BAŞAĞANIN BİR GÜNÜ (Bir perdelik tiyatro)
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 01 Haziran 2020, 22:27:37


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: BAŞAĞANIN BİR GÜNÜ (Bir perdelik tiyatro)  (Okunma Sayısı 1511 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DAĞLICA KURDU
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 502



« : 13 Şubat 2010, 00:41:39 »

-alintidir-

Başağa...
 
Bir perdelik oyun..
 
İlhan ESEN

 
 
Değerli dostlar.
Garip bir ülkemiz var..İlim adına bir meyve verememiş ilim adamlarımız, değerlerimize küfrettiçe büyüyen yazarlarımız, içinden çıktıkları millete düşman aydınlarımız, tüm sermayesi çıplaklığı olan ve pek tutulan sanatçılarımız her yerde boy gösteriyorlar..
 
İsteyenin istediği zaman istediği mesleğin uzmanı olduğu bu düzende, ben de kendi kendime sordum.:
 
-         Sen niye tiyatro yazarı olmuyorsun?
 
Soru gayet haklıydı.
 
Hemen kalemi kağıdı elime aldım. Bir perdelik ilk eserimi tam yirmi dakika emek vererek, büyük gayret sarfederek ortaya çıkardım.
 
Türk edebiyatının gözü aydın.
 
Bu eserimi bizim köyün çobanlarına ithaf ediyorum..
 
Tüm okuyucularımında su katılmamış değerli birer tiyatro eleştirmeni olduklarının şuurundayım, ol sebepten naşı, paha biçilmez eleştiri ve yorumlarınızı da  bekliyorum..
 
 
* * * * *
 
 
BAŞAĞANIN BİR GÜNÜ
 
(Bir perdelik tiyatro)
 
 
Sahne: Başağanın masası, koltuklar, misafir masası, özel kalem müdürü Şakir ve başağa Mazlum bey.
 
Başağa sinirli sinirli sorar:
 
-Şakir kim bu dışarda bekleyenler?
 
-         Efendim dört tane vatandaş, koyduğumuz tüm engelleri aşmışlar, ellerinde önemli arkadaşlarınızın kartları var. Maalesef buraya kadar gelmişler, engelleyemedik. Sizinle mutlaka görüşmek istiyorlar.
 
-         Tamam tamam. Bunlar basit iş korkma hallederiz. Sen gavurlardan haber ver, ne yaptın görüşebildin mi..
 
-         Görüştüm efendim. Size biraz kırgınlarmış… Konuşurken bazan ölçüyü kaçırıyor beyefendi diyorlar. Onlarda sıkıntıya giriyorlarmış. Biraz dikkatli olmanızı rica ettiler.
 
- Ulan demedin mi iç politikaya yönelik, sizinle ilgisi yok, size karşı mümkün değil falan diye.
 
-  Dedim efendim, bir saat dil döktüm, ama yumuşamıyorlar.. Hatta kusura bakmayın ama, kibarca tehdit ettiler.
 
- Nasıl yani?
 
- Desteğimizi çekebiliriz diyorlar.
 
- Ulan bu adiler kendileri demedi mi arada bir bize çat diye?
 
- Söyledim efendim, ama ölçüyü kaçırdığınızı iddia ediyorlar..
 
-         Tamam tamam. Suç bizde ki onlara seni gönderdik, adam zannettik..Tüh keşke Bekir Bozyağcıyı gönderseydim.. Ulan Bekire bakında biraz insanlık öğrenin.. Adam beni, benim bile aklıma gelmeyecek şekilde savunuyor.. Bazan bu hatamı nasıl düzelteceğim diye kıvranırken, televizyona bir bakıyorum. Bizim Bekir benim hatayı kahramanlık yapmış. Ben bile inanıyorum.
 
-         Efendim bizde elimizden geleni yapıyoruz.
 
-         Sus be , siz Bekirin tırnağı bile olamazsınız. Neyse gönder bakalım dışardakilerin birini içeriye, şurayada sırayla isimlerini, neci olduklarını yaz, saşırmayalım.
 
-         Emredersiniz efendim
 
Sakir dışarıya çıkar, biraz sonrada oldukça iyi giyimli ama yinede köylü olduğunu belli eden orta yaşlı biri girer içeriye, hemen başağanın eline yapışır.
 
-Aman muhtar estağfurullah, biz size hizmet için buradayız. Buyur otur. İnan şu anda seninle birer çay içip dertleşmek için yanıp tutuşuyorum, ama bilirsin bize dur durak yok, hemen kaçmak zorundayım. Söyle bakalım sana nasıl yardımcı olabilirim?
 
