Orada bir K.rt var Uzakta !!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Kasım 2019, 14:29:49


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Orada bir K.rt var Uzakta !!  (Okunma Sayısı 7892 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
TANRI-KUT METE
Ziyaretçi
« : 11 Haziran 2010, 15:42:48 »

Bir K.rt’ün gözüyle olaylara bakmayı denedik mi hiç? Terör sorununun çözümünü burada aramak lazım. Onun gözüyle olaylara bakıp, onun gibi düşünürsek onun dağdan nasıl indirilebileceğinin çözümünü de bulmuş oluruz. Dağdan, Türkiye’ye değil, Kuzey Irak’a indirmekten bahsediyorum. Şu şekilde bir çözüm olabilir (Bu hikâyede geçen kişi ve olaylar tamamen hayal ürünüdür, Jiyan diye bahsedilen kişi k.rtleri, Türker ise Türkleri temsil ediyor);


Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı bir k.rt köyünde jiyan isimli bir k.rt yaşıyordu. Jiyan İlkokula giderken karlı yollardan geçiyor okulu çok uzakta olduğu için de uzun bir yol yürüyordu. (Şu halde Jiyan’ın sabretmeyi biliyor olması çok yüksek bir ihtimal. O zaman Jiyan’ın üzerindeki psikolojik baskı büyük olmalı ki onun sonu çabuk gelsin.)


Jiyan okula giderken yolda Pkk’lı teröristlerin duvarlara yazdıkları yazıları okuyor, okula vardığında da arkadaşlarının ağabeylerinin dağa çıktıklarında yaşadıkları olayları dinliyordu. Ve bu durum onu çok etkiliyor, büyüyünce o da dağa çıkmak istiyordu. ( Şu halde jiyan, ezildiği ya da k.rtçe konuşma özgürlüğü olmadığı için değil, koyun psikolojisiyle dağa çıkmış bir kişi. Yani davasına inanmış değil, özenmiş! O zaman demek ki jiyanın bu davaya bağlılığı sıkı değil ve en ufak güven sarsılmasında bile sanki köyüne geri kaçacakmış gibi duruyor)


Jiyan her sabah okulun önünde söylediği andımızın içinde geçen “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” sözlerinin farkında olmadan zaten bozuk olan kanını duyduğu iki süslü hikaye ile iyice bulandırıyor. Artık terörist olma tutkusu içinde yanıyor. Dağa çıkacak orada silah atışı yapacak ve Türk askerini vuracaktı. Dağda kızlarında olduğunu duymuştu. Kendisinin yüzüne bakılmayacak derecede bir çirkinliğe sahip olduğunu bildiği ve sosyal hayatta yer edinemeyeceğine emin olduğu için jiyan dağdaki dava arkadaşlarını gözüne kestirmişti. Jiyan belki küçüktü, ondan böyle düşünüyordu ancak 29 yaşındaki ağabeyi Aziz de aynı jiyan gibiydi. (Bu durumda jiyan varlığını Türk varlığına armağan edeceğini söyleyerek yalan söylemiş oluyor. Demekki jiyan yalanı da çok rahat bir şekilde yüzü kızarmadan ve ustaca söyleyebiliyor. Ayrıca jiyan, henüz k.rdistan hayallerini kurmadan kız ve silah hayalleriyle dağa çıkmak istiyor. Demek ki jiyan uçkuruna ve egolarına düşkün birisi. Gözünü bile kırpmadan dava arkadaşı olarak gördüğü, bir nevi asker arkadaşı olan yanındaki kıza çok rahat yeltenebilecek ve hatta ona tecavüz edebilecek bir kişiliğe sahip. Muhtemelen irade denilen kavramın adını bile duymamıştır.)


