Türk Kültüründe Bab (Baba) / Ata Geleneği
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 13 Ağustos 2020, 20:50:20


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Kültüründe Bab (Baba) / Ata Geleneği  (Okunma Sayısı 4222 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.926


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« : 30 Mart 2010, 11:34:46 »

TÜRK KÜLTÜRÜNDE BAB (BABA)/ ATA GELENEĞİ

Baba kavramı, kelime olarak, “ata”anlamında olup Türkçenin dışında Fars,
Berberî, Rus ve Rumen dillerinde de kullanılmaktadır.Saygı duyulması gerekli olan şahıslar için de kullanılan Baba/
Bab kavramı1, Türkistan sahasında evliya,aziz, sultan, ata kelimeleri ile karşılanıp
yaygın olarak “evliya” anlamında kullanılmaktadır. Özellikle Türkiye ve Balkanlar sahasında Kalenderiyye,
Melametiyye, Haydariyye ve Nakşiyye tarikatlarında kullanılan dede ve baba adlandırmaları, İslami dönem Türkistan
sahasında aziz, evliya adlandırmaları ile paralellik göstermektedir.Hayatımızın her sahasında görülen ve toplumun üst kesiminde temayüz eden şahsiyet adlandırma, sıfatlandırma ve fonksiyonları ile günümüz adlandırma,sıfatlandırma ve fonksiyonları mukayese edildiği zaman, bütün bunların İslamiyet’ten önceki dönem Türk kültürü içinde var olduğunu söylemek mümkündür.
Gök-Tanrı inancından Budist inanca;Gök-Tanrı inancı ile Budist inancın birlikte yaşandığı Ak Burkan veya Ak Caî (Altay Türklerinde Ak Din)’ye kadar;daha sonra İslamiyet’in Türk toplumunda yaygınlaşması ve kabul görme sürecinde de yukarıda bahsettiğimiz ata/ baba / bab / aziz / evliya adlandırması bütün fonksiyonları ile varlığını sürdürmüşlerdir.İslamiyet’ten önceki dönemde adları ister kam, ister baksı, ister bahşi,ister oyun, ister baba veya ata olsun,İslamiyet’ten sonraki dönemde zaman zaman aynı adla (baba, bab, ata, bahşi),zaman zaman da yeni tanışılan kültür çevresinden alınan ödünçleme kavramlar il(şaman, evliya, aziz, şeyh, derviş,vb.) adlandırılmışlardır. Bu benzerlikleri evliya menkıbeleri/ menâkıbnâmeleri/velâyetnameleri ile kamlığa (Bizim tercihimiz,genel kullanım olan şamanlık yerine kam yönündedir.)2 giriş törenlerinin anlatıldığı kaynaklar mukayese edildiği zaman kolayca anlaşılmaktadır.3Adları; kam, baksı, aziz, ata, baba,bab, dede veya evliya olsun, bu adla
anılan şahsiyetler kimi zaman hayatta iken, kimi zaman da ölümlerinden sonra çevresinde teşekkül eden anlatmalarla hayatlarını zenginleştirmişlerdir. Anlatılan kimi menkıbeler, onların ölümlerinden sonra da yaşamalarını sağlamış,hayatları, hayattayken kullandıkları mekân veya eşya; ölümlerinden sonra da mezarları çevresinde çeşitli inançlar ve pratikler gelişmiş ve yaygınlaşmıştır. Bu inanma ve uygulamalar, İslamiyet’ten önceki dönemde çeşitli kutsallar şeklinde bilgiler ile günümüze kadar gelmiştir.Kaldı ki, eski Türk inanç sistemi olan Gök –Tanrı inanç sisteminde, Tengri ve Tengriler kavramının varlığı ile daha önce bahsettiğimiz ulu kişilerin sahip olduğuna inanılan kerametleri arasında bir bağ bulunmaktadır. Bunları örneklemek gerekirse; Yer-Dağ ruhları olarak da anılan iyeler Abu-Kaan, Ülemen, Ak- Kaya, Yelbis gibi iyeler hayvanların çoğalması,sağalmaları ile toplumun kötülüklerden korunmasını sağlarlar. Buna benzer bir inanma, halk arasında Kaynar Hoca diye anılan Fahimî/ Fahimî Baba çevresinde de teşekkül etmiştir. Hayvan hastalıklarında (Koyunlarda boçça denilen göz hastalığı ile atların sütten kesilmesi)mezarından alınan toprağın suya karıştırılarak içirilmesi sonuncunda iyileşeceğine
