''Bu Kalp Seni Unutur Mu'' Dizisi
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 15 Aralık 2019, 02:53:17


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ''Bu Kalp Seni Unutur Mu'' Dizisi  (Okunma Sayısı 5923 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Işbara Kağan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 212


Atsız' ın Çerisi


« : 28 Ocak 2010, 22:42:35 »



Show tv kanalında 12 Eylül dönemini ve sonrasını anlatan "Bu Kalp Seni Unutur Mu" adlı bir dizi yayınlanıyor. Askeri cezaevindeki işkence sahnelerinden ötürü Genelkurmay tarafından eleştirilen bu diziye BBP ve MHP de ülkücüleri karalama amacı taşıdığı gerekçesiyle tepki gösterdi.

Biz bu diziyi farklı bir açıdan, kerameti kendinden menkul "açılım"ın etkisiyle bugünlerde kimsenin telâffuz etmek istemediği "kürtçülük propagandası" açısından değerlendireceğiz.

Tarih 10 Kasım 2009; Ulu Önder Atatürk'ün vefat yıldönümü... Tüm kanallarda olduğu gibi Show tv'de de günün önemine binayen ekranın üst köşesine Atatürk'ün resmi ve Türk bayrağı konulmuş... Ekranda söz konusu dizinin 5. bölümü gösteriliyor.

Dizinin sonunda, Atatürk'ün resmi ve Türk bayrağının altında şöyle bir yazı çıkıyor:

"Diyarbakır Cezaevi'nde Hayatını Kaybedenlerin Anısına..."

Listenin en başında Mazlum Doğan'ı görüyoruz.

Show tv 1970'li yıllarda güneydoğuda faaliyet gösteren DDKO (Devrimci Doğu Kültür Ocakları) adlı kürt terör örgütünün silahlı eylem kadrosunda yer alan, sonrasında DDKO'dan ayrılıp Kawa adlı bir başka kürt terör örgütüne katılan ve nihayetinde 1978'de Abdullah Öcalan ile birlikte PKK'yı kuran ve çok sayıda askerimizin şehit edilmesinden bizzat sorumlu olan azılı kürt terörist Mazlum Doğan'ı anıyor.

Mazlum Doğan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni protesto etmek amacıyla 1982 yılının Nevruz gününde cezaevi koğuşunda kendini asarak intihar ettiği için kürtçü kesimin gözünde simgesel bir kişidir; PKK militanları da her Nevruz'da onu anarlar. Show tv'nin yayını Kandil'dekileri pek mutlu etmiştir herhâlde...

Listedeki diğer kişiler de Türk askerine kurşun sıkan kürt teröristlerdir. Devlete isyan eden gözü dönmüş katiller 10 Kasım günü Show tv ekranında, Atatürk'ün resminin altında anıldılar.

Bir mucize olsa da Ulu Önder yattığı yerden kalksa, bu rezaletten sorumlu olanlara ne derdi acaba?..

Söz konusu dizinin Diyarbakır Cezaevi sahneleri şu anda Almanya'da siyasî mülteci olarak yaşayan eski PKK militanı Selim Çürükkaya'nın "O Türküyü Söyle" adlı kitabından birebir alıntıdır. PKK'nın sözde merkez komitesi üyeliğine kadar yükselen fakat teröristbaşı Öcalan ile ters düştüğü için örgütten kaçıp Avrupa'ya sığınmak zorunda kalan Çürükkaya da tıpkı Mazlum Doğan gibi yüzlerce Türk askerinin şehit edilmesinden sorumludur. Alman Devleti'nin örtülü desteği sayesinde basılan birçok kitabı vardır; bu kitapların tümü Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhinde propaganda içermektedir.

Çürükkaya'nın söz konusu dizinin senaryosunda kullanılan "O Türküyü Söyle" adlı kitabında Atatürk'e hakaret ettiğini de ayrıca belirtmek isteriz. Ulu Önder'in "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" sözüne karşılık "Yalancısın ulan yalancı! Zorla Türk'üm dedirttin, hiç de mutlu olmadık, rezil perişan olduk." şeklinde bir cevap vermiştir.

(Yazarın Notu: Bu kitabın içeriğini nereden bildiğimiz merak konusu olabilir. Düşmanımızı iyi tanıyabilmek; düşünce yapısını, amaçlarını ve faaliyetlerini tam anlamıyla öğrenebilmek için vakti zamanında bu tür kitaplardan birkaç tanesini okumuştuk. Okumadan, araştırmadan, öğrenmeden yapılan düşmanlık başkalarının psikolojik yönlendirmesi sonucu gerçekleşen bilinçsizce bir hareketten ibarettir.)

