İNSANLARIN HAYATLARINDAKİ İLKLER
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 11 Kasım 2019, 22:32:20


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İNSANLARIN HAYATLARINDAKİ İLKLER  (Okunma Sayısı 1429 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
koçtürk
Ziyaretçi
« : 19 Mart 2010, 20:53:51 »

İlkler insanların hayatında önemli bir yere sahiptir.İlkler aslında aynı zamanda başlangıçtırda.Hayatımızın gelecekteki rotasına yön veren ilklerdir.İlk yürüdüğümüz an ilk konuştuğumuz zaman askerdeki ilk günümüz ilk öğretmenimiz hatta anadoluda hala inancımızın bir parçası olarak ve gelenek hale gelmiş ilklerimizde vardır.Mesela yeni doğan çocuğun kulağına adı söylenir ve ilk ezan okunur.Benim hayatımın akışını değiştiren yön veren en önemsediğim ilkimde ilk ülkü ocağına gitmem ve o arada geçirdiğim zamanımdır bende kısaca bu ilki kaleme almak istedim.İlklerimiz hep böyle hayırlara vesile olsun inşallah.
            

          15 koca yıl önce henüz 13,14 yaşlarında öğrenciyim.dünya yansa umurumda değil.yaşadığım toplumda neler oluyor,geçim sıkıntısı nedir bilmiyorum.geleceğe dair en ufak bir hedefi ve amacı olmayan ruhsuz,vurdumduymaz sorumluluk duygusundan yoksun bir çocuktum.
13 Yaşında bir çocuk olarak benim dünyam evim,okulum,topsahası ve oyun bahçesinden ibaretti.Günlerinin  çoğu okulda geçen orta seviyede bir öğrenciydim.Okulun dışında kalan zamanlarım oyun bahçesinde  ve topun peşinde koşmakla geçer günün sonunda yorgun bedenimi eve zor atar yemeğimi yer ve yatardım.zamanım bu şekilde zevk  sefayla geçip durur dertsiz,tasasız sıkıntısız olarak günümü gün ederdim.
Benim için dünün,bugünün,yarının ve evvelki günün önemi yoktu 13 yaşında bir çocuktum ve 13 yaşında bir çocuk gibi davranmak üzere programlanmıştım.
          Bu durum ortaokulun son sınıfına kadar devam etti.3.sınıfa başladıktan sonra bir arayış içerisine girmiştim,artık çocuk olmaktan zevk almıyor ,boş beleş yaşamak beni mutlu etmiyordu.Evet artık ben merak ediyor ve araştırıyordum futbol oynamak,oyun bahçesinde zaman öldürmek cazibesini ve çekiciliğini kaybetmişti.Bencil değildim insanların dertleriyle dertleniyor,çevremdeki problemlerin çözümü için kendimce mücadele veriyordum.Artık benimde tasalarım ve sıkıntılarım vardı mücadele etmekten zevk alıyordum
          Beynimdeki dünya haritasının sınırlarının okulumdan ve top sahasından ibaret olmadığının bilincindeydim artık.Ülkemi ülke insanımın değerlerini en önemlisi zulüm altında inleyen 350 milyonluk Türk nüfusunun farkına varmıştım.Merak ediyor araştırıyor araştırdıkça öğreniyordum.Yeni şeyleri öğrenmek her zaman mutlu olmamı sağlamıyordu, öğrendiğim gerçekler karşısında hainlere olan nefretim kat ve kat artıyordu.
          Neden bu hainliklerden bihaber yaşamıştım neden daha önce bu oyunların farkına varmamış ve zulmü görmezden gelmiştim.Meğer Türkiyemin ve Türk insanı nın ne kadar da düşmanı varmış  zulümler ve acılar bu necip milletin en büyük yazısıymış.Dünya milletleri atalarının geçmişte yediği Osmanlı tokadının öcünü almak istercesine Türk;ün yaşam hakkını elinden almak için büyük bir çaba içerisinde olduklarının farkına varmıştım.
          Bunun yanında Türk milletinden  0lup memleketin bütün nimetlerinden yararlanan sonra kalkıp kendi milletine hainlik eden 3 kuruş menfaat için kanını pazarlayan işbirlikçi satılmışların varlığını öğrenmek tehlikenin ne denli ciddi ve şerefsizce icra edildiğini anlamamı sağlamıştı.
