Uyuşturucu parasıyla inşa edilen “Diyarbakır Meclis binası”...
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 02:19:30


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Uyuşturucu parasıyla inşa edilen “Diyarbakır Meclis binası”...  (Okunma Sayısı 2658 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
TürükOk
TürükOk
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 357


Adam Ol Irkına Çek!


« : 18 Nisan 2015, 13:44:07 »

NOT: Köşe yazısı paylaşmayı çok sevmiyorum ama bu yazı gerçekten ülkenin içine düştüğü batağı iyi özetlemiş.

Türkiye, önce terör örgütünün siyasallaşması, sonrasında ise terör bölgesinde  kanton bölgeler ve özerkliğe götürecek süreci aleni yaşıyor. AKP’nin  “Yeni Türkiye” sinin seçim beyannamesinde ülkeyi üniter yapıdan eyalet yapısına taşıyacak başkanlık sistemi ve AB’nin yerel yönetimlere özerklik getiren şartının kabulü de yerini aldı. Tek başına veya koalisyonla iktidara gelince Valilerin de seçimle iş başına gelmesini Anayasa hükmüne bağlayacaklar.
Terör örgütü ve sivil uzantılarının özerklik faaliyetleri, hızını kesmeden devam ediyor.

“Ağrı”lı, danışıklı dövüşlü kurgudan önemli bir not aktaralım. İstihbarat birimlerinden ulaştığım bilgiye göre, Ağrı’daki çatışmanın ardından bölücü örgütteki gruplar misilleme için Kandil’den izin istedi. Kandil’deki katiller “çözüm süreci” ve “7 Haziran’ı” bahane ederek bu gruplara müsaade etmedi “bekleyin” dedi. Bu arada MİT ve Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’ndan Kandil’e gidiş geliş trafiği arttı. Bence, bu da Ağrı kurgusunun daha iyi anlaşılması için çok önemli. AKP-PKK ittifakını daha iyi anlayın diye içim kan ağlayarak yazıyorum. Aklınıza farklı bir şey gelmesin.
Bölücü terör örgütü 7 Haziran’dan sonra kuracağı  “Diyarbakır Hükümeti”  için hazırlıklarının hangi aşamasında?
Bölgedeki güvenilir kaynaklardan ulaştığım bilgiler;
Kanton bölgeler için maliye yapısını da oluşturan bölücü terör örgütü, geçen sene yasakladığı uyuşturucu ekimini bu yıl serbest bıraktığını ilan etti. Hatırlar mısınız, bilmem!.. TSK ve emniyet unsurlarınca 2013 yılında özellikle Diyarbakır merkezli uyuşturucu ekim alanlarına düzenlenen operasyonların ardından Kandil 2014 yılında  “TSK uyuşturucu ekim alanlarına giriyor ve faaliyet alanlarımızı sınırlıyor. Bu bahane ile operasyonlar yapıyor. Faaliyet alanlarımız daralıyor. Zaten çözüm süreci var, asker operasyon yapamaz. Uyuşturucu ekmeyin”  talimatı vermişti. PKK, bu yasak ile  uyuşturucudan elde ettiği gelirden mi vazgeçti? Hayır. Stoklarda zaten aşırı biriken uyuşturucudan vergisini aldı. Vergi ödemeyenleri cezalandırdı. Peki, 2015 yılı için uyuşturucu ekim yasağını niye kaldırdı? 7 Haziran’dan sonra AKP’den garanti alan PKK-Maliye Bakanlığı, kanton bölgelerinin olası bütçelerini hazırladı. Yönetimlerin ve memurlarının aylıklarını hesap etti. Bütçenin gelir kaleminin yükselmesi ve daha yolun başında ekonomik dar boğaza girilmemesi ve bu işlerden geçinenleri de daha fazla memnun etmek için uyuşturucu ekimini tekrar serbest bıraktı.
Yukarıdaki paragrafı daha somut verileri oturtalım.

