Yeni Hayat ve Yeni Kıymetler
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Kasım 2019, 08:46:15


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yeni Hayat ve Yeni Kıymetler  (Okunma Sayısı 3104 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Altan Beğ
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 69


Site
« : 04 Nisan 2011, 21:25:40 »

   Biz siyasî inkılâbı yaptıktan sonra ikinci bir vazifenin önünde kaldık; sosyal inkılâbı hazırlamak!... Siyasî inkılap, meşrutiyet düzeneğinin hükûmete tatbiki demek olduğu için, elde edilmesi pek kolaydı. Fakat sosyal inkılâb fizikî bir iş ile değil, uzvi bir tekâmülle hâsıl olabileceği için çok güçtür.

   Siyasî inkılâbın yapılması için hürriyet, eşitlik, kardeşlik gibi meşrutiyetin ruhunu temsil eden kuvvet fikirlerin yayılması yeterdi. Hâlbuki sosyal inkılâb, kuvvet-hislerin gelişme ve yükselmesine bağlıdır. Fikrilerin kabûl ve reddi, zihnin irâdesi içindedir. Hisler, yüzyıllarca süren sosyal alışkanlıkların izleri olduğundan, kolayca başkalaşamaz. O hâlde sosyal inkılâb, bundan sonra bütün kuvvetimizle çalışacağımız, en güç ve en uzun bir savaşmadır.

   İçimizde Müslüman olmayan unsurlar var. Bunlar eskiden beri siyasî hayattan uzak bulundukları için, yalnız iktisadî hayat yaşamışlar. Hükûmetimiz her unsuru kendi cemaat teşkilâtında serbest bıraktığından, bu husûsî teşekküller sosyal teşebbüslerin anası olmuş, bu suretle Müslüman olmayan vatandaşlarımızda, eskiden beri iktisâdî teşebbüslere, sosyal teşkilâtlara büyük bir kâbiliyet husûle gelmiş.

   Siyasî inkılâptan sonra, sosyal bir inkılâba lüzûm olduğunu hepimiz birlikte bahsettiğimiz zaman, Müslüman olmayan vatandaşlarımız iktisâdî ve sosyal hayatlar içerisinde böyle müsâit bir vaziyete sahiptirler. Siyasî meşguliyetler biz Müslümanları iktisâdî ve sosyal hayatlar itibariyle pek zayıf bırakmıştı.

   Sosyal inkılâb ne demektir?

   Eski hayatı beğenmeyerek, yeni bir hayat yaratmak.

   Bilirsiniz ki, hayat tabiri çok umumî bir mânâya gelir. Bir kelime içinde iktisat, âile, bediiyat, felsefe, ahlâk, hukuk, siyaset gibi, bütün hayatlar da vardır. Yeni hayat demek, yeni iktisat, yeni âile, yeni bediiyat, yeni felsefe, yeni ahlâk, yeni hukuk, yeni siyaset demektir.

   Eski hayatı değiştirmek, iktisat, âile, bediiyat, felsefe, ahlâk, hukuk, siyaset husûsiyetleriyle yeni bir yaşayış yaratmakla kâbil olabilir.

   Yine bilirsiniz ki, bir hayatın mâhiyetini açıklayan Amiller, onun desteklediği kıymetlerdir.

   Eski hayatın kendine mahsus iktisat kıymetleri olduğu gibi, âile, bediiyat, felsefe, ahlâk, hukuk, siyaset, kıymetleri vardır. Eski hayatı beğenmemek, bu kıymetleri takdir ve itibarlandırmamak demektir. Yeni bir hayat yaratmaya çalışmak, bu şubelerin her birine ait hakikî kıymetleri aramak ve onlara değer vermek mecburiyetindedir.

   Yeni hayatı gaye kabûl edenler, bu hakikî kıymetleri arayan gençlerdir. Yeni hayat anlaşılmak için, bu hakikî kıymetlerin bilinmesi lâzımdır. Acaba bu kıymetler bilinmekte midir?

   Bu soruya kesin bir cevap vereceğimize hükmederseniz aldanırsınız. Önce bilmelisiniz ki, bir kıymet idrak olunduğu dakikada takdir olunur. Takdir olunduğu dakikada da itibar bulur. Ve o andan itibaren hayatımızda hüküm sürmeğe başlar. O hâlde hakikî kıymetlerin şimdiden bilinmiş olması, onların şimdiki hayatımızda hâkim bulunması demektir.

   Böyle bir şey farz ettiğimiz takdirde, yeni hayata ve yeni kıymetlere ne lüzûm var? Eski hayatımızın kıymetleri en doğru kıymetlerdir; sosyal inkılâba lüzûm yoktur!..

   Biz eski hayatı ve eski kıymetleri beğenmiyoruz. Yeni bir hayat ve yeni kıymetler istiyoruz. Demek, henüz tanımadığımız bir çok kıymetler var. Yeni bir hayat var ki, biz henüz onu yaşamak değil, tasavvur bile etmemişiz! Siz diyeceksiniz ki, şimdiye kadar yaşadığımız ve henüz tasavvur bile etmemiş olduğumuz muammalı bir hayattan ne anlaşılır? Ve bu hayatı terkip eden bilinmeyen kıymetleri düşünmekten ne fayda hâsıl olur?

