Yok Edilmek İstenen Türk Kültürü
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 28 Ekim 2020, 00:00:48


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yok Edilmek İstenen Türk Kültürü  (Okunma Sayısı 7218 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : 25 Mart 2010, 21:46:25 »

Oh ne güzel Mete.
Kim istemez binlerce yıl sonra bile milletin için uçmağa varışın dillere destan olsun.Bende istiyorum ölmeden önce Turanı,bende istiyorum Atatürkü görmediysem bile onun gibi bir Başbuğu görmek  ve gölgesinde huzur içinde Turana yol alabilmek.Hayal mayal ben içerimde yaşıyorum bunları.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
DAĞLICA KURDU
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 501



« Yanıtla #11 : 25 Mart 2010, 21:50:47 »

Değerli kandaşlarım hatırlarmısınız daha bir kaç ay önce Uşakta trafik polisleri NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE yazısından dolayı bir sürücüye  ceza kesmişti,dün ise ŞANLI BAYRAĞIMIZA ceza kesildiğini bugün duydum  gerçekliğini araştırıyorum amaş şaka  bile olsa ne kadar çirkin değilmi.Bu ortamda gençliğimizi ne kadar koruya bilirsek bizden iyisi yoktur.Bakın biz avşarlar aradan nerdeyse 2 asır geçmesine rağmen hala kendimizi toplayamadık örfden adetten geri kalmanın  görgü görenekden uzak kalmanın acısını en iyi bilenlerdeniz.TÜRKÇÜ TURANCI OTAĞIMIZI şu anki yaptığı hizmetten dolayı kutluyorum  çağımız iletişim çağı olduğundan bilgiyi öğrenmek için çine gitmeye hacet kalmamıştır artık bilgi parmaklarımızın ucuna kadar gelmiştir.Buranın adını bulunduğum her ortamda dile getiriyorum Bizi biz yapan değerleri yaymak olan KURT İNİNİ NE tekrardan teşekkür ederim .Emeğinize yüreğinize sağlık.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

KURT   OTAĞI  ÇAKAL   GİREMEZ
K A L K A N
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.926


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #12 : 25 Mart 2010, 21:57:29 »

Bir zamanlar şerefli Turanın,
O cihani girdiği kavganın,
Kahraman, bir güzide evladı,
Türklerin anlı-şanlı ecdadı.

Saldırıp titretirdi yeryüzünü,
Hükmeder, dinletirdi her sözünü,
Ne zaman kişneseydi türkün atı,
Kırılırdı bir ülkenin kanadı.

Hep krallar, prensler, hanlar,
Ulu şahlar, kibirli hakanlar,
Papalar, her halifeler her gün,
Diz çökerlerdi Türk’e karşı bütün.

Çünkü parladı erlerin kılıcı,
Hepsi kartal gibiydi saldırıcı.
Hepsi bir zevk alırdı kuvvetten,
Ululuktan, muzafferiyetten.

Bunu gördükde komşu devletler,
Memleketler, zavallı milletler,
Hep boyun büktü, Türk’e yalvardı,
Merhamet gördü, canını kurtardı.

       Hüseyin Cavit      
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
salur alp
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 207



« Yanıtla #13 : 27 Mart 2010, 12:36:15 »



Bunların önüne geçmek bizim elimizdedir.Ancak önüne geçmezsek birkaç nesil sonra çocuklarımızı Michael,George,Henry gibi isimlerle çağırabiliriz.



Çocuklarımızı Ali,Ahmet,Osman gibi arap isimleriyle de değil yüzde yüz Türkçü isimlerle çağırmalıyız aynı zamanda.
Bunun için Türk toplumunda Türkçü düşünceyi yaygın hale getirmek zorundayız.
Çalışmamız gerekiyor ırkdaşlar hem de çok çalışmamız !
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
K A L K A N
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.926


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #14 : 27 Mart 2010, 20:21:17 »