           13 yaşında çocuk yüreğimle hainlerden nefret ediyordum hainlerle mücadelede başarıya ulaşmam için bana yarenlik edecek rehber olacak insanların varlığını biliyordum onları arayıp bulmak ve yoldaşlık etmek benim için tutku haline gelmişti.
           İnsanlar inandığı ve mücadelesini verdiği fikirlerini icraata geçirmek için kendi dünya görüşüne yakın hissettiği siyasi oluşumlar etrafında örgütleniyorlardı.O yıllarda bütün siyasi partilerin örgütsel faaliyetlerini,hangi değerler üzerine oturtduklarını yakından takip etmiştim.Tüm siyasi partiler ve oluşumlar ufak tefek ayrıntılar hariç söylemleri aynı fakat icraatleri hiçte öyle değildi.Siyasiler politikalarını birtakım değerler üzerinden yaparak rant ve yandaş toplamanın peşindeydiler.
             Örneğin bir parti Atatürkçü olduğunu söylerken,manevi değerleri yaşamaya çalışmanın  medeni olma yolunun  önündeki en büyük engel olarak görüyordu.Batının bilim ve teknik ilerlemesini değilde onların köhnemiş ahlak dışı batılı yaşam şeklinin özentisi peşindeydiler.
             Bir başka siyasi parti ise Türk milli kültürünü yok farzedip arap kültürünü ve yaşam şeklini benimsiyor Atatürk;ün bağımsız ve özgür bir ülke olmamız için verdiği mücadeleyi görmezden geliyorlardı.
              Diğer bir parti ise ne Türk kültürünü ve değerlerini sahipleniyor nede maneviyata önem veriyordu.Yayılmacı Rus kominist ideolojisi en büyük sevdalarıydı öyleki bir rustan daha rus bir koministten daha kominist olmak için küfürde yarışıyorlardı.
             Kominizm denen illetin nedenli tehlikeli olduğunu ulu başbuğu Atatürk;ün “Kominizm insanlık tarihinin en tehlikeli düşmanıdır,görüldüğü yerde ezilmelidir”nasihatı ile daha iyi anlamıştım. o günkü siyasi ortamda kominizm ve bölücülülerle mücadele eden tek oluşum kendilerine ülkücü diyen çoğunluğu gençlerden oluşan gruptu ülkücüler diğer örgütlenmelerden çok farklı görünüyorlardı.Örgüt yapıları ve hıyerarşileri büyük bir disiplin ve itaat çerçevesindeydi.
            Ülkücü bir arkadaşım vardı onu ilk tanıdığımda efendi,dürüst ve dindar kişiliğine çok imrenmiştim.O ülkesine duyduğu büyük sevginin milletine ve değerlerine olan bağlılığının ülkücü hayat felsefesinin kendisine kazandırdıkları olduğunu söylüyordu.Gerçektende yaşı küçük olmasına rağmen yaşından olgun ve ağırbaşlı görünüyordu.Hayatının her safhasında milli olmaktan ve dini kimliğinin gereklerini çekinmeden yerine getirmekten bıkmayan adı gibi kendide yiğit bir dosttu.
            Onu tanıdığım için kendimi çok şanslı görüyordum,bu zamana kadar böyle bir arkadaşım olmamıştı onu tanıdığım için çok mutluydum.onun hayata olan bakışını yaşam şeklini ve mücadeleci ruhunu kıskanıyordum.Onun gibi olmak için kolları sıvamaya karar verdim beni ülkü ocağına götürmesini söyledim.Zaten birçokkez beni ocağa davet etmişti ama bir türlü nasip olmamıştı.Bir hafta sonu beraberce mahallemizdeki ülkü ocağına gitmek için yola çıktık,bu arada yiğit ocakta rahat olmamı,kimseden çekinmememi,kendimi evimde gibi hissetmemi söyleyerek beni rahatlatmaya çalışıyordu.Bu gün çekinerek geldiğin ocağın havasını teneffüs ettikten sonra bidaha buradan kopamayacağımıda eklemişti.
            Bu sohbet eşliğinde ocağın önüne gelmiştik kapının üzerinde rahman ve rahim olan Allahın adıyla yazıyordu daha ilk anda ,sanırım o yazınında etkisiyle büyük bir huzur ve rahatlama hissetmiştim.Kapıyı benden 3,4 yaş büyük olduğunu tahmin ettiğim bir abi açtı,terlik vererek bizi içeriye davet etti.
