'Irkçılığa Karşı Panzehir: AB'
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 12 Kasım 2019, 02:26:28


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: 'Irkçılığa Karşı Panzehir: AB'  (Okunma Sayısı 1192 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« : 10 Mayıs 2014, 22:18:58 »

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Avrupa Parlamentosu’na yeniden aday olan Sosyal Demokrat Parti üyesi İsmail Ertuğ, DW’ye AB’nin imajını, genişleme sorunlarını ve gelecek hedeflerini değerlendirdi. Ertuğ'a göre, Türkiye ise AB değerlerinden uzaklaşıyor.

25 Mayıs'ta yapılacak Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerine Almanya'dan da, 25 partiden 1053 aday katılıyor. Almanya Federal Seçim Komisyonu'nun yaptığı açıklamada, AB'nin en büyük nüfusuna sahip olan Almanya'da 96 adayın seçileceği bildirildi. AP seçimleri için Türk kökenli siyasetçiler de farklı partilerin aday listelerinde yer alıyor. Sosyal Demokrat Parti üyesi İsmail Ertuğ da bu adaylardan biri.

1975 Amberg doğumlu İsmail Ertuğ, işletme alanında eğitim görmüş. Sosyal sigorta uzmanı olarak, Alman genel sağlık sigortasının (AOK) Bavyera merkezinde pazarlama koordinatörlüğü yapmış olan siyasetçi, 1999 yılından bu yana Sosyal Demokrat Parti (SPD) üyesi. 2009 yılında Avrupa Parlamentosu'na milletvekili seçilen Ertuğ, AP'de Ulaşım-Turizm Komisyonu ve Tarım Gelişim Komisyonu üyesi olarak çalışıyor; ayrıca Avrupa Birliği-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu ve AB-İsrail Delegasyonu’nda da görev yapıyor. Parlamento'ya ikinci kez aday olan İsmail Ertuğ, yeniden seçildiği takdirde Ulaşım ve Turizm Komisyonu'ndaki çalışmalarına devam edeceğini, ancak Tarım Komisyonu'ndaki görevini değiştirmek istediğini söylüyor:"Tarım Komisyonu yerine Çevre Komisyonu içinde çalışmak istiyorum. Çünkü vekilliğe aday olan yeni bir arkadaşımız, tarım uzmanı. Hem ona yer açmak, hem de benim asıl mesleğim olan sağlık alanında çalışabilmem için böyle bir düşünce içerisindeyim. Zira sağlık konuları da Çevre Komisyonu içinde ele alınıyor. Bu nedenle Çevre Komisyonu'na geçme niyetindeyim."

‘AB dünyanın en büyük barış projesi'

Avrupa Parlamentosu'ndaki görevlerini ve AB'nin misyonunu çok önemsediğini belirten Ertuğ, dünyada ve Avrupa'da artan ırkçılığa ve olası çatışma ortamlarına karşı en iyi panzehirin AB olduğunu ifade ediyor:"AB dünyanın en büyük barış projesidir. Çünkü Avrupa kıtası geçen yüzyılda iki tane dünya savaşı ile aşırı milliyetçiliğin, ırkçılığın neye yol açabileceğini ispat etmiş durumdadır. Savaşlarla sıfır noktasına gelen Avrupa, buradan farklı bir yöne gitmiş, beraber çalışıp, beraber yaşamanın bir formülünü bulmuştur; yani AB'yi icat etmiştir. Bu nedenle de yetmiş yıldır savaşsız, barışçıl bir kıta olarak önümüzde durmaktadır. Dolayısıyla AB, herkesin rahat, refah ve barış içinde yaşamasının güzel bir örneği ve en doğru formülüdür diye düşünüyorum."

AB'nin genişleme politikalarına da değinen İsmail Ertuğ, Birliğin geleceği için bunun önemli bir ihtiyaç olduğunu savunuyor:"Şu anda AB içinde yaşayan 505 milyon kişi, dünya nüfusu içinde yüzde on dokuz gibi bir paya sahip. Ve bu rakam AB için 2050 yılında yüzde dokuza düşecek. Bu noktada AB, eğer şu anki gücünü, durumunu devam ettirmek istiyorsa tabii ki büyük kalmak durumundadır, nüfusunu muhafaza etmek durumundadır. Bunu da genişleme olmaksızın yapamayacaktır."