“Çözüm süreci” nden büyük güç alan PKK’ya son dönemlerde katılım, bölgedeki güvenlik kaynaklarının ifadesi ile “Kandil’in bile beklemediği” oranda arttı. Çözüm sürecinden önce yaş ortalaması 33’ün üstüne çıkan (bu terör örgütleri için tehlike ve bitme noktasına geldiğinin göstergesidir-aht-) örgüt yapısı gençleşti. Bunda da örgütün, “7 Haziran’dan sonra özerk olacağız ve bize katılanlar memur olacaklar, herkes iş sahibi olacak”  propagandası çok etkili oldu. Bölgedeki bir kaynağımın ifadesiyle,  “terör bölgesinde liseler boşaldı. Belediyeler ve devlet dairelerine gelen ’ben gerilla annesiyim veya falanca gerillanın* yakınıyım’diyen herkesin talebi anında karşılanıyor.”
Kandil, dağdaki birikimi şehirlere kaydırdı. PKK mahalle ve köy komitelerinin faaliyetleri arttı. Emniyet karakoldan, asker de kışladan çıkamadığı için istedikleri gibi at koşturuyorlar. 

Ankara’ya ulaştırılan şu istihbarat bilgilerine bile baksak, ne demek istediğimiz her halde daha iyi anlaşılır;

- Çözüm süreci ile özel harekât kırsal araziden çekildi askerle beraber. Sadece kurum koruma yapıyor. Kış üslenmesinden çıkan örgütün kırsal faaliyetleri denetlenemiyor.
- Genelkurmay’ın geçici güvenlik bölgesi taleplerine valilikler cevap vermediği için PKK’lıların intikalleri gözlenemiyor.
- PKK, şehir merkezlerinde olası bir kalkışma için Aralık ayından bu yana aralıksız mühimmat depoluyor.
- Evlerde, şehir içlerine kazdıkları depo ve sığınaklara, hatta siperlerde bunlar istif ediliyor. Kapatılan hendeklerin bazılarına bile mühimmat konuldu. Mühimmatların bulunduğu yerleri HDP/BDP/DBP’li belediyeler özel işaretlerle kapattı.
-Emniyet birimlerinin mühimmatların yeriyle alakalı Valiliklere  “KROKİLİ MÜRACAATLARI”  sonuçsuz kalıyor, operasyona izin verilmiyor.
-BDP’li belediye eliyle Diyarbakır Bağcılar’da özel bir meydan çalışması yürütülüyor. BU MEYDAN, SÖZDE ÖZERKLİK İLANI İÇİN HAZIRLANIYOR.
-Bağımsız özerk Kürt parlamentosu için de Diyarbakır merkezde özel bir bina hazırlandı.
-PKK şehirlere aleni mühimmat yığıyor, doçka gibi ağır silahları şehrin ortasında taşıyor. Bunun termal kameralar ile çekilmesine, görüntüleri tespit edilmesine rağmen müdahale izni verilmiyor.
Seçim anketleri, sandalye hesapları, başkanlık sistemi kavgaları ile hepimiz hipnozdayız.
Gerçek olan şu;
Baraj maraj tartışmalarının hepsi hikâye.
Bunun adı al gülüm, ver gülüm.
7 Haziran’dan sonra yamalı iktidarla yepyeni acı gerçeklere uyanacağız.
“Diyarbakır Meclis”  binasından yapılacak canlı yayınlarla!..
Hem de uyuşturucu ve kan parasıyla!.. 


Alıntı: Yeniçağ - Ahmet TAKAN

* Vatan Haini şerefsiz terörist (Yazıda yoktu ancak otağda o kelimenin asıl anlamını vermeden geçmeyi uygun bulmadığım için * ile hepimizin bildiği asıl anlamını ekledim)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TürükOk
TürükOk
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 357


Adam Ol Irkına Çek!


« Yanıtla #1 : 12 Mayıs 2015, 15:59:41 »

BU KÖŞE YAZISINI OKUMANIZI ŞİDDETLE ÖNERİYORUM!!!


Terör bölgesinden gelen asker mektubu:

“Kazan kaynama noktasında”

“Katırların altına saklanan gerçekler”  dizisine devam ediyorum. Sınırlarımızda “masum kaçakçılık faaliyetleri”  olarak tezgâhlanan kirli oyunlara uyanın, Uludere üzerinden kaşınacak tezgâhlara hazırlıklı olun diye!.. Sonra 8 Haziran sabahı kalkıp  “yahu bu AKP, HDP/PKK ile seçim dönemi kanlı bıçaklı kavga ediyordu. Şimdi ne oldu da yine kanka oluverdiler” demeyin diye!..

