Dış politika: Esad meselesi
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 13 Kasım 2018, 22:15:45


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dış politika: Esad meselesi  (Okunma Sayısı 191 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Buga Yaktu
Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 3.967


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« : 11 Eylül 2018, 12:25:00 »

Politika yalan dolan üstüne kurulan ve tarafların birbirini kandırmasını ( aldatmasını) temel alan bir sanattır. Pokemondan beri diretilen ihvancı siyaset milletin başına bun türlü bela açmıştır. O belalar...

Suriyeliler ve onlara harcanan paralar, can kayıpları olmak üzere toplayabiliriz. Cuma namazı kılınmadı ve kılınmayacak. Kabak kime patladı?

Ihvanci siyaseti abd dışlamış ve kendi politikasıni siyon-evanjelist sisteme göre dizayn etmiştir. Sen buna karşı komor adalarıyla işbirliği yapıp mücadele edemezssin.

Katar şeyhlerinin paralarını yahudi bankerler idare ediyor, Trump ittifakını kurdu.

Sen şu an ortadasın Rus ayısınla güreş tutamazssın bugün, iran senin kadim düşmanın dostluk yok çıkarcılık var.
Lütfen dostluğu bırak, çıkarına bak.

Esad ile konuşmadan, sorunlar çözülmez. Destek verdiklerin hep saf dışı kalıyor. Mursi meselesi gibi.

Türkçü görüş
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Göktürk Tuğra
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 179



« Yanıtla #1 : 11 Eylül 2018, 15:10:23 »

Dış siyaset çok kaygan son yıllarda. Günlük değişiyor ilişkiler. Hiçbiri dostumuz değil malum. Ülkemiz için en iyisi ne olacaksa o olsun tek isteğimiz bu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Gökte Kartal, yerde Bozkurt
Buga Yaktu
Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 3.967


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #2 : 11 Eylül 2018, 19:13:28 »

Ahmet Davutoğlu’na yakın kaynaklardan aldığı bilgileri köşe yazısında paylaştı.

Haber kaynağını açıklamayan Uğuroğlu, bir ülkenin sadece bir dışişleri bakanının tek başına karar alamayacağını; kararların Milli Güvenlik Kurulu’nda alındığını; dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve diğer MGK üyelerinin  en az Davutoğlu kadar sorumlu olduğu ifadesini kaydetti.

Uğuroğlu’nun haber kaynağı, Davutoğlu’nun, Suriye'deki iç savaşa bulaşmaması konusunda uyarıları olduğunu da hatırlattı.

İşte Uğuroğlu’nun bugünki yazısı:

“Gündem İdlib ve Tahran Zirvesi olunca aklıma "Türkiye'yi Suriye krizine bulaştırma" konusunda suçlanan dönemin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu geldi.

İster Dışişleri Bakanı, ister Başbakan olsun tek bir kişi karar verir de Türkiye çok iyi dostluk ilişkileri kurmakta iken nasıl olur da "kardeşim Esat" derken 180 derece dönüş yapıp "katil Esed" diyebilir?Anladınız tabii ki dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'dır bu ifadelerin sahibi.

Peki, çok açık seçik sorayım Suriye politikasındaki bu "U" dönüşün tek sorumlusu Davutoğlu mu?Anlaşılmadı mı?Daha da açık ve net sorayım Erdoğan'ı Dışişleri Bakanı Davutoğlu mu kandırdı?

Önce beni haber atladığım için çok fazla üzen bir anımı paylaşayım. Evimin üst katında Katar Büyükelçiliği müsteşarı oturuyordu ve komşuluk ilişkilerimiz de çok iyiydi. Vietnam'a tayini çıkan diplomat komşum "Allahaısmarladık"  demek için eşiyle birlikte ziyaretimize geldi. Sohbet sırasında, "Hükümette değişiklik ne zaman olur?" diye sordu. Siyasi kulislerde öyle bir bilgi paylaşımı olmadığını, Davutoğlu'nun Başbakan Erdoğan'ın dışişleri başdanışmanı olduğunu milletvekili de olmadığını ancak bunun da engel olmadığını anlattım. Müsteşar, "Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu Dış İşleri Bakanı olacak" dedi. Ben de diplomatik dedikodu olabileceğini söyledim.

Aradan birkaç gün geçti ki 1 Mayıs 2009'da Flaş haber gündeme şöyle düştü: Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu Dışişleri Bakanı oldu. Tabii haberi kaçırdığıma hala yanarım ve hala merak ederim ki Katar Büyükelçiliği Müsteşarı bu bilgiyi nasıl aldı?

