Türk Mitolojisinde Aile
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 12 Aralık 2019, 12:32:54


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Mitolojisinde Aile  (Okunma Sayısı 2412 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« : 23 Eylül 2012, 22:53:03 »

TÜRK  MİTOLOJİSİNDE  AİLE

  Mitoloji  yaratılışın,  başlangıcın  bilimidir.  Kainatın  nasıl  ve  ne  şekilde
oluştuğunu ,  insanların hayvanların ve bitkilerin  ilk  defa  niçin,  nasıl ve ne şekilde
meydana  geldiklerini  açıklar,  insanların bu  konudaki  inanışlarını  içine  alır.  
Mitolojiler  yazının ortaya  çıkmadığı çok  eski  dönemlerin  üıünleri  olduklarından
ancak sözlü  gelenekte  devam etmişlerdir.  Sözlü  geleneğe dayanılarak yazılmış
olan  parçalar  günümüze  kadar ulaşmışlardır.  
  "Aile Ocağı"  kavramı ailenin sıcaklığını belirtmektedir.  Ocak ve  ocakta yanan ateş eski
Türkler  arasında  kutsal  sayılırdı.  Altay  Türklerinin  inanışiarına  göre  insanlara
ateşi  Talnrı  Kara  Han'ın oğlu Tanrı  Ülgen  hediye  etmiştir.  Ülgen;  gökten  biri
kara, 'biri  ak iki taş gönderir.  Kuru otları avucunun içinde ezerek bir taşın üzerine
koyar,  öbürü  ile  vurur.  Çıkan kıvılcımlardan  otlar  ateş  alır.  İnsanlar da  bunu
görerek ateş yakınayı öğrenirler.
   Altaylılar  arasında ateşin nasıl bulunduğuna dair  bir  rivayet  de şöyledir:
 Altaylıların  tanrılarından  üçüncü  kat  gökte  oturan  Kuday:  "İnsanlar  çıplaktır,
soğukta yaşayamazlar onun için ateş olmalı "  dedi.  Fakat Ülgen'in  üç kızı  merak
ettiler,  ne yaptııarsa ateşi bulamadılar.  Bu  sırada uzun sakallı ,  kısa boylu  Kuday
onların yanına gelirken  kendi sakalına basarak yuvarlandı. Ülgen'in kızları bunu
görünce  gülüp  alay  ettiler.  Kızların gülüşüne Kuday ın  canı sıkıldı,  geri  döndü.
Kuday onlara ateşin nasıl bulunacağını söyleyecekti. Üç kız bunu  anladıkları için
söyleyeceklerini dinlemek maksadı ile  koştular.  Kuday ın yolunu  beklediler.  Kuday
gelince  onlara şöyle dedi:  "Ülgen'in  üç  kızı  taşın  keskinliğini bilemedikleri
halde  benimle  alay  ediyorlar,  bana  gülüyorlar.  Budalalar  (. .. )".  Üç  kız  bu söz
üzerine  düşündüler .  Birbirlerine  "Nasıl  olur  bu?  Kuday  böyle  dediğine  göre
taşta  ateş  vardır"  Nihayet  taşın  keskinliğinden faydalanarak  bunların birbirine
kuvvetle  çarpmasından  çıkan  kıvılcımlarla  ateşi  bulmuş  oldular,  insanların
arasına yaydılar.
  Ailenin sembolü  olan ateş  kainatta  bulunan  dört  asli  unsurdan  birisidir.  Bu
dört  unsur;  su,  hava,  ateş ve  topraktır.  Mitolojilerde  bu  dört  unsur Tanrılar
tarafından insanlar  için  yaratılrnışlardır.  Daha sonra  bu  dört  unsurdan  kainattaki
bütün  varlıklar  meydana  gelmiştir.  Ateşin  bulunması  her  mitolojide  farklı
şekilde anlatılır .
