Türk Mitolojisinde Yaradılış Efsanesi
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 12 Kasım 2019, 03:55:25


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Mitolojisinde Yaradılış Efsanesi  (Okunma Sayısı 3368 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
shaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 137



« : 11 Ocak 2011, 00:48:12 »

Evvelce ancak su vardı. Yer, gök ay ve güneş yoktu. Tanrı Kuday ile bir kişi vardı. Bunlar kara kaz şekline girip su üzerinde uçuyorlardı. Tanrı hiçbir şey düşünmüyordu. Kişi rüzgâr çıkarıp suyu dalgalandırdı ve Tanrının yüzüne su serpti. Bu kişi kendisinin Tanrıdan büyük olduğunu
sandı ve suyun içine dalıverdi.

Su içinde boğulacak oldu; "Tanrı, bana yardım et!" diye bağırmaya başladı. Tanrı "Yukarı çık!" dedi. O da sudan çıkıverdi. Tanrı şöyle buyurdu: "Sağlam bir taş olsun!" Suyun dibinden bir taş çıktı. Tanrı ile kişi taşın üzerine oturdular. Tanrı, kişiye "Suya dal, oradan toprak çıkar!" dedi. Kişi suya daldı ve "Ben kendim için de toprak alayım" diye düşündü. İki eline toprak aldı. Bir elindeki toprağı, kendi başına iş görmek düşüncesiyle ağzına soktu. Yaratma işinde Tanrı'yı kıskandığı için böyle davranmıştı. Bu kişinin de ağzında gizlediği toprak büyümeye başladı. Nefesi kesilmişti; boğulacak gibi oldu. Tanrıdan kaçmaya başladı, fakat nereye baksa Tanrıyı yanında buldu. Boğulmak üzereyken "Tanrı, gerçek Tanrı bana yardım et!" diye yalvardı. Tanrı ona "Ne yaptın, ağzına toprak saklayayım diye mi düşündün?  Bu toprağı ne için gizledin?" diye sordu. Kişi "Yer yaratayım diye bu toprağı ağzımda gizlemiştim" diye cevap verdi Tanrı ona "At ağzından o toprağı" dedi. Kişi toprağı atıverdi. Bu topraktan küçük küçük tepeler meydana geldi,
bundan sonra Tanrı şöyle dedi "Sen günahlı oldun, bana karşı fenalık düşündün. Sana itaat eden halkın düşündükleri dahi fena olacaktır. Bana itaat eden halkın düşünceleri arı, temiz olacaktır. Onlar güneş  görecekler, aydınlık görecekler.  Ben gerçek Kurbustan adımı almışımdır. Senin adın ise Erlik olsun. Günahkârını benden gizleyenler senin halkın olsun. Günahkârını senden gizleyenler senin halkın olsun!" dedi.
 
Dalsız, budaksız bir ağaç bitmişti. Bu ağacı Tanrı gördü ve "Dallan olmayan ağaca bakmak hoş bir şey değil.  Buna da dokuz tane dal bitsin!" dedi. Ağaçta dokuz dal bitti. Tanrı yine şöyle dedi: Bu sırada Erlik bir kalabalığın gürültüsünü işitti ve "Bu gürültü nedir?" diye sordu. Tanrı "Sen de
bir hakansın, ben de bir hakanım. Bu gürültüyü yapan kalabalık benim ulusumdur" dedi. Erlik bu kavmin kendine verilmesini istedi. Tanrı ona "Hayır, sana vermeyeceğim. Sen kendine bak!" dedi. Erlik "Dur bakalım, Tanrı’nın şu ulusunu bir göreyim" dedi ve kalabalığa doğru yürüdü. Bir yere geldi;  burada insanlar, yabani hayvanlar, kuşlar ve başka birçok canlı yaratıklar gördü. "Tanrı bunları nasıl yaratmış? Bunlar ne ile besleniyorlar?" diye düşündü. Burada bulunan insanlar bir ağacın meyvesi ile besleniyorlardı. Ağacın bir tarafındaki meyveyi yiyorlar, diğer tarafındaki meyvelerden ağızlarına almıyorlardı. Erlik bunun sebebini sordu. İnsanlar ona cevap verdiler: "Tanrı bize bu dört dalın meyvesini yemeği yasak etti. Güneşin doğduğu tarafta bulunan beş dalın meyvelerinden yemeği buyurdu. Yılan ile köpeğe de bu ağacın dört dalından yemek isteyenlere izin vermeyeceksin diye emretti. Bundan sonra Tanrı göğe çıktı. Beş dalın meyveleri bizim aşımız oldu".