inanılır (Çetin 1995).Tengriler esasına dayalı inanç sisteminde,yaratılış destanlarında da sözü edilen Tek Tanrı Kayra Kan, Tanrı Ülgen diye de adlandırılmaktadır ki, Ülgen veya ülken kelimesi en büyük anlamındadır.Yaratıcı olarak inanılıp iyilik ve hayır bahşeder(İnan, 1987:412- 414).Saha Türklerinin Ürüng Artoyon, Altay Türklerinin Ülgen ve Kuday, Başkurtların Kök –Tanrı ve Oğuz Türklerinin tek Tanrı kavramları aynı anlamdadır.Köktürk Bengü taşlarından itibaren yazılı kültür kaynaklarında yer alan Tanrı tasavvuru, tasavvur edilen Tanrı’nın görevlendirdiğine inanılan ruhlar bu Ruhların fonksiyonlarından kısaca bahsetmek
gerekirse, Kuzey Türkleri (Altay Türkleri) her boyun Tanrı Kayrakan’ın oğullarından neşet ettiklerine ve bunların
korumasında olduklarına inanırlar (İnan 1987: 414). Buna benzer bir inanma,günümüzde Yesevî soyundan gelen ve kendini “Hocalar” olarak ifade eden grupta vardır. Ahmed Yesevî soyundan geldiklerine inanan bu grup, kendilerini Kazak Türklerinde Ulu, Orta ve Kişi cüzlerin dışında tutmakta ve Ahmed Yesevî soyundan oldukları için kendilerini
imtiyazlı /ocak saymaktalar. Dolayısıyla toplumda kendilerini imtiyazlı görmektedirler.Yine aynı şekilde Sunaklar denilen
bir grup vardır ki, bu grubun üyeleri,Ahmed Yesevî’den önce Türkistan’a gelen Sunak Ata’nın torunları olduklarını
ifade ederek, toplum tarafından imtiyazlı görülmektedirler. Kendilerini ocak olarak ifade eden bu grubun şüphesiz
eski inanç biçimiyle ilgisi bulunmaktadır.Zira ilk insan ateşi Tanrı Ülgen’den öğrendi. Dolayısıyla ateşi ilk öğrenen
insan ocak sahibi oldu (İnan 1972: 66-72). Buradan kaynaklansa gerek ki, eski dönemlerde Türk kağanının muayyen
bir günü vardır ve bu günde ateşler yakılıp,çıkan alevlerden geleceğe dair tahminlerde bulunulurdu. (İnan 1972: 67).
Kanaatimizce bu tören Yenigün/nevruz olmalıdır.
  Yaratılmışları korumak, onlara güzellikler bahşetmek, eski Türk inancında iyelere mahsus bir görevdir. Yayık,insanları kötülüklerden korumak, hayat vermek için görevlendirilmiştir. Tanrı ile insanlar arasında aracılık yapmaktadır(İnan 1987: 415). Günümüzde türbe ziyaretleri, evliya/aziz/bab/baba/atalardan yardım isteme, himmet umma ve bunlar vasıtasıyla Tanrı’ya yakarma;bu adlarla adlandırılanların Yayık ile olan benzerliklerini ortaya koymaktadır.Buna; Kırıkkale’nin Keskin ilçesine