   Bu itirazınız biraz mantıklıdır. Fakat ruhî değildir! İnkâr edilemez ki, bu ana kadar insanlığı yükselten biricik amil, ülkülerdir. Ülküler belirsiz ve bilinmeyen bir takım gâyelerdir ki, insanları ancak belirsizlerindeki cazibe ile bilinmezliklerindeki sihirle sürüklenmişler, ileriye doğru götürmüşlerdir.

   Bâzı kere bu gâyeler aranılmayan, hatıra getirilmeyen, muvaffakiyete yol açmıştır. İşte size iki misâl: Simyayı arayanlar kimyayı buldular. Yıldızlardan kehânet ile uğraşanlar gök bilimine ait hakikatleri keşfettiler. Haçlılar ordusu mukaddes toprağı zapt etmek isterken, Arap medeniyetini ganimet aldı. Sosyalizm, feminizm gibi belirsiz gâyeler sosyal adâletin, sosyal hürriyetin kuruluşuna hizmet etti.

   Evet, bazı sosyalistler, bâzı feministler gâyelerini apaçık bir surette tâyin etmişler, birer hayâli ütopya tasavvur eylemişler. Fakat açık bir surette görüyoruz ki, sosyalizmin, feminizmin sosyal hareketleri bu hayâli ütopyalara doğru gitmiyor; evet, sosyalizm hareket ediyor, feminizm yürüyor; fakat nazariyecilerin muhayyilelerinde inşa ettikleri kuruntuya dayanan cennetlerinde uzaklaşarak!..

   Yeni hayatçılar, kuruntuya dayanan şeyler arkasında konuşan bu nazariyeciler gibi, birer hayâli ütopya tasavvur etmeyecek, belli bir izlenimle apaçık bir gâyeye doğru gitmeyecek! Yeni hayat bir harekettir, hem de belirsiz ve dalgalı bir harekettir; bu hareketin bizi hangi hedefe götüreceği, ne gibi neticeler doğuracağı şimdiden bilinemez, kestirilemez.

   Yeni hayatın gâyesi malûm değil, izlencesi yok; fakat muntazam bir usûlü var. İzlence geleceğin bütün safhalarını gösteren peygamberce bir keşfî gerektirir. Zâten geleceğe ait bir fikri doğmadan önce keşfettiği için, izlence adım almıştır. Usûl bunun gibi mağrur değildir. Yükseklerde uçmaz. İlimlerin usûlleri var, izlenceleri yoktur.

   Çûnki ne gibi hakikatler keşfedeceğini önceden kesin bir surette tasarlamaz. O muntazam bir usûle sahiptir ki, yalnız onu tâkip eder. Hakikatler de yavaş yavaş meydana çıkar.

   Yeni hayatın usûlü:
   Yeni hayatçılar, başlangıçta emeklerini parçalamışlardır. Hayatın her safhasına ait kıymetler, muhtelif araştırıcılar tarafından husûsî eserlerde tekyazı ilerde tetkik olunacaktır.

   Hiçbir araştırıcı kendi inanışlarını, yeni hayatın kesin hakikatleri suretinde göstermeyecek, takdir, hattâ itibar olunacak yeni kıymetler ancak, geçici ve geliştirici mâhiyetleri haiz olacak! Kesin kıymetler iddiâ etmemek, yeni hayatın en mühim yöntemidir.

   Yeni hayata ait kıymet taslakları, on paralı;k (ucuz) kitaplarla tamim olunacaktır. Bunlar hakikî kıymetlerin birer eksik taslakları olmakla beraber, eski kıymetleri tercih edilir olduğu için, kuvvetli bir surette takdir ve itibar edilecektir.

   Yeni hayata dair incelemeler, en yeni ameli ve felsefî nazariyelere dayanacak, mümkün olduğu derecede kendince inanışlardan kaçınacaktır. Yeni hayat kitaplarını yazacak bütün aydın gençlerimizdir.

   İhtisası olduğu bölümlere dâir birer kitapçık yazmayı her gençten rica olunacak ve ferdin kanaati muhterem tutulacaktır.
   
   Yeni hayatın usûlünü biraz daha açıklayalım:
   Doktar Isnar: Her şey ilimledir ve insanlık içindir. (Tout par la science et pour I'humanite) diyor.

   Yeni hayat bugünkü insanlığı milliyet kavramında belirmiş gördüğü için, bu yöntemi "her tekâmül ilimledir ve vatan içindir" şekline sokuyor. Yeni hayatçılar birinci vazifesi edebiyat, ilim ve felsefe vasıtalarıyla Osmanlılığın kuvvetlenmesini, yükselmesini temin etmektedir; yeni hayat maddî bir yaşayış değil, millî bir yaşayıştır.

