Federasyon Sistemi
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ekim 2019, 21:00:55


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Federasyon Sistemi  (Okunma Sayısı 3022 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kam - Şaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« : 17 Mayıs 2011, 14:05:18 »

Federasyon sistemi bize sık sık bir çözüm olarak sulunmaktadır, bu sebeple federasyon sistemini anlamak için hangi ülkeler tarafından ve ne maksatla benimsenmiştir bilmek gerekir. Ayrıca bu ülkelerin dünü, bugünü ve yarınını da bilmek icap eder. Gerçi yarını göremeyiz diyebilirsiniz ama yaşanmış olaylar yaşanacakların aynasıdır!

Federasyon sistemi çok uluslu ve bir kurucu unsura dayanmayan ve hatta ayrı ayrı devletlerin tek başına bir güç haline gelemeyip dünyada rekabet edemeyeceklerinden dolayı güçbirliği yaparak oluşturdukları bir olgudur.

Bugün yalnız Amerika ve Almanya’da değil aynı zamanda Kanada, Rusya gibi ülkelerde federatif bir yapı ile yönetilmektedir. Şimdi çok kısa şekilde bu devletlere bir bakalım.

Kanada iki koloni bulunmakta idi, bunlardan biri İngiliz diğer ise Fransız kolonisi idi. İngilizler ve Fransızlar tarih boyunca sürtüşmeli bir yaşam geçirmişler ve sürekli savaşa gelmişlerdir. En sonunda Kanada bölgesinde İngiliz ve Fransızlar federasyon şekli ile yaşatılmaya başlanmıştır. Fransız bölgesinde resmi dil Fransızcadır, İngiliz kısmında ise İngilizcedir! Ve hatta bu kolonilerin tutumlarının çok katı olduğunu söylemek zorundayız. Hukuksal bir problemin çözümü bazen uzun yıllar sürebilmektedir ve iki tarafta katı tutumundan dolayı bir anlaşma platformunu oluşturmak, çözüme ulaştırma bazen imkânsız hale gelebiliyor!

Rusya ise Sovyet Birliği dağıldıktan sonra kendi bünyesinde bulunan devletçikleri tutmak için federasyon yapısını benimsemiştir. Fakat buna karşı ciddi bir asimilasyon Sovyet döneminde yapıldığı için yönetim her ne kadar federasyon ise de şu an yine Moskova tüm gücü elinde bulundurmakta ve baskı altında tutmaktadır. Putin bu politikaları yüzünden çokça eleştirilen bir kişidir!

Amerika’ya gelecek olursak çoğunluğunu İngilizlere bağlı kolonilerin oluşturmasının yanında farklı küçük devletlerin bulunması nedeni ile ve kurulma aşamasındaki şartlara bağlı olarak federatif bir yapı benimsemek zorunda kalmıştır. Fakat buna karşın kendi içindeki azınlıkları yok etmek, asimile etmek ve Amerikan kültürünü aşılamak için elinden gelen tüm uğraşı vermektedir. Eyaletler her ne kadar kendi içlerinde bazı özerk yetkilere sahipseler de onları kontrol eden ciddi mekanizmalar vardır.

Almanya ise doğu ve batı olmak üzere ikinci dünya savaşı sonucunda parçalanmıştı. Bu iki blok öylesine bir düşman halinde idi ki birleştirilmeleri oldukça uzun zaman aldı. Sovyetlerde Glasnost hareketi olmasaydı belki de bu birleşme hala bir hayal olarak kalabilirdi. Böylesine bir süreç sonucunda aynı ülkenin aynı milletin insanları iki farklı topluma dönüşmüş ve ancak bir arada yaşamaları federasyon modeli ile mümkün olmuştur.

Şimdi bugünkü durumlarına bakalım. Almanya her ne kadar eleştirilse de Hitler döneminde kalkınma hamlesini yapmaya başlamış ayrıca Versay anlaşmasının kötü yaptırımlarından bu sayede sıyrılmıştı. Büyük bir seferberlik başlatıldı ve ciddi bir alt yapı kuruldu. Fakat bir zaman sonra ekonomisi durma aşamasına geldi. Bugün ise yürütülen AB politikaları yüzünden tekrar doğu ve batı olarak ayrılmak istekleri dile getirilmeye başlandı!