  Türk  Mitolojisinde  ateş  tanrı  tarafından insanlara  armağan edilmiştir .  Tanrı
ateşin  nasıl  yakılacağını  insanlara  öğrettiği  için  ateş  kutsal  sayılmıştır .  Ateşin
nasıl  ilk  defa  ortaya  çıktığı  gösterilirken  insanlarla  tanrılar  arasında bir  kavga
yoktur.  Tanrı Kuday  ateşin  insanlar  tarafından  kullanılmasını  istemiştir.  İkinci
parçada  ise  Ülgen'in  şakacı  kızları  Kuday'dan  ateşin  nasıl  yakılacağını  öğrenir
ve  insanlara  öğretirler.  Tanrı nın  insanlara  hediyesi  olan  ateş  ailenin  ve  aile
ocağının sembolü  olur.
  Bu  mistik inancın devamı olarak  Yakut Türklerinde ateşe tapılmaktadır.  Ateş
kutsal  sayılır  ve  evin  hanımı en azından günde  bir  defa  ateşe  bir şeyler  atar.
Pişen yemekten  bir  parça,  bir  iplik,  bir saç kılı,  deri  parçası v.s.  Ateş perisinin
çok geveze olduğuna ve  her  zaman  bir şeyler mırıldandığına inanılır.  Bu mı-
rıltıların  manasını  ancak  bir  çocuk  ve  bir  şaman anlayabilir.  Ayakkabıların
çamurunu  ateşle  temizlemek,  ateşe  bir  demir  silah  sokmak  ve  ateşin  içine
tükürmek yasaktır. Ateşin  çeşitli şekilleri vardır .
  Sibirya  Türklerinde  evin  hanımı her  sabah  mutfak  ateşini  bir  ardıç  dalıyla
tutuşturduktan sonra  bütün  odaları  bu  dal  vasıtasıyla  takdis  eder.  Kazaklarla
Kırgızlar  çadırın ocağına kurban  verirken  "Od  Ata"  ve  "Od  Ana"  diye  hitabederler.
  Evin büyük çocuğu evlenince evden ayrılır ve bir ocak kurar, asıl ocak ise
küçük  kardeşe kalırdı.  Ona  da  "Od Bekçisi"  adı verilir .  Evdeki  ateş  kutsal
Tanrı'yı  hatırlatmakta,  ateşte Tanrı'nın kut'u  bulunmaktadır. Bu inancın izini  bir
atasözümüzde  bulmak mümkündür:  "Odsuz ev kutsuz  ev". Ateşin olmadığı evde
"kut"  da  yoktur.  Ateşi yanmayan  ev sönmüştür. Çünkü Tanrı o  evi terketıniştir.
  Türklerde ateş,  evi  ve  aileyi,  ailenin  kudsiyerini  temsil  eder.  Bu  inanç geçmişte
mistik  bir şekilde  inançlarda  devam  etmiş,  bugün  de  atasözleri  ve  deyimlerde
devam etmektedir.
   Karı  ile  koca  da  evde  Od Ana  ile  Od Ata'nın temsilcileri  olmuşlardır .  
Ailenin  temelini  teşkil  eden  karı  ve  koca  ateşi  onlara  armağan eden  olağanüstü
gücün  temsilcisidirler.  Onun  desteğine  ve  yardımına  mazhar  olmuşlardır .
Hükümdar  da  yalnız başına değildir.  O  da  eşi  ile  birlikte  anılırdı.  Onların
arkasındaki olağanüstü koruyucular  biraz  daha farklıydı.  Hakan  "Ay Ata"yı temsil
eder.  Ay  Ata  altıncı kat gökte  otururdu .  Hatun'un temsil ettiği  Gün Ana,
Hakan ın  temsil  ettiği  Ay  Ata'dan  bir  kat  daha  yüksekte  bulunmaktadır.  Ailede
kadının yeri  bakımından bu düşünce tarzi  çok  önemlidir.  Devlet  yönetiminde
Hatun  her  zaman  Hakan'ın  yanındadır .  Emirnamelerde;  "Hakan'la  Hatun
 e=ırediyor  ki"  diye  başlanırdı .  Aile  birliğinin  temelini  kocası  ile  birlikte
turan kadın evine  ve  kocasına sadakatla  bağlıydı.  Sadakatin  temelini  yine
mitolojide  buluyoruz.  Yakut  Türklerinde  kadınların koruyucusu  doğum ilahesi
ayzıt dı.  "Bu  Tanrıça doğuda güneşin doğduğu gök kısmında oturur.  Bu  insan-
ların  Ayzıt'ıdır.  Ataların Ayzıt ı  güneşin doğduğu noktada oturur".
