Mücadele mi, SABAHA MI BIRAKIRSIN?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Şubat 2020, 22:45:20


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mücadele mi, SABAHA MI BIRAKIRSIN?  (Okunma Sayısı 4763 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Urungu yko
Ziyaretçi
« : 28 Mayıs 2011, 17:58:12 »

Ne farkı var Gümülcine'deki soydaşın Diyarbakırlıdan?
Pazar günü Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'la birlikte Batı Trakya'daydım. Daha önceleri hiç görmediğim bu bölgeyi ziyaret etmek cidden ilginç bir deneyim oldu benim için. Sadece ben değil, geziye katılan diğer bütün gazeteci ve televizyoncu arkadaşlar da çok enteresan buldular söz konusu seyahati. Avrupa Birliği üyesi bir ülkenin kuzeyindeki bu yoksul yaşam ve az gelişmişlik gerçekten görenleri hayretler içerisinde bırakıyor. Yaklaşık 150 bin Türk'ün yaşadığı bölgedeki mahrumiyet ve sıfır entegrasyon oldukça tuhaf geldi hepimize. Emine Erdoğan'ın hemen hemen her konuşmasında ısrarla, "Kendi kültürünüzü, dilinizi, yaşam biçiminizi unutmamaya çalışmanız takdire şayan bir davranış ama yaşadığınız ülkenin dilini, kültürünü de muhakkak öğrenmeye çalışmanız ve uyum göstermeniz, en az bir Yunanlı kadar iyi Yunanca konuşmanız sizi daha mutlu ve rahat kılar" demesi de sanırım Batı Trakya'da oldukça yoğun yaşandığı aşikar olan bu sorundan dolayı idi.
Bence Emine Hanım bu mesajlarda çok haklıydı.
Çünkü bugün benzer problemleri biz de Türkiye'de yaşıyoruz.
Kürt kökenli yurttaşlarımız onlarca yıl kendilerine yapılan baskı ve zulmün yarattığı travmayı aşmaya çalışırken, bir yandan da intikam hırsı ile yanıp tutuşan bazı siyasiler tarafından Türkiye'yi Türkiye yapan özelliklerden koparılmaya çalışılıyorlar.
Ortak dil, ortak yaşam ve ortak gelecek gibi...
Gezi sonrası dönüş yolunda uçakta sohbet etme fırsatı bulduğum Başmüzakereci Egemen Bağış'ın, bölgenin geri kalmışlığına ve yoksulluğuna dair şaşkınlığım karşısında ortaya koyduğu tespit de çok önemliydi.
Diyordu ki Bağış; "Ekonomik kriz bütün ülkeyi çok yoksullaştırdı ama Yunanistan'ın kuzeyinde yerleşik Türk azınlıkların yaşam standartları çok daha kötüledi. Çünkü Batı Trakya zaten ihmal edilmiş bir bölgeydi krizle birlikte bu ihmalkârlık adeta tavan yaptı"
Şaşkınlığım sadece yoksulluğa ve Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan'ın doğusundaki bu az gelişmişliğe değildi tabii.
Yakın tarihlerinde onca baskıyı, eziyeti ve engellemeyi yaşamış olan Türk azınlıkların, Kürt meselesine dair ilginç yaklaşımlarıydı. Heyetimizin ilk durağı olan Tuzcuköy'de konuştuğum soydaşlardan biri, "Düşünün bu topraklarda doğmuşsunuz. Büyümüşsünüz. Sizin anavatanınız. Ama ana dilinizi konuşmanıza izin yok. Yunanistan AB'ye girene kadar çektiğimiz eziyetin, zulmün haddi hesabı yok! Bize yıllarca, "Türk'üm" diyemezsin, "Türkçe konuşamazsın!", " Müslüman gibi yaşayamazsın" dediler. Yine gizli gizli engellemelerle karşılaşıyoruz zaman zaman ama eskisi gibi değil artık. Çünkü AB'nin standartları var. Aykırı davranamazlar" şeklinde ifadelerle dert yanınca dedim ki; "İşte size Yunanistan'da yapılanların benzerlerini, belki de daha beterlerini biz de yıllarca Kürtlere yapmışız!"
Sandım ki soydaş Ali Bey diyecek ki; "Haklısın... Yok farkı bir Diyarbakırlının yaşadığının benim yaşadıklarımından..."
Demedi.
Aksine ilginç bir çıkış yaptı ve şöyle bir cevap verdi; "Ama onlarla biz aynı değiliz! Burası bizim. Ana vatanımız. Türkçe bizim ana dilimiz. Biz Osmanlı'dan beri buralardayız! Kürtlerin durumu aynı değil!"
Baktım ki meseleye başka bir yerden bakıyor benim yaşı başı epeyce ilerlemiş Ali Amca'm.
Üşenmedim oturdum anlattım tek tek.
Kürtler için de Türkiye'nin bir anavatan olduğunu, Kürtçe'nin onların ana dili olduğunu ve Kürt yurttaşlarımızın bölünmek gibi falan bir dertlerinin olmadığını, tümünün PKK'lı gibi algılanmasının yanlış olduğunu falan filan...
Empati yapmasını istedim ondan. Kendisini Yunanistan'da bir Türk gibi değil, Şırnak'ta ya da Cizre'de bir Kürt gibi hâyâl etmesini istedim...
Düşündü biraz ve işte o zaman ancak; "Haklısın!" dedi.
Haklıyım tabii...
Hem de yerden göğe kadar...
Çünkü insanların kimliğini inkara zorlamak, 'ana dilini konuşamazsın kardeşim' diyerek baskı yapmak, kimliğinden, dilinden, dininden dolayı aşağılamak ayıptır.
Allah'ın huzurunda da, kanunlar önünde de...
Dünyanın neresinde olursa olsun, ister Yunanistan'ın Gümülcine'sinde, isterse Türkiye'nin Diyarbakır'ında!
Hem günahtır...
Hem de suçtur!

