GAKGO / GAKGOŞ KELİMESİNİN KÖKENİ VE ETİMOLOJİK ANLAMI
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2019, 15:22:12


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: GAKGO / GAKGOŞ KELİMESİNİN KÖKENİ VE ETİMOLOJİK ANLAMI  (Okunma Sayısı 5273 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
tigince
Ziyaretçi
« : 16 Nisan 2010, 14:46:15 »

Prof.Dr.Ahmet BURAN

Yazı dilinin ortak kelime kadrosu içinde yer almayan ve sadece belli yörelerde
kullanılan kelimelere mahallî kelimeler diyoruz. Türkiye Türkçesi ağızlarında bu tür
kelimelerin sayısı oldukça fazladır.
Her dilin ayrı bir mantığı, karakteri ve şahsiyeti vardır. Bir dili diğerlerinden
ayıran faktörlerin başında bu mantık ve şahsiyet farklılığı gelmektedir. Aynı dilin
kelimeleri de kendi içinde bağımsız birer şahsiyete sahiptirler. Kelimeler, sadece
“seslerden meydana gelmiş anlamlı birlikler” olarak görülmemeli; onların şahsiyeti,
karakteri, itibarı ve sosyal işlevleri de dikkate alınmalıdır. Yazı dilimizde yer alan her
kelime bağımsız olarak yukarıda sözünü ettiğimiz vasıflara sahiptir. Ancak mesaj ve
işlevleriyle toplumun sosyo-kültürel yapısı içinde önemli roller üstlenen bazı kelimeler
vardır ki, bu kelimeler diğerlerine göre farklı özellikler taşımaktadır.
Bu yazı vesilesiyle, kökeni, anlam alanı ve sosyal işlevi gerçekten ilginç olan ve
Elazığ yöresinde sıkça kullanılan gakko / gakgo / gakkoş / gakgoş kelimesini
incelemek istiyorum.
Türkçe akrabalık adları bakımından çok zengin bir dildir. (Aksan, 1971: 98 ;
Gülensoy, 1973-1974: 283-318) Bu, Türk toplumunda aile kurumunun ve akrabalık
ilişkilerinin çok önemli ve özel bir konuma sahip olduğunun da göstergesidir.
Akrabalık,“1. Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler, hısım, 2.
mec. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler, 3. mec. Biri diğerinin sonucu
olan şeyler” (Türkçe Sözlük, 1998: 1214) şeklinde açıklanmaktadır. Tanımından da
anlaşılacağı gibi akrabalığın temelinde, birinci derecede kan bağı, aynı kaynağa, aynı
kökene dayanma vardır. Bu merkezde başlayan akrabalık halka halka genişler ve
genişledikçe de zayıflar.
Akrabalık “kan” ile ilgili biyo-genetik bir yakınlıktır. Dolayısıyla, Türkçede, baba
ve kardeş kelimeleri, muhtemelen “kan” ile aynı aileden olan kelimelerle ifade
edilmiştir. Nitekim, Eski Türkçede ka kelimesi “akraba, arkadaş”; kang / kañ / kan
“baba”; kadaş “akaraba, dost, birader” anlamındadır. Divânu Lûgâti’t-Türk’te “kı”
kelimesi, “hısımlık bildiren kelimelerin sonuna gelerek acıma ve sevme bildiren bir
edat” (DLT. III 212-14, 212-16, 212-17) olarak açıklanırken, “kangdaş” kelimesi de,
“babaları bir olan” (krş. kangsık) şeklinde anlamlandırılmıştır.
* Bu yazı Türk Dili dergisinden (Sayı 578, Şubat 2000, s.173-177) iktibas
edilmiştir.
Tarihî ve çağdaş Türk Lehçelerinde, “baba” kavramı daha çok “ata” ( ada / eti /
aça), “dede” ve “aba” kelimeleri ile karşılanmaktadır. Ayrıca bu kavram için Türkiye
Türkçesinde “baba”, Kazak Türkçesinde “eke”, Türkmen Türkçesinde ise
“kaka” şekli kullanılmaktadır.
Göktürk metinlerinde kardeşlik ile ilgili olarak ini “küçük erkek kardeş”, eçi
“büyük erkek kardeş” ve eke “abla” kelimeleri mevcuttur. Kardeş “1. Aynı anababadan
doğmuş çocukların birbirlerine göre adı, 2. Yaşça küçük olan kardeş. Yerel
ağızlarda kardaş olarak kullanılır. Eski kaynaklarda karındaş olarak geçer. Tkm. gardaş,
Nog. kardaş, “kardeş”; karındas “yaşça küçük olan kız kardeş; Kzk. karındas “yaşça
küçük olan kız kardeş”, Kklp. karındas, Krg. karındaş “yaşça küçük olan kız kardeş”,
Özk. karindoş, Sag., Koy., Kaça., Belt. karındas, Hak. xarındas, Çuv. xuhantaş.
Bu kelime, en eski çağlardan başlayarak kullanılır. Orta Türkçede karındaş biçimi
geçer. Kumancada karındaş ve kız karındaş “kardeş” olarak kullanıldığı gibi eski
Kıpçakçada da karındaş ve kız karındaş biçimleri geçer.” ( Eren, 1999 : 212 )
Azerbaycan Türkçesinde gağa kelimesi “ağabey” anlamındadır. Ayrıca hürmet ve
saygı için amcaya, dayıya ve genelde yakın akraba olanlara“. (İlhan, 1994 : 441 ) hitap
olarak söylenir. Türkiye Türkçesi ağızlarında da, kaka / kako / kakko: 1)- Büyük
kardeş (Kırıkla-Dinar / Af.; Gerze / Sin. Harput / Elz.) 2)- Erkek kardeş (Salda-
Yeşilova / Brd.; Siverek / Urfa, İç.) 3)- Süt kardeş (Ba. )”( Derleme Sözlüğü VIII, :
2599) .; keki : Büyük kardeş (Fener- Silivri / İstanbul)” ( Derleme Sözlüğü VIII : 2723
) keke / keko : Kardeş, ağabey, amca vb (Bingöl, Elazığ, Diyarbakır yöresi .)
