını yaratırlar.     

Bazılarınız Moğol Şamanizm konusunda açıklayacağım özelliklerin tüm ayrıntılarının bütün Moğol veya Sibirya toplulukları için geçerli olmayacağını bulabilir. Bu yer aldıkları geniş coğrafi bölge, farklı çevreler ve kabile tarihinin neden olduğu uygulama ve inanç farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Bazılarınız Amerikan yerlilerinin inançlarına ve yeryüzüyle yakın ilişkileri inançlarını ve davranışlarını nasıl şekillendirdiğine aşinadır. Bu aynı zamanda Moğol ve Sibirya halkları için de genelde geçerlidir. Toprak anası ve yukarıdaki Gök Babasını ululamaları, bütün hayvan ve doğa ruhlarına saygı göstermeleri onları doğa güçlerine saygı göstermelerini ve mümkün olduğunca zarar vermekten kaçınmalarını sağlıyor.         
Moğollar yaşamın amacının dünya ile dengeli, tegş yaşamak olduğuna inanıyorlar. İnsan dünya ortasında tek başına ve güçlü durmaktadır, yukarıda sonsuz Gök Babası vardır ve altta Toprak Anası destek veriyor ve besliyor. Düzgün ve itibarlı bir yaşam yaşamakla bir insan (hun) dünyasını dengede tutar ve kişisel gücünü azami (rüzgar tayı, hiimori) düzeye getirir. Sema ve Dünya, doğa ruhları ve atalar her ihtiyacı karşılar ve bütün insanları korur. Denge felaket ve ruhsal müdahalelerle bozulduğu zaman, Şamanlar dengeyi yeniden tesis etmekte önemli bir rol oynarlar.   
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATABEK
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 17 Kasım 2009, 10:10:56 »

Moğol Kozmolojisi
Moğolların evreni sadece üç boyutlu olarak değil, ama zaman açısından da bir daire olarak düşünülebilir. Her şeyin dairesel bir hareketi vardır, güneşin günden güne yörüngesi, yıldan yıla mevsimlerin dönüşü ve bütün canlıların ruhlarının dünyaya tekrar tekrar dönüşü bunu gösterir. Daireyle dört yönün eksenleri ve dünya merkezinden  çıkıp ebedi semaların ötesinden üst dünyalara giden, Toprak Anaya inip alt dünyaya inen eksen kesişir. Bununla da örtüşen Şaman yolculuklarının görüş bakışından, Şamanın üst dünyaya çıkmak için dünya ağacına tırmanıp veya uçacağı, veya ruh nehrinden yüzüp kuzeydeki alt dünyalar girişine gireceği veya bir tünel bulup yerin altına ineceği yolculuğun evren görüntüsü vardır. 
 
Dört Yön (Durvun Zug)
Dört yönün farkındalığı Moğul dünya görüşü için hayati önem taşır. Birkaç Moğol arkadaşım sürekli olarak dört yönün konumunun farkında olmadıklarında rahatsız hissettiklerini anlatmışlardı. Dört yönün adları "ön", "arka", "sol" ve "sağa" tekabül eder. Kadim zamanlarda Moğollar için "ön" konum doğuydu, ama bilinmeyen bir nedenle bu yön günümüzde halen olduğu gibi güneye dönüştü.   
Moğol dünya görüşü kuzeyden güneye bakar. Bundan dolayı güneye "ön" taraf denilir. Buna karşılık kuzeye Moğollar "arka" derler. Dünyanın (batı) sağ yönü özde eril ve ulvi gök ruhların mekanı olarak kabul edilir. Dünyanın (doğu) sol yönünün dişil ve gök ruhlarının hastalık ve uyumsuzluk getirdiğine inanılır. 
 
Ger ve Kutsal Daire
Batılılar tarafından yurt olarak bilinen ger, Moğolların geleneksel yaşam mekanlarıdır. Yuvarlak bir örgü duvar üstüne monte edilmiş merkezi bir duman çıkış halkasından (tono) yayılan direklerden (uni) inşa edilmiştir ve  Amerikan Güneybatısı yerlileri Navahoların hooghan'larına yakın bir benzerlik arz eder. Ayrıca, Tsantang ve Urianhai dahil birçok Siberia halkı tepee'lerde yaşar. Her durumda ger'in konumu ve sembolizmi bütün Moğol toplulukları için geçerli olmaktadır. Göçebe yaşantısı gereği seyahatlerine uymak üzere ger ve tepee'ler (yurt) kolay sökülüp takılmak için tasarlanmışlardı, ama yine de nerede kurulursa da ger'in görüntü ve anlamı değişmez.     
Ger sadece evrenin merkezi değil, ama aynı zamanda evrenin içinde bir küçük kopyası olarak bir mikrokozmostur. Hatta evrenin bir haritasıdır ve içindeki kubbe gök kubbesine tekabül etmektedir. Ger'in önü olmasından dolayı, giriş her zaman güneye bakar. Ateşin arkasında bulunan hoimar denilen kuzey tarafı ger'de en onurlu yerdir. Burada bir masa üstüne kutsal eşyalar, ongon ruh mekanları ve diğer dini imajlar konulur. Hoimar'ın yanındaki oturma yeri en onurlu yerdir ve yaşlılar, reisler, şamanlar ve diğer saygın kişilere ayrılır. Sağ batı tarafı eril taraftır ve erkeklerin oturduğu ve ok, tüfek, semer gibi eril eşyalarını sakladığı yerdir. Sol taraf kadınların oturduğu ve mutfak eşyaların, beşiklerin ve diğer dişil eşyaların saklandığı yerdir. Güney taraf en az onurlu yer olduğu için orada genelde sağında solunda gençler otururlar.   
Hareket "güneşe doğru" saat yönündedir. Bunun nedeni ise,  güneşin yolu olarak görüldüğü gündüzleri ger'in tepesinde duman deliğinden gelen güneş ışınlarının bıraktığı yuvarlak izin takip ettiği yolu düşünürsek hemen anlarız. Ger içinde ne zaman hareket edilirse hep güneş yönünde dönmek gerekir. Aynı hareket ayrıca şamanik dans, ibadet ve ritüellerde'de gerekli görülür.
Ger'in merkezi gal golomt, ger'in en kutsal yeri, ateş yeridir. O Gök Babanın kızı Golomto'nın mekanıdır ve ona karşı mutlak bir huşu ve saygı gösterilmelidir. Ger'in nasıl dünyanın merkeziyse, ateş yeri de ger'in temsil ettiği evrenin merkezidir. Gal golomt'tan yükselen duman sütunu şeklinde dikey eksen de Şamanların üst aleme çıktıkları Dünya Ağacını temsil eder ve tepedeki duman deliği de üst aleme açılan kapıyı temsil eder. Bazı Şaman ritüellerde, örneğin Buryatia'daki Şamanların inisiyasyonlarında gal golomt'ten duman deliğinden geçip ötesine giden bir ağaç monte edilir. Vecd halinde Şaman ağaca tırmandıkça üst aleme yolculuğunu anlatır. Ayrıca toroo ağacının bulunmadığı durumlarda bile, bir çok kez ruhu bir kuşa dönüşen Şaman yine de duman deliğinden çıktıktan sonra başka dünyalara seyahat eder
Dolayısıyla, ger, Amerikan yerlilerinin dört yöne ve evrene göre konumlanmış kutsal dairenin bir fiziksel temsilcisi olan şifa çemberine bir paralel olarak görülebilir. Dairesel motif ve dört yöne düzenleme ayrıca kutsal aboo cairnleri etrafında yürüme ve dans etme veya Şamanı gökyüzüne kaldırmak için dansçıların spiral bir dans yaptıkları toroo ağacı etrafındaki yohor dansı gibi açık hava Şamanik seremonilerde de dikkate alınır.  Güneş yönünde dairesel hareketler ayrıca dallaga kutsama seremonisinde ve bütün Şaman danslarında kullanılır.
 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATABEK
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 17 Kasım 2009, 10:11:19 »

