Karaim Türkleri
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 09 Aralık 2019, 13:25:34


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Karaim Türkleri  (Okunma Sayısı 6182 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« : 02 Mayıs 2009, 23:28:40 »

  Karaim Türkleri

Kırım'da yaşamakta olan Karaim Türkleri,  Kraimler, Karayimler, Karay Türkleri, Karayitler, Karrai ve Caraime olarak da anılırlar. Musevî'dirler. Kökleri Altay Türklerine dayanır. Aynı dine mensup Hazer Türkleri ile aralarında akrabalık bağları olduğu ispatlanamamıştır. Altıncı yüzyıl sonlarında İran'a göç ettikleri, sekizinci yüzyılda Hazer Türklerinin Musevîliği  resmî din olarak kabul etmelerinden sonra bir bölümünün Hazer İmparatorluğu topraklarına gittikleri, on birinci yüzyıl ortalarındaki ikinci Kıpçak göçünden etkilenerek Rusya'nın güneyindeki bozkırlara yerleştikleri ve buradaki Müslüman Türklerle iyi ilişkiler kurdukları  biliniyor. On dördüncü yüzyılda ise, bir bölümü Litvanya, Batı Ukrayna, Rusya ve Polonya'ya yerleştiler. Bunlar, Batı Karayimleri olarak anılır. Bir bölümü de 1246 yılından itibâren Kırım topraklarını yurt edindiler. Dînî kültürel merkezleri Kırkyer – Cufutkale olmak üzere; Gözleve (Yepvatory), Akmescid (Simferopol), Solhat, Mengüp, Bahçesaray ve Kefe (Feodosya)   şehirlerine yerleştiler. Bunlar da Doğu Karayimleri  olarak anılır.
 
Kırım Türkleri ile Karayim Türkleri arasında; kan, dil ve günlük yaşayışlarda rastlanan örf ve âdetler itibâriyle tam birlik - berâberlik vardır. Benzer davranışları Anadolu Türklerinde de görmek mümkündür. Doğum, sünnet, nişan, kına gecesi, evlenme merâsimleri tamamen aynıdır. Farklılıklar yalnızca ölümle ilgili uygulamalardadır. Karaimler de Müslüman Kırım Türkleri gibi göçlere zorlandı ve 18 Mayıs 1944  târihinde top yekûn sürgüne gönderildi. Geri dönme imkânı bulabilenler, Kırım'da, Türk Kültürü  zenginliklerinin bir öğesi olarak bulunuyorlar. Saat tamirciliği ve kuyumcu işçiliği gibi mesleklerle geçimlerini temin etmeye çalışıyorlar.
 
Kırım'daki nüfuslarının, 2000 yılı itibâriyle  1.250 civârında olduğu tahmin ediliyor. 1914 yılında yapılan sayımda, Doğu ve Batı Karayimlerinin nüfusu, kayıtlara 120.000 olarak  intikal etmiştir. Günümüzde bu rakamın 2.500'e düştüğü belirtiliyor. Nüfustaki azalmanın sebepleri: Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) çatısı altında, özellikle Lenin ve Stalin dönemlerinde uygulanan Ruslaştırma politikaları başta olmak üzere; savaşlar, açlık ve sahipsiz – korumasız bir grup olmaları… gibi etkenlerle açıklanıyor.  Birinci Dünya Savaşı'nda Rusya Çarlığı adına  cephede çarpışan 1.000'e yakın Karay Türkünün 500'den fazlası subaydı. Bu insanların tamamına yakını savaşta öldü.
 
Karayimlere  Türkiye'de de rastlamak mümkündür. Amasra ve Bartın bölgesinde, İstanbul'da Karaköy ve Galata semtlerinde, Edirne'de toplam 500 civarında Karayim Türkü yaşamaktadır.
 