YENİÇAĞ’a gelen çok çarpıcı Mehmetçik mektubunu sizlere ulaştırmıştık. Yeni bir mektup geldi elime; yine hudut bölgesinde vefakârca görev yapan ismi ve rütbesi bende saklı kalacak kahraman bir askerimizden. Ulaştığımız son çarpıcı fotoğraflarla birlikte mektuba yer veriyorum;

“Sayın TAKAN,

Bizim istediğimiz sadece doğruları yazmanız. Buradaki doğrulara maalesef çoğu basın kayıtsız kalıyor. Biz askeriz, ağlamayız, figan etmeyiz, basını çağırıp şov yapmayız. Biz, kanunlar çerçevesinde bize verilen görevleri layıkıyla yerine getirmeye çalışırız. İnşallah sizin gibi vatan ve millet duyarlı basın mensuplarımızın sayısı artar da halk gerçekleri bütün çıplaklığıyla görür ve anlar. Halkı geçtik, yetkili yerdekiler burada oynanan büyük oyunu nasıl görmezler?

Kazandaki su yavaş yavaş ısıtılıyor, kaynama noktasına gelince iş işten geçecek. Bizler TSK mensupları olarak bu ısıtılan kazana sürekli soğuk su taşımaya ve kaynamasına engel olmaya çalışıyoruz. Ama ne zamana kadar?..

Nerden başlasam bilemiyorum. Buralarda artık devletin, kanunların ve en önemlisi de askerin itibarsızlaştırılmasından mı yoksa bu duruma Ankara’dan İstanbul’dan duyarsız kalınmasından mı? Bizler vatan aşkıyla, vatan sevdasıyla yetiştirildik. Babalarımızın, dedelerimizin askerlik anılarını dinlemek küçüklüğümün vazgeçilmeziydi. Vatanın bir karış toprağına can feda etmek bize de nasip olur mu düşüncesiyle heyecanla görev yapıyorum. Saflığıma verin ki herkesin de benim gibi olduğunu düşünüyordum. Ta ki basında çıkan ve bizi kanunlarda yazan ve görevimiz olan konulardan dolayı suçlu ilan eden haberlere kadar.

“Hudut Namustur” anlayışı içerisinde 2 yıldır hudut hattında, kanunların bana vermiş olduğu görev ve sorumlulukları yerine getirmek için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Arkadaşlarımla birlikte gece gündüz, yaz kış demeden hudut hattında kuş uçurtmamaya çalışıyoruz. Hem vatan toprağını düşmana/teröriste karşı koruyor, gözümüzü huduttan/sorumluluk bölgemizden ayırmıyoruz, hem de kaçakçılara engel oluyoruz. Milletimizden aldığımız güçle dimdik ayakta duruyoruz. Nöbetimizi tutarken tüm halkımızın bu sayede rahat uyuduğunu, bize güvendiğini düşünerek gözümüzü kırpmıyoruz. Bu görevi yaparken, vatan borcu öderken tüm milletimizin desteğinin, duasının bizimle olduğunu biliyoruz.

Her nöbete giderken Behçet Kemal Çağlar’ın şiirini hatırlıyoruz.

Yüreğin pırıl pırıl gün gibi meydandadır,

Kulağın kumandanda, gözlerin düşmandadır,

Ordular kımıldar, an olur bir sözünden,

Bir millet bakmaktadır, senin bir çift gözünden.

Bizler, teröristlerle iş birliği yapan ve hududu yasa dışı yollarla geçen kaçakçı/teröristleri yakalamak için sırtımızda çelik yelek, başımızda çelik başlık, elimizde mayın dedektörü, var gücümüzle dağlık arazide koşuyoruz. Her adım atışımızda acaba kalleş teröristin döşediği bir mayına/el yapımı patlayıcıya denk gelir miyiz, diye istemeden düşünüyoruz. Geçen yıl bir arkadaşımız kaçakçının peşinden koşarken bu patlayıcılardan birine bastı ve bir ayağı bilek hizasından ampute oldu.

