ORHUN YAZITLARI'NIN BULUNUŞ ÖYKÜSÜ(TİYATRO)
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 07:18:24


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ORHUN YAZITLARI'NIN BULUNUŞ ÖYKÜSÜ(TİYATRO)  (Okunma Sayısı 5374 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« : 28 Temmuz 2011, 20:38:17 »

                                 (TİYATRO)

                     Orhun Yazıtları’nın
               Bulunuş Öyküsü


 Anlatıcı: Yıl 1709, İsveçli subay Strahlenberg, Paltova Muharebesi’nde
Ruslara esir düşmüş ve yargılanması için bir mahkeme kurulmuştur…

  Mahkeme heyeti, kararını vermek üzeredir.,

(Anlatıcı çekilir; hemen yan tarafta üç kişiden oluşan bir mahkeme heyeti
kurulmuştur.)


   Mahkeme Başkanı: Gereği düşünüldü! (Sanık ayağa kalkar, yanında iki
asker vardır.) Mahkememiz, esir subay Strahlenberg’in Sibirya’ya sürgüne gönderilmesine
oy birliğiyle karar vermiştir.

  (Askerler, sanığı dışarı çıkarır.)

  Anlatıcı: Strahlenberg sürgünde 13 sene kalır, bu süre içerisinde bütün Sibirya’yı
karış karış gezer, her bölgeyi tanır. Bu esnada, buralardaki bazı dikili taşlar
onun dikkatini çekmiştir. Taşlara yaklaşır.

  Strahlenberg: (Heyecanlanarak) Aman Tanrım, bu dikili taşlar da neyin
nesi böyle? Üzerinde bazı yazılar var, ne yazıyor acaba… Okuyamadım; ama
zannediyorum, bunlar çok önemli yazıtlar olmalı. Hatta karanlık bir döneme
ışık tutabilecek vesikalar olmalı. (Yazıtlara bakakalır, sonra sahneden çıkar.)

  Anlatıcı: Evet, 13 yıllık bir esaretin ardından Strahlenberg serbest kalır; ülkesi
İsveç’e döner. Sibirya’da geçirdiği yılları ve özellikle de dikili taşları, anılarını
topladığı eserde anlatır. Bu kitap Avrupalı bilim adamlarına ulaştığında
onlar da dikili taşlardan haberdar olurlar. Bunun üzerine bilim adamları çok heyecanlanırlar.
Sibirya bölgesine heyetler hâlinde inceleme gezileri düzenlerler.

  (Heyet, yazıtların bulunduğu bölgeye ulaşmış ve dikili taşları incelemeye
başlamıştır.)


1. Kişi: (Hayretler içerisindedir.) Bu yazıtlar olağanüstü. Bence bunlar, karanlıkta
kalmış birçok gerçeği aydınlatacak ve gün yüzüne çıkaracaktır.

2. Kişi: Taşlar üzerine kazınmış yazılar… Çok ilginç bir alfabe sistemi var,
acaba bunlar Runik yazısı mı?

3. Kişi: Kim bilir kaçıncı yüzyıldan kalma eserler?.. Bunları günümüzde
kim okuyabilir ki?

1. Kişi: (Karamsarlığa kapılarak) Bence hiç kimse okuyamaz, bu işin altından
kimse kalkamaz.

2. Kişi: Hemen karamsarlığa kapılmayın, ben bu yazıyı okuyabilecek iki
kişi tanıyorum: Danimarkalı Thomsen ve Alman Radloff.

3. Kişi: Tabii ya, Thomsen ve Radloff… Neden aklıma gelmedi ki? Öyleyse
yazıtların fotoğraflarını çekip onlara götürelim ve hangisinin daha önce okuyacağını
görelim.

Anlatıcı: Vesikalar Thomsen ve Radloff’un eline geçer ve her iki Türkolog
da yazıtların dilini çözmek için kolları sıvar. Birbirleriyle yarışırcasına “gece uyumadan,
gündüz oturmadan” çalışırlar. Nihayet Thomsen 1893 yılında Orhun
Yazıtları’nı okuyarak Türk milletinin sonsuz minnettarlığını kazanmıştır.

(Sahnenin yan tarafında bir masaya oturmuş olan Thomsen, vesikalar üzerinde
çalışmaktadır.)