Üst ve Alt Alemler, ve Dünya Merkezi
Bütün Sibirya boyunca ve birçok Amerikan yerli grubunda evrende üstü üste üç ayrı alem varolduğu konusunda yaygın bir inanç vardır. Bazı bakımlardan, üst ve alt alemlerin varoluşu görüşü pastadaki üst üste yığılmış dilimlerden ziyade paralel dünyaların iç içe varolduklarını ima etmektedir. Gökyüzünün sonsuz derinlikte olduğuna inanılırken, Şamanlar yine de semaların ötesine yol açan bir kapı olduğunu iddia ederler. Aynı şekilde, dünyanın derin ve katı olduğuna inanılırken, ruhların ve Şamanların alt dünyanın ötesine geçebilecekleri birçok geçit vardır. Diğer iki dünya konusunda diğer bir fikir de onlarında dünyamıza benzer yönü olması, onlarda da güneş, ay, orman ve beşeri sakinleri vardır. Üst ve alt alemlerin sakinleri bizim orta alemimizce görünmezdir ve oraya seyahat edenler de görünmezdir. Bu tür varlıkların gelişi ateşte bir çıtırdı, tilkilerin havlaması veya Şaman tarafından görülmesi ile belli olur.   
Alt alem genelde dünyamıza benzerdir, ancak sakinlerinin insanlar gibi üç ruhu değil tek ruhu vardır. Bedende solunum ve sıcaklığa neden olan ami ruhu eksiktir, dolayısıyla alt dünya sakinleri soğukturlar ve karanlık renkte kanları vardır. Ayrıca, alt dünyaların bazı sakinleri reenkarnasyon bekleyen insanların güneş ruhlarıdır. Güneş ve ay bu alemde dünyamız kadar parlak değildir, ve her iki yarım küre görüntüdedir. Alt alemin aynı dünyamız gibi orman, dağ ve yerleşimleri vardır, hatta sakinlerinin Şamanları da vardır.
Alt dünyanın hakimi Gök Babanın oğlu Erleg Handır. O ruhların durumları üzerinde, ne zaman ve ne nerede reenkarne olacakları üzerinde otoritesi vardır. Daha beden ölmeden erken alt dünyaya kayan ruhları geri getirmek için Şamanların ona başvurup talepte bulunmaları gerekir. Bu durumlar dışında orta dünyada yaşayan insanlar nadir olarak alt aleme girerler.   
Alt dünyaya birçok farklı yolla girip çıkılır. Yollardan biri alt aleme akan ve Mongoldai Nagts tarafından girişi korunan ve beden ölmeden ruhların alt aleme girmelerini önlenen Erk Nehridir. Yine de, bazen ruhlar oraya kayar ve ruhun olmayışından kaynaklanan hastalığın kalıcı hasar yapmadan oradan geri getirilmesi gerekir. Erk Nehrinde seyahat çok tehlikelidir ve şiddetli akıntıları vardır. Bir ruhu alt dünyadan geri getirmeye çalışırken ölen bir Şamanın fazla tehlikeli bir yolculuğa girdiği ve ruhu kaybolduğu söylenir. Bir Şamanın alt aleme yolculuk yaptığı sırada Mongoldai Nagts ve Erleg Han ile karşılaşıp yatıştırmak ve ruhun geri alınmasını arz edip onları bu yönde ikna etmek zorunda olabilir. Alt aleme ayrıca mağaralardan, girdaplardan, derelerden ve alt alem varlıkların dünyaya çıktıkları mevcut birçok tünelden girilebilir.
Üst alem aynı alt alem gibi dünyaya büyük bir benzerlik arz etmektedir. Ancak üst alem, normal olarak insan ruhlarını barındırmaz, yine de Şamanlar tarafından ziyaret edilebilir. Dünyamızdan daha aydınlıktır, bazı efsanelere göre yedi güneşi vardır. Üst alemi anlatanlar, dünyaya benzediğini, ama doğası halen bozulmadığını söylerler. Sakinleri atalarının geleneksel tarzında yaşadıkları söylenmektedir. Üst alemin hakimi aynı Erleg Han gibi Gök Babanın oğlu olan Ulgen'dir. Bazen alemler arasındaki kapı aralandığında üst alemin aydınlığı açığa çıkar. Bu bulutların ötesinden gelen güneş ışınları şeklinde görülür ve bu durumda söylenen dualar özellikle güçlüdür.   

