Yanlış Diyebilir misiniz?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ekim 2019, 04:10:44


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yanlış Diyebilir misiniz?  (Okunma Sayısı 1328 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Türk Çerisi
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 796


« : 22 Eylül 2013, 13:19:03 »

 Yeniçağ gazetesi yazarı Arslan Tekin köşesinde 4 gün boyunca Ahsen Batur'un "Kürdoloji Yalanları" isimli eseriyle ilgili mektubunu paylaştı.

Ben de bu yazıları burada paylaşacağım. Okumakta fayda var.

-------------------------------------------------

Tartışmalar bir birini takip ediyor. PKK  “ana dil”le eğitimi şart koşuyor. Dersleri boykot ettirmek istediler ama bu o kadar kolay değil... PKK’nın, tam hâkimiyet kurduğu yerlerde insanlarımız çocuklarını maalesef mekteplere gönderemediler. PKK boykotu bir iki yerle sınırlı kaldı.
Doç Dr. İlhan Kaya ile yaptığımız konuşmayı altı gün süreyle yayınlamıştık. İlhan Kaya Bey de, tabir caizse bin dereden su getirerek ana dille eğitimin olması gerektiğini uzun uzun anlatıyor. Ama bir başka isim, doktora tezini Abdullah Öcalan’la da görüşerek ortaya koyan, PKK’yı iyi bilen Doç. Dr. Ali Kemal Özcan ise, mahallî dilin yetersizliği yüzünden, Kürtçe eğitimin mümkün olmadığını söylüyor. Diğer taraftan yine bölgenin insanı Prof. Dr. Ahmet Buran Kürtçenin Osmanlıca gibi karma bir dil olduğunu, Rus ilim adamlarının araştırmalarına dayanarak açıklıyor.
Bu tartışmalar sırasında, Prof. Dr. Nurullah Çetin, bana gelen bir tenkit mektubundaki bir nota dikkat çekiyor: “Biri size Ahmed-i Hani’den bir mısra göndermiş: “Manend-i dürri zimane Kurdi’ (‘Kürt dili inci gibidir.) Enteresandır bu mısradaki kelimelerin hepsi Farsça. Zimane kelimesi de zeban’dan bozma, o da Farsça.”
Öyle bir noktaya getirildik ki, bu açıklama üzerine bile söylenmedik söz kalmayacak. Neden fikrî zeminde yürüyemiyoruz? Neden eksikliklerimizi söylemekten imtina eder duruma getirildik? Kürtçe yeterli veya yetersiz... İdeolojinin dışında tartışılamaz mı? Niçin “ırkçı” damgası vuruluyor?
Son zamanlarda, yayınladığı “Kürdoloji Yalanları” ve “1200 Yıllık Sürgün-Türk Sözünün Hazin Serüveni” kitaplarıyla dikkatleri üzerine çeken D. Ahsen Batur, köşemdeki “ana dille eğitim” tartışmaları üzerine bir mektup gönderdi.
D. Ahsen Batur “Kürdoloji Yalanları” nı, belgelere dayanarak ortaya koyduğuna göre, hususiyetle Doç. Dr. İlhan Kaya’nın söylediklerine vereceği cevap vardır. “Kürdoloji Yalanları” kitabını PKK’nın tezlerini dile getirenlerin hiçbiri yalanlayamamış ve şu yanlıştır dememiş/diyememiştir.
Başbakan’ın danışmanları, Recep T. Erdoğan’ın sınıf arkadaşı D. Ahsen Batur’un bu mektubunu fark ederler ve Başbakan’a da iletirler mi dersiniz! Ahsen Batur belgesiz konuşmuyor:
“Siyasî Kürtçülerin masum bir talep gibi öne sürdükleri ‘ana dilde eğitim’le kendilerini sınırlayacaklarını sananlar, herhalde koyungiller familyasına mensup olanlardır. Ana dilde eğitim talebiyle özerklik ve sınırları genişletilmiş tam muhtariyet arasında hiçbir fark yoktur. Diyelim ki, talepleri kabul edildi ve Kürt çocukları Kürtçe eğitim almaya başladılar. Aynı bölgede, aynı okulu ve aynı sınıfı paylaşan Türk ve Arap ailelerin çocukları neyle eğitim yapacaklar? Aynı okulda Türkçe eğitim yapan sınıfların yanı sıra Kürtçe eğitim yapan sınıflar mı olacak? Sanırım siyasî Kürtçüler bu seçime ‘şimdilik’ razı olacaklardır.”
Mektup uzun. Devam edeceğiz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Türk Çerisi
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 796


