#SuriyelilerDefolsun
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 12 Ağustos 2020, 07:08:46


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 ... 13 14 [15] 16 17 ... 34
  Yazdır  
Gönderen Konu: #SuriyelilerDefolsun  (Okunma Sayısı 50274 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kaan ULAŞ
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.937


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #140 : 31 Temmuz 2019, 04:55:07 »

İstanbul'da iki Suriyeli, 8 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu.. Güngören'de bakkal dükkanı işleten iki Suriyelinin 8 yaşında bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu öne sürüldü. Küçük kızın bakkal dükkanından ağlayarak çıktığını gören çocuğun ağabeyi, neden ağladığını sorunca korkunç olay ortaya çıktı. Çocuğun ağabeyi bakkal sahibi Suriyelileri darp etti, olay kısa süre yayılınca polisler Suriyeli iki zanlıyı gözaltına aldı.

Yeniçağ gazetesinden Serkan Talan’ın haberine göre, dün akşam saatlerinde İstanbul’un Güngören ilçesinde bir bakkal işleten Suriyeli iki kişi dükkanlarına çağırdıkları 8 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu.

Bir süre sonra dükkandan ağlayarak çıkan kız çocuğu meydanda abisi ile karşılaştı. Kardeşinin durumunu öğrenen abisi arkadaşları ile birlikte koşarak Suriyelilerin işlettiği bakkal dükkanına gitti ve Suriyeli genci darp etmeye başladı. Çevredeki vatandaşlar ise duruma tepki gösterirken, kız çocuğunun abisi durumu anlatınca vatandaşlar bir anda dükkanın etrafını sarıp taşlamaya başladı. Bölgede devriye gezen polis ekipleri ise gelen ihbar üzerine vatandaşların etrafını sardığı dükkanın önüne gelerek vatandaşları dağıtmaya çalıştı. Küçük kızın cinsel istismara uğradığını öğrenen polis ekipleri hemen küçük kız ve annesini çağırdı.

'İSTİSMAR VAR' DOKTOR RAPORUYLA KESİNLEŞTİ
Olayın şokunu atlatamayan küçük kızın sürekli ağladığı ve konuşmakta zorlandığı öğrenilirken, kendisini istismar eden 2 Suriyeliyi teşhis ettiği öğrenildi. Suriyeliler vatandaşların müdahalesinden kaçırılarak gözaltına alınırken, küçük kız ise hastaneye kaldırılarak kontrol altına alındı. Doktorlar da küçük kızın istismara uğradığını belirledi.

VATANDAŞ TEPKİ GÖSTERİNCE POLİS GELDİ
Polis ekiplerinin bir yandan vatandaşları dağıtmaya çalışırken, diğer yandan da olayın sosyal medyada duyurulmaması için yoğun çaba harcadıkları ortaya çıktı. Olayı duyduktan sonra Suriyelilerin işlettiği bakkal dükkanının önüne gelen bir kişi, burada fotoğraf ve video çekmeye çalışırken polislerin müdahalesi ile karşılaştı.İçişleri Bakanlığı’nın emri doğrultusunda fotoğraf alınmasını engellemeye çalışan polis ekiplerine bu olayı herkesin duyması gerektiğini söyleyen vatandaşa babası da destek oldu ve polislerin oğluna müdahalede bulunmasını engelledi. İki Suriyeli gözaltına alındıktan sonra çevredeki vatandaşlar dükkanı taşlamaya devam ederken, olaylar bir süre sonra yatıştı. Polisler dükkanın kepenklerini kapatırken dükkanda maddi hasar olduğu öğrenildi.

HABER AJANSLARI OLAYI GÖRMEZDEN GELDİ
Güngören’de yaşanan cinsel istismar olayını haber ajanslarının görmezden gelmesi ise dikkatlerden kaçmadı. Özellikle iktidara yakın medya kuruluşları Suriyelilerin karıştığı olayları görmezden gelmeye devam ettiği gerçeği bir kez daha gözler önüne serilirken, toplumda travma etkisine neden olan bile görmezden gelinmesi tepkilere neden oldu.