Dizide kürtçü kesimin simgesel olaylarına bolca yer veriliyor ve Türk askerine kurşun sıktıkları için cezaevinde bulunan kürt teröristler kahraman gibi gösterilmeye çalışılıyor. Dizinin Diyarbakır Cezaevi sahnelerinde kürtçü kesimin "Dörtlerin Gecesi" diye adlandırdığı ve adına şiirler, romanlar yazılan eyleme (koğuştaki dört teröristin kendilerini yakma eylemi) de değinildi. 

Dizide karalanmaya çalışılan kahraman bir subay: Esat Oktay Yıldıran

Söz konusu dizinin Diyarbakır Cezaevi sahnelerinde "Yüzbaşı Esat" adıyla yer alan karakter gerçekten yaşamış olan bir kişidir; tam adı Esat Oktay Yıldıran'dır, 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi komutanı olarak görev yapmıştır. Fakat dizinin bu sahneleri azılı Türk düşmanı, kürt terörist Selim Çürükkaya'nın kitabından uyarlandığı için Yüzbaşı Esat dizide bir canavar gibi gösteriliyor.

Esat Oktay Yıldıran Kıbrıs Barış Harekatı'nda adaya paraşütle atlayan komandolardan biriydi, adadaki Türkler'i katleden EOKA'cı rumlarla göğüs göğüse savaştı. Askerlik hayatı başarılarla ve ödüllerle doludur. Diyarbakır'daki görevi bitince binbaşı rütbesine yükseltilerek İstanbul'a tayin edilen Yıldıran 1988 yılında eşi ve çocuğuyla birlikte bindiği halk otobüsünde eski bir Rizgari militanı tarafından kahpece kurşunlanarak şehit edildi. O anda tamamen savunmasız durumda olmasına rağmen kürt terörist ona önden yaklaşmaya cesaret edememiş, kurşunu kalleşçe arkadan sıkmıştır. (1970'li yıllarda güneydoğuda faaliyet gösteren kürt terör örgütü Rizgari 12 Eylül sürecinde dağıldı ve militanlarının bir kısmı PKK'ya katıldı.)

Şehit Binbaşı Yıldıran'ın iki oğlu da subaydır ve babalarına yakışır biçimde görev yapmaktadırlar.

Sadece ülkücüler mi kötü?

Söz konusu dizide ülkücülere hayli yüklenildiğini görmekteyiz. Dürüstçe belirtmek gerekirse, dizide çizilen ülkücü portresi büyük ölçüde gerçeği yansıtmaktadır, 12 Eylül sonrasında cezaevinden çıkan ülkücülerin çoğunun gayrimeşru işlerle uğraştıkları doğrudur. Dizinin senaristleri ülkücülerin islamcı, ümmetçi yönünü de doğru biçimde vurgulamışlar. Çoğunun hiç kitap okumadığı, "ülkücüyüz" demelerine rağmen Dokuz Işık'ın maddelerini bile sayamadıkları da yalan değildir.

Fakat ülkücüler kötü de, komünistler çok mu iyidir?.. 12 Eylül sonrasında cezaevinden çıkan ülkücülerin çeteleşip arazi yağmacılığı yaptığını anlatan senaristler 12 Eylül sonrasında komünistler tarafından kurulan DHKP-C ve TİKKO gibi marksist-leninist örgütlerin kanlı eylemlerinden hiç bahsetmemişler. Bunlar yıllar boyunca askerleri ve polisleri kurşunladılar; çöp bidonlarına yerleştirdikleri bombaları patlatarak o anda oradan geçmekte olan masum vatandaşları öldürdüler veya kollarını bacaklarını koparıp sakat bıraktılar, düzenledikleri suikastlerle birçok masumun kanını döktüler. "Halkçı" geçinen bu alçakların halka çok zararı dokunmuştur; mesela Sabancı suikastında rastgele öldürülen gariban sekreter Nilgün Hasefe de halktan biri değil miydi, ölümü hak edecek ne suçu vardı?..

Günümüzde ülkücü mafya diye birşey kalmamıştır ama marksist-leninist terör örgütleri hâlâ varlıklarını sürdürüyorlar. Aşırı derecede taraflı bir zihniyetin ürünü olan bu dizide ülkücülerin olumsuz icraatları bolca anlatılırken, sol örgütlerin esamesi dahi okunmuyor.