Türkiye, AB için inisiyatif kullanmalı

Genişleme politikaları çerçevesinde Türkiye'nin AB üyeliğini değerlendiren Ertuğ, Türkiye'deki iç siyasetin AB değerlerinden gittikçe uzaklaştığını ileri sürüyor. SPD'li vekil ayrıca, Birlik içerisinde iktidarı elinde tutan muhafazakâr kesimin Türkiye'nin üyeliği ile ilgili muhalefetini sürdürdüğünü ve çözülmemiş olarak duran Kıbrıs sorununun müzakerelerin yürümesi önünde ciddi bir engel teşkil ettiğini kaydediyor.

"AB üyesi olan Kıbrıs, veto hakkına sahiptir. Yani karşı taraf veto hakkına sahip ise, Kıbrıs sorunu çözülmedikçe, Türkiye'nin AB'yi aşması söz konusu değildir. Bu, bizleri pek memnun etmese de, hakikat budur. Dolayısıyla Türkiye, Kıbrıs sorununda, farklı opsiyonlarla, farklı yaklaşımlarla, daha pro-aktif bir tutumla AB'yi köşeye sıkıştırmak durumundadır” diyen Ertuğ, Türkiye'nin AB için daha fazla inisiyatif kullanması gerektiğini şu sözlerle aktarıyor:”

Türkiye, istekli olan taraf benim, ben jest yapıyorum, Annan Planı'nı unutmuyorum, ama şimdilik bir kenara bırakıyorum, atılacak şu şu adımlara varım, sizinle birlikteyim dediği zaman bakış açıları birden AB'ye dönecektir ve AB, artık bir adım atmak zorunda kalacaktır."
-alıntı-
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #1 : 11 Mayıs 2014, 17:09:32 »

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


ALMANYA Türk Toplumu’nun 10’uncu olağan Genel Kurulu’nda konuşan Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier, AB ile Türkiye arasındaki müzakerelerde yargı ve temel haklar fasılları olan 23 ve 24’üncü başlıkların açılmasını istedi.

AB’nin Türkiye ile müzakereleri başlatmasının Türkiye’ye büyük şans sunduğunu kaydeden Bakan Steinmeier, şöyle dedi: “Eğer ilerlemek istiyorsak, bu şans halen mevcut. Demokrasi ve hukuk devleti üzerine elbette konuşmalıyız. Hiçbir ülke mükemmel değil. Türkiye’nin de hukuk devleti ve demokrasi konusunda önünde uzun bir yol var. Eleştirel tartışmalardan çekinmemek lazım. Twitter ve YouTube yasağı çağa uygun değil. Hukuk devleti faslının açılmasından yanayım. Bütünleşmek demek değişim demek.”
-alıntı-
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #2 : 11 Mayıs 2014, 17:16:51 »

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Diyarbakır Büşükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak,Türkiye eğer idari yapı olarak bölge yönetimi modelini tercih ederse doğal olarak kendi sembolleri olacaktır. Bu, Karadeniz için de Trakya için de böyle” dedi.

Kışanak, “Yerel yönetimlerin her zaman işinin zor olduğunun farkındaydık. İşin içine girince bunun ne kadar karmaşık ve zor bir iş olduğunu gördük” diyor.

Türkiye’nin büyükşehir bazında ilk iki kadın belediye başkanından biri olan Kışanak, bu görevi için hem milletvekilliğinden hem de Barış ve Demokrasi Partisi’nin eş genel başkanlığından vazgeçti.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin bir buçuk aylık başkanı Kışanak’la, belediye bahçesinde yerel yönetimleri, demokratik özerkliği ve “çift bayrak” iddialarını konuştuk.

Yerel yönetimler yasasındaki, büyükşehir sınırlarının il sınırı olarak kabul edilmesine ilişkin değişikliği anımsatan Kışanak, koltuğa oturduğunda karşılaştığı tabloyu, “Yeniden yapılanma ve kurumsal kapasitenin güçlenme sürecinin de içinde bulduk kendimizi. Ayrıca seçim sürecinde ortaya koyduğumuz politik iddialarımız nedeniyle de yeniden yapılanma ve kurumsal yapıyı güçlendirme sürecine ihtiyaç vardı. Çünkü biz klasik belediye hizmetlerinin dışına nasıl çıkabiliriz, toplumun genel ihtiyaçlarını karşılama konusunda neler yapabileceğimizi seçim öncesinde de çok tartışmıştık” diye anlatıyor.

Diyarbakır’da, altyapı sorunlarına ilişkin sıkıntılardan söz ediliyor. Kışanak ise merkezde “ciddi bir altyapı sorunu olmadığını” söylüyor. Kışanak, “Altyapı sorununu geçen süreçte çözdüğümüz için onlardan kalan bozuk yollar var. Bunu düzeltme zamanı şimdi. Bir de kent merkezinde yağmur suyu kanalı sorunu kaldı. Onun da çalışmaları başladı. Bir yılda bitecek. Daire başkanı arkadaşlarıma ne kazacaksanız şu bir yıl içinde kazın diyorum” diye konuşuyor.

Kışanak, bunlara ek olarak merkezde ayrıca ulaşımla ilgili de sorun olduğunu söylüyor. “Dış ilçeler ve köylerde ise inanılmaz bir altyapı sorunu var” diyor ve bunların çözümü için planlamanın da hızlı bir şekilde yapıldığını belirtiyor.

‘Pay isteme politik polemik değil’

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Kışanak, kısa bir süre önce demokratik özerklik kapsamında yeraltı zenginliklerinden belediyelere pay verilmesini istemiş, yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle ilgili süreçlerde yerel yönetimlerin de yer almasını dile getirmişti. Bu talep kısa bir süre tartışıldıktan sonra gündemden düştü. Kışanak da suskunluğa büründü.

Kışanak, suskunluğunun nedenini, “Kent bunu tartışsın istedik” diye açıklıyor. Kışanak, “Çünkü nihayetinde biz bunu tartıştığımızda politik polemik konusu haline getiriliyor. Oysa bu, politik polemik konusu değil. Bu, kentin ve başka kentlerin de ihtiyacı. Yerel yönetimlerde hem demokrasiyi güçlendireceğiz hem de görev ve sorumluluklarını artıcağız. O zaman doğal olarak kaynaklarının da artması lazım” diyor.

Bu nedenle konununun politik değil, ekonomik olduğunu özellikle vurgulayan Kışanak, yurttaşları ilgilendirdiği için de kent dinamiklerinin tartışması gerektiğini kaydediyor. Kışanak, “Bu konuda da başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Kentin yerel dinamikleri bu talebin ne kadar yerinde olduğuna dair tartışmalar yaptı. Mermercilik, tarım-hayvancılık ve belediyecilik konulu toplantılar yapılıyor. Yine demokratik özerkliğin bir kademeli özerklik şeklinde olmasını öneren, Diyarbakır da pilot illerden olsun ve bunu görelim diyen kurumlar çıktı. Bunları önemli görüyorum. Yerel dinamikler yeterince tetiklendi” diye konuşuyor.

Kışanak, çözüm sürecini anımsatarak, yerelde güçlü bir ekonominin ve demokrasinin büyük sorunları çözmeye yardımcı olabiliceğini savunuyor. Kışanak, “Biz yerelden bu sürece güç katmak ve ilerletmek istiyoruz. Bu tartışma devam edecek, biz de ilerleyen zamanlarda bunun içinde yer alacağız” diyor.

“Çift bayrak” iddiaları

Önümüzdeki günlerde ‘demokratik özerklik talebi’ kapsamında “çift bayrak” meselesinin de gündeme geleceği belirtiliyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin önüne ‘çift bayrak asılacak mı’ sorusunu Kışanak, gülerek “Belediyenin zaten bayrağı var. Bu ancak bölge yönetimleri kurulursa olur. Dünyanın her yerinde de bu böyledir” diye yanıtlıyor.

Kışanak, bunun da ‘siyasi polemik konusu olmaktan çıkarılması gerektiğini’ söylüyor. Almanya’yı örnek gösteren Kışanak, federal sistemin bu ülkede en geniş yetkilerle uygulandığını belirtiyor.

Kışanak, “Ama biz hepimiz, Almanya’nın bayrağını biliyoruz. O nedenle bunları tartışmaya hiç gerek yok. Yeter ki bizim niyetimiz, temelinde insan olan, insan hak ve özgürlüklerini kullanabilecekleri imkanları yaratmak olan demokratik bir yönetim olsun. Anlayış bu olursa diğerlerinin tamamını çözebiliriz. Türkiye eğer idari yapı olarak bölge yönetimi modelini tercih ederse doğal olarak kendi sembolleri olacaktır. Bu, Karadeniz için de Trakya için de böyle” diyor.
-alıntı-
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KARAORKUN
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 117



« Yanıtla #3 : 11 Mayıs 2014, 17:44:37 »

Kürdistana sembol tekliflerimiz vardır. Gizli bilgidir, söylemiyorum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.058 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.