   Yukarıda Müslüman olmayan vatandaşlarımızın iktisâdî teşebbüsler ve sosyal teşkilâtlar husûsunda bizden daha tecrübeli olduklarını söylemiştik. Şimdi de onlar için, daha müsaadeli olan bir hâli açıklayacağız.

   Müslüman olmayan vatandaşlarımız yeni bir hayat yaşamak için, onu uzun uzadıya aramaya hiç ihtiyaç görmediler. Avrupa milletlerinin medenî hayatı, onlar için, hazır elbise mağazalarında satılan hazır bir kab gibi uygun gelmişti.

   İçimizdeki eksen Rumlar, Ermeniler, Bulgarlar derhâl Avrupalıların bütün medenî âdetlerini, sosyal mizaçlarını kabûl ettiler. Biz İslâmlar, hayatımızdaki husûsiyetten dolayı medeniyetin bu hazır kaideleri, basma kalıp yaşama usûllerini taklit edemezdik. Bizim için ısmarlama elbise kâbilinden ölçümüze uygun yaşama usûl ve kaideleri lâzımdı. Bu vatandaşlar, eski hayatı terk eder etmez, Avrupa hayatını örnek kabûl ettiler.

   Biz ayrı bir ümmet olduğumuz için, bu örneği kopya etmeye meyletmedik. Kendi kafamızdan yeni bir medeniyet yaratmaya lüzûm gördük. Ve bu lüzûmun sevkiyledir ki, yeni hayatı tasavvur ettik. Yeni hayat yaratılacak bir hayat olacaktır. Yeni kıymetler Osmanlılığın ruhundan doğacak iktisat, âile, bediiyat, felsefe, ahlâk, hukuk, siyaset kıymetleridir. Osmanlılık yeni bir medeniyet yaratabilmek için, yeni bir âile, yeni bir bediiyat, yeni bir felsefe, yeni bir ahlâk, yeni bir hukuk, yeni bir siyaset kurmağa çalışacaktır. Bu millî irfanlar sâyesinde Osmanlılığın millî medeniyeti, Avrupa medeniyetlerine özendirmeler ilham edecektir.

   Müslüman olmayan vatandaşlarımızın iktisâdî, sosyal hayatları itibariyle bizden daha müsâit bir vaziyette olduklarını söylemiştik. Bu fikir tamamiyle doğru değildir. Onlar anacak yeni hayata ait iktisat ve içtimaiyat daha kâbiliyetlidirler. Biz yeni hayat girmek için, yeni ilimlerin ve yeni felsefenin meşalelerine müracaat edeceğimiz için, hayatın bütün safhalarında kabûl edeceğimiz meslekler daha muasır olacaktır. Meselâ, biz iktisatta küçük sanatlara tenezzül etmeyecek, doğrudan doğruya fabrikacılığa teşebbüs edeceğiz. Denizlere hâkim olmak için, ticaret gemilerinin en mükemmeline sahip olacağız. Sosyal hayatımız cemaat esasına dayanmayacak, hür irâdelerin mahsulü olan yardımlaşma ve teşkilâtlanma esaslarına dayanacak. Medenî hayatın her safhasında en yeni nazariyelerden, hakikatlerden istifâde edeceğiz.

   Onlar Avrupa hayatının tereddütsüz taklitçisidirler. Biz yukarıda anlattığımız gibi, yeni bir medeniyet hayatı yaratacağız. Hakikî kıymetleri arayacak, bulacak ve değerlendireceğiz. O hâlde içtimaiyat öteki vatandaşlarımızın bizden daha müsâit bulunduğu yalancı bir hakikatmiş. Yeni hayat başlarını parlak ve bizi sönük gösteren bu gibi yalancı hakikatlerin bu gibi foyalarını meydana koyacak. Gösterecek ki, Avrupa medeniyetleri çürük, hasta, bozulup kokmuş esaslar üzerine dayanmıştır. Bu medeniyetler yıkılmağa, çökmeğe mahkûmdur. Hakikî medeniyet, ancak yeni hayatın gelişmesiyle başlayacak olan Türk Medeniyetidir. Türk ırkı, diğer ıraklar gibi, ispirtoyla, keyfiyet ve eğlenceye aşırı düşkünlükle bozulmamıştır. Türk kanı şanlı muharebelerde çelikleşmiş, gençleşmiştir.

   Türk zekâsı, başka zekâlar gibi, çürüyüp dökülmeğe başlamamış, Türk hassasiyeti başka hassasiyetler gibi, kadınlaşmamış, Türk irâdesi başka irâdeler gibi, zayıflamamıştır. Geleceğin hâkimiyeti, Türk mukavemetine vaat edilmiştir.

   Alman felsefecisi Nietzschenin hayâl ettiği üstün insanlar, Türklerdir. Türkler her yüzyılın yeni inananlarıdır. Bundan dolayıdır ki, yeni hayat gençlerin anası olan Türklükten doğacaktır.)

   İşte Genç Kalemler'in yedi sekiz sene evvel ortaya attığı cereyan budur. Bunun sonran nasıl şekiller aldığını gelecek makalelerde göstereceğiz.


(Genç Kalemler, Yıl: 1, Sayı: 8)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.083 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.