Esir Adamlar Dünyası
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ekim 2019, 11:58:04


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Esir Adamlar Dünyası  (Okunma Sayısı 1257 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
salur alp
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 207



« : 30 Mart 2011, 14:51:17 »



Esir Adamlar Dünyası

Yakın zamanda bir film vizyona girdi. Filmin adı “Hür Adam”dı. Film Said-i Kürdi’nin hayatını konu edilen bir filmdi. Ancak filmin konusu olan Said-i Kürdi’nin yaşamı filmin adıyla tezat oluşturacak şekilde bir esir adamın hayatıdır. Said-i Kürdi tam bir işbirlikçidir.

Öncelikle Said-i Kürdi kimdir onu bir inceleyelim:Said-i Kürdi öncelikle azılı bir kürtçü ve Türk düşmanıdır. Türk siyaset hayatında boy göstermesi de ilkin kürtçü faliyetlerle olmuştur. Said-i Kürdi, Kürt Neşr-i Maarif Cemiyeti, Kürdistan Teali Cemiyeti, Teali İslam Cemiyeti gibi çeşitli gerici ve kürtçü örgütlere üyedir.

İkinci Abdülhamid döneminde padişahın huzuruna çıkarak, bağlı bulunduğu kürtçü örgüt adına bir dilekçe sunmuştur. Padişaha sunduğu bu dilekçede Anadolu’nun Doğu bölgelerinde Kürtçe eğitim verilmesini talep etmiştir. Ancak, Abdülhamid bugünkü iktidarlar gibi basiretsiz ve bölücülere karşı tavizler veren bir yönetici olmadığından bu talebi reddetmiştir. Halbuki bugün Kürtçe yayın devlet eliyle açılmış, Kürtçe eğitim dili de uygulamaya konmak istenmektedir. Ama Abdulhamid hemen bu azılı Kürtçünün huzurundan çıkarılmasını ve tutuklanmasını buyurmuştur.

Mahkemeye çıkartılan Said-i Kürdi mahkemede tuhaf hareketler sergileyerek deli ayağına yatar. Aslında bu gericilerin zoru gördükçe başvurdukları bir taktiktir. Bugün dahi tecavüzcü yobaz gazete yazarının mahkemede deli taklidi yapması, öncülü olan Said-i Kürdi’nin yolunu izlediğine bir delildir.

Hüküm giymekten bu numarayla yırtan Said-i Kürdi, tımarhaneye kapatılmıştır. Kendisine ‘’Bediüzzaman’’ denip zamanın harikası ilan olunan kişi akıl sağlığı yerinde olmayan aciz bir Kürtçüdür aslında.

Tımarhanede uzun yıllar geçiren Said-i Kürdi aklını başına alır ve yine gericilerin malum taktiği takiyyeciliğe başvurur.Açıktan Kürtçülük yaparak başarılı olamayacağını anlayan Said-i Kürdi ismini değiştirerek Said-i Nursi yapar. Bundan sonrada Kürtçülüğünü gerici dinciliğinin arkasına gizler.

Ancak tımarhaneye düşen birçok delinin akıbeti Said-i Kürdi’yi de beklemektedir.Kimisi kendini Sezar,kimisi Napolyon,kimisi Fatih sanırken Said-i Kürdi de kendisini zamanın harikası (bediüzzaman) ve İslam aleminin önderi sanmaya başlar.

Aslında ‘’bir delinin güncesi’’adıyla çıkartılması gereken toplanmış yazılarını ‘’Risale-i Nur’’ adıyla piyasaya sürer.Kendisini Bediüzzaman, kürt ve İslam aleminin önderi saydığı bu kitapta Türkleri de “Ye’cüc Me’cüc’’ kavmine benzeterek, Türklüğe ağız dolusu küfürler savurur.

Meşrutiyet sonrası Osmanlı coğrafyasında azınlıkların zararlı faliyetlerinin azgınlaştığı bir dönem yaşanmaktadır. Bu dönemde Rum,Ermeni,Sırp gibi gayri Müslim unsurların yanı sıra Arap,Arnavut gibi Müslüman unsurların yanı sıra Kürtler de Osmanlı ve Türklüğe saldırı için harekete geçmişlerdir.Türk’ün Türk’ten başka dostunun olmadığı gerçeğinin acı deneyimlerle kanıtlanacağı bu tarihi dönemde Kürtçülerde bölücü yayın faaliyetine başlamıştır. “Kürdistan ve Şark’’, ‘’Kürt Teavün ve Terakki Gazetesi’’ gibi yayınlarda Said-i Kürdi’nin de imzası vardır.

Said-i Kürdi bu gazetelerde Osmanlı tarihinde ilk Kürtçe yazıyı yazmakla övünür. Kürtçe yazdığı yazıların dışında bir çok bölücü yazı daha kaleme alır.