Üst aleme seyahat etmek uçuş gerektirir ve Şamanlar bu yolculuğu yapabilmek için sıkça kuş şekline dönüşmektedirler. Yolculuklarını gerçekleştirmek için bir geyik veya ata da binebilirler. Yol direk yukarıya doğru veya Güneye, dünya nehrinin kaynağına doğru olabilir. Şaman inisiyasyonları ile ilgili bazı anlatımlar, üst aleme seyahat etmek ve Şamanın dünyada aldığı inisiyasyondan önce ruhlar tarafından inisiye edilmesini içermektedir. Üst aleme seyahat etmenin diğer bir yolu, şaman ayinlerinde bir ağaç olarak temsil edilen Evren Ağacı toroo'ya tırmanmaktır. Şaman vecd halinde fiziksel ağacı tırmanır ve ruhu aynı anda semalara toroo ağacında yükselir. Diğer bir yol da Şamanların erk Dagur Moğul terimi soolong ile ifade edilen erk rüyaları yoluyladır. Standart Moğol dilinde solongo gökkuşağı demektir ve Şaman rüya yoluyla bilgi almak üzere uykusunda gökkuşağın üstünden üst aleme yolculuk yapabilir.
Bu yazının başlarında ger'in dünya merkezini temsil ettiğini yazmıştık. Aslında, her bir kişi şuuru açısından dünyanın merkezinde durmaktadır. Şamanlar ayrıca çalışmalarını yaparken ritüelleri sırasında kendilerini dünyanın merkezinde konumlandırmaktadır. Dünyanın merkezi ile ilgili birçok farklı imajlar ilişkilendirilmektedir. Bunlar arasında en iyi bilinenlerden biri dünya ve üç alemi birbirine bağlayan eksenin buluşma noktası olan ger'de ateş yeridir. Diğer de, hem bir eksen, hem de bir iniş ve çıkış için bir sütun olan toroo ağacıdır. Sibirya ve Moğol gelenekleri bu ağacı dünyanın merkezine, ama ayrıca üst ve orta alemin birbirine dokunduğu güneye de atfetmektedir. Bazılarının "gündüz ve gecenin ayrımında" durduğu dediği dünya ağacıyla dünya nehri üst alemdeki kaynağından orta dünyaya girmektedir. Altayların geleneklerine göre, bu ağaca çıkıldığı zaman orman hayvanlarının efendisi Bayan Ami ile karşılanacaktır ve Şaman'ın üst aleme yolculuğunda yardımcı olmak üzere kazlar verecektir. Toroo ağacının tepesi gök kubbesini yerinde tutun gök çivisi kutup yıldızı altan hadaas'te göğe değmektedir.  Dünya merkezinin diğer bir sembolü de dünya dağı Sumber dağının zirvesidir. Dünyanın merkezindeki zirve kuzey kutba yakındır ve kökleri alt dünyada bir kaplumbağa üzerindedir.       
 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATABEK
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 17 Kasım 2009, 10:11:46 »

Rüzgar Tayı ve Buyanhişig
Şamanizm kişisel erk ve yaşama şans ve bereket getirmekle ilgilidir. Günlük yaşam bireyi başka insanlarla kesişen durumlarla yüzyüze getirmektedir, ama yaşamın ana sorunları kişisel evrenin içinde yatmaktadır.  Evrenin bu kişisel açısından kişi evrenin tam ortasında Toprak Ana ile desteklenmiş ve Gök Babanın muazzam aydın maviliği tarafından sarılı durmaktadır. Kişinin kozmik ruhu (suns) parlak beyaz bir güneş gibi ışıldar ve beden ruhu (ami) bir kırmızı ışık noktası gibidir. Uzayın derinliğinde veya yeryüzünde kişi serbestçe seyahat edebilir. Çünkü kişinin kendi yolu vardır ve nihai olarak kendi hareketleri için sorumludur.   
Kişisel psişik güce hii (rüzgar) veya hiimori (rüzgar tayı) denilir. Bu güç göğüste mekan etmektedir ve kişinin onu nasıl biriktirdiğine göre büyüklüğü değişir. Çok güçlü rüzgar tayı insanın berrak ve analitik bir şekilde düşünmesini, aldanmadan dış görünüşlerin ötesine görmesini sağlar. Rüzgar tayı Şaman ve diğer güçlü insanların yapılmasını gerekeni kolay bir şekilde becermelerini sağlar. Kişisel gücün zararlı emeller için veya evrenin dengesini bozmak için kullanmak rüzgar tayını tükettir. Bundan dolayı gerçek anlamda kötü niyetli insanlar zaman içinde kendilerine karşı yıkıcı davranışlarda bulunurlar. Evrendeki dengeyi yinelemeye yönelik hareketler ve dini uygulamalarla rüzgar tayı artırabilir. Semaya, dünyaya veya ataların ruhuna içecek sunmak, dua etmek veya ululamak gibi günlük basit hareketler rüzgar tayını destekler. Ada çayı, kekik, ardıç ve diğer otlardan çıkan kutsal buhur Şamanist tapınma sırasında rüzgar tayını yükseltir. Eğer belirli bir amaç için yapılırsa veya geleneksel bayramlarda yapılırsa kurbanlar da rüzgar tayını yükseltmek için diğer bir yöntemdir.         
Semadan veya ruhlardan bir nimet olan buyanhishig, rüzgar tayına ilişkin bir kavramdır. Buyanhishig'i banka hesabına benzetebilen kişinin hareketlerine göre artan veya azalan bir varlık olarak görebiliriz. Büyük bir buyanhishig (kısaca buyan olarak da bilinen) birikimi kısmet, olumsuzluklardan korunmak ve mutlulukla sonuçlanır. İnsan ayrıca tabuları (yasakları) çiğneyerek, atalarının ruhlarına saygısızlık göstermek, amaçsız olarak hayvanları öldürerek doğa ruhlarını öfkelendirerek buyan kaybedebilir. Kişisel pislik de buyan'a zararlıdır. Misafirlere yiyecek ve içecek ikram etmek, ihtiyacı olanları doyurmak aynı rüzgar tayı gibi buyan'ı da artırır. Buyan aynı rüzgar tayı gibi düzgün ve basiretli bir yaşamla (yostoi), dini davranışlar ve kurbanla da artırılır. Gök Baba ve ruhlar ayrıca dallaga ritüeli ile çağrılabilir. Bu da buyan'ı yaşamımıza ve cemaatımıza getirir. Bu ellerle güneş yönünde yapılan dairesel bir hareketle birlikte zikredilen "hurai, hurai, hurai!" kelimelerle gerçekleşir.   
Rüzgar tayı ve buyan'ın bilincinde olmakla kişi yaşamını güç, korunma ve iyi şansa geçirebilir. Yaşama karşı tavır, kişinin bulunduğu hareketlerde farkındalık ve davranışlarının nasıl kaderini şekillendirdiği konusunda bilinç yaratır. İdeal insan yostoi (geleneklere uygun yaşam) yaşamayı öğrenir. Bu da saygılı yaşamak ve dünya dengesini bozan tabuları ihlal etmemek anlamına gelir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATABEK
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 17 Kasım 2009, 10:12:38 »

Doğa Dünyası
Taiga ormanların sonsuz büyüklüğü, bozkırlar üzerinde mavi göğün muazzam derinliği, Baykal gölünün, Altay, Hangay ve Sayan dağlarının ihtişamı Sibirya ve Moğolistan'ın Altay halkları arasında huşu ve hayranlık yaratmıştır. Topraktan geçinmek ve beslenmek için doğaya muhtaç olmaları, her ne kadar hayatta kalmak üzere hayvanları öldürmeleri gerekse de bütün yaşayanlara karşı saygı beslemelerine sebep olmuştur. İsraf tabu, Gök Baba ve doğa ruhlara karşı hakaret sayılır. İnsanların doğa ile ilişkisi sömürme üzerine değil, karşılıklı dayanışma üzerine kurulu olarak görülür. Doğaya karşı bu huşu Sibirya kültürlerinin binlerce yıldır çevreye bozmadan yaşamasını sağlamıştır. Bu yaşam tarzı yaşamı dünya ile dengeli bir şekilde sürdürmek ve doğa ve insan toplumunda dengeyi korumak anlamına gelen tegş ideali ile iyi ifade edilmektedir. Aslında insan kültürü ve toplumu diğer yaşayan varlıklara kıyasla özgün veya farklı olarak görülmemektedir. İnsan toplumu en karmaşık şekliyle bile yine de doğal bir sürecin ifadesidir. Özellikle ebeveynlerin çocuklarına anlattıkları öyküler olmak üzere, Sibirya halklarının mitolojisi doğada olup bitenlerin neden öyle olduklarını (uliger) açıklar ve hayvanların, hatta ağaçların bile insanlara çok benzer bir şekilde düşündüğünü ve bazı durumlarda insan gibi görünebildiklerini anlatır. Orman, dağ, göl, nehir, taş ve ağaçların ruhları vardır ve insanoğluna yiyecek ve barınma gibi armağanlarından dolayı saygıya layıktır.
 