Ayrıca; “gağa, gaga, gacı, gada, gıcı, gığa, gıÊa, gocu, guccÔ şekilleri de
“küçük kardeş, ağabey ve erkek” anlamlarında, Afyon, Uşak, Isparta, Burdur, Denizli,
Çanakkale, Eskişehir, Bolu, Samsun, Erzincan, Sivas, Konya, Antalya, Balıkesir,
Giresun, Bayburt, Van, Diyarbakır, Sinop gibi illerin çeşitli ilçe ve köylerinden tespit
edilmiştir . (Derleme Sözlüğü VI : 1291).
Görülüyor ki “gakgo” aslında Elazığ yöresinde ortaya çıkan ve sadece bu yörede
kullanılan bir kelime değildir. Kökleri, ilk yazılı belgelere kadar giden ve birçok
değişik varyantıyla bugün Türkiye Türkçesi ağızları ile Çağdaş Türk Lehçelerinde
yaşayan bir kelimedir.
Türkiye Türkçesi ağızlarının bir çoğunda özellikle de, Doğu ve Güneydoğu
Anadolu ağızlarında bazı adlar, hitap olarak kullanılırken kısaltılır ve son hecesinde bir
“o” sesi türetilir. Mesela, Mustafa > Musto / Mısto, Ayşe > Eşo, Hasan > Haso, Ali >
Alo olur. Hitap olarak kullanılan bu adlara, sevgi, şefkat ve küçültme anlamı yüklenirken, kısaltılan adların sonuna bir “ş” ünsüzü eklenir. Böylece, Ali > Aliş veya
Aloş, İbrahim > İbiş veya İboş, Fatma > Fatoş şekilleri ortaya çıkar.
Elazığ yöresinde kullanılan “gakko / gakgo ve gakkoş / gakgoş” kelimesi de bir
hitap olarak, yukarıda belirttiğimiz değişime uğramıştır. Kelimenin aslı ve ilk şekli,
Eski Türkçede akraba anlamına gelen “ka” ile ilgilidir. Bu arada, “baba” anlamındaki
kang kelimesi ile bugün Türkmen Türkçesinde kaka “baba” ve Azerbaycan
Türkçesinde gağa “ağabey” olarak kullanılan kelimeleri de burada tekrar hatırlayalım.
Bazı istisnaları olmakla birlikte Oğuz Türkçesi, genellikle Eski Türkçe kelime
başı k’lerini g’ye dönüştürür. Dolayısıyla ka ile ilgili olan kelimenin ilk sesi k >g
değişmesiyle g olmuştur. Türkmen Türkçesinde “kaka” , Azerbaycan Türkçesinde
“gağa” olarak görülen bu kelime, Elazığ yöresi ağızlarında tonlulaşma ve ünsüz
ikizleşmesine uğrayarak gakko ve gakgo biçimini almıştır. Ağabey anlamında
kullanılan bu şeklin sonuna küçültme, sevgi ve şefkat bildiren bir ek olan “ş”
getirildiğinde kelime, gakkoş / gakgoş olur ve “küçük kardeş” anlamında kullanılır. Ka
> kaka > gakgo > gakgoş şeklinde bir fonetik değişme gösteren bu kelimenin çeşitli
biçimsel ve anlamsal varyantları, “gağa, gaga, gacı, gada, gıcı, gıÊa, gocu, kaka,
keke, keki, keko vb.” biçimlerinde Türkiye’nin değişik yörelerinde kullanılmaktadır.
Bu kelimelerin tamamı aynı kelime ve kök ile ilgilidir. Türkçede ve diğer birçok dilde
akrabalık adları “baba, papa, mama, dede, bibi…” gibi aynı hecenin tekrarından
meydana gelmektedir. Benzerleri gibi “kaka” ve onun değişik söyleyişleri olan, “gaga,
gağa, gakgo/gakgoş” biçimleri aynı şekilde “ka” hecesinin tekrarıyla yapılmıştır.
“Keke, keki ve keko” biçimleri ise aynı şeklin ünlü incelmesine uğramış biçimleridir1.
Bu kısa etimoloji denemesiyle “gakgo / gakgoş” kelimesinin kökenini, anlamını
ve yapısını tespit etmeye çalıştık. Şimdi kelimenin kavram alanı ve sosyal işlevi
üzerinde duralım.
“gakgo” kelimesinin tarihi ve Çağdaş Türk Lehçeleri ile Türkiye Türkçesi
ağızlarında “akraba, baba, ata, ağabey, küçük kardeş, süt kardeş” anlamlarına geldiğini
tespit etmiştik. Elazığ yöresi ağızlarında bu kelime ile ifade edilen ilk anlam “kan
akrabalığı”dır. Bu akrabalık bağı içinde özel olarak “ağabey” anlamındadır.
Bu ilk ve temel kavram alanından başka, bir aile veya sülale içinde, sevilen, sözü
dinlenen, yaşlı ve saygın kimselere de, öncelikle aile fertleri, sonra da yakın çevresi
“gakgo” kelimesiyle hitap ederler.
1* DLT’te “gı” kelimesinin akrabalık adlarının sonuna gelen, acıma ve sevme bildiren bir edat olduğu
açıklanmaktadır. Dolayısıyla ka+gı> kagı>kaka ya da kagı>kaki>keki/keke biçiminde bir açıklama
getirmek de mümkündür.
Bir kız, küçük erkek kardeşine “gakgom” şeklinde hitap ederken, onu yüceltir,
ağabeylik makamına lâyık gördüğünü belirtmek ister.
Elazığ yöresinde “yiğit, er, mert, delikanlı, dürüst, babayiğit”. ( Eroğlu, 1995 :
205-208 ) gibi anlamlarda da kullanılan “gakgo” kelimesinin, böylece kan
akrabalığından kültür ve soy akrabalığına doğru genişleyen bir kavram alanına sahip
olduğunu görüyoruz.
Adı bilinmeyen ve tanınmayan insanlara hitap ederken de bu kelime
kullanılmaktadır. Tanınmayan ve adı bilinmeyen bir insana hitap ederken bu kelimeyi
kullanmak, o insana kardeşlik makamının verilmesi ,dolayısıyla saygı gösterilmesi ve
değer verilmesi anlamına gelir.

Yazımızı Mehmet Bico Kerküklü’nün “gakgoş” denilen insanların vasıflarını
anlatan şiiriyle bitirelim:

HERKESE GAKGOM DENİLMEZ GAKGOŞ
Gakgonun manası ince ve derin
Herkese gakgomsun denilmez gakgoş
Gakgo sembolüdür bizim illerin
Herkese gakgomsun denilmez gakgoş

Gakgomun mekânı Harput yöresi
Sağlamdır âdeti, örfü, töresi
Hiç olur mu gakgo elin teresi
Herkese gakgomsun denilmez gakgoş

Gakgom babacandır gözü de pektir
Mazluma yumuşak, zalime serttir
Kalleşliği bilmez haza, erkektir
Herkese gakgomsun denilmez gakgoş

Dertliye dermandır, hastaya şifa
Gakgom’a koşarlar çekenler cefa
Dostluğa gösterir çok büyük vefa
Herkese gakgomsun denilmez gakgoş

İsmi Ali, Ahmet veya da Mamoş
Nenesi Fidoş’tur anası Emoş
Sohbeti çok tatlı, şivesi pek hoş
Herkese gakgomsun denilmez gakgoş

Kerküklü der gakgom ariftir arif
Dilin gücü yetmez etmeye tarif
Konuk sever, cömert, sevimli, zarif
Herkese gakgomsun denilmez gakgoş

Kaynaklar
Aksan, D., (1971) Anlambilimi ve Türk Anlambilimi, DTCF Yay., Ankara
Derleme Sözlüğü-VI, (1972) TDK Yay., Ankara
Derleme Sözlüğü-VIII, (1975), TDK Yay., Ankara
Eren, H., (1999) Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü, Ankara
Eroğlu, T., (1995), Harput’ta Kurala Dayalı Müzik Yapma Geleneği, Tuncer Gülensoy
Armağanı, Kayseri, s. 205-208
Gülensoy,T., (1973-1974) Altay Dillerindeki Akrabalık Adları Üzerine Notlar, TDAYBelleten,
s.283-318
İlhan, S., (1994) Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü-I, MEB. Yay., İstanbul
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.106 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.