Cari Açık
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Ekim 2019, 20:30:14


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Cari Açık  (Okunma Sayısı 1511 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kam - Şaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« : 16 Mayıs 2011, 16:19:05 »

Bugünlerde sıkça duyduğumuz cari açık konusuna değinmek istiyorum. Öncelikle milletimizin anlayacağı dilde konuşursak cari açık ihracat ve ithalat arasındaki dengesizliğin matematiksel boyutudur! Bir ülkede cari açık yüksek ise o devletin ekonomik anlamda bağımsız olduğunu düşünmek mümkün değildir, zira cari açık dış yatırımcı şirketler aracılığı ile finanse edilir. Tabi bunu kara kaşınız, kara gözünüz için yapmazlar, sizin içinde bulunduğunuz bu zor durumdan kurtarmak için gözükse de aslında sizin ülkenize yatırım yapmak için istedikleri bir siyasi ve sosyal ortamı yaratırlar ki biz buna dış müdahale diyoruz.

Dış müdahale ne demektir? Konuyu açacak olursak dış müdahale yabancı şirketlerin size yaptırım gücünü elinde tutarak modern bir kölelik ortamı yaratmasıdır. Nasıl mı köle oluruz? Şöyle arz edeyim;

Öncelikle bu yatırımcıların hoşuna gitmeyen siyasal ve ekonomik atılımlarda bulunamazsınız, çünkü cari açığınız finanse edilmezse ciddi bir krize girersiniz ki bunu iyi bir koz olarak ellerinde tutarlar. Bu kozu kullanarak kendilerine rakip olacak yerli sanayicileri öldürürler, böylece doğal olarak ihtiyaçlarınızı dışarıdan karşılama yoluna gidersiniz ve ithalatınız artarken ihracatınız sürekli düşer ve cari açığınız düzenli olarak artar ve bu da daha fazla borç, daha az alım gücü ve karın tokluğuna çalışan köleler yaratır!

Yeni dünya düzeninin yöneticileri ülkelerin liderleri değil, o liderleri seçtiren ve yöneten şirketlerdir ki biz buna şirketokrasi yönetimi diyoruz! Bir şirket her zaman kâr maksatlı çalışır ve sizin milli, manevi değerlerinizin, sosyal yaşantınızın ve statünüzün önemini hiç gözetmez ve size mekanik bir robot gözü ile bakar. Siz şirkete ne kadar para kazandıracaksınız, ne kadar kâr ettireceksiniz? İşte tüm mesele ve bakış açıları bundan ibarettir.

Eğer modern bir köle olmak istemezseniz Küba gibi bir ülke olursunuz ama en azından özgür olursunuz, aksi halde sizi yeterince tükettiği ve kaynaklarınızı sömürdüğü takdirde varacağınız son nokta Afrika ülkelerindeki gibi açlıktan ölen çocuklarınız olacaktır!

Ekonomistler birer ilüzyonisttir, insanların alamayacağı veriler ile konuşarak onları işin doğru gittiğine inandırmaktan başka hiçbir şeyi amaçlamazlar. Bunların etiketleri ne kadar kabarıksa yalan söyleme oranları o kadar fazladır Gülümseme Acı ama gerçek bu dur!

Ekonomik olarak bağımsız olmayan bir ülke özgür olamaz ve aleyhinize işleyen bir süreç devam eder, bu sizin tamamen yok oluşunuza kadar sürüp gider. Bundan sonra millet olmak, sosyal bir varlık olmak gibi bir şansınız yoktur, size birey olduğunuz fikri sürekli aşılandığı için “her koyun kendi bacağından asılır” felsefesi ile yürümeye başlarsınız ve bugüne kadar milletimizi ayakta tutan sosyal dayanışma ve yardımlaşma gibi erdemleri unutuverisiniz! Böylece bireylere ayrılmış bir toplumun sosyal birlikteliği mümkün olmayacağı ve size başarılı bir statü kazandırması için şirketokrasi daha fazla faydalı olmak adına tüm hayatınızı bu uğurda vakf eder ve nihayetinde önce ailenizi sonra tüm milli benliğinizi yitirerek acımasız bir yok edici haline gelirsiniz!

Bundan sonraki aşama artık aile bağları koptuğu için şirketlerin daha sıkı yaptırımlarına karşı koymak mümkün olmayacağından ve etrafınızdaki tüm insanlar potansiyel rakibiniz olduğundan kimseye güvenmez, bir birlik oluşturamazsınız ve bu bencilliğinizin sonucunda yok oluşunuzu hazırlarsınız! Artık yırtıcı bir hayvandan bile daha tehlikelisinizdir.

Bu durum insan doğasına aykırıdır, çünkü insan sosyal bir varlıktır! Böyle bir varlığın sosyalitesinden kopması derin yaralar açar ki bunların iyileştirilmesi ve tekrar eski haline gelmesi mümkün olmaz. Bu sebeple hızla sürüklenmekte olduğunuz noktadan memnun musunuz yoksa daha yaşanabilir bir hayat mı tercih ediyorsunuz? Bunun kararını vermelisiniz.

Ben her şeyden önce bağımsız olmayı ve insanın sosyal statüsünün koruması ve aile bağlarını ayakta tutması gerektiğine inanıyorum. Aksi halde bizi insan yapan tüm nitelikleri yitiririz. Bu da gelecek nesillerin daha fazla acılar çekmesi demektir. Bu sebeple daha fazla üretmeli, kendimizi ekonomik olarak bağımsız hale getirmeliyiz. Kurtuluşumuzun ve refaha erişmemizin yegane yolu budur!

27 Ocak 2011
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 16 Mayıs 2011, 16:33:50 »

80 yılda kazandığımız, kar getiren tüm kuruluşlarımız yandaşlara ve yabancılara haraç mezat satıldı. Bugün, bizim diyebileceğimiz elimizde hiç bir şey kalmadı.Kendi ekonomimizi yaratmak, üretimimizi yabancıların elinden almak, satılan stratejik kurumlarımızı(telekom, bankalar, tüpraş gibi) tekrar milli hale getirmek bugünkü siyasi partilere baktığımızda zor gibi görünüyor. Tanrı sonumuzu hayıretsin.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.093 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.03s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.