Sonuç

Beyni dinî dogmalarla kelepçelenen; bugün bile "Allah mı, Tanrı mı?" gibi konuları tartışmaktan kurtulamayan, başlıca görevinin türbanı, imam-hatip okullarını ve Filistin'i savunmak olduğunu düşünen; demirbaş sloganı tekbir olan milliyetçi(!) kesim sosyo-kültürel açıdan geri kalırken, solcu kesim kendini geliştirmeyi başardı ve basın-yayın dünyasının üst mevkilerine tırmandı. Belki çoğunun artık solculukla ilgisi kalmamıştır, kapitalist düzenin nimetlerinden sonuna kadar faydalanmaktadırlar ama gençlik yıllarından miras kalan vatan, millet, devlet ve ordu düşmanlığını her fırsatta kusmaktan kaçınmazlar. Ellerinde sınırsız imkânlar mevcuttur; Varlık Vergisi, 6-7 Eylül Olayları, Ermeni Techiri, Rum Mübadelesi gibi konuları kaşıyan filmler çekiyorlar, "Mustafa" gibi bir filmle Ulu Önder Atatürk'ü yeni nesillerin gözünde küçültmeye çalışıyorlar, birbiri ardına yayınlanan kürtlü-aşiretli dizilerle topluma kürt hayranlığı sırıngalıyorlar, askerlerimizi şehit eden teröristleri ekranlarda kahramanlaştırıyorlar.

Bizler ise Atsız'ın Bozkurtlarını bile çekmeyi başaramadık. Hiçbir eserimiz yok. Eloğlu milyonlarca vatandaşın izlediği televizyon kanallarında kendi propagandasını rahatça yaparken, bizler ancak birkaç yüz kişinin okuyacağı eleştirileri yazmaktan başka birşey yapamıyoruz. Bu da insanı kahrediyor.

ALINTIDIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
salur alp
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 207



« Yanıtla #1 : 28 Ocak 2010, 23:54:16 »

Önemli tespitler var.
Gerçektende neden Mamak,C-5,Metris değil de Diyarbakır cezaevi ?
Kürtçü propagandanın amaçlandığı apaçık ortada.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
MoTuN
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 29 Ocak 2010, 00:02:03 »

Aslında kominizmin gercek yüzüde ortaya cıkıyor... Ahlaksızlığın abidesi olabilecek bir rejimin gerçek yönleri... Örneğin; bir kadında 2 erkegin eli olması dahi bunun bir kanıtı... Kominizm eksenli bir çevrede geçen olaylarda şaşırılmayacak birşey...
Kürtlüğün moda olup puşilerle boyunlarda gezdirildiği bu günlerde onların değimiyle POPüLİTE'yi yakalamak için güzel bir alet Televizyon dizisi... Süreç dendiği gibi yavas yavas işledi ve bu duruma geldi... Önce aşiret dizileri sonra kürtçülük propagandası... Yakında biji serok apo sloganları... Gözümüz aydın olsun nur topu gibi cesetlerini gömeceğimiz günler yakın... Ateşlemeye devam etsinler ben memnunum bu durumdan...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 29 Ocak 2010, 00:09:59 »

Biz kendimizin olana sahip çıkıp ona lanet okuyanlara karşılığını vermediğimiz sürece bu sosyalist,Kominist medya ve onun uzantıları daha bir çok böyle yayınlar yaparak milletimizin beyinlerini sulandırmaya devam edecektir.

Türk kendine dönecek,Türk kendine dönecek,Türk kendine dönecek!

Başka hal çaresi yok.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Batur Alp
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 29 Ocak 2010, 00:25:23 »

Güzel bir yazı olmuş, yazanın kalemine sağlık..