Karayim Türkleri, on yedinci yüzyıldan itibâren sosyologlar, din adamları ve Türkologlar tarafından araştırmalara konu olmaktadırlar. İsveçli din adamı Antoine Leger, Konigsbergli sosyolog Prof. Johannes Stephaus, Leidenli antropolog Prof. Jakop Trigland, Bremenli Prof. Konrad İken ve şarkiyatçı  Wilhelm Radloff, Türkolog Karl Foy… bu araştırmacıların belli başlılarıdır.
 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 02 Mayıs 2009, 23:28:53 »

DİLLERİ – KÜLTÜRLERİ
İbrâni Alfabesi ile yazarlar. Zâten Karayim adı, Arâmî – İbrânice'de: Kutsal yazıyı bilenler  anlamında bir kelimedir. Dilleri, diğer Türk dillerinden biraz farklıdır. Doğu Karayimcesi, Kıpçak Türkçesi ile büyük ölçüde benzerlikler içerir. Batı Karayimce'sinde Türkçe'deki bütün sesli harfler aynen mevcuttur. Kelime başlarındaki (ı) harfleri, (i)'ye dönüşür. Söyleyişler farklı olsa bile, kelimelerin çoğu Türkçe'dir. Arapça ve Farsça'dan da az sayıda kelime almışlardır.  Kırım'daki Karaimlerin Türkçesi, Türkiye Türkçesine, diğerlerine göre biraz daha yakındır. Size  kelimesini sızga, yıllar kelimesi yınlar, akıllı kelimesi akınlı olarak kullanılır. Kısmet olursa yerine, kusmet bolsa diyorlar. Söz dizimi, İbrânice ve Rusça'nın etkisiyle Türkçe söz dizimine aykırı özelliklere sâhiptir. Bu bağlamda; özne, fiil ve yüklemin yerleri değişebilmektedir. Karayim Türkleri, topluca yaşadıkları bölgelerden uzaklara gittiklerinde bile dil özelliklerini korumuşlardır. Zâten Türk olmanın en belirgin göstergesi, Türkçe konuşmaktır. Türkler târih boyunca din değiştirmişler, vatan – bayrak değiştirmişler, ancak dillerini dâima korumuşlardır. Günümüzde Karaimlerin Türk olarak ve de Türk Kültürü'ne bağlı kalarak yaşamalarının yegâne sebebi, Türkçelerini şîve(1) ve lehçe(2)  farklılıklarıyla korumalarıdır. On dördüncü yüzyılda Litvanya Kinezi(3), Kırım'dan pek çok Müslüman ve Musevî Kırım Türkünü  esir alarak Litvanya'ya götürmüştü. Bu insanlar, yeni ve tanımadıkları, dillerini bilmedikleri o yabancı muhitte bile, rejime sadâkatle hizmet etmelerine rağmen dillerini aynen korumuşlardır. Çalışkanlıkları ve dürüstlükleri sebebiyle Litvanya yönetimi, Kırımlı Müslüman ve Musevî Türklere özel haklar ve avantajlar sağlayınca, çok sayıda Kırım Türkü, Litvanya'ya göç etmiştir. Sayıca çoğaldıklarında dillerini korumaları daha da kolay olmuştur.
 
1930'lu yıllarda Kırım'daki Karayim  Türklerinin konuşma dilinde, Anadolu Türkçe'sinde de kullanılan 530 kelime bulunduğu belirlenmiştir.
 
Karayim Türklerinin adları ve soyadları, başlangıçta Türkçe iken, Ruslaştırma politikalarının sonucunda, Slav isimleriyle özdeşleşmiştir.
 
Karayim Türklerinin yazılı kaynak eserleri şunlardır: 1- Karay Millî Ansiklopedisi (Birinci cildi 1995 yılında Moskova'da, İkinci cildi  1996 yılında Paris'te basılmıştır.) 2- Kırım Karayları – Kırım'ın Küçük Yerli Halkı (Paris, 1995), 3- Karâimce Sözlük (Karaim yazarı Aleksander Mardkowicz tarafından hazırlanıp 1999 yılında Kırım'da basılmıştır.)
 
Karayimler arasından; bir dönem için  Akmescit Belediye Başkanlığına seçilen  siyâsetçi ve devlet adamı, bulundukları ülkelerde tanınmış sanatçılar, yazarlar, fikir adamları, komutanlar, besteciler, kimyacılar, şarkiyatçılar, sinema yönetmeni gibi aydınlar yetişmiştir. Karayim Türkleri, el işi sanatlarda çok mâhirdirler.
 
