Sinan Çetin'den vatansızlık propagandası
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Kasım 2019, 16:13:28


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sinan Çetin'den vatansızlık propagandası  (Okunma Sayısı 3799 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Tata Tunga
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 815



Site
« : 08 Ekim 2012, 17:46:19 »

TÜRKSOLU gazetesi hem Türk Irkçılığna karşı çıkar hem milliyetçilik ypar. Ben bunu kesinlikle onaylamıyorum, ancak o gazetenin yaptığı objektif güncel bir tespit vardır. O yazıdaki tespiti paylaşarak Türkiye'de yapılan vatansızlık propagandasını ele almak isterim. Bu makalede de hep birlikte göreceğiz Türk Irkının ana vatanı olan Türkiye Cumhuriyeti'nde nasıl korkak, bencil, haysiyetsiz, soysuz, vatansız nesiller yetiştirilmek istendiği. İşte ilgili yazı:



Nur Bostancıoğlu
Sinan Çetin'den vatansızlık propagandası


Sinan Çetin’in üzerinde tam 7 yıl düşündüğü, 3.5 yılda senaryosunu yazdığı ve en sonunda 5 milyon dolarlık bir bütçeyle çektiği "Çanakkale’nin Çocukları" adlı film geçtiğimiz hafta gösterime girdi.

Fakat, "en çok izlenen film olacak" iddiasıyla gündeme gelen film, beklenen ilgiyi görmedi. O kadar reklama rağmen, ilk haftasında yalnızca 55 bin seyirciyi sinema salonuna çekebildi. Bu rakam beklenenin aksine bir fiyasko olarak değerlendirildi.

Elbette ki bir Sinan Çetin filminin, milli duyguları karalayacağını tahmin ederek gittik filme. Ama bir ilkokul müsameresiyle karşılaşacağımız hiç aklımıza gelmemişti doğrusu.

Üzerine düşünülen 7 yıla ve harcanan paraya yazık dedirtecek kadar kötü bir filmle karşı karşıyaydık. 1500 metrekarelik bir sette çekilen film, yalnızca iki siperden oluşan bir savaş alanı ve beyaz bir evin bahçesinde geçiyordu. Cephe denilen yer; içinde ölülerin olduğu bir çukur ve iki adet siperden ibaretti. Ve film boyunca, bu iki siper arasında arkadan fiyonklu beyaz bir elbiseyle bir anne dolaşıyordu. İngiliz anne, Tanrıyla yarı iletişim halinde bir azize edasıyla cephede çocuklarını arıyordu.

Bir ilkokul müsameresi

 Filmin senaryosu şöyleydi: Avustralya asıllı İngiliz vatandaşı olan Kathrine ve İttihat ve Terakki Ögütünün önde elen isimlerinden Erzurumlu Kasım Bey ile evlidir. Bu evlilikten Osman ve James adlı iki çocukları vardır. Kasım Bey, James’i İngiltere’ye mühendislik okumaya, Osman’ı da altın madenine çalışmaya yollamıştır. Bu arada Kasım Bey altın madeni sahibidir ve aynı zamanda mebustur!

Fakat Kathrine rüyasında iki oğlunun Çanakkale’de savaştığını ve birbirini öldürdüklerini görür. Vatanın bedeli kanla ödenmelidir diye düşünen Kasım Bey’le, bu fikre karşı çıkan Kathrine arasında kısa süren bir mücadele yaşanır. Kathrine, Kasım Bey’i hemencecik ikna eder. Kasım Bey hatırı sayılır bir kişi olduğu için Enver Paşa’dan ricacı olur, yani torpil koparır! Kathrine ve Kasım Bey cepheye kendi oğullarını kurtarmaya giderler. Fakat Osman da James de ölmüştür.

Ama anne Tanrıyla iletişim halinde olduğu için oğullarını kurtaracaktır. Dolunayda Tanrının gözyaşları oğullarının üzerine düşecektir ve Tanrı onlara bir şans daha verecektir. Ve Kathrine’in hayal ettiği gibi olur, oğulları dirilirek elele tutuşurlar!