Baba Gök, Toprak Ana, ve Semavi Objeler
Şaman dininin esas varlıkları Gök Babası (Tenger Etseg) ve Toprak Anasıdır (Gazar Eej). Tarihte Moğolistan'ın birleştiricisi Cengiz Han, gücünü Tenger'den bir vekilliğe dayandırıyordu ve bütün fermanlarını "Sonsuz Mavi Sema dileğiyle" sözleriyle başlatırdı. Gök Babası zamansız ve sonsuz mavi gök olarak tapılırdı. Her ne kadar iki oğlu olduğu söylense de bir kişi olarak görülmezdi. Gök Babası ve Toprak Anasını tapmak Sibirya'da neredeyse evrenseldir ve Kuzey Amerika'da da bulunur.   
İklim direkt olarak Tenger'in tasarrufuna bağlı olarak görülür. Tenger dünyada dengenin yaratıcısı ve koruyucusudur ve iklimlerin doğal süreçleri, iklimlerin devinimleri onun tarafından sağlanır.  Şimşek ve yıldırım Tenger'in hoşnutsuzluğunun göstergeleridir veya yüksek ruhsal güçlere sahip bir yeri belirlerler. Yıldırım çarpması hoşnutsuzluğu gösterirken, yıldırımın çarptığı yer etrafından onu tekrar Semaya göndermek üzere bir Şaman ritüeli ve yohor dansı yapılır. Yıldırım veya meteor tarafından çarpılan cisimlere ve kadim eşyalara Tengeriin Us (Semanın saçı) denilir. Onlar Semanın yoğunlaşmış erki olan bir ruh (utha) taşırlar. Yıldırım tarafından çarpılan cisimler (nerjer uthatai) ve meteor tarafından çarpılan cisimler (buumal uthatai) ruhlarıyla enerji şarj etmek üzere süt veya içkiye konulabilirler. Şamanlar utha ruhunun gücünü almak üzere bunu içerler. Diğer bir Tengeriin Us de yağmur yağdırma büyüsünde kullanılan bezoar taşıdır. 
Hiçbir Şaman ritüel Gök Baba, Toprak Ana ve atalara invokasyon yapmadan başlamaz. Tengerin varlığı, günlük faaliyetlerde evrenin dengesiyle kişisel yaşamın ilintili oluşu açışında hep anılır. Yeni bir şişe içki açıldığında, üsten bir kısım alınıp bir kaba konulur, sonra da dışarıya çıkarılarak Gök Baba, Toprak Ana ve atalara sunulur. Tsatsah olarak bilinen bu ritüel Moğolistan ve Sibirya dininde önemli bir yer işgal eder. Ev hanımları ayrıca aynı şekilde süt ve çay sunarlar, ger'in etrafında yürürler ve sıvıyı üç kez dört yöne serperler. Tenger'in kaderi tayin etmekteki rolü günlük konuşmalarda Tengeriin boshig (Semanın taktiri) gibi sözlerle sürekli anılır. Kadınların mutfak ve mutfak eşyalarını temiz tutmaları tembih edilir, çünkü onların kirlenmesine meydan vermek Gök Baba'ya hakaret addedilir. Bayramlarda ve dağ ruhlarına kurban verildiğinde Tenger'e adaklar verilir ve dua edilir. Ayrıca kişiye özel bir ritüel olarak acil durumlarda Tenger'e yapılan özel bir kurban vardır. Yağmur yapma ritüelleri direkt olarak Tenger'e hitap etmektedir ve Tenge'e ve dağ ruhlarına adanmış oboo tapınaklarda gerçekleşir. Herkesin Tenger'e yardım için başvurma hakkı vardır, ancak bir felaket veya güçlü bir ruhun müdahalesiyle denge bozulmuşsa, hastasının Tenger ile bağlantısını veya evrendeki dengeyi tekrar tesis etmek üzere Şaman ruhların gücünü kullanır.
Bedende başın tepesi veya tacı olarak bildiğimiz bölgede Tenger'in küçük bir parçası mekan etmektedir. O dünyasının merkezinde duran birey ve üstündeki gökyüzü ile irtibat noktasıdır. Bu nokta kişinin ruhsal küresinin ortasında akan Tenger'den gelen enerjinin alındığı yerdir. Başın tacında olan bu Tenger parçasının gökyüzünde bir yıldız karşılığı vardır. Yıldız kişinin rüzgar tayı gücüne göre parlak veya sönük yanar. Ölümde yıldız söner.     
Toprak Anası (Gazar Eej) aynı Gök Babası gibi insan şeklinde imgelenmez, beslendiğimiz ve dayandığımız dünya olarak görülür. Ona ayrıca İtugen de denilir ve özellikle dişi Şamanlara verilen adlar bu kelimenin türevlerindendir (yadgan, utgan, udagan, vs.). Bu Şamanların Toprak Anasını anmak ve ululamakla ilgileri olduğunu ima eder. Kızı Umai, rahim tanrıçasıdır ve Dünya Ağacında yatan beden ruhlarının bakımcısıdır. Umai, ayrıca Tungus dilinde "toprak" anlamına gelen Tenger Niannian olarak da bilinir. Ağaçlar Toprak Ananın erkinin tezahüratıdır ve Toprak Anasına tapma erk ve güzelliğini uygun bir şekilde yansıtan ağaçlara karşı yapılabilir. Toprak Ana ve kızı Umai'a bereket için yakarılır. Toprak Ana ve Gök Babasının diğer bir kızı, ateşin ruhu Golomto çakmak ve demirden zuhur ettiği söylenir. Dünya merkezindeki duman deliğin altında duran, üzerine yukarıdan güneş ışığı düşen ve toprak, madden ve bitki ürünlerinden yaratılan ateş, sema ve dünyanın ilksel birliğini temsilen yanmaktadır. Ateşin ışığı Semanı ışığını ve sıcaklığı Toprağın barındırıcı özelliğini anımsatır.  Aynı ağaçlar gibi, bütün insanlar aşağıdaki Toprak Anadan ve başın taç bölgesiyle Gök Babadan enerji çekerler.             
Güneş ve ay Tenger'in gözleridir; onlar ayrıca özleri karşılıklı olarak ateş ve su olan iki kız kardeş olarak görülmektedirler, Işıkları sonsuza dek dünyaya parlayan Tenger'in gücünü temsil eder. Güneş ve ayın devimleri, zaman ve hatta bürün doğal süreçlerin döngüsel oluşunu göstermektedir. Bundan dolayı, Sibirya Şamanizm açısından zaman önemsizdir. Zaman sonsuza dek dönüp dolaşır ve her noktası diğeriyle temas halindedir.  Dolayısıyla, zaman ve mesafenin Şaman ritüellerinde anlamı yoktur ve bir Şaman hiç hareket etmeden herhangi bir zaman veya bölgeyle direkt irtibat kurabilir.  Dünyanın merkezi herhangi bir yerde ve zamanda olabilir.         
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATABEK
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 17 Kasım 2009, 10:14:07 »