‘’Kürt Teavün ve Terakki Gazetesi’’ isimli kürtçü gazetede şunları yazar:‘’Kürdistan’ın özgürleşmesi için büyük bir askeri gücün oluşturulması gerekir.’’Görüldüğü gibi Said-i Kürdi büyük bir ihanet halini alan gerici akımın temelleri atmasının yanı sıra Kürtçülüğün ve PKK’nın da temellerini atar.

İlk defa Kürtçe eğitim,kürt devleti ve kürt terör örgütünün kurulmasını talep eden ve yine ilk Kürtçe yazıyı yazan Said-i Kürdi’dir.

Tabii bütün bu gerici ve kürtçü hamleleri yaparken Said-i Kürdi yalnız değildir. Onun her zaman emperyalist devlet ajanlarından ve gerici-kürtçü çevresinden arkadaşları vardır. Sırası geldikçe birkaçından bahsedeceğiz.

Örneğin Derviş Vahdeti ismini duymuşunuzdur. 31 Mart gerici ayaklanmasının önderlerinden. Ayaklanmanın zeminin hazırlayan ise Derviş Vahdeti’nin Said-i Kürdi ile beraber çıkardığı ’’Volkan’’ gazetesidir. Volkan gazetesi İngiliz sermayesinin desteklediği gerici bir yayındır. İttihat ve Terakki’ye, Başbuğ Atatürk’ün de içinde bulunduğu milliyetçi subaylara karşı gericiliği müdafaa etmek amacıyla kurulmuştur. Bu gazete, Prens Sabahattin isimli vatan haini ve bugünkü “ver-kurtul’’ zihniyetindeki liboşların atası olan Adem-i Merkeziyetçi görüşün ve Ahrar fırkasının yayın organı gibi çalışırdı. Amacı Arap,Arnavut ve kürt gibi unsurları Osmanlı’ya karşı kışkırtmaktı.

Bu iki gerici arkadaş tam bir provokatör göreviyle çalışarak 31 Mart gerici ayaklanmasını çıkartır. Bu gerici ayaklanma Başbuğ Atatürk’ün kurmay başkanlığını üstlendiği Selanik’ten hareket eden ‘’Hareket Ordusu’’ sayesinde bastırılır. Bu olay Said-i Kürdi ile gerici ve Kürtçüleri Atatürk’e karşı nefretinin başladığı andır. Bu andan itibaren Said-i Kürdi, Atatürk ve Türk milli mücadelesini engellemeye çalışır, ancak tüm çabaları beyhude olacaktır.

Birinci Dünya Savaşında Bitlis’te Said-i Kürdi yeniden boy gösterecektir. Said-i Kürdi, klasik kürt işbirlikçi tavrıyla Ruslarla anlaşır ve stratejik noktaları Rus istihbaratına aktararak Bitlis’in işgaline neden olur.Daha sonra Rusların esir aldığı Türk subaylarıyla beraber Petersburg’a götürülür. Rus istihbaratına çalışarak esir Türklerin sorgusunda görev alır. Görevini başarıyla tamamladıktan sonra Berlin ve Sofya’da bir dizi temaslar gerçekleştirerek İstanbul’a döner. O artık İngiliz ajanlığının yanı sıra Rus ajanı da olmuştur.

İstanbul’a döndüğünde işgal tamamlanmış ancak işgale karşı Türk Kurtuluş Savaşı başlamıştır. Üstelik de bu kurtuluş hareketinin başında yine Mustafa Kemal vardır.

Bunun üzerine Said-i Kürdi arkadaşlarıyla toplanarak Kürt Teali Cemiyeti’ni aktifleştirme kararı alır. Böylece hem Türk kurtuluşuna engel olacaklarına hem de işgalden pay çıkartarak bir kürt devleti kuracaklarını düşünürler.

Said-i Kürdi’deki İngiliz aşkı tekerrür eder ve aynı zamanda İngiliz mandasını savunan Teal-i İslam cemiyetine üye olur. Said-i Kürdi bu sefer gerici ve kürtçü bir İngiliz ajanı olarak Anadolu’ya görevlendirilir.

Anadolu’ya varır varmaz Türk Kurtuluş Hareketi’nin çığ gibi büyüdüğünü duyan Said-i Kürdi küplere biner. Kuvva-i Milliye adıyla başlayan Türk Kurtuluş Hareketi artık şuurlu bir teşkilatlanmaya dönüşmektedir. Türk kurtuluşçuları Sivas’ta büyük bir kongre tertipleyeceklerdir. Bunun üzerine İngiliz dostu Binbaşı Noel ve kürtçü Ali Galip’le beraber Malatya’da bir kürt isyanı çıkartarak bu kongreyi sabote etmeye çalışır. Ancak Kürt Said yine hüsrana uğrar ve Türk’ün kurtuluş azmi onun suratında bir şamar gibi patlar.