Sabah gazetesi Sevilay Yükselir
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Urungu yko
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 28 Mayıs 2011, 18:02:55 »



YENİ YENİ SATILMIŞ KALEMLER TÜRÜYOR ÜLKEMDE!


DÖNEK YAZAR (!) : SABAH GAZETESI YAZARI Sevilay Yükselir DENEN KADININ SÖZLERİ YUKARDA.


Küfür içeren ve otağa yakışmayan iletilerin değiştirilmesi kararı alınmıştı.
E. Tanrıöğen.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
firuzbey
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 34



« Yanıtla #2 : 28 Mayıs 2011, 18:16:01 »

Günahmış, imam kesildi başımıza ''kadın'' başıyla.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Kürt bokundan tezek olmaz.
Erlik Adana
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 28 Mayıs 2011, 19:36:08 »

Küçük hatırlatmalar...
Bu Cumhuriyet Mitingi müdavimi hanımefendi ile ilgili.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.turkcuturanci.com/turkcu/turklugun-dost-ve-dusmanlari/sabah-yazari-sevilay-yukselir'den-bir-garip-yazi/
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gökşad
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 191



« Yanıtla #4 : 28 Mayıs 2011, 19:42:38 »

Sistem köpeği bunlar ağaları ne derlerse onu yazıyolar şerefsizlik, soysuzluk yaparak prim kazanıyorlar. 10. yıl marşına karşı, andımıza karşı, Türklüğe karşı satılmış köpek bunlar. Fedon gibi rum kökenli bir Türk vatandaşının 10. yıl marşını söylemesini bile kendisine yediremeyen fahişenin tekidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 28 Mayıs 2011, 19:57:18 »

Ruhlarını, benliklerini paraya değişmiş olan bu zavallılara acıyamıyorum. Yarın Türkçü bir iktidarda para karşılığı en azılı milliyetçi kesileceklerinden hiç şüphemin olmadığı bu kesim ne yazıkki bugün beyni henüz gelişmemiş olanları kandırabiliyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 28 Mayıs 2011, 22:52:38 »