Jiyan bir gün babası Diyarbakır’da astsubay olan Türker isminde bir çocukla tartıştı ve Türker Jiyanı okulun çıkışında kapıda beklediğini söyledi. Jiyan Türker’in cesur bir çocuk olduğunu biliyordu. Daha önce 4 tane k.rdü birkaç saniye içinde yere sermişti. Ne yapmalıydı şimdi? Ahh şimdi dağda olacaktı ki Türker’e sessizce yaklaşıp onu uyurken sırtından vurabilecekti. İşte o zaman görürdü Türker. Ama yoktu jiyanın silahı. Dağda da değildi. Türker de uyumuyordu. O zaman hemen bir kulis yapmayı düşündü. Daha önce Türker’in hışmına uğramış 10 kadar kişiyi yalanlarla ve vaatlerle kandırıp yanına aldı ve bir Tanrı edasında okuldan çıktı. Yürürken çakıl taşları devriliyor, gözünden çıkan ateşle solucanlar deliklerinden çıkamıyordu. Öyle bir ihtişamı vardı ki koltuk altından çıkan bayıltıcı kokunun menzili 50 metreden 20 metreye düşmüştü. Türker ise okulun arkasında ceketini koluna almış tek başına jiyanın çıkmasını bekliyordu. Sonunda Jiyan ve gurubu köşeyi dönünce konuşmak için Türker’in yanına giderlerken Türker hiçbir söz etmeden jiyanın yanındaki arkadaşının burnunu kırıverdi. Tam ikinci kişiye yumruk atacaktı ki, bir baktı ortada ne ikinci, ne üçüncü, ne beşinci, ne de onuncu var. Hepsi yağız bir ata binen şövalye misali olay yerinden uzaklaşıyorlardı. Türker elinde tuttuğu burnu kırık çocuğun yakasını bıraktı. Ve çocuk yere yığıldı. ( Buradan da anlaşılabileceği gibi jiyan, bırakın başkasının davasını, kendi davasını bile satacak kadar ezik karakterli birisi. En önde kaçarken arkasından arkadaşlarının gelip gelmediğine bile bakmadan arkadaşlarını satıp olay yerinden uzaklaşmıştır. Bu da dağdaki k.rdistan davasını zora düştüğünde satacağı manasını taşımaktadır.)


Jiyan fakir ama onursuz bir ailenin çocuğuydu. Babası hırsızlıkla evini geçindirir, annesi de komşu erkeklere babası evde yokken çay yapardı. Ya da jiyana öyle söylüyorlardı. Bu çocukların hiç biri birbirine benzemezdi. Mesela jiyan, aynı iki yan binadaki Ali’ye benziyordu. Jiyan zaten evdeki 20 kardeşin arasında fark edilmezdi bile. Yemek sırası geldiğinde jiyan hep aç kalırdı. En çok yemeği ise alt komşuları olan Musa’ya benzeyen kardeşi yerdi. Jiyan sofradan hep aç kalkardı. ( Buradan anlaşılacağı üzere jiyan babası belli olmayan bir çocuk. Yani piç! Ama jiyanın, babası hırsızlıktan evi geçindirdiği için ve küçüklüğünden beri evin içinde it sürüsü gibi yaşadıkları için, az ve haram lokma yemeye alışkın bir bünyesi var. Bu durum jiyanın karakterini belirleyen en önemli noktalardan birisi. Ve kesinlikle çok önemli! )


Jiyan bu durumu yani sofradan aç kalkmayı onuruna yediremediği için 20 yaşına geldiğinde dağa çıkmaya karar verdi. Dağda aç kalmayacağını düşünüyordu. Dağa çıkmanın en güzel yanı da, kız kardeşlerini gözetlemek yerine dağdaki kız dava arkadaşlarını gözetleyecekti. Aslında jiyan kız kardeşini gözetlemekten rahatsızlık duymuyordu, onu rahatsız eden şey sürekli aynı kızı gözetliyor olmasıydı. Başka kızların hayaliyle yanıp tutuşur bir halde jiyan dağa çıktı. Ailesi jiyanın yokluğunu bir ay sonra fark ettiğinde artık çok geçti. O artık kendi deyimiyle gerilla olmuştu. Daha ne olsun, 80 yıl önce dağda maymunlarla çiftleşen atalarının düz ovaya indikten sonra, insanlık öğrendiği 10 bin yıllık tarihe sahip olan Türklere karşı savaşıyordu. Bunun övgüsü bile bütün duygulardan üstündü…