  Ayzıt  yere indiği  zaman  ev sahibi  ve  ev sahibesinin yatağı üzerine yerleşir.
Genç kızlar  evlendikleri  zaman doğurgan olmak için, Ayzıt'ın küçük bir resmini
yataklarının  önündeki  bir  tahta  levha  üzerine  koyarlar.  Yakutlar  bir  evlada
özellikle  erkek evlada sahip olabilmek  için Ayzıt'a yalvarırlar" .
  Ayzıt  yaz  ayininde  ismetsizleri  sarayına  kabul  etmediği  gibi  ismetsiz
kadınlar  ne  kadar yalvarsalar,  ne  kadar  çok  kurban  kesseler onların yanına asla
gelmez.  Herkesten tam bir ismet ister"  .
   İnsanların ruhları gökteki yıldızılı dünyadan gelmiştir.  Üçüncü  kat  gökte  "Süt
Gölü   bulunmaktadır.  Bu  göle  "Ak  Göl"  ismi  de  verilmektedir.  Bir  çocuk
doğacağı  zaman Ayzıt,  tarla  çiçek  ve  yemiş perilerini  alarak  lahusanın yanına
koşar .  Bu  periler üç gün üç gece lahusanın başında kalarak  ona  hizmet ederler.
ayzıt,  Süt  Gölü'nden  getirdiği  damlayı  çocuğun ağzına  damlatır.  Bu  damla
çocuğun ruhu olur.  Çocuk doğduktan ve süt damlası ile kutlandıktan sonra Ayzıt
da  perilerini alır  gider.
   Mitolojiye  göre,  yeryüzündeki ruhlar geldikleri,  önceden içinde bulundukları
alemin  özlemi  içindedirler.  Yeryüzündeki  kadınların  örneği bu  kutsal  alemde
bulunan Ayzıt'dır.  Onun  kadar  namuslu  ve  ahlaklı olabilirlerse  belki  bu  "rüya
alemine  geri  dönebilirler.  Ruhlarının  geldiği  bu  alemde  herşey  ilk  ve  en
mükemmel şekildedir. Bunun için yeryüzündeki  insanlar da ilk yaratıldıkları gibi
mükemmel  olmaya çalışmalıdırlar .  Buradaki  mitolojik düşüncenin altında yatan
temel  fikir  budur.  Ayzıt onların sadık ve  iffetli  olmalarını istediği  için kadınlar
da hayatları  boyunca  iffetli  olmaktan  ayrılmamak  zorundadırlar.  Aksi  halde
Ayzıt  onları kabul  etmeyecek, kurbanları ona ulaşamayacaktır. Mitolojinin  telkin
düşünce ile  kadınlar ailenin  kudsiyerini  koruyacak  olan  namus anlayışına
sıkı sıkıya   sarılacaklardır.  Ailenin  kudsiyeti  ve  sağlam ahlaki  temellere  dayan-
ması Türk  rnitolojisine göre Tanrı nın emridir. İnsanlar da  kendilerini  bu  emir-
lere uymak  zorunda  hissederler.  Aksi  halde  "rüya  alemi"ne  asla  döneme-
yeceklerdir.
