Şehir Savaşları
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Ekim 2019, 20:25:26


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şehir Savaşları  (Okunma Sayısı 2253 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kam - Şaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« : 13 Mayıs 2011, 15:29:02 »

Bugün Türk Milleti ve ülkemiz için çok önemli bir konuyu dile getireceğim ve sevgili dostum, üstadım Serdar KURU’dan da yardım alacağım. Konumuz şehir savaşları. Tabi ben bir dolu yazar – çizer gibi silahlar çekildi, tehlikeli bir sürece girdik cinsinden yazılar yazmayacağım, ben gelecekte bizi bekleyen ciddi bir tehlikeden bahsedeceğim.

Bugün Kürtlere hamilik eden büyük ağabeyleri Amerika – İsrail’in şehir savaşları konseptinden bahsedeceğim ve bu bahis esnasında neden bizim için önemli olduğunun yanıtını vereceğim. İsrail devleti henüz kurulma aşamasında iken, kurulduktan sonra da bu tekniği kullanmıştır ve dünyada bu konuda en tecrübeli orduya sahiptir.

Standart bir saldırı stratejisinde genellikle ordular gelişmiş ve düzenli şehirlerde elektrik hatlarına, telefon şebekelerine vb… saldırarak halkı tecrit altına alıp psikolojisini bozarak direniş gücünü kırarlar. Böylece bir karşı koyma gerçekleşse bile bu mevcut gücün tamamı olmayacağından bertaraf edilmesi kolaylaşır ve askeri kayıpların sayısı en az seviyeye iner. 11 Eylül’ü hatırlarsanız Amerikan halkının bir elektrik kesilmesinde bile nasıl paniklediklerini, ne yapacaklarını bilemez hale geldiklerini anımsayabilirsiniz.

Tabi bu durum gelişmiş ülkelerin gelişmiş şehirlerinde geçerlidir. Oysaki gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde durum bunun aksidir. Örneğin bu dersi Amerika 1993 yılında Somali’nin Mogadişu şehrinde almıştır. Eli silah tutan ve sefil bir halde bulunan Mogadişu halkı Amerika’nın seçkin Ranger birliklerinin %60’ını yok etmeyi başarmış ve şehir Amerikan askerleri için tam anlamıyla cehennem haline gelmişti. Çünkü gelişmemiş toplumlarda veya gelişmekte olan toplumlarda şehir hayatı zaten bir kaos gibidir, doğal olarak elektrik kesilmesi, telefon hatlarının kesilmesi insanları tecrit altına almaya, psikolojisini bozmaya yetmezdi.

Bu gerçeği anlayan Amerika’da o tarihten itibaren yeni bir konsept geliştirmeye başladı, MOUT (Şehirleşmiş Bölgeler Askeri Operasyonları)! Bunun için konunun en uzman ordusu olan İsrail ordusundan destek alındı. İsrailli askeri uzmanlar gizlice Amerika’ya sokuldu ve eğitim süreci başladı. İsrailli uzmanlar Sniper, patlayıcı timleri, zırhlı kuvvetler ve hava gücünü bir şehrin daracık alanlarında bile nasıl etkin ve koordineli kullanabilecekleri konusunda eğitti. Eğitim parkuru ise dar sokaklı ve alçak binaların bulunduğu, ses ve duman efektleri ile gerçeklik kazandırılmış üçüncü dünya ülkelerinin sokaklarına benzer bir modeldi. Ayrıca deniz piyadelerinin etkin kullanımı için teknolojinin imkânlarında da faydalanıp “Şehir Savaşçısı” adlı simülasyon ile komuta kademelerini de eğitti. Bugün Irak, Afganistan gibi ülkelerde görev yapan askerlerin tamamı bu tip bir eğitimden geçirilmişlerdir.

Amerikan Savaş Akademisi ise şehir savaşları konusunda bir yayınında şunları söylüyordu: “Savaşların geleceği dünyanın geri kalmış şehirlerinin sokaklarından, lağımlarından ve derme çatma evlerinden geçmektedir”.

Tabi bu süreçte saldırı yapılacak olan şehirlerin bilgilerinin elde edilmesi önemli bir durumdur. Her şehrin yapısı ve insanları aynı olmadığı için taktik ve strateji geliştirmek için önceden şehrin incelenmesi, düzenli olarak bilgilerinin kaydedilmesi önemlidir. Bu konuda da derin operasyon uzman ve çok defa kullanılan bir düşünce kuruluşuna (thik thank) görev verildi, RAND! RAND, İstanbul’da dahil olmak üzere pek çok şehirde ve ülkede “bilimsel” araştırma yapıyor. İnceleme altında olan şehirde suç yapısı, eğitim sistemi, sağlık durumu gibi birçok önemli konu ince elenip sık dokunarak hazırlanan raporlar düzenli olarak Amerikan Ordusu Arroyo araştırma merkezi veritabanına kaydediliyor. Bu ilginç çalışmalarından biriside “Nüfus Hareketlerinin Gelecek Çatışmalara Etkisi”. Çalışmada konu edilen ana fikir ise aşırı göç alan şehirlerin “şehirleşmiş terör” doğurma yapısı! Bugünümüzü ne kadar aydınlatan bir çalışma değil mi?

