50 Milyar TL ve Türkiye'de İç Savaş --- Tevfik Bir
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Kasım 2019, 00:35:53


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: 50 Milyar TL ve Türkiye'de İç Savaş --- Tevfik Bir  (Okunma Sayısı 5105 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« : 12 Mayıs 2011, 17:28:42 »

Bu yazıda, 50 milyar TL (eski parayla 50 katrilyon) neden borsadan çıktı, bu hangi olayların habercisidir, bu bir erken uyarı verisi midir, Türkiye'de yakın zamanda neler olabilir buna bakacağız.

Petrol için, uranyum, altın, elmas gibi kıymetli madenler ve taşlar için kimi ülkelerin geçmişte soykırımla birlikte sömürgeleştirildiğini, günümüzde ise demokrasi söylemleriyle işgal edildiğini gördük. Dünya tarihi, bunun onlarca örneğiyle doludur.

Petrol, altın... Metanın adının ne olduğu önemli değildir. Sonuç paraya çıkmaktadır.

Bazı kapalı toplumlar, özellikle nüfusları itibariyle potansiyel taşıyan kapalı ekonomiye sahip toplum ve ülkeler, “küresel ekonomiye” entegre edilmek adına, “piyasa toplumu” yapılmak adına, satılacak mallara “pazar” edilmek adına saldırılara, işgallere, darbelere, kanlı yönetim değişikliklerine maruz kalmışlardır. Sonuç burada da paraya çıkmaktadır.

Paranın bu denli önemli olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Askeri darbeler, sivil görünümlü Soros darbeleri, vatan hainlerinin yetiştirilmesi ve toplumda öne çıkartılması operasyonları, medya kanalıyla toplumların istenildiği yönde şekillendirilmesi... Bunların hepsi paraya dayanan operasyonlardır. Bu düzende, kaz gelecek yerden tavuk asla esirgenmez.

Örneğin George Soros. Biz onu, “Macar Yahudisi asıllı ABD'li finans spekülatörü” olarak tanıyoruz. Bu ılımlı bir tanımdır. George Soros, gerçekten de para piyasalarında manipülatif-spekülatif hareketler yaratarak yada legal çerçeve içinde “büyük yatırımcı” sıfatıyla işlemler yaparak milyar dolarlarını katlayan bir kişidir.

George Soros'u Soros yapan, CIA bağlantılı yine sivil görünümlü Amerikan kuruluşlarıdır. Soros'u ilkin bunlar fonlamıştır. Soros'la ilgili gerçek bilgileri yazar Mustafa Yıldırım'ın ve de yazar Banu Avar'ın ve de yazar Erol Bilbilik'in kitaplarında yada gazeteci-yazar Arslan Bulut'un yazılarında bulabiliyoruz.

Soros, ABD örtülü ödeneğinden aldığı ve piyasalardan katladığı parasını, özellikle coğrafyamızda ve dünyanın dört bir yanında “sivil görünümlü” darbelere ve isyanlara harcayan bir Sistem aktörüdür (Sistem: Dünyayı yöneten derin güç. Yani, CFR, Bilderberg, Trilateral ve bunların altında yer alan irili ufaklı örgütler ve bunların yöneticisi olan her milletten gelen ancak milliyet farklılığına önem vermeyen, adeta paraya tapan, İbrani asıllı yapı). Soros'un pek çok ülke borsasında olduğu gibi, Türkiye'nin İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda da (İMKB) yatırımları mevcuttur.

Türkiye'nin Tamamını Borsada Bulabilirsiniz

Neo liberal bakış açısıyla Türkiye ve Türk ekonomisi, yükselen piyasalar içinde yer alır. Döviz kurunun (özellikle dolar) yaklaşık 9 yıldır neredeyse hiç değişmemesi nedeniyle ve diğer başka nedenlerle yabancı yatırımcıların gözde sıcak para (hedge fund) yatırım merkezlerinden birisi olmuştur İMKB.

İMKB'de hangi şirketler işlem görür? Yaklaşık 350 şirket işlem görmektedir.

Neredeyse tüm Bankalar: Garanti Bankası, İş Bankası, Akbank, Yapı Kredi, Vakıf Bank, Halkbank, Şeker Bank, Tekstilbank...

TÜSİAD üyesi büyük Holdingler: Koç Holding, Sabancı Holding, Doğan Holding, Yıldız Holding, İhlas Holding, Tekfen Holding, Alarko Holding, Transtürk Holding, Tav Havalimanları Holding...

