Türk Efsanelerinde Aile
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 06 Aralık 2019, 16:24:57


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Efsanelerinde Aile  (Okunma Sayısı 3646 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« : 24 Eylül 2012, 07:04:50 »

TÜRK EFSANELERİNDE AİLE

  Efsaneler  tarihi  dönemlerin  mahsulleridir.  Her  an  yeni  bir  efsane  teşekkül
edebilir.İnanca bağlı her türlü olayın etrafında efsane oluşur. Mitolojilerde  eski
Türk  inançlarını  bulabildiğimiz  halde  Efsanelerde  hem  eski inanışların  izlerini
hem  de  Türklerin  Anadolu'ya  yerleştikten  sonra  burada  buldukları   çeşitli
inançların ve İslamiyetin izlerini  bulmak mümkündür.  Aile  kavramı ile  ilgili  olarak  
tespit ettiğimiz  kavramlar  ilk  defa  mitolojilerde  yer almış,  daha sonra  efsanelerin
derinliklerinde  zenginleşerek devam etmiştir.
  Anadolu'nun  değişik  bölgelerinden  seçtiğimiz  efsanelerde  aile  kavramını
araştırırken ilk  efsane Diyarbakır bölgesinden seçildi:  Efsanenin  geçtiği yer
Diyarbakır'ın Çermik  ilçesine  bağlı  Gelincik Dağı ile  ilgilidir.  Köy  ağasının güzel
kızı ile  köyün yakışıklı çobanı birbirlerine aşık olurlar.  Ağa gençleri birbirleri ile
evlendirmeye  karar  verir,  fakat  civardaki  yörük Beyi Ağa'nın istediği herşeyi verir
ve  kızını  alır.  Çoban düğün alayı köyden ayrılırken kavalını çalarak  Tanrı'ya
yalvarır  ve  sevdiği  kızın  başkasına  yar  olmamasını diler.  Duası  kabul  olur,
çobanla birlikte  gelin alayı da taş kesilir .
  Gelincik Dağı efsanesinde evliliğin ve  aile  birliğinin temelinde sevginin  bulunması
gerektiği  anlatılmaktadır.  Birbirini seven  insanların  ayrılmasın!  Tanrı
da istemez.  Para  ve  mal varlığı ancak insanları kandırabilir.  Efsane dünyasında
sevgi  üstün gelir ve Tanrı seven irisanların duasını kabul eder.  Gelincik Dağı da
bu sevginin sembolü olarak gösterilir.  ·
  Efsane dünyasında üvey analar kötüdür,  zalimdir. Üvey çocuklarına her türlü
kötülüğü yapmaktan  çekinmezler.  Babalar çocuklarını bu  zalim  kadınların elinden
kurtaramazlar, yahut kurtarmak istemezler. Çocuklar bu durumda ancak efsanelerin
esrarengiz aleminde huzura kaVtışurlar.
  Yusufçuk adlı  efsane  Kozart  Çayı civarında Hopka Dağı eteklerinde  geçer.
Anneleri  ölünce beş çocuğun babası eve  üvey  anne  getirir.  Kadın bunlara  her
türlü kötülüğü yapar.  Sürüden kaçan oğlak, buğdayları birbirine karıştınnca üvey
anne, kızı  cezalandırır ve buğdayları teker teker toplamasını emreder.  Oğlanları
da ağiağı  aramaları için  gönderir.  Oğlak gece  Hopka  Dağı'nda kaybolur.  Eve
dönmeye  cesaret edemezler.  Elif  ile  Yusuf Tanrı'ya  dua  eder ve kuş olmak ister-
ler.  Diğer üç kardeş de onların dualarının kabul  olunduğunu görünce  onlar da
taş olmak isterler ve taş kesilirler .
  Taş  kesilmek"  ve  kuş olmak" burada  bir  mükafat  olarak karşımıza çıkıyor.
Taş kesilmeyi  çocuklar  kendileri istemişlerdir.  Böylece  üvey annenin  zulmünden
kurtulmuş ve  huzura kavuşmuşlardır.
  Gelintaşı  efsanesi Adana nın ilçesi  olan  Feke'ye  bağlı incirli  köyünden  derenmiştir.
Efsanede  evlilik konusundaki çarpık değer yargıları eleştirilmekte, evlilik  için anlaşma
ve sevginin esas olduğu anlatılmaktadır:

Zengin ve yaşlı köy ağası ·köyün güzel kı ını  ister.  Değirmencinin oğlunu seyen  kız
 bu evliliğe  rıza göstermez,  birlikte  kaçarlar.  Zalim ağa onları takip  eder.
Ağanın eline  düşmernek için  iki  genç Allah'a  dua  ederler  ve  taş  kesilmek  ister-
ler. Ağa' nın adamları ile  birlikte  iki  genç de taş kesilir .
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #1 : 24 Eylül 2012, 07:05:44 »

TÜRK EFSANELERİNDE AİLE


Kadınhanı,  Meydanlı köyünde  anlatılan  bir  efsanede  kardeşler  sındaki
dayanışma ve sevgi ne kadar güçlü olursa o  eve o  kadar çok bereket
gireceği anlatılır:
Meydanlı  köyünde  iki  karde ten  biri  evli  diğeri  bekardır.  Hasattan  sonra
buğdayları  paylaşırlar.  Evli  kardeş  bekar  olan  kardeşinin  evleneceğini  dü-
şünerek kardeşininkine birkaç teneke ekler. Bekar olan da ağabeyi evli ve çocuk
sahibi olduğu içinın daha. fazlasını ihtiyaç duyacağını düşünür ve  kendi
hissesinden onunkine birkaç teneke ekler.  Bir hafta  boyunca buğdayı evlerine taşımakla
birtiremezler.  Buğdayıara bereket gelir .
  Efsanelerin  temelinde  inanç bulunduğu için  halk  bu  tür  efsanelerde  geçen
olayları n mutlaka olmuş olduğuna inanır.  Efsanenin  anlatmak istediği  y halkın
şuuruna  işler.  Kardeşler  arasındaki  yardımlaşma ve  yakınlaşmanın Tanrı
tarafından kabul gördüğü ve mükafatının verileceği inancı toplumun hem ahlakını
iikseltir  hem de dayanışmayı sağlar .
  Ailede çocuklara hak yememek, dürüst olmak, hırsızlık yapmamak gibi yüksek
değerlerin küçük yaşlardan başlanarak öğretilmesi gerekmektedir. Devletin
ayakta kalması için  ailelerin  ağlam olması gerekir.  Niyet adlı  efsanede  bu  
kavramların dile  getirildiğini görüyoruz:
  Sultan Murat  Bağdat seferine  giderken Adıyaman ın  Zey  köyünde  ulemadan
değerli  bir  zatın  bulunduğunu  haber  verirler.  Padişah,  bağların  yakınından
eçerken  bir  kadının  ocuğunu dövdüğünü görür.  Kadını yanına çağırtır  ve
çocu unu niçin dövdüğünü sorar. Kadın, bağın kendi bağı olduğunu fakat  daha
bağda mahsül  tesbiti yapılmadığını, vergisinin yazılmadığını, bu  yüzden vergisi
yazı mayan  ğdan üzüm  koparılmasının  haram  olduğunu ,  çocuğunu da  bu
yüzden dövdüğünü söyler.  Çocuk bağdan bir salkım üzüm koparmıştır .
   Efsanede halkın devletin hakkına ne kadar titizlikle sahip çıktığını görüyoruz.
Devlet ile halk arasındaki bağ ana-devlet arasındaki  kadar  güçlüdür.  Anne
evladına terbiye verirken devletin hakkını konımayı ön plancia tutmaktadır.
 Gelenek  ve  görenekler  ailede  kanun  mertebesindedir.  Ailede  dirlik  ve
düzenin sağlanmasında gelenek ve  görenekierin  büyük rolü  vardır .  Dönem adlı
efsanede  "Töre" bozulduğu zaman karşılaşılan felaket anlatılmaktadır:
Bir  beyin  çok  güzel  kızını,  kendisi  gibi  çok  zengin  bir  beyin oğluna nişan­
larlar.  Beyin kızına ümitsizce aşık olan çoban,  gelin arabası giderken içinin acısı
ile  arabaya doğnı bir taş fırlatır.  Taş kızın başına değer, başı kırılır.  Bu  arada baş
örtüsü açılır.  Geleneğe göre  gelin ka natasına yüzünü onbeş sene göstermezmiş.
Bu yüzden çok utanır ve  Allah'a  dua  eder: "Beni rezil  eden taş kesilsin" deyince
duası kabul olur.  Çoban taş kesilir.
 Efsanede  gelin  yeni  kuracağı ailenin kur llarına ,  töresine  uymakta son derecede  
dikkatlidir.  Bu  yüzden Allah duasını hemen  kabul etmiştir.  Ailede  namusa
verilen  değer  hep  ön  planda  gelmiştir.  Mitolojilerden  itibaren  namus  kavramının
 Türk  toplumunda  ne  kadar önemli olduğunu görmekteyiz.  Üç Kardeşler
Hamarnı adlı efsanede  namusun önemi  üzerinde dunılmaktadır:
Bir  adamın iki  oğlu  bir  kızı  vardır.  Kız,  hayvan  otlarırken  uykuya  dalar  ve
ağzından bir  küçük yılan girer. Yılan büyüdükçe kızın karnı da  büyümeye başlar.
Babası kızının kötü  bir şey yaptığından şüphelenir ve  iki  oğluna kızı  gotürüp
öldürmelerini  böylece namuslarının temizleneceğini söyler.
Kız gotürüldüğü yerde  abdesr alıp namaz  kılm.ık için  kardeşlerinden izin  ister.
Namaz kıldığı yerde uykusu  gelir ve uykuya dalar. Başını koyduğu yerden aniden
su  çıkıp  akınaya başlar,  aynı  zamanda  ağzından kocaman  bir yılan  çıkıp
suya karışır.  Kızın da böylece suçsuz olduğu anlaşılır .
 Mitolojide  Ayzıt  namusu  temsil  eder.  İnsanlar  onu  kızdırmamak,  onun
hoşuna gitmek  için  kendilerini  namuslu  olmak  zorunda  hissederlerdi.  Mitolojide  
toplumu  ayakta  tutan  değişmeyen değerleri,  çeşitli  tanrılar  temsil  ederler.
Efsaneler tektanrılı dinlerin bulunduğu toplumlarda teşekkül ettiği  için  mit  kaynaklı
birkaç  efsane dışında tanrılar ve tanrıçalar efsanelerde  yer  almazlar. Buna
karşılık efsanelerde gizli  bir  ilem vardır.  Bu  alemin sırtanna insanlar  eremezler.
Ancak  zaman zaman  bu  alemden  işaretler  gelir.  Bu  efsanede  de  genç  kİzın.
masumiyeti  efsanenin  esrarengiz  aleminden  gelen  bir  işaretle  isbatlanıyor.
Böylece  aile  tekrar  eski birliğine  avuşuyor, genç kız  rnasumiyetinin  mükafatını
da görüyor.  Kızın başını koyduğu yerden çıkan su daha sonra  dertiiiere  derman
olacaktır.    
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #2 : 24 Eylül 2012, 07:06:41 »

TÜRK EFSANELERİNDE AİLE


Aile birliği,  aile sevgisi,  aileye bağlılık çok önemlidir.  Fakir  ve  birbirini seven
bir  ailenin  içinde  yaşamak padişah saraylarında  yaşamaktan daha  değerlidir.
Böyle  bir ailenin düzeni  bozulmak istendiği zaman Allah'ın hoşuna gitmez:
Türkcevher adlı  efsane  Kahta'da  geçer.  Türkcevher  annesi,  babası ve  
kardeşleriyle  halinden  memnun  olarak  yaşamaya devam  eder.  Çevrede  kendisine
gaipten  birilerinin yardım ett ğine inanılır.  IV.  Murat  Bağdat seferine  giderken
ordusundaki  nedimler  Türkcevher'i  gorur  beğenirler.  Sefer  dönüşü onu  padi-
şahlanna gotürmek isterler.  Genç kız  zorla  evinden alınır yola  çıkarlar.  Kız aile-
sinden ayrılmak istemez.  Yolda secdeye varır ve  Tanrı'dan kendisini  bu diyarlardan
uzaklaştırmamasını ister.  Duası kabul olur, secdede ruhunu teslim eder .
  Türk destanlarında kadınlar, erkekler gibi  er meydanında ata  biner, döğüşür,
eşleriyle  birlikte düşmana karşı savaşırlar.  Manas Destanı ndaki Kanıkey Hatun,
Dede Korkut Hikayelerı'ndeki Bam  Çiçek  gibi.  Efsanelerimizde  de kadınlar her
zaