Altın bulunmuş...
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 27 Eylül 2020, 10:41:10


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Altın bulunmuş...  (Okunma Sayısı 1656 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Köptü Körgen
Köptü Körgen
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.403



« : 22 Ağustos 2011, 13:13:15 »

Siyanürlü altın çıkarıldığı için sivil toplum kuruluşlarının yıllardır hedefi haline gelen Kanadalı Eldorado’ya ait Uşak Kışladağ madeninde dev bir altın rezervi bulundu.

Vatan gazetesinin haberine göre, Eldorado, değeri 19 milyar dolara yaklaşan rezerv için madeni iki kat büyütme kararı aldı.

Tepeden bakıldığında dev bir meteorun açtığı bir görüntü zannedebilirsiniz ama burası tam 157 kilometrekarelik alana kurulu Türkiye’nin en büyük altın madeni.

Uşak’ın Kışladağ bölgesinde yer alan maden, hizmete girdiği 2006 yılından bu yana Türkiye’de çevreyle ilgili hemen hemen tüm sivil toplum kuruluşlarının hedefinde. Sebebi ise aynı Bergama’da tepkilere neden olan altın madeni gibi burada da siyanürle altın çıkarılması. Kışladağ’ın boyutu ise Bergama’dan 10 kat daha büyük olunca tartışması da bitmiyor. Daha önce Danıştay kararı ile kapatılan ancak çıkan izin sonrası faaliyetini sürdüren maden, şimdi daha da korkutucu bir hal alacak.

Madenin tamamına sahip olan Kanada merkezli Eldorado şirketinin internet sitesinden yaptığı duyuruya göre Kışladağ’da daha önce 5-6 milyon ons dolayında hesaplanan altın rezervinin, yapılan yeni incelemeler ve bulunan yeni damarlarla 10.2 milyon ons olduğu tespit edildi. 

Altının şu anki ons fiyatlarıyla (1850 dolar) bu, tam 19 milyar dolarlık altının yer altında çıkarılmayı beklediği anlamına geliyor. Durum böyle olunca şirket, bu dev altın rezervini çıkarmak için 2014 yılına kadar 960 milyon dolarlık yatırım yapma kararı aldı. Bu nedenle madenin alanı genişletilerek kapasitesinin iki katına çıkarılması kararlaştırıldı. Böylece yılda 12.5 milyon ton kaya işlenip siyanür kullanılarak altın elde eden şirket, yeni planlama ile 25 milyon ton kayayı işlemeyi planlıyor. Bu da kullanılacak siyanür miktarının iki katına çıkarılması demek. 

Siyanür, yer altından çıkarılan dev kaya parçalarının eritilip altının ortaya çıkarılmasında kullanılan çok zehirli bir kimyasal. Kayaların üzerine püskürtüldüğünde ortaya çıkan hidrojen siyanür havaya karışırken, kullanılmış siyanür de 1800 dönümlük alana kurulan 60 metre yükseklikteki 5 atık tepesinde biriktiriliyor. El Dorado, bu yeni proje için Çevre ve Orman Bakanlığı’na Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu başvurusu yaptı.

Ancak Kışldağ’ın şu anki haline dahi büyük muhalefet gösteren ve yıllardır şirkete karşı hukuk mücadelesi yürüten Ege Çevre ve Kültür Platformu, Türkiye Mimar Mühendis Odaları Birliği, Çevre, Jeoloji, Metalurji ve Kimya Mühendisleri Odası gibi kurumların bu yeni projeye de tavır alması bekleniyor. Madenin ömrü dolduğunda gerisinde 132 milyon tonu zehirli asit üreten, 242 milyon ton kimyasal atıkla 400 metre derinlik ve 1 kilometre çağında bir zehir göleti bırakması bekleniyor.
--------------------
Bizim kaynaklarımızı bizden iyi kullanıp Dünyanın en geniş habitatlarından birisinin bulunduğu yurdumun içine sıçsınlar. Bizim başımıza sağlam milliyetçi birisi lazım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Her 3 mayısta bozkurtlar. Kol kol inerler düze... Bu ruh yaşadıkça, elbet bir gün gelecek, bozkurtlar hükmedecek, gece ile gündüze...
Karagerey
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.857



« Yanıtla #1 : 22 Ağustos 2011, 13:37:53 »

Türkiye’de son günlerde gazetelerde okudunuz, Kaz Dağları yabancı maden şirketleri tarafından yok ediliyor. Aynen daha önce Latin Amerika'nın damarlarının kesilmesi gibi. Değerli dostlar, bugün sizlere Türkiye'nin 2001 sonrası içine düştüğü durumu ve özellikle son dönemi çok iyi anlattığını düşündüğüm bir kitaptan bahsetmek istiyorum.