Türkiye'nin önde gelen Sanayi Yatırımları:

a) Gıda-İçecek (Pınar, Ülker, Tat, Tukaş, Coca Cola, Şeker Piliç, Banvit vs.)

b)Dokuma-Giyim (Altınyıldız, Bossa, Derimod, Desa, İdaş, Yataş vs.)

c) Petrol-Kimya (Aygaz, Tüpraş, Petkim, Petrol Ofisi, Dyo Boya, Marshall, Pimaş-Pimapen vs.)

d) Taş-Toprak (Adana Çimento, Afyon Çimento, BatıSöke Çimento, Çimsa, Ege Seramik, İzocam, Kütahya Porselen, Nuh Çimento, Trakya Cam vs.)

e) Metal Sanayi (Ereğli, Kardemir, İzdemir vs.)

f) Metal-Makine (Alarko, Isuzu, Arçelik, Bosch, Ford, İhlas Ev Aletleri, Mutlu Akü, Otokar, Demir Döküm, Tofaş, Türk Traktör, Vestel vs.)

g) Enerji-İnşaat (Zorlu, Akenerji, Aksu, Enka vs.)

h) Toptan-Perakende (Bim, Bimeks, Boyner, Carrefour, Kiler, Migros, Sanko, Selçuk Ecza Deposu, Kipa vs.)

i) Ulaştırma-Haberleşme (THY, Çelebi, Tav, Reysaş, yakında Pegasus, Turkcell, Türk Telekom)

j) Sosyal Hizmet (Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor, AFM Sinemaları, Acıbadem Hastaneleri)

k) Tekonoloji-Askeri (Alcatel, Arena Bilgisayar, ASELSAN, Escort, İndeks, Karel, Netaş vs.)

l) Gayrimenkul yatırım ortaklıkları, Yatırım ortaklıkları, Hürriyet Gazetesi'nden Koza Davetiye'ye kadar pek çok şirket...

Bunları neden bu kadar ayrıntılı yazdım? İMKB'de işlem gören şirketler demek; günlük hayatımızın her yanında kullandığımız yada karşımıza çıkan ürünleri yada hizmetleri üreten, Türkiye'yi üreten şirketler demektir.

Bu şirketlerin her birinin yaklaşık olarak %40'ı yada bazen çok daha fazlası yada nadiren %40'dan azı, İMKB'de yani daha anlaşılır tabirle borsada halka açık olarak işlem görür.

Kabaca bir örnek verirsek, Turkcell'in %35'i halka açıktır. Yani siz 100 TL fatura ödeseniz ve bunun tamamı net kâr olsa %65'i Turkcell'in sahiplerine, %35'i ise borsadaki hisse senedi sahiplerine gider. Yada örneğin THY'nin %51'lik payı yada Garanti Bankası'nın %51'lik payı yada Bim Marketleri'nin %60'ı borsadadır.

Bu, dünyada da genel olarak böyledir (tüm Avrupa-Asya ülkelerinden tutun Botsvana, Tanzanya, Kenya, Filistin, Suudi Arabistan, Namibya'ya, Panama, Bermuda'ya kadar).

Adını duyurmuş bir patronsan, büyük bir şirketin varsa bunun bir kısmı senindir, bir kısmı da borsadadır. Şirketini borsaya açar yani belirli bir yüzdesini hisse(pay) senedi karşılığı satar, nakit para alırsın, o parayı şirketini büyütmek için yada her neyse şirketle ilgili kullanırsın. Ayrıca borsa ile dünya piyasalarına bir biçimde entegre olursun, ülkende ve piyasalarda prestij sahibi olursun.

Borsada işlem gören hisse senedini isterse Tayyip Erdoğan da alabilir, Devlet Bahçeli de alabilir, Kemal Kılıçdaroğlu da alabilir, Leyla Zana da alabilir, Osman Öcalan da alabilir, Genelkurmay Başkanı da alabilir, BDP İl Başkanı da, bu yazıyı okuyan siz de... İsterse de George Soros olarak sıfata bürüdüğümüz yabancı yatırımcılar da. Çünkü borsada parayı veren, senedi alır.

Şirketlerimiz borsada dedik, şirketlerin borsadaki payların ne kadarı Türklerin (yerli yatırımcı) elinde ne kadarı yabancıların elinde bu da önemli bir mevzudur. Yani aslında Türk sermayenin, Türk sanayinin ne kadarı gerçekten yerli ne kadarı yabancıdır, bu oran bunu gösterir. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) bu oranı günlük olarak sitesinde yayınlar. Bigpara ekonomi sitesinde de bu veriye günlük olarak ulaşılabiliyor

( Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://bigpara.ekolay.net/index.html
)

Oranlardaki Tehlikeli Değişim

AKP hükümeti dönemi genelinde ve somut olarak 2008 yılı başında İMKB'deki Yabancı payı %73'ler düzeyindeydi, İMKB o zaman 55.000 puan civarındaydı.