Amerika geçmişten gelen mecburiyetlerden dolayı seçmiş olduğu federatif yapı sayesinde güç birliği oluşturmuş, küresel sermayenin üs edinmesi sayesinde de genleşmesi sağlanmıştır. Kimse bu zenginliği bırakıp ayrılmayı düşünmemiştir. Fakat buna karşın küresel sermaye artık farklı pazarlar aradığı için ve özellikle orta doğu, Kafkaslar bölgesini hedeflediği için buralarda ciddi karışıklıklar çıkartarak federatif bölge oluşturabilecek düşmanlıklar yaratmaya çalışmaktadır. Böylece kendilerinin sistemi saat gibi işleyecektir. Bugün Amerikan Merkez Bankası olarak sunulan FED Amerikan ulusuna ait değildir, bir organizasyonun yani küresel sermayenin kontrolündedir. Amerikan kaynaklarını da belli başlı insanlar kontrol etmektedir. Bugün insanların kazançları çok kötü olmadığı için orada yaşamayı seçiyor olmalarına karşın Amerikan ekonomisi aslında tüketime dayalı bir model olduğu için fazlaca fakir topluluklar yaratmaktadır. Bu sebeple geçen yıl Mayıs ay’ında Mexico valisi artık Amerika’nın ömrünü tamamladığını ve ayrılmayı düşünebileceklerini söylemiştir!

Rusya düne kadar oldukça kötü bir durumdaydı. Tek şansları Putin ile başlayan özel sektöre peşkeş çekilen varlıkların tekrar kamulaştırılması, liberallerin ve ülke satıcılarının Rusya’dan kaçırılması ile düzelme göstermiştir. Fakat bu durumda Rusya tek uluslu yapı gibi hareket etmektedir. Bugün pek bilinmez ama Ruslarda ırkçılık hareketleri oldukça yükselmiş durumda, hatta dün Hitlere karşı savaşanların torunları bugün Hitlerci Naziler olmuşlardır! Görünen o ki Rusya ilerleyen zamanlarda ciddi bir değişikliğe gebedir.

Kanada ise bugün zengin bir ülkedir, pek fazla etliye, sütlüye karışmıyor şeklinde olsa da, uzaktan hoş gözükse de sistemini incelediğim sırada pek de öyle hoşluklar olan bir yer olmadığını söylemek zorundayım. Özellikle hukuki yapı, resmi kurumların katılığı en az bir üniter devlet şeklindedir!

Bu ülkelerin tamamı azanlıklara karşı asimilasyon yapısı izlemektedir, yani federal yapı ile çözüm olacağını bize sunanlar aslında bizi kandırmaktadır! Çünkü en başta federasyon bir arada olmak isteyen topluluklar için ve güç birliği oluşturmak maksadı ile kurulur ve yukarıda da altı çizildiği gibi bunlar ayrı devletçikler pozisyonundadır ve birleşmek onların için ayrı kalmaktan daha iyidir!

Fakat buna karşın insan hakları ihlalleri oldukça fazladır. Almanya Saksonya’da ve ülke genelinde farklı dillerde eğitim yapılmasını yasaklama yoluna gitmiştir ve Alman milleti içerisine adapte olmalarını sağlamaya çalışmaktadır. Bugün vatandaşı olan biri farklı bir ülkeden biri ile evlendiğinde, eşinin orada yaşayabilmesi için Alman dilinin bilinmesini mecburi kılmaktadır! Yani ortada çözümsel bir politika olmayıp bir yok sayma, yaptırım getirme durumu vardır!

Amerika kendi öz yerlileri olan Kızılderililerin haklarını ve eyaletlerini tanımak istememektedir. Onlara yaptıkları soykırımı kabul etmek şöyle dursun mevcut insani durumdan doğan haklarını bile vermemekte, gözlerini bu tip olaylara kapatmaktadır!

Yani olaylar bize gösterilmekte olduğu gibi toz pembe değildir. Yine özerk bölgelerden oluşan İspanya modeli de bugün parçalanma tehlikesi ile yüz yüzedir. 2010 yılında yapılan referandum sonucunda 2014 yılında parçalanması yönünde oy kullanılınca İspanya bu referandumu yok saymaya çalışmıştır, fakat bu tip özerk yapıların sonunda kendini aynı toplumun bir parçası görmeyenlerin parçalanacağı gerçeğini gözler önüne sermek açısından da ibret verici olmuştur.