İNANÇLARI
Karayim inancının doğmasına, bir takım dînî, siyâsî ve sosyal sebepler etkili olmuştur. Karayimleri Abbasi halifelerine karşı temsil eden cemaat liderinin Talmud akidelerini kabul etmiş olmalarından rahatsız olan halk, Yahudilerin de Mûsa dînine sonradan ilâveler yaptıklarını iddia ederek Karâilik veya Karâinizm denilen farklı bir mezhebin mensubu olmayı tercih ettiler. Yahudilerden farklı olarak diğer tek tanrılı dinlere karşı dâima saygılı oldular. Onlar; Hazret-i İsâ'yı bir peygamber olarak tanırlar. Hazret-i Muhammed (sav) Aleyhisselâm'ın da peygamberliğini kabul ederler. İnançları; Hıristiyan akideleri temeli üzerine oturtulmuş Musevîlik… olarak tanımlanabilir. Musevîliğin temel hükümlerini içeren On Emir'i aynen ve hassasiyetle kabul edip uygularlar. Onlar; inançlarına kavi, bağlı oldukları yönetime sâdık… ve ister Müslüman olsun, ister Hıristiyan… içerisinde yaşadıkları toplumun inançlarına saygılı olmaları sebebiyle devlet otoritelerinin ilgi, destek ve himâyelerine mahzar olmuşlar, devlet imkânlarından, devletin aslî halkı gibi yararlanma imkânı bulmuşlardır. Kırım hanları, Galiçya(4), Macaristan, Litvanya, Polonya ve Rusya… Karâilik – Karâinizm mezhebinin bağımsızlığını tanımışlardır. İbâdetlerini Kenasa  denilen yerlerde yaparlar.  Kenasaya girerken, Müslümanlar gibi ayakkabılarını çıkarırlar. Kenasaların yönü kıble ile aynıdır. Mezarların defin yönleri de aynıdır.
 
Yirminci yüzyılın başlarında Karâinizm'in merkezi Kırım idi. 1917 Komünist devriminden önce burada, 11 mâbet ve dînî tesisleri vardı. Lenin ve Stalin döneminde dînî yapıları imhâ edildi.
 
Karayim Türkleri âlemlerin Rabbi'ni, kadim Türk inancının isimlendirmesi ile 'Tengri' olarak anarlar. Eski Türk inancının mukaddes emânetleri, inanç içerikli ve mukaddes sayılan gelenekleri aynen muhâfaza ederler. Bu inancın yasakladığı hareketlerden titizlikle kaçınırlar. Ağaca çaput bağlamak, ay ve güneş tutulduğunda teneke – davul çalarak gürültü çıkarmak, kapı eşiğine basmamak, sabun ve makası elden ele vermemek – almamak… gibi Türklerin Türkistan'dan gelirken berâberlerinde getirdikleri alışkanlıklarını sürdürürler.
 
Araştırmacılar; dünya coğrafyasının, zaman içerisinde etnik zenginliklerini kaybetmekte olduğunu belirtiyorlar. Karayim Türkleri, kaybedilme eğiliminde olan ve fakat, Hamdullah Suphi Tanrıöver'in Gagauz (Gökoğuz)  Türklerine gösterdiği ilginin çağdaşı ve benzeri ile canlandırabileceğimiz ve geliştirebileceğimiz târihî zenginliklerimizden biridir.
 
------------------------------
(1)  şive:  bir dilin, ses ve bâzı şekil özellikleri ile farklılaşan kollarından her biri.  Daha çok söyleyişlerde hissedilir..
(2) lehçe: Şiveden daha şiddetli (büyük) farklılıklar gösteren dil kollarının her biri. Söyleyişlerdeki farklılıklar, yazıya da yansır.
(3)  kinez:  bir bölgenin merkeze bağlı en yüksek mülkî âmiri, vâli veya bölge vâlisi. İçişlerinde bağımsız olarak görev yapmakta idiler.   
(4) Galiçya:  Doğu Avrupa'da bir bölge. Avusturya'nın 1772'de Polonya'yı ilhak etmelerine kadar  Polonya'nın bir parçası olmuş, 20. yüzyılda yeniden Polonya'ya bağlanmış, günümüzde ise Polonya ile Ukrayna arasında bölünmüştür.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.095


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #2 : 30 Temmuz 2019, 23:01:09 »

Karaim Türkleri.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.047 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.