Herkes mutlaka bir şekilde denk gelmiştir, izlemiştir. ATO Başkanı Sinan Aygün bu oranı sürekli olarak söyler ve bunun yanlışlığından, yüksekliğinden yakınırdı. Sinan Aygün henüz Ergenekon'da yargılanmaya başlamamıştı, konuşuyordu, gerçekleri açıklıyordu o dönem!

Ardından 2008 yılı sonbaharına doğru ABD finansal krizi olarak başlayan ve tüm ülkeleri saran, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın “teğet geçti” dediği kriz çıktı.

Kasım.2008'de yabancı payı, bu krizin etkisiyle %67'ye düştü. Bu düşüş krizle birlikte devam etti ve %63'lük oranı gördük.

Ancak İMKB 100 de, 55.000 puandan 27.000 puana, değer olarak yarıya düşmüştü. Bu muazzam bir düşüştü. İMKB'nin %50'lik düşüşüne paralel olarak yabancı yatırımcının varlığının yaklaşık %10'luk bir kısmı Türkiye'den çıkmıştı. Bu haklı bir çıkıştı. İMKB'nin en çok işlem gören kağıdı Garanti Bankası hisse senedi GARAN’ın değeri bile 1.70 TL'ye inmişti.

Ardından toparlanma süreci başladı. Borsa tekrar adım adım 55.000 puana çıktı, İMKB'deki yabancı payı %67'lere çıktı. Ardından günümüze kadar geldik.

10.Kasım.2011 tarihinde İMKB 71.665 puanla tarihi rekor kırdı, GARAN 9.00 TL oldu (2 senede 5.3 katına çıktı). 03.Mayıs.2011 tarihinde İMKB 70.000 puan seviyelerindedir.

Tehlike Çanları Çalıyor!

Ancak burada bir şey ayrıştı. Bir garip durum var!

Kriz öncesi İMKB 55.000 puan, Yabancı payı %73

Krizde İMKB 27.000 puan, Yabancı payı %63

Kriz Aşılırken İMKB 55.000 puan, Yabancı payı %67

Kriz Aşıldı derken İMKB 70.000 puan, Yabancı payı %62-63

Borsanın dip yaptığı, krizin vurduğu 27.000 puanlık dönem ile bugünün 70.000 puanlık döneminde yabancı payları aynı. Halbuki aynı süreçte örneğin Garanti Bankası 1.70 TL iken, 9.00 TL'lere çıkıyor. Yani Garanti Bankası'ndaki yabancı yatırımcı parasını 5'e katlıyor. İMKB ise 2.6 katına çıkıyor.

Bunu zaman zaman görürüz, bazen borsada genel olarak bir satış havası eser, yabancı satışı olur (%1, maksimum %2 civarı düşer yabancı payı), onun paniğiyle daha şiddetli bir yerli satışı olur (ki referandum öncesi bu yaşanmıştı), fiyatlar makul düzeye çekilir ve yabancı yatırımcı aniden düşük rakamlardan tekrar senetleri toplar. Yüksekten sat, düşükten al oyunudur. Kâr amacıyla yada mal artırma amacıyla yapılır.

Ancak bu sefer böyle bir durum söz konusu değil. Yabancı yatırımcının usulca Borsa'yı terki söz konusu ancak borsa yükseliyor. 8 yıldır Türkiye'de yaklaşık olarak %70'lik oranlarda bulunan yabancı yatırımcı, neden yüksek kazanç kaynağından vazgeçiyor?

Nisan.2011 itibariyle İMKB'deki şirketlerin toplam İMKB varlığı 448.8 milyar TL ediyor. Eskiden bunun %73'ü karşılığı yabancıların elindeydi, bugün ise %63'ü. Aradaki %10'luk değer karşılığı ortalama 48.8 milyar TL, yuvarlak olarak 50 milyar TL değerindeki fon, bu yüksek ve emeksiz kâra karşın İMKB'den çıkmış, borsayı terk etmiş!

Yukarıda sıraladığım bir kısım şirket vardı, kabaca yabancılar hepsinden %10 oranında ortaklıktan ayrılmış diyebiliriz. Türk Telekom satıldığı zaman %55'i satılmıştı. Ne kadar büyük olay olmuştu. Ucuza hatta 1-2 senelik kârına karşılık satılması ve stratejik bir kurum olması tartışmaları dışında, Türkiye'nin en büyük kuruluşlarından birisinin %55'lik varlığı “yabancılara” satılmıştı. Bu AKP adına başarı, bizler açısından ise dramatik bir sonuçtu.

Halbuki İMKB'deki bu yabancı satışıyla ne Türk Telekom'u, sizin tüm şirketlerinizdeki yabancı payının %10’u yurtdışına kaçmış oluyor. Bu iyidir kötüdür ayrı mesele. Ancak bu kolay ve garantili piyasada (borsada), kolay ve yüksek kâr etme olanağına karşın neden bu derece para kaçar! Kaçan para ki oldukça yüksek bir miktar, 50 milyar TL.

