Ambargo Uygulasalar Ameliyatta Narkoz Bulamayız!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 11 Temmuz 2020, 16:38:54


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ambargo Uygulasalar Ameliyatta Narkoz Bulamayız!  (Okunma Sayısı 1968 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Türk Çerisi
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 789


« : 13 Ağustos 2012, 17:03:38 »

Bir ambargo uygulasalar ameliyatta narkoz bulamayız

Duayen gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun Karadeniz TV’de canlı yayınlanan Ceviz Kabuğu’nda bu hafta; “Tıp Bu Değil” adlı kitaptan yola çıkılarak, “Tıpta Büyük Yalanlar” konusu masaya yatırıldı. Tanınmış bir grup hekim; Günümüzde ilaç tekellerinin baskısı ile Türkiye’de para kazanmak için hastalık yaratıldığı fikrinde birleşti.

Duayen gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun Karadeniz TV’de canlı yayınlanan Ceviz Kabuğu’nda bu hafta; bir grup hekimle birlikte, “Tıpta Büyük Yalanlar” konusu masaya yatırıldı.

Tanınmış bir grup hekim; “Günümüzde ilaç tekellerinin baskısı ile Türkiye’de para kazanmak için hastalık yaratıldığı fikrinde birleşti.

Türkiye’nin  tanınmış bir grup hekimi ortaklaşa bir kitap yayınlayarak, tıpla ilgili ağır eleştiriler getirdi. Günümüzde tüm dünyada ve ilaç tekellerinin baskısı ile Türkiye’de “para kazanmak için hastalık yaratıldığı” ileri sürüldü.

Duayen gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun Karadeniz TV’de canlı yayınlanan Ceviz Kabuğu’nda bu hafta; “Tıp Bu Değil” adlı kitaptan yola çıkılarak, “Tıpta Büyük Yalanlar” konusu masaya yatırıldı. Programa stüdyo ve telefon konuğu olarak kadiyoloji uzmanı Prof. Dr. Gülümser Heper, radyasyon onkolojisi uzmanı Dr. Yavuz Dizdar, özel hukuk uzmanı Prof. Dr. Hasan İşgüzar, genel cerrah Prof. Dr. Kenan Demirkol, Tıp Kurumu Genel Sekreteri Dr. Ali Rıza Üçer, genel cerrah Dr. Uğur Yılmaz ve psikiyatri uzmanı Dr. Mutluhan İzmir katıldı.

“Çokuluslu  şirketlerden
koruyucu tıbba engel”
Hulki Cevizoğlu: Bir hekim olarak “Tıp Bu Değil” kitabını niçin yazdınız?
Prof. Dr. Gülümser Heper: Tıbbın tedavi edilme hakkı olmadığını, esas hakkın sağlığın korunması olduğunu anlatmayı hedefledik... Çok uluslu şirketler kâr gelirleri düştüğü için koruyucu tıbbın gelişmesini istemiyorlar.
Hulki Cevizoğlu: Koruyucu hekimlik öne çıktığında orada da bir pazar oluşmayacak mı? Bal, hap, krem gibi ürünlerin reklamlarını görüyoruz televizyonlarda. Burada ciddi bir pazar var...
Prof. Dr. Gülümser Heper: Alternatif hekimlikle koruyucu hekimlik farklı şeyler. Alternatif hekimlikte kötüye kullanım mevcuttur. Sağlık indeksinin bozulmasına neden olan etkenler var. Sağlık insan hakkıdır bu hakkı kaybetmeden korumamız lazım.
Hulki Cevizoğlu: Mesleğinize niye böyle ağır eleştiriler yapıyorsunuz?

Doktorlarımız hasta
görmüyor, hastalığı bilmiyor
Dr. Yavuz Dizdar: Tıp son 15- 20 yıldır bir şekilde rotasından çıkmış durumda. Doktor olarak yetiştirdiğimiz çocuklar 4. sınıftan itibaren TUS kurslarına gidiyor. Klinikte hasta görmüyor. Hastalık bilmiyor. Karşısına hasta gelince ne yapacağını bilmiyor. Öyle olunca da gereksiz tetkik ister hale geliyor.