Biz yine de sinama tekniği ve senaryonun kurgusu ile ilgili hataları işin uzmanlarına, sinema eleştirmenlerine bırakalım. Bir ilkokul çocuğunun bile tespit edebileceği bir sürü tarihi hatayı es geçelim ve işi tarihçilere bırakalım. Tabii eğer tarihçiler bu filmi eleştiriye değer bulurlarsa. Zaten Sinan Çetin de daha en başından filme tarihsel gerçeklikler açısından gelecek eleştirilere set çekmiş ve "hiç boşuna tarihsel gerçeklerle bağ aramayın, çünkü yok" demiş.

En ucuz slogan "analar ağlamasın"

 Kathrine’nin tek amacı kendi oğıllarını ellerinden tutup alıp eve getirmektir. Sadece kendi çocuklarını düşünecek kadar bencildir. Savaşlar kötüdür ve tüm analar oğullarını çekip alırsa bir daha hiç savaş olmayacaktır. Savaşlar generallerin zafer kazandığı, çocukların öldüğü, annelerin acı çektiği olaylardır. Bu filmin farkı olayların anaların açısından değerlendiriliyor olmasıdır.

Aslında bu yönüyle film çok ucuz bir propaganda filminden başka bir şey değildir. Türkiye’nin 30 yıldır teröre karşı verdiği mücadeleyi eleştiren kesimlerden en çok duyduğumuz fikir "analar ağlamasın" değil midir?

Sinan Çetin de filmle ilgili gazetelere verdiği röportajlarda aynı bildik mesajları tekrarlamaktadır: "Analar ağlamakta, kardeş kardeşi vurmaktadır. Tıpkı bugün yaşadığımız Türk-Kürt savaşında olduğu gibi".

Zaten filmin başından sonuna kadar Kathrine beyazlar giydirilmiş bir barış meleğidir. Baba da ırkçı, baskıcı bir Türktür ve ilerleyen sahnelerde hatasını anlayacaktır. Kendisini İngiliz hisseden oğlu James’i olduğu gibi kabul etmemiştir. James kendi evinde, kendi dilinde, kendi şarkılarını söyleyememiştir. O yüzden babasından kaçmış ve Anzak olmuştur. Bu bildik hikayeyi de bir yerlerden hatırlıyoruz, değil mi?

Onlar ne gavurdular ne de Türktüler Çanakkale’nin çocuklarıydılar!

 İşte bu film iki kardeşi, biri İngiliz tarafında diğeri Türk tarafında olmak üzere savaştırıyor. Ülkeyi işal etmek isteyen istilacılar James karakteriyle, savunmak isteyenler ise Osman karakteri ile simgelenerek birbiriyle eşitleniyor. Taraflar bir annenin iki oğlu olarak kardeş haline getiriliyor ve koskoca Çanakkale Savaşı kardeşin kardeşi öldürdüğü bir vahşete dönüştürülüyor.

Film boyunca üzerinde sineklerin gezdiği kokmuş cesetlerin, çukurlara doldurulmuş parçalanmış bedenlerin gösterildiği sahneler hiç eksik olmuyor. Çanakkale direnişi bir kahramanlık destanı olmaktan çıkarılarak, aciz insanların anlamsızca birbirine girdiği zavallılara dönüştürülüyor.

Yavuz Bingöl, filmde sürekli olarak savaşın anlamını sorgulayan ağlak bir komutan olarak araya giriyor. Bir ara tarafların ölülerini toplaması için ateşkes ilan edildiğinde yine sazı eline alıyor ve bildik türkülerini söylüyor: "Siperlerin arkasındakiler ateşkese çıktıklarında insan olmuşlardı. Birbirlerinden farkları yoktu. Onlar da açtı, onlar da yorgundu. Düşman değil kardeşlerdi. Ortak oldukları vahşeti temizlemeye çalışıyorlardı. Düşman olsun, Türk olsun tüm kahramanlar aynı çukurlara defnediliyordu. Onlar ne gavurdu nede Türk!....."

