“Darbe terörü” ile yaşatılmak!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 22:20:38


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: “Darbe terörü” ile yaşatılmak!  (Okunma Sayısı 1327 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Atsızcı Gülcan TÜRK
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 135


ATSIZCI


« : 07 Nisan 2010, 11:32:33 »

“Darbe terörü” ile yaşatılmak!



Dün Her Açıdan’ın ilk bölümünde “Türkiye’nin yaşadığı 2 terör”ü tartıştık. Bunlardan biri PKK terörü, diğeri ise aylar, yıllardır topluma yaşatılan “darbe oldu/olacak” terörüydü.
Hemen hergün isimsiz ihbar mektupları, telefon ihbarları, “kamyonda bomba” ve “Başbakan’a suikast”  diye yanlış ihbarlar veren, sonunda mail adresinin bile varolmadığı anlaşılan ‘Mehmetali’ isimli ihbarcı gibi temelsiz mailler veya telefonlarla toplum sürekli alarm halinde yaşatıldı, yaşatılıyor.
“Kurumlar arası çatışma yok” açıklamaları yapılırken ülkenin tüm bağımsız -olması gereken- kurumları medyasından yargısına, üniversitelerinden sivil toplum kuruluşlarına ağır siyasi baskılarla eziliyor. Silahlı Kuvvetler “Demokrasiye hukuka bağlıyız, varsa bir iddia işte kapımız açık” derken sanki darbe planı (iddiaları) bugün de söz konusuymuş ve TSK bunlardan “haberdar” olduğu gibi “koruyor”muş gibi devamlı hasım, rakip hatta düşman kışkırtmalarla karşı karşıya bırakılıyor.
İçinde demokrasi dışı eylemlere heveslenmiş kişi veya gruplar varsa bunları işbirliğiyle, danışarak/konuşarak araştırmak yerine neredeyse ordunun tüm üst düzey mensupları terör suçlusu ilan ediliyor ve tutuklanıyor.
Yaşını başını almış, emekli olmuş, çoğu sağlık sorunlarıyla boğuşan generaller, amiraller “hüküm giymiş mahkûmlar gibi” aylarca koğuşlara tıkılıyor, serbest bırakılıyor, fikir değiştirilip tekrar içeri alınıyor.
Bu nedenle kaç asker intihar etti, “Beni babam gibi sevdiğim komutanıma sui-kastle suçluyorlar, dayanamam” diyerek çoluğunu çocuğunu babasız bıraktı, sanki ölenler düşman askeri...
Ve halâ yetmedi, yetmiyor. Birileri “durma düşersin, geri adım atma, üstüne git, sakın pes etme” diye gaz vererek hükümetle TSK’yı hasım haline getirdi.
HUKUK SAVAŞI
Artık bırakın kurumlar arası çatışmayı, üniversite, medya, yargı ve daha birçok kurumda iç çatışmaların ne boyutta olduğu, örneğin yargıda bir savaşa dönüştüğü saklanamaz durumdadır.
Balyoz soruşturması kapsamında 1 Nisan’da İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Oktay Kuban’ın verdiği kararla tahliye edilen 11’i muvazzaf 19 TSK mensubunun hakkında savcının itirazı ile mahkeme heyeti dün tekrar yakalama kararı çıkarttı.
Peki neden? Hangi nedenle?
Dünyanın demokratik hukuk devletine sahip tüm ülkelerinde aslolan “tutuksuz yargılama” iken ve ancak “sanığın suçu işlediğinin somut delilleri varsa, kaçma veya delil karartma ihtimali bulunuyorsa, birilerini öldürme gibi suçun devamı söz konusu” ise tutuklama yapılabilecekken, bunların hangisi ile yakalama kararı çıkartılıyor?
Tahliye kararı veren hakim nerede yanlış yapmış? Madem ki iddialar gerçek gibi manşetlerden verilebiliyor, her türlü yorum serbestçe yapılabiliyor; bu soruların da cevabı halka verilmek zorundadır.
Burada tutuklama kararlarının hep Beşiktaş’ın “özel yetkili” 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nden çıkmış olması, acaba bu 19 kişi serbest bırakılırsa “diğerleri neden bu kadar zamandır tutukluydu” sorusu mu sorulurdu diye düşündürüyor insanı.
Şurası muhakkak ki Türkiye’de darbe dönemlerinde bile, 12 Mart ve 12 Eylül sonrasında bile tahliye kararlarına bu şekilde itiraz ve geri alma görülmemiştir.
Peki bugün neden böyle bir hukuk ya da hukukçular savaşı izleniyor? Bu çatışmanın arkasında yatan sebep nedir?
ONLAR NEDEN DIŞARDA?
Bu durumda doğal olarak yine aynı soru çıkıyor ortaya; asıl iddialarla ilgili dönemin Genelkurmay Başkanı Özkök ve kuvvet komutanlarının neden dokunulmazlıkları var?
Onlarla ilgili kaçma ve delil karartma ihtimali yoksa neden diğerlerinde var?
TSK’ya yöneltilmiş darbe iddialarını e-muhtırası ile tek başına bugüne taşıyan Büyükanıt’ın neden dokunulmazlığı var?
Eğer bazılarına hukuk kurallarını ihlâl etmek pahasına acımasız davranılıyorsa, bazılarına özel koruma zırhı sağlanması da daha çok dikkat çeker. Ve çekiyor da...
Ülkeyi alârm halinde yaşatıp hukuku “kurumları provoke etmek” için kullananların bu soruları da cevaplamaları gerekiyor. Tarih yazacaktır çünkü!

Ruhat MENGİ
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

.......¶¶¶¶¶¶............¶¶¶¶¶ ¶
....¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶....¶¶ T ¶¶¶¶¶¶¶
..¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶ Ü ¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶ R ¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶ K ¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶ I ¶¶¶¶¶
. ¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶ Y ¶¶¶¶¶
....¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶ E ¶¶¶¶¶
......¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶ M ¶¶¶¶¶
.......
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.043 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.008s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.