Evet kandaşlar Jiyan’ın, yani K.rtlerin düşünsel ve sosyal olarak tahlilini bu şekilde yapabiliriz. K.rtler’in dağa çıkış amaçlarını, dağdan beklentilerini ve dağdaki sonuçları bir araya topladığımızda K.rtlere yönelik yapılacak bir psikolojik harekâttan sonuç elde etmemek mümkün değil. Yukarıdaki tahlilden de anlaşılacağı üzere k.rtlerin dağdan beklentisi, karnını doyurmak, en büyük düşman olarak gördüğü Türklere karşı egolarını tatmin etmek, yeni kızlarla (kızlar da erkeklerle tanışmak için çıkarlar) tanışmak ve ezikliklerinin üzerini örtmek. Şu durumda Dağdan en büyük beklentileri olan karnını doyurma olayının çözümü nedir? PKK’ya silah ve yiyecek yardımı sağlayan tüm ülkeler ve sivil toplum örgütleriyle bağlantılar kurularak, tatlı dille ya da cebir ve şiddet kullanarak ikna yoluna gidilmeli. İkinci çıkış sebepleri olan Türklere karşı savaşma egolarını tatmin etmekse bu sorunun çözümü de çok basit. Sadece, tamamen profesyonelleştirilmiş özel askeri birlikler o bölgede operasyonlara katılacaklar ve muhteşem savaş sanatlarını icra edecekler. Böylelikle k.rtler Türklere karşı hiçbir zaman üstünlük elde edemeyecek, girilen çatışmalarda her zaman kaybeden taraf olmaya mahkûm edilerek psikolojikmen çöküntüye uğratılacaktır. Üçüncü tetikleyici olarak sayılabilecek kız meselesi ise ölüm tehlikesi ile yüz yüze kalındığında unutulacaktır. Unutulmamalıdır ki bir k.rtün canı ona göre her şeyden değerlidir, namustan bile! Son sebep olarak da eziklikten madem korkuyorlar. O halde büyük yaptırımlar getirerek ve bunları azınlık yasalarıyla destekleyerek, K.rtlerin Türkiye’de rahat edemeyeceği ve Kuzey Irak’a gitmeleri gerektiği fikrini onların beyinlerine yerleştirdikten sonra gitmeleri için tüm yardımlar yapılmalıdır. Bu ve bunun ayrıntılarla desteklenmiş şeklindeki uygulamalar gerçekleştirildiğinde, Türker’den, arkasına bakmadan kaçan Jiyan gibi kaçacaktır bu it soylular. Ancak, ilk paragrafta bahsettiğim üzere zorlu şartlar altında yetiştikleri için biraz zaman alması doğaldır. Zira zoru başarırız, imkânsız biraz zaman alır…

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 11 Haziran 2010, 15:58:54 »

Çok güzel kürtlerin yaşamlarını anlatman çok güzel, TANRI-KUT METE! yalnız kuzey ırak dediğiniz yer Turan coğrafyası içerisinde kaldığı için  o piçin yeri orası olamaz,bunları Irakta yeni bir hükümet kurarak,(bu hükümetinde saddamın akrabaları tarafından kurulması sağlanacak)  bu hükümete teslim edeceksin. İçlerinde Eli yüzü düzgün bulabilirsen bunlarıda iç hizmette (Barlarda,pavyonlarda konsümatrist.sasyal evlerde daimi görev vs.) kullanmak üzere ayıracaksın.
Bu itlerin Yer yüzünden silinmesi bence daha da güzel olur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Bozkurt Asena
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 296