Gelelim konumuza…

Tahran zirvesi, zırvası diye yazarken bir yandan da Davutoğlu'na ulaşmaya gayret ettim. Kendi isteği ile 27. Dönem Milletvekilliğine başvurmayan Davutoğlu'nun gazetecilere beyanat vermeyeceğini belirten yakın bir çalışma arkadaşına bazı sorular sordum ve ondan bazı bilgiler aldım. Türkiye ile Suriye'nin Öcalan ve PKK dönemi sonrası yakınlaşması için Davutoğlu'nun tam 62 kez Suriye'ye gittiğini öğrendim. Ve anlaşıldı ki Erdoğan ile Esad'ı aileleri ile bir araya getiren ve iki ülke arasında siyasi ve ekonomik ilişkileri sağlayan Davutoğlu'dur.

Peki, bu Davutoğlu neden ve nasıl oldu ki Erdoğan ile Esad'ın ve Türkiye ile Suriye'nin arasını açmak için büyük hatalar yaptı? Davutoğlu'nun Arap baharı günlerinde Esad'ı sürekli uyardığını vurgulayan yakın çalışma arkadaşı, "Suriye'de iç savaş olmasın, demokratik yapı güçlensin, otokratik bir yönetim olmasın, Suriyeliler zarar görmesin, ülkelerine yabancı askeri güçler girmesin diye Davutoğlu Ürdün, Lübnan, Suriye ve Türkiye arasında 4'lü görüşmeler yaptı. Tüm gelişmeleri Milli Güvenlik kurulunda raporları ile ortaya koydu" dedi. Davutoğlu'nun bu çabalarına dönemin Cumhurbaşkanı ve Başbakanının nasıl yaklaştıklarını sordum ve şu yanıtı aldım:

"Dışişleri Bakanı bugün Suriye politikası nedeniyle eleştiriliyor. Peki, bir ülkenin sadece bir dışişleri bakanı bu kararları verebilir mi? Elbette veremez.  Davutoğlu da bu kararı tabii ki vermedi. Kararlar Milli Güvenlik Kurulunda alındı. Cumhurbaşkanı da Başbakan da diğer MGK üyeleri de en az Davutoğlu kadar sorumludur. Kaldı ki Türkiye'nin Suriye'deki iç savaşa bulaşmaması konusunda da uyarıları oldu. Davutoğlu suçlu ise dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan suçsuz mudur? Hiç mi suçları yoktur?"

Suriye'de iç savaşın başlamasından sonra 7-8 ay daha Davutoğlu'nun Esad ve yönetimi ile temaslarının sürdüğünü belirten kaynak, Davutoğlu son ziyaretinde 7-8 süren toplantıda Esad'ın yüzüne karşı, "Halkına eziyet etme, zulüm yapma, Türkiye halkına zulüm eden bir liderin yanında olmaz, olamaz, karşında oluruz. Ülkenin kan gölüne çevirme, yakıp, yıkma" dediğini de aktardı.

Konu Davutoğlu olunca tabii ki Süleyman Şah türbesinin bulunduğu yerden kaçırılması konusunda açtım ve bu kararın nasıl alındığını sorunca şu yanıtı aldım:

"Davutoğlu Başbakanlığı sırasında yapılan toplantıda Süleyman şah türbesinin yerinde kalmasını ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin burasının güvenliğini sağlaması gerektiğini vurguladı. Ancak dönemin genelkurmay Başkanı Necdet Özel Türk askerinin bu korumayı yapamayacağını ısrarla vurgulayınca toplantıda türbenin güvenli yere nakil edilmesi kararı çıktı. Bugün görüldü ki bu kararın arkasında TSK'daki bazı FETÖ'cülerin etkisi olmuş."

Değerli okurlarım,

Tarihî gerçekler algı operasyonları ile asla değiştirilemez. Gerçekler eninde sonunda ortaya çıkar. Güneş balçıkla sıvanmaz.Türkiye'nin Suriye politikasında yanlışlıklar ve hatalar yaptığı bugün net bir şekilde ortaya çıkmıştır ki Ahmet Davutoğlu bu politikada sorumlu ise elbette Abdullah Gül de, Recep Tayyip Erdoğan da en az onun kadar sorumludur.“

Alıntı
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.075 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.