bağlı Haydar Sultan köyünde bulunan Haydar Dede yatırında tespit ettiğimiz pratikleri örnek gösterebiliriz (Çetin1997). Yine Suyla ve Karlık adlı iyeler,ay ve güneşin kırpıntısı olarak tasavvur edilir ve insanoğlunun hayatındaki değişiklikleri haber verdiklerine inanılır.İstikbalden haber veren arbavcılar, balger/falcılar ve bunlara gösterilen saygı Suyla ve Karlık’a duyulan saygıdan kaynaklanmış olsa gerek. Kazakistan sahasında gelecekten haber verme ile ilgili bir menkıbe şöyledir; Muhammed Hanefiya Ata, dua ve tecrübe atasıdır. Ruhların sıktığı insanlar, yolunu kaybedenler türbede geceledikleri takdirde selamete ererler, ruhen iyileşir, geleceklerini tahmin eder, planlarlar ve şaşırdıkları yolu bulurlar (Çetin 1997).Umı, Umu veya Umay çocukların,genç kızların ve gelinlerin koruyucusudur.Çocuksuz annelere çocuk, sağlıksız çocuklara sağlık verir. Gaziantep ve Adıyaman ilinin Gölbaşı ilçesinde tespit ettiğimiz“umaysız” tabirinin Umay Ana’nın korumasından mahrum olan genç kızlara
hitaben söylendiğini burada belirtmeliyiz.Umay’ın fonksiyonu, İslamiyet’i kabulden sonra evliya olarak kabul edilen; Ayzöre Ana ve Domalak Ana’ya yüklenmiştir. Ayzöre Ana’nın türbesi Şolakgorgan’dadır. Yardım isteyenlerin yardımcısı ve çocukların iyesidir. Çocukları  türlü ağrılardan, cin ve perilerin kötülüklerinden koruyan ruhtur. Çocuğu hastalananlar onu ziyaret edip türbesinde bir gece kalırlar. Kötü sözden koruyan,özellikle çocukları kötülüklerden koruyan iyedir (Çetin 1997). Ulu Jüz’den olup Ahmed Yesevî’nin torunun kızıdır(Alptekin 1996). Domalak Ana türbesi,Güney Kazakistan’da Çimkent civarındadır.Dayanıklılık, akıllılık, kanaat,neslin devamının iyesidir (Kalmurzaulı1997:32; Ertöbekov 1999: 48-62).Hoca Ahmed Yesevî’nin anası Ayşe Hatun, halk arasında Karaşaş Ana diye bilinmektedir. Şeyh Musa’nın kızı olanKaraşaş Ana, genç kızların ve gelinlerin bilgi kaynağıdır. Hayatta iken bunları okutup İslamî ahlak ile ahlaklandırmaya gayret etmiştir. Bilgi, namus, feraset
iyesidir.
   Bunlardan başka, Türkistan sahasında  özellikle Karatav (Karadağlar) ve Alatav (Aladağlar) çevresinde yerleşenTürk boyları arasında evliya, aziz, bab,baba, ata adlarıyla anılan ulu şahsiyetlerin türbeleri bulunmaktadır. Bu şahsiyetler hakkında çeşitli menkıbeler oluşmuş ve bu menkıbeler tartışmasız kabul gören, inanılan anlatımlar olarak günümüze
kadar gelmiştir.Burada, Türkistan sahasında tespit ettiğimiz baba/ata/ evliya/aziz olarak kabul edilen şahsiyetlerden bazıları hakkında kısa bilgi ve teşekkül eden inanmalar hakkında örnek bilgiler vermekle yetineceğiz.
  Ukaş Ata/Ukkâşe Ata:
 Türbesi,Çimkent vilayetine bağlı Babaykorgan köyünde bulunmaktadır. Rivayete göre
sahabedendir. Hz. Muhammed’in ölümünden
sonra İslamiyet’i yaymak için
Türkistan’a gelen Ukaş Ata (Ukkaşe
bin Mihsan) secdede iken başı kâfirler
tarafından kesilerek şehid edilir. Ukaş
Ata’nın kesilen başı, Tanrı’nın emriyle
yarılan yere girer. Başın girdiği yerden
su fışkırmaya başlar. Su, başı sürükleyerek
gotürür ve Mekke’den çıkar. Rivayete
göre Mekke’de gömülü olan başın
gövdesi Babaykorgan’da defnedilir.
Ukaş Ata’nın kerameti, Ahmed Yesevî
ile ilgilidir. Ahmed Yesevî’yi ziyaret
eden kişinin Ukaş Ata’nın türbesini ziyaret
etmesi ve ziyaretinin kabul görüp
görmediğini anlaması gerek. Zira Ahmed
Yesevî’nin türbesini ziyaret etmek ve ziyaretin
kabul olması oldukça önemlidir.
Ukaş Ata ziyaretçileri, türbenin yakınındaki
kuyuya kova salarlar. Su alınırsa,
suyu alan kişinin Ahmed Yesevî’yi ziyaretinin
kabul olduğuna inanılır. Temizliğin,
arılığın ve günahsızlığın iyesi olarak
bilinir.

