Mahmut Esat Bozkurt - Atatürk İhtilali kitabından notlar
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Kasım 2019, 10:58:29


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mahmut Esat Bozkurt - Atatürk İhtilali kitabından notlar  (Okunma Sayısı 1749 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bögü:Alp
Atsız'ın İzinde
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.991


Döğüşen Türk, oyanan Türk, kalkan Türk!


Site
« : 17 Kasım 2015, 23:45:31 »

Mahmut Esat Bozkurt'un Atatürk İhtilali kitabından notlar:

Arkadaşlar!

Her şeyden önce, acunun Türk soyundan olan en büyük şefini, Gazi Mustafa Kemâl Hazretlerini ve onun yüksek şahsiyetinde Türk ihtilâlini sonsuz saygılarla selamlarım. Büyük şefim, ihtilâlin hukuk tarihini Türk gençliğine anlatmamı tensip buyurmuşlar. Bu çok ciddi işi Maarif Vekâletimiz bana bildirdiği zaman, Selçuk’ta çiftlerimin başında bulunuyordum. Yapıp yapamayacağımı düşünmedim bile. Kabul ettim. Hazırlanmağa başladım. Çünkü şef emredince, başarılmayacak bir iş olmadığına inancım vardır. Gazi Mustafa Kemâl, Türk milletinin önünde ilerleyen bir zafer bayrağıdır. Bu bayrak bu gün de, yarın da, öbür gün de bütün güçlükler üstünde yükselecek ve hep yenecektir. Ben, dünkü yeniş ve yenilişi yaşadım. Ben, dünkü yeneni ve yenileni gördüm. Yenen, hep yücelen, yücelen.. ve sonra, yayılan fırlamış alevden bir ok gibi karanlıkları yakan şef ile, Türk milleti idi. Yenilen, onun yürüyüşüne karşı koymak isteyen bütün bir dünya oldu! Yaklaşmakta olan yarınlar içinde yenecekleri ve yenilecekleri bu günden görüyorum. Yenecekler, dünkü yenenler, yenilecekler, gene büyük yürüyüşün önüne çıkmak isteyen bahtsızlar olacaktır. Bu kadar inanıyorum. Siz de inanınız! (Önsöz)

Atatürk, işleri nasıl başardığını soranlara her vakit şu karşılığı verirdi: "İşleri başarmak için en büyük hazine ve kuvvet Türk milleti idi. Olamaz diyenler, hazineyi görmüyorlar ve milletimizi tanımıyor, anlayamıyorlardı." (Sf. 75)

Türk böyledir. Onu demirlere vursalar, onun için teslim yoktur. Teslim almak vardır. (Sf. 109)

Atatürk birgün, ilk meclise istiklâl savaşlarının hesabını verirken, şu mütalada bulunmuştu: "Türk yenildi derslerse inanmayınız. Yenilen kumandandır." (Syf. 113)

Atatürk ölebilir mi? Türk milleti, Türk vatanı yaşadıkça o yaşayacaktır. Atatürkün öldüğü günlerde bir İngiliz gazetesi "Atatürk öldü, insanlık öksüz kaldı" diyordu. Hattâ insanlık yaşadıkça Atatürk yaşayacaktır. (Syf. 118)

Atatürk'ün yanında, tarihin büyükleri diye sayılan şu birkaç isim, inanarak söylüyorum, siz de inanınız; ufak tefek şeylerdir. Hele zamanımızda büyük geçinenler, hani şu bildiklerimiz, bunlar daha ufak tefek şeylerdir. Görüşlerimin imdi kalmaması için tarihin geçmiş büyükleriyle, Atatürk arasında küçük bir mukayese yapmak isterim:

Büyük İskender'i ele alıyorum.
Fakat İskender kimdir? Ve ne yaptı?

O, babası Filip'ten zamanın en kuvvetli ordusunu buldu. Dev gibi örgütlü bir memleket buldu. Egemen Makedonya'yı, dünyalara egemen kıldı. Hintlere kadar kuşattı. Nice şairler destanlar, nice filozoflar tarihler yazdı. Fakat sonu ne oldu?
İskender otuz, otuz bir yaşlarında gözlerini bir geçici dünyaya yumunca, koca imparatorluk sanki bir çocuğun eline teslim edilmiş kıymetli bir vazoya benziyordu. Çocuğun ayağı sürçmesiyle beraber tuz gibi dağıldı gitti. Ve İmparatorluk İskender'in generalleri elinde bir pars postu gibi parçalandı.
Mirasyedinin mirası böylece bitti, gitti.