Komunist Rusya'nın tarihten silinip, açtığı yaraları kapatmaya başladığımız bir çağda; onun çöplüğünden geriye kalan artıklar, yani komunist uşağı moskof piçleri yazarın da belirttiği üzre kendini geliştirmeyi başardı ve basın-yayın dünyasının üst mevkilerine tırmandı. Yeni hedefleri ise aşikar: Türkiye'yi kitle iletişim araçlarıyla vurmak.. Her türlü ahlaksız, kozmopolit dizinin arkasından bu solcu alçakların çıkması garipsenecek bir durum değildir. Kanal D ekranlarında yayınlanan sözde tiyatro denen, özde erotizm olan  '' Çok güzel hareketler bunlar'' adlı kepazeliğin kafa takımında bulunan şahsın kanı bozuk bir kürt olması da hiç şaşırtıcı değildir.  Şaşırtıcı olan bunca Türk ve Türklük düşmanı, marjinal geçinen popüler kültür hayranı it kırmalarının varlığına karşı, milliyetçi fikriyattaki insanların basın-medya alanında ses getirici bir atılım yapamamış olmalarıdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
MoTuN
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 29 Ocak 2010, 00:39:41 »

Bir ağabeyimin sözleri aklıma geldi... Kendisi İstanbulda Üniversite okumuş ve 80 görmüş bir dava adamı... Söylediği söz aynen şu;
Koministler sevdiklerine şiir yazdı, Biz Vatan'a Bayrak'a... Her  sevdalarında davalarını güttüler, Biz tek davamızı sahiplendik...
Adamlar gittikleri her yere davalarınıda götürdüler, sosyalleşip geniş kitlelere hakim oldular ocakçılar yukarıdaki metinde olduğu gibi slogan attılar... Türkçülük bu yönden Türk gençliğinin kabuğunu kıracağı, Milliyetçilik; Türkçülük ve Türk Irkçılığının geçerli olacağı bir gençlik hareketi... Türkçüler çapulcular gibi ocaklarda çay içip çek senet koşturmuyor. Okuyor bilinçleniyor.
Adım gibi eminim göreceğimizden bu safsataların yerini Atsız Ata'mızın Ruh Adam'ı Bozkurtların Ölümü, Bozkurtların Dirilişi gibi eserleri bu yeni akımla bize ve gelecekte çocuklarımıza aktarılacak... Bir Türk kürtçülük yapamaz bunlar bana göre kürtleri kudurtmak için yapılan kominizmin küllerinden falan filan elde etmeye çalışan liboşların düzmeceleri... Ama unutulmasınki bir Türk çok güzel TÜRKÇÜLÜK yapar... Yarın o televizyon ekranlarından Türkçülük öğretilmeye başlandığında Atsız Ata'mızıında dediği gibi Türkçülük büyük bir yol alacak...
Bunlar bir temenni değil, Benim kesin olarak olacağına inandığım şeyler...
Esenlikle...
TTK...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TürkcüKasirga
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 29 Ocak 2010, 01:13:49 »

....bir süredir gizlenen  Ülkücü...(!) Kürsad, sevgilisinin inadina gidip teslim olur...Sevk edildigi hapishane ise Diyarbakir cezaevidir..
Orda Kürsad´in Milliyetci oldugunu Kürsadi daha önce Istanbuldan taniyan Atsizci (!) Samanist bir doktor Yüzbasi Esad´a söyler...Bunu ögrenen cezaevi Komutani Yüzbasi Esat, Kürsad´a kod isim takarak onun kürtcü-kizil mahkumlar tarafindan linc edilmesinin önüne gecmeyi amaclar..

Fakat zaman icerisinde Atsizci doktor, Ülkücü Kürsad´in zamaninda kendisine yaptigi iyilige karsilik onu hapishanede satar..(!) Atsizci Samanist doktor aslinda bir canidir !" kürt mahkumlara iskence metodlari uygulayan kafatasci bir irkcidir (!)... devletcidir !" Iskenceci Ordu görevlileri ile ayni saftadir..(!)

Gel zaman git zaman sonra daha sonra BBP´li olacak olan badem biyikli dini bütün sünepe, pisirik ve korkak Kürsad, kürtlere yapilan iskencelere dayanamaz ve onlarin safinda katil ve iskenceci fasist Türk devletine karsi mazlumun yaninda yer alir ve kürtlerle birlikte iskencelere tabii tutulur !.


Bu soysuzlarin cektigi dizinin merkezinde kürtleri, kizillari ve dinci soysuzlari masum göstermek var..Hedef tahtasinda ise Atsizci Türkcüler ve Türk ordusu var..

Bu haftaki en son bölümünde güya hidayete ererek(!) Ülkücülükten dönüp Alperencilige gecen ümmetci Kürsad´in sahsinda Ülkücüler bile karalanmaktadir..

Benim anlamadigim Türk Ordusunu cani, katil gösteren bu serefsiz diziye nasil onay verilir ?

Yahu yokmu bu ülkede bunlarin kalemini, kolunu kiracak bir kurum ?