Thomsen: Bu harf ne kadar da sık kullanılmış, acaba ne olabilir? Az kaldı,
okuyacağım… Aslında bu kadar sık kullanıldığına göre bir ünlü olmalı. “A”
desek nasıl olur? İlk kelimede de geçtiğine göre… (bağırarak) Tamam, ilk kelimeyi
buldum: Tanrı!
Anlatıcı: İlk kelime okunduktan sonra, gerisi çorap söküğü gibi gelmişti.
Anlaşıldı ki bu bengi taşlar, Türk milletinin yazılı ilk kaynaklarıydı; Tonyukuk,
Kültigin ve Bilge Kağan adlarına diktirilmişti. Orhun Yazıtları’nın önemi, zamanla
daha da iyi anlaşıldı; bu yazıtlar üzerine çok şey yazıldı çizildi. Bakın değerli
Türkolog Muharrem Ergin Orhun Yazıtları’nı nasıl tarif ediyor:

(Muharrem Ergin sahneye girer.(Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://tr.wikipedia.org/wiki/Muharrem_Ergin
)
)

Anlatıcı: (Muharrem Ergin’e sorar) Hocam, bize Orhun Yazıtları’nı tanıtır
mısınız?

M. Ergin: Orhun Yazıtları; Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk
Türkçe metin... İlk Türk tarihi… Taşlar üzerine yazılmış tarih... Türk devlet adamlarının
millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması. Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri.
Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün
büyük vesikası. Türk askeri dehasının, Türk askerlik sanatının esasları. Türk gururunun
ilahi yüksekliği. Türk feragat ve faziletinin büyük örneği. Türk içtimai hayatının
ulvi tablosu. Türk edebiyatının ilk şaheseri. Türk hitabet sanatının erişilmez
şaheseri. Hükümdarane eda ve ihtişamlı hitap tarzı. Yalın ve keskin üslubun şaşırtıcı
numunesi. Türk milliyetçiliğinin temel kitabı. Bir kavmi bir millet yapabilecek eser.
Asırlar içinden millî istikameti aydınlatan ışık. Türk dilinin mübarek kaynağı. Türk
yazı dilinin ilk, fakat harikulade işlek örneği. Türk yazı dilinin başlangıcını miladın
ilk asırlarına çıkartan delil. Türk ordusunun kuruluşunu en az bin iki yüz elli sene öteye
götüren vesika. Türklüğün en büyük iftihar vesilesi olan eser. İnsanlık âleminin sosyal
muhteva bakımından en manalı mezar taşları…
(Sözünü bitirir ve sahneden çekilir)

Anlatıcı: İşte, hocamız yazıtları böyle tanıtıyor. Orhun Yazıtları her ne kadar
Türk dilinin bilinen ilk yazılı ürünleri olsa da gelişmiş ve işlenmiş bir dil yapısına
sahiptir. Yazıtların bazı yerlerinde yalın, keskin ve ihtişamlı bir üslup kullanılırken,
bazı yerlerinde ise lirik bir dil kullanılmıştır. Şimdi, Türk Dili ve
Edebiyatı Bölümünde okuyan öğrenciler, sizlere Orhun Yazıtları’ndan bazı bölümler
aktaracaktır, dinleyelim:

(Öğrenciler metin okumak üzere sırasıyla içeri girer)

1. Öğrenci: (Girer, coşkulu bir müzik verilir.) Tanrı gibi gökte olmuş Türk
Bilge Kağan, bu devirde tahta oturdum. Sözümü sonuna kadar dinle! Önce kardeşlerim,
çocuklarım; bütün soyum, milletim; güneydeki şadlar, apalar; kuzeydeki Tarkanlar, buyruk
beyler; Otuz Tatar, Dokuz Oğuz beyleri… Bu sözümü iyice işitin ve dinleyin: Doğuda
gün doğusuna, güneyde gün ortasına kadar; batıda gün batısına, kuzeyde gece
ortasına kadar… Bu alan içindeki millet hep bana bağlıdır. Bunca milleti hep düzenledim,
artık kötülük yok. Türk kağanı Ötüken Ormanı’nda oturdukça ülkede sıkıntı yok.


2. Öğrenci: (Girer, hafif bir müzik verilir.) Üstte mavi gök, altta kara yer yaratıldığında
ikisi arasında insanoğlu yaratılmış. İnsanoğlunun üstüne atalarım Bumin
Kağan, İstemi Kağan hükümdar olmuş. Hükümdar olup, Türk milletinin ilini, töresini
tutmuş ve düzenlemiş. Dört bir yan hep düşman imiş. Ordu sevk edip dört bir yandaki
milleti hep almış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş.


3. Öğrenci: (Girer, lirik bir müzik verilir.) Kardeşim Kültigin vefat etti. Ben
düşündüm. Görür gözüm görmez oldu, bilir aklım bilmez oldu… Düşündüm, Tanrı
ebedî olarak yaşar, insanoğlu hep ölmek için yaratılmış. Öylece düşündüm… Gözden
yaş gelse önleyerek, gönülden çığlık gelse geri çevirerek düşündüm.
Anlatıcı: Türkçenin ele geçen yazılı ilk ürünleri olan Orhun Yazıtları, bugün
dünya üzerinde kullanılan bütün Türk şivelerinin kaynağını oluşturmaktadır.
Taşlara kazınarak bugüne ulaşan bu eserleri ne kadar iyi tanırsak Türk diline o
kadar sahip çıkmış oluruz. Unutmayalım ki Türkçemiz, bizim ses bayrağımızdır;
o bayrak dünya üzerinde ebediyen dalgalanacaktır!