Öyle ki iktidar partisi mensuplarının ve iktidara yakın gazetelerin Suriyeli sığınmacıların karıştığı olayların üzerini örtmeye çalışması ve sığınmacıların karıştığı olayların bu sayede daha az gösterilmesi de dikkat çekiyor.

Vatandaşın Suriyelilere yönelik tepkisi ve sığınmacıların geride bıraktığı bölgelerin PKK'ya verilmesinin yol açtığı tehdide rağmen iktidarın çağrılara kulak vermemesi ise bir başka merak konusu olmaya devam ediyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Kaan ULAŞ
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.937


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #141 : 01 Ağustos 2019, 21:34:24 »

"Doktoramı Osmanlı İmparatorluğu'nun iskan politikası üzerine yaptım. Büyük nüfus hareketlerinin devletler üzerindeki etkilerinin ne olduğunu da iyi biliyorum. Bu bakımdan uyarıyorum. Suriyeli sığınmacılar meselesi karşısında devleti yönetenlerin bir kere daha düşünmeleri gerekiyor."

Bu çok kritik ve önemli uyarı Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'na ait. Sosyal medya sayesinde haberim oldu. Türkiye'nin yetiştirdiği, sayılı bilim insanlarından, alanında bilgi ve otoritesinin tartışılmayacağı Halaçoğlu ile görüştüm. Uyarısına daha da açıklık getirmesini istedim. Çünkü, Türkiye kamuoyu, eşiğimizdeki büyük tehlikenin ve tezgahın hala yeterince farkında değil!.. Aramızda, Suriyeli sığınmacılar sorununu hala basit karakol vakaları olarak görenler var...

Yusuf Halaçoğlu, sözlerine, "Devletlerin kurulması ve yıkılması büyük nüfus hareketleri sonrası oluyor hep. Toplu olarak 5 buçuk milyon civarında bir sığınmacıyı siz Türkiye'ye kabul ederseniz asayişsizlik başta olmak üzere her şey ortaya çıkar. Ekonomik sorunlar çıkar, demografik problemler çıkar, toplum arasında rekabet çıkar. Yerli olanlarla gelenler arasında sıkıntı çıkar rekabet dolayısıyla. Dikkat ederseniz, Suriyeliler palazlanmaya da başladılar. Yarın 5 sene sonra ne olacağını kimse kestiremez. Şimdi bakın, dış güçler, Kürtlerle Türkleri kapıştırmaya çalıştılar, tutmadı. Alevilerle yaptılar tutmadı. Çünkü biz, onlarla hep beraber yaşıyorduk. Kız alıp verdik. Ama Suriye'den gelenler farklı ve içlerinde sadece Araplar yok, Türkmenler yok. 1915'de gidenler de var" diyerek başladı. "1915'de gidenler derken hocam neyi kastettiniz?" diyerek hemen araya girince Halaçoğlu sözlerine şöyle devam etti;

"Ermeniler... Arap kimliği adı altında girdiler. Bütün bunlar önümüzdeki dönemlerde çok daha kötü sonuçlara ulaşır. Nitekim yer yer bunların sıkıntılarını yaşıyoruz, görüyoruz. Dolayısıyla bu türden. Bakın bir de ülkenin her tarafına yayılmış durumdalar. Bir yerde değiller. Hani diyelim ki başkaldırsalar bir yerde olsalar bastırırsınız. Her yerde birden. Bunların ne kadar silahı vardır yoktur bunları bile bilmiyorsunuz. Mermi almayı 200'den bine çıkardılar bir de. Kim bunlara mermi verir, nasıl olur, nasıl olmaz hiç birisi belli değil. Ben diyorum ki, Suriye meselesi Türkiye'yi gerçekten sıkıntıya sokacak bir konu. Onun için burada çok dikkatli olması lazım Türkiye'nin tekrar düşünmesi lazım. En kısa zaman içerisinde bunları Suriye'ye göndermek zorundalar. Bayramlarda oralara bayramlaşmaya giden insanlar geri geliyorsa artık buna müsaade etmemeleri lazım. Eğer bayramda gidiyorlarsa demek ki sıkıntı yok.

