Türk Sanatında Kartal Motifi
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 29 Ağustos 2014, 16:34:35


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Sanatında Kartal Motifi  (Okunma Sayısı 4282 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bozkurt Eren
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.313



« : 20 Mayıs 2010, 23:08:23 »

Türk hayvan üslubu içerisinde "kuş"  motiflerinin özellikle de kartalın önemli bir yeri  vardır. Kartal sembolizminde, şamanizm ve  mitolojilerin etkisi büyüktür. İnanışa göre  şamanlar yeryüzüne bir kartal tarafından  getirilirdi, aynı zamanda kartal Tanrının  gölgesi olarak görülür ve sayılırdı. Yine en  büyük yeminler onun adına yapılırdı. Kısır  kadınlar çocuk vermesi için ona yalvarır  bundan sonra meydana gelen çocuğa da  "kartaldan türemiş" denirdi. Güç ve kudret sembolü olarak da kullanılan kartal 10.yy'dan itibaren islamiyeti kabul eden Türklerin görsel sanatlarında devam etmesi enteresan bir konudur. Anadolu'da özellikle Selçuklu sanatında sık rastladığımız kartal figürü,
saray,medrese,cami ve bol miktarda da mezar taşlarında görülür.

Orta-Asya Türk yaşantısında ortaya koyulan sanat eseri niteliğindeki ürünlerde sıkça tesadüf ettiğimiz "hayvan üslubu" Orta-Asya'lı sanatçıların vazgeçilmez konusu olmuştur.Bozkır sanatına bağlı olarak gelişen bu üslubun beraberinde taşıdığı semboller dünyası oldukça
geniş ve ilgi çekicidir. Orta-Asya'da yaşayan çeşitli kavimlerin ana teması olan hayvan üslubu Türkler tarafından Anadoluya da taşınmıştır. Burada bir devamlılık sözkonusudur; uzun bir tarih dilimini kapsayan bu süre içerisinde kültürümüze yerleşmiş bir takım sembolik unsurların çözümlenmesine ihtiyaç hissedilmektedir. Ancak ülkemizde ikonografi araştırmaları henüz tam anlamıyla gelişmediğinden görsel kültürümüzdeki bir çok elemanın da kaynağı ve anlamı hususunda kesin bilgilere sahip değiliz.

"Kartal" ikonografisinin kaynağını Orta-Asya inanışlarında ve mitolojilerinde aramak doğru olacaktır. İlkel bir din olan şamanizm ise bu kaynağın merkezim teşkil eder. Bu dinin özelliği, hayatta olan insanla onun ölmüş ataları arasındaki sıkı bir ilişkinin bulunduğuna dair inanışı
taşımasıdır. Bu ilişkinin gücüne olan iman, atalara karşı derin bir saygı göstermeyi zorunlu kılar.
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 30 Eylül 2013, 15:54:55 Gönderen: Ambakay »
Kayıtlı

Milli Türk Devleti, Laik Cumhuriyet ve kutlu Türk Silahlı Kuvvetleri Atamın mirasıdır. Korumak ve yüceltmek her Türk bireyin görevidir.
Bozkurt Eren
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.313



« Yanıtla #1 : 20 Mayıs 2010, 23:37:33 »

Devlet Bahçeli Özel Ekip Kurdu, Gerçek Selçuklu Kartalını Buldurttu.


 Özel ekip Konya’daki Karatay müzesinde orijinal simgeyi bularak yeniden kaleme aldı.


   Radikal gazetesinde Rifat Başaran'ın haberine göre; Selçukluların simgesi olan çiftbaşlı kartalın internette ve bazı kamu kurumlarında yanlış şekillerde kullanıldığını fark eden MHP lideri Devlet Bahçeli, ‘Selçuklu Kartalı’nın orijinalinin bulunması için özel ekip kurdu.

   Yeni çizime göre Konyaspor ve Konya Büyükşehir Belediyesi’nin kullandığı kartallar bile orijinaline uygun değil. Gerçeğe en yakın orijinal çift başlı kartal ise Karatay Külliyesi’nin duvarında bulundu. Kartal, büyük bir kayanın üzerinde kabartma halde bulunuyordu.