  Radroffun  Altaylılar  arasından  deriemiŞ  olduğu  yaratılışa  ait  parçalar
arasında  insan  ve  ailenin  oluşumuna ait  parçalar  dikkatimizi  çekiyor:  Evren
Tanrı tarafından yaratılmıştır.  Tanrı dalsız ve hudaksız bir ağacın bittiğini  görür
ve "dalları  olmayan ağaca bakmak hoş değil buna  dokuz  tane  dal  bitsin"  der.
ağaçta dokuz  dal biter. Tanrı yine şöyle der:  "dokuz dalın kökünden dokuz kişi
türesin  ve  bunlardan dokuz  ulus  olsun" . Böylece Tanrı nın Ulus'u  meydana  ge-
lr.  Tanrı  onlara  bir  ağacın  meyveleri  ile  beslenmelerini  emreder.  Güneşin
doğduğu yöndeki beş dalın meyvelerinden yiyecekler, diğer dört dalın meyvele-
rn yasaklandığı  için  yemiyeceklerdir.  Tanrı  Şeytan'ın  bu ağaca yaklaşmaması
için de  yılan ve  köpeği  bekçi  olarak  tayin  eder,  kendi  uzaklaşır .  Şeytan
Tanrı'nın ulusunu kıskanır.  Yılan uyurken sessizce  içine  girer,  onun yasak  
meyveden  koparıp yemesini sağlar. Yılan meyveyi  Ece  adlı  bir kıza verir.  Ece  
meyveyi  ikiye  böler ve  bir parçasını da sevgilisi Törüngey'e  yedirir.  Bunun üzerine
tüylerle  kaplı olan vücutları  çıplak kalır.  Tanrı  gelip  Ece  ile  Törüngey'in  emirlerine  
karşı geldiklerini  öğrenince onları cezalandırır.  Ece'ye,  "Yasak  meyveyi  yiyip şeytana
uyduğu için  bundan böyle  gebe  olup doğum sancıları  çekeceğini ve
çocuk doğuracağını"  söyler. Töıüngeye de dokuz oğlu, dokuz kızı olacağını,  
kendisinin artık  kişi  yaratmayacağını söyler .
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #1 : 23 Eylül 2012, 22:53:53 »

TÜRK  MİTOLOJİSİNDE  AİLE



  Altaylılara  göre  ilk  aile  Ece  ve  Törüngey'den  meydana  gelmiştir.  Tanrı'nın
emirlerine  karşı geldikleri için Ece doğum sancıları çekmek ve dağurmakla cezalandırılmıştır .
 Ondan  önce  insanları  Tanrı yaratmaktaydı.  Mitolojiye  göre  Tanrı
herşeyi mükemmel  ve  güzel yaratmıştır.  O'nun yarattığı  herşey iyidir,  insanlara
acı ve sıkıntı vermez. Doğumun menşei açık anırken duyulan acı ve sıkıntı da insanların
günah arının bedeli  olarak açıklanmaktadır.  
  Milletierin  hayatında  mistik  dönem  kapandıktan  sonra  "destan  dönemi"
başlar ve  destanlar teşekkül  eder. İslamiyet öncesi Türk destanları içinde  büyük
bir destanın parçası olduğunu tahmin ettiğimiz  Oğuz Kağan Destanı bulunmaktadır .  
Bu  destanda  cihan  hakimiyeti  kurma yolundaki Oğuz Kağan ın iki  eşi
bulunur.  Bunlardan  birincisi  gökyüzünü  temsil  eder.  Annesi  ve  babası  belli
değildir.  ağanüstü bir şekilde yeryüzüne indirilmiştir.
  "Yine  günlerden bir  gün Oğuz Kağan Bir  yerde Tanrı ya yalvarmaktaydı. Karanlık bastı.
Gökten bir  ışık indi.  Güneşten ve  aydan daha parlaktı.  Oğuz Kağan
oraya  yürüdü  ve  gördü  ki  o  ışığın  içinde  bir kız var yalnız otuıuyor.  Çok güzel
bir kızdı.  Başında ateşli parlak bir beni vardı. Demir kazık (kutup yıldızı) gibi  idi.