Örneğin Suriye'de halk hareketi ile iktidarı yıkmak, bunun öncesinde sivil organizasyonu sağlamak, istihbarat ve lojistik destek sağlamak (özetle Soros'çuluk) yüz milyon doları geçmeyecek tutarda bir operasyondur. Soros, bir milyar USD ile 10'a yakın ülkede organizasyon kurabiliyor, buralarda renkli devrimler yaparak ülkeleri ABD'ye bağlayabiliyor. Yani İMKB'nin kolay para kazandırma ortamında 50 milyar TL'yi usulca borsadan çekmek, Türkiye'den çekmek ne demektir?

Önümüzde seçimler var ve fakat bir belirsizlik yok. 12 Haziran seçimlerinden (her ne kadar aksini istesem de) AKP'nin tek başına iktidar olarak çıkması bekleniyor.

Yabancı yatırımcı 50 milyar TL'sini neden Türkiye'den çekmiştir? Bunun nedeni asla basit olamaz. Çünkü, savaşlar başlatan, soykırımlar yaptıran “paradan” söz ediyoruz.

Olasılıklar

1-) Türkiye'deki cari açık inanılmaz boyuttadır ve Türkiye kendi iç ekonomik ve mali sorunları nedeniyle ekonomik krize girecektir. Bu büyük olasılıkla seçimlerden sonra olacaktır. Ancak ben pek fazla bu olasılığı gerçeğe yakın görmüyorum. Çünkü uzmanlara göre, cari açık Türkiye'de borçlanabilme kapasitesiyle paralel yürümektedir, cari açık yüksektir ancak ciddi bir politika ile önlenebilir. Bu olasılık, kaçan 50 milyar TL için yalnızca bir bahane olabilir.

2-) Seçimlerden sonra, 2011 sonuna doğru, dış güçlerin yönlendirme ve istihbarat operasyonları sonucu, Türkiye iç savaşa girebilir. Hatta büyük olasılıkla sene sonuna doğru Suriye olayları inanılmaz boyutlara ulaşacak, belki Suriye, Sistem müttefikleri tarafından vurulacaktır ve aynı zamanlarda da Türkiye’de bir iç savaş çıkartılacaktır (Türk-Kürt değil, ülkenin bölünmesi isteyen toplu kalkışma hareketine giren bölücü güçler ve onları destekleyen Kürt kökenliler ile devlet-meşru müdafa yapan halk).

Burada sanki bir başlangıç yapılmak istenir gibi, bölücü kesime güven ve motivasyon sağlanmak istenir gibi, T.C. Başbakanı'nın konvoyuna saldırı yapılabilmiştir! Artık bölücü-yıkıcı-isyankar söylemler alenidir ve had safhadadır (Bknz: Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://tevfikbir.blogspot.com/2011/05/ykn-efendiler-skysa-ykn.html
)

Ayrıca AB'li bürokratların, istihbaratçıların hazırladığı “2011 Türkiye İç Savaşı” senaryoları, yıllar öncesinden ortaya çıkmıştı (2005 yılında).

3-) Suriye'deki olaylar beklemediğimiz boyutlara ulaşabilir, bunun yanı sıra İran'da da önlemez olaylar çıkabilir ve sınırımızda, belki de bizi de içine alacak bir biçimde karışıklık, savaş çıkabilir.

4-) Teamüllere göre Genelkurmay Başkanı olacak bir orgeneral sırasıyla Genelkurmay 2. Başkanı, 1. Ordu Komutanı, Kara Kuvvetleri Komutanı ve Genelkurmay Başkanı olur.

Ergenekon davasında tutuklanan yazar Yalçın Küçük'ün araştırmasına göre, sivil iktidarın (başbakanın) diretmesi sonucu tarihte 3 kez, Kara Kuvvetleri Komutanı olacak kişi (haliyle 2 yıl sonrasının Genelkurmay Başkanı) teamüller dışında değişmiştir, yürütmenin istediği kişi komutan yapılmıştır.

Bunlardan birincisi Org. Cemal Gürsel'dir ve 1960 darbesini yapmıştır. İkincisi Org. Kenan Evren'dir ve 1980 darbesini yapmıştır. Üçüncüsü ise 2012'de Genelkurmay Başkanı olacak Org. Erdal Ceylanoğlu'dur.

Ayrıca Demokrat Parti, 1950-1960 yılları arasında tam 10 yıl tek başına iktidar kalmış, 10. yılında darbeyle yıkılmıştı. AKP 2002 yılında iktidara geldi, 10. yılı 2012 yılına denk gelmektedir.