  Arıtsan Bab/Arslan Baba:
  Bilindiği
gibi Ahmed Yesevî’ye Hz.
Muhammed’in emanetini veren şahsiyettir.
Otrar civarında bulunan türbesi
perşembe günleri ziyaret edilir. “Arıtsan
Bab’da gecele, Hoca Ahmed’den dile”
deyiminden de anlaşılacağı üzere, bu
türbede geceleyenlerin dileklerinin kabul
olacağına inanılır. Ahmed Yesevî’yi
ziyaret edenlerin, ziyaretlerinin kabul
olması için Arıtsan Bab’ı mutlaka ziyaret
etmeleri gerekmektedir. Arıtsan Bab
Türbesi’nin önünde bulunan kuyudan
çıkan su ile abdest almak da ziyaret pratiklerinden
biridir.

  Kurban Ata:
  Hoca Ahmed
Yesevî’nin müritlerinden biridir. 16.yüzyılda yaşamıştır. Türbesi Otrar civarında,
Arıtsan Bab türbesinin karşısındadır.
Yaklaşık 40 m2 olan türbede
geceleyecek bir oda, mescid ve Kurban
Ata’nın kullandığı eşyalar bulunmaktadır.

  Şaştı Aziz:
  Menkıbeye göre, Şaştı
Ata, Baba Tükti Şaştı Aziz ile evlenen
huri kızından doğan çocuğudur. Babası
Şaştı Aziz gibi, onun da vücudunda bir
top saç bulunmaktadır. Şaştı (Saçlı) ata
denilmesine sebep budur. Kaynaklarda
geçen “vücutta saçın bulunması”, kanaatimizce,
Budist rahiplerin kafalarını
kazıtarak arkalarına doğru uzayacak
biçimde biraz saç koymaları ile ilgili olabilir.
Bahşilerin, ilk dönemlerde Budist
rahip olmaları ve kimi azizlerin bu gelenekten
devam etmiş olabileceklerini
de dikkatten uzak tutmamalıyız. Ayrıca,
Hunlar dönemine kadar izleyebildiğimiz
alp tiplemesinde, alpların aldıkları eğitimin
farklı kademelerinde kuşak kuşanmak,
kılıç taşımak, saç kesmek gibi
unvan belirten işaretlere bağlı olduğunu
da belirtmeliyiz.
Şaştı Ata’nın mezarı, Güney
Kazakistan’da, Çimkent vilayetine bağlı
Şolakkorgan kasabasındadır. Şaştı
Aziz’in birçok kerametinin varlığına inanılmaktadır.
O, sarıp adıyla anılan bir tür hayvan
hastalığı ve insanlarda damar ağrıları
olanlar tarafından ziyaret edilir. Bu
tür rahatsızlıkları olanlar, Şaştı Aziz’in
türbesinde bir gece yattıklarında iyileşeceğine
inanırlar.
Şaştı Aziz, zenginlik ve bolluk iyesi
olup, bu yönü ile dükan /dükkan atası/
iyesi olarak bilinir (Jaksımbetov 2000: 9;
Boranbay 2000: 20–21)

  Ismayıl Evliye:
  Şaştı Aziz’in müridi ve türbedarıdır. Temizlik, adillik,
feragat, tahammül, musırlık evliyasıdır
(Boranbay 2000: 20–21).

  Karabura Evliye:
  Güney
Kazakistan’da Sozak kasabasındadır.
Menkıbeye göre Hoca Ahmed Yesevî’ye
benzemektedir. Bilgi iyesidir. Ziyaretçileri
bilgi diledikleri zaman, istedikleri
bilgiye sahip olacaklarına inanırlar.

  Ahmet Bab:
  Ahmed Yesevî döneminde
yaşamış, ondan ders almış,
Yesevî’ye mürid olmuştur. Daha sonra
Şokay Evliya’ nın müridi ve türbesinin
türbedarı olmuştur. Sarısu’dan
Şolakkorgan’a gelip yerleşir ve orada
ölür. Menkabede, güzel, cesur, iyi niyetli,
inayetli, yardımsever birisidir. Niyetinde
samimi olanların koruyucusudur
(Jaksımbetov 2000).