Gökyüzünden elde edilir buyanhishig miktarı ay devrelerine göre değiştiği görülüp en güçlü günleri ayın yeni veya dolu olduğu zamandır. Güneş devresi, solstis ve ekinokslar [en uzun gün, gece ve gündüz süresi eşit olup mevsimlerin değiştiği günler] bayram günlerini belirlemek üzere ay devresiyle koordine edilmektedir. Örneğin, yılı başlatan Beyaz Ay Bayramı kış solstisten [21 Aralık] sonraki ilk yeni ayda yılı başlatmaktadır ve Kızıl Yuvarlak Bayramı yaz solstise [21 Haziran] en yakın dolunay ayda tutulur. 
Ruhsal güçlere sahip birkaç gök cismi daha vardır. Bunlardan biri hem sabah, hem de akşam saatlerinde gözükebilen Venüs gezegeni Tsolman'dır. Sıkça gücünü çağırmak üzere Şaman davullarında resmedilmektedir. Tsolman, savaş okları diye tanımlanan kuyruklu yıldız ve meteorları gönderendir. Büyük Ayı takım yıldızı Doloon Obgon (Yedi Yaşlı Adam) olarak bilinir. Onların konumu gökyüzünü yerine tutan Kutup Yıldızının (Altan Hadaas) yerini gösterir. Gök kubbesinin Kutup Yıldızı etrafında döndüğü gözlenimi, aslında dört mevsimde Büyük Ayı takım yıldızının konumunu gösteren gamalı haç, has temdeg sembolünün yaratılışına yol açmıştır,  İlginçtir ki, bu sembol sadece Sibirya'da değil, ama birkaç Kuzey Amerikalı kültürlerinde de bulunmaktadır, bu da çok kadim bir kökenin varolduğunu göstermektedir. Pleiades takım yıldızı diğer bir güçlü ruh grubu olarak ululanmaktadır, Bu takım yıldızında gök tanrıları toplanıp yeryüzüne bir kartal şeklinde ilk Şamanı göndermeye karar vermişlerdir. Beyaz Ay bayramında on dört insens/buhur çubuğu yakılır. Bunlardan yedisi Yedi Yaşlı Adama, diğer yedisi Pleiades içindir.   
 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATABEK
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 17 Kasım 2009, 10:15:09 »

Atalar
Ataların ruhları, Gök Baba ve Toprak Ana ile birlikte bütün ritüellerde invoke edilmektedir. Sibirya ve Moğol Şaman geleneğine göre, ruh birkaç parçadan oluşmaktadır, genelde bunların sayısı her biri ölümden sonra ayrı kaderi olan üçtür. Bunlardan, suld veya unen fayenga olarak bilinen altı ruh sürekli olarak dünyada atasal bir ruh olarak kalır. Atasal ruhlar genelde birer koruyucu ve yardımcı olarak torun ve diğer akrabaları ile irtibatta kalırlar. Birkaç kuşak sonra bu ruhlar akrabalarının meskenlerinden uzaklaşabilir, ama çağrılığında yardıma hazır bulunurlar. O zamana dek onlar dualarda deedes mini olarak dualarada çağrılan atalar grubuna dahil olacaklardır. Atasal ruhlar akrabalarının mekanlarından ayrıldıktan sonra genelde taş, dere veya ağaç gibi doğal yerlere yerleşirler. Onlar, ritüeller sırasında Şamanlar tarafından yardımcı ruhlar olarak çağrılır ve bir ongon ruh evine yerleştirilebilir.       
Belirli ruhlar esas olarak ata, cet olmamalarına karşın atasal ruhlar olarak kabul edilen belirli ruhlar vardır. Moğollar Mavi Kurt ve Kızıl Geyik eski ataları olarak anımsarlar ve Buryat Moğolların Buh Baabai Noyon (Prens Baba Boğa) diye efsanevi bir ataları vardır. Ayı birçok Sibirya grubu tarafından bir ata olarak tanınır, hatta Moğolların ayı için kullandığı kelime aslında "baba" (baabgai) kelimesinin bir türevidir. Cengiz Han Moğolların koruyucu bir atasal ruhu olarak görülür ve hem devletin hamisi olarak tapılır, hem de evliliğin koruyucusu olarak görülür. Moğol mekanlarının kutsal köşeleri genelde Cengiz Han ve ölmüş akrabaların resimleri ve aile kullanımı için Şamanların yaratmış olduğu herhangi bir ongon içerebilir.   
 