« Yanıtla #1 : 22 Eylül 2013, 13:19:44 »

“Kürdoloji Yalanları” kitabının yazarı Ahsen Batur’dan mektup geldiğini belirtmiştim.
PKK’da onarılması mümkün görülmeyen bir eksiklik var: Tefekkür!
PKK’nın içinde,  “en düşünen beyin” Abdullah Öcalan... İki gün önce, İmralı’dan, TBMM’deki iki ulağı vasıtasıyla gönderdiği mesajını bu köşeye ibret için aldım; okudunuz... PKK’nın adamları zaten tapınıcı; geçelim; bu abuk sabuk sözlerde keramet arayan bir sağ/sol liberal güruh var. Onlar ne zaman başlarını taşa vuracaklar!
“Tefekkür” olmayınca “ana dilde eğitim” meselenin nereye varacağını hesap edemiyorlar. (Ara not: Doğu Perinçek’in, Aydınlık’ta, önceki gün,  “Kürtçe eğitim mümkün değil!” tezini işlediği yazısında, A. Öcalan’ın kendisine rüyasını Türkçe gördüğünü söylediğini yazmıştır. D. Perinçek’in yazısı, onun siyasî kimliğinden ziyade, “ilim adamı” kimliği açısından önemli. Üzerinde duracağım.)
A. Öcalan’ın her kıpırdanışında bir keramet arayan liberal ve neo İslâmcılar (AKP yönetimi dâhil), PKK’nın büyüsüne kendilerini o kadar kaptırmışlar ki, “tefekkür” eksikliğini idrakten âciz hâle düşmüşler ve üstelik içlerinde  “Ana dilde eğitim niçin verilmiyor?” sorusunu soracak kadar şaşkınlaşmışlardır. (İkinci ara not: Vatan’da, önceki gün, Reha Muhtar, A. Öcalan’ın ayağını öpenlere karşı doğrusu kendisinden beklemediğim bir yazı yazdı ve hocamın oğlu olduğunu gösterdi!)
Ahsen Batur’un mektubuna devam:
“Çift dilli eğitim yapan çocuklar daha zeki ve daha başarılı oluyor iddiası içi boş, anlamsız bir deli saçmasıdır. Uzun yıllar Orta Asya ülkelerinde kaldığım için yakından şahit olmuşumdur ki, örneğin Özbekistan’da Rusça ve Özbekçeyi eşit seviyede bilen Özbek gençler %10’u geçmemektedir. Dahası, Rusçayı kusursuz konuşan ve yazanların oranı %10’u geçmemektedir ve kalanların tamamı sokak diliyle konuşmaktadır. O yüzden Sovyetler Birliği dağılmadan önce devlet dairelerine ve önemli noktalara hep Rusya’da okuyan Özbekler işe alınıyordu.
Kürdoloji diye tutturanlara, bu konuda ısrarcı olanlara şu soruyu sormak gerekir: Kurulan Kürdoloji Enstitülerinde Kürt gençlere ’Kürdoloji’adı altında ne okutacaklar? Siyasî Kürtçülerin aklıevvellerinden M. İzady, ’En küçük halkların bile dünya müzelerinde sanat eserleri sergilenirken, Kürtlere ait hiçbir eserin, bir halı veya kilimin, hatta kırık bir ok ucunun yer almaması’ndan şikâyet ediyordu. Hadi aralarındaki adavetten dolayı Türklerin, Arapların ve İranlıların Kürt sanat eserlerine müzelerinde yer vermediklerini düşünelim, peki Almanlar, İngilizler, Ruslar, Amerikalılar da mı Kürtlere ait olan bir şey için ret ve inkâr politikası uyguladılar! Olmayan bir sanat eserinin neyini sergileyecekler? Doğu Anadolu’da bulunan koç başlarını, İran’da, Seyistan’da ve diğer bölgelerde yapılan arkeolojik kazılarda bulunan sanat eserlerini otomatikman Kürt sanat eserleri kabul eden ve İzady’ye inat ’Kim demiş Kürt sanatı yoktur?’diye bunlarla övünen Nergize Tori, ne yazık ki, adları sayılan ve Kürdoloji’ye Kürtlerden çok daha fazla emek veren bu ülke insanları arasında yetişmiş bilim adamları tarafından asla ciddiye alınmamıştır.” (Bitmedi.)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Türk Çerisi
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 796


« Yanıtla #2 : 22 Eylül 2013, 13:20:22 »