Varmi bunun bir örnegi daha dünyanin baska bir ülkesinde ?
 
Dünyanin baska bir ülkesinde ordusunu cani gösterecek bir diziyi ekrana getirenlerin analarini avratlarini yedi sülalesini düzerler..









Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TürkcüKasirga
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 31 Ocak 2010, 01:01:52 »

Daglargibi andam, Tomris Giritlioglu dedinde aklima Atsiz Ata´´nin Giritli Türkler(!) ile ilgili bir yazisi geldi...

Atsiz Ata´nin, "Makaleler" adli eserinde bu Giritli Türkümsüler ile ilgili bir yazisi vardir.
Atsiz Ata, Giritli Türkler diye yutturulmaya calisilan kisilerin gercekte rum-Türk karisimi melezler toplulugu oldugunu belirtmistir.

Osmanli askerleri Girit´i aldiginda ordaki rum kizlari ile evlenmeleri tesvik edilir..Gaye oranin "Islamlastirilma" politikasidir..Ve orayi zapt eden Osmanli askerleri yerli halktan kizlar ile evlenirler...Ve bu evliliklerden dogan nesiller ilerleyen zaman icerisinde "Girit Türkleri" diye bilinirler !

Demek ki bu dizide emegi gecen devsirme Giritli kökeninde rumluk oldugunun bilincinde oldugu icin Türk düsmani bir diziye katkisini saglamis...


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TürkcüKasirga
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 01 Şubat 2010, 22:02:04 »

Osmanlı' nın yaptıklarından bence en büyük eleştiri konusu olması gereken bu iskan politikasıdır. Osmanlı feth ettiği topraklara anadolu Türkleri' ni yerleştirmedi. Yerleşenler ise çok azami ölçüde kaldı. Oradaki ulusların dini milli geleneklerine karışmayan Osmanlı daha sonra bunların başına bela olacağının farkına bile varamadı. Balkanlardaki milliyetçilik akımları hep din eksenlidir. Batı milliyetçiliği ile aralarında ki en büyük fark a buradan kaynaklanıyor. Batı milliyetçiliği ırk kavramı üzerinde yeşerirken balkan milliyetçiliği din kavramı üzerinden yeşermiştir.  Örneğin yunanlılar ortodoks milliyetçiliğinin yanı sıra yunan ırkçılığınıda yaşatmıştır ki bunun sayesinde bugün yunanistan da bir azınlıktan sözetmek mümkün değildir. Sadece 150 bin Türk mevcuttur. Onun sayısıda ne hikmetse 1923' te de 130 bin civarlarında imiş. Yani nüfus yoğunluğu yok. Bulgaristan kurulduğunda %45 i Türktü. O topraklarda bugün % 10 a düşmüştür. Hristiyanların din eksenli milliyetçiliği gördüğünüz gibi bizim Türk-İslam sentezcileri gibi degiller.


Dinin, milliyetcilikle harmanlandigini sadece Balkanlarda degil, diger bircok devlet yada uluslarda da görebiliriz kandasim.

Örnek vermemiz gerekirse; asiri Islamci Taliban yönetimi pestun irkciligini yönetimi sirasinda bir hayli uygulamistir. Taliban rejiminin, Pestun olmayan Hazaralara, Türklere ve diher unsurlara karsi yaptiklari irkcilik boyutundadir.

Yine milliyetcilik ile dini harmanlayan uluslardan biriside Farsilerdir. Sii´lik bugün bir nevi Fars emperyalizmine hizmet eden vasitadir.

Vahabilik, Suudilerin Arap milliyetciligini dinle harmanladiklari bir inanis bicimidir.
Balkanlarda, Kaflaslarda, Orta Asyada Fars emperyalizmine arac olan Siilik ile yine Arap emperyalizminin yayilmasi icin vasita olan Vahabi anlayisi yaris halindedir.
Balkanlarda ve Kafkaslarda, güya ordaki Müslümanlara yardim ediyoruz diye yapilan yeni Camiilerin bir cogu ya Suudilerin yaptirdiklari camilerdir yada Iranlilarin..

Belirttiginiz gibi baska milletler; hiristiyanligi, ortodokslugu, vahabiligi, sialigi vs. kendi milli menfaatlerine hizmet eden bir din haline getirip bunu kullanirlarken, bizler ise tam tersi benligimizi unutup özümüzden uzaklasiyoruz..





Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.061 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.