           Ocağın içerisine girer girmez ilk dikkatimi çeken şey duvarda asılı bir adamın resmiydi.Resmin altında Türk Dünyasının Başbuğu Alpaslan Türkeş yazıyordu.Bakışları Atatürk gibi keskin ve kararlı aynı zamanda huzur vericiydi.
          Kapıyı açan abi bizi bir çoğu benim yaşlarımda gencin hararetli bir şekilde sohbet ettiği 2 tanede ağabinin  aralarında olduğu bir odaya götürdü.Bizi görür görmez ayağa kalkan büyük bir edep ve saygıyla tek tek tokalaşan bu arkadaşlara daha ilk anda sempati duymuştum.Sanki beni daha önce tanıyorlarmış gibi hal hatır sormaları çok hoşuma gitmişti.
          Gözümle oda içerisindeki her şeyi büyük bir dikkat ve merakla inceliyordum.Kitaplıktaki yüzlerce kitap, onlarca ansiklopedinin yanı sıra duvardaki Türk büyüklerinin resimleri,odanın tertibi ve düzeni dikkatimden kaçmadı.Fatih Sultan Mehmet han hazretlerinin duvardaki portresinin yanında Atatürk ve Alparslan  Türkeşin resimlerinin asılı olması o şahsiyetlere olan sevginin ve hürmetin açık seçik göstergesiydi.Onlar birileri gibi bilmem nerenin devrimcisi, militanı che denen adamın sevdasına düşen gençler gibi batı aşığı değillerdi onlar Türk'e sevdalı Türkçe yaşamı seçmişler tek sevdaları Türklüktü.
            13ila 17 yaşında olduklarını tahmin ettiğim bu odadaki arkadaşların hepsinin gözleri ışıl ışıl parlıyordu.Sohbet esnasında kurdukları cümleler,düşüncelerini ifade etme biçimleri ve samimiyetleri beni oldukça etkilemişti.Belliki peşinden koştukları ülküye inanmışve bunun için büyük bir çaba içersindeydiler.Yaşıtları sokaklarda güle oynaya gezerken, kız peşinde koşmaktayken onlar bir amaç uğruna hedeflerine ulaşmak için tek yumruk olmuşlar,büyük bir özveri ve mücadelenin içerisindeki yerlerini almışlardı.
             Sohbet esnasında konuşulan konular ülke menfaatleri,milli birlik ve bütünlük manevi değerler etrafında dönüyordu.Bu odadaki gençlerin Türk milletine olan aidiyet duygusunun sevgi ve muhabbetinin ne kadarda üst düzeyde olduğunu anlamamak için gözlerin kör kulakların sağır kalplerin mühürlü olması lazımdı.Karşılık beklemeden art niyetsiz ve büyük bir özveriyle giriştikleri mücadelede tek beklentileri eskiden olduğu gibi bağımsız, güçlü başı dik,barış ve kardeşlik içerisinde yaşamak istedikleri Türkiye ye tekrardan ulaşmaktı.
             Sohbetin sonunda yiğit bana ocağın diğer odalarını tek tek gezdirdi.Küçük ama temiz bir mutfak,hemen yanında mescit olarak düzenlenmiş bir oda ve koridorun sonunda ocak başkanının odası hemen yanındaki kütüphane salonuyla küçük,mütevazi ama iyi planlanmış temiz bir ortamdı.O temiz ortamda yetişen, tertemiz ülkücülerin arasından çıkan 13 yaşındaki Alpaslan şimdi 28 yaşında ülkücü olmak için mücadelesine devam ediyor,yiğitin dediğini hiç unutmadı ,ocağın havasını teneffüs etti ve birdahada kopamadı.Temiz kalabilmemiz dileklerimle Allaha emanet olun.

                                                           Allah Türkün Kılıcında Düşman Kanını Eksik Etmesin  
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Oğuz Şad
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 19 Mart 2010, 22:18:45 »

Kandaşım o kadar samimi ve içten yazmışsın ki, Ocaklar ve MHP ile ilgili yazacaklarıma seni kırabilirim diye yazmaya elim gitmiyor.

Zaman içerisinde tanıştıkça ve Türkçülüğün muhteviyatını kavradıkça, Türk soylu bizler; daha sıkı kenetlenip doğruların peşinden Türkçülüğü yücelteceğimize inancım tamdır.

Esen olsun! Hoş geldin sefa geldin!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.