   Orijinal Selçuklu Kartalı ve içinde bulunduğu sekiz köşeli Selçuklu Yıldızı’nın fotoğraflarını alan, çeşitli kaynaklardan araştırarak sağlamasını yapan heyet, raporunu Bahçeli’ye sundu. Parti ise bir grafiker görevlendirerek, aslına uygun kartal çizilmesini istedi.

   Çizilen logo partinin çeşitli kurumlarına da ‘orijinali kullanılsın’ diye dağıtıldı. Bahçeli, çalışmanın kendi talimatı ile yapıldığını doğrulayarak, “Bilgi kaynağı olarak gösterilen çeşitli internet kaynakları var. Buralarda Selçuklu Kartalı’nın farklı farklı çizildiğini gördük. Bunun doğrusu nedir, bulalım istedik” diye konuştu. Kartalın çeşitli toplum ve kültürlerde simge olarak kullanıldığını kaydeden Bahçeli, “Her toplumun kartal anlayışı ve onu simgelemesi farklı. Selçuklu Kartalı, iki başlı. Bir yüzü Avrupa’ya, bir yüzü Asya’ya bakıyor. Tarihi doğru okumak kadar, tarihi simgeleri doğru bilmek de önemli” dedi.

   Alıntıdır.
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 29 Eylül 2013, 21:59:52 Gönderen: Ambakay »
Kayıtlı

Milli Türk Devleti, Laik Cumhuriyet ve kutlu Türk Silahlı Kuvvetleri Atamın mirasıdır. Korumak ve yüceltmek her Türk bireyin görevidir.
Bozkurt Eren
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.313



« Yanıtla #2 : 21 Mayıs 2010, 00:02:33 »

TÜRKLÜĞÜN HAKİMİYET SEMBOLÜ:ÇİFT BAŞLI KARTAL

   Şamanizme göre;yer ile göğün arasındaki çelik kapıyı tutan kartal.

   

  Orta Asya Türk inancına göre, insanlara gökyüzü ve yeryüzü yolculuklarında refakat eden koruyucu varlıklar kuş şeklindedir. Yükseklik, ululuk timsali kartalın, kutsal sayılması Altay kaya resimlerinden bellidir. Türkler kılıç kabzalarında bozkurt, at ve çift başlı kartal kabartma figürlerini kullanmışlardır.

   Orta Asya inanışlarında ve şamanist eski Türkler de "Kartaldan türeme" inancı oldukça yaygın görülmektedir. Bu inanış efsanelerde de kendini gösterir ; Yakut Türklerinde rastladığımız bu efsane şamanın kartaldan türediğine dairdir. Yakutların, uzun direklerin tepesine çift başlı kartal yontusu koydukları biliniyor.
   
   Ayrıca Attila'nın ordusunun sancağı üzerinde Bozkurt ile beraber kartalında var olduğu biliniyor.

   Bu figür Anadolu yerleşimlerinde de kullanılmış olup bunun en güzel örneklerini Hititler'in Alacahöyük ve Yazılıkaya'daki çift başlı kartal kabartmalarında görmekteyiz.

   Selçuklu Devleti de çift başlı kartal sembolünü kullanmıştır.



   Ayrıca Oğuz boylarının ongunlarının yırtıcı kuşlar olması da dikkat çekicidir. Türk halılarında en çok kullanılan canlı figürü kartaldır.Selçuklular zamanında yapılan Döner Kümbet(Kayseri), Hüdavent Hatun Türbesi(Niğde), Çifte Minareli Medrese (Erzurum), Yedi Kardeş Burcu(Diyarbakır) gibi mimari eserlerde çift başlı kartal figürü kullanılmıştır.
Çift başlı kartal güç ve kudretin sembolüdür. Doğunun ve batının hakimiyetini sembolize eder.
Çift Başlı Kartal sembolünü, Türkler Orta Asya kültüründen göçler ve fetihler sayesinde tüm Dünya'ya taşımıştır.


Selçuklu Türklerinde çift başlı kartal figürü.

 

Divriği ulu camii Çift başlı kartal ve şahin kuşu.


Boğazkale Hattuşa Hitit çift başlı kartalı


Selçuklu dönemi parada çift başlı kartal.


Diyarbakır Kalesi

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Milli Türk Devleti, Laik Cumhuriyet ve kutlu Türk Silahlı Kuvvetleri Atamın mirasıdır. Korumak ve yüceltmek her Türk bireyin görevidir.
AY_hanım
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 13 Haziran 2010, 01:38:55 »

Ak Din'e(Ak Cang) göre kartal / bürküt / hotoy / kara kuş gibi adlarla anılan kuş, önemli bir dini semboldür. ''Yeryüzü'ndeki 'Kurt' neyin ongunuysa gökyüzündeki ''Kartal'' da aynı ongunun karşılığıdır.'' (1) Orta Asya Türklerinde koruyucu ruh olarak kabul edilen kartal motifinin, Şaman dini inanışından Yakut Türklerine geçtiği ve oradan da Orta Asya Türklerine kadar geldiği bilinmektedir.

Kartal da Kaf Dağı'nın kuşlarındandır ve kutsaldır, Tanrı'nın kuşudur. Kartal kültüyle ilgili geleneklerden anlaşıldığına göre, Kartal Tanrısal ışığın ve Gök Tanrı'ya yakınlığın simgesi sayılmıştır. O göğün en yüksek katlarına uçabilmesi özelliği ile Gök Tanrı'ya en yakın olma değerini üstünde taşımaktadır. Gök-Kartal göğün en üst katlarına kadar uçabilmektedir. En yüksek ruhlarla alâkası vardır. Kimse kahramanların, ataların yaşadığı gökyüzü sınırına onun kadar yaklaşamaz. kartal adeta Tanrı'nın habercisi olarak da görülür. Dokuz gün gökte, dokuz gün yeraltında yaşar.
Şaman dini inanışında her insanın kuş şeklinde bir koruyucu ruhu olduğu ve insan öldüğünde bu ruhun da göğe yükseldiği inanışı hakimdir. Bunun Türk mitolojisindeki örneği, Orta Asya’nın ünlü Şaman destanı Er-Töşük’tür. Bu efsaneye göre, Gök Tanrı’nın simgesi olan Büyük Kartal, kötü güçlerin elinde tutsak olan destan kahramanı Er-Töşük’ü önce yutup sonra kusarak, daha dayanıklı ve güçlü bir insan olarak dünyaya getirir. Kartal, daha sonra, Er-Töşük’ü sırtına alıp, yeraltında günlerce uçurduktan sonra yeryüzüne çıkarır.  Mitsel anlamda bu kartal iki başlıdır.

Bilinmektedir ki ''Tonyukuk'', başlığında gerçek bir Tanrısal damga olan iki başlı kartalı taşımaktadır. Bu kartal, kanatlarını gerdiği zaman yeryüzünü kaplayan, sol kanadı Ay'ı, sağ kanadı da Güneş'i örtebilecek kadar büyük bir kartaldır. Çift başlı kartallarda figürün; genellikle sivri baş, kıvrık gaga, gaga altında sarkıntı, iki kanat, kuyruk ve pençeler içerecek şekilde betimlendiği görülür. Bakır tırnakları vardır. Kartal altın tüylüdür. İlkbahar ve güz mevsimleri kartalın ruhunun iradesine bağlıdır. Kartal bir defa kanatlarını sallarsa buzlar ve karlar erimeğe başlar. İkinci defa sallarsa ilkbahar gelir. 'İlkbahar yılın gelişi' adını verdikleri bahar türküsününün eski devirlerde kartal namına söylenen ilahilerin kalıntısı olduğu hakkında bilgiler vardır. Kartal göğün göbeği ile birleşen ekseni korumaktadır, bu sebeple de aynı zamanda koruyucu ruh niteliğini de taşır.

Eski Türkler'de Yasa ve töre, Tanrı'nın emri ile bir kartal şeklinde gelen ruhla iletilirdi. Bir Türk, evinin yanında kartalı görürse, eğer hazır et bulunmazsa derhal onun için bir kurban keser. Biri yanlışlıkla kartalı öldürürse, Kam çağırılarak dini tören ile kartalın cenazesi gömülür. Kısır kadınlar, çocuk vermesi için kartala baş vurup yalvarırlardı. Bundan sonra dünyaya gelen çocuğa 'hotoy törüt-teh' (yani kartaldan türemiş) denirdi. Grifonlar, göğü, tan ağarışını, ilim, irfan, kuvvet gibi kavramları ifade eder. Türk sanatında daha çok kartal başlı grifonlar yaygın olarak görülür. İmparatorluk ünvanı, seramik tasvirlerde ve Selçuklu taşlarında kartalın göğsünün üzerine yazılır.

Kartal, aklı, kahramanlığı, irfanı, keskin görüşü, ruhun aydınlanmasını, sağaltımı, yaratılışı, saklı manevi gerçekleri görmeyi, manevi olanı görmek için maddeden yukarı yükselmeyi, Kam'larla, manevi hocalarla birlikte olmayı, büyük denge gücü, vakar ve zerafeti, olayları yukarıdan görebilmeyi, resmin tamamına hakim olabilmeyi, yüksek gerçekliklerle bağlantıda olmayı temsil eder. ''Kartal aynı zamanda sadık bir muhafızdır.(Yaşar Kalafat, Altaylar'dan Anadolu'ya Kamizm, Şamanizm, Yeditepe Yayınları) Demircilerle, Kam'ların aynı kökten geldiklerine inanıldığı için Kam'ların kökeninin bağlandığı kartalın, demircilerle de yakın ilgisi görülmektedir. Kartal, merkezi devletin de simgesi olmuştur.......

Ayrıca biliyoruz ki, Tanrıcı Türklerde kahramanların, öldükten sonra göğe çıktıklarına inanılır. eskiden yeryüzündeki her insanın göğe istedikleri zaman çıkabildikleri bir altın çağın varlığını ve sonra insanlığın düşüşü ve yozlaşması ile artık bütün insanların göğe çıkmalarına izin verilmediğini hatırlarsak, bu olayın ölümden sonrasını da kapsadığını görürüz. Artık ölümden sonra bile herkes göğe çıkamamaktadır. Göğe çıkmak sırra ermedir, kemale ermenin bir göstergesidir. Bu sebepten ötürü göğe çıkanların sayısı, yer altına inenlerden oldukça azdır.....

Orhun yazıtlarında söylenen dua, edilen temenni ilginçtir:

''Halkınızı değerli evlâdınızdan, tay gibi oğullarınızdan daha iyi besliyor idiniz. Uçup gittiniz. Göklerde de hayattaki gibi olasınız. (2)

Buradaki temenni, yukarıya, öteki âleme gittiğinizde de ulusu koruyan, yüceltenlerden olunuz anlamındadır ve göğe yükselen kahramanların, bu dünyadakileri korumaya devam edeceği inancını yansıtmaktadır.
Türk İslam sanatında süsleme unsuru olmakla birlikte daha çok koruyucu ruhu simgelediği kabul edilen bu motif, aynı zamanda güç ve asalet sembolü, olarak da kullanılmıştır. Kartal özellikle çift başlı olarak kullanıldığında, birleşerek artmış gücü temsil ettiğine inanılmaktadır.

Bu figür antik çağlardaki Anadolu yerleşimlerinde de kullanılmış olup bunun en güzel örneklerini Hititler’in Alacahöyük ve Yazılıkaya’daki çift başlı kartal kabartmalarında görmekteyiz.

Ayrıca Attila’nın ordusunun sancağı üzerinde Bozkurt ile beraber kartalında var olduğu bilinmektedir.


1- Ergun Candan, Türklerin Kültür Kökenleri, Sınırötesi Yayınları, istanbul 2004.
2- Talat Tekin, Orhun Yazıtları, Simurg Kitabevi.
3- Konu ile ilgili geniş bilgi için ayrıca bkz.  Antropolog Günnur Yücekal Ermetin, Mevlevilikte Şamanizm İzleri, Töre Yayınevi 2009 İstanbul.
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 29 Eylül 2013, 22:00:51 Gönderen: Ambakay »
Kayıtlı
Bozkurt Eren
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.313



« Yanıtla #4 : 17 Aralık 2010, 03:32:46 »

Pek çok gelenekte kutsal bir yeri olan kartal sembolü, genellikle yükselmeyle, güneş, ateş, ışık ve göz sembolleriyle ilişkilendirilir. Kartal kötülüğün düşmanı olarak kabul edilir, dolayısıyla kötülükle mücadelenin de sembolü olarak ortaya çıkmaktadır. En çok Şamanizm’de olmak üzere, Eski Mısır, Çin, Hun, Sümer, Hitit, Aztek, Japon, Hint Gelenekleri’nde görülen, Neospritüalizmde Yüksek İdare Mekanizması’nın çeşitli niteliklerini temsil eden ezoterik bir semboldür.
  
   Yırtıcı kuşların en güçlüsü olan kartal, çok yükseklere çıkabilen ve buna rağmen yeryüzündeki her şeyi bütün detaylarıyla görebilen bir kuştur. Pek çok sembolde ve alegoride kartal bir kurban taşırken betimlenir. Bu gerçekte, daha alt seviyeli varlıkların, güçlerin, içgüdülerin daha yüksek güçler için feda edilmesinin sembolüdür. Dante kartala Tanrı der, Jung ise kartalı sadece “yükseklik” olarak tanımlar.
  
   Kartal bir yükseklik sembolü, güneş gibi ruhun sembolü ve genel olarak ruhsal prensibin sembolüdür. Gücün göklerdeki simgesidir, gök ile yer arasında hızlı bir şekilde gidip gelebilir ve güneşe gözünü hiç kırpmadan bakabilir. Mısır hiyeroglif sisteminde A harfi kartal figürü ile temsil edilir ki bu da hayatın sıcaklığının, Kaynağın, gücünün sembolüdür. Kartal, güneşin ışıkları altında yaşayan bir kuştur, dolayısıyla özünde ışıklı bir kuş olduğu kabul edilir ve hava ile ateş unsurlarını birlikte barındırır. Onun zıddı olan ise karanlığın ve ölümün kuşu olan baykuş, kimi zaman da kötülükle özdeşleştirildiği hallerde yılandır (1) Yılanla mücadele eden kartal burada karanlığı simgeleyen yılan karşısında ışığı, vicdanı, iyiliği simgeler. Aztek Gelenekleri’nde yılanı gagasıyla tutmuş olan kartal ışığın karanlığa karşı zaferini temsil etmektedir.
  
   Kartal Şamanların babası olarak kabul edilir. Sibirya Şamanları dansın ardından transa geçip yere yığılmaları sırasında ruhlarının göklere çıkmasını, ruhlarının kartallarca çekilen bir arabayla veya kayıkla taşınması şeklinde sembolize ederler. Kartal Türk Mitolojisi’nde ve Orta Asya Şamanizmi’nde yerin göbeğinden transla yükselen bazı Şamanların ulaşabileceği “göğün direği” veya “göbeği” sayılan bir yıldıza tünemiş bir Tanrı Elçisi olarak kabul edilir. Dogonlar, göğün göbeğinin Sirius Yıldızı olduğuna inanır ve kartala “usta kuş” derler. İsis İnisiyasyonları’nda üç kutsal hayvandan biri olan kartal Aztek ve Japon geleneklerinde “göksel güneşin kuşu” olarak tanımlanır.
Güneşle ve dişil doğayı dölleyen eril eylemle özdeşleştirildiğinden kartal aynı zamanda babayı simgeler. Kartal ayrıca cesur uçuşuyla, hızıyla, gök gürlemesiyle ve ateşle karakterize edilir. Bu yüzden de kahramanlık asaletini işaret eder. Uzakdoğu’dan Kuzey Avrupa’ya kadar kartal, gücün ve savaşın tanrılarıyla özdeşleştirilen bir kuş olmuştur. Karada yaşayan arslanın havadaki özdeşi olarak kabul edilir, bu yüzden de bazen arslan başı ile simgelendiği görülür. Vedik Geleneğe göre, kartal aynı zamanda haberci olarak da önemlidir, İndra’dan Soma’yı (2) getirendir. Polonya Sanatı’nda kartal yıldırımın ve savaş türü bir çabanın sembolüdür. Tüm Doğu Sanatı’nda genellikle savaşırken gösterilen kartal bu halleriyle bazen dünyasal ve göksel geyikleri kuyruklarından birbirine bağlayan İmdugud Kuşu (3), bazen de yılanla savaşan Garuda’dır (4).
  
   Kolomb öncesi Amerika’sında kartalın ruhsal ve göksel prensibin arasındaki mücadeleyi işaret eden benzer bir sembolizmi vardı. Kadim Suriye’de bir sembolik ritüelde insan kollu bir kartal güneşe tapınmayı sembolize ederdi. Bu aynı zamanda ruhları ölümsüzlüğe ulaştırırdı. Benzer şekilde Hıristiyanlıkta da kartal gökyüzünden gelen haberciyi sembolize eder. Theodoret (5) genel olarak kartalı kehanet ruhuyla kıyaslardı, kartal birçok zaman Tanrı’ya yükselen duayı ve ölümlü insana inen lutfu da temsil eder. Dolayısıyla kartalın sezgiyi temsil ettiği de söylenebilmektedir. Genel olarak, diğer bütün kuşlardan daha yüksekte uçtuğu ve bu yüzden de ilahi olana en uygun sembol olduğu varsayılırdı. Uçma ve ateş saçma yeteneği, hakimiyet kurmak ve daha alçaktaki güçleri yok etmek için yükselmek, şüphesiz tüm kartal sembolizminin temel karakteristiğidir. Jüpiterin kuşu olarak o, Mezopotamya’dan çıkıp Anadolu’da yayılmış olan ürkütücü fırtına, en eski antik medeniyetlerin fırtına kuşudur. Kartal, Roma paralarında, lejyonlardaki imparator gücünün amblemi olarak yeralırdı. Simyada kartal, diğer temel özelliklerine ilave olarak buharlaşmanın da sembolüdür.

   Kartal, diğer hayvanlar gibi ikizler burcundayken tamamen veya kısmi bir bölünme yaşar ve böylelikle de iki başlı kartal ortaya çıkar. İki başlılık kartala 360 dereceyi aşan bir görüş açısı sağlar ve bu da Yüksek İdare Mekanizması’nın gözünden hiçbirşeyin kaçmadığının ifadesidir. Mekanizma, hem fiziksel alemde, hem de fizik ötesi alemde olan her şeyi görmektedir. Yani Yüksek İdare Mekanizması insanların hem fiziksel eylemlerini hem de düşüncelerini, niyetlerini gözlemektedir. Bu yönüyle kartal aynı zamanda “gözü her şeyi gören vicdanın simgesidir”.

   Neospiritüalist görüşte, kartal sembolünde kartalların çok yükseğe çıkabilmeleri ve böylelikle yüksek bilgiyle temas edebilmeleri bu sembolün ana fikrini oluşturur. Bu görüşte; uygulamaya bir örnek teşkil etmesi açısından yüksek enerjiler, yüksek tesirler, yüksek şuur ve yüksek fikirlerle temas etmek ve onları hayata geçirmek anlatılmak istenmektedir.

   Kartal olmanın gereği yükseklere çıkmak ve yüksekten kuşbakışı denen bakışla olayları ve durumları değerlendirebilmektir. Yükseğe çıkmanın, yüksek fikirlerle olmanın yararı ise geniş bir açıdan bakmayı sağlamasıdır. Yükselinmediği, yerde ve yatay durumda olunduğu zaman çok büyükmüş gibi gözüken olayların, kuşbakışıyla geniş bir açıdan bakıldığında, son derece küçük bir yer kapladığı ve sadece bir detayı oluşturduğu daha rahat görülür. Örneğin yerde iken kişinin önünde bir kara parçası veya bir su birikintisi varsa, o kara parçasını veya su birikintisini çok büyük bir alan olarak algılayabilir veya o su birikintisi kişiye adeta bir okyanus gibi görünebilir fakat yükseldiği zaman, yüksek bilgi ve yüksek enerji ile daha önce gördüklerini değerlendirdiğinde bütün içerisinde onun aslında ne kadar küçük bir yer kapladığını, onun sadece küçük bir detaydan ibaret olduğunu, adeta çok büyük bir tabloyu meydana getiren bir resimler bütününün küçük bir parçası olduğunu görmesi mümkün olur. Küçük parçalardan kastedilen onların önemsiz olduğu değildir fakat o, bütünü oluşturan küçük bir parçadır, aslında bu daha çok kişilerin idrakleri ile ilgili bir durumdur. Kişi yerde olduğunda her şeyi o küçük parça olarak görmeye başlar. Küçük toprak alanın ve küçük su birikintisinin çok büyük bir alan kapladığını zanneder fakat yukarı çıkabilirse, kuş bakışı ile o alana, olaylara veya duruma bakıp, değerlendirebilirse, onun sadece bütünü oluşturan küçük bir parça olduğunu çok rahat görecektir.

   Aşağıdan bakıldığında; yani olaylar düşük enerjili, düşük frekanslı enerjilerle değerlendirildiğinde, olayın arka planına ait olup görülemeyen birçok detay ve durum gözden kaçırılır, yüksekten bakıldığında ise tablo olabildiğince net görülür. En azından sadece kişinin kendi baktığı yönden değil, birçok açıdan olayları gözlemleme imkanı bulması mümkündür. Gerçekte, kuşbakışı denmesinin asıl anlamı da budur; insanın sadece kendi açısından değil, karşısındakilerin duygu, düşünce ve haletleri açısından da olaylara bakabilme, bunları o şekilde değerlendirme imkanı vardır. Kişi yükseldiği zaman yüksek bilgiyle temasa geçer, bütüne dokunur, daha bütünsel bir bakış açısıyla olayları değerlendirir. Birçok açı devreye girdiği için aşağıda iken bakılarak elde edilen değerlendirmelerin seyri değişir. Kartal sembolü aynı zamanda da daha fazla özgürleşmeyi temsil eder. Daha fazla özgürleşmek ise, yasalara uygun hareket edebilmektir.

   Ruhsal Öğretilerde, insanlara karşılaştıkları olaylara kartal bakışı ile bakmaları, olayların içinde kaybolmamaları tavsiye edilir. Bu maddenin varlık üzerindeki hakimiyetine son verebilmek, maddeye hakim olmak, maddeyi kontrolü altında tutmak demektir ki; yaşama kartal bakışı ile bakabilen insanlar, şuurlu olarak eğitme-eğitilme sürecine katılan, vazife realitesinin birer neferi olma sıfatını kazanan insanlardır.

Dipnotlar
(1)  Yılan aynı zamanda birçok gelenekte ebediliğin, kozmik gücün, ışığın da sembolüdür.
(2)  Hint geleneklerinde tanrılardan çalındığına ve ölümsüzlük verdiğine inanılan içkiye verilen addır.
(3)  Sumer Metinleri’nde gök gürültüsü bulutlarını simgeleyen kutsal bir kuştur.
(4)  Altay Mitolojisi’nde, gövdesi, kol ve bacakları insan biçimli, kartal başlı, kartal gagalı ve kartal pençeli karakuşa verilen addır.
(5)  Aziz Theodoret, sezgisel bir yazar, teolog ve Suriyeli bir Hıristiyan piskoposudur.

   Alıntıdır.
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 29 Eylül 2013, 22:01:39 Gönderen: Ambakay »
Kayıtlı

Milli Türk Devleti, Laik Cumhuriyet ve kutlu Türk Silahlı Kuvvetleri Atamın mirasıdır. Korumak ve yüceltmek her Türk bireyin görevidir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.19 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.203 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.