Peki, bizi bu kadar ilgilendiren kısmı nedir? Görüldüğü üzere Amerika şehirlerimiz hakkında yeterli bilgiye sahiptir, Irak’ta Kürtleri kim eğitiyor dersiniz? Amerika ve İsrail! Ülkemize gelen “barış havarileri“ de bu konuda eğitilenler içerisindedir elbette. Doğal olarak şehirlerimizde nasıl ciddi bir terör yaratılacağı konusunda ciddi bilgilere sahip olduklarına göre ve gelişen Kürt terörü de ortada olduğuna göre işin vahameti daha derin boyutlardadır!

Tabi burada yukarıda anlatılanlar düzenli ordular için geçerli itirazı gelebilir! Bu konuda kısmen haklılar, şimdiye kadar yalnız düzenli orduların konseptinden bahsettim. Şimdide önemli diğer bir hususa geçelim, Mistaravim timleri ve Kürtler!

Sanırım 2004 yılı idi ve Hürriyet gazetesinde bir haber çıkmıştı, İsrailli Mistaravim timlerinin Kuzey Irak’ta Kürtleri eğittiğinden bahsediyordu. Tabi geniş içerik verilmiyordu, şimdi de Mistaravim’i tanıyalım ve böylece nasıl bir tehdit içerdiğini anlayalım.

Mistaravim kelimesi İbranicede “Arap olmak” anlamına geliyor, yani benzemekten de öte birebir Arap gibi olmak anlamında. Tabi Mistaravim aslında bu timlerin gerçek isimleri değil, asıl isimleri “Sayaret Duvdevan”, ayrıca Birim 217 olarak da bilinirler. Kuruluş tarihleri ise 1936 yani daha İsrail devleti ortada yokken kurulmuşlardı, zaten maksatları olan İsrail devletini kurmak için bu gibi militan örgütler kurdular. Zira o dönemde düzenli orduları yoktu, devlet olmadıkları için olması da mümkün değildi. İşte böyle bir amaca hizmet için doğdu Mistaravimler.

Karargâhları ise Ramallah kentinde bulunuyor. İstihbarat veya sızma birimlerinde en önemli farkları ise uzun süreli sızmalarla bilgi toplamak değil kısa süreli sızmalarla suikast ve sabotaj yapmaktır.  İsrail devleti kurulunca bu timleri dağıttı, tabi kazanılmış tecrübeler bir kenara bırakılmadı. 1967 yılında başlayan Altı Gün Savaşı’nda sert bir Filistin direnişi ile karşılaşan İsrail artık Mistaravim timlerinin yeniden uyandırılma vakti geldiğine karar verdi.

Yeniden uyandırılan timin adı bu sefer "Sayaret Rimon" yani “El Bombası” olmuştu. Mistaravim timleri 1971 yılına kadar Filistin’in işgal edilen topraklarında direnişçi liderleri, gelecekte liderlik yapabilecek olan kişileri suikastlar düzenleyerek yok etti ve görevinde başarılı olarak güçlü direnişin bastırılması sağlandı ve akabinde yeniden dağıtıldılar.

1987 yılında intifada ile yeniden Filistin direnişi başlayınca doğal olarak tekrar Mistaravimler uyandırıldı. Bu defa iki tim haline getirildiler. “Sayaret Shimshon (Birim 367)” ve “Sayaret Duvdevan (Birim 217)” adını aldılar. Bugüne kadar ise faaliyet gösteren bir tek Birim 217 kalmıştır, Birim 367 uyutulmuştur.

Mistaravim timleri 15 aylık temel eğitimden geçirilirler. Özel ve seçkin askerlerden oluşurlar. Seçilme aşamasında en önem verilen özellikleri ise acımasızlık ve cesaret konusunda en üstün kişiler tercih edilir. Eğitim içeriklerine gelince Dört ay Mitkan Adam üssünde temel piyade eğitimi aldıktan sonra iki buçuk ay aynı üste, üst düzey piyade eğitimden geçerler. Piyade eğitiminden sonra gerçek eğitimleri başlayan ve iki ay süresince şehir içi gecekondu bölgelerinde sızma ve kolay yön tayini becerilerini edinen öğrenciler bunu takiben Kontra Terör okulunda beş haftalık eğitimlerine başlarlar. Bu eğitimlerden sonra Mistaravim timlerinin tecrübeli subayları tarafından eğitime alınırlar ve sızma teknikleriyle Arap dili ve geleneklerini ezberlercesine öğrenirler. Bu dönemde elemanlara saç boyama, kontak lensler ve Arap giyimlerini etkin şekilde nasıl kullanacakları öğretilir. Eğitimin geri kalanında bir aylık kurslar halinde keskin nişancılık, araba sürüş ve patlayıcı eğitimleri verilir. Mistaravim timleri için sessizlik ve dikkat çekmeme önemli olduğu için İsrail ordusu tarafından geliştirilen ve gerçekten son derece iyi bir sanat olan Krav Maga savaş sanatı öğretilir.