SEVİLAY YÜKSELİR’E AÇIK MEKTUP   Sayın Sevilay Yükselir,   Sabah gazetesinde Batı Trakya ile ilgili yayımlanan yazınızın Türk Azınlık içinde bu denli bir tepkiye neden olmasına eminim siz de şaşırmışsınızdır. Tepkilerin nedenini anlayamadığınızı biliyorum. Anlayabilir olsaydınız zaten böyle bir yazı yazmazdınız. Bu konuda çok tepki aldığınızı da biliyorum. Amacım, her gün çığ gibi büyüyen tepkiler kervanına katılmak değil. Bu nedenle, aşağıdaki yazımda, benim de batı trakyalı bir türk olarak size ne kadar kızdığımı, üzüldüğümü, ya da ne kadar büyük hayal kırıklığına uğradığımı yazmayacağım. Ben başka bir şey yapmaya çalışacağım; Bu, bir Batı Trakyalı Türk olarak benim için her ne kadar zor olsa da, kızmadan, sinirlenmeden, hakaret etmeden, nerede yanlış yaptığınızı özetle size izah etmeye çalışacağım. Ne yaptığınızı anlamanıza yardımcı olmak için. Umarım, siz de, kızmadan sinirlenmeden sabırla sonuna kadar okursunuz. Dilerseniz önce yazının başlığını ele alalım; Başlıkta, “Ne farkı var Gümülcine’deki soydaşın Diyarbakırlı’dan?” diye soruyorsunuz. Hemen cevaplayayım; Çok büyük farkı var! Şöyle ki, bir defa, Batı Trakya’daki Türk Toplumu, Yunanistan’ın sınırlarının da belirlendiği Lozan Antlaşmasıyla “azınlık” statüsü altında özel haklarla bu topraklarda bırakılmış bir topluluktur. Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 1’ini oluşturan Azınlık Toplumunun, uluslararası bir antlaşmayla belirlenmiş olan haklardan sonuna kadar yararlanmasında, başta ev sahibi olan Yunanistan ve daha sonra da, antlaşmaya imza atarak bunun için garantör olan ülkeler sorumludur. Oysa sizin sözünü ettiğiniz “Diyarbakırlılar”, Türkiye’de tüm vatandaşların olduğu gibi, TC vatandaşlık haklarıyla donatılmıştır. Tüm TC vatandaşlarının olduğu gibi, “Diyarbakırlıların” da vatandaşlık haklarından yararlanması ise, sadece TC devletinin ve bu devleti yöneten hükümetlerin tasarruf ve yetkisi dahilinde bulunmaktadır. Bu hükümetlerin yönetim kadrolarının belirlenmesinde ise, bildiğimiz kadarıyla, ülke nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan “Diyarbakırlılar”ın demokratik yolları kullandıklarında ulaşabildikleri makam ve etkileri büyük çapta olmaktadır. Sizin de görebileceğiniz gibi, (umarım öyledir) bu ikisi arasında yasal statü açısından büyük bir fark bulunmaktadır. Yani, biri “elma”, diğeri ise… “keçi” gibi, birbiriyle tamamen alakasız iki ayrı şey! Yazınızın başında Batı Trakya’da “entegrasyon” konusuna değinmişsiniz. Ama öyle anlaşılıyor ki, siz bununla “asimilasyonu” kast ediyorsunuz. Ve Başbakanın eşi sayın Emine Hanımı da araya katarak öyle bir tablo çiziyorsunuz ki, sanki Batı Trakya’daki tüm olumsuzlukların sebebi Türklerin Yunanca konuşmamasından kaynaklanıyormuş gibi bir görünüm ortaya çıkıyor. Bu kesinlikle gerçek değil! Batı Trakya’ya olan kısa ziyaretinizde siz görmemiş olsanız da, bugün Batı Trakya Türk Toplumu, tüm zorluklara rağmen, ticari ve kültürel konularda Yunan toplumuyla bir çok noktada entegrasyonu sağlamış durumdadır. Bu konuda Türk Toplumu’nda olan iyi niyet, yıllar boyu uygulanan ayırımcı politikalar sonucunda kendini üstün vatandaş olarak görmeye alışmış olan karşı tarafta da olduğu sürece bunun sınırlarının daha da genişleyeceği kesindir. Ancak, unutmayalım ki, entegrasyon ile asimilasyon arasında çok ince bir çizgi bulunmaktadır. Bu nedenle, kendi benliğini kazanamamış, dilini, kültürünü yeterince muhafaza edememiş toplumların diğer toplumlarla entegrasyonunun sonu matematiksel olarak asimilasyona gittiği tarih boyu kanıtlanmış inkar edilemez bir gerçektir. Dolayısıyla, kendi anadilini yeterince bilmeyen bir toplumdan yabancı bir dili öğrenmesini istemek ve böyle bir beklentiye girmek sadece abesle iştigal olmayacağı gibi, böyle bir uygulamanın sonucu da, o toplumu arzu edilen “refah ve rahatlığa” götürmeyeceği kesindir. Bu nedenle, Batı Trakya’daki Türk Azınlığa Yunancayı öğrenin demezden önce, kendi anadilleri olan Türkçeyi neden öğrenemediklerini sorgulamakta yarar bulunduğunu düşünüyorum. Ayrıca, çok değil, daha 30 yıl öncesine kadar bulunduğu topraklarda nüfusun en varlıklı ve hakim kesimini oluşturan Batı Trakya Türklerinin, bugün yoksulluk ve az gelişmişlikle tanımlanmasının nedenleri çok farklıdır. Bunun nedenlerini burada uzun uzun yazarak sizleri sıkmak istemem. Ama gerçekten öğrenmek isterseniz, buraya tekrar gelmenize gerek yok, çevrenizde sizi bilgilendirecek kişiler muhakkak bulunacaktır. Bunun da dışında, Batı Trakya Türklerinin kendi yararlarına Yunancayı iyi öğrenmeleri gerektiğine