Ancak Türklerin daimi düşmanı kürt isyanları mantar gibi türemeye başlar. Bu isyanı Sivas’ta Koçgiri İsyanı, Antep ve Urfa’da Milli Aşireti isyanı izler.

 

Sonuçta Said-i Kürdi ve arkadaşları başarısız olur, bağımsız Türk devleti yeniden kurulur. Ancak Cumhuriyet’in ilanı bile azılı Türk düşmanı Said-i Kürdi’yi durduramaz. Türk ordusu Musul için uğraşırken 1925 yılında Kürt Teali Cemiyeti’nden arkadaşı olan ve birader-i azamım dediği Şeyh Sait’le beraber isyan çıkartacaktır. Said-i Kürdi en ufak bir hizmet sığdıramadığı hayatına sayısız isyan sığdıracaktır. Üstelik her birinde Cumhuriyet ve Meşrutiyet tarihimizin en azılı Türk düşmanlarıyla işbirliği yapacaktır.

Said-i Kürdi’nin arkadaşları arasında kimler yoktur ki :

31 Mart gerici ayaklanmasını çıkartan Derviş Vahdeti,

Kürt isyancısı Şeyh Sait,

Divan-ı Harp’te Ziya Gökalp’leri Türk olduğu için yargılayan, Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’ün atası olması icap eden Kürt Mustafa,

Yine Kürt isyancılarından Mevlanzade Rifat ve sayısız yabancı devlet ajanları.

Bütün bu Kürtçüler Kürt Teali Cemiyeti üyesidir. Tıpkı Said- Kürdi gibi.

Bu örneklerle beraber Said-i Kürdi’nin Kürtçülüğü kesin olarak kanıtlandıktan sonra bir de onun bilim adamı ve din adamı yönüne bakalım.

Küfrün Efendisi Olarak Said-i Kürdi

Said-i Kürdi’yi bazı Türkler tüm kürtçü faaliyetlerine karşı din adamlığı için müdafaa etmektedir. Halbuki tarikat bir yoldur,tamam, ancak bu Said-i Kürdi de dinden sapmanın yoludur.

Said-i Kürdi bir kürtçü olarak Türk fikir hayatına adım atmıştır. Ancak bunu doğrudan yapamayacağını anlayarak dini kullanma yoluna sapmıştır. Dini kirli emelleri için kullanması başlı başına bir küfrdür.

Said-i Kürdi “Risale-i Nur”u yazarak İslam alemine büyük katkılarda bulunduğunu söyleyip övünmüştür. Ancak Müslüman inancına göre Müslümanların riayet edeceği tek kitap Kur’an-ı Kerim’dir.

Kur’an dışında ancak Peygamberin söz ve davranışlarının derlenmesiyle oluşturulan hadis kitapları ikincil kaynak olabilir. Bunun yanında Müslümanlık dini, bir de Kur’an’ı açıklayıcı eserlere izin vermektedir. Ancak Said-i Kürdi, “Risale-i Nur” saçmalığını Kur’an ile bir tutarak küfr yoluna girmiştir. Bakın ne diyor Said Efendi :

“Risale-i Nur benim şahsi malım değildir. Kur’an-ı Hakim’in bu zamanda tereşşuh eden bir mucize-i maneviyesidir.”

Üstelik Tanrı’dan vahiy alma ve Tanrı(Allah) ile konuşmak peygamberlere mahsus bir özellik olduğu ve İslam tarafından Hz. Muhammed’in son peygamber olduğu bildirildiği halde, Said-i Kürdi kendinde peygamberlik hasletleri olduğunu belirtiyor. Bakın ne diyor Kürt Said :

“40 gün Van’da mağarada feryat figan ettim. Daha sonra Allah tarafından bana denildi ki ‘Kardeşin Şeyh Sait üzerine küfrü mutlak karşısında silahla cihat etmek vacip oldu. Cühl-i mutlakı kaldırmak için kalemle mücadele etmek de senin üzerine vacip oldu.’ Ben bunun üzerine kalemimle cihat ettim.”

Tımarhaneden 18 yıl sonra yazılan ve Said-i Kürdi’nin kendini peygamber ilan ettiği bu sözlerden onun akıl sağlığının düzelmediği anlaşılıyor. Halbuki ne Van’daki mağara Hira Mağarasıdır ne de Said-i Kürdi peygamberdir. İsyancıların ele geçirilmesinden sonra ortadan kaybolup, bir kürdün doğal yaşam alanına yani mağaraya saklanan Said-i Kürdi ile Tanrı konuşsa dahi herhalde ona Kürtçülük için öğüt vermezdi.

Said-i Kürdi, Kürtçülüğünü meşrulaştırmak için sürekli İslam’ı kullanır ve Şeyh Sait’in ayaklanmasını “cihat” sayar.

