Fettoş ile ilk tanışmam
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Kasım 2019, 09:20:51


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Fettoş ile ilk tanışmam  (Okunma Sayısı 2047 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Seyhan Sürer
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 72



« : 21 Ocak 2014, 23:18:21 »

               Yıl 1987. Babamın devlet memurluğu sebebiyle Adana'nın bir köyü ile iç içe yerleşik devlet lojmanında oturuyoruz. Köyün camisine yeni bir imam tayin oldu. Erzurumlu Bünyamin Hoca. Soyadını hiç öğreneme dim.
                İlkokul 1. sınıftan 5. sınıfa kadar mükemmel bir öğrencilik hayatım oldu. O zamanlar derslerim çok çok iyi. Milli bayramlarda piyeslerde başrol hep benim (hiç unutmam bir kere Atatürk'ü oynamıştım). Tiyatroya meraklıyım yani. Flüt çalışım profesyonellere taş çıkartır. Diğer öğrenciler hep gıptayla bakardı bana. İlkokul 3. sınıfta her zamanki gibi takdirname belgemi almış yaz tatiline girmiştik.
                Yeni imamın tayin olduğu köyde çok çabuk duyuldu. İdealist (!) bir imam olduğundan daha ilk haftasında nekadar aktif bir insan olduğunu belli etti. Kulaktan kulağa yayıldı yarın başlayacak Kuran kursu. Bir çok arkadaşım gibi bende yazıldım. Kurs cami içerisinde, imamın kaldığı evde cami içerisinde girişte. Bekar olduğundan cami girişindeki tek göz odada kalıyor.
                 Kursun ilk günlerinden itibaren çabuk öğrenmemle, kendimi geliştirmemle ve hızlı ilerlememle Bünyamin Hocaya kendimi sevdirmiştim. Hızla alfabeyi bitirip Kuran okumaya başlamıştım. Yapı ve karakterim itibarı ile gönül verdiğim her şeye kendimi çabuk kaptırırım. Bağlandığım şey her ne ise hayatımın en önemli şeyi artık odur. Benim için ise artık hayatımın en önemli şeyleri cami-Kuran ve Bünyamin Hoca idi. Ben de camide yatıp kalkmaya başladım. Yemeğimi Bünyamin Hoca ile beraber yiyor, aynı yerde bende kalıyor ona arkadaş oluyordum. Caminin bütün işlerini beraber yapıyorduk. Kısa sürede ve o yaşta müezinlik yapmaya bile başlamıştım.
                  Uzun zamandır eve de gitmiyordum. Hatta bir akşam namazı sonrası bir arkadaşımın ''baban seni çağırıyor, gelmezsen o gelecekmiş'' diye haber vermesine rağmenbabamı takmamış ve eve gitmemiştim. Tabi sonrasında babam camiye gelmiş Bünyamin Hoca yok iken tekme tokat beni döverek eve gotürmüştü. ''Oğlum ben sana gitme demiyorum ama sen kendini fazla kaptırıyorsun, evi barkı terkettin'' gibi nasihatlerle günü geçiştirmiştim. Dedim ya Bünyamin Hoca artık hayatımın en önemli varlığı idi. Hatta bir gün kendince ismimi bile değiştirmişti. Bundan böyle senin adın Ömer olacak demişti. Seyhan ismi Kuranda geçmiyor demişti. Bende ismime alışmıştım hatta Seyhan ismini unutmaya başlamak üzereydim.
                  Günle aylar geçmiş ve ben Bünyamin Hocanın gözünde artık pişmiştim. Ben artık olmuştum. ''Seni bir yere gotüreceğim haftasonu hazır ol'' dedi. Haftasonu geldi ve ikimiz Adana'ya gittik. Hiç unutmuyorum stadyuma yakın bir yerde, bahçeli, panjurlu pencereleri olan, dubleks ve oldukça büyük bir villa idi gittiğimiz yer. Kapıyı çaldık bizi yaşı benden büyük 24-25 yaşlarında bir genç açtı. İçerisi kalabalık fakat herkes birşeylerle uğraşıyordu. Anlam veremediğim bir koşuşturma vardı evde. Etrafıma baktığımda benim yaşlarda hiç kimsenin olmadığını farkettim. evdeki enküçük insan bendim. Garip bir şüphe ve korku kapladı içimi. Çok sıkılmıştım. Bir an önce gitmek istiyordum. Ama belli etmiyordum. Neden o eve geldiğimiz hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Her köşede ufak toplulukların meydana getirdiği küçük sohbetler vardı. Herkes sert mizaçlı, ciddi ve akıcı konuşan diksiyonu düzgün insanlardı. Sakallı hiç kimseyi görmedim evde. Varsa yoksa badem bıyık. Konuşmalar çok akıcı ve etkileyiciydi insanların. Bünyamin Hoca'da bir köşede sohbet ortamına katılmıştı. Kendisini tanımayan olduğu kadar tanıyanda vardı. Gözüm etrafı takip ederken kulağım Bünyamin Hoca ve konuştuğu insanlardaydı. Hiç bir şey anlamıyordum.
                   Bir süre sonra evde bir hareketlilik oldu. Bizim hoca ile sohbet guruptatakım elbiseli ağabey ''hazırsak başlayalım'' gibi birşey söyledi.Ayaklandık hep beraber. İçerisinde sehpa üzerinde bir televizyon, onun altında video kasetçalar olan, yerleri halıfleks kaplı, oturacak bir sandalye dahi olmayan, villanın en büyük odası olduğu belli olan bir odaya girdik. Bünyamin hoca bana işaretle oturmamı söyledi. Televizyonun tam karşısındaama uzağında, sırtımı duvara dayayabileceğim bir yer bulup oturdum. Gençlerden biri 2 kaset getirdi. Televizyon ve video hazırlığı yapılırken bir kaç dakika içerisinde oda tıklım tıklım doldu. Bünyamin Hoca benim sağ ön çaprazımda, ben televizyon karşısında oturduk beklemeye başladık. Aramızda 3 metre kadar mesafe vardı. Ben onu kafamı çevirmeden görebilirken, hocanın beni görebilmesi için kafasını çevirmesi gerekiyordu. Odadaki insanların yerleşmesi bitince video oynatılmaya başlandı. Bende ne izleyeceğimizin merakı var iken Bünyamin Hoca ve diğerlerinde müthiş bir heyecan izliyordum. Nihayet görüntü televizyonda belirmeye başladı.
                   Görüntüdeki adamimam cübbesi giymiş, hiç gülmeyen ve sert mizaçlı, göz altı torbaları haddinden fazla şişkin, devamlı burnunu çeken ve daha önce hiç görmediğim, adını bilmediğim biri idi. Konuşma, hitap ve insanları etkileme yeteneği olağanüstü. Ama nedense bende hiç etkilenme yok. Hatta ne konuştuğu ne anlattığı hakkında en ufak bir fikrim yok. Dinlemek izlemek içimden gelmiyorki. Yer yer annemi özlüyorum, o derece küçüğüm daha. Adamın konuşması başlayalı 2 dakika oldu ve nasıl bir duygu içerisinde ki ağlamaya başladı. O ağlıyor ve odadaki herkes resmen höykürüyordu. Sanki ekrandaki şahıs odayı görüyormuş gibi odadaki herkes karşılıklı ağlıyordu.  Ekrandaki ağladıkça odadakiler, odadakiler ağladıkça ekrandaki daha şiddetli ağlıyorlardı. Etrafıma baktığımda o kalabalığın içerisinde ağlamayan tek kişinin ben olduğumu farkettim. Biraz utandım, biraz sıkıldım. Herkesin ağladığı ortamda ağlamamak olamazdı. Elimi alnıma, yüzüme gotürüp ağlıyor görüntüsü veriyordum. Gözüm bir ara Bünyamin Hocaya ilişti. Odada kendinden geçen, en şiddetli şekilde ağlayan oydu. Sanki herkes yarışıyordu... Ağlama yarışı. Kendinden geçmişti herkes. Ve oskarlık filmlere taş çıkartan müthiş film son bulmuştu.
                    Evden çıkıp taaki minibüse binene kadar tek kelime konuşmadım. Düşünmekten başım ağrımıştı. Minibüse oturunca Bünyamin Hoca sordu...
-kimdi o tanıyormusun?
-hayır tanımıyorum. Kim?
-Fettulah Gülen Hocaefendi