  Feyzulla Bab:
  Türbesi
Şolakkorgan’dadır. Tılsım yaparak keramet
gösterdiğine inanılır. Tılsım/efsun
iyesidir. Türbesinde gecelendiği ve niyet
tutulduğu zaman küy öğrenilir. Kazakistanlı
meşhur küycüler İsa, Şubay, Elşekey,
Akbaylar Feyzulla Bab türbesinde
geceledikten sonra aldıkları ilhamla küy
ustası ve jırşı olmuşlardır (Jaksımbetov
2000).
Evliya, bilge, küğün piri, ozan kimlikli
Korkut Ata ile mukayese ettiğimizde,
birbirlerine benzerlik göstermektedirler.
Korkut Ata, bütün Türk dünyasında
yaygın olmasına karşılık Feyzulla
Bab, mahallî özellik gösterir. Bundan
başka pehlivanların pirinin Hz. Hamza,
kunduracılar pirinin Ahî Evran, fırıncıların
pirinin Somuncu baba olmaları bu
inancın Türkistan kaynaklı olduğuna
dair işaretlerdir ( Torun 1998).

  Kök Tondı Ata:
  Ahmed Yesevî
döneminde Bağdat’tan geldiğine,Türkistan’a gelirken kırk eşek yükü kitap
getirdiğine dair çeşitli anlatmalar
bulunmaktadır. Yesevî ile kırk gün kırk
gece sohbet ettiğine inanılmaktadır.
Sayram ve Karaganda’da mezarının olduğuna
inanılmaktadır.
Ahmed Yesevî’den bata/dua alan
Kök Tonlı Evliya, Ahmed Yesevî’nin sağ
kolu olarak tayin edilmiştir. Kendisi gök
renginde cübbe giydiği için bu adı almıştır.
Ahmed Yesevî’nin izbasarı (muakkibi)
olup himmet sahibidir.

  Bişkek Bab:
  8. yüzyılda, Şaştı Aziz
döneminde yaşamış olup, Hoca Ahmed
Yesevî’nin sekizinci göbekten dedesi olduğuna
inanılmaktadır. Abbasîler döneminde
Türkistan’a gelen Bişkek Bab’ın
birçok hanedan döneminde ömür sürdüğüne
dair deliller gösterilmektedir.
Gösterdiği kerametler ile anılmaktadır.
İnsan vücudunda yaktığı ateş, en çok
anlatılan kerametlerden biridir. Göçebe
Kazak halkına İslamiyet’i öğretmek
maksadıyla çalışmış, dinî bilimlerde
oldukça üst seviyede bir evliyadır. Koblandı,
Şora Batır, Edige Batırlar Bişkek
Bab’dan himmet almış, kahramanlık
şahsiyetleri teşekkül etmiştir. Türbesi
Güney Kazakistan’da Sozak’tadır.
Bişkek Bab dinî bilimlerin ve kahramanlık
iyesidir (Boranbay 2000: 22–33).
Türk kültürü içende köklü ve eski
bir geçmişe sahip olan baba/ata/evliya,
aziz/ gibi kavramlarla ifadesini bulan
kutsal şahsiyetler, mitik yönleri ile dikkatimizi
çekmelidir. Biz, beynelmilel
olan eski inançlarla benzerliğini kabul
etmekle birlikte, Ata/Bab/Baba/ Aziz
kültünü, Bozkır medeniyetini yaşayan
Türk milletinin, Türkistan sahasında
yaşadıkları dönemden itibaren dünyayı
kavrayışları ve yaşayış tarzlarıyla ortaya
koydukları kendilerine mahsus bir kurum
olarak kabul etmekteyiz. Buna küçük
bir örnek verilmesi gerekirse, evliya
türbelerine horozun kurban edilmesini
gösterebiliriz. İrene Melikof’un bu uygulamanın
Türkistan kaynağını görmezden
gelerek Mazdeklik ve Yezidilik’e bağlaması,
inanma biçiminin –belki maksatlı
olarak- başka kaynağa yönlendirilmesi
anlamında yorumlanabilir. Yezidilik’te
Şeytan’ın yeniden bedenleşme dönüşümü
“Melik Tâus” (Melek Tavus) haline
gelmesi ile sonuçlanmaktadır. Mazdek
inancının kutsal kitabı Avesta’da “güneşkuş”
a muadil gösterilmesi, bütün bunların
Alevî inanış biçiminde Cebrail’le
benzerlik kurulması ve Cebrail’in horoz
ile sembolize edilip horozun kurban edilmesi
ile ilgili husus Kuzey Türk grupları
arasında da görülmektedir. Gök-Tanrı
inancında, Tanrı Ülgen’e sunulan adak
kurbanın (ıdık/iyilik) sığır, koyun veya
tavuk cinsinden bir hayvanın kesilmesi
(İnan 1987: 390- 391). Türk kültürünün
devamlılığı bakımından daha dikkat çekicidir.
Sonuç olarak, kültürümüzün dinamiklerinden
olan evliyalar, hangi adla
adlandırılırsa adlandırılsın çevresinde
birleşilen; hiçbir grup, kesim, mezhep ve
tarikat farkı olmaksızın Türk toplumunun
hayat bulduğu manevî kaynaklar
olarak kabul edilir. Toplumsal birlikteliğin
merkez noktalarını oluşturan bu
şahsiyetler, bir yandan İslamiyet’ten
önceki dönem manevî kabullerin sonraki
döneme aktarılmasının işareti iken,
bir yandan da İslami dönemin manevi
kabullerinden örnek teşkil etmeleri bakımından
önemlidir.