                                                     YRD. DOÇ. DR. M. FATİH ALKAYIŞ



                      KAYNAKÇA
Bengütaş Edebiyatı, Büyük Türk Klasikleri, I, s. 56-66, Ötüken yayınları, İstanbul.
Ergin, Muharrem (1998), Orhun Yazıtları, Boğaziçi yayınları, İstanbul.
Gabain, A. von, (1988), Eski Türkçenin Grameri, çev.: Mehmet Akalın, TDK yayınları,
Ankara.
Orkun, Hüseyin Namık (1936–1941); Eski Türk Yazıtları, I-IV, TDK yayınları, İstanbul.
Tekin, Talat (1995); Orhun Yazıtları, Simurg yayınları, İstanbul.
Tekin, Talat (2000); Orhun Türkçesi Grameri, Ankara.
Yalçın, Alemdar (2002); Tiyatro ve Canlandırma, Akçağ yayınları, Ankara.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #1 : 28 Temmuz 2011, 20:46:08 »

ORHUN YAZITLARI'NIN BULUNUŞU


          Orhun Kitabeleri’nin bulunması ve okunması, Türk kültür tarihi yönünden büyük önem arz eder. Orhun Kitabeleri Türkçenin, Türk tarihinin ve Türk edebiyatının ilk yazılı belgeleridir. Ayrıca Türk adının geçtiği ilk Türkçe metinler olması bakımından da önemlidir. Orhun Yazıtları ilk olarak 1709 Poltova Savaşı’nda Ruslara esir düşen İsveçli subay Strahlenberg tarafından 1722 yılında bulunmuştur. 1889 yılında ise Rus bilgin Yadrinsef (N. M. Jadrincev) tarafından gün ışığına çıkarılan kitabeleri 1893 yılında Danimarkalı dil bilgini Wilhelm Thomsen ( Vilyım Tomsın)’da okumuştur. Wilhelm Thomsen, kitabelerin tam tercümesini 1922 yılında yayımlamıştır. Kitabelerdeki yazıtlardan ilk olarak Tengri, Türk ve Kültigin kelimeleri okunmuştur. Bilge Kağan ve Kültigin yazıtlarının yazarı Kültigin’in atabeyi Yollug Tigin’dir. Tonyukuk yazıtının ise Tonyukuk’un kendisi tarafından kaleme alındığı ihtimali büyüktür.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
ULAK_ KURT
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 444



« Yanıtla #2 : 28 Temmuz 2011, 22:21:29 »

Bu öykünün ilk ( 6-8)  ve orta dereceli okullarda sahnelenmesi çok iyi olur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 29 Temmuz 2011, 01:22:36 »

Yunan mitolojisi, İngiliz edebiyatı, Rus edebi eserleri her yıl ısıtılıp ısıtılıp tiyatrolarda sahnelenir. Bir Türk tiyatrocunun aklına gelmez. Acaba Türk mitolojisi nasıl tiyatroya aktarılır diye. Aslında bir Türk Mitolojisi olduğundan bile bihaberdir bunlar. Öyle ya, Türkler ezelden beri barbar, savaşçı, bozkır insanı. Mitoloji kim Türkler kim? Bu algı ne yazık ki tüm sanatçı dediğimiz kişilerde mevcut. Aslında  Tengiz ve Kalkan kandaşımın sürekli bıkmadan usanmadan paylaştıkları, Taştaki Türkler, Orhun anıtları, hatta Atsız atamızın Bozkurtlar serisi bile Türk Mitolojisinini dünya üzerinde benzeri olmadığının kanıtıdır. Ama nedense kimse ilgilenmez. Kültür Bakanlıkları eski Türk tarihini hep görmezden gelir. Aslında otağımızda bile durum bu. Bu iletilere  birkaç kandaşımız haricinde kimse ilgi duymaz.
 
Kalkan Kandaşım çok özel bir şey paylaşmışsınız bizimle. Çok teşekkür ederim size.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ULAK_ KURT
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 444



« Yanıtla #4 : 29 Temmuz 2011, 13:37:58 »

Biz ancak Arapların  İsrail askerine  nasıl karşı koyduğunu sahneleriz.(Sincan-ANK).

İçinde Türk geçen bir eser sahnelenirse onun adı "Faşizm" olur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.06 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.017s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.