Kaçakçılar ise yasa dışı yollardan zengin olup lüks arabalarda sefa sürüyorlar. Ne yazık ki burada yaşananlar, Mehmetçiğin yaptığı fedakârlıklar Ankara’dan, İstanbul’dan bakınca görünmüyor. Sesi çok çıkanın haklı olduğu algılanıyor. Bu bölgede kaçakçılık yapanlar mağdur rolü oynuyorlar.

Halka sorulduğunda ” Kaçakçılığımızın kimseye zararı yok. 1 kilo çayla, 1 kilo şeker getiriyoruz “ diyor. Ancak bugüne kadar sınır bölgesinde yakalanmış ne bir kilo çay, ne bir kilo şeker ne de bir kilo pirinç var. Benim bulunduğum süre içerisinde sadece sigara ve mazot özel bazı dönemlerde de silah ve mühimmat yakalandı. Madem geçim sıkıntısı nerede yakalanan çay, şeker, pirinç...

Eldeki verilere göre sadece 2015 yılının ilk üç aylık döneminde Şırnak sınırında yakalanan sigara paketi sayısı iki buçuk milyon paket, şehir içerisinde polislerin yakaladığı üç buçuk milyon. Yani toplam altı milyon paket (Sadece sigaraların maliyeti yaklaşık 7 milyon TL, elde edilen kâr ise 20 milyon TL. civarındadır.) Bu sigaralar normal sigaralara oranla kalitesiz olduğu için hem insanları zehirliyor, hem de vergiye tabi olmadığı için devlet gelirlerine zarar veriyor. Ayrıca buradaki kaçakçılıktan bölücü terör örgütü besleniyor, Her geçen katır başına pay alıyor...”


Şimdi  “fukaralık”  edebiyatı yapılan  “sınır ticareti” bölgesinden iki fotoğraf verelim;


(Ortasu / Uludere)


(Gülyazı / Uludere)

Yarın, mektuba, Mehmetçiğin görev yaparken linç edilmekten nasıl  kurtulduğu bölümü ile devam edeceğim. Yine kaçakçıların lüks yaşam fotoğraflarıyla...

Alıntı: Ahmet TAKAN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TürükOk
TürükOk
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 357


Adam Ol Irkına Çek!


« Yanıtla #2 : 12 Mayıs 2015, 16:00:59 »

Sınırlarımızın durumu bu!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Börü:Tegin
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.953



« Yanıtla #3 : 12 Mayıs 2015, 19:52:40 »

 Adamlar yol yapıyor köprü yapıyor. Oy veren kitle belli oy verdiği parti belli. Bunlar kimin umurunda?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRK:KANI:KURUMASIN:
TURAN:TUGU:YIKILMASIN:
Salur Kazan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 96



« Yanıtla #4 : 12 Mayıs 2015, 23:41:03 »

Hükümet "sigarayla mücade ediyoruz" diye sigaraya zam yapınca ortalık yarı fiyatına (daha doğrusu zamdan önceki orjinal sigara fiyatına) satılan ve PKK'ya kaynak aktaran kaçak sigaralarla doldu.

Hem Suriye'de hem Irak'ta savaşacak parayı nereden bulacaklar ya başka.

Zannedersiniz ki sanki PKK'yı desteklemek için bu zamlar, ama bizim hükümetimiz yapmaz öyle şeyler. Hepsinin Türk oğlu Türk olduğunu biliyoruz sonuçta. Milyonlarca sigara satılırken gözden kaçmıştır hepsi bu. Hem sigara sağlığa da zararlı, ucuzlamasın da k*rtler "Eziliyoruz, çünkü sömüremiyoruz. Daha çok köle istiyoruz!" diye sağı solu yakmasın... Yani, önce sağlık diyecektim, ne yazmışım öyle ben. Neyse siz anladınız, silmeyeyim şimdi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.959


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #5 : 29 Ocak 2017, 02:07:12 »

Okuyunuz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.05 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.008s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.