Kanal İstanbul Projesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Ekim 2019, 06:29:14


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kanal İstanbul Projesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi  (Okunma Sayısı 802 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Tengri Yolcusu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 146


Tengri Biz Menen


« : 05 Eylül 2017, 12:42:47 »

Herkes proje hakkında konuşuyor fakat kimseden henüz Kanal İstanbul'un Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni nasıl etkileyeceğine dair bir bilgi almadık. Bu soruya cevap veren bir yetkili henüz ben görmedim.

Teker teker durumları sıralarsak eğer;

-Bilindiği gibi kanalların asıl amacı boğaz olmayan yerlerde fazlasıyla maliyetli bir şekilde iki deniz arasında koridor oluşturmaktır. Bu şekilde mesafe ve katedilen yol açısından bir kolaylık sağlanır. Maliyet bakımından mutlaka yapılan kanal ücretli olacaktır. Peki o halde boğazlardan sözleşme gereği ücretsiz geçmek varken neden ücretli kanaldan geçilsin?

-Asıl amaç boğazın gemi trafiğini azaltmaksa diyelim, Kanal İstanbul yol olarak kısa lakin gemiler yine de boğzdan geçmek isterse nasıl engellenecek? Sözleşme gereği bir engel konulamaz. O zaman bu kanal masrafı ile yine ihaleyi alan firmaya yaramayacak mı?

-Bir nokta daha bulup Kanal İstanbul ücretsiz oldu diyelim, o kadar masrafa ücretsiz olması ise başlı başına bir saçmalık olur zaten de gelen petrol tankerlerinin İstanbul'un içinden geçmesi ne kadar mantıklı? Çevre kirliliği konusunda sınıfta kalmış bir ülkeyiz ve İstanbul'un göbeğinden geçen tankerler daha büyük problemlere sebep olabilir.

Elimizde bu durumda iki seçenek kalıyor.

1. Kanal, sözleşme dahilinde ücretsiz olur ve herhangi bir ücret talebi gerçekleştirilmez.

2. Sözleşme dahilinde olmaz ve ücret talep edilir.

İlk seçeneğin seçilmesi durumunda yapılmasının mantığı sıfırlanıyor. İkinci seçeneğin seçilmesi durumunda ise bedava boğaz varken gemilerin ücretli geçiş yapmasına gerçekten inanılıyor mu?

Asıl önemli bir diğer şey ise askeri gemi yükümlülüğüdür. Bildiğiniz gibi sözleşmede Karadeniz'e kıyısı olmayan ülkelerin askeri gemileri en fazla 21 gün süre ile Karadeniz'de bulunabilir. Süre dolduktan sonra tekrar çıkış yapması gereklidir. Bu durumda Kanal İstanbul'dan geçen bir askeri gemi sözleşme kapsamı dışında olursa Karadeniz'e konuşlanabilir.

Zaten son zamanlarda Montrö Sözleşmesi için değişiklik adı altında yabancı devletler büyük bir uğraş içerisindelerken Kanal İstanbul Projesi kazandığımız hakları tamamen kaybetmemize sebep olabilir mi? Siz değerli soydaşlarımda fikirlerini belirtirse sevinirim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Saygı olsun bu çelik atlıların demir tuğuna,
Tuğu kaldırmış olan orduların başbuğuna.
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #1 : 05 Eylül 2017, 14:02:11 »

İstanbul boğazından yıllık ortalama 53 bin gemi geçmekte olduğu düşünülürse, riskleri en aza indirmek mantıklı görünüyor. Bununla birlikte tarihsel doku, insan hayatının korunması diyerek, daha mühim kazanılmış haklarımız, ekonomik, politik ve askeri yönden ne olacak? 1920 yılında da düşünceler boğazlar rejiminin iyi bir şekilde işletilebilmesi için uluslararası bir komisyon kurulacaktı. İstanbul boğazının iki yanı dar bir bölge askersiz hâle getirilecek, bir savaşa girmesi hâlinde boğazları silahlandırabilecekti. Fakat 1936 yılında İsviçre'nin Möntro (Montreux) şehrinde, Rusya, İngiltere, Fransa, Japonya, Bulgaristan, Romanya, Avusturya, Yunanistan, Yugoslavya ve Türkiye'nin katılması ile yeni bir boğazlar rejimine karar verildi. Buna göre boğazlar komisyonunun yetkileri Türkiye'ye verildi. Ticaret gemileri serbest olarak geçebilecek, kılavuz alma ise isteğe bağlı olacaktı. Ancak Türkiye bir savaş tehlikesi görürse, gemiler boğazlara gündüz girecekler, gösterilen yolları takip edeceklerdi. Belirli ağırlıktaki ve sayıdaki savaş gemileri boğazdan, Karadeniz'e girebilecekti. Karadeniz'e kıyısı bulunan devletler hariç, onlar ağırlık ve sınıf sınırlanmasına bağlı olmaksızın Karadeniz'e girebileceklerdi. Savaştaki devletlerin gemileri boğazdan geçemeyecekti. Türkiye savaşa girdiğinde, savaşta, savaş gemilerinin boğazdan geçmesi ise, Türkiye'nin isteğine bağlı kalacaktı. Günümüzde ise, boğazlar sorunu çıkarılmak isteniyor olabilir. Nereden nereye ne taşınacak? Bu kimin, kimlerin yararına olacak? Türkiye objektiflik illeti ile düşünürse, meşgul olunan ve hedef alınan kendisine sistemli bir şekilde tek taraflı vaziyet alanlara karşı nasıl tedbir alabilecek, çılgın projeler ile mi?

Türkiye sadece kendisine uygun düşen gerçekleri aramakla ve onları tanımakla meşgul olmalıdır. Uluslararası sermayenin baskısı, milli ekonominin yok edilmek istenmesi, milletin hayat imkânlarının çalınıyor olması, duyulan endişelerin yerini, azimli bir cesaret aldığı zaman değiştirecektir. Vatana karşı girişilen ihanet elleri ile uzlaşma yapılamaz. Ancak karar verilir. Hayatları ve icraatları tarihi düşmanların lütuflarından bir şeyler umanlar, kendiliklerinden bir şey düşünemeyecek kadar budaladır. Dünya ancak akıl ve bilgeliğin bir parçası tarafından idare olunur. Ümitleri yok edip, yeni yeni servetler sağlayanlar esasen gayeye ulaşmak isteyenler için bir vasıtadan başka bir şey değildir. Üstün ırka sahip bir milletin doğal kaynakları ve bütün imkânları tehlikede ise, karşısında hayat hakkı düşünülemez. Tabiatın en büyük iradesi budur.

Değerli paylaşımınız için çok teşekkürler Tengri Yolcusu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.045 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.