Tabi bunlar yalnızca istatistikler ve tesadüfler. Ordu, (Allah korusun) darbe yapacaksa herhalde, istatistik tutsun diye hem Erdal Ceylanoğlu'nu hem de 10. yıl olsun diye 2012 yılını bekleyecek hali yok. Bu Marduk gezegeni gibi 21.Aralık.2012 meselesi gibi oldu biraz. Yalnızca paylaşmak istedim. Ancak bizim bilmediğimiz belki AKP'nin ve elbet ABD'nin bildiği bir darbe riski olabilir. Allah korusun. Sistem sorunları, siyasetle ve halkın onayıyla çözülsün.

Ben ikinci ve üçüncü olasılıkları, gerçeğe daha yakın olasılıklar olarak görüyorum.

* * *

Sonuçta ilginç biçimde kaçan 50 milyar TL (33 milyar USD) ve %10'luk pay var. Borsadan yabancı çıkışı var.

Yabancılar bir riski-tehlikeyi gördüler ve Türkiye piyasasından kaçıyorlar. Bunun nedeninin Türkiye için olumlu sonuç çıkarmayacağı açık. Çünkü kimse durduk yere, kolay para kazanma mekanından ayrılmaz. 50 milyar TL'lik bir soru bu. Sorunun yanıtını ise yaşayarak göreceğiz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #1 : 12 Mayıs 2011, 17:33:25 »

LÜTFEN ŞU YAZIYI ÜŞENMEDEN OKUYUN.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #2 : 12 Mayıs 2011, 22:48:22 »

Güncelleme.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Türkçü Kasırga
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.018


IRKÇI


« Yanıtla #3 : 13 Mayıs 2011, 00:58:38 »

"...Sonuçta ilginç biçimde kaçan 50 milyar TL (33 milyar USD) ve %10'luk pay var. Borsadan yabancı çıkışı var.

Yabancılar bir riski-tehlikeyi gördüler ve Türkiye piyasasından kaçıyorlar. Bunun nedeninin Türkiye için olumlu sonuç çıkarmayacağı açık. Çünkü kimse durduk yere, kolay para kazanma mekanından ayrılmaz. 50 milyar TL'lik bir soru bu. Sorunun yanıtını ise yaşayarak göreceğiz..."


Demek biryerlerden ciddi uyari almis olmalilar ki 50 Milyar dolar gibi büyük parayi Türkiye´den cikartmislar.

Zaten tüm senaryolar 2012 yilina uyarlanmis sekilde..Kuzey Afrika ülkeleri, Ortadogu, Iran derken nihai hedefleri 2012´de Türkiye olacaktir, bunu secimlerden sonra Türk´ün olmadigi anayasa degisikligi ile, kürtlere verilecek özerklik ile baslatacaklar...Ardindan ermeni talepleri, yunan talepleri derken Türkiye´yi ic savas ortamina sürükleyecekler bu artik gizli sakli olan birsey degildir...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kam - Şaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« Yanıtla #4 : 13 Mayıs 2011, 10:35:25 »

Bunu yazan arkadaşın dünyadan pek haberi yok sanırım. Öncelikle doların ciddi bir yatırım olmaktan çıkması ve Amerika’nın tahvillerini satamamasından dolayı sıkıntılar çektiği ve Obama hükümetinin de bu sıkıntıları aşmak için para bastırma yoluna gittiğini biliyoruz. Dünya artık herhangi bir paranın kuvvetinden söz etmek mümkün değildir, gelecek yıllar paranın yok olduğu yeni bir düzeni doğuracaktır. Burada artık eldeki yatırım araçları değişti, artık toprak ve topraktan çıkan madenlere yatırım yapılmaya başlandı.

Piyasayı takip edenlerin bileceği üzere Türk Lirası, Dolar, Euro vb… para birimleri net bir kâr aracı olmaktan çıkmıştır. Oysaki Altın, Gümüş, Platin vb... madenler oldukça değer kazanmıştır. Örneğin bugün altın 1.500 – 1.600 dolar aralığındadır ve benim tahminim 2012 başlarında 2.000, birkaç sene içinde de 4.000 doları kolayca görecektir.

Bahsedilen kaçışa rağmen neden ülke patlamıyor? Burada ekonomik göstergeler çok farklı işler ve insanlar sanal değerlerden reel değerlere geçmektedirler ve bu geçiş milletimizde dahil tüm dünyada anlaşılmamaktadır. Geleceğin elit sınıfı toprak ve maden sahiplerinden oluşacaktır. Böylece onlar kendilerince önemli olmayan bir para ile (ki dolar basma yetkisi FED’e verilmiştir ve ne kadar para bastığı net olarak kimse tarafından bilinmemektedir) piyasayı oyalayacak miktarlar ile ufak manipülasyonlar ve canlanmalar yaratarak insanları belli bir cazibe noktasına iterek ellerindekini satmalarını sağlamaktadırlar.