Türkçemizin bağımsız bir dil olarak yaşaması, gelişip zenginleşmesi için şunlar önerilebilir
1. İşyerlerine ve çocuklarımıza Türkçe isimler koymalıyız, Türkçe ve tarihi sokak isimlerini korumalıyız. Çocuklarımızın dil öğreniminden önce iyi bir meslek eğitimi almasını tercih etmeliyiz. Dil öğrenimi için başka kaynakları kullanmalıyız.
2. “Önce Türkçe!” konusunda bireysel ve toplumsal duyarlık, dil duygusu ve ana dili bilinci oluşturulmalıdır. Bu konuda herkese görev düşer. Asıl sorumluluk ise, örgün ve yaygın eğitim kurumlarına; yazılı, sözlü ve görüntülü kitle iletişim araçlarına, sanatçılara, yazarlara, aydın kesime düşmektedir.
3. Özellikle aydın kesim, yabancı hayranlığı ile yabancı sözcük düşkünlüğünden kurtarılmalıdır.
4. Türkçemizin güzelliklerini halka öğretmeliyiz. Çocuklara verilecek eğitimde aile, okul, çevre üçgeni göz önünde bulundurulmalıdır.
5. Yabancı dilde eğitim yapan değil kaliteli eğitim yapan üniversiteleri tercih etmeliyiz. Evlerde Türkçemizi en iyi bir şekilde kullanmaya özen göstermeliyiz. Çocuklarımızın yanlış konuşmalarını düzeltmeliyiz. Devlet denetimindeki tüm yayınlarda Türkçenin en iyi şekilde kusursuz kullanılmasını sağlamalıyız. Her seviyedeki eğitimde yabancı dille eğitime son vermeliyiz. Türkiye'de üretilen Türk patentli mallara Türkçe isimler vermeliyiz.
6. Bütün öğretim kademelerinde Türkçe eğitiminin yeterince etkili, verimli yapılabilmesi için gerekli duyarlık ve özen gösterilmelidir. Bu önemli konu, gelip geçici olan bakan ya da hükümet politikası olarak değil, sıkı ve değişmez bir devlet politikası olarak görülmelidir. İşin özü, etkili ve bilinçli ana dili eğitiminde yatmaktadır. Şunu hiç unutmayalım ki iyi bir yabancı dil öğretimi için de iyi bir ana dili eğitimi ön koşuldur.
7. Çok kolay olmamakla birlikte dil gümrüğü uygulamasına bir an önce geçilmeli, baskın dile/dillere karşı koyabilmek için sözcük ve terim üretimine yeterince önem verilmeli, çeşitli dallardan uzmanları da devreye sokarak bu konuda yoğun çalışmalar yapılmalıdır.
8. Dil alanında en etkili kesimlerin başında eğitimciler, öğretmenler geldiğini göz önünde tutarak, öncelikle Türkçe ve edebiyat öğretmenleri olmak üzere, bütün öğretmenlerin ana dili duyarlığı ve bilinci ile yetiştirilmelerine büyük önem verilmelidir.
9. Türkçenin yozlaşmaktan korunması ve kurtarılması için genel ve yasal bir düzenleme amacıyla hazırlanan “Türk Dilinin Kullanılmasına İlişkin Kanun” tasarısı, dil-anlatım ve konuya yaklaşım bakımından gerekli düzeltme ve düzenlemeler de yapılarak bir an önce yasalaşmalıdır.
10. Bir ülkenin kültürü ve dili tek başına ele alınamaz. Dil ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel ve teknolojik yapısı ve özellikleri ile iç içedir ve onlardan ayrı düşünülemez. Eğer bir malı veya aracı kendimiz üretmiyor da dışarıdan alıyorsak, sadece onu değil, onun adını ve onunla ilgili terimleri de almak zorundayız demektir. O hâlde, ekonomi ve teknoloji başta olmak üzere her alanda üretmeden tüketmek çılgınlığına karşı çıkmak da ulusal bir görev ve sorumluluktur. Çünkü üretimi bir yana bırakarak sadece tüketim toplumu olmakla hiçbir yere varılamaz.
Unutulmamalıdır ki, kültürümüzün evrensel niteliğinin ve Ulusumuzun saygınlığının artması, Türkçenin gelişimini sürdürmesiyle olanaklıdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.227 Saniyede 24 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.008s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.