Yönetim Şeklimiz Nasıl Olmalıdır?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Ekim 2019, 19:43:08


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yönetim Şeklimiz Nasıl Olmalıdır?  (Okunma Sayısı 2762 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« : 20 Aralık 2011, 18:50:09 »

  Kim ne derse desin, bu yönetim şekli bize uymamaktadır. Daha da öte, bize zarar vermekte, Türklerin ezilmesini ve yok olmasını sağlamaktadır. Türkler, töreleri ve yüzyıllardır gelen karakterleri üzere, siyeseti, dalavereyi bilmezler, ya da yapamazlar. Geçmişte, tarım ve hayvancılıkla uğraşmış halkımız; şimdi ise yine tarım, hayvancılık ya da küçük esnaftır. Dolayısı ile bu büyük ülkeyi yönetenler de, hep etnik kökeni Türk olmayanlar olacaktır. Osmanlıda da aynı durum geçerli idi. Ama Osmanlıda fark, hanedanlık olduğu için, ülkeyi yönetenler hep Türk olmuştur. Herkesin fikri ayrı olabilir ama ben Osmanlıyı çok seven biri değilim. Çünkü Osmanlı zamanında da Türkler hep ezilmiştir. Yönetim Türk olsa da, Türkler hep ezilmiş, hat ta ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüştür. Buna rağmen, yönetim şekli, şu anki yönetim şeklimizden kat kat üstündür. Eğer, Osmanlı Padişahları, Yabancı kadınlarla evlenmeselerdi, ya da evlendikleri kadınlara bu kadar fırsat vermeselerdi, Osmanlı daha çok yaşardı. O döneme bakacak olursak, Yabancı kadınlar, çoğu zaman hediye olarak, Osmanlıya bağlılık olarak gönderilmiştir. Almamak olmaz. Ne yapmak gerekirdi? Çözüm basit onlara yönetme fırsatı verilmeyecek, söz sahibi olma fırsatı verilmeyecekti. Çok kolay değil. Çocuk doğurmaları da büyük bir sorun. O çocuklar saf Türk olmayacakları için ve de bir gün mutlaka yönetime geçecekleri için, bu da ciddi bir sorun olarak görülüyor. Eh, çocuk yapmamanın bir yolunu da onlar bulsalarmış! Ne diyelim?
  yabancı kadınlarla evlenince onların söz sahibi olmamaları ile ilgili bir anımı anlatayım da, hem yeni evlenecek olanlara, hem de O, Osmanlı padişahlarının yanlışına bir yol olsun.
  Evleneceğim zaman, evli ve tecrübeli bir arkadaşım bir hikaye anlatmıştı bana. Hikaye aynen şöyledir:
  zamanın birinde, bir mahallede yaşayan iki kardeş varmış. Birisi çok  pısırık, sümsükmüş. Diğeri ise, mahallenin kabadayısıymış. Gel saman, git zaman ikisi de evlenmişler. Bizim kabadayının evde hiç sözü geçmez ama pısırık oğlanın evinde, höt dedi mi, kadının ödü koparmış. Bir gün kabadayı, pısırık kardeşine sormuş
- Bu nasıl oluyor da, ben bütün mahalleyi titretirken evde sözümü geçiremiyorum da, sen bu pısırık halinle karını titretebiliyorsun?
  Diğeri hemen cevap vermiş;
- Sen evlendiğin ilk gece, kediyi satanından ayırdın mı?
 Hayır cevabını alınca devam etmiş anlatmaya,
- Ben ilk gece, karımın gözü önünde, eften püften bir bahane ile, kediyi aldım, bacaklarından ikiye ayırdım.  O andan itibaren, karım benden korkar, sözümden dışarı çıkamaz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« Yanıtla #1 : 20 Aralık 2011, 18:57:20 »

 Bu hikayenin sonunda oluşan, herkesin kafasında soruyu da cevaplayayım. Ben bunu denemedim. Deneseydim de, benim Yörük kızı bu numarayı yer miydi? Sanmam:)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.045 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.006s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.