olan sonsuz inancımı dile getirmekle birlikte, Lozan’a göre, Türk Azınlığın Yunanca öğrenmek zorunda olmadığını, Yunan devletinin Batı Trakya sınırları içinde bulunan adliyelerde, vergi dairelerinde, polis dairelerinde, hastanelerde ve diğer tüm tüm resmi dairelerde Azınlık mensupları için kadrolu Türkçe tercüman bulundurmak zorunda olduğunu hatırlatırım. Ama gelin görün ki, bırakın tercüman bulundurmayı, bazı yerlerde Türkçe konuşmak bile mümkün değil. Türk bir gazeteci olarak, bir gün bununla ilgili birşeyler yazmayı düşünür müydünüz acaba? Yazınızın ikinci paragrafında, “Türkiye’de Kürt kökenli yurttaşlarınızın onlarca yıl kendilerine yapılan baskı ve zulmün yarattığı travmayı aşmaya çalışırken, bir yandan da intikam hırsı ile yanıp tutuşan bazılarının Türkiye'yi Türkiye yapan özelliklerden koparmaya çalıştıklarını” anlatıyor ve bir şekilde Batı Trakya Türklerini “Kürtlerle” özdeşleştirerek, aynı durumun burada da yaşandığını ima ediyorsunuz. Sayın bayan, Türkiye’de onlarca yıl neler olup bittiğini sizin kadar bilemem. Ama Batı Trakya için kesin olarak şunu söyleyebilirim; Batı Trakya Türk Azınlığı onlarca yıl maruz kaldığı baskı ve zulmün yarattığı travmaların etkisini hala benliğinde hissediyor. Ama kesinlikle, sizin “Diyarbakırlılarınız” gibi intikam hırsıyla yanıp tutuşmuyor. Burada, Yunanistan’ı Yunanistan yapan özelliklerinden koparmaya çalışan kimse yok. Bölmeye çalışan ise hiç yok!. Aksine, Batı Trakyalı Türkler ait olduğu ülkesini, vatanını seviyor ve gasp edilen haklarını sabırla demokratik ve yasal yollarla geri almaya çalışıyor. Türkiye kapıda beklerken, 30 yıllık AB üyesi olan Yunanistan’da Azınlık sorunları hala çözüm beklemesine rağmen, Batı Trakya’da bunun için silahı eline alıp dağa çıkmış bir kişi bulamazsınız. Ne de, sözde demokrasi talebiyle yollara çıkıp ortalığı yakıp yıkanlar var. Size göre bunlar bir fark değil mi? Yazının devamında “ortak dil ve ortak gelecek”ten söz ediyorsunuz. Galiba kafanız biraz karışmış. Ya da kavramları karıştırmışsınız. Ortak dil konusunda Türkiye’deki “Diyarbakırlılar”la durum nedir, siz daha iyi bilirsiniz. Ama, burada bizim Yunanlılarla aramızda ortak dil diye bir şey yok. Bizler Türkçe konuşuyoruz ve böyle konuşmaya da devam edeceğiz. Ortak gelecek konusuna gelince ise, bu konudaki itirazın bizim tarafımızdan gelmediğine emin olabilirsiniz. Az bir araştırın, göreceksiniz. Yazınızda ayrıca, Türk Azınlık’tan söz ederken, iki yerinde çoğul olarak “Azınlıklar” deyimini kullanmışsınız. Ne ilginçtir ki, Yunan devleti de kendine göre nedenlerden dolayı Batı Trakya’da birden fazla azınlık bulunduğunu iddia ederek, Azınlık Toplumunu çingene, pomak ve türk kökenliler (dikkat buyurun, Türk değil, Türk kökenliler) olarak bölmeye çalışıyor. Oysa, Lozan’da, Batı Trakya’da tek bir Azınlık bulunduğu, bunun da Müslüman Türk Azınlığı olduğu açık bir şekilde belirtiliyor. Anlaşılan işlerinizin yoğunluğundan Lozan’ı okumaya zaman bulamamışsınız. Benden size acizane bir tavsiye; bu gibi konuları yazmayı sürdürecekseniz, okumasanız bile en azından kaynaklarınızı yeniden gözden geçirin! Yazınızda sözünü ettiğiniz “yaşı epeyce ilerlemiş Tuzcuköylü Ali Amca”ya gelince ise, biliniz ki, bizim burada daha ne “Ali Amcalar” var. Bir çiçekle yaz gelmediği gibi, bir Ali Amca ile konuşmakla yüzlerce yıllık geçmişi olan koskoca bir azınlık öğrenilemez. Ayrıca bir de, kendi yazdığınız yazının sonunda, ilginç bir şekilde, (okurlarınıza inandırıcı gözükmek için olacak) kendi kendinizi haklı çıkarıyorsunuz. Hem de, bizim “yaşı epey ilerlemiş Ali Amca”mızı kanıt göstererek, yerden göğe kadar haklı olduğunuzu” söylüyorsunuz… Bununla ilgili daha fazla bir şey demiyeceğim. Bu konu benim bilgi ve yetki alanımı aşar. Ama bununla ilgili söyleyecek sözleri olanlar muhakkak çıkacaktır. Son olarak, konuyu yerinde incelemeniz için, sizleri konuğum olarak Batı Trakya’ya davet etmek isterdim. Ama bütü bunlardan sonra, burada herşeye rağmen hala Türkçe konuşan halk tarafından artık nasıl kabul görürsünüz, bilemem. Bu yüzden, yukarıda yazılanları tekrar tekrar okuyup bir an önce kendinizi affetirmenin yollarını aramaya başlasanız iyi olur. Bunun için elinizde gazete, tlevizyon vs gibi birçok olanak bulunduğunu biliyoruz ve bekliyoruz. Kolay gelsin! NOT: Yukarıdaki yazıda kullandığım Türkçe’de yanlış varsa, af buyurun. Suç benim değil.   Ersen TRAKYA Gümülcine-Komotini
Ekleyen: Ersen Trakya
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Horasanlı Türkmen
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 205