Bir de biliyorsunuz mülteciler kanununda bir takım hükümler var, maddeler var. Suç işleyen ya da burada iş güç sahibi kaçak işçi olarak çalışanların sınır dışı edilmesi gerekir. Bunların hiçbirini yapmıyor Türkiye. Ben, sadece sığınmacı olarak geldiklerine de açıkçası şahsen inanmıyorum. Bir şekilde gönderildiler diye düşünüyorum bu tarafa. Çünkü, kadın çocuk ve ihtiyarları anladım ama kardeşim eli silah tutacak o kadar çok insan var ki... Gidip ülkelerinde savaşsınlar. Bizim bu güvenli bölge diye nitelendirecekleri yer eğer Kamışlı tarafını Fırat'ın doğusunu da kapsamazsa o zaman kesinlikle ikinci bir Kuzey Irak gibi bir Kürt bölgesi oluşur. Böylece zaten Suriyeli Araplar bu tarafa geldikleri için de nüfus çoğunluğunu elde etmiş oluyorlar. "

- Bu tehlikeler görmezden mi geliniyor hocam?

"Eee, görmezden geliniyor. Osmanlı devletine 17'inci yüzyıldan itibaren 18'inci yüzyılda da güneyden yani Suriye'den gelen Rakka bölgesinden gelen eşkıya saldırıları vardı. Bazı Arap kabileleri Anadolu'ya baskın yapıp yağmalıyorlardı. Buna karşılık Osmanlı devleti o bölgeye Kadirli Türkmenlerini yerleştirdi. Yani, bugünkü Rakka'daki veya Deyrizor'daki Türkmenlerin hepsi Osmanlı devletince Arap kabilelerine karşı set çekmek üzere gönderildi. Dolayısıyla bugün siz eğer oradaki Türkmenleri görmezden gelip sadece Araplara karşı böyle bir tavır içerisinde oluyorsanız zaten başta art niyet var demektir. Şimdi, bizim Türkiye'de eskiden şöyle bir politika vardı. Komşu ülkelerdeki Türklerin Türkiye'ye kabulü söz konusu olmazdı, kabul edilmezdi biliyorsunuz. Sebebi de o bölgelerde bizim sigortamız konumunda olacak bir Türk nüfusu oluşturmaktı. Şimdi onların hiç birisi kalmadı. Yani, siz orada Türkmenlere yardım etmek istiyorsanız edin. Onlar için bölge oluşturmak istiyorsanız oluşturun. Ama onu yapmıyorlar, Araplar gidiyor geri geliyorlar, şimdi burada ikamet veriyorlar herkese. İkamet ne demektir? İkamet verdiğiniz zaman ne olur? Vatandaşlık statüsü derler sonra. Ama bunu yapıyorlar. Sığınmacı olarak gelenlere vatandaşlığı nasıl veriyorsun?

Batı'nın sinsi oyunu

Resmen oyun oynuyorlar. Yazıktır. Ülkeye yazıktır. Bakın hastalıklar yeniden türedi. Bir sürü mafya oluştu. Suriye mafyası oluştu. Ondan sonra milletin evini gasp ediyorlar. Birçok şikâyet geliyor. Tutamazsınız çünkü 5 buçuk milyon insan. 400 bin çocukları olmuş son zamanda biliyorsunuz. Buraya gelip deniz kenarında keyif çatıyorlar, benim Mehmet gidip orada şehit oluyor.