                     Adını ilk kez duyuyordum ama çok etkileneceğimi zanneden Bünyamin Hoca bu kez yanılmıştı. Günlerce düşündüm. Bu arada aynı eve 2 kez daha gittik. yaşananlar hep aynı. A ma bende yine tık yok. Bir gün hiç konusu açılmamışken, alakasız bir zamanda Bünyamin Hocaya sordum...
-Hocam!
-Söyle Ömer
-Hocam Fettulah Gülen Hocaefendi şimdiki zamanın yani zamanımızın halifesimidir?
                       Bünyamin Hoca cevap vermedi, başımı sıkıca tutup alnımdan öptü. Ben alacağım cevabı almıştım. Atatürk'ün fikirleriye aydınlanan ben artık 1 dakika bile duramazdı o hocanın yanında. Ata halifeliği kaldırmıştı. Bunlar neyin peşindeydi? Amaçları ne idi? Ne yapmaya çalışıyorlardı? gerçekten iyi insanlarmıydı? tek düşünceleri dinmiydi?
                       İşte o yaşlarda beynimi kemiren bu soruların cevabını 27 yıl sonra, son zamanlarda yaşananlarla almış bulunuyorum. Ve Yüce Tanrı'ya teşekkür ediyorum zihnime o soruları yerleştirdiği için.
                       Daha sonra ne mi oldu? Bünyamin Hocanın alnıma kondurduğu veda busesi  Peynir benim o camideki sonum oldu. Bir daha ayak basmadım. Bünyamin Hoca defalarca gelmem için haber yollasada bu kez de onu takmadım. 1 hafta sonra durup dururken babamın elini öptüm.

                       Yürekli-Kam ve Babama saygıyla... Tüm Kandaşlarıma esenlikler dilerim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

''Bozkurt'a benzeyenler ve bir günde dev gibi orduları yenenler, destanlarda kalan Bozkurt'un nesi olurlar'' diye sorana, tarih diyecek: YAVRULARI...!!!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.047 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.