Mistaravim timlerinin kullandıkları silahlara gelecek olursak Micro ve Mini Uzi yarı otomatik tüfek bunlardan ilkidir. Bunun yanında her eleman son derece kaliteli bir tabanca olan Sig Sauer P226 taşır. Bu silahların yanında her tim operasyon sırasında bir adet düşük kalibreli susturuculu tabanca bulundururlar, bunun sebebi tahmin ettiğiniz gibi hedefler üzerinde kullanmak değil tam tersine Filistin yerleşim alanlarında çokça dolaşan sokak köpeklerini öldürmektir. Sürüler halinde dolaşan bu köpekler operasyonlara engel olabilir diye ilk görüşte öldürülür. Timlerin bu saydığım silahlar dışında en önemli aletleri Sniper tüfekleridir ve genelde suikast görevlerini bu silahlarla yerine getirirler. En sık kullandıkları tüfek cinsi Mauser SR86 ve Mauser SP66 SWS'dir.

Mistaravim timleri için en önemli mesele Filistin sokaklarında dikkat çekmeden hareket edebilmeleri olmuştur. Bu nedenle timin garajında pek çok modelde sivil taşıt bulunur. Bu araçlar sahte plakalı ve Filistinlilerin kullandıkları araçların modelinde ve rengindedir. Araçlar dışarıdan bakıldığı zaman dikkat çekmeyecek eski arabalara benzerler fakat bütün iç donanımları yepyeni ve kasaları güçlendirilmiştir. Operasyonlarda kullanılacak silah ve ekipmanlar araçların gizli zulalarında saklanır.

Mistaravim timleri İntifadanın başından beri yüzlerce operasyonda bulunmuş ve pek çok Filistinliyi katletmiş veya kaçırmıştır. Bu timlerin teşkilat yapısı çok serbesttir ve hiç bir askeri disipline bağlı değildirler. Çoğu zaman kendi operasyonlarını planlar ve kimseye sormadan uygularlar bu sebeple bazen İsrail ordusunun diğer operasyonları ile çakışmaları ve birbirlerine ateş açmaları bile vuku bulmaktadır. Mistaravim timlerini görünüşlerinden Filistin direnişçileri sanan pek çok İsrail askeri hatalarının bedelini fena ödemişlerdir.

Mistaravim timleri Filistinliler üzerinde müthiş bir psikolojik etkide yaratır. Bunun sebebi bir direnişçi için artık hiç bir yerin güvenli olmaması ve hiç ummadığı anda kendisi gibi Araba benzeyen kişiler tarafından bir anda öldürülüp veya kaçırılabileceği korkusunu yaşamalarıdır.

1992'den sonra Filistinlilere polis teşkilatı kurma izni verilmesi Mistaravimin işini daha da kolaylaştırmıştır. Bunun sebebi sivil giyimli Mistaravim timleri bir Filistinliyi kendi evinden yaka paça kaçırırken bile etraftaki insanların onları Filistinli sivil polis sanmaları hatta bazen bir haini tutukluyorlar sanıp alkış bile tutmalarıdır.

İşte bu Mistaravim Kuzey Irak'taki Kürtlere eğitim verdi ve vermeye de devam ediyorlar. Tabi yalnız bizim ülkemizde değil komşu birçok ülkede de aynı işi yapacaklar. Ülkemize de sızdıklarını, sızacaklarını tahmin etmek zor değil. Yukarıda anlatılanları dikkatli okuduysanız Türklerin başına gelecekleri tahmin edebilirsiniz. Özellikle Kürtlerinde Yahudiler gibi bir devlete kavuşmak istediklerini, aynı teknikler ile eğitildiklerini ve başarılarının da tespit edildiğini göze aldığımızda durumun vahameti daha net ortaya çıkmaktadır. Kürt terörünün boyutlarının varacağı noktayı kestirmek zor olmasa gerekir.

Tabi burada bana TSK’ini küçümsüyor musun diye bir soru gelebilir. Cevabım elbette hayır, fakat TSK’nin saldırı altında olduğunu, savunmaya çekilmek zorunda bırakıldığını, iş yapacak mensuplarının bahanelerle bir bir cezaevlerine atıldığını, siyasi iktidarın gayreti ile TSK’nin elinin, kolunun bağlı olduğunu düşündüğümüzde durum pek iç açıcı olmadığı ortadadır.

Türkiye’yi ve Türkleri oldukça zor zamanlar beklemektedir. Şimdi bizler bunu yazarken potansiyel olarak hedef haline geliyoruz. İç savaşın kanlı sürecinde bizleri insanlarımızı aydınlatmamız için susturma yoluna gidecekleri muhakkaktır. Umudum şudur ki her zaman bir Kür Şad, bir Atatürk bağrından çıkarabilmiş Türk milletinin sinesinden yeni bir kahraman çıkacağıdır. Türk uyanık oldukça düşman şüphesiz zafer kazanamaz!

15 Aralık 2009
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.043 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.