Örnek vermek istemiştim aslında, Balkanlar'dan göçler... Mübadeleyi düşün karşılıklı, bu hareketler veya Kafkasya'dan gelenler, şimdi Anadolu'dan gidenler tekrar bunlar devletlerin nasıl şekillenmesine sebep olduğunu göz önüne almak lazım. Bunu almıyorlar. Şimdi biz Balkanlar'dan 5 milyona yakın göç aldık Anadolu'ya. Anadolu'dan yaklaşık 2 buçuk milyon civarında zamanında Rum nüfusu vardı. Onlar gittiler Anadolu'dan onların yerine oradaki Türkler geldiler. Devletler şekillendi. Şimdi Yunanistan'da gelen aşağı yukarı 600 bin civarında 630 bin civarında mübadil vardı. Şu an ne olurdu Yunanistan, biliyorsunuz değil mi? Türkler orada kalmış olsaydı... O sebepten bunlar istendi yer değişimleri meydana geldi. Veya Osmanlı devleti Rumeli'yi fethettiğinde ne yaptı? Anadolu'dan Yörükleri nakletti ki orayı kendi nüfusu ile emniyet altına almak için. Bu nüfuslar oraya yerleşmemiş olsa orada Osmanlı devletinin tutunması mümkün değildi. Batı'nın şu anki Ortadoğu politikası içerisinde Arapların Türkiye'ye getirilmesinin altında başka bir şeyler yatıyor. Bunları göz önüne alması lazım hükümetin. Hep aldatıldık aldatıldık diyip duruyorlar şimdi esas aldatılacaklar yani sonuçta."

Anlayana!..

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Kaan ULAŞ
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.937


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #142 : 06 Ağustos 2019, 15:28:01 »

Türkiye dört büyük krize saplanmış durumdadır:
- Demokrasiden uzak tek adam rejiminin FET֒ye, üzerimizde hesap yapan ülkelere yaradığı, ülkenin çağdaş dünyadan kopmasına yol açtığı artık kesinleşti. Parlamenter demokrasiye ve kuvvetler ayrılığına dönülmesi, aklı başında olan büyük çoğunluğun ortak talebi haline geldi. AKP içindeki bölünmeler de bunun göstergesidir.
- Türkiye’nin Suriye bataklığına saplanması ve iç savaşın bir parçası ve tarafı haline gelmesi kimlerin mi işine geldi? ABD, Avrupa, PKK, FETÖ ve Yunanistan’ın.
Ankara, 2011’den beri Suriye politikası ile bölgede (ve Doğu Akdeniz’de), “kendini yalnızlığa adeta mahkûm etmiştir.” ABD, Avrupa, İsrail, Mısır, Yunanistan, Körfez ülkeleri ve S. Arabistan’ı yok yere “karşımıza aldık.” El Nusra (ve Müslüman Kardeşler) uğruna!
Kendimizi Suriye’de, “cihatçılarla aynı gruba soktuk.” Türkiye’de çok büyük çoğunluk, Suriye politikasının yanlışlığını görüyor ama yönetim, ısrarından vazgeçmiyor. İdeolojik saplantı akılcı politikaların yolunu kapatıyor.
Yanlış Suriye politikamız PKK’nin (YPG ve PYD), ABD’nin ve Avrupa’nın alkışladığı (!) bir kazanç haline dönüştü. 70 bin kişilik ABD, Fransa ve İngiltere destekli YPG gücü ile fiilen yerleşmiş durumda.
Trump, “Çekiliyoruz” dediğinde daha o zaman yazmıştım, “ABD, Kuzey Irak-Kuzey Suriye hattından kesinlikle çekilmez” demiştim. Biz ise adeta medyamızla birlikte “aptalı” oynayarak, “bir ayda mı iki ayda mı diye seviniyorduk!”
Bugün de aynı süreç yürüyor: Suriye sınırımızın öbür yanı ABD, Fransa ve İngiltere destekli askeri Kürtçü güçler tarafından fiilen işgal edildiler. Erdoğan’ın Esad’la kavgası bu sonucun yolunu açtı. Ankara’nın hiç vakit geçirmeden Şam ile derhal işbirliğine girmesi tek yol, ulusal çıkarımız kesinlikle bunu zorunlu kılıyor.

Ve 4 milyon Suriyeli saatli bomba gibi
Bunu bu başlıkla bu köşede, iki yıl önce de yazmıştım: Ankara Suriyelilerin geri dönüşünü, “en öncelikli politika” haline getirmez ise başımıza yarın çok büyük sorunlar gelecektir, hem de kesinlikle...
- Türkiye’nin ayrıştırılması, federatif bir yapıya dönüştürülmesi için PKK gibi kullanmaya başlanacaklardır.
- Ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarda büyük bedeller ve sorunlar yaşanacaktır. Ekonomik fatura yükselecektir.
FETÖ 15 Temmuz’da yapamadığını, “Suriyelileri kullanarak yapmak isteyecektir.” Cumhuriyet döneminin en büyük krizi olacaktır.