Bu bilgiler ışığında Kürtlerle federatif bir yapı kurulabilir mi? Kurulursa yaşar mı sorusuna cevap bulmaya çalışırsak bu işin yürümeyeceği ortadadır. Evvela Kürtler bu memleketin kurucu unsuru değildir. 1800'lere kadar askerlik dahi yapmayan bu güruh uzunca bir zaman İngilizler tarafından kışkırtılmış, Osmanlının yıkım sürecinde sürekli arkadan vurmak sureti ile ülke topraklarının önemli bir kısmını kaybetmemize yol açmıştır.

Hep Çanakkale savaşı gösterilerek bu vatanı beraber kazandığımız fikri ortaya atılır. Bu saçmalıktır. Evvela Çanakkale savaşı bu ülkenin kuruluşunu sağlayan bir savaş değildir! Çanakkale zaferi sonucunda ülke yine de işgal edilmiştir. Kaldı ki şehitlerin memleketlerine bakıldığında kaç tane kürdün orada şehit olduğu görülebilir, yani hiç! Fakat buna karşın İstiklal Mahkemeleri kayıtlarına bakarak da ne kadar kürdün savaştan kaçtığını görebiliriz!

Gelelim Kurtuluş Savaşına. İzmir’den Yunan askeri Ankara’ya yürürken bunlarda “Kürdistan isteriz” diye Ankara’ya yürüyorlardı. Kurtuluş Savaşı zamanı da dahil Atatürk’ün ölümüne kadar 17 ayrı isyan hareketinde bulunmuşlardır ve bunların hepsi Kürdistan kurmak maksatlıdır! Birinci meclisteki Yusuf Ziya, Mutki gibi Kürtlerin daha sonra ne gibi yıkıcı faaliyetlerde bulunduğu arşivlerde kayıtlıdır!

Bir kere kuruluş açısından bir kürt katkısı olmadığı ortadadır, fakat neye dayanır toprak talep etmektedir? Öncelikle federasyon yapısı oluşturarak bölgede toprak koparılmasının alt yapısı hazırlanmak istenmektedir. Kendi bürokrasisini oluşturup yönetim becerilerini geliştirerek rahatlıkla kendini idare edebilecek yapı sağlamaya ve zenginleşmeye çalışmaktadır!

Kaldı ki yukarıda örnek verilen ülkelerinde bugün dağılmak gibi konuların konuşuluyor olması, bizim ülkemizdeki gibi ayrılıkçı kürt hareketinin ne kadar aktif olduğunu ve Kürtlerin bir dalga halinde bunların peşinden gidiyor olması ve terör yaratması ile kısa zamanda ciddi bir toprak kaybetmenin olacağı muhakkaktır.

Peki, Kürtler neden federasyon istemektedir? Eğitim dili Kürtçe, adil haklar gibi söylemlerle bunu meşru göstermeye çalışmaktadır. Oysaki kamu kurumları hariç her yerde rahatlıkla Kürtçe konuşmaktalar. Bunun yanı sıra eşit haklara sahipler, seçme ve seçilmek, görüşlerini beyan etmek açısından batı da bile eşi görülmemiş haklara sahipler! Buna karşın hangi hak talebi makul ve mantıklıdır? Eğitim dili Kürtçe’de olmalıymış? Hadi ya, hangi federasyonda böyle bir şey var? Bir toplumun bir arada yaşayabilmesi önce aynı dili konuşmasına bağlıdır. Ötekileştirilen toplumların bir arada yaşaması düşünülebilinir mi? Bunun bir örneği dahi yoktur yeryüzünde!

Yukarıda da kısaca aktardığım gibi federasyon yapısı bizim gibi üniter devletler açısından hem şartlar, hem oluşum, hem kuruluş hem de mantıksal olarak doğru değildir! Sizlere birkaç gerçekçi olmayan, göz boyamaya dayalı enjekte etme ile bu mantıklı imiş gibi gösterilebilir ama işin aslı pek gösterildiği gibi değildir! Umarım anlaşılabilmiştir…

21 Haziran 2010
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
KurtayKağan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 36



« Yanıtla #1 : 17 Mayıs 2011, 21:06:36 »