Oyun şu dur aslında, siz borsaya girersiniz, yatırım yaparsınız, zarar eder ve mülkünüzü satarsınız. Böylece borçlanır ve sisteme uymak zorunda kalırsınız ve daha rahat köleleştirilirsiniz. Siz ev alır, kredi çekersiniz. Bunun 10 yıl, 20 yıl ve hatta 30 yıla çıkardılar, neden?

Birincisi çok kârlıdır, olmayan bir rakamı size borç verirler ve kendilerine bağlarlar. Böylece siz borç yığını ile baş etmek için tüm sosyalliğinizden vazgeçer, insani ilişkilerinizi yok eder, sistem için en az 10 yıllık güvenilir köleler icat edilmiş olur. Sonra daha yeni teknolojiler, lüks yaşam vb… sizi oyalar, yeni hedefler gösterir ve onların dilediği oyuna uymanız sağlanır.

İkincisi sistem sizi bağlar ve uzun yıllar boyunca mevcut yapıya uymanız beklenir. Bunu yasalar yolu ile yaparlar ve siz kendinizi yönetmesi için seçtiğiniz ama onlar tarafından seçilen bir kişi ile elleri kolları bağlı hale gelirsiniz ve bu yasal tefecilerin insafına terk edilirsiniz!

Üçüncüsü oyunu asla anlayamazsınız. Dalıp gittiğiniz borç batağı sebebi ile üzerinizde daha fazla oyun oynanır ve istediklerini kabul ettirmek için oldukça borçlu hale gelmelisiniz ki yarın ellerinizden topraklarınız alınırken sesinizi çıkarmayasınız. Çünkü siz namuslu ve yasalara uyan vatandaşlar olarak borç namustur deyip, yasalara aykırı iş yapmaktan korkarsınız. Böylece namussuzca cebinizdekileri alanlar size namus ve erdemden bahsederek ellerinizdekini alır! İşin özü bu bir varlık değiştirme oyunudur. Size geçici mutluluk satarak elinizdeki daha fazla şeyi ve hatta en önemlisi hayatınızı alırlar.

Önümüzdeki süreci anlamak çok önemlidir. Bugün yalnız ülkemiz değil tüm ülkeler aynı tehdidin altındadır. Bugün Avrupa ülkeleri de dahil ve hatta Amerika parçalanacaktır, parçalanmak zorundadır. Çünkü düzen bunu istemektedir. Bu parçalanma nasıl olacaktır?

Öncelikle terörize hareketler bunun en önemli odak noktasıdır. Yalnızca bir terör örgütünün doğması, sağı solu bombalaması değildir terörize hareket. Terörize hareket bulunduğunuz alanda çıkan her tür huzursuzluk yaratıcı olgudur. Bu sayede baskı, sindirme, yönlendirme rahatlıkla yapıla bilinir. Örneğin bugün hiçbir Türk kürtlerin yoğun yaşadığı yerlerde oturmak istemez, çünkü ülkemizin en önemli terör kaynağıdırlar. Doğal olarak bir huzursuzluk ortamı yaratarak kendi bulundukları alanda önemli bir kaçış sağlarlar. Bu hareketler paraya dayandığı için onlara hamilik edenlerin eli ile artık topraklar el değiştirmek için uygun bir zamandır. Baron Rotschild’in dediği gibi: “bir yerde savaş varsa oradan toprak almak zamanıdır”!

Türkiye küresel sermayenin odak noktası haline gelmektedir. Gerek coğrafi konumu, gerek yeraltı ve üstü zenginlikleri sömürülmeye müsaittir ve henüz çoğu alanı bakirdir. Bu sebeple daha da zenginleşmek için ideal bir konumdadır. Bu sebeple de ülkemizde yeni yabancıların yatırımlar yapmaya gittiği, bol rezerv sokulduğu için borsadan kaçışlar kimseyi etkilememektedir. Hatta çok derin bir krizin içinde olmamıza karşın bu bir sıkıntı oluşturmamaktadır, çünkü henüz küresel sermaye bunu istememektedir.

Önümüzdeki süreç yerel komünizmden global komünizme geçiş sürecidir ve kibbutz örneğinin tüm dünyada uygulanabilir modeli geliştirilmektedir.

Yazımı daha fazla uzatmak istemiyorum çünkü kimse uzun yazıları okumaya zahmet etmiyor. O sebeple daha fazla emek harcamak anlamsız oluyor. Talep olursa yazımı devam ettirebilirim ama bir iki kişi dışında bunun olacağını pek sanmıyorum Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #5 : 13 Mayıs 2011, 11:51:04 »

Kam - Şaman kardeşim mükemmel bir yazı yazmışsın bilgilendirdiğin için çok teşekkür ederim.Yazının devamını seve seve okurum.Eline yüreğine sağlık.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kam - Şaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« Yanıtla #6 : 13 Mayıs 2011, 12:37:21 »

Şimdi devamını yazmaya başlayacağım, birazdan eklemiş olurum. Bu arada mesajını aldım ama cevap yazamıyorum, şu an için özel mesaj göndermem engellenmiş gözüküyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
Kam - Şaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« Yanıtla #7 : 13 Mayıs 2011, 13:58:29 »

Evet, son kaldığımız yerden devamla ilerliyoruz. Son olarak demiştim ki önümüzdeki süreç yerel komünizmden global komünizme geçiş sürecidir ve kibbutz örneğinin tüm dünyada uygulanabilir modeli geliştirilmektedir.