“Kürdoloji Yalanları” kitabının yazarı D. Ahsen Batur’un mektubunu yayınlamaya devam ediyoruz. Mesele, etnisitelere umut verilmesidir. Olmayanın, “olmuş/olabilecek” gösterilmesi, sürekli huzursuzluğa sebep olunmasıdır. “Gizli eller”in istediği budur ve AKP yönetimi bu tuzağa düşmüştür: “Demokratikleşme” dedikleri bir “yıkım paketi”ni açıklama hazırlığı içindeler. Ahsen Batur’un birinci el kaynakları incelediğini belirtmeliyim:
“Yazılı bir kitabesi olmayan, literatürü oluşmamış, dil birliğini sağlayamamış, bir iki küçük beyliğin dışında devleti olmamış, bu eziklikle İzady’nin ifadesiyle ’Bu bölgede Milattan önce ve sonra yaşamış, etnik mensubiyeti açıkça belirtilmemiş her halkı Kürt kabul ediyorum’ diyen ve 20’den fazla ataya sahiplendikten sonra hepsini eleyerek, en son Med’lerde karar kılan siyasî Kürtçüler, Kürdoloji adı altında herhalde bu halklara ait sanat eserlerini, kitabelerini vs.yi belge olarak okutacaklardır. Kürtlerden de sahabe çıktığını ispat için hadis kitaplarındaki metinleri dahi tahrif ederek isimlerin sonuna el-kürdî ilavesiyle her önlerine geleni Kürt yapanlar, İzady gibi Strabon’u dahi Kürt yapmaktan hiç çekinmezler.
Zerdüşt’ün peygamber olup olmadığı çok tartışmalıdır ve Avrupalı bilim adamları, örneğin R. Frye, Zerdüşt’ü yalnızca bir filozof olarak kabul ederler. Bir kere Zerdüşt’ün peygamber olarak gelmesi dahi peygamberlerin gönderiliş şekline terstir. Zaten Kur’an’da birkaç sayfa indirilen peygamberlerin adları dahi zikredilirken, Zerdüşt gibi çok hacimli bir kitap gönderilen bir peygamberden söz edilmemesi dikkat çekicidir. Eğer Zerdüşt, kendisine kitap verilmiş bir peygamber olsaydı, Kur’an’da bir şekilde zikredilir veya imada bulunulurdu. Bir defa peygamberler öyle pat diye koltuğunun altında bir tomar yazıyla çıkıp gelmezler. Önce Allah’ın elçisi olduğunu söyler, halkı Allah’ın dinine davet eder, inkâr edildiğinde Allah’ın yardımıyla mucizeler gösterir veya kendisine bir kitap yahut birkaç sayfa indirilir. Kaldı ki Zerdüşt, gençliğinde Harran’da Sabii filozoflardan felsefe tâlim etmiş, daha sonra Birunî’nin el-Asâr el-Bakiye adlı eserinde bildirdiğine göre, Pisagor’un öğrencilerinden Faylakus’tan Babil’de dersler almış, sonra Seylan’da dağlara çekilmiş (Budda’nın ormana çekilmesi gibi) ve birkaç yıl kadar dağda kalmış ve kolunda bir tomar yazıyla birlikte çıkagelmiştir. Birunî, Zerdüşt’ün ders aldığı Sabii bilginlerin aslında Yahudi asıllı olduklarını da belirtir. Ayrıca o, Zerdüşt’ü sahte ve sapık peygamberler arasında gösterir. Zerdüşt’ün düşünce tarzı ile Budda’nın düşünce tarzı arasında yakın paralellikler vardır ve Zerdüştizm çok tanrılı bir dindir. Örneğin bir defasında Budda’ya ‘Söyler misin üstad, bir insan diğer insanlardan uzak düşse ve yanında sadece anası olsa, soyunun kesilmesinden korkan bu insan anasından başka bir kadın da bulamıyorsa, ne yapmalı?’ diye sorarlar. O da bu durumda o kişinin annesiyle cinsi temasta bulunabileceğini belirtir. Aynı soru Zerdüşt’e sorulmuş, o da tıpkı Budda gibi cevap vermiş. Yani ensest ilişkiye onay çıkarmıştır. (Kürdoloji Yalanları, s. 289-291). Zerdüşt’ün kitabı Avesta, Zazalara göre Zazaca, Kürtlere göre Kürtçe, İranlılara göre Orta Pers dili yani Pehlevicedir.”
PKK, Zerdüşt’ü peygamberleri ilân etmişti, biliyorsunuz. Yarın mektubun sonu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Türk Çerisi
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 796


« Yanıtla #3 : 22 Eylül 2013, 13:20:58 »