O  kız  öyle  güzeldi  ki  gülse  Gök  Tanrı  gülüyor,  ağiasa  Gök  Tanrı  ağlıyor
(sanılırdı)  Oğuz Kağan onu  görünce  aklı  gitti,  sevdi aldı.  Onunla yattı  ve  
dilediğini aldı.  Kız gebe kaldı.  Günler ve  gecelerden sonra  gözleri parladı ve  
üç  erkek çocuk doğurdu. Birincisine Kün adını koydular,  ikincisine Ay adını koydular,
üçüncüsüne Yultuz adını koydular" .
  Gökyüzünden gelen kızın üç oğlunun adı da  "gök"le  ilgilidir:  Gün, Ay, Yıldız.
Oğuz Kağan'ın ikinci eşi de  "Su" kaynaklıdır:  "Yine  bir gün Oğuz Kağan önünde
bir göl, ortasında bir ağaç gördü.  Bu ağacın koğuğunda bir kız vardı, yalnız oturuyordu.
Çok  güzel  bir kızdı.  Gözü  gökten daha  gök idi.  Saçı ırmak gibi dalgalı
idi.  Dişi  inci  gibi  idi.  Öyle  güzeldi  ki,  eğer yeryüzünün halkı onu görse  "Eyvah
ölüyoruz" der ve süt kımız olurdu.  Oğuz Kağ'an onu görünce aklı gitti,  yüreğine
ateş düştü, onu sevdi  ve aldı.  Onun yattı  ve  dileğini aldı.  Kız gebe kaldı.  Günler
ve  gecelerden sonra gözleri parladı ve  üç erkek çocuk doğurdu. Birincisine  Kök
adını koydular,  ikincisine Tağ adını koydular,  üçüncüsüne Tengiz adını koydular".
   Daha  sonra  Oğuz Kağan beylerini  etrafına  toplar  ve  Kağan olduğunu ilan
eder. Artık bir aile sahibi olmuştur,  oğullarına güvenmektedir. onai bu aileyi  
kurmasını nasib  eden Gök Tanrı dır.  Yeryüzünü  ve  gökyü zünü  temsil  eden iki  genç
kızla  evlenmiş,  çocuklarının isimlerini  annelerinin  menşeini hatırlatacak şekilde
koymuştur. Gün,  Ay,  Yıldız,  Gök,  Dağ ,  Deniz.  Oğuz Kağan ın iki  eşi  de Şama­
nizm'de  kutsal  sayılan  beş  unsuru:  Hava,  teş ,  su,  ağaç ve  toprağı  hatırlat­
maktadır. Bu  iki  genç kız yeryüzüne gelerek Oğuz'un kutsal bir yuva kurmasını ve
nesiini  devam  ettirmesini sağlamışlardır.
  Göktürklere  ait  destanlar  hakkındaki  bilgileri  Çin  kaynaklarından öğreni­
yoruz .  Bu  bilgiler  mistik  parçalar  halindedir.  Bu  parçalardan  birisinde  
Göktürklerin menşei anlatılmakta, ilk  ailenin nasıl  ortaya çıktığı görülmektedir:
Hiyong-Nu'larla  aynı cinsten  olan  "Tu-kiie"ler  Hiyong  Nu  memleketinin  kuzeyindeki  "So"
krallığından  çıkmışlardır.  Reisieri  "Kha-pan-pou"nun  on  altı
kardeşi  vardı ki  bunlardan  birisinin  anası bir  kurttu.  Kurttan  doğmuş olan
 "Yuhe-nii  chouai-tou"  rüzgarlara  ve  yağınurlara  hükmediyordu.  Düşmanları,
kardeşlerini  mahvettikleri  zaman,  bu tabiatıyla  o  felaketten  kurtuldu.  Bunun iki
eşi  vardı,  biri  yaz  tanrısının,  diğeri  kış  tanrısının  kızı  idi.  Bunlardan  iki  oğlu
olmuştu. Kendi  kavmi bu çocukların en büyüğü olan  "No-tou-lou-che"yi hükümdar  yaptılar;
o,  o  zaman  "Tu-kiie"  adını  aldı.  Bunun  on  zevcesi  olduğu için
çocuklarının  her  biri  annelerinin  adını  almışlardı.  "Kurt-A-sse-na"  bu  isimlerden  biriydi.