Erlik, Körmös bunları duyduktan sonra Törüngey denilen bir kişiyi buldu ve ona "Tanrı yalan söylemiş, siz bu dört dalın meyvelerini de yiyiniz!" dedi.  Bekçi yılan uyuyordu.  Erlik onun ağzına girdi ve "Bu ağaca çık!" dedi. Yılan ağaca çıktı, yasak meyveden yedi. Törüngey ile karısı Eje beraber geziyorlardı.  Erlik onlara "Bu meyvelerden yiyiniz!"  dedi.  Törüngey istemedi.  Fakat karısı yedi.  Meyve çok tatlıydı.  Meyveyi alıp kocasının ağzına sürdü.  O anda her ikisinin tüyleri dökülüverdi.  Utandılar, ağaçların altına saklandılar,  derken Tanrı geldi.  Bütün ulus Tanrı’dan gizlendi. Tanrı haykırdı  "Törüngey, Törüngey!  Eje,  Eje,  neredesiniz?"  Onlar: "Ağaç altındayız, sana varamayız." dediler. Yılan, köpek, Törüngey, Eje kabahati hep birbirine attılar. Tanrı yılana "Şimdi sen Körmös (Şeytan) oldun, insanlar sana düşman olsun, seni vurup, öldürsün."  Bundan sonra  Eje'ye dönerek  "Yasak meyveyi yedin.  Körmös'ün sözüne uydun.  Bundan böyle gebe olacak ve çocuk doğuracaksın, doğum sancıları çekeceksin" dedi.  Törüngey'e dedi.  "Körmüs'ün aşını yedin,  beni dinlemedin,  şeytanın sözüne kandın,  onun sözüne kananlar onun ülkesinde yaşayacaklar.  Benim nurumdan mahrum olacaklar, karanlık dünyada bulunacaklardır. Şeytan bana düşman oldu.  Sen de ona düşman olacaksın.  Beni dinlemiş olsaydın,  benim gibi olurdun. Şimdi senin dokuz oğul, dokuz kızın olsun.  Bundan sonra ben sizden kişiler yaratmayacağım. Kişileri sen doğuracaksın" dedi.  Tanrı, şeytana  "Kişilerimi niçin aldattın?"  diye sordu.  Şeytan, "Ben istedim,  sen vermedin.  Ben de hırsızca almaya karar verdim.  Ben alacağım;  atla kaçarsa
düşürerek alacağım, içki içip sarhoş olursa dövüştüreceğim,  suya girse, ağaca çıksa yine alacağım!..." dedi.  Bunun üzerine Tanrı "Üç kat yerin altında, ay ve güneşi olmayan karanlık bir dünya vardır.  Ben seni oraya atıyorum" dedi.  İnsanlara da "Bundan sonra size yemek vermeyeceğim.  Kendinizi,  kendi gücünüzle kazanarak besleyin.  Sizinle konuşmayacağım. Size Maytere"yi göndereceğim" dedi. Maytere geldi. İnsanlara bir çok şey öğretti.  Araba yaptı.  Aş olarak ot köklerini,  ısırgan ve yiyebilecekleri çeşitli otları gösterdi.

Erlik, Maytere'ye yalvardı  "Ey Maytere,  benim için Tanrı’yla konuşmalısın!  Huzuruna çıkmam için izin vermesini istemelisin”.  Maytere,  Erlik'in kabul edilmesi için Tanrıya altmış yıl yalvardı. Tanrı şeytana şöyle dedi;  "Bana düşman olmazsan,  insanlara fenalık etmezsen yanıma gel!" Şeytan göklere Tanrı’nın yanına çıktı, Tanrı’ya, secde ederek "Beni affet, müsaade et de ben kendim için gökler yapayım" dedi.  Tanrı müsaade etti.  Erlik gökler yaptı.  Erlik'in avenesi göklere yerleşip,  çok kalabalık oldu.  Tanrı’nın öz kişisi Manğdaşire şöyle düşündü;  "Bizim öz kişilerimiz yeryüzünde Birlik, Erlik'in kişileri göklerde.  Bu çok fena bir şey!" Manğdaşire, Tanrıya darılıp, Erlik'e savaş açtı. Erlik karşı geldi, ateşle vurup Manğdaşire'yi
kaçırdı.  Manğdaşire Tanrı huzuruna geldi.  Tanrı "Nereden geliyorsun?" diye sordu.  Manğdaşire "Erlik'in avanesi yüksek göklerde, bizim kişilerimiz de yerde bulunuyorlar.  Bu çok fena bir şey. Ben Erlik'in avanesini yere indirmek için savaştım.  Fakat gücüm yetmedi,  indiremedim." dedi. Tanrı "Benden başka kimse ona dayanamaz.  Erlik'in gücü senden fazladır.  Fakat bir zaman gelecek ki sana  'Var!'  diyeceğim.  İşte o zaman senin gücün Erlik'in gücünden üstün olacaktır!" dedi. Bunun üzerine Manğdaşire rahat rahat yattı.
 
Bir gün Manğdaşire şöyle düşündü "Tanrının var diyeceği gün yaklaştı". Tanrı,  Manğdaşire'ye  "Ey Manğdaşire, bu gün var Erlik'i göklerden süreceksin.  Maksadına erişeceksin,  ondan çok güçlük olacaksın,  Benim gücüm, (Alkışım) sana yetsin." dedi. Manğdaşire sevindi ve bir kahkaha attı.  "Tüfeğim yok,  yayım,  okum yok,  kargım yok,  yatağınım yok...  Ancak yalın bileğim,  kolum var.  Nasıl ben Erlik'e karşı varayım?" dedi. Tanrı ona kargı verdi.  Manğdaşire kargıyı alıp Erlik'in göklerine çıktı.  Erlik'i yendi,  kaçırdı. Göklerini kırıp parça parça etti.  Erlik'in göklerinin parçalan yere döküldü.  O zamana kadar yeryüzü dümdüzdü.  Bu parçalardan,  dağlar,  kayalar hâsıl oldu.  Güzel Tanrı'nın güzel yarattığı dümdüz yer böylece eğri büğrü oldu.  Erlik'in bütün avanesi yere döküldü.  Kimi suya düştü boğuldu,  kimi ağaca,  kimi taşa çarptı öldü.  Kimisi de hayvanlara çarparak öldü.
Şimdi Erlik, Tanrıdan yer istedi:  "Benim göklerimi kırdın.  Şimdi benim barınacak yerim yok"  dedi. Tanrı onu yerin altına,  karanlık dünyasına sürdü.  Üzerine kat kat kilitler koydu  "Üzerinde sönmez ateş olsun,  güneş ve ay ışığı görmeyesin!  Tekrar ediyorum,  İyi olursan yanıma alırım, fena olursan daha derinlere sürerim!"  dedi.  Erlik "Ben ölmüş adamların canlarını alacağım." dedi. Tanrı "Ben onları sana vermeyeceğim.  Kendin yarat!"  dedi.  Erlik eline çekiç, körük, örs aldı.  Bir vurdu,  kurbağa çıktı; bir vurdu,  yılan çıktı; bir vurdu, ayı çıktı; bir vurdu, domuz çıktı; bir vurdu, albıs (kötü ruh) çıktı; bir vurdu, şulmus (kötü ruh) çıktı; bir vurdu, deve çıktı. Tanrı geldi.  Erlik'in körük,  çekiç ve örsünü alıp ateşe attı.  Körük bir kadın,  çekiç de bir erkek oldu. Tanrı bu kadını yakalayıp, yüzüne tükürdü.  Kadın bir kuş olup uçtu.  Bu kuş eti yenmez, tüyü yelek olmaz (Kurday) denilen kuştur. Tanrı erkeği yakalayıp yüzüne tükürdü.  O da bir kuş oldu.  Bu da (Yalban) denilen kuştur. Bütün bunlardan sonra Tanrı halka hitaben : "Ben size mal verdim, aş verdim. Yerin üzerinde, iyi, güzel ve arı sular verdim.  Size yardım ettim. Siz de iyilik yapınız. Ben göklerime döneceğim. Çabuk gelmeyeceğim!" dedi.
 
Sonra yardımcı ruhlarına hitaben: "Şal-yime, sen içki içip akimi kaybedenleri,  körpe çocukları, kısrak yavrularını inek buzağılarını koru, iyi sakla.  İyilik yapmış olan ölülerin canlarını yanına al, kendi kendini öldürenleri alma! Zenginlerin malına göz dikenleri, hırsızları, başkalarına düşmanlık edenleri de alma! Benim için ve hakanı için savaşan ölüleri al, benim yanıma getir! İnsanlar size yardım etsin, sizden kötü ruhları uzaklaştırdım. Kötü ruhlar (Körmös'ler) insanlara yaklaşırsa onlara yemek versinler.  Körmös'lerin aşlarını yemeyiniz,  yerseniz onlardan olursunuz.  Benim adımı söylerseniz,  himayemde bulunacaksınız.  Şimdi ben uzaklaşıyorum. Fakat tekrar geleceğim.  Beni unutmayınız,  beni  gelmez sanmayınız.  Şimdi uzaklara gidiyorum. Tekrar geldiğim zaman sizin iyilik ve kötülüklerinizin hesabını göreceğim.  Şimdilik benim yerimde Yapkara, Manğdaşire ve Şal-yime kalıyorlar. Onlar size yardım edeceklerdir."  dedi. Yapkara, sen iyi bak! Erlik senin elinden ölmüşlerin canını çalmak isterse Manğdaşire'ye söyle, o kuvvetlidir.  Şal-yime, sen de iyi bak!  Albıs,  Şulmus yerin altından çıkmasınlar. Çıkarlarsa derhal  Maytere'yi ver!  O kuvvetlidir,  onları kovsun.  Podo - sünku ayı ve güneşi beklesin. Manğdaşire'ye söyle,  yeri ve gökleri muhafaza etsin!  Maytere iyilerden kötüleri uzaklaştırsın. Manğdaşire, sen kötü ruhlarla savaş! Sana güç gelirse benim adımı çağır! İnsanlara iyi şeyleri, iyi işleri öğret.  Onlara oltayla balık avlamak, sincap (tiyin) vurmak, hayvan besleme sanatlarını öğret.
 
Tanrı bunları söyledikten sonra uzaklaştı. Manğdaşire olta yaptı, balık avladı. Tüfek,  icat etti, sincap vurdu. Tanrı'nın buyurduğu gibi insanlara bir çok şeyler öğretti. Manğdaşire bir gün şöyle dedi  "Bugün beni rüzgâr uçuracak ve götürecektir"  Gerçekten de rüzgâr geldi ve Manğdaşire'yi alıp götürdü. Yapkara insanlara şöyle dedi:  "Manğdaşire'yi Tanrı yanına aldı. Onu bulamayacaksınız. Ben Tanrı’nın elçisiyim. Tanrı nerede durdursa orada kalacağım. Siz öğrendiklerinizi unutmayınız. Tanrının yargısı budur!" Bu konuşmadan sonra kendisi de insanları kendi hallerine bırakıp, gitti. (1)


* Bayram Erdoğan’ın “Sorularla Türk Mitolojisi” Kitabından alınmıştır. (s.98-104)
 [1] W. Radloff’tan yerin yaradılışı hakkındaki bir Altay efsanesi

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRK'ÜZ TÜRK'ÇÜYÜZ ATATÜRKÇÜ'YÜZ BAŞBUĞUMUZ ATATÜRK, YOL GÖSTERİCİMİZ NİHAL ATSIZ... TANRI TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN... ARKASINDA OLMASAYDI ŞANLI BİR MAZİ BU MİLLETTEN ÇIKAR MIYDI BÜYÜK BİR "GAZİ"
Genç Börü
Genç Börü
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 508


TANRI TÜRK'Ü KORUSUN


« Yanıtla #1 : 16 Mart 2011, 23:31:00 »

Çoğu mitolojiden daha mantıklı, daha düzgün ve daha inandırıcı bir destanımız. Yaradılış Destanı Saka Türklerine ait milli destanlarımızdan biridir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TANRI TÜRK'Ü KORUSUN
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.