Tenger, Çotgor ve diğer Doğa Ruhları


Gökte ve doğada çok sayıda farklı ruhlar vardır; bazıları çok güçlüdür ve Şamanlar tarafında idare edilemez, diğerlerinin kontrol edilmesi nispeten kolaydır. Dengeyi yeniden tesis etme dışında, hiç bir ruh rahatsız edilmemeli veya kontrol edilmemeli, hele sırf merak veya gereksiz yere hiç irtibat kurulmamalıdır. Ruhlar bedenli canlı varlılardan ne üstün ne de aşağıdır, sadece özde fark vardır, bu açıdan insan ve hayvanlara gösterilen aynı saygı onlara gösterilmelidir. Doğa ruhlarının en güçlüleri dört yönün her bir köşesinde yaşayan gök ruhları tenger'dir. Doğu  ve batı tenger'ler siyah ve beyaz Şamanlarla ilişkilendirilmektedir. Batı tenger'lerinin insan, köpek ve yenilebilir bütün hayvanları yarattığı ve doğu tenger'lerinin kartal, yenilmesi yasak hayvanları ve hastalık ruhlarını yarattığı söylenir. Dünyanın istikrarlı  olabilmesi açısından iyi ve kötü arasında dengeye ihtiyacı gerektiği için doğu tenger'ler hep kötü olarak düşünülmez. Doğu tenger'lerinin en önemlisi Ulgen'in kardeşi ve yeraltı alem ruhlarının efendisi Erleg Handır.  Su ruhlarının efendisi Usan Han güney yönünden çağrılır (invoke edilir); ayrıca Tatay Tenger olarak bilinen Keiden kuzeyden çağrılır. O şiddetli fırtınalar, şimşek ve hortumların efendisidir. Tenger'ler çok güçlüdür ve kontrol edilemez, ama Şaman ritüelinde yardımcı olmak üzere çağrılabilirler. Gök ayrıca, o denli emsalsiz yaşam yaşamış ki tekrar alt dünyaya inmeye gereği olmayan insanların güneş ruhları olan endur ruhlarının mekanıdır.  Onlar tenger'ler kadar güçlü değildir, ama bulutlarda yaşarlar ve yağmurun yağmasını sağlarlar.     
Dünya çok çeşitli ruhların mekanıdır, bunların arasında çotgor, ozoor, ongon, burhan ve gazriin ezen ruhları vardır. Birçok Sibiriya kabilesi arasında bu ruhlar toplu olarak ayyy olarak bilinirler. Aynı zamanda kut veya abaasi olarak bilinen çotgor ruhları fiziksel ve akıl hastalıklarına, kafa karışıklığına neden olurlar. Bazı çotgar'lar alt aleme yollarını bulamamış ölü insanların suns ruhlardır. Böyle durumlarda, Şamanın onları uygun mekanlarına göndermesi gerekir. Diğer sorun yaratan ruhlar hiç bir zaman fiziksel olarak yeryüzüne enkarne olmayıp doğada varolmaktalar. Bir Şaman tarafından kontrol altına alındıktan sonra yardımcı ruhlara dönüşebilirler. Ozoor, ongon ve burhan ruhları genelde insanlara karşı etkileri açısından nötr olmaktadırlar, ancak zaman zaman sorun yaratabilirler. Ozoor ve ongon ruhları birçok kez doğadan serbestçe gezen ataların sud ruhlardır. Bunlar Şamanların en önemli yardımcı ruhları arasındadır. Utha olarak bilinen özel bir ongon ruh türü Şaman silsilesini takip edip, Şaman için bir tür ek ruh ve rehber olmaktadır. Bir Şamanın bedeninde enkarne olmamakta, ama geçmişte birlikte olduğu bütün Şamanların kitlesel anılarını taşımaktadır. Bir utha ruhu Şaman atası olarak başlamış olabilir, ama soyun esas Şamanı ölünce gelecekte Şaman olacak kişiye bağlanır ve inisiyatik vizyonu verir. Burhan ruhları çok güçlüdür ve genelde Şaman tarafından idare edilemez, ama hastalığa neden olurlarsa hastayı yalnız bırakmaya ikna edilirler. Çok güçlü ruh yardımcıları olan Şamanlar bir burhan'ı belki kontrol edebilirler, bu durumlarda o terbiye edilip daha az güçlü bir ongon ruhuna dönüştürülür.   
Gazriin ezen yeryüzünde ve doğada dağ, göl, nehir, taş, ağaç, yerleşim alanları, binalar, hatta ülkeler gibi belirli yerlerin hakim ruhlarıdır. Bazen doğada onlara ait olan yerlerde mekan etmek isteyen atasal ruhlarla itilaf ve mücadeleye düşerler. Bazı cenaze adetleri, atasal ruhların doğada rahat etmeleri için ölmüş kişilerin suld ruhlarını ve gazriin ezen teskin etmeye yöneliktir.   
 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATABEK
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 17 Kasım 2009, 10:17:44 »