Kitabın adı "Latin Amerika'nın Kesik Damarları . Peki bu kitap neden bahsediyor ve en önemlisi Kaz Dağlar'ında maden çıkarma ile alakası ne?

İsimler ve yerler farklı olmakla birlikte özünde bizden bahsediyor. Yaşadığımız "her şeyi sat" sürecine ekonomik büyüme, küreselleşme, Avrupa ile entegrasyon diyenlerin Latin Amerika'nın geçmişinden ders almak amacıyla bu kitabı mutlaka okumaları gerekli.

Bazı ülkeler kaybediyor


Değerli dostlar, kitap, "bugünlerin bizlerini" anlatan çok net bir cümle ile başlıyor: "Aptallığa oldukça benzeyen bir suskunluk içindeydik". Evet, aynen bugün Türkiye'de yaşayan her kesimden milyonların, yani bizlerin olduğu gibi.
Kitabın detaylarına gelince. Alıntıları aynen aktarıyorum:

* Uluslararası işbölümü sonucu bazı ülkeler kazanırken, bazıları da kaybediyor. Bizim bugün Latin Amerika diye adlandırılan toprağımız, kendini kaybetmeye adamış durumda. Rönesans Avrupalılarının, dişlerini boğazımıza geçirmek üzere okyanusa atladıkları uzak çağlardan beri bu böyle. Fetih ganimetleri, altınla örülü vadiler, gümüşle kaplı dağlar karşısında hayal gücünün şaşkınlığa düştüğü o eski yerler değil artık buraları. Ama bölge hizmetçi konumunu koruyor. Yabancı gereksinimlerin hizmetinde olmaya, dışarısı için tükenmez petrol ve demir, bakır ve et, meyve ve kahve, hammadde ve zahire kaynağı olmaya devam ediyor. Zengin ülkeler bütün bunları tüketirken, Latin Amerika'nın bütün bunları tüketirken kazandığından daha fazla kazanıyorlar (bu cümleye lütfen dikkat!).

Sermayenin egemenliği



* Latin Amerika'nın yabancı sermaye gruplarına tanıdığı imtiyazları mutlaka duymuşsunuzdur. Ama ABD'nin başka ülkelere tanıdığı imtiyazları asla duymazsınız. Başkan Wilson şöyle diyordu: Bir ülke oraya yerleşen sermayenin kesin egemenliği altına girer.

* Kesik damarların kıtasıdır Latin Amerika. Keşfedildiği günden beri burada her şey, önce Avrupa daha sonra da Kuzey Amerika sermayesine dönüşmüş ve o uzaktaki iktidar merkezlerinde öylece birikmiştir. Her şey, bütün her şey: Toprak ve tüm ürünleri, zengin madenler ile dolu yeraltı, insanlar, insanlarımızın tüketim ve üretim güçleri, tüm doğal ve insani kaynaklar.

* Sistem, yabancı patronlar bakımından ve tabii ruhunu Faust'un yüzünü kızartacak kadar düşük bir fiyata şeytana satmış olan yerli komisyoncular tarafından son derece akla uygun bir yapıdır. Ama onlar dışında kalan herkes açısından öylesine akıldışıdır ki, geliştikçe tüm dengesizlikleri, gerilimleri ve çelişkileri de gelişip sivrilmektedir. Bağımlı ve gecikmeli olan düzeniyle, eşitsiz toplum yapısı içinde süregiden sanayileşme, işsizliğin çözümüne yardımcı olacağı yerde daha da yaygınlaşmasına yol açmaktadır. Yoksulluk artmakta, zenginlik belli noktalara yoğunlaşmaktadır.

Damarlarımız kesiliyor



Sonuç: Kitapta Latin Amerika ülkelerinin bankacılık, petrol, tarım, madencilik gibi ana damarlarını, hatta içme suyu şebekelerini ele geçiren ailelere, şirketlere dair detaylı örnekler bulacak ve her okuduğunuz satırda "Türkiye'de de böyle oldu ve oluyor" diyeceksiniz.

Son söz: Yaşadığımız "vahşi kapitalizm-küreselleşme-AB'lileşme" süreci Türkiye'yi finansal döngü içinde, kısa vadede sıcak para girişi ile büyüyor gibi gösterse bile, detaya bakınca durum çok açık: Türkiye'nin de damarları kesiliyor. Yerine yeni damarlar bağlanıyor ama bazılarının da anlayamadığı gibi o damarlar bizim değil.

Not: Kaz Dağları'nda yürütülen maden çıkarma adı altında bölgenin doğasının bu ülkenin halkı hiçe sayılarak yok edilmesi aynen Latin Amerika’da yaşananlar ile birebir örtüşüyor. Bu teslimiyet sürecinin bir sonucu Kaz Dağları operasyonu.
(ALINTI)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.22 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.