 Bu  ismi  ilk  taşıyan  hüh.'iimdar' A-hien-che" idi.
  Annesi  kurt olan  "Y-uhe-nii-chouai-tou"  da Oğuz Kağan gibi iki eşlidir.  Onun
eşleri  de  Oğuz Kağan'ın  eşleri  gibi  kutsaldır.  Eşlerinden  biri  Yaz  Tanrısının
diğeri  de Kış Tanrı'sının kızlarıdır .  Bu  menşe mitinde  anneler  kurt  da  dahil  olmak  
üzere  hep kutsaldırlar .  Tanrı tarafından Göktürk Devleti'nin  kurulmasına
ardım etmek için gönderilmişlerdir. İlk  Göktürk  hükümdan da  annesinin ismini
taşır  ve  Asena adını alır.
  Çin  kaynaklarından  alınmış  olan  Uygur'ların  menşe  miti  de  Uygur  hü-
kümdar ailesinin nasıl ortaya çıktığını anlatmaktadır.
  İdikhu :  İdikut Uygur  Lehçesinde  hükümdar  demektir.  Kauçang  hükümdarIannın
 hepsine  bu  ünvan  verilir.  Eskiden  bu  hükümdarların yurdu  Uygur-
istan da idi.  Orada  "Holin"  adlı  bir  dağ vardı  ki  ondan  "Tuğla "  ve  "Selenga"
iki nehir çıkardı.  Bir gece  oradaki bir ağacın üstüne gökten mucizevi bir ışık
indi. İki  nehir  arasında  yaşayan halk  bunu  dikkatle  takibettiler.  Ağacın gövdesinde -
gebe bir kadına benzeyen bir şişkinlik belirdi. O ışık dokuz ay on gün o
şişkinliğin üzerinde  durdu.  Bu  müddetin bitişinde  o  şişkinlik  yarıldı.  İçinden
"beş çocuk  çıktı.  O  memleket  ahalisi  onları  alıp  büyüttüler.  Bunların en  küçü-
ün adı Buğu Han idi.  Çalışma yaşına girer  girmez  herkesi  hükmü altına alarak
hükümran oldu.
  Buğu Han  da Oğuz Kağan ve  GöRtürk hükümdarları gibi olağanüstü bir şe­
kilde doğmuştur. Buğu Han diğerlerinden farklı olarak  hem annesiz  hem de ba-
basız  olarak  bir  ağacın gövdesinden  doğmuştur,olağanüstü güçler  tarafından
uygur'lara  hükümdar olarak gönderilmiştir.
  Her  üç  parçada  da  hükümdar  ailesinde  asalet  arandığını  goruyoruz.  Hü-
kümdarlar  ve  eşleri  olağanüstü varlıklardır.  Aynı zamanda  Tanrı'nın  himayesi
altında  bulunur,  ona  veya  baba  tarafından tanrısallık  taşırlar.  Göktürklere  ait
mitde  hü kümdarın anne  tarafından  gelen  ismi  aldığını  görüyoruz.  Her  üç
parçada  da  çok  eşliliğin  mevcut  olduğunu görmekteyiz.  Bu  eşler  olağanüstü
güçler  tarafından  hükümdarlara  gönderilmişlerdir.  Mitolojilerde  ilk  aile  hü-
kümdar  ailesi  olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu  aile  anne,  baba ve  çocuklardan
ibaret olan çekirdek ailedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.100


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #2 : 02 Ağustos 2019, 17:02:00 »

Türk mitolojisinde Aile
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.