Batı'da İskender varsa, doğuda Nadir Şah var...


« Yanıtla #7 : 29 Mayıs 2011, 14:19:26 »

En abazan Türk gençlerini Sevilay Yükselir Hanım'ı sabaha kadar sevmeye davet ediyorum. Ey aklı başında, milli şuuru yerinde Türk Gençliği! Sevilay'ın enerjisini sabaha kadar alın ki, yumuşacık koltuğa oturacak hâli kalmasın.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

" Benim ölümüm benim son silahımdır, bu silah dünyaya mert gelip mert gidenlerin silahıdır."

-Babek Hürremiddin-
firuzbey
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 34



« Yanıtla #8 : 29 Mayıs 2011, 14:41:57 »

Sayın Horasanlı ırkdaşım, şehirdaşım eğer ne idüğü belirsiz liberallere meyil etseydik Don Juan olurduk.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Kürt bokundan tezek olmaz.
Hun_Kurt
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 952


TANRI DAĞLARI TIEN SAN


« Yanıtla #9 : 29 Mayıs 2011, 15:39:13 »

En abazan Türk gençlerini Sevilay Yükselir Hanım'ı sabaha kadar sevmeye davet ediyorum. Ey aklı başında, milli şuuru yerinde Türk Gençliği! Sevilay'ın enerjisini sabaha kadar alın ki, yumuşacık koltuğa oturacak hâli kalmasın.


                        Ya ben yaratilis amacina aykiri olarak kullansam sakincasi varmi? Din´en caizmi ? Aslinda bu sualimin en iyi cevabini, numaraci cumhuriyetci Cepni 77 andam verirdi. Ne yazikki oda Otagda kayitli degil.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.09 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.