“Para kazanmak için hastalık yaratılıyor”
Prof. Dr. Gülümser Heper: Şu anda Türkiye’deki bütün hastaneler özeldir. Devlet hastanesindeki performans sistemi özelleşme statüsündedir. Üniversiteler de böyle, muayenehaneler de böyle. Sağlığın köylere gitmesi özelleştirmelerle bloke edildi. Özel sağlık sistemi ise hastalık yaratma üzerine gidiyor.  Harcanan para gelişmişliği göstermez. 2002’de Türkiye’nin BM sağlık gelişmişlik sıralamasında 92. sıradaydı. 2011’de de aynı sırada. Hiçbir fark yok.
Tamamen tesadüfi tespit edilen tümörel yapılar var. Belki de ömür boyu hiçbir sorun yaratmayacak bu tümörler için ameliyat oluyorsunuz. Mesela göğsünde ağrı ile gelen bir hastaya uygulanacak ilk tedavi ilaç tedavisidir. Ama hasta bundan sonra kalp krizi geçirse o doktor kendisini hakim karşısında bulur ve meslektaşları da onu suçlar. “Teşhis koyamamış” diye.
Hulki Cevizoğlu: Demek ki hastaların kuşkularını suiistimal etmemek lazım.. Çağımızda en büyük tıp yalanı hangisi?

Büyük tıp yalanları
Prof. Dr. Gülümser Heper: En büyük yalanı söyleyen sistem siyasettir. Sigara sorununu çözemediğiniz bir hastaya kolesterol ilacı vermek zorunda olduğum bir sistemle karşı karşıyayım. İnsani olarak; “Sigarayı bırak, yoksa sana ilaç vermem” demek zorundayım, ama böyle bir hakkım yok. Kolesterol ilaçları ile ilgili ciddi bir polemik var. 10-15 ayrı molekül farklı isimlerle piyasada. Yüksek riskli insanlara insiyatifimi kullanarak kolesterol ilacı veriyorum. Ancak kafamda şüpheler olarak.
Türkiye Avrupa sıralamasında ilaç kullanım yönünden 6. sırada. Türkiye’ye herhangi bir ambargo uygulansa narkoz ilaçlarını bile bulamayız. Çünkü ithal ediyoruz. Türkiye tüm ilaçların yüzde 90’ını ithal ediyor.
Dr. Yavuz Dizdar: Tıpta en büyük yalan “tıp ilerliyor” lafı. Bir yere gittiği, ilerlediği yok tıbbın. Bilakis geri gidiş var. Örnek alınabilecek insan sayısında azalma var. Bu şekilde tıbbın ilerlemesi mümkün değil. Siz sadece bir doktor olarak şehrin göbeğinde bir yalıda oturacak parayı kazanamazsınız. Hayatınızın hedefine parayı koyarsanız tıpta ilerleyemezsiniz. Tıpta ilerleme hasta görerek olur. Hastalıklar değişiyor çünkü. Büyük ilaç firmalarının yarattığı hastalıklar var. Parayla çalışan doktor satın alınabiliyor, akademinin satın alınmaması lazım.
Domuz gribi dünyaya çok iyi pazarlanmış bir manipülasyondur. Kuş gribi ile başladı. Bizim iki buçuk milyon tavuğumuz yaktırıldı. “Tıp bu değil” dedik, ama peki ne? Bundan 20 yıl önce bu kadar şeker hastalığı yoktu. Kanser kesinlikle yoktu. Bizim bunu iyileştirmemiz gerekiyor. Aşırı uzmanlaşmış alanların bir araya gelmesi halinde tıp bugünkü halinden 50 yıl ileriye gider.
Hulki Cevizoğlu: Dünya Sağlık Örgütü’nü (DSÖ) kim yönetiyor? Orayı da mı ilaç şirketleri kullanıyor?
Dr. Yavuz Dizdar: Evet, elbette öyledir. İkinci Dünya Savaşı’ndan beri böyledir.

“İlaç bağımlısı
bir toplum olduk!”
Hulki Cevizoğlu: Sayın Üçer, siz de makalenizde tıptaki skandallardan örnekler veriyorsunuz.
Dr. Ali Rıza Üçer: Sezaryenle doğum oranı 2002’de yüzde 20 idi. Şimdi yüzde 50. Sağlıkta dönüşüm modeli sağlık tekellerine hizmet ediyor. İlaç bağımlısı bir toplum olduk. Hapı yuttuk bir anlamıyla... Türkiye’de 2010 yılında 225 milyon kutu antibiyotik tüketildi. Bunlara hastanelerde kullanılan dahil değil. 500-550 milyon Dolar civarında.
Prof. Dr. Gülümser Heper: Bir örnek vermek istiyorum. Türkiye’de yüzde doksan, antibiyotik yazarlar boğaz ağrısına. Viral enfeksiyon nedeniyle ortaya çıkan hastalık antibiyotikle tedavi edilmez ama yazarlar. Doktor, “Aile beni suçlar, başka bir şey olur” diye yazıyor ilacı.

“Yaşlılar ilaç
torbası değildir”
Hulki Cevizoğlu: Dünyada ve özellikle Türkiye’de yaşlılık tıbbı nasıl uygulanıyor?
Prof. Dr. Gülümser Heper: Türkiye’de aileler yaşlılarına sahip çıkmasa, yaşlılarımızın sokakta kalacağı kesindir. Toplumun sağlık kapasitesi ne ise ona göre tedavi ediliyor. Gerekenler yapılıyor. Ama yaşlılık konusu suiistimal edilmemeli. Piyasada Alzheimer’a karşı falan ilaçlar var. Bunlar verilip ilaç bağımlısı yapılmamalı yaşlı insanlar. Yaşlıları ilaç torbası gibi değerlendirmemek lazım. 
Hulki Cevizoğlu: Telefon hattımızda bir cerrahımız var. Uğur Yılmaz... Siz “Tıp neydi ne oldu” diyorsunuz kitapta...
Dr. Uğur Yılmaz: Tıp sağlık ticaretinin bir unsuru haline gelmiştir. Çoğu kişi zannediyor ki günümüz sağlık sistemi en üst seviyeye ulaştı ve cerrahi müdahalelerde mutlak sonuç alınır. Teşhis denilen kavrama dikkat etmek gerek. Sizin ve hekimin kabul ettiği şey, teşhis demektir. Bu her zaman doğru olacak demek değildir.

2020’de kısırlık yüzde 50 olacak!
Hulki Cevizoğlu: Son günlerde damacana sularında büyük tartışma var.
Prof. Dr. Kenan Demirkol: Ben bunun üç yıldır mücadelesini veriyorum. Bisfenol-a içeren 19 litrelik damacana sularına izin veriliyor. Sağlık Bakanlığı bakteriyolojik inceleme için toplattı suları. Ancak damacana şişeleri için bir şey yapılmadı. Jinekoloji Derneği’nin yaptığı araştırmaya göre, genç evlilerin yüzde 10’u kısır. 2020’de yüzde 50’si kısır olacak. Başbakan üç çocuk diyor ama, bu şekilde giderse dışarıdan erkek ithal etmemiz gerekecek. Çünkü erkek tipi kısırlık yapıyor bunlar. Sadece su değil, tarım ilaçları var. Çocukluk çağı kanserlerinin çoğu tarım ilaçlarından oluyor.


Büyükşehirlerde kulelere mahkum
Hulki Cevizoğlu: Telefon hattımızda bir psikiyatri uzmanımız var. Yine kitabın yazarlarından...
Dr. Mutluhan İzmir: İnsanların sağlıklı olması için gereken şartlar artık ortadan kalktı. Büyük şehirlerde çok katlı kulelere hapsedildi. Doğasından uzaklaştırıldı. Bu şartlarda sağlıklı olunabilir mi? “Ruh sağlığı açısından insan için sağlıklı koşullar nedir?” diye düşünmek gerekir. İnsan sağlıklı ortam içinde olmazsa ruhsal olarak nasıl olacak?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.236 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.025s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.