Öncelikle kibbutzlar hakkında bilgi için bizzat tarafımdan yazılmış olan wikipedia’da bulunan konuyu incelemenizi tavsiye ediyorum: Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kibbutz


Yerel komünizmden global komünizme geçiş ne demektir? İşin kilit noktası budur. Bildiği gibi yeni dünya düzeni esasında dünyanın tek bir merkezden yönetildiği bir yapı hedeflemektedir. Komünizm bu güne kadar yerel düzeyde gelişmiştir. Komünizm’in temelini atan yapılanma yani İllimünati bu hedefe ulaşmak için önce kolonizasyon hareketlerini desteklemek ve ardından kolonileri birbirine düşman halinde tutarak yıpratıcı bir savaş süreci oluşturmuştur.

Günümüzde yeni kolonize hareketler de gelişmektedir. Türkiye’de dahil birkaç ülkenin sınırları içinde kurulması hedeflenen kürdistan, İspanya’nın Bask bölgesinin kopartılması, Belçika’nın parçalanması, Yugoslavya’nın parçalanması ve daha geçmişe gidersek bir dizi örnek görebilmemiz mümkündür. Sınırları komşuları yolu ile sürekli tehdit altında bulunan bu koloniler ister istemez büyük devletlere yanaşacak ve hamilik etmesine göz yumacaktır, aksi halde varlığını sürdürmesi mümkün olmayacağından öyle veya böyle hizmet edecektir.

Böylece tüm dünya büyük bir koloni merkezi olacak ve asıl yönetim küresel sermayenin elinde olacaktır. Küresel sermaye bu bağlamda her tarafa silah satacak, ürünlerini almasını sağlayacak, doğal kaynaklarını sömürecek ve semirdikçe semirecektir. Sürekli savaş ve sıkıntılar içinde olan koloniler sonunda bir barış ortamı oluşması için tek merkezden yönetilen bir dünya modeline ki ben buna kibbutz’un çok gelişmiş modeli diyorum, evet diyecektir.

Kolonize haraketleri doğuran öncelikle alt yapılar mevcuttur. Terör bunlardan biridir ve tüm ülkelerde sosyal yapısına göre terör mevcuttur. Ülkemizde kürt terörünün yaygın metodları yalnız meydanlara çıkıp sağa sola molotof kokteyli atmak değildir, bunun yanında uyuşturucu ticareti, kadın ticareti, insan kaçakçılığı gibi birçok terörize hareketi de yürütmektedirler.

Her geri kalmış ülkenin bireyleri daha gelişmiş bir ülkeye iltica etmek, yaşamını orada sürdürmek ihtiyacı duymaktadır ki bu özellikle Hollywood yolu ile gayet başarılı sergilenmektedir. Böylece insan kaçakçılığı için mevcut potansiyel oluşmaktadır. Bunlar para verdikleri örgütler sayesinde yeni ülkelerine doğru kaçırılırlar yani kendi parası ile köle olurlar. Yabancı bir ülkeye yerleşen bu kişiler küresel sermayenin alt köle olarak kullandığı kesimdir.

Alt ve üst köle birimleri vardır. Kendini efendisine daha iyi kabul ettirmiş ve takım elbiseler içinde dolaşan üst köleler nispeten daha iyi bir yaşam şartına sahip olduğundan alt köleler her zaman üst kısımda bulunan köleye benzemeye çalışırlar ve sistemin çürümüşlüğünden ziyade çürümüş sistemde mutlu mesut yaşamaya çalışırlar.

Nihayetinde bu durumun ebediyete kadar gitmesi düşünülemeyecek olduğundan bu sistemin karşıtı da bizzat yine onlar tarafından yönetilen kişilerin eli ile yapılır. Buna Hegel diyalektiği diyoruz. Yani ortada bir tez var ise bunun anti tezi mutlak var olacaktır. Eğer sentez yapabilirsen başarılı olursun. Yani mevcut sistemde tezi de, anti tezi de ve sentezi de aynı mekanizma yapmaktadır ve sarmala insanların dahil olması, planları kabul etmesi içinde sistem insanları bir şekilde köleleştirmek zorundadır. Bir sonraki yazım sistem değişikliği ve insanların bunları nasıl kabulleneceği üzerine olacak.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
Kam - Şaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 217


Bozkurt


« Yanıtla #8 : 13 Mayıs 2011, 14:20:19 »

Bir sistem nasıl değişir? Burada altı çizilmesi gereken unsurlar var. Bu unsurları kısaca anlatmaya gayret edeceğim.