Hayvanlar, Totemler, Hayvan Rehberleri ve Av
Orman ve sular dünyası insanın hayata kalması için gerekli vahşi hayvanların mekanıdır. Hayvanlara "ami ruhuna sahip olan" anlamına gelen amitan hayvanları denilir, çünkü insanlar gibi yaşayan bedenin solunum ve sıcaklığını veren bir ami ruhuna sahiptirler. Hayvanların ami ruhları genelde kendi türünden yavrulara yeniden enkarne olurlar. Dolayısıyla, geyikler geyik olarak, ayılar ayı olarak reenkarne olup tekrar doğarlar. Ruhlara sahip oldukları için hayvanların aynı insanlar gibi kişilikleri, dilleri ve hatta psişik yetenekleri olduğu kabul edilir. 
Bütün av hayvanların hakim ruhu Bayan Ahaa (zengin ağabey) olarak bilinir. Avcılar avda şanslarını artırmak için ondan dilekte bulunurlar. Vahşi doğanın en önemli hayvanları Sibirya kaplanlarıdır, kar leoparları ve ayıdır. Buryatlar kaplana Anda Bars (en iyi dost kaplan) derler ve iyi av için ona dua ederler. Sibirya genelinde ayı hayvanların hakimi olarak görülür ve bir ata olarak ululanır. Birçok Sibirya kabilesinde ayı öldürüldükten sonra onu onure eden özel törenleri vardır.
Hayvanlar reenkarne eden ruhlara sahip oldukları için, ruhları gücenmesin diye öldürülürken uyulması gereken birçok kural vardır. Aksi halde, onlar öfkelenebilir ve kabile avlanma sahasına gelmeyebilirler veya diğer hayvan ruhlarına uzak durmalarını söyleyebilirler. Büyük bir hayvan öldürüldüğü zaman veya büyük balık yakalandığı zaman, avcı veya balıkçı hayvan ruhunu teskin etmek üzere yas tutup ağlayabilir. Avcılar ayrıca hayvan öldürdükleri zaman onlara özür dilerler, hayatta kalmak için ete ve deriye ihtiyaçları olduklarını anlatırlar. Evcil hayvanları da saygılı bir şekilde öldürülür. Kafa kesilmez, çünkü gırtlağı kesmek ami ruhu incittir. Toplu olarak zuld denilen baş, gırtlak, akciğer ve kalp bir hayvanın ami'sinin mekan ettiği yeridir ve tek paça olarak bedenden çıkarılmalıdır. Hayvan bir kurban için öldürüldüğü zaman deri ve zuld semaya doğru diklenmiş direklere asılır.  Ayılar yenildikten sonra kurukafası ve bazen tüm iskeleti ormanda bir direk veya platforma konulur.     
Hayvan ruhlarına karşı bu saygı av konusunda bazı kuralları getirir. İlk başta ormana girerken saygılı davranmak gerekip gülmemeli, bağırmamalı ve koşmamalı. Onun yerine bir hayvan gibi sessiz ve dikkat çekmeyecek şekilde hareket etmek gerekir. Ormanda sopa atmak Bayan Ahaa ve orman ruhlarına hakarettir, dolayısıyla tabudur (nugeltei). Aynı şekilde su birikintilere idrak boşaltmak ve taş atmak da yasaktır. Hayvanlar yiyecek veya deri, kürk ihtiyacı dışında hiç bir zaman öldürülmemelidir ve bu gerekli olduğu zaman hızlı ve insancıl bir şekilde yapılmalıdır. Av cemaatta paylaşılmalı ve depolanmamalıdır, et örf ve adetlere (yostoi) uygun bir şeklide kesilmelidir. Bu basit kuralla uymak avın hayvanların dönmesini ve hayvan ruhlarıyla iyi bir ilişki temin eder.   
Nehir, göl, dere ve denizler, su hayvanlarının mekan ettiği yerlerdir ve aynı zamanda dünyalar arası yolculuk yapan ruhların geçişleridir. Martı ve altın gözlü ördek özel su kuşları olarak görülür. Birçok Sibirya halkı arasında yaygın olan bir efsaneye göre en eski çağlarda dünya suyla kaplıydı ve martı ve altın gözlü ördek deniz dibinden toprak getirip kara parçası oluşuncaya dek yığdılar. Dalgıç kuşu, dalma özelliğinden dolayı çok özel bir su kuşudur. Su ruhlarla doludur ve dalgıç kuşu bütün diğer kuşlardan çok sudaki ruhlarla iletişim kurabilme özelliğine sahiptir. Dalgıç kuşunun çığlığı Moğol ve Sibirya Şamanları tarafından sıkça şarkılarında taklit edilir. Balıklar arasında sudak balığı güçlü sayılmaktadır ve bu balığın imajları batıda Samyed'den doğu Sibirya'daki Tungus'a dek Şaman ritüellerinde kullanılmaktadır.     
Doğada gözüken hayvanlar, aslında bazen işlerini yapmak üzere ruhsal yolculukta hayvan şekline bürünmüş Şamanlardır. Onlar kuş, memeli hayvan, sürüngen ve hatta balıkların bile şekillerini alabilirler.  Bazı hikayeler bir hayvanın bir avcı tarafından öldürüldüğünü ve hayvan aslında Şamanın ruhu olduğu için Şamanın aynı anda ritüel yaparken öldüğünü anlatır. Atasal ruhlar veya basit insanların ruhları da zaman zaman hayvan şekline girebilir. Dagur Moğollara göre ruh yolculuğu yapan Şamanlar için özellikle oklukirpi, yılan, tilki, çakal, örümcek ve sülün seçilir, bu hayvanların normal olarak yenilmezler. 
Belirli bazı hayvanlar kabile veya aşiretler özgün totem veya sembolik ata sayılırlar. Bunların arasında en ünlüleri Moğolların efsanevi ataları Mavi Kurt ve Kızıl Geyiktir. Buryatlar ayrıca ataları olarak boğayı tanırlar. Sibirya boyunca kartal da bir atasal totem olarak görülür ve Moğolistan'da kartal Şaman geleneğine bağlanmaktadır. Yakutlar arasında belirli aşiretler belirli bir memeli hayvan veya kuşu totem hayvanı olarak tanırlar. Hayvanın ismi tabudur ve günlük konuşmalarda farklı isimlerle söz edilir. Moğolca'da ayı için belirli bir kelime bulunmaması olası olarak bu sebeptendir, zira ayı neredeyse bütün Sibirya halkları tarafında bir ata olarak kabul edilir. Moğolistan'da "kurt" kelimesi de birçok topluluk arasında tabudur.     
Hayvan ruhları ayrıca Şamanlar için rehber ve öğretmendirler. Yakut geleneğine göre bir Şaman, Şaman ruhuyla irtibat kurduğu anda, o onu rehberi olacak güç hayvanıyla tanıştırır. Bu hayvana "hayvan eşi" veya "hayvan anası" denilir. Bundan böyle, Şaman sadece bu hayvandan ders alma ama aynı zamanda ruhsal yolculuk yaptığı zaman o hayvanın şeklini alır. Bir Şamanın gücü artıkça, o güç hayvanı koleksiyon ilaveler yapacaktır. Genelde Şamanın kıyafeti değişik hayvanların postları veya kürk parçaları içermektedir, bunlar da bağlı oldukları güç hayvanların ongon ruh evleridir.     
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATABEK
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 17 Kasım 2009, 10:18:32 »

Kutsal Dağlar ve Ağaçlar
 

Dağlar, dereler, ormanlar ve bireysel taş ve ağaçların hepsi Toprak Ananın bir parçasıdır, ama aynı zamanda doağ ruhları gazriin ezen'in mekanlarıdır. Bazıları, ama hepsi değil bir zamanlar insan ruhlarıydı ve o denli eski atalardır ki torunları onları arık hatırlamamaktadır ve ruhları arasında artık bir bağ kalmamıştır. Yüz binlerce yıllık insan tarihinin geçmişine bakıldığında doğada bu ruhların sayısı ne denli fazla olduğunu hayal edebiliriz. Çok ihtişamlı bir dağ veya ağacın suld 'e sahip olduğu söylenir, bu da ölümden sonra doğada kalan ruh için kullanılan aynı terimdir. Farklı biçimde taş ve ağaçların güçlü bir ruhu barındırdığı inanılır ve onlara saygı gösterilir bazen tütün veya içki sunulur. Bu ruhlar doğanın her tarafında bulunduğu için gereksiz yere doğal yapıları yok etmek veya ağaçları kesmek, budamak veya hırpalamak son derece tabu sayılmaktadır. Öfkeli bir doğa ruhu çok güçlüdür ve Şaman onu kontrol veya teskin edinceye kadar kişi veya bir topluluğa karşı birçok sorunlara neden olabilir.     
Dağ ruhlarının son derece güçlü oldukları inanılır ve iyi av ve bol yenilir doğal sebze ve ot sağlamak üzere onlara dua edilir. Bu seremoniler genelde yerel kabile veya aşiretin yaşlıları tarafından genelde ekinoks ve solstislerde yapılır. Dağ ruhları ve diğer güçlü gazriin ezen özel tapınaklarda (oboo) tapılır. Oboo genelde yaklaşık olarak konik şeklinde 2-3 metre boyunda taş ve ağaç dallarının yığılmasından meydana getirilmiştir. Yolcular bir oboo'nun yanından geçerken etrafında üç kez yürümeleri ve üzerine bir taş koymaları öngörülmüştür. Bunu yaptığı zaman kişi sadece ondan asgari belenen ruha karşı saygı göstermiyor, ama sembolik olarak ruhun gücüne bir taş koyarak takviye etmekle aynı zamanda rüzgar tayı ve yolculuğu için iyi şans almaktadır. Oboo aynı zamanda yıl boyunca yakın aile veya aşiretlerin yerel ruhun ve ayrıca Gök Baba, Toprak Ana ve diğer Şamanist ruhların onuruna kutlama yaptığı birkaç törenin uygulandığı yerlerdir. Oboo'lar sadece dağları temsil etmiyor, ama aynı dağların Tenger'e daha yakın ve dolayısıyla ruhsal açıdan daha güçlü sayıldığı gibi, yukarı gösteren şekilleriyle sema ve dünya arasında yakın bir buluşma yerini temsil ediyorlar.           
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATABEK
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 17 Kasım 2009, 10:19:00 »