Bir İngiliz anasından vatansızlık dersleri:
Vatan mı sağ olsun, evlatlar mı sağ olsun?


İngiliz annenin filmin başından sonuna kadar verdiği mesaj, Allah’ın verdiği hayatın hiç bir amaç uğruna verilmeyeceğiydi. Dünyada evlatlarımızın dışında uğruna ölünecek hiç bir değer yoktu. Kathrine bu fikirlerine filmin sonlarına doğru kocasını ve çocuklarını da ikna edecekti. Artık Kasım Bey de; "Zafer denilen şey kandan ve gözyaşından başka bir şey değildi. Bu savaşın bir kazananı yoktu ve hiçbir savaşın olmayacaktı" fikrini savunacaktı. Çocuklarına son mesajı; "Nerede mutluysanız orada yaşayın, hayattan başka büyük bir amaçtan söz eden olursa gülümseyin" olacaktı.

Sinan Çetin "vatan sevgisini" eleştirmeye kalkarsa

 Filme ilginin bu kadar az olmasının bir nedeni de bu aslında. O da "vatan sevgisi" kavramının sorgulanıyor olması. Dünyada vatan gibi, inanç gibi, fikir gibi değerlerin olduğu ve bu değerler için insanların kendi canlarını ve gerekirse çocuklarının canlarını feda edebileceği gerçeğinin eleştirilmeye kalkılması.

Kimse kahramanlık türkülerimize konu olmuş ve binlerce gencimize mezar olmuş Çanakkale direnişinin karşına bu filmi çıkarıp, sonra da gişe rekorları kırmasını beklemesin. Kimse Çanakkale Cephesi’ni bilgileriyle insanlığa faydalı olabilecek gençlerin kurban edildiği yer olarak gösterip, Türk milleti tarafından ilgi görmeyi de hiç beklemesin.

Sinan Çetin yaptığı bu filmle rezil olacaktır. Neden gişe rekorları kırmak bir yana, daha ilk haftasında boş salonlarda birkaç kişi tarafından izlenen bir film yaratabildiğini düşünmesi gerekir.

Türklere bir İngiliz anasından ders verilmeye kalkılmayacağını, hele evlat sevgisinin hiç öğretilemeyeceğini bilmesi gerekir.

Çünkü bizim analarımız çocuklarını askere davulla zurnayla yollayan ve şehitlik haberi geldiğinde "vatan sağolsun" diyen analardır. Sırf kendi evlatlarını değil,tüm vatan evlatlarını düşünen analardır. Dolayısıyla bir İngiliz anasından öğrenecekleri bir ders yoktur.

Amaç: Türklerin kutsallarına saldırmak!

 Sinan Çetin herhangi bir savaş filmi çekip, savaş karşıtı fikirlerini topluma ulaştırabilirdi. Neden savaş karşıtlığını Çanakkale gibi hassas bir konu üzerinden dile getirme yolunu seçti? Ve Çanakkale destanına saldırma cesaretini nereden buldu?

Burada amaç bu ahlaksız fikirleri topluma empoze etmenin yanısıra Türk milletinin kutsalına saldırmaktır. Ve demek ki Milli Mücadele karşıtları bu yollarında epeyce yol alabilmişler.

Bu zamana kadar bu tip filmlerde sinsi bir Atatürk ve vatan düşmanlığı yapılmasına alışmıştık. Ancak Sinan Çetin bu filmle sinsi bir saldırıya bile gerek duymadan, doğrudan ve açıktan bir vatan düşmanlığı yapmaktadır. Fütursuzca Çanakkale direnişini bir utanca dönüştürmeye çalışmaktadır.

Sinan Çetin’in döneklik tezleri

 1915 yılının Mayıs’ı İstanbul Tıbbiyesi’nin tüm talebelerinin Çanakkale’de şehit oldukları yıldır. Yaşasalardı, yani cepheden kaçsalardı belki iyi birer doktor olacaklardı ama kahraman olmayı seçtikleri için bugün bu topraklarda özgürce yaşayabiliyoruz.

Oysa filme göre kahramanlık ölmek değil yaşamaktır. Orada kahramanlık uğruna ölüme mahkum edilen çocuklar, eğer yaşasalardı vatana ve millete daha faydalı olacaklardır. Bilim adamı olacaklarına asker olmuşlardır.

Sinan Çetin vicdani retçidir ve bu filmde tipik bir vicdani ret filmidir: Annelere "çocuklarınızı askere göndermeyin", gençlerimize "cepheden kaçın" mesajını vermektedir.

Çünkü kendisi de bir zamanlar mücadeleden kaçmıştır aslında. Bu cepheden kaçma tezleri tipik dönek tezleriden başka bir şey değildir. Kendisiyle yapılan bir röportajda "Bir zamanlar Devrimci Yol’un ünlü yumruk logosunu çizen kişi değil misiniz?" diye sorulduğunda, "bütün düşünceler değişir" cevabını vermiştir.

Tabi herkesin kendi tercihidir ama keşke Sinan Çetin bu kadar kötü senaryolar yazacağına, orada kalıp logo konusunda kendisini geliştirseymiş! Böylelikle memlekete ve millete daha çok faydası olurmuş!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bütün TÜRKLER bütün engellere rağmen bir gün mutlaka birleşecektir. Bunu başarmak için milli çıkarları şahsi çıkarlarlarımızdan, zevklerimizden üstün tutmalıyız. Ancak bunu yapabilen milliyetçidir.
Önemli Olan Türk Kanı Taşımak.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Tata Tunga
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 815



Site
« Yanıtla #1 : 08 Ekim 2012, 18:02:48 »

Bu soysuzlar hiç geri durur mu, filmin fragmanını YouTube'ye hemen yüklemişler:

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Çanakkale Çocukları - 1.Fragman
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bütün TÜRKLER bütün engellere rağmen bir gün mutlaka birleşecektir. Bunu başarmak için milli çıkarları şahsi çıkarlarlarımızdan, zevklerimizden üstün tutmalıyız. Ancak bunu yapabilen milliyetçidir.
Önemli Olan Türk Kanı Taşımak.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Türkçü Komando
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 180


Güneydoğulu! Bozkurtlar!


« Yanıtla #2 : 08 Ekim 2012, 18:12:13 »

Son yıllarda ülkemize ve Türk Milletine karşı olumsuz propaganda yapmak saldırmak moda oldu, yada etnik özürlüler içlerindeki kinlerini kusma fırsatı buldular meydan boş Türk'e saldırmak serbest!

Her karesi kanla sulanmış bir ülkede böyle alçak,çapsız filmler yapılıyorsa Milletimiz horul horul uyuyor demektir öyle uyuyorki Barzani denen itle bile gurur duyuyor uykusunda.

Ulan yavşak sinan doğru dürüst adamsan:  hümanizim edebiyatı yapacağına benim ülkemin toprağında anzağın dingilizin, fransızın ne işi vardı? onu konu edip, sorgulasana dingil!!!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 08 Ekim 2012, 19:11:47 »

Sinan Çetin adını duyduğumda bu filmin Türklük düşmanı bir film olacağını zaten tahmin etmiştim. Ekim 15 de gerçek bir Çanakkale filmi izleyebileceğimizi düşünüyorum. TURGUT Özakman'ın  Çanakkale savaşlarını anlattığı DİRİLİŞ  romanı, yine Turgut Özakman'ın senaryosu ile sinemaya aktarıldı. 15 Ekimde gösterime giriyor kandaşlar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sadaktaki Ok
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 08 Ekim 2012, 21:07:24 »

ula biri çıkmış dağdakine ağalmayan insan değil diyor, diğeri böyle bir ucuzlukla insanlık dersi veriyor.
Siz insansınız biz değiliz! Sizlerle ortak hiçbir şeyimiz olamaz. Şimdi rahat rahat fink atın bakalım. Kurdun nefesini ensenizde hissettiğiniz an en kısa filminizin son sahnesi olacak!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tata Tunga
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 815



Site
« Yanıtla #5 : 11 Ekim 2012, 03:04:17 »

Bir de şu filme bakın fragmanı bile müthiş, tam Türk ruhunu tasvir eder, Türkün onurlu duruşunu, görüşünü; öyle Sinan Çetin'inki gibi ruh hastası bir yapım değildir. Sinan Çetin bu filmi izleyip de ders çıkarmalı, öğrenmeli:

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Çanakkale 1915 Teaser Fragman 2


Şu film bile bir çizgi film olarak daha büyük bir ciddiyetle hazırlanmış:

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Çanakkale Geçilmez - Çizgi Film - Tek Parça


0:44:16'ıncı dakikada Yüce Başbuğumuz Mustafa Kemal Atatürk "Size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum" diyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bütün TÜRKLER bütün engellere rağmen bir gün mutlaka birleşecektir. Bunu başarmak için milli çıkarları şahsi çıkarlarlarımızdan, zevklerimizden üstün tutmalıyız. Ancak bunu yapabilen milliyetçidir.
Önemli Olan Türk Kanı Taşımak.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Tata Tunga
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 815



Site
« Yanıtla #6 : 11 Ekim 2012, 07:04:20 »

Al  bir de burdan yak (gerçi bu filmin yapımcıları biraz daha vicdanlı, en azından ülkemizi işkal eden ingiliz askerlerine ağlamıyor, "Eledim Eledim Asker Eyledim şarkısı sıkça geçiyor).

Yahu düpedüz PKK propagandası. PKK  "Çanakkale'de  kürtler de savaşmıştır, kürtler de bu vatanın ortağıdır"  propagandası yapmıyor  mu zaten. Bir de izletinin (videonun) altına şöyle bir açıklama eklemişler "Başrolünü Grup Dergahın Sevilen yüzü İsmail Demirbaşın oynadığı filmde Güneydoğulu bir Askerin Çanakkale savaşında ki dramı konu ediliyor."

Önce imlâ hatalarını düzeltelim bu salakların "Başrolünü Grup Dergahın Sevilen yüzü İsmail Demirbaş'ın oynadığı filmde Güneydoğulu bir askerin Çanakkale Savaşı'ndaki dramı konu ediliyor." Şimdi de sadete gelelim. Çanakkale'de binlerce Türk can verirken Türk tarihini, Türk sanatını bir kıronun dramı ilgilendirmez. Kaldı ki kürtlerin Çanakkale Savaşı'na katıldıkları bile şüpheli.

1:11:32. dakikada kürt yine kürtlüğünü, yani çapulculuğunu gösteriyor, düşen ingiliz uçağının pilotunun cebinden çakıyı kendisine alıyor, sonra da aptal aptal "bu ne lan" diyor Peynir

Film boyunca hep kürtçe şarkı söylüyor. Bu da haince plânlı, kasıtlı olarak beyin yıkamak için yapılıyor. Genç nesle "Çanakkale Savaşı" dendiğinde kürtçe şarkılarla hatırlasın diye.

Garip garip sahneleri de var. Askerler yorgunluktan uyuklarken bu kıro büyük bir enerjiyle şarkı söylüyor. Bir de askerler vatan görevini yerine getirmeye değil de kırolar gibi kız muhabetti yapmaya gelmişler, biri hemşireye aşık olmuş oonun da sevgilisi varmış. İşte askerlerin saçma sapan kadın faztezileri konuşuluyor.

0:32:01. dakikada şikâyet ediyorlar "çok yürüdük" diye sanki savaşa gelmemişler de İstanbul'u yaya gezmeye gelmişler.

0:43:32. dakikada komutan askerleri tekmeyle dürterek uyandırıyor bir hayvanı uyandırır gibi bu da kırolara mahsus bir şeydir.

Bir sahne var evlere şenlik; şiddetli çatışmalar sürerken bir komutanla bir grup askker devamlı bir yaralı askerle oyalanıp duruyor. Sedyede öte beri gezdirip duruyorlar.

0:59:20. dakikada Atatürk karakterli oyuncu "girmeseydik bu harbe" diyor. Bu sözleri Atatürk'e maal edip O'nu zan altında bırakıyorlar. Sanki o dönemde Türkiye kendi isteğiyle keyfinden girdi. Sanki düşman ülkemize saldırıca Atatürk yorgunuz bitkiniz deyip de oturmak istedi hep.

1:04:49. dakikada sevan nişanyan'a da Çanakkale'deki yaralı askerlerimizin doktoru rolünü vermişler. Sözde askerlerimizi de ermeni, rum doktorlar, hemşireler iyileştirmiş, zampara askerlerimiz de kimi aşık olup kimi asılmış bu ermeni, rum hemşirelere.

1:21:37. dakikada düşmana karşı taaruza geçerken bile itişiyorlar. Bir kıronun yapacağı iş bu kadar olur ancak.

Filmin sonuna doğru (1:22:40. dakikada) hemen bombayı patlatıyorlar, yani kürtçü liboş enternasyonalist konuşma yapmaya "O günlerde, yani 1915 başlarında, 1916'nın ilk günlerine kadar aralarında Türk, kürt, arap, gürcü, boşnak, laz, arnavut, çerkez; hatta düşman kuvvetlerinden Osmanlı ordusuna iltihat eden hintliler de dahil olmak üzere onlarca millet yan yana omuz omuza adına Çanakkale denen bir destana imza attılar. Bu topraklarda o gün de bugün de bugünden sonra kardeşlik içerisinde, huzur içerisinde yaşayalım diye vurulup düştüler. Biz onları, onların sayesinde üstünde yaşamaya devam ettiğimiz bu güzelim toprakların kıymetini hiç unutmadık, unutmayacağız"

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
VATAN YARASI FİLMİ / GRUP DERGAH
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bütün TÜRKLER bütün engellere rağmen bir gün mutlaka birleşecektir. Bunu başarmak için milli çıkarları şahsi çıkarlarlarımızdan, zevklerimizden üstün tutmalıyız. Ancak bunu yapabilen milliyetçidir.
Önemli Olan Türk Kanı Taşımak.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Türkeri
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 11


« Yanıtla #7 : 11 Ekim 2012, 13:10:02 »

-----  Bir de şu filme bakın fragmanı bile müthiş, tam Türk ruhunu tasvir eder, Türkün onurlu duruşunu, görüşünü; öyle Sinan Çetin'inki gibi ruh hastası bir yapım değildir. Sinan Çetin bu filmi izleyip de ders çıkarmalı, öğrenmeli:
Çanakkale 1915 Teaser Fragman 2  --------------------------

Fragmani dahi diger filimlerden güzel,  dizimi Sinema filmimi ne zaman cikacak bu filim ? mutlaka bu filime bakmam lazim.
Konu Cannakkale olunca, bir  Karikatür eklemek isdedim nerden nereye misali.
Türk Savasdan ölümden korkmaz hele birde söz konusu Vatan ise yediden yetmise Sahlanir önünde kimse duramaz.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
AYZIT HATUN
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 6



« Yanıtla #8 : 11 Ekim 2012, 16:29:51 »

Sinan Çetin içi boş kafasıyla ve olmayan aklıyla ancak bu böyle film çekebilir. Ciddiye almamak gerekli. Zaten kimsede ciddiye almamış olacak ki filmini izlemeye değer bile görmemişler. Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur. Bizi ancak biz anlarız. Büyük Kazak Türkü şair Mağcan Cumabay'ın Çanakkale Savaşı'nda savaşan askerlerimiz için yazdığı Alıstagı Bavrıma (Uzaktaki Kardeşime) şiiri asıl kardeşlerimizin kimler olduğunu bize gösteriyor.



UZAKTAKİ KARDEŞİME

Uzakta ağır azap çeken kardeşim!
Solmuş lâleler gibi kuruyan kardeşim
Etrafını sarmış düşman ortasında
Göl gibi gözyaşı döken kardeşim!

Önünü ağır kaygı örtmüş kardeşim!
Ömrünce yaddan cefa görmüş kardeşim!
Hor bakan, yüreği taş, kötü düşman
Diri diri derini soymuş kardeşim!

Ey pirim! Değil miydi Altın Altay
Anamız bizim? Bizlerse birer tay,
Bağrında yürümedik mi serâzat
Yüzümüz değil miydi ışık saçan ay?

Alaca altın aşık atışmadık mı?
Tepişip bir döşekte yatışmadık mı?
Anamız olan Altay'ın ak sütünden
Beraber emip, beraber tadışmadık mı?

Akmadı mı bizim için dupduru bulak,
Şarıldayıp şarıl şarıl dağdan inerek,
Hazırdı uçan kuş, kopan yel gibi
Dilesek bir bir atlar, tıpkı burak!

Altay'ın altın günü nazlanarak
Gelende, sen pars gibi bir er olarak,
Akdeniz, Karadeniz ötelerine
Kardeşim, gittin beni bırakarak!

Ben kaldım yavru balaban, kanat açamam,
Uçsam diye davransam bir türlü uçamam,
Yön bulduran, yol gösteren can kalmadı;
Yavuz düşman koyar mı şimdi beni vurmadan?

Kurşunlar genç yüreğime saplandı,
Günahsız taze kanım su gibi aktı,
Kansız kalıp, kuruyup bayıldım,
Karanlık hapse sıkıca kapattı.

Görmüyorum gece gezdiğimiz ovayı,
Gündüz güneşi, gece gümüş nurlu ayı,
Nazlı nazlı ipek kundaklara sarmalayıp
Bizi büyüten altın anam Altay'ı!

Ey pirim! Ayrıldık mı ulu bütünden?
Dağılıp yılmayan yağan oklardan
Türk'ün pars gibi yüreği varken
Korkak kul mu olduk düşmandan sinen.

Kudretli olmak isteyen Türk'ün canı
Gerçekten hasta mı, bitti mi hali?
Yürekteki ateş söndü mü, kurudu mu?
Damarında kaynayan atalar kanı?

Kardeşim! Sen o yanda, ben bu yanda
Kaygıdan kan yutuyoruz, bizim adımıza
Lâyık mı kul olup durmak? gel gidelim
Altay'a atadan miras Altın tahta.



Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Alıstagı Bavrıma (Uzaktaki Kardeşime) Mağcan Cumabayulı- H. Kağan Yayla


 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tata Tunga
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 815



Site
« Yanıtla #9 : 11 Ekim 2012, 16:59:56 »

Fragmani dahi diger filimlerden güzel,  dizimi Sinema filmimi ne zaman cikacak bu filim ? mutlaka bu filime bakmam lazim.
İzletinin altındaki açıklamada yazmışlar "18 Ekim'de vizyona girecek olan ve merakla beklenen, yılın en büyük yapımlarından birisi olan"ÇANAKKALE 1915" filminin ikinci teaser fragmanı."
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bütün TÜRKLER bütün engellere rağmen bir gün mutlaka birleşecektir. Bunu başarmak için milli çıkarları şahsi çıkarlarlarımızdan, zevklerimizden üstün tutmalıyız. Ancak bunu yapabilen milliyetçidir.
Önemli Olan Türk Kanı Taşımak.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.081 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.039s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.