                                                                     

                                                                     

Ve içi boşaltılan Türkiye
SEKA’sından PETKİM’ine, Aliağası’ndan şeker fabrikalarına her alanda “içi boşaltılmış” bir ekonomi, tarım sektörü yok edilmiş, cevizini, samanını ithal eden bir ülke. 450 milyar doların üzerinde “dış ipotek” gelecekteki kamu geliri karşılık gösterilerek yapılmış ihale ve yatırımlar bunların nedeni.
Rusya ve İran hariç ABD’den Avrupa’ya ve Doğu Akdeniz’e kadar tüm dünya ile sorunlu (ve kavgalı) bir ülkede ekonomik kriz en büyük sorun.
Almanya 60 yılda 3.5 milyon Türkü entegre edememiş, biz 2-3 yılda 4 milyon Suriyeliyi apar topar içeri almışız. İşsizlik tepeye varmış, yetişmiş insanlarımız dışarıya kaçıyorlar, sermaye gelmiyor, tek adam rejimi korkutmuş. Ve 82 milyon insan bu bozuk çatının altında kala kalmış.
Tek adam rejiminin ve siyasal İslam dayatmasının getirdiği sonuçlar bunlar. Sorunu çözmek için parlamenter rejimin ve kuvvetler ayrılığının yeniden kurulması tek çıkış yolu, başka yolu yok.
Türkiye’de bugün, “post-modern Ali Kemal’lerin kavgası yaşanmaktadır”, tarafınızı belirleyin... FET֒cülerin ve işbirlikçilerinin bu Ali Kemal’ler olduklarını daha anlayamadık mı? Dünün İngiliz sevenleri, bugünün cemaat severleri oldular.

ALINTI BASINDAN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Kaan ULAŞ
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.937


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #143 : 06 Ağustos 2019, 15:40:06 »

Türkiye’deki Suriyeli gazeteci ve televizyoncular tarafından İstanbul’da ‘Suriye TV’ isimli bir televizyon kanalı kuruldu. 200 kişinin çalıştığı kanal Türkiye, Suriye, Ortadoğu, Balkanlar ve Avrupa’daki Suriyelilere yönelik yayın yapıyor. Televizyon kanalı mültecilerin sorunları, Suriye’nin geleceği gibi konuları işliyor.

İSTANBUL Sefaköy’deki stüdyolarından Arapça yayın yapan Suriye TV, uydunun yanı sıra internet üzerinden de izlenebiliyor. Kanalın Genel Müdürü Malek Dağistani, yayınların yüzde 50’sinin haber ve siyasi tartışma programlarından oluştuğunu söyledi, “Programlarımızda, Suriye’nin içinde ve dışında yaşayan Suriyelilerin yaşadıkları sıkıntıları işliyoruz” dedi.

KANALIN FİNANSÖRÜ KATARLI GRUP

Yaklaşık 200 kişinin çalıştığı kanalda personelin 15’i Türk, geri kalanının çoğunluğu ise Suriyeli. Ancak haberciler arasında Iraklı, Lübnanlı, Ürdünlü gazeteci ve televizyoncular da yer alıyor. Kanalın finansmanını ise Londra’da yayımlanan önde gelen Arapça gazetelerden ‘El Arabi El Cedid’in de sahibi olan Katar merkezli ‘Fadaat’ medya grubu sağlıyor.

SURİYE’YLE İLGİLİ EN SICAK HABERLER

Genel Müdür Malek Dağistani, Suriye’de İdlib, Halep ve Hama’da dört, Türkiye’de Gaziantep ve Hatay’da iki, Avrupa’da üç, ayrıca Washington’da bir muhabirleri olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Suriye TV’de çalışanların çoğu profesyonel gazeteci ve televizyoncular. Şu anda Suriye’yle ilgili en son sıcak gelişmeleri en iyi bizim kanaldan takip edebilirsiniz. Özellikle uluslararası medya kuruluşlarının artık Suriye’de pek muhabirleri olmadığını düşünecek olursak; en sıcak haberleri biz veriyoruz.” 

REJİM BÖLGESİNDEN BİLE İZLENİYOR

Özellikle internetteki izlenme oranlarına bakıldığında Suriye TV’nin izlenme rekorları kırdığı görülüyor. Malek Dağistani şöyle devam ediyor: “Bizim kanalın, Suriye’de Esad rejiminin kontrolündeki bölgelerde bile izlendiğini görüyoruz. Suriye’deki savaş dokuzuncu yılına girerken Suriye halkı artık dünyanın dört bir yanına dağılmış durumda. Bu nedenle Suriye’deki ve yurtdışındaki Suriyelilerin toplanabileceği bir platform olması gerekiyordu. Bizim de amacımız bütün Suriyelilere hitap edebilecek bir platform olmak. Örneğin her gün yayınlanan ‘Bir araya gelmek’ isimli programda, Suriye’de ve diasporadaki Suriyelilerin hayatlarının ayrıntılarına dokunmak amacıyla çektikleri acıları, endişeleri ve yaşadıkları sevinçleri konuşuyoruz.”

AMACIMIZ SURİYE’NİN DEMOKRATİK OLMASI

Dağistani, televizyondaki siyasi tartışma programlarına zaman zaman Türk gazeteci ve uzmanların da konuk olduğunu söyledi. Peki Suriye TV siyasi olarak nasıl bir yayın politikasına sahip? Dağistani, bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Bizim amacımız Suriye’nin ileride askeri ya da dini diktatörlük değil tam bir demokrasi olması.”

SOL PARTİYE ÜYE OLDUĞU İÇİN 9 YIL HAPİS YATTI

ŞAM Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu olan Malek Dağistani, Suriye’de Beşar Esad’ın babası Hafız Esad’ın devlet başkanlığı döneminde Esad’ın politikalarını eleştiren sol görüşlü bir partiye üye olduğu için tutuklanmış ve dokuz yıl cezaevinde kalmış. Daha sonra bir kitap yazan ve Washington’daki bir derginin Suriye muhabirliğini yapan Dağistani, Suriye’deki iç savaşın başlamasının ardından 2012’de kızı hakkında tutuklama kararı çıkarılınca ailesiyle birlikte Türkiye’ye kaçmış. Türkiye’de bulunduğu süre zarfında çeşitli medya kuruluşlarına danışmanlık yapan Dağistani, yaklaşık iki ay önce Suriye TV’nin genel müdürlüğüne getirildi.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Kaan ULAŞ
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.937


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #144 : 16 Ağustos 2019, 02:26:50 »

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Kaan ULAŞ
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.937


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #145 : 17 Ağustos 2019, 14:44:02 »

Az önce haberleri izliyordum, Hulusi Akar "Suriyelilerin bir an evvel evlerine dönmeleri sağlanacak" dedi. Bir yandan güvenli bölge için uğraşılıyor, umarım güzel sonuçlanır.
Bak gör kandaşım güvenli bölge de olsa çoğu gitmek istemeyecek.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
BAYCU NOYAN
turkcuturanci.com
Atsızcı
***********
ileti Sayısı: 857



« Yanıtla #146 : 19 Ağustos 2019, 01:42:47 »

Suriyeli çirkefi Türk tarihinin son bin yılının utancıdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kaan ULAŞ
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.937


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #147 : 19 Ağustos 2019, 13:58:56 »

SURİYELİLERİ TÜRKİYE’YE KİM, NEDEN GÖNDERİYOR?

Beş milyondan çok yabancıyı yani küçük bir ülke nüfusu kadar insanı, ülkesine kabul etmek örneği olmayan bir olaydır. Dünya tarihinde; savaşlar, işgaller ve zora dayalı göçler yaşanmıştır. Ancak, en yoğun olanlarda bile bu kadar insan, bu kadar kısa sürede bir yere yerleştirilememiş, böyle bir işe girişilmemiştir. Ülkesi ne denli büyük olursa olsun hiçbir devlet bu kadar insanı içine almamıştır. Hükümet, ilerde hiç kimsenin altından kalkamayacağı bir işe girişmiştir ve Türkiye’ye büyük zarar vermektedir. Yapılanlar, güncel politikanın sınırlarını aşarak doğrudan ulusal varlığa yönelmiştir. Suriyelilere vatandaşlık düşüncesi, emperyalist isteklerle örtüşen ve Anadolu’nun Araplaştırılmasına yönelen bir girişimdir. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne uygun olarak, Suriye’nin Kuzeyi Araplardan temizlenip Kürtleştirilirken, Güneydoğu başta olmak üzere Anadolu’da binlerce yılda dengelenen etnik yapı, Türk, Arap, Kürt karmaşası haline getirilmektedir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Ortadoğu, Amerikalıların ‘kaos kuramı’ adını verdikleri emperyalist girişime uygun olarak sürekli karmaşa ortamına sürüklenmektedir.

AKP, Türk siyasetinde yer almaya başladığı günden bugüne dek, dönemler içinde gitgeller yapsa da, gerçek amacını gizlemedi. 14 yıl boyunca sayısız siyasi zikzak yaptı ama bir konuda tutumunu değiştirmedi. Atatürk’e ve devrimlerine karşı nefret duydu ve kurduğu Cumhuriyet’i ortadan kaldırarak, yerine ‘Osmanlı nizamını’ getirmek için yılmadan mücadele etti. 2023’ü, hedefine ulaşma yılı olarak belirledi ve yapacaklarını 63 başlıktan oluşan bir program haline getirerek adım adım uyguladı. Bunları yaparken, ABD ve AB ile ilişki içinde oldu, onların istekleri yönünde hareket etti.
Baş örtüsüyle başlayan mücadelesi, makamı ve siyasi gücü arttıkça çeşitlendi. Eğitim’den Diyanet’e, İmam-Hatip kurslarından üniversitelere, kamu çalışanlarından dış siyasete dek; topluma biçim veren hemen her alanda, laikliğe karşı dinci-mezhepçi bir siyaset yürüttü. Cumhuriyet’in sağladığı yurttaşlık kavramını ve Anadolu’da binlerce yılda oluşan nüfus yapısını bozacak uygulamalar yaptı. Sunnileşmeyi, bağlı olarak Araplaştırmayı öne çıkardı. Suriyeliler başta olmak üzere bölgenin en geri unsurlarını sığınmacı olarak kabul etti. Onlara TC yurttaşlarında bile olmayan haklar verdi.
Suriyeliler konusunda yaptıkları, kendi özgür iradesiyle belirleyip uyguladığı bir politika değildi. ABD ve AB’nin istekleri yerine getiriliyordu. Yapılanlar, emperyalizmin öngördüğü küresel boyutlu politikanın parçalarıydı. Anadolu’daki Türk varlığının yalnızca bugününe değil, geleceğine yönelik yıkıcı bir girişim tasarlanmıştı ve tasarı uygulamaya sokulmuştu.
Türkiye’ye gelen Suriyelilerin hemen tümü Suriye’nin Kuzeyi’nden geldi. Bu kendiliğinden oluşan bir göçmen akını değil, ABD’nin düzenlediği bir insan sevkiyatıydı. Kuzey Suriye boşaltılıp PYD’ye teslim edilirken, Türkiye Arapların oluşturduğu bir sığınmacı deposu haline getiriliyordu. Aslan Bulut’un tanımıyla, Türkiye’de ‘Türk-Arap-Kürt Federasyonu’nun alt yapısı’ oluşturuluyordu.