Ruh Alemi
Moğol Şamanların dünya görüşlerinde ruh alemi ruhların farklı bir özleri olması dışında  fiziksel alemden fazla farklı görülmemektedir. Hatta, doğal ve ruhsal alemlerinin ayrımı biraz keyfi bir görüştür çünkü ruhlar her yerde her şeyin içindedir. Ruhların bedenli varlıklardan farlı özellikleri vardır, onlar istediklere yere çok hızlı bir şekilde uçabilirler ve çok uzak mesafede, geçmiş veya gelecekteki şeyleri görüp hissedebilirler. Batılıların telepati veya psişik yetenek dedikleri şey insanların içinde bulunan ruhların yeteneklerini kullanarak şeyleri sezmeden başka bir şey değildir. Güçlü rüzgar tayı olan insanlar özellikle psişik güçlere vardır, çünkü rüzgar tayı psişik enerjiyi yükseltir. Şamanlar düzenli olarak ritüelleri sırasında ruhların özelliklerini üzerine alırlar ve utha ve diğer yardımcılarının desteğiyle başak yerlere uçabilmekte veya uzakta veya ruh aleminde olan şeyleri algılayabilmektedirler.     
 
Kişide Birden fazla Ruh Olması
Bütün insan ve hayvanlar birden fazla ruha sahiptir; bir fiziksel bedende mekan edebilmek için birkaç farklı ruhun bir arada bulunması gerekiyor. Bütün Sibirya ve Moğolistan boyunca insanın en az üç ruha sahip olması gerektiği inanılır. Samoyed gibi bazı topluluklar bu sayının daha fazla olduğunu, kadınlarda dört ve erkeklerde beş olduğu inanılır. Hayvanlar da her biri reinkarne eden iki ruha sahiptir: beden ruhu ami ve suns ruhu.  Bundan dolayı av hayvanları bölgelerine tekrar tekrar dönen ruhlara sahiptir ve bundan dolayı gücendirilmemelidir. İnsanlar aşağıdaki üç ruha sahiptir (kolaylık açısından sadece Moğol terimleri veriyorum):
•   Suld ruhu, ölümden sonra doğada kalır
•   Ami ruhu, reenkarne eder
•   Suns ruhu, reenkarne eder
Üç ruh bedeni saran enerji alanında bulunur. Üç ruh arasında, yaşama en kritik olan suld ruhudur. Eğer bedenden ayrılırsa ölüm hemen hemen kaçınılmazdır. Diğer iki ruh herhangi bir zarara neden olmadan fiziksel bedenden geçici olarak ayrılabilir. Canlı bir varlık küresel bir enerji alanını işgal eder. Kürenin yedi çakraya tekabül eden yedi deliğin kesiştiği dikey bir ekseni vardır.  Suld ruhu bu bölgede bulunan küçük bir tenger vasıtasıyla Gök Baba ile direkt bir irtibat bulunan başın tepesindeki taç bölgesinde bulunur. Diğer iki ruh beden eksenindeki deliklerden girip çıkar. Tam dengeli olabilmeleri için suns ve ami ruhları hep eksenin zıt taraflarında bulunmaları gerekir. Biri heyecanlandığı zaman ruhların yedi delikten dolaşımları hızlanır, bu da kalbin atışlarının hızlanmasına ve yükse enerji ve gerilim hissine neden olur. Ami veya suns ruhlarının dengesi ruhsal bir saldırı veya fiziksel travmayla bozulabilir. En ciddi durumlarda ami veya suns bedenden dışarıya atılabilir ve bu uzun süre devam ederse hastalığa veya zihinsel dağınıklığa sebep olabilir. Ruh kayıplığı veya dengesizliği durumunda düzeni tekrar tesis etmek üzere bir Şamanın yardımına gerek vardır. Ruhların gücü kişinin sahip olduğu  hiimori (rüzgar tayı) miktarına orantılıdır. Farkındalık (setgel) göğüs bölgesinde odaklanmaktadır. Beyin her ne kadar bedensel işlevler için önemli görülürse de, bilincin nihai merkezi göğüstür.   
Suld üç beşeri ruh arasında en bireyselleşmiş olanıdır. Sadece bir kez bir fiziksel bedende mekan eder. Ölümden sonra bir süre bedenin etrafında bulunur ve bazı topluluklar bu ruhlar yardım ve korunma için yakın tutmak üzere kalabilecekleri ongon ruh evleri yaparlar. Yaklaşık olarak sekiz nesil sonra suld bir doğa ruhuna dönüşür. Suld hiç bir geçmiş yaşam deneyim taşımaz, dolayısıyla birisini diğer insanlardan ayırt eden özellikleri geliştirir. Karizma ve itibar güçlü bir suld ruhunun belirtilerdir, bundan dolayı suld, dağ ve ağaçların ihtişamını belirtmek için de kullanılır.
Ami bedene dirilik veren ruhtur. O solunum, amisgal ile ilgilidir. Ölümden sonra, sema ve dünya arasında bir kuş şeklinde beklediği Dünya Ağacına döner. Ami ruhları akrabaları arasında tekrar doğma eğilimindedir. Ami, onları doğum anında bedenlere girmek üzere ruh atları, omisi murin üzerinde gönderen rahim tanrıçası Umai'nin koruması altındadır. Ami, bir hastalık anında geçici olarak bedenden çıkmış olsa da, ami ölümden önce sürekli olarak bedeni terk etmez.   
Suns ruhu, suld ruhu gibi kişiliğin gelişmesine katkıda bulunur, ama aynı zaman geçmiş yaşamların birikimini de taşır. Suns, enkarnasyonlar arasında alt alemin bir sakinidir, ama dost ve akrabaları bir hayalet şeklinde ziyaret edebilir. Alt alemin efendisi Erleg Han suns için sorumludur ve ne zaman ve nerede doğacağını tayin eder. Eğer bir ruh dünyada yaşamı boyunca içi fesat olup büyük kötülük yapmışsa, onu ruhların sonsuza dek yok edildiği (helak) alt alemin bir kısmı olan Ela Guren'e gönderebilir. Suns ayrıca bedeni terk edip alt aleme girebilir, bu durumda bir Şamanın ruhu geri getirmek için Erleg Han ile müzakereye girmesi gerektirebilir.     
İnsanları oluşturan ruhlar üçlemi üç aleminin özlerinin karışımı olarak görülebilir. Suld en çok bu dünya ile bağlantılıdır, çünkü başka bir yerde yaşamaz. Ami, Dünya Ağacında yaşar ve neredeyse bir üst alem varlığıdır. Suns'un alt aleme ait olduğu açık ve kesindir. Fiziksel bir varlık olabilmek için çok sayıda ruha sahip olma gereği, canlı fiziksel bir varlığın birden fazla aleme ait ruhlarının kesişmesini temsil ettiğini ima etmektedir. 
 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.247 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.