Harbiye Marşı’na suç duyurusu
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ekim 2020, 21:00:36


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Harbiye Marşı’na suç duyurusu  (Okunma Sayısı 2890 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DAĞLICA KURDU
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 501



« : 13 Şubat 2011, 00:10:23 »



Harbiye Marşı’na suç duyurusu


163 sanığın tutuklanmasına karar verilen Balyoz Planı davasının 13’üncü duruşmasında üye hakim Ali Efendi Peksak ara kararları okudu. Peksak, 50 generalin de aralarında bulunduğu 163 sanığın "kuvvetli suç şüphesi", "delillerin henüz tam olarak toplanamamış olması", "sanıkların konumları itibariyle delillere etki yapma ihtimali " "adli kontrol hükümlerinin suç şüphesi olmayacağı" gerekçesiyle tutuklanmasına karar verildiğini açıkladı. Bunun üzerine salonda bulunan sanık yakında "Adalet istiyoruz" diye bağırdı. Daha sonra tutuklanan askerler ve yakınları hep bir ağızdan Harbiye ve Deniz Harp Okulu marşını okudular.

Harbiye Marşı’na suç duyurusu
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin duruşma salonunda okunan Harbiye Marşı ile ilgili suç duyurusunda bulunacağı öğrenildi.

BASIN DIŞARI ÇIKARILDI
Tutuklu yakınlarından bazılar gözyaşlarını tutamayarak fenalaştı. Salondaki tepkiler üzerine Başkan Diken, salona yeteri kadar güvenlik gücü alınarak boşaltılmasını istedi. Daha sonra sonra basın salondan çıkarıldı. Tüm General Gürbüz Kaya, Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu, Tümgeneral Halil Helvacıoğlu bulunuyor. Emekli orgeneraller Çetin Doğan, Ergin Saygun, Korgeneral Nejat Berk’in de aralarında bulunduğu 29 asker hakkında ise yakalama emri çıkarıldı.

GAZETECİ DİLİPAK MÜDAHİL OLDU
Mahkeme ayrıca gazeteci Abdurrahman Dilipak, Hamza Türkmen Rıdvan Kaya, Abdurrahman Koçoğlu Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği ile Hukukçular Derneği’nin suçlamadan doğrudan zarar görme ihtimalleri nedeniyle davaya müdahil olma taleplerini kabul etti.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

KURT   OTAĞI  ÇAKAL   GİREMEZ
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 13 Şubat 2011, 00:20:39 »

Salondaki askerlerin generalleri teslim etmeyeceğiz diye direnmeleri üzerine güvenlik güçleri artırılmış ve  kapılar zorla kapatılmış. Basının gizlediği bu direniş gecenin geç saatlerine  dek sürmüş.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KIZIL BUKA
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 45



« Yanıtla #2 : 13 Şubat 2011, 00:26:03 »

Esenlikler Soydaslarim,Böylesi bir terbiyesizligi kabul edemeyiz,ilk once Ulu Ordumuz akabinde yüce harbiye marsina karsi saygisizlik edilmesi,nereye kadar??.Tepkimizi mutlaka göstermeliyiz.

Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız
Tufanları gösteren, tarihlerin yadıyız
Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti
Cehennemler kudursa, ölmez nigahbanıyız

Yaşa varol Harbiye, yıkılmaz satvetinle
Göklerden gelen bir ses sana ne diyor, dinle
Türk vatanı üstünde sönmez güneşsin sen
Kartal yuvalarında, hürdür millet seninle

Yüzyıllardır Harbiye bu orduya şan verir
Çıkardığı dehalar semalara yükselir
Baştan başa tarihtir mektebin her zerresi
Sarsılmayan azminle çelik kal'alar erir

Şahikalar üstünde meydan okur bu erler
Yaklaşacak düşmana mezar olur bu yerler
Bağlayamaz bir kuvvet bu kasırga milleti
Tarihlere sorun ki bize "Ölmez Türk" derler
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ulu Bozkurt'a köpek diyenler,kendilerini aynada görenlerdir.
turatbek_aytmatov
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 703


KIRGIZ TÜRK


« Yanıtla #3 : 13 Şubat 2011, 15:58:32 »

Millet olarak nereye gidiyoruz nereye Tanrım akıl fikir ver yoksa çıldıracağım!!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

KIRGIZ TÜRK
KUDAY TÜRKÜ KORGOSUN!!!
LAİKLİK TÜRKÇÜLÜĞÜN DİREĞİDİR!!!
DAĞLICA KURDU
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 501



« Yanıtla #4 : 14 Şubat 2011, 23:19:37 »

“Devam eden davalarda mahkeme heyeti değiştirilmesi doğru değildir.”
Bu veciz söz, BALYOZ çakma adlı BUYDURULMUŞ davanın sanıkları veya onların avukatlarınca söylenmedi.
Bu anlamlı söz, cumhuriyetçi aydınlara karşı yürütülen davalarda, taraf olduğu açıkça belirlenmiş hakimlere karşı yapılan itirazlara karşı, onların uygulamalarından memnun olan Adalet Bakanı tarafından söylendi.
Buna karşılık, duruşu beğenilmeyen hakimler davanın sürecine bakılmaksızın değiştirilmektedir.
Son örnek, BALYOZ çakma adlı davadır.
Önceki yargıç, tutuksuz yargılama kararı verdiği için azledilmiş, yerine AKP çizgisine uygun atama yapılmıştır.
Yasalar ve bağımsız vicdanının sesinden başka hiç bir şeyden etkilenmeyen(!) sayın taze yargıç, tüm itirazlara rağmen, Dilipak (burdaki pak takısı sehven yazılmıştır) gibi bir şeriatçı militanı müdahil olarak kabul etmiştir.

Neden ve neyin mağduru olduğunu, bir kendisi bir de mahkeme heyeti anlamıştır.
Bu koşullarda, 193 BALYOZ sanığının tüm yakınları, meslektaşları, çalıştıkları birliklerin komutan ve subay-astsubayları ile TSK komuta kademeleri de mağdur sıfatıyla müdahil olmalıdır.
Hukuk, sadece şeriatçı ve AKP destekçilerine göre yorumlanmıyorsa, olması gereken budur.
Son aşamadaki uygulama ise idari tedbirin çok ötesinde düşmanca bir davranıştır.
Türk subayının esir alınışıdır.
TSK mensuplarından intikam alma eylemidir.
Her ne kadar “BİREYLER YARGILANIYOR, TSK YARGILANMIYOR” dense de, her kademeden general, subay, astsubay ile TSK yargılanmaktadır.
Mahkeme salonundaki her uygulama TSK ‘ya karşı yapılmaktadır.
Müdahillik talebinde bulunanalar,1923 kuruluşunun ve devamındaki aydınlanma devriminin karşıtları ve intikam duygusu ile yüklü olanlardır.
HARBİYE İLE ŞERİAT’ın savaşı yaşanmaktadır SİLİVRİ’de…

Ne acıdır ki, Harbiyelilerin kuruduğu Cumhuriyetin yasaları, Harbiyelilere karşı, şeriatçıların lehine silah olarak kullanılmaktadır.

    Yargıya hep saygı ile yaklaşan, gerektiği zaman kendiliğinden gelip adalete teslim olan, serbest kaldıklarında HİZBULLAHÇILAR gibi ortadan kaybolmayan, bir çoğu da zaten birliklerinin başında görevde olan insanlara, PKK.LILARA, HİZBULLAHÇILARA, DOLANDIRICILARA, DEVLETİ SOYANLARA, KARAGÜMRÜK KABADAYILARI veya MAFYA BABALARI’na bile yapılmayan şekilde; kapılar arkadan kitlenerek, Mehmetçiklerle kuşatılarak tutuklama yapılmıştır.

Bu, Türk yargısının ayıbıdır.
Bu, mahkeme heyetinin niyetinin dışa vurumudur.
Ordaki sanık yakınlarına, sanıklara ve Türk ulusuna saygısızlıktır.
Türk ve dünya kamuoyuna karşı sefilce bir gösteridir.
Türk subayları, HARBİYE ve DENİZ HARBOKULU MARŞLARI ile en anlamlı cevabı vermişlerdir.
Harbiye Marşı, laik cumhuriyet öğretisi ile yetişen binlerce subayın ölene kadar vazgeçmeyeceği değerlerin vurgusudur.
Harbiye Marşı, vatana adanmışlığın duyurusudur.
Harbiye Marşı; hukuksuzluktan,zindandan, zulümden, salyalı saldırılardan yılmamanın, korkmamanın ifadesidir.
Harbiye Marşı, cephede de , zindanda da omuz omuza mücadele azminin haykırılışıdır.

Harbiye Marşı söylenmesi nedeniyle suç duyurusunda bulunulacakmış.
Harbiye kapatılmadıkça,Harbiye ruhu ölmedikçe, o marşın söylenmesi engellenemez.
O marş, artık milletin marşı olmuştur. Okul duvarları ile sınırlanamaz da…

Harbiye Marşı ile, tutuklanan subaylar komutanlarına da seslenmiştir.
TSK’nin en üst kademelerinde, en onurlu makamlarında bulunmuş kişiler artık astlarının mertlik ve cesaretine sessiz kalmamalıdırlar.
Varsa, yanlışı olan çıkıp konuşmalıdır.
Yanlış yoksa da, herkesin duyacağı ve anlayacağı şekilde haykırılmalıdır.
Çünkü suskunluk, kabullenme olarak algılanmaktadır.
Aksi takdirde 30 aydır tutuklu yatan genç teğmenin, Şırnak’ta PKK ile mücadeleden alıkonan üsteğmenlerin, albayların, generallerin ve onların yokluğunda sıkıntı-üzüntü duyan herkesin vebali boyunlarınadır.
Astlar, komutanlarınca verilen yasal görevler nedeniyle sıkıntı çekiyor ve o görevleri verenler arkada kalıyorsa; o komutanların taşıdıkları rütbeler ve işgal ettikleri makamlar layık olmadıkları değerler olarak anılacaktır.
“Kasaptaki ete soğan doğramayanlar”, “Var da diyemem, yok da diyemem” kıvırtmasıyla herkesi ortada bırakanlar artık konuşmalıdır.
“Benimle beraber sır olarak gidecektir” görüşmesi ile, bireysel hatalarını kuruma fatura edenler artık konuşmalıdır.
“ÜZÜLÜYORUZ, HUKUKA SAYGILIYIZ, ADALETİN BİR AN ÖNCE YERİNİ BULMASINI BEKLİYORUZ..” gibi beylik ifadeler de anlamını yitirmiştir.

Siyasi davanın adaleti de siyasi olacaktır.
Siyasetin atadığı mahkeme heyetleri, göbek bağı ile bağlı olduklarının isteklerinin dışına çıkamayacaktır.
Öyleyse, söz bitmiştir.
Eylem zamanıdır.
Eylemcilik, yasa dışılık değildir. Yasal çerçevede yapılacak çok şey vardır, yeter ki istensin.
“ARKANIZDAYIZ” demek de kimseyi tatmin etmemektedir.
Artık, arkadan öne geçme zamanıdır.
Zaten, arkada sıra bekleyen çakal sürüsünden geçilmemektedir.
TSK komuta kademesi, artık mensuplarının önüne geçmeli, siper olmalı, önder olmalıdır.
Harbiye Marşı, komutanlık kapılarında söylenme aşamasına gelmeden önlem alınmalıdır.
Türk subayı, sadece, küçük ama cesur-yürek bir siyasi partinin subayı değildir.
Türk halkı, bağrından çıkan askerine sahip çıkmalıdır.
Zorda kaldığında sığınacağı kale gene kendi askeri olacaktır.
MISIR’da yaşananlardan halkımız da siyasi irade de ders çıkarmalıdır.

Naci BEŞTEPE
İLK KURŞUN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

KURT   OTAĞI  ÇAKAL   GİREMEZ
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 14 Şubat 2011, 23:25:42 »

 Muhteşem bir yazı. Zaten tutuklanan bir subayın, götürülürken, "kimse bozulmasın, biz gerçekten kağıttan kaplanmışız" sözü Genel kurmay'a bir atıftı bence.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.254 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.019s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.