« Yanıtla #2 : 11 Haziran 2010, 16:37:26 »

Bir düşmanı alt edebilmenin en iyi yolu kendini geliştirip ,kendini ondan üstün kılmaktan önce onu ondan daha iyi tanımak,nefes alıp verişinden ne yapmaya çalıştığını kavrayabilmekten geçer. Bunu başarmanın en iyi yöntemlerinden biri de empatidir. Tanrı-Kut Mete kandaşım'ın yapmış olduğu çözümleme bunun bir kanıtıdır.Fakat k*rtler öyle iğrenç yaratıklar ki insanın kendini onların yerine koyması bile çok büyük bir travma. Hal ve hareketleri,kendileri için doğru olarak seçtikleri yol çukurun bile alt seviyesinde olduğu için ırkların üstünde olan Türk Irkın'dan birinin kendini böyle pespaye,insan bozması ,moronların yerine koyması hiçte kolay bi hadise değil..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Delinse yer, çökse gök yansa kül olsa dört yan,
Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.
Yıldırımdan tipiden kasırgadan yılmayan,
Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz....

Hüseyin Nihal ATSIZ
TANRI-KUT METE
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 11 Haziran 2010, 16:45:39 »

Çok güzel kürtlerin yaşamlarını anlatman çok güzel, TANRI-KUT METE! yalnız kuzey ırak dediğiniz yer Turan coğrafyası içerisinde kaldığı için  o piçin yeri orası olamaz,bunları Irakta yeni bir hükümet kurarak,(bu hükümetinde saddamın akrabaları tarafından kurulması sağlanacak)  bu hükümete teslim edeceksin. İçlerinde Eli yüzü düzgün bulabilirsen bunlarıda iç hizmette (Barlarda,pavyonlarda konsümatrist.sasyal evlerde daimi görev vs.) kullanmak üzere ayıracaksın.
Bu itlerin Yer yüzünden silinmesi bence daha da güzel olur.

Ağabey onları oraya yerleştirdikten sonra sudan bir sebepten oraya girip savaş adı altında bu soysuzların soylarını kazıyacağız.. Bu anlattıklarımdan sonraki adım buydu Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ASENA-01
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 700



« Yanıtla #4 : 13 Haziran 2010, 13:41:09 »

Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı bir k.rt köyünde jiyan isimli bir k.rt yaşıyordu. Jiyan İlkokula giderken karlı yollardan geçiyor okulu çok uzakta olduğu için de uzun bir yol yürüyordu.
Şu halde Jiyan’ın sabretmeyi biliyor olması çok yüksek bir ihtimal. O zaman Jiyan’ın üzerindeki psikolojik baskı büyük olmalı ki onun sonu çabuk gelsin.)


Bu dediğin kısımda yanlışlık olduğunu düşünüyorum. Şöyle ki aynı durumda olan TÜRK çocukları da vardır. Tespitin doğru ama aynı durumda olan TÜRK çocuğu bu psikolojik baskıya maruz kalmıyorsa; burada şu gerçeği kesinlikle yazmamız gereklidir. Kırolar geçmişleri( sadece kabile olarak bir geçmiş var tabii!) itibariyle genlerden gelen (hayvanlarda da genler var!) bir özelliğe sahiptirler.  Bu da her zaman ihanete;  kendilerine ekmek veren ele nankörlüğe sahip olmalarıdır.
 Sen kırsal kesimde olan yapılanmayı anlatmışsın. Bahsettiğin kırolar kentler de nasıl bir ezilmişlik ise her devlet kurumunda yapılanmıştır. Cumhurbaşkanlık makamına oturanları vardır. Bunların bizden çaldıklarını düşündüğüm ve bizim unutup onların uyguladığı bir özellikleri vardır. Kesinlikle birbirlerini tutarlar. Ha korkaklıkları dediğin gibidir ama arkadan vurma tarzında da olsa birlik oldukları gerçektir. Hemşehrim mantıkları ve beraberinde getirdikleri sizler durumu aşağılık komplekslerinden gelmektedir.
Bu nedenle benim her zaman uyguladığım ve söylediğim sözü kesinlikle  uygulamalıyız. TÜRK TÜRK'Ü KORUMALIDIR! Düşününce bir TÜRK kendini adil olan her durumda zaten korur ama burada biz alçakça, haince, arkadan iş çevirenlerden söz ediyoruz. Kandaşlarımıza her zaman sahip çıkmalı, birlik olmalıyız. Tespitlerin için teşekkür ederin Tanrı Kut Mete kandaşım. T.T.K.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BENİ ANCAK TANRI YARGILAR!
TANRI-KUT METE
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 13 Haziran 2010, 14:03:37 »

Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı bir k.rt köyünde jiyan isimli bir k.rt yaşıyordu. Jiyan İlkokula giderken karlı yollardan geçiyor okulu çok uzakta olduğu için de uzun bir yol yürüyordu.
(Şu halde Jiyan'n sabretmeyi biliyor olması çok yüksek bir ihtimal. O zaman Jiyan'n üzerindeki psikolojik baskı büyük olmalı ki onun sonu çabuk gelsin.)


Kandaş burada demek istediğim, içinde bulundukları durumdan kaynaklanan bir psikolojik baskı değil. Anlattığım şey bu zorlu şarttan yetiştiği için yok edilirken de büyük bir psikolojik baskı uygulamak gerektiğidir.. Yanlış anlaşıldım sanırım..


Şehir yapılanmalarını da diğer kandaşlarımız yazar umarım.. Ben girişi yaptım devamını da hep beraber getirelim..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
AY_hanım
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 13 Haziran 2010, 14:05:37 »

Bu topluluk hedeflerine ulaştığı sürece gerisi önemli değildir. Ne yazıktır ki bunlarla aynı sıfatı taşımak zorunda olmanın sıkıntısını, utancını yaşamak mecburiyetindeyiz. Biz ömrümüzü adadığımız inançlarımızdan vazgeçemediğimize göre bunlarda bizim üzerimizden devletin onlara (hiç hak etmedikleri) tanıdığı sosyal statülerini korumaya devam edeceklerdir.

Ölümü göze alıp yola çıkanlar arkalarında bıraktıkları için ağlamazlarmış. Bizler hiçbir şeyin sonunu düşünmeden yola çıkan kahramanlarız. Veya kendimizi öyle zannediyoruz. Birilerinin bizim adımıza düşündüğünü, plan kurduğunu, hesap yaptığını nereden bilebilirdik ki. Herkesi kendimiz gibi bilme hatasına düştük. Geriye dönüp baktığımızda ise herkesin biz olmadığını görmek yıktı bütün duygularımızı ve inançlarımızı.

Ben gidiyorum demek kolaycılığı ne yetişme tarzımıza nede inançlarımıza doğru gelmeyen bir harekettir. O zaman doğru olan ben buradayım, burada doğdum burada öleceğim asıl gitmesi gerekenler sadece devletin çıkarları doğrultusunda sosyal statü verdiği topluluklardır. İnancını sağlam zeminlere oturtturanlar sarsılmadan yollarına devam edeceklerdir. Bizler yere sağlam bastıkça attıkları her adım statü meraklılarının yüreklerinde korku fidanının büyümesine neden olacaktır.