Atatürk ne buldu? Ve ne yaptı?
Atatürk bir şey bulmadı.

Düşmana batıracak bir iğne, hukuk bakımından bağımsızlığına sahip bir vatan bile
bulmadı. Vatanın 'Sevr'le bağımsızlığı yok edilmişti.
Atatürk, bir şey buldu ki, bunu, öğüne öğüne her vakit söylerdi: Bu, Türk milleti, Atatürk'ün kanını taşıdığı millet idi.
Atatürk yalnız Türk milletine güvendi. Milletin davasını, millete dayanarak açtı.
Atatürk bir iğne bile bulmadı dediğim zaman, aşırı konuştuğum sayılmasın. O, davanın büyüklüğüne oranla bir iğne bile bulmadı. Düşmana batıracak süngü yoktu.
Lâmarinalardan, köylü kadınların bazlama saclarından süngü dövüldü. Bu bıçaklarla düşmana karşı konuldu. Bir aralık süngü yetiştirilemiyordu. Birinci İnönü savaşında bir kısım askerimiz taşla döğüştü. Sayın Milletvekili General Sıtkı'dan hadiseyi şöyle dinledim: Alay kumandanı düşmanın yaklaştığını ve fakat askerin döğüşmek için süngüsü olmadığını söylediği vakit, general şu cevapta bulunmuş:
''Bellerinde kuşak vardır. Yerde de Allah'ın taşı dolu. Doldursunlar, süngü yerine taş kullansınlar! Düşman yanaştığı zaman, bir kısım kuvvetlerimiz süngüye karşı taşla
döğüşmüşlerdir. Düşmanın başını taşla ezmişlerdir. Ve düşman savaş alanını bize bırakmıştır! Atatürk bu şartlar içinde Türk başbuğluğu yapmıştır. Türk ulusu da bu şartlar içinde savaşmış ve yenmiştir!
Böyle savaş olur mu? demeyiniz.
Böyle savaş kazanılır mı? demeyiniz.
Bunu başkaları söyleyebilir fakat siz; hayır! Türk gençleri! Siz söylemeyiniz. Çünkü böyle savaş olur ve kazanılır. Bu sanatın sırrı, tılsımı, Türk olmaktadır. İnönü savaşında toplarımıza kama bulmak güçlüğü ile karşılaşıldı. Eski Maliye
Bakanı Gümüşhane Milletvekili sayın Hasan Fehmi Ataç'dan işittim ki ağaçtan kama yapılmış ve biçok topumuz bu suretle kullanılmıştır. Neden sonra çelikten kama dökmek imkânı elde edilmiştir. Atatürk yalnız dış düşmanla savaşmadı; iç düşmanlarla da uğraştı. Yeni ekonomisiyle, sosyal ve siyasal meseleleriyle bugünkü yepyeni Türkiye'yi
yarattı. Atatürk'ün karşısına Büyük İskender mukayese konusu bile olamaz.'' (Sf. 119)

Atatürk büyük dava sıralarında Çankaya'da küçücük bir ev içinde, kör ışıklı bir lamba altında çalışırdı. Altında, ikide bir bozulan, külüstür bir otomobil vardı. Bir gün Ankara istasyonunda, şimdi Cumhurbaşkanlığı özel kalem dairesinde, öğle yemeği olarak önümüzde ekmek peynirle, biraz da kirazdan başka
birşey olmadığını iyice hatırlıyorum. Atatürk bu şartlar içinde çalıştı. Sakarya savaşları sırasında bir gün attan
düştü, kaburga kemiği kırıldı. Hemen ayağa kalktı, yüzünü düşmana doğru çevirdi:
''Günü gelecek, ben de senin kemiklerini kıracağım!''
diye haykırdı. (Sf. 131)


Varlığa isyan, ihtilâl, büyük bir günah gibi görülmektedir.
Millet, devlet, hükümet ayrı şeyler değildir. Hepsi bir anlamdadır ve hepsi millettir. Milletten başka bir şey yoktur. Ondan başka hiç bir şey olmayınca, herşey onun içindir. O ne derse, o olacaktır. Milletin dediği olmayınca, yapılmayınca, millet istediğini yapmak için her vasıtaya başvurarak; iradesini, hükmünü yürütmek hak ve yetkisine maliktir. Hizmetçinin efendiye kafa tutmak
hakkı ve yetkisi yoktur. Olamaz ve olamayacaktır. (Sf. 171)