İlk aşama sistemi tartışmaya açmaktır. Bunun için sistemin temelinde bulunan kuvvetlere saldırırsınız. Bu kuvvetleri yıpratırsanız, toplumda bu kuvvetlere karşılık yeni yapılar oluşması için potansiyel oluşturursunuz!

İkinci aşamada sistemi ayakta tutan kuvvetlerin yıpranmasının ardından içerisinde size karşı bulunan güçlü kişileri yıpratmaya başlarsınız. Öyle ki kimsenin ona sahip çıkmasına olanak kalmaz, dışlanma korkusu ile arkasında duramazlar. Böylece sağlam kaleler bir bir düşer ve yerine kendi adamlarınızı koyarsınız.

Üçüncü aşamada milletin inandıklarını sarsmaya gelir. Bu inançlar çok güçlüdür ve hemen aşınmazlar, bunun için güven telkin eden kişileri medyada ön plana koyarsınız. Bunlar halkın saygı duyduğu, duyacağı kurumlardan gelir. Büyük ünvanları olan kişilerden seçilirler. Bunlar halkın inandığı değerleri dolaylı yollardan sarsmaya başlarlar, ardından süslü laflarla yeni değerler empoze etmeye çalışırlar. Yıpranmış kurumlarda da kendi adamları olduğu için bu duruma göz yumulur ve alttan alttan desteklenir, politikalar bu yönde belirlenir ve halkın kafasına acaba sorusu çivi gibi çakılır!

Dördüncü aşama acaba sorusunun altını doldurmaya yönelik operasyonlardan oluşur. Bunun için öne sürdüğünüz Truva atlarını haklı çıkarmak için bir dizi operasyonlar düzenlersiniz. O zaman halk “Bak adamlar doğru söylüyormuş” derler. Bu ortam anarşizme benzer, her yerden saldırılar ardı ardına gelir. Şuan içinde bulunduğumuz aşama budur!

Hükümet her yasayı, her değeri çiğneyerek milleti getirmek istediği noktaya anarşizm yaratarak getirir. Toplum çatışma, çalkantı ve terör ortamına itilir. Böylece korku, sinme baş gösterir. Bu süreçte sert muhalifler saf dışı bırakılır, böylece her çatlak sesin sonucunda başlarına geleceklerini bilen diğerleri susmaya zorlanır. Eğer toplum hala direniyorsa daha sert yöntemler izlenmeye başlanır ve her köşe başında herkesin birbirini öldürmeye başladığı bir sürece girilir. Her şey birbirine girdiği için kimse hükümetin hukuk dışı hareketine, sistemi yok edişine dur diyemez hale gelir!

İşte getirilmek istendiğimiz nokta budur. Yakın zamanda başlayacağını düşündüğüm iç savaş ortamına doğru koşar adım gidiyoruz. Tabi hükümetin atladığı nokta ise bundan kendilerinin de zarar göreceğidir. Kendilerine verilen görevi yerine getiren hükümet sonuçta bu değişimden nasibini alacak ve efendileri onları da yüklendiği misyonu tamamladıklarından dolayı tasfiye edecekler.

Artık bu aşamada yeni bir sistemi herkes kabullenmeye hazırdır. Hızla operasyonlar yaparsınız, yasalar yaparsınız, silahları susturursunuz ve herkes terör ve anarşiden çıktığı için yeni bir çatışma ortamına girmekten kaçınır ve uysal bir koyun gibi dediklerinize boyun eğer. Burada milletin her değerini rahatlıkla ortadan kaldırabilir, ona yeni bir kimlik verebilir, hatta olmadığı bir şeye dönüştürebilirsiniz. Sonuçta karşı kuvvet kalmadığı için zamanla herkesi mekanikleştirir ve siz yeni bir konsept biçene kadarda bu kâbusun içinde mutlu olarak yaşamasını sağlayabilirsiniz. Pek çok insan mutlukla bu kâbusa devam eder, içlerinde arada birkaç çatlak ses çıkar ama duyulmazlar, görülmezler, adeta yaşamdan soyutlanırlar. Artık zafer sizindir!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'ün yüreği çelikten kuvvetli, aklı kılıçtan kesindir. Türk orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Türk dağ gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Türk'ün bir eşi daha görülmemiştir...
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #9 : 13 Mayıs 2011, 16:03:20 »

Eline yüreğine sağlık kardeşim.Bir solukta okudum gerçekten.Sağolasın.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.377 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.273s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.