Suriyeli Ayrıcalığı

Suriyeli sığınmacılara, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarından daha ileri haklar verildi ve ayrıcalıklı bir kitle haline getirildi. Yalnızca onların yararlandığı sağlık birimleri oluşturuldu, hastahanelere ücretsiz kabul edildi ve ücretsiz ilaç almaları sağlandı. Pasaport yerine geçen bir kart verildi, bu kartla pirim desteği alarak çalışmaları kabul edildi. Türkçe bilmeyenler dahil, KPSS sınavına girmeden özel sınavla devlet memuru olmaları sağlandı.
Suriyelilerin kamu kuruluşlarında işe alınacağı açıklanmış, doktor olduğunu söyleyen 28 Suriyeliye çalışma izni verilmiştir. Değişik sektörlerdeki işletmelerde, Suriyeli çalışan kontenjanları oluşturulmuştur. Türk öğrencilere, geri ödeme koşuluyla aylık 450 YTL kredi verilirken, Suriyeli öğrencilere geri ödemesiz aylık 1200 YTL burs verilmektedir.

Olacaklar

Beş milyondan çok Arap, Anadolu’nun değişik bölgelerine gruplar halinde yerleştirilerek kimliklerini korumaları sağlanmıştır. Türkler, Suriyelilerin yerleştikleri yerleri terk etmektedir. Türk yaşam biçimine uyumsuz gelenekleriyle kültürel bozulmanın taşıyıcıları durumundadırlar. Suriyelilere verilen ayrıcalıklar yurttaş olduklarında da sürecek, koloniler halinde ülkenin değişik yörelerinde yaşayacaklardır. Türkiye’de yeni bir azınlık kitlesi yaratılmaktadır.
Bu büyük kitle örgütlenmeye başlayacak ve anadilde eğitim adıyla Arapça eğitim isteyecektir. Bu istek, müfredata Arapça dersi koyarak Türk milli eğitimini Araplaştırmaya çalışan AKP tarafından yerine getirilecektir.
Diyanet, Suriyelilerle yeni bir Sunni kitle bulacak ve bu kitleyi amaçları yönünde kullanacaktır. Diyanet İşleri Başkanlığı, şimdiden, Türkiye’ye gelen bin kadar Suriyeli ‘alim ve ilahiyatçı’ için harekete geçmiş ve ‘tarih, tefsir, hadis’ gibi konularda Türkiye’ye katkı yapacak Suriyeli sığınmacıya, vatandaşlığa alınmada öncelik tanınmasını istemiştir.
Sığınmacılar, yurttaşlık hakkı aldıktan sonra örgütlenecek ve giderek artan isteklerde bulunarak, yurt dışıyla bağlantılı siyasi çalışmalar içine gireceklerdir. Bu eğilimin ön uygulamaları şimdiden başlamıştır.
Türkiye’de yaşayan Arapların partileşme çalışmalarını yürüten Beyt Nahreyn Arap-Arami Birliği adlı örgütün Sözcüsü Mim Yavuz Binbay; Türkiye’de 8 milyon Arap ve Arami yaşadığını ve diğer halklar gibi “anadilde eğitim” hakkı başta olmak üzere, tüm hakların verilmesini istedi. Binbay, ayrıca partileşme kararı aldıklarını, partileşme çalışmalarını yürütmek üzere bir komisyon kurduklarını açıklamıştır.

Metin AYDOĞAN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Kaan ULAŞ
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.937


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #148 : 28 Ağustos 2019, 03:27:59 »

Zonguldak'ta uyuşturucu ticareti yaptığı belirlenen 3 Afgan gözaltına alınıp, işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Bastonla adliyeye gelen şüphelilerden 74 yaşındaki A.E.'nin uyuşturucu ticaretini yönettiği ortaya çıktı.
ALINTI BASINDAN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Kaan ULAŞ
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.937


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #149 : 31 Ağustos 2019, 00:31:35 »

Arapların genlerinde kahpelk, kaypaklık, nankörlük var, bunu defalarca söyledik ve hükümeti bir zamanlar Feto konusunda uyardıysak, şimdi de bu 5 milyon suriyeli araplar konusunda uyarıyoruz.
Ve gene haklı çıkacağız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: 1 ... 13 14 [15] 16 17 ... 34
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.21 Saniyede 24 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.