Şu ciheti de belirtmeliyim ki; ben komünist değilim. Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum, böyle öleceğim. Türk birliğinin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Tıpkı Uhud şehidi Said ankedotu gibi Peygamberimizin arkadaşlarından Sadi, Uhud'da şehit olarak ölürken başucunda bulunanlara demiş ki: ''Gidiniz!... Peygamber'e deyiniz ki, onun şehitlere müjdelediği cennetleri görüyorum ve şimdi oraya girmek üzere bulunuyorum"!'' Said Müslümanlığa bu kadar inanmıştı. Ben de Türk birliğine bundan fazla inanıyorum. Onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni bölümlerini Türk birliğiyle açacaktır. Dünya, sükûnunu bu bölümler içinde bulacaktır. Kâşgırlı Mahmud'un ''Divan-ı Lügat'it Türk''ünde dediği gibi: ''Tanrı; Türkü, insanlık, şerirlerden, şakilerden kurtulsun diye yarattı'' . Fakat Marx'ın görüşlerinden, ilmî tahlillerinden, metotlarından hak ve hakikatler lehine istifade edilecek çok şeyler vardır. (Syf. 191)

Kendi hesabıma son sözüm şudur:
Bir ihtilâl, hangi milletin hesabına yapılırsa, mutlaka o milletin öz evlâdının eliyle yapılmalı ve onun elinde kalmalıdır.
Meselâ:

Türk ihtilâli, öz Türklerin elinde kalmalıdır. Hem de kayıtsız ve şartsız. Yabancıların yardımıyla başarılan ihtilâller, yabancılara borçlu kalırlar. Bu borç ödenmez.

Türk'ün en kötüsü, Türk olmayanın en iyisinden iyidir. Geçmişte Osmanlı İmparatorluğunun bahtsızlığı, ekseriya, mukadderatını Türklerden başkasının idare etmiş olmasıdır. (Syf. 228)

Türk milletine gelince, Sibiryalardan, Baykal gölü kıyılarından tutunuz da, İran, Rusya Azerbaycanlarından, bütün Doğu Türklüğünden; ta Akdeniz kıyılarına kadar yayılan Batı Türkleri birbirini anlamakta zorluk çekmezler. Temiz ve sade Türkçemiz, edebiyat Türkçemiz, edebiyat Türkçesi olduğu gün, biribirini anlayan Türk dünyasında, nasıl bir Türk kültür birliğinin doğacağını
tahmin etmek zor bir şey olmaz. Atatürk yalnız geçmişi tasfiye etmedi. O yalnız hali sağlamlaştırmadı. Yarını ve
yarınlara egemen olacak en sağlam temelleri de attı.
Türkün bütün geçirdiği felâketlere rağmen millet halinde tutunmasının
nedenlerini meşhur Türk severlerden Leon Kahun Türk dilinin dayanıklığında
bulur. (Syf. 311)

Atatürk diyor ki: "Türkçe dillerin en güzeli, en zenginidir. Yeter ki şuurla işlenmiş olsun!" (Syf. 313)


Hilâfet ve saltanatın kaldırılmasından sonra, millî bir politika izlenmesi zorunlu idi. Bu yüzden millî tarihimizi çıkarıp ortaya koymak ve bütün Türkleri bunun saçakları altında toplamak, bunları moral bakımından beslemek lâzımdı. Atatürk bu gereksinimi de başarmakla hem dil, hem de tarih görünümünden bir büyük yeni doğmanın ve yeni dirilmenin temellerini attı. Günler geçtikçe bu bina yükselecek ve yükseldikçe Türklüğün kültürel birliği kuvvetlenecek, gerçekleşecektir. (Syf. 315)

Yeni Türk Cumhuriyetinin devlet işleri başında mutlaka Türkler bulunacaktır. Türk'ten başkasına inanmayacağız. (Syf. 447)

Atatürk İhtilâli'nin belirli yönü Türk milliyetçiliğidir. Türk olmaktır. Geçmişi bu prensip temizledi. Yeniliği bu prensip getirdi. Bütün Türk İhtilâli, bütün eserleriyle bu prensibe dayanıyor. Bundan en küçük bir yan çizme geriliğe dönüştür. Ve ölümdür. (Syf. 447)

İstanbul 1940 - Burhaneddin Matbaası
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

«Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!»
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.041 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.006s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.