-         Efendim bizim oraların köylüleri adına geldim. Perişan olduk. Hayvancılık iyice öldü, tarımdan harcadığımızı çıkaramıyoruz, borç gırtlağa dayandı. Acil yardım bekliyoruz.
 
-         Otur muhtar otur. İçimi parçaladın.Zaten gece gündüz aklımdasınız.. Ama beni bana bırakmıyorki imansızlar. Bırakmıyorlar köylüme yardım edeyim.
 
-         Kimler efendim?
 
-         Kimler yokki. Herkes benim karşımda. Müslüman bir başağayı bir türlü hazmedemediler. Benim çektiğim neyse, sizlere feda olsun.. Ama hanımımı da üzüyorlar, işte onun gözyaşlarına dayanamıyorum..
 
-         Allahtan bulsunlar efendim.
 
Mazlum bey iç çeker, gözyaşlarını siler gibi yapar.
 
-Yıllar önce başında başörtü var diye hastane kapısından geri çevirmişler.Çok zoruna gitti, o gündenberi yüzü gülmedi, o gülmeyince  benimde içim parçalanıyor. Ama siz üzülmeyesiniz diye çıkıp bu güne kadar anlatamadım bunu.
 
Muhtar ağlamaya başlar:
 
-         Vah beyim vah. Size neler etmişler, hangi çilelerin içindeymişsiniz de haberimiz yokmuş. Bende kalkmış tarladan, inekten bahsediyorum. Siz bunca zulüme katlandıktan sonra bizimki devede kulak, affet beyim bilemedim, bilemedim
 
-         Senin suçun değil muhtar, nereden bilecektinki?
 
-         Bana müsaade beyim, içim rahat rahat köye dönüyorum. Bizim için ne çileler çektiğinizi bir anlatayım da utansın sizi inek, tarla meseleleri için rahatsız edenler..
 
-         Güle güle muhtar, biz kardeşiz, her zaman beklerim.
 
Muhtar çıkar, hemen ardından Şakir içeri girer.
 
-         Nasıl geçti efendim, muhtar çok duygulu çıktı dışarıya.
 
-         Şakir bunlar ufak mesele, sen hemen il başkanımızın birini al içeri,bize içecek birşeyler gönder, bekleyenlerin hepsi bitene kadarda içeriye girme.
 
-         Emredersiniz efendim, içeceklerde hazır zaten.
 
Şakir çıkar, içeriye iriyarı, palabıyıklı, yaşlıca biri girer. Onunla beraber giren görevli çayları bıraktıktan sonra dışarı çıkar.
 
-         Başkan hoşgeldin, sefalar getirdin. Ne var ne yok, özlettin kendini yahu.
 
-         Hoşgördük sayın başağam. Çok şükür iyiyiz, sağlığınıza duacıyız.
 
-         Ben de sizlere duacıyım. Söyle bakalım senin için ne yapabilirim.
 
-         Efendim ben size hemşehrilerimizin selamlarını getirdim..Bir de akıl almaya geldim. Bizim oralara giren çıkan belli değil. Hele gavur takımı hiç eksik olmuyor..Gençleri kışkırtıyorlar, sokaklarda olay çıkarın diyorlar, ne yapalım, nasıl davranalım..
 
-         Yahu başkan, benimde baba tarafımda kürtlük var, yani bende kürt sayılırım.
 
-         Allah Allah doğrumu bu?
 
-         Tabi doğru ya.
 
-         Af buyurun başağam, ama bu gürcülük meselesi ne?
 
-         Karıştırma şimdi orayı. Ben sana ne diyorsam onu dinle..Gençlerde sokaklara insinler, biraz ortalığı karıştırsınlar, engel olmayın, hatta belli etmeden destek verinki işimiz kolaylaşsın.. Yabancıları da kafana takma, bizim dostlarımız, haberimiz var.
 
-         Büyük adamsın vessselam muhterem başağam. Maşallah uçan sinekten, dağdaki inekten haberin var.İçim rahatladı. Bana müsaade.
 
-         Selametle başkan, kucak dolusu selam götür.
 
-         Başım gözüm üstüne..
 
Başkan çıkar, biraz sonra başka bir il başkanı içeriye girer, çay kahve içilir.
 
-         Eee tekrar tekrar hoşgeldin, vay dadaşım benim, özlemişim yahu.
 
-         Hoşgördük efendim, sizi gördük vallah gençleştik hani.
 