Ahsen Batur’un mektubunun son bölümü:
“Şimdi siyasî Kürtçülere sormak gerekir: Daha Zerdüşt’ün peygamberliği, yazdığı kitabın dili dahi tartışmalıyken, Avesta’yı Kürdoloji belgeleri arasına sokacak mısınız? Ethem Hemgin’in İranlılarla Araplar arasındaki savaşlarla ilgili bir belgeyi tahrif ederek, şiirin Soranî diliyle yazıldığı şeklindeki iddiası, yine aklıevvel siyasî Kürtçü M. İzady tarafından çürütülmüştü. Bu şiiri de Kürdoloji belgeleri arasına koyacak mısınız? Mehmet Bayrak’ın çarpıtma ve tahriflerle dolu ’Kürdoloji Belgeleri’ adlı iki ciltlik kitabındaki gülünç şeyleri mi okutacaksınız? Yahut usta komedyenlere taş çıkartan müteveffa Cemşid Bender’in [Asıl adı Mehdi Halıcı, şair Feyzi Halıcı’nın kardeşi. A. T.] saçmalıklarını mı? Vs.. vs..
Olmayan kitabeler, olmayan eserler, olmayan belgelere dayanarak Kürdoloji Enstitüleri’ni savunanlar, daha bir Kürt’ün üç köy ötesindeki bir Kürt’le anlaşamadığı bir dille mi ana dilde eğitim yapacaklar? Diyelim ki, lehçe farkları zaman içerisinde ortadan kalktı, Kürtçe eğitim veren üniversitelerden mezun olan gençler hangi devlet dairesinde istihdam edilecekler? Bu konuda kitap yazanlar, toplantı yapıp, gösteriler düzenleyenlerin dillerinin açıkça söyleyemediği şey şudur: Nasıl olsa adım adım bağımsız Kürdistan’a yaklaşıyoruz, Kürtçe eğitim almış kadromuzu da yavaş yavaş hazırlamaya başlayalım! Ve buna da Türkiye Cumhuriyeti’nin okullarında, maaşları devlet tarafından bu halkın vergileriyle ödenen Kürt öğretmenlerle yapalım!
Ne âlâ memleket! Okulu devletten, elektriği, suyu, yakacağı devletten, öğretmen maaşları devletten, öğrencilerin eğitim paraları devletten, diğer ifadeyle vatandaşların ödediği vergilerden karşılanacak ve böylece geleceğin Kürdistan’ının eğitimli kadrosu Türkiye Cumhuriyeti tarafından yetiştirilmiş olacak!
Köşenizde mektubunu yayınladığınız Veysi Karaaslan’ın saldırgan ve fanatik sözlerine ise cevap vermeye dahi değmez. Kürt dili çok kadim bir dil olduğu için muhafaza edilmişmiş, bu yüzden Kürtler Kürtçeyi unutmamışlar gibi iddiaları çok gülünçtür. Bir kere etnik temasların olmadığı yerde asimilasyon söz konusu olamaz. Kürtler yüzlerce yıl dağ başlarında ve yüksek yerlerde çevrelerindeki toplumlardan kopuk olarak yaşadıkları için asimile olmamışlardır. Asimilasyon fiilî uygulamalar ve baskılarla gerçekleşmez. Aksine spontan olarak üç kuşakta -etnik temas varsa- kendiliğinden gerçekleşir. Kürt adı tarihte ilk defa Hz. Ömer döneminde tarih kitaplarında geçmeye başlamıştır ve ondan öncesi yoktur. Siyasî Kürtçülerin Kürtçe’yi bağımsız bir dil gibi görmeleri mantıklı değildir. İster kabul etsinler, ister etmesinler Kürtçe, Deri dilinin dağlı ağzıdır ve etnik temasları olmadığı için gelişmeden öylece kalmıştır. Farslar ise ovalarda yaşadıkları için dilleri değişmiş ve gelişmiştir. Arapçadan geçen kelimelerdeki ‘b’ harfini ‘v’ye (bilad - velad gibi) yahut Farsçadaki ‘z’yi ‘j’ye (roza - roja gibi) değiştirerek, veya ‘Ez nehaşim’ (Ben hastayım) cümlesinde olduğu gibi Türkçedeki ‘Öz’ kelimesini ‘ez’e çevirerek, Farsların ‘nehôşem’ini “nehaşim” yaparak (yüzlerce örnek sayılabilir) bağımsız bir Kürtçe iddiasında bulunmak, ancak kendisini kandırmak ve kandırılmaya teşne insanları inandırmakla mümkündür.”  (D. Ahsen Batur)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.054 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.015s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.