Herhalde Kürt olmak Müslüman olmanın birinci kuralıdır ki Kürt Said şöyle demiş: “Cesaret,sadakat ve diyanetin unvanı olan tabii Kürtlükle iftihar ediyorum.”

Hülasa, Said-i Kürdi eğer samimi bir Müslüman olsaydı herhalde yıllarca İslam düşmanı Ruslara ve İngilizlere ajanlık etmez, Müslüman olan Türklere karşı çeşitli ihanetlere kalkışmaz ve Türk’ün başbuğu olmasıyla beraber Anadolu’da Müslümanlığın silinmesini engelleyen Atatürk’e “süfyan ve deccal” diyerek hakaret etmezdi.

Said-i Kürdi’nin Bilim Adamlığı

Said-i Kürdi gerek dini ilimlerde gerekse diğer ilim alanlarında hiçbir eser ortaya koyamayıp, cehalet kokan hezeyanlara imza atmıştır. Dini ilimlerde, İslam’ın temel kaynaklarını açıklamaya yönelmeyip, kendisini Hz. Muhammed’e, yazdıklarını ise Kur’an’a benzeterek küfre bulaşmıştır.

Ancak bir örnek daha vardır ki bilimden Kürt Said’in zerre anlamadığının delilidir. Bu sefer Atsız’ın “Nurculuk Denen Sayıklama” isimli yazısından bir alıntı yapacağız :

“Bir zamanlar bu sayıklamalardan bana da bir tane yollamışlardı. Kendimi zorlayarak okuyabildiğim bir tanesinde, Kürt Said radyodan bahsediyor, dünyanın bir ucundan söylenen bir sözün kutudan duyulmasını kutudaki meleklerle açıklıyordu.”

Bu örnek sanırım Said-i Kürdi’nin zırcahil olduğunu ispata yeter de artar. Ona göre radyonun sesi aktarmasında bilimin, cihaz kurulumun, bilimsel kanunların hiçbir önemi olmayıp her şey kutunun içindeki meleklerin birbirine fısıldayarak sesi iletmesinden ibarettir.

Atsız’a Göre Said-i Kürdi

Atsız’ın Said-i Kürdi ve Nurculuk konusundaki tespitleri de çok önemlidir. Ondan örnek vermeden bu yazıyı bitirirsek eksik olur. Bakın ne diyor Atsız :

“Nurculuk nedir? Gazetelerde ikide bir görülen Nurcular, Nur risalesi talebeleri kimdir? Aralarında avamdan aydına kadar, mühendis, avukat ve doktora kadar her türlü adamın bulunduğu Nurculuk, “Saîd-i Nursî” adında cahil bir Kürdün peşine takılmış cahil bir sürü, Nur risalesi talebeleri de Saîd-i Nursî”nin o çetrefil ve cahil Kürt Türkçesiyle yazdığı risaleleri atom fiziği ve Einstein nazariyesi okur gibi toplanıp okuyan bir yığın zavallıdır.”

Atsız Said-i Kürdi’nin bir din adamı değil bölücü bir kürt olduğunu belgelemiş,onun maskesini düşürmüştür.Din adına müritlerine kürtçü telkinleri yapmasının yanı sıra Türkleri de uyutmayı bilmiştir. Ancak Atsız’ın bir tespiti daha var ki bugün istilaya dönüşen kürt nüfus hareketinin temelleri de Said-i Kürdi tarafındna atılmıştır. Buyrun Atsız ne diyor bir bakalım:

“ Müritlerine veya kendi tabiriyle Risâle-i Nur şakirtlerine evlenmeyi yasak ediyor. Çünkü evlenip çocuk sahibi olurlarsa, o çocukların kötü ve dinsiz olma ihtimali varmış. Tabiî, dağdaki Kürdün bu büyük ve ilâhî buyruktan haberi olamıyacağı için, o evlenecek ve Kürtler çoğalacak. Herkesin sözüne inanan saf Türkler ise, büyük mürşidin buyruğu ile evlenmiyecek, böylelikle Türk soyu azalacak ve Kürt Şeyh Said”in 1924”de yapamadığını, Kürt Molla Said (yani Bedîüzzaman) kırk yıl sonra yapmış olacak. ”

 

 

Sonuç

Sonuç olarak İngiliz ve Ruslara çalışan, mandacılığı savunan ve milli mücadelenin engellenmesini isteyip Kurtuluş Savaşına katılmayan bir adam hür adam olamaz. Olsa olsa esir adam olur ki bağımsızlığımıza karşı çıkan adam, adam bile değildir.

Hürlüğü ve adamlığı öğrenmek için Türk Kurtuluş Savaşı’na ve onun başkumandanı Atatürk’e bakmak yeterlidir.

“Ya istiklal ya ölüm !”

Kürşad Kurtkaya

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.05 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.