Güzel bir bilgilendirme,

Kanada'da ingiliz ve fransız kısımlarının sınırlarının önemi kalmamıştır. Aynı şekilde ABD'de de göç hareketlerinin sonucunda toplum kaynaşma yaşamıştır. ABD toplumunun kaynağı göçtür ve zamanında bol miktarda gerçekleşmiş, kültürler birbiri içinde kaynaşarak bir Amerikan kültürü ortaya çıkarmıştır. Güneydoğu Eyaletlerinde zamanında 1920- 1930 civarında Siyahi nüfus % 60 dolaylarında seyrederken büyük şehirlere yapılan büyük göçler sonucu buralardaki siyahi nüfus düşmüştür ve sürekli olarak azalmaktadır. 20 yıl kadar öncesinde nüfus oranları sabitlenmiş olarak düşünülebilir, o zamandan bu yana pek değişim görülmemiştir. Siyahların Güneydoğu eyaletlerindeki oranı % 30 - 35 arasındadır. Zaten fakirliğinden dolayı da buralar kopmaya karşı çıkacaktır.
  Amerikan toplumuna entegre olmamış eyaletler daha çok hispanik eyaletler dediğimiz Güney eyaletleridir ( Texas, New Mexico, Arizona ). Buralarda hispanik nüfus % 75- 80'dir. Buraların bağımsızlık isteği ABD için en tehlikeli ve belki de tek tehlikeli noktadır. Amerikan toplumunun doğması 300 yıllık bir zaman diliminde gerçekleşmiştir. Yıkılması da o kadar uzun sürer diyemeyiz elbette ancak yine azımsanmayacak kadar zaman alıcaktır.

  Rusya'daki olaylardan haberim yok kandaşım ama bilgilenmek isterim. Bu arada eğer bilgin varsa dağıstan ve çeçenistan la ilgili olarak beni bilgilendirmeni isterim rusya'nın buralara etkisi ne kadar bağımsızlık, savaş, iç savaş ?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KurtayKağan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 36



« Yanıtla #2 : 17 Mayıs 2011, 21:11:43 »

Bu arada Kam - Şaman kandaş, bu yazıları sen mi yazıyorsun ve o tarihler neyin nesidir yazılarının sonlarındaki. Yazılarını takip ediyorum ve sürdürmeni bekliyorum. Esen kal.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kam - Şaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« Yanıtla #3 : 18 Mayıs 2011, 00:17:02 »

Yazılar bana aittir Kurtaykağan kardeşim, ilgine teşekkür ederim. Yazıların altındaki tarihte yazmış ve yayınlamış olduğum tarihtir. Eskiden blogum vardı, orada yayınlardım, bir arada Facebook'ta yayınladım.

Çeçenler konusuna gelirsek esasında Rusların en korktukları millet diyebiliriz, zira Rusya'da bir Çeçen'e kolay kolay hiçbir Rus saldırmaz, ancak nazi grupları ele geçirirse ve tek yakalarlarsa öldürdükleri oluyor. Çeçenler oldukça cesurdurlar ve birbirlerine çok bağlıdırlar. Töreleri gereği kimsede kanını bırakmazlar, zaten bu sebepten dolayı çekinlirler. Çeçenistan bağımsızlık savaşındaki en büyük engel Yahudilerdir. Birçok Rus zaten Çeçenistan'ın verilmesine razıdır Gülümseme Fakat kaynaklarından dolayı Rusya'da bulunan Yahudiler bağımsızlık kazanmalarını istememekte ve psikolojik baskı yapmaktadırlar. Yahudi lobisi orada da güçlüdür ve diyebilirim ki Rus nazilerinin alttan alttan beslenmesini, lojistik desteklerini onlar sağlarlar! Tabi bundan dolayı başlarına ufak bir hadise de gelmiştir. Sanırım 4 veya 5 ay önce idi, naziler bir Yahudiyi öldürmüştü ve birden o nazi grupların adresi ve bilgileri Çeçenlerin eline geçiverdi! Nasıl geçtiğini tahmin etmek zor olmasa gerekir Gülümseme

Dağıstan bildiğiniz üzere Çeçenlerin yardımı ile bağımsızlık savaşı vermektedir. Güçlü bir direniş sağlayan Dağıstan Rusların kolaylıkla giremeyeceği, girse bile öyle kolay çıkamayacağı bir yer. Bu sebeple bölgede bulunan milislerin mezhepsel çatışmalara girmesini sağlamaya çalışıyorlar. Özellikle Vahhabi mezhebinin bölgede rahatsızlık yarattığı bir süre önce Rus medyası tarafından dünyaya pompalanıyordu. Kanımca bu direniş hareketini birbirine kırdırmak için özel eğitimli istihbarat ve operasyonel personel kullanılarak iç direnişi birbirine kırdırmak yoluna gidip birlik bozulunca da hızlı bir saldırı ile dağıtmak yoluna gidecektir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.015s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.