Ve unutulmamalıdır ki. KORKAKLAR HAİN OLUR.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ASENA-01
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 700



« Yanıtla #7 : 13 Haziran 2010, 14:10:31 »

TANRI KUT METE kandaşım haklısın, ben yanlış ifade etmişim, sonra yeniden baktığımda anladım ama değiştirmedim. Çünkü sonuçta benim yazdıklarımda doğru. Bizim ırk olarak üstünlüğümüzü dayanma gücü; devlete itaat gibi konular da  göstermesi için bıraktım. Şehir yapılanmasında da senin düşüncelerini beklerim. Kalemini durum ve çözüm konusunda karışıklığa neden olmadan kullanmışsın. Ben arada gerçekte olsa düşüncelerimi katarak durumu gösteremiyorum. Sende bu yetenek var. T.T.K.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BENİ ANCAK TANRI YARGILAR!
TANRI-KUT METE
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 13 Haziran 2010, 14:14:55 »

Haklısın ben yanlış anlamışım, sonra yeniden baktığımda anladım ama değiştirmedim. Çünkü sonuçta benim yazdıklarımda doğru. Bizim ırk olarak üstünlüğümüzü dayanma gücü; devlete itaat gibi konular da  göstermesi için bıraktım. Şehir yapılanmasında da senin düşüncelerini beklerim. Kalemini durum ve çözüm konusunda karışıklığa neden olmadan kullanmışsın. Ben arada gerçekte olsa düşüncelerimi katarak durumu gösteremiyorum. Sende bu yetenek var. T.T.K.

Rica ederim kandaş sağ olasın.. Zaman buldukça ve aklıma yeni fikirler geldikçe yazmaya çalışıyorum..

Irk olarak üstünlüğümüz zaten tartışmaya yer bırakmayacak şekilde gün yüzündedir.. Devlete olan sonsuz itaatinden zerre kaybetmemiş olan bu millet o devleti kendi elleriyle en yukarıya taşıyacaktır. Bu milleti zaten ondan seviyoruz ya biz..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Takiyyeci
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 151


« Yanıtla #9 : 13 Haziran 2010, 16:26:46 »

Bugünkü Türkiye sınırları içerisinde tarihten gelme bir karış Kürt yerleşim bölgesi yoktur. Çoğu her zaman 'Türkler Orta Asyadan geldiklerinde Kürtler Mezopotamya (Fırat ile Dicle arası) bölgesinde yaşıyorlardı' iddiasında bulunurlar. Yalan ve yanlış. Bu bölgede Türkler Kürt diye bir topluluk çıkmadan 900 yıldır varlardı. Ancak 1000 yılına kadar gelip yerleşenlerin tamamı Arap ve Fars unsurları arasında eridiler. Daha sonrakiler tutunmaya başladılar.

Bugünkü Kürtler özellikle Türkiye, Kuzey Irak ve Suriyedekiler etnik olarak Fars, Türk ve Arap karışımı bit topluluktur. Dilleri bakımından Farsların bir boyu olarak görülürler. Çeşitli lehçelerin farkları Türk, Fars ve Arap etkisi oranına bağlıdır. Etnik ve gerçek Kürtlerin çıkış noktası İran'ın Zagros dağlarıdır. Bugünkü İran Irak sınırı boyunca uzanır.

1 Türkün doğumuna karşı 10 Kürdün doğması yüzyıllardır Türkmen yurdu olan coğrafyaların bugün Kürt bölgeleri olmasını sağlamıştır. Yazılarımda ağırlıklı olarak mevcut Kürt istilasına yer veririm. Geçmişte ayrıntılı olak defalarca yazdığım gibi dün Erbil, Süleymaniye, Diyarbakır vs. nasıl kürtleşti ise bugünde Kerkük ve Mersine kadar olan Fırat'ın batısı hızla kürtleşiyor. Daha sonraki tehlike ise bütün Anadolunun kürtleşmesidir. Hiçbir devlet yetkilisi bu tehlikeye karşı bir önlem almıyor. Dün gelip Gaziantep'e yerleşenlerin Gaziantepliyim diyerek Gaziantep'e sahip çıkmalarını önlemek için ya vize uygulayacaksın tamamen yerleşimi önleyeceksin yada nüfusta kütük naklini kanunen yasaklayacaksın. 100 senede geçse kimin kütüğü nereden olduğu belli olmalı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.069 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.