-         Bende öyle, bende öyle. Söyle bakalım ne var ne yok sizin oralarda?
 
-         Aman efendim, durum hiç iyi değil, millet bu açılım meselesinden iyice rahatsız, bizim partinin adamları bizi tehdit etmeye başladı, ne yapacağımızı şaşırdık.Memleketi bölüyorsunuz, Türklük sanki suç oldu diyorlar..
 
-         Yahu başkan, bu nasıl söz. Benim gibi Türklüğe baş koymuş, vatana kendini kurban adamış,ay yıldızlı mübarek bayrağımızı her görüşünde yüreği titreyen bir milliyetçiye bunlar söylenir mi. Git o densizlere söyle, gerekirse Başağanız canını verir ama bu vatanın kılına halel getirmez..Kurban olam ayına yıldızına.
 
Son cümleleri söylerken sesi titrer, gözlerini siler gibi yapar. Bunu gören başkan dayanamaz hüngür hüngür ağlamaya, başağanın elini öpmeye başlar..
 
- Affet beyim affet, bir densizlik yaptık. Size bu iftiraları atanları Allah kahretsin. Ben şimdi gider onlara hadlerini bildiririm..
 
-         Güle güle dadaşım, yolun açık kılıcın keskin olsun.
 
Dadaş çıkar, biraz sonra Şakir girer.
 
-         Yahu Şakir, gönder şu son belayı da artık biraz dinleneyim, çok yoruldum bugün.
 
-         Şey efendim göndermesine göndereyimde, son misafir biraz değişik.
 
-         Nasıl yani?
 
-         Efendim Fettah Ürek var ya
 
-         Eeee
 
-         İşte o
 
-         Yok deve, ne istiyor lan bu.
 
-         Valla ağzından laf alamadım, illede sizinle konusacakmış
 
-         Allah, Allah gönder bakalım. Ama çıkınca ne yap yap, arka taraftan bir şoförle gönder, pek göze çarpmasın.
 
Sakir çıkar ,biraz sonra kırıtarak Fettah girer. Mazlum bey ayağa kalkarak aziz misafirini karşılar.
 
-         Oooo kimler gelmiş, kimler gelmiş
 
-         Ayol çok zor oldu ama ben geldim. Çok şükür başardım. Ayy şu boya, şu bosa şu fotojenikliğe bak, maşşşallah, tü tü
 
-         Buyrun oturun
 
-         Buyrun diyen diline kurban olim.
 
-         Estağfurullah Fettahçığım, nasıl yardımcı olabilirim.
 
-         Bizim hötöröflerle sohbet ediyorduk, sizin konunuz geçti. Zilliler size iftira attılar, o bizim halimizden derdimizden anlamaz dediler. Ben de sizinle konusacağımı ve mutlaka bizim dertlerimize bir çare bulacağınızı söyledim.
 
-         Yahu nasıl anlamam sizin derdinizi, ben de sizden sayılı…… aman dilim sürçtü, yani sıkıntılarınızın farkındayım demek istedim.
 
-         Ayy diline kurban olim senin.. Söyle bakalım başağam nolcek bizim hötöröflerin hali. Ne zaman göğsümüzü gere gere sokaklarda el ele dolaşabileceğiz. Avrupada bizim gibilerin evlenmeleri serbest. Kurban olim bir açılımda bize yap, bizede bu imkanları sağla.
 
-         Aman Fettahçığım ne demek, başım gözüm üstüne. Sizde bu memleketin evlatlarısınız, demokrasi sizin de hakkınız. Ama bana biraz müsaade verin. Ortalığa çıkarmayın bunu. Toplumu biliyorsunuz, biraz alıştıralım söz, en kısa zamanda gündeme alırız.
 
-         Tamam nonoşum, senin ağzından çıkan söz bize yeter, bekleyeceğiz. Ben gidip müjdeyi vereyim, hadi bana müsaade.
 
-         Güle güle
 
-         Fettah çıkar, biraz sonra yine Şakir girer.
 
Tamam efendim, arka kapıdan gönderdim..
 
-         Sağolasın Şakir.. Bende kaçayım. Sen unutma, yarın bizim Bekiri bana gönder de gavurlarla işi halledelim.
 
-         Emredersin efendim..
 
 
İkiside çıkar, perde yavaş yavaş kapanır….
 
İlhan Esen
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

KURT   OTAĞI  ÇAKAL   GİREMEZ
Boran
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 13 Şubat 2010, 00:52:14 »

Paylaşım için teşekkürler. Emeğinize sağlık.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.057 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.