  NOTLAR
1. Baba kavramı ile ilgili daha geniş bilgi için
bk: Abdurrahman Güzel, Bazı Müesseselerimiz ve
Şahsiyetler Etrafında Millî Kültür-Millî Birlik, Ankara
1991, 21–71.
2. Abdulkadir İnan, Tarihte ve Bugün Şamanizm,
Ankara 1972 adlı eserinde de Baksı ve Şaman
kelimelerinin yabancı kaynaklı olduğunu ifade etmektedir.
bk., 75.
3. Abdulkadir İnan, Makaleler ve İncelemeler,
Ankara 1987; Fuad Köprülü, Türk Edebiyatında İlk
Mutasavvıflar, Ankara 1976; Abdulkadir İnan, Tarihte
ve Bugün Şamanizm, Ankara 1986; Umay Günay,
Âşık Tarzı Şiir Geleneği ve Rüya Motifi, Ankara
1986; Velâyetname-i Hacı Bektaş Veli: Hacı Bektaş
Velinin Hayatı (hzl.: Sefer Aytekin), Ankara 1956
KAYNAKÇA
Alptekin, Ali Berat (1996), “Hoca Ahmed Yesevî
Hazretleri ve Yakınlarıyla ilgili Efsaneler”,
Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi-Dr. Himmet Biray
Özel Sayısı, Ankara.
Aytekin, Sefer (Hazırlayan), 1956, Velâyetname-
i Hacı Bektaş Veli: Hacı Bektaş Velinin Hayatı,
Ankara.
Boranbay, Jarılkasın (2000), Bişkek Bab, Çimkent.
Çetin, İsmet (1995), “Fahimî’nin Şiirleri”,
Hacı Bektaş Veli, 2, Ağustos.
Çetin, İsmet (1997), “Sözlü Kaynakta Hacı
Bektaş Veli ve Haydar Sultan”, Hacı Bektaş Veli,
Kadri Eroğan Armağanı, Ankara.
Ertöbekov, Kuralbek (1999), Baydibek Baba
men Domalak Ana, Çimkent.
Günay, Umay (1986), Âşık Tarzı Şiir Geleneği
ve Rüya Motifi, Ankara.
Güzel, Abdurrahman (1991), Bazı Müesseselerimiz
ve Şahsiyetler Etrafında Millî Kültür-Millî
Birlik, Ankara.
İnan, Abdulkadir (1972), Tarihte ve Bugün
Şamanizm, Ankara.
İnan, Abdulkadir (1987), Makaleler ve İncelemeler,
Ankara.
Jaksımbetov, Eskermes (2000), Ezireti Karatav
Evliyenin Keni Edi, Çimkent.
Kalmırzaulı, Emze (1997), Teberik Dünye,
Çimkent.
Köprülü, Fuad (1976), Türk Edebiyatında ilk
Mutasavvıflar, Ankara.
Torun, Ali (1998), Türk Edebiyatında Türkçe
Fütüvvet-nâmeler, Ankara.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Kaan ULAŞ
OTAĞ BEKÇİSİ
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.941


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #1 : 06 Mayıs 2017, 19:35:53 »

Ata/Baba.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.212 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.006s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.