İLK ÇAĞLARDA TÜRK KÜLTÜR HAREKETLERİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Ekim 2019, 06:28:54


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: İLK ÇAĞLARDA TÜRK KÜLTÜR HAREKETLERİ  (Okunma Sayısı 6738 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« : 08 Temmuz 2011, 07:06:26 »

İLK ÇAĞLARDA TÜRK KÜLTÜR HAREKETLERİ

  Mançurya bölgesinin Khingan dağlarından karpatlara kadar bozkırlar
vardır, kuzey yöreleri ise ormanlarla kaplıdır. Daha güneyde Hazar Denizi,
Aral ve Balkaş Gölleri bulunur. Bu suların kuzeyinden uzanarak Altay
Dağları eteklerine kadar devam eden topraklar verimlidir.

  Etnolog Menghin, insanlığın yarattığı üç büyük kültürden biri, göçebe
(nomad) kültürüdür diyor. Ona göre Ural-Altay dil ailesine mensup olan
toplulukların kültürü olan, ‘Kemikten işlenmiş aletler ve yer değiştiren
balıkçı-avcı hayat tarzına’ (Miolitische Knochenkultur) denir.

  Önce köpek ve ren geyiği ehlileştirilmiş ve hayvan beslenilmiştir.
Samoyed’ler Loponlar bu kültürün çevresinde yaşadılar. Fin-uygurların
ataları aşağı yukarı 5–6 bin yıl önce bu kültür düzeyinde idiler. Tek tanrıya
inanan göçebe kültürü totenizm ve Şamanizm’den gelen kültür, at besliyen,
çoban, savaşçı bozkır kültürü Türklerin oluşturduğu kültürlerdir. Menghin.
Ural-Altay toplumlarının dünya tarihinde iki önemli yeri vardır diyor:
1.İktisadi alanda hayvan yetiştirme ve geliştirme. 2. Sosyal alanda üstün
devlet, kurma yeteneği.

  Göçebe topluluklarının, yapıcı ve yıkıcı yönleri bulunur.
Hayvan yetiştirenler, büyük devlet kurmaya doğru bir eğitim süreci
geçirmiş olurlar. Sürülerin idaresi, geniş topraklarda dolaşma, mera ve mülk
hukuku açısından çatışmalar, oymak teşkilatları, vs. görüş ufkunun
genişlemesi, cesaret, oymağa bağlılık bilinci, hükmetme arzusu, örgütleme
yeteneği, kısaca bütün yetenekler gelişir. Bu yetenek ve meleke ile yetişen
topluluklar değişik coğrafi şartlara rahatlıkla uyum sağlıyabilirler. Yerleşmiş
toplulukları yendikten sonra sürülerini de kendilerini de barındırma imkanı
bulurlar; bozan yıkıcı olurlar (Moğollar gibi).
 
  Dil bilimi kurallarından hareket ederek, Türk ana yurdunda gelişen
kültür’ün hangi yolları izlediğini ve nerelerde konakladığını belirlemek,
bugün için mümkündür.
           
   Batı Sibirya’da yapılan kazılardan Batı Hunlarına ait mezarlarda
bulunan eşyalar bunların uygar bir düzeye ulaştıklarını göstermektedir.
Ayaklı büyük kazanların ve süs için altından yapılmış bu kazanların
küçüklerinin örnekleri, Batı Sibirya ile Macaristan şeridi üzerinde de
bulunmuştur. Bu örnekler çoğaldıkça uygarlık ve kültürlerin, tarihi akışları
içerisinde, zaman zaman görülen kopmalar tamamlanacak ve tarih süreci
içerisindeki Türk- kültür bütünlüğü sağlanmış olacaktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #1 : 08 Temmuz 2011, 07:09:50 »

İLK ÇAĞLARDA TÜRK KÜLTÜR HAREKETLERİ

        Gök (Kök) Türkler:

       Çin kaynaklarının Tu-kiu diye kaydettikleri ve Orhon yazıtlarında da
adları geçen ulus Türk adı ile tarih sahnesine ilk defa çıkan Göktürklerdir.
Göktürkler, MÖ. 140 yılında Ta-yüe-ce krallığını yenerek, Altay
Dağları (Tien-Şan) yöreleri ile Kuzey Çine yerleşmiş olan Hun’ların
devamıdır.

  Hun hükümdarlarının kullandıkları unvanların aynısını Göktürk
(Tukiüe)’lerin hükümdarlarında da görmekteyiz: Şen-yü, en üst düzeydeki
Hun beyinin yani Devlet başkanının unvanıdır. Aynı unvanı Göktürklerin,
Bumin (T’u-men) kağan ve onun büyük kardeşi İstemi (şe-ti-mi) kağan da
Şen-yü unvanı ile gösterilmişlerdir
Yalgu ve Bagatur gibi unvanlar hem Hunlar, hem de Göktürklerde
görülür.

  Göktürkler, askeri ve sivil teşkilatları, hayat tarzları, çadırlarındaki
mimari biçimi, giymiş ve inançları bakımından eski Hunlarla bütünlük teşkil
ederler.

  Göktürklerin, VI. yüzyılın başlarında Altay dağları ve İrtiş nehrinin
yukarı yörelerinde, Avarlara (Juan Juan) tabi olarak yaşadıklarını görüyoruz.
546 Tarihinden itibaren egemenliklerini elde eden Göktürkler
(Tukiüe), Moğalistan, Doğu Türkistan, ili yöreleri, Batı Türkistan ve
Afganistanın kuzey kesimlerini de içine alan güçlü bir imparatorluk
kurdular.

 Artık VI. Yüzyıl ortalarından itibaren Göktürk’ler, çağın büyük
devletleri arasında söz sahibi idiler.

  Bizans, Pers ve Çin İmparatorlukları ile diplomatik ilişkiler kuruyor,
elçiler kabül edip elçiler gönderiyorlardı.
546 yılında başlıyan bağımsızlık ve büyüme hareketinin başında
Tümen (Bumin) kağan bulunuyordu. Bumin kagan hem devlet başkanı (Şenyü),
hem de Doğu eyaletlerinin genel valisi idi. Kardeşi İstemi kağan ise,
Yobgu unvanı ile Batı kısmının genel valisi oldu.

  Bumin’den sonra sıra ile onun oğlu, Bukan (553–572), Bukan’dan
sonra kardeşi To - Po (572 -581) kağan oldular.
Yarım yüzyıl içerisinde, Göktürklerin siyasi yönetimi, Mançuryadan
kırım yarımadasına kadar yayılmıştı.

  Göktürk Devleti, VI. yüzyılın sonlarında Batı ve Doğu olmak üzere
ikiye bölündü. İstemi oğulları Batı Göktürk (Tu-kiü)’lerin sahibi olarak
kaldılar. İlk sıralarda bu iki Türk devleti biribiriyle anlaşabildi ve hatta
Sasani hükümdarı Husrev (Enüşrevan) ile bir saldırmazlık paktı yaparak,
Orta Asyada güçlerini sürdüren, Hunların diğer bir kolu, Heftalitleri ortadan
kaldırdılar. Böylece Baktriya, Buhara Semerkant çevreleri Batı Göktürk (Tukiü)’
lerin yönetimine girdi. Bu sırada Türklerin güney sınırı, Amur Derya
(Oxus) nehrine kadar, orta asyanın bütün bu yörelerini ellerinde
bulunduruyorlardı.

  Hunların sağlam uygarlık temeline dayanan Göktürkler (Batı-Tu-kiü),
Tamir ve Orhon nehirlerinin kaynağını oluşturan Hangay dağlarının devamı
ötüken dağına kadar, batıda ise, Altın dağları - Altay dağları yamaçlarında
kurdukları ve geliştikleri şehirlerde üstün bir uygarlık oluşturmayı başardılar.
Bu uygarlıkların, kalıntıları XIX. yüzyıldan beri sürdürülen kazılarla,
her defasında yenileri eklenerek ortaya çıkarılmaktadır.

  Hükümdarlar (kagan) toprağını genişletip birçok oymağı yönetimi
altına aldıkları zaman, bu topraklardan bir bölümünün başına başka
kagan’lar tayin ederlerdi. Nitekim Batı Tu-kiü’Ierin hükümdarı Taman
kagan iki küçük kagan tayin etti ve topraklarının bir kısmını bunların
arasında bölüştürdü; böylece, bu küçük kaganlardan birinin başkenti.
Taşkent krallığının kuzeyinde bulunuyordu ve Hun krallıklarını yönetmekle
görevli idi; diğeri Kuça’nın kuzeyinde idi ve krallığı Yulduz vadisini içine
alıyordu (MS. 654).

  Devlet işleri bir nevi kurultay ile yönetiliyordu. Değişik ünvanda
devlet memurlarına rastlıyoruz; bu unvanların gerçek anlamını tam alarak
ortaya koymak her zaman mümkün değildir. Çin kaynakları, Türklerle
yapılan siyasal ve ekonomik ilişkilerden bahsederken birçok unvanlara işaret
etmektedirler: Se-kin, unvanının kuzey Tu-kiü’lerin kaganı Mu-han ve
Khottal kralı için kullanıldığını görüyoruz.

  Göktürk (Tu-kiü)’lerde, hükümdarlık, babadan oğula geçtiği gibi,
hükümdarın kardeşine, amcasına veya ailenin herhangi bir akrabasına da
geçebilirdi.

  Genellikle aile bireyleri arasında en yetenekli kişi yönetime hak
kazanırdı. Mesela, Batı Tu-kiü hukümdarı Şehoei kağan ölünce yerine küçük
kardeşi. Tong Şe-hu (yabqu) kağan geçti daha önce, aynı sülaleden Ni-li
kağan ölünce yerine oğlu Ta-man kağan iktidara geçmişti.
Görülüyorki ölen kağan’ın yerine geçen her zaman onun oğlu değildir,
yönetici ailenin beğenilen bir ferdidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #2 : 08 Temmuz 2011, 07:11:16 »

İLK ÇAĞLARDA TÜRK KÜLTÜR HAREKETLERİ

        Yönetimin Dağılımı (idari taksimat):

  Kagan krallığını on oymak’a ayırmıştı. Her oymağı bir kişi
yönetiyordu ve bu kişiye (komutanlık simgesi olarak) bir ok teslim
ediliyordu. Bu on (yönetici kişinin) adı şad idi, bunlara on ok da deniliyordu.
Bunlar, sol ve sağ (kısım olarak) ikiye ayrılmışlardı; Solda kendisi için beş
büyük çuo (çur) tanzim edilmiş olan beş tou-lou oymağı vardı ve takmak
(Soei-che)’in doğusunda yerleşmişlerdi. Sağda, kendisi için beş büyük se-kin
tanzim edilmiş Nou-se-pi’nin baş oymağı vardı ve tokmak kentinin batısında
yerleşmişlerdi. Sonraları bir ok bir oymak olarak adlandı ve on aileden her
birinin adı, bu oymakların adı haline geldi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #3 : 08 Temmuz 2011, 07:27:59 »

İLK ÇAĞLARDA TÜRK KÜLTÜR HAREKETLERİ

        Uluslararası Devlet Protokolu:

  Tu-kiu Türkleri uluslararası protokola son derece önem verirlerdi,
sadece askeri güçlerini değil ekonomik güçlerini de yabancı ülkelere
tanıtmayı ilke edinmişlerdi. Yabancı ülkelere gönderdikleri elçilerle birlikte,
ülkelerinde yetiştirdikleri ürünlerden ve imal ettikleri eşyadan örnekler
gönderirlerdi. Elçilerinin gerektiği gibi karşılanmalarını ve şereflerine
ziyafetler verilmesini büyük bir itina ile izlerlerdi. Özellikle bu çeşit elçiler,
büyük bir askeri zafer veya herhangi önemli bir başarı, söz gelimi, verimin
iyi olması, elde edilen ürünün artması gibi, mutlu bir olaydan sonra
gönderilirdi. Nitekim Türgeş hükümdarı Su-lu, Çin’in himayesinde bulunan
dört garnizonu ele geçirdikten sonra, dostluk bağı kurmak için, Çine bir elçi
gönderdi. Elçi, ülkesinin ürününden hediyeler götürdü. M.S. 730 tarihinde
Su-lu’nun elçisi Çin başkentine geldiği zaman Seyyah Hiuen-taong, bizzat
kendisi Tan-fang sarayına geldi ve elçiye bir ziyafet verdi. Fakat Tu-kiü’Ier
daha önce Çin sarayına bir elçi göndermişlerdi. Aynı gün hem Türgeş hem
Tu-kiü elçileri ziyafete geldiler. Böylece bir protokol meselesi ortaya çıktı:

  Tu-kiü’lerin elçisi: ‘Türgeş krallığı küçüktür aslında Tu-kiü’lerin bir
parçasıdırlar, bu nedenle şeref konuğu olamazlar’ diyordu. Türgeş
hükümdarı, Su-lu’nun elçisi ise ‘Bugün bu ziyafet benim şerefime
hazırlandı, benim ikinci sırayı almam yakışmaz’ diyordu. Nihayet. Çang-şu
temsilcileri ve yüz kadar memur toplanarak bir karar aldılar, bu karara göre
iki ayrı ziyafet hazırlandı. Bu nedenle doğuda ve batıda birer çadır kuruldu.
Tu-kiü’lerin elçisi, doğudaki çadırda, (Doğu yönü şeref ifade eder) Türgeş
(Tu-ki-se) lerin elçisi ise batıdaki çadırda ağırlandılar. Ziyafetten sonra, her
iki elçi de büyük hediyelerle ülkelerine uğurlandılar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #4 : 08 Temmuz 2011, 07:28:05 »

İLK ÇAĞLARDA TÜRK KÜLTÜR HAREKETLERİ

        Göktürklerin (Tu-kiü) Komşu Devletlerle ilişkileri

    Tu-kiüe’lerin en yakın komşuları ve her bakımdan en büyük rakipleri
Çinlilerdi. Çinlilerin siyaseti Türkler arasında bölücülük çıkartmak, onları
bölmek ve ondan sonra çökertmekti.

  Bu durumu, Orhon abidesindeki kitabe şu şekilde dile getiriyor:
‘Çinlilerin kurnazlıkları ve kendilerini iyi göstermeleri yüzünden, küçük
kardeşlerin yandaşları ile ağabeylerinin yandaşları, birbirleri aleyhinde tuzak
hazırlamışlar ve kendilerini beylerden yana tutanlar ile kendilerini halktan
yana tutanlar arasında kavga kızıştırmışlar, Türk milleti devletinin yıkımına
değin gelmiş’.
Gerçekten 630 yılında Batı Tu-klüe kaganı Tong Yabgu (T’ong Şehu)
amcası tarafından öldürüldü. Artık Tu-kiülerde “Bilgesiz kağanlar, kötü
kağanlar tahta çıkıyordu”. Çinlilerin kendileri için hazırladıkları tuzağın
farkında olmadan birbirleriyle uğraşmaya başladılar. Hâlbuki Tong Yabgu
ölmeden önce, Çine bir elçi göndererek Çin sarayından bir kız istediği
zaman, Saray kulisinde Türk kağanının isteği şu şekilde değerlendiriliyordu.

  Kao-tsou, çevresini saran bakanlarına: “Batı Tu-kiü’leri, bizden çok
uzaktadırlar, tehlike anında, kuvvetlerini bizimkilerle birleştirmediler; şimdi
(saray mensubu bir kızla) evlenmek istiyor. Nasıl bir karar vermek gerekir?”
(Bakanlarından) Fong tel şu cevabı veriyor. “Şimdi yapılması gereken şey
öncelikle uzakta olanlarla anlaşmak ve yakındakilerle savaşmaktır. İyi
düşünülürse kuzeydeki barbarların (Türklerin) cesaretini kırmak için bu
evlenmeğe evet denmelidir; bir kaç yıl içerisinde, orta (Çin) krallığı
geliştikten sonra yavaş yavaş yapılması gerekeni düşünürüz” yani sonra da
bunların hakkından geliriz demek istiyor.

  Çinlilerin bu evliliğe rıza gösterdiklerini öğrenen Tong Ya’bgu,
yanında bulunan Çin elçisi Tao-li ile Çin sarayına hediyeler gönderdi. Bu
hediyeler arasında “bir altın kemer vardı, kemerin üzeri çivi şeklinde on bin
süsleme ile kaplı idi ve hediyeler arasında beş bin at bulunuyordu”. Bu
sırada Tong Yabgu zenginliği ve kudreti ile gururlanıyor, halkına iyi
davranmıyordu. Bu durumu Orhon Yazıtları şu deyimlerle belirtiyor: Beyler
yeteneksiz, halkla arası açık idi. Karluk’lar baş kaldırdılar, Tong Yabgu’nun
Çinlilerle olan bu ilişkilerinden hoşlanmayan amcası Hie-li kagan, sürekli
akınlarla Batı Tu-kiü’leri son derece zayıf düşürdü. Hie-li, elçiler göndererk,
Tong Yabgu’yu bu evlenmeden Yaz geçirmeğe çalıştı ve “eğer Çin’in Tang
süIlesine mensup Prensesi karşılamaya giderseniz benim topraklarımdan
geçmek zorundasınız” diyerek açıkça onu tehdit etmeğe başladı. Nihayet,
Tong Yabgu amcası tarafından öldürüldü ve amcası Mo-ho-tu heu k’iü-Ii-sep’i
kağon adı ile onun yerine geçti.

  Artık Çinlilerin isteği olmuştu. Türk kaganlar arasında kanlı iktidar
mücadelesi sürüp gitti, ta ki Türk devleti on parçaya bölününceye kadar.
Yukarıda işaret edildiği gibi on oymak halinde bölünen Batı Tukiü’lerinde,
beş oymak (se-los), sağ kolu oluşturuyordu. Bunlara, Nu-şe-pi
adı verildi ve Suy-ab (Soel-se) in batısında, Tokmak’ın kuzeyinde yerleştiler.
Sol koldoki beş oymak ‘(Çur)’a Tu-ieu adı verildi, bunlar da suy-ab’ın
doğusu ve Tokmak’ın güneyine yerleştiler. Her oymak, bağlı bulunduğu
ailenin adı ile çağrıldı.

  Böylece, “Çin İmparatoruna hizmet etmişler, 50 yıl boyunca
çalışmalarını, güçlerini ona adamışlar” cümleleriyle Orhon yazıtları bu
karışık ve acıklı günleri dile getiriyor. Çünkü bu sırada Doğu Tu-kiü’lerin
kaganı A-si-na So-rh, Çin imparatoru T’ai–t song’ın orduları başında
başkomutandır, oğlu ise aynı imparatorun valisidir. Bu nedenle Orhon
yozıticın, Türklerin, güçlerini Çin hizmetinde kullandıklarını ve “50 yıl
boyunca doğu ve batıdaki ülkeleri (Çinliler için) fethettiklerini” büyük bir
üzüntü ile ifade etmektedir.

  Türklerin yenilgi zamanlarında da Çin saray çevrelerinde önemli
görevlerde bulundukları, hatta bazı dönemlerde yönetimi elinde bulunduran
Çin sülalesini oluşturdukları bilinmektedir. Fakat Çin yönetimi altında Türk
halkının hür ve mutlu, oldukları söylenemez. Orhon Yazıtları bu konuda son
derece açıktır: “Türk beylerin oğulları Çin halkının kölesi oldu, pak kızları
Çinlilere hizmetçi oldular”

 Çinliler yönetiminde başkomutan olmak veya vali olmak, özgürlüğü
yitirme pahasına olursa Türk Milli gururunu okşamadığını aksine rencide
ettiğini görüyoruz. “Türk beyleri, Türk unvanlarını bırakmışlar. Çin ileri
gelenlerinin Çince unvanlarını taşıyarak Çin imparatoruna tabi olmuş, 50 yıl
boyunca çalışmalarını, güçlerini ona adamışlar”. Bu cümleler, Türklerin, güç
durumlardaki ruhsal hayatını ortaya koymakta ve özgürlük kavramlarını
belirlemektedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #5 : 08 Temmuz 2011, 07:28:12 »

İLK ÇAĞLARDA TÜRK KÜLTÜR HAREKETLERİ

        Yabancı ülkelere elçi gönderme:

   Türkler savaşlarda elde ettikleri zaferlerden sonra bu başarılarını diğer
devletlere bildirmek için elçiler gönderirlerdi. Uygurlar 646 tarihinde Sir-
Tarduş kabilesini yendikten sonra “Çin hükümet sarayına elçiler gönderdiler.
Bu elçilere sarayın bir salonunda ziyafetler sunuldu”.

  Bazan yabancı devletlere, güçlerini açıkça göstermek için, onların
elçilerini beraberlerinde savaş alanına kadar götürürlerdi. Mesela Tu-lu
Kagan, Çin elçilerinden Yuen Hiao-yeou ve beraberindekileri salmadı.
Onlara: “Tong sülalesi hükümdarı Güneşin Oğlu’nun savaşta güçlü
olduğunu duydum. Ben, (Sağd kralı) K’aryg-kiu ile savaşa gideceğim, siz
de, benim, Güneşin Oğlu kadar güçlü olup olmadığımı göreceksiniz”. diyor.

  Netice itibariyle elçileri de yanına alarak, Semarkand’ın güneyinde adı geçen
kralın ordularını sıkıştırıyor ve yeniyor.
 
 Türklerin Uluslararası ilişkileri ile ilgili olayları incelediğimizde
onların vatan ve istiklal kavramları konusunda da yenilginin acısını ifade
eden bir şiir ‘(MS. 420- 589)

Yen-Şıh-Şan’ı kaybettik,
Kadınlarımızın güzelliği artık kalmadı
Şilien dağlarını bıraktık,
Hayvanlarımız artık bakılmıyacak

Vatan hasretini anlatan başka bir şiir (M.S. 502 - 556)

Ata biniyorum kamçı kullanmıyorum,
Dönüp bir söğüt dalı koparıyorum.
Ayaklarımı sarkıtıp oturuyorum, uzun fülütümü çalmıyorum,
Seyahat edenler kederden ölüyorlar,

İçimde bir acı duyuyorum neşelenmiyorum,
Atınızın kamçısı olmak istiyorum.
Gelip kolunuza girmek istiyorum,
Ayaklarımı uzatıp denizin dibinde oturmak istiyorum.

Meradaki atlar serbest bırakılmış,
Atların iplerini bağlamayı unuttum.
Eğeri omzumda taşıyor, atımı takip edjyorum,
Bu atlara nasıl binmeli.

Uzaklarda Meng-şin’deki sarı nehri görüyorum,
Söğütler kederden sallanıyorlar
Ben esir bir ailenin çocuğuyum,
Hanların (Çinlilerin) türküsünü anlamıyorum.

Kuvvetli bir delikanlının süratli koşan atlara ihtiyacı var,
Süratli koşan atların bir delikanlıya ihtiyaçları var.
Sararmış kırların altına giriyorum (ölüyorum)

 Bu şiirler eski Türklerde vatan ve bağımsızlık kavramının geliştiğini
göstermesi bakımından anlamlıdır. Aynı düşünce tarzını Orhon Yazıtlarında
da görmekteyiz.

    Orhon Yazıtlarında ‘Amcam hakan (tahta) oturarak Türk milletini
yüce etti, doğrulttu. Fakiri zengin kıldı, azı çok eyledi’ diye söz ettiği fakiri
zengin, azı çok olan ulus, İlk Türk adını alan ve Orta Asyada bilim ve sanat
çığırı açan, daha sonra Uygur Türkleri adı ile tarih sahnesine çıkacak olan
Gök (Kök) Türklerdir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #6 : 08 Temmuz 2011, 07:28:19 »

İLK ÇAĞLARDA TÜRK KÜLTÜR HAREKETLERİ

        UYGURLARDA EĞİTİM

  Uygurlar hakkında, en eski bilgileri elde etmek için, Uygurlarla aynı
dönemde yaşıyan Çin hanedanlıkları hakkında, Çin Vaka yazarlarının
bıraktıkları kayıtlara başvurmak gerekir.
Uygur Türk topluluğunun tarihte almış oldukları adlar ve bunların
dayandığı kaynaklar yukarıda belirtilmişti.

  Bazı Çin hanedanlık sülalelerinin Türkler tarafından kurulduğunu
biliyoruz; bunlardan biri Wei sülalesidir. M.S. 386 – 534 tarihleri arasında
Çin yönetimini elinde tutan Wei’Ier Topa ailesi tarafından kurulmuştur
Topa’lar ise Türktür. Uygur dilinde ‘ta’ toprak, ‘Pa’ hükümdar demektir.
Topa, toprağa hâkim olan, hükmeden, kısaca kral demektir. Topalar ise
Tonguz sülalesine mensupturlar, bir yüzyıla yakın zaman içinde, Şan-si’nin
doğusunda, Sang-kan ırmağı kenarında kurulmuş olan Tai kenti dolaylarında
yaşadılar. 494 yılında ‘hükümet başkentini Lo-Yang (Honanfu) ya
naklettiler. Burada Çin uygarlığını kurdular ve aile adları, ilkel anlamına
unsurdur, bu nedenle kendilerini böyle adlandırmaktadırlar.

  Uygurlar, Hun (Hiong-nou) soyundan gelmektedirler. Dokuz uygur ve
on uygur olmak üzere dokuzlu ve onlu oymaklar halinde yaşadıkları
yukarıda belirtilmişti. Dokuz oymağa sonradan Karlık (Ko-lo-lu) ve Basmai
oymakları da katılınca onbir oymak Ötüken dağlarında güçlü bir birlik
oluşturdular. Sonradan Tu-kiü (Kök Türk) devletinin yerine geçip Belasagun
(Tokmak) ta Satuk Buğra Han’ın Karahanlılar devletini kuracak olan oymak
Karluklardır.

  Wei kaynaklarında, Uygurlar, Çele (Tölös) oymakları diye
adlandırılıyor. Kök Türklere komşu olduklarından, aralarında savaş eksik
olmazdı. M.S. 600 yıllarında Kök Türkler, Orta Asya’da güçlü bir devlet
kurunca Ugurlar onların yönetimine girdi.

  Uygurların 100.000 nüfusu vardı, bu nüfusun yarısı seçkin askerdi, su
ve otlak aramak için sık sık yer değiştiriyorlardı. Genellikle göçler yılda iki
defa yapılırdı, diğer Türk toplumları gibi kışlak ve yaylak olmak üzere Iki
şehir kurulurdu, biri kış mevsimini, geçirmek içindi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #7 : 08 Temmuz 2011, 07:28:25 »

İLK ÇAĞLARDA TÜRK KÜLTÜR HAREKETLERİ

        Uygurlarda Yönetim

   Diğer Türk oymaklarında olduğu gibi devletin başında kağan
bulunurdu. Kağan, oymak içerisinde en akıllı ve bilge olan kişidir. Kağan,
erdemlidir, adildir. Kağan olmak için, ilke olarak, yönetici aileden en akıllı,
bilge ve erdemli olan kişi kağan seçilir, bu kişi eski kağan’ın oğlu
olabileceği, gibi kardeşi, amcası, dayısı, hatta bazı durumlarda annesi, karısı
veya kızı da kağan olabilir.

  Tegin Segin ölünce onun yerine oğlu Pusa geçti. “Oymağın adamları
Pusa’nın bilge olduğuna hükmettiler ve iktidarı ona verdiler (M.S. 611).
Pusa, bilgili, yetenekli bir devlet adamı idi. Askerlerinin eğitim ve
öğretimine büyük önem veriyordu”. Durmaksızın savaş oyunları, ok atmak
ata binme ve avcılık gibi askeri eğitimle meşgul oluyordu. Devletin iç
yönetiminde ve yargı organlarının işlemesinde annesi U-la-Hoen hatunu
kendisine adalet müşaviri seçmişti. Annesi, şikayetleri dinliyor ve adaleti
uyguluyordu.

  Uygurların hükümdarı Tumitu zamanında (646) devlet her yönden
parlak dönemini yaşıyordu. Tumitu, Çinlilerle eşit şartlar altında ticari
antlaşma yaptılar ve karşılıklı elçi alış verişinde bulunmak üzere karar
aldılar. Uygur-Çin sınırında gümrük kapıları açıldı, bu kapıların sayısı 68 idi.

 Bu kapılara atlarla, gıda maddeleri getirildi. Satılan eşya üzerinden gümrük
alınması bir düzene bağlandı. Gümrük hakkı özellikle Samur kürkü
üzerinden alınıyordu.

  Tumitu, ülkenin askeri ve sivil örgütüne önem verdi. Tu-kiu (Kök
Türkler) örnek alınarak, yönetime düzen verildi. Bu sebeple
başkomutanlıklar oluşturuldu; bunlar bir çeşit bakanlıklardı. Altı bakan dış
ilişkilerle ilgileniyor, üç bakan da iç ilişkileri düzenliyordu. Taşra valileri,
taşra işleri ile meşgul olan bakan’ın unvanını Çin kaynakları, ‘tu-tu’
savunma işlerinden sorumlu olan bakan’ınkini ‘Çiam-kiün’, süvari birliklerini
yöneten boşkomutanın unvanını ise ‘Se-ma’ olarak kaydetmektedirler
  Tumitu, bütün devlet kademelerinde hiyerarşik yönteme dayanan
teşkilatlar oluşturdu. Ülkenin tümü, iki büyük idari bölüme ayrıldı, her
birinin başında bulunan kağan’a Şad deniliyordu; bunlar sağ ve sol şad’lardı.
Sol Şad, Doğu tarafında, sağ Şad ise batı tarafından bulunuyordu. Şad’lar,
oymakların yönetimini aralarında paylaşıyorlardı. Ülkede adil ve güçlü bir
hükümet yönetimi gerçekleştirildi. Çinliler, Uygur hükümdarına (Vabgu)
‘Adalete saygılı kağan’ unvanını vermişlerdi. Kağan ise, ‘Kutlu bilge
KulKağan’ unvanı ile kendisini takdim ediyordu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #8 : 08 Temmuz 2011, 07:28:31 »

İLK ÇAĞLARDA TÜRK KÜLTÜR HAREKETLERİ

        Türk Kültür Ve Uygarlığı Konusunda Yabancıların Görüşü

  Bilindiği gibi, Türk tarihi konularını araştıran yabancı bilim adamları
arasında önyargıları aşan, tarihi gerçeklere gözlerini kapamayan kişiler, az
olmakla beraber vardır. Bu yabancı bilim adamlarının, Türk kültür ve
uygarlık değerleri konusundaki düşüncelerine burada yer vermemiz faydalı
olur kanaatindeyiz.

  Ancak kabul etmemiz gereken bir hususu Strzvgovşki’nin ifadesiyle
belirtelim: “Daima tekrara mecburum ki Türkler bu konuyu ciddi olarak
tetkik etmezlerse, sanatlarının çok eski bir geçmişe malik olduğunu ortaya
koyacak tedkikatın (incelemenin) hümanistler tarafından yapıImasını
beklememelidirler. Çünkü bunlar, Ege medeniyetine benzemiyen her sanatı
bar’bar addetmek gibi yanlış bir nazariyeye maliktirler. Birçok sanat
eserleriyle dolu olan Altay- sahaları bunlarca sanattan mahrum addedilmektedir”.

  Strzygovski’nin ciddi olarak Türkler tarafından ele alınmasını istediği
konu,Türklerin çok eski zamanlarda yaşayıp zengin uygarlık izleri bıraktıkları
alanlarda, bizzat kendilerinin bilimsel araştırmalar sürdürmeleridir.

   Büyük bir üzüntü ile kaydedelim ki, Türklerin ‘savaşçı çoban oldukları, ne
sanat, ne de sanatkarı olduğunu ileri sürenler nasıl yabancılarsa, arkeolojik
ve yorulmak bilmiyen bilimsel araştırmalarla eski Türk değerlerini gün
ışığına çıkarmaya çaba sarfedenler de yine yabancılar olmuştur. Bu gibi
araştırmalar konusunda, Türk katkısı yok denecek kadar azdır. Yabancıların
bu konulara yönelmeleri ise, birkaç yüzyılı aşmıştır. Bu birkaç yüzyılın
ortaya çıkardığı ürünleri değerlendirmek, oluşturduğu yanlış yargıları
düzeltmek ve Strzygoveki’nin deyimiyle hakikatı ortaya koymak asırlarca
çalışmaya ve araştırmaya mütevakkiftır (bağlıdır).

  Her türlü uygarlığı Akdeniz çevresinde gören Avrupa hümanistlerini
bir yana bırakırsak, çok eski bir uygarlığa sahip olan Çin ile Sümer-Türk
uygarlıklarını karşılaştıran H. d’ARDENNE TIZAK şöyle demektedir:

   “Çin uygarlığının en eski bir uygarlık olduğu düşüncesi yanlıştır.
Miladdan 4000 yıl kadar önce Mezopotamya’da Sümer uygarlığı devam
ettiği sıralarda Çin, ilkel bir halde yaşayan insanlarla meskün idi. Kuzeybatı
yönünden sürekli dalgalar halinde gelen yabancı bir kavim (ki bunların
Türkler olduğu bugün biliniyor) oralara yerleşmişler ve bir kısmı Çin-
Hindine doğru çekilen yerlilerin Çin de kalanlarına tarım yapma ve hayvan
besleme yöntemlerini öğreterek onları eğitmişlerdir. Bu suretle Çinillerle
karışan ve onlarla evlenen bir kısım Türkler Çinlileşerek yeni bir millet
vücuda getirmişlerdir. İşte M.Ö. Çin uygarlık ve sanatı böyle başlamıştır”.

  Çin bir millet halinde oluştuktan sonra, süregelen Türk akınlarına
karşı kapılarını kapamış ve onlarla mücadeleye girişmiştir. Çinlileri Türkler
arasında yüzyıllarca süren savaş ve ilişkiler nedeniyle her iki toplumun sanat
ve kültüründe alış-veriş olmuştur. Bu sebeple Türk kültür ve uygarlığı
alanında araştırma yaparken çok geniş bir açıdan yaklaşım mecburiyeti
ortaya çıkmaktadır. Bu hususun gözden kaçırılmaması gerekir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Kam - Şaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« Yanıtla #9 : 08 Temmuz 2011, 10:11:35 »

Oldukça faydalı bir makale olmuş, değerli emeklerinize teşekkürü borç bilirim. Kök Teñri kut versin!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.