Değişim ve Etkileri
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Ekim 2019, 20:30:49


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Değişim ve Etkileri  (Okunma Sayısı 1253 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kam - Şaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« : 18 Mayıs 2011, 09:55:04 »

Dün gece (7 Ekim 2009) 24 civarında HaberTürk kanalında Yiğit Bulut’un konuğu olduğu bir program vardı. Yiğit Bulut’u takip edenler daha kısa bir zaman önce sıkı bir AKP muhalifi çizgisinde olduğunu bilirler. Referans gazetesi ve Vatan gazetesinde yazdığı dönemlerde böyle bir çizgisi vardı ama ardından HaberTürk’e transfer olunca nasıldır bilinmez paradigması kaydı!

Dün gece programda halkımızın pek fazla anlayamayacağı sözlerle değişimlerden bahsetti. Bu değişimlerdeki adımların da Türkiye’nin göz bebeği olduğunun altını da çizdi. Bu yüzden de milletimiz bunun için sevinmeliymiş!

Yiğit Bulut ülke gerçeklerini çok çabuk unutuvermişe benziyor. Malum bu gelişmelerin Türk milleti adına sevindirici olduğunu söylemek pek de mümkün değil. “Taşlar yerinden oynuyor“ başlıklı yazımı okuyanlar zaten değişimlerin başladığının altını çizdiğimi ve dünyada köklü değişimler olacağını yazdığımı hatırlayacaktır.

Evvela ülke gerçeklerimize baktığımızda milli varlıklarımızın peşkeş çekildiğini ve stratejik kurumlarımızın ellerimizden çıktığını görebiliyoruz. Bugün gündem de olan kürt açılımı ile de hükümetin dile getirdiği şekilde yalnız kürtlere değil diğer etnik zavallılara da yer verileceğini belirtiyordu. Yani Osmanlıdaki gibi Türk varlığı eritilmekte ve sulandırılmakta, diğer etnik özürlüler ise genleştirilerek şımartılmakta ve vatanımıza el uzatma hakkını kendilerine verilmektedir.

Dünya üzerindeki gelişmelere baktığımızda ise AB – ABD dağılma sürecine girmiştir. AB’yi sırtında taşıyan birkaç ülke artık bu yükü taşıyamaz hale gelmiştir, ekonomileri ve asalak diğer ülkelerin sürekli AB’den kaynak aldığını da düşünürsek bu ülkelerde yaşayan milletler artık bu gidişe bir dur diyecek ve yakın zamanda AB tarihin suları altında gömülecektir.

Amerika ise parçalanma yolunda ilerlemekte. Amerika’nın dünyadaki ülkeleri kontrol altında tutmak için kullandığı araçları ise bir bir güvenilirliğini yitirmiştir. Bugün hiçbir ülke IMF, Dünya Bankası ve NATO’ya güvenmemektedir. IMF ile bizim dışımızda alışveriş yapan hemen hiçbir ülke kalmadı. NATO, Amerika’nın gidişine bir dur diyemediği, işgallerine bir set çekemediği için tamamen deşifre oldu. Amerika bugün kâğıtlarını uluslar arası piyasalarda satamaz duruma geldi. Dolar ile alışverişlere son verileceği söylentileri dahi çabucak yankılanıyor olması bu gerçeği net olarak ortaya koymaya yetiyor. Bu da demektir ki Amerika artık sağlam bir yatırım olmaktan çıkmıştır.

Şangay altılısı zaten dolar yerine başka bir para birimi kullanmak için girişimlere başladı. Petrol fiyatlarının da artık dolara endekslenmesinden rahatsızlık başladı ve böylece Amerika bugüne kadar sürekli genleşen yapısı artık bir daralma ve çökme sürecine girdi.

Bu durumda Amerika’nın yapabileceği tek şey savaşmak! Evet, artık kağıtları ve parası bir değer kazandırmadığından dolayı ekonomisini kurtarmak ve genleşmesini sürdürebilmek için savaş çıkarmak ve petrol fiyatlarının artmasını sağlayarak likidite bolluğu yaratması gerekiyor. Bu likidite ülkeler arasında dolaştıkça ve ülkelerin sıkıntılı süreçleri aşılırsa Amerika en azından 10 – 15 yıllık bir zaman dilimi için kendini kurtarabilmeyi başarabilir.

Bunun için BOP projesi geliştirildi zaten (RTE’nin de BOP’un Eşbaşkanı olduğunu yine anımsatalım). Tahminlerim doğru çıkarsa İran için yakında bir tehlike söz konusu. Uzun zamandır topun ağzında tutulan İran bir saldırıya maruz kalabilir. Burada dünyanın takınacağı tavır belirleyici olacaktır. Örneğin Amerika’nın kâğıtlarının büyük bir bölümüne sahip olan Çin’e rağmen bir savaş çıkarabileceğini sanmıyorum. Zira Çin bu kâğıtları piyasa sürerse aynı gün içinde Amerikan ekonomisi burnunun üstüne çakılıverir ve dolar bir anda tuvalet kâğıdı pozisyonuna gelir. Tabi Çin kendi yatırımını baltalamak istemez, fakat çok güçlü bir Amerika görmek isteyeceğini de sanmıyorum. Bu yüzden kâğıtları elden çıkartana kadar dengeli bir politika izleyecektir düşüncesindeyim.

Bu gelişmeler ışığında küresel sermayenin başka yerlere kayacağını düşünüyorum. Yiğit Bulut’ta bu düşüncede olsa gerek ki İstanbul’un bu konuda merkez olacağını öne sürdü. Peki, bu gerçekten iyi bir şey mi?

Eğer bu ülke sınırlarında milli varlıklarımız küresel sermayeler tarafından iç edilmiş ise, kendi sanayicinize, esnafınıza, bakkalınıza, tarımınıza, topraklarınıza sahip çıkamıyorsanız bu kesinlikle iyi bir şey değil! Liberalizm’in kriz övücülüğü yaptığını ve sermayenin el değiştirmesi için bir fırsat gördüğünü daha önce de söylemiştim. Bu gelişmeler ışığında da Türkiye’de yaşanan her kriz milli kazanımlarımızı küresel sermayenin ele geçirmesine neden oldu. Ardından bolluk sürecine girdi ve yine kriz çıktı ve yine başka kazanımlarımız küresel sermayenin eline geçti ve bugün geldiğimiz noktada artık elimizde bir şey kalmadı.

Bu durumda küresel sermayenin Türkiye’de üs oluşturması belki likiditenin ülke içinde dönmesini sağlayarak para babalarının daha fazla para kazanmasına yarayabilir, borsa yükselir, hisseler değerlenir ama bu değerlenen varlıkların hiçbirisi asil Türk milletine ait olmadığı için kazanan hiçbir zaman Türk milleti olmayacaktır! Belki en fazla asgari ücret 800 TL civarına yükselir ama bu köle olacağımız ya da daha doğru bir tabirle köleleştiğimiz gerçeğini değiştirmez, aksine daha da perçinler. Karnınız tok olabilir ama hiçbir varlığınız olmaz. Ta ki küresel sermaye sizin posanızı çıkarana kadar. Ardından da Afrika ülkeleri gibi sizi bir kenara fırlatıp yeni bir sömürge kaynağı bulana kadar!

Peki, bu gerçekleri eski muhalif Bulut göremiyor mu? Bence görüyor ama dolar tipi genleşmeden nemalanıyor olacak ki bu gerçekleri gizleyip Türk milletine hayal satmaya çalışıyor! Bu millet sanıyorum tarihinin en zor sınavını vermek üzere. Ya devletini ve bağımsızlığını ele alacak ya da tam sömürge olup Somali’de açlıktan ölen çocuklara bakarak kendisi de o hale gelecek.

Bu açık intiharı umarım Türk milleti yapmaz. Bugün birkaç kuruş daha fazla kazanmak için namusunu, şerefini ve milliyetini ayaklar altına alan zavallıların sözlerine bakarak sakın ola kanmayın. Bu ülkede etnik özürlülere hiçbir şey olmaz. Olan yine her zamanki gibi bize olur. Lütfen iş işten geçmeden artık uyanın!

Ulu Kök Tengri Türk’ünü Korusun!
8 Ekim 2009
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.172 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.026s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.