Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini

TÜRKÇÜ DURUŞ, TÜRKÇÜLÜK, ATSIZCI GÜÇ => Türkçünün Günceli => Konuyu başlatan: Tan Hu üzerinde 25 Ekim 2017, 12:29:24



Konu Başlığı: Ziya Gökalp’ın Mefküre, Fert ve Cemiyet Kavramları
Gönderen: Tan Hu üzerinde 25 Ekim 2017, 12:29:24

Ziya Gökalp düşüncesi içerisinde en önemli yeri şüphesiz mefkûre alır. Ona göre mefkûre;

 “Bir millet büyük bir felakete uğradığı, korkunç bir tehlike karşısında bulunduğu zaman, fertlerindeki şahsiyetleri bel’eder: O zaman umumun ruhunda yalnız “milli bir şahsiyet” yaşar, bütün kalplerde bu “milli şahsiyeti” idame ettirmek tehalükünden başka bir duygu kalmaz. Bu hengâmda fertler kendi hürriyetlerini değil, milletlerinin istiklalini düşünürler. İşte o muazzez duygu ile karışık olan bu mukaddes düşünceye “mefkûre” denilir ve bu buhranlı devreye de “ilhak devresi” namı verilebilir.”(Ziya Gökalp, Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak, Kültür Bakanlığı Ziya Gökalp Yayınları, 1976, s. 63.)

Gökalp’e göre “Bir mefkûrenin kuvvetlenmesi için iki hissin yardımına ihtiyaç vardır. Bunlardan birisi milli muhabbettir ki, milli mefharetlerle halk an’anelerinden doğar. İkincisi milli kindir ki, herhangi bir istibdada karşı gayz ve adâvet uyandırmakla hâsıl olur.”

Mefkûrenin oluşmasında etkili olan bu iki faktörden ilki Gökalp’in “Halka Doğru” ismini verdiği harekette kendini gösterir. İkincisi ise devletin yönetiminden memnun olunmadığı durumlarda oluşan tepki manasında kullanılmıştır. Bu şekilde gelişen mefkûre düşüncesi, Gökalp tarafından, insanları inandıkları değerler uğruna şahsi emellerinden vazgeçirecek derecede heyecanlandıran ve bu uğurda mücadele etmek için onlara motivasyon sağlayan yüce bir emel olarak tasarlanmıştır.

Gökalp ferdi mefkûrenin doğuşu ile birlikte kişisel menfaatlerini unutan ve kendisini toplumun menfaatlerini gerçekleştirmeye adayan kişi olarak düşünür. Mefkûre aşkı öncesinde yaşadığı dönemde kendi çıkarı için verdiği mücadeleler kendisini topluma hasretmesi ile ortadan kalkmıştır. Zaten Gökalp’e göre bir cemiyetin ilkellikten moderne doğru yaşadığı süreç, bireylerin şahsiyetlerinin gelişimi ile doğru orantılıdır. İş bölümü sayesinde farklılaşan cemiyette yaşayan bireyin de toplumsal bazda şuuru artar. Bir cemiyette bireyciliğin artması o cemiyetin çöküşüne dalalet eden bir işaret olarak yorumlanır.

Gökalp’in insanın şahsiyetini kutsal yapanın, ma’şeri (toplumun, ortaklaşa, kamusal) vicdana sahip olmasıdır.

Gökalp’te cemiyet, cemia ve câmiaların ardından siyasi zümrelerin üçüncü basamağıdır. İşin Gökalp tarafından açıklanan teknik kısmına fazla eğilmek mümkün değildir, yine de bu konudaki görüşünün, cemiaların birleşerek câmiaları, câmiaların da dağılmaya başlamasının ardından müşterek vicdana ve mefkûreye sahip olan cemiaların bir milliyet halini alacak şekilde bir araya geldiği, cemiyetlerin de bu milliyetin bağımsızlığını ele almalarıyla oluştuğu şeklindedir. (Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları)

Cemiyet denilen zümre de ümmet değil millet tanımına uymaktadır. Ümmet ise birçok cemiyetten insanı kapsar ve beynelmilel olarak ifade edilir.

Tan Hu
25.10.2017
turkcuturanci.com


Konu Başlığı: Ynt: Ziya Gökalp’ın Mefküre, Fert ve Cemiyet Kavramları
Gönderen: TÜRKÇÜGÖKHAN üzerinde 25 Ekim 2017, 13:11:54
Ziya Gökalp'in ''millet kavramına" verdiği önemi en güzel anlatan olay 1891 yılında, Osmanlı'da lise öğrencisiyken "padişahım çok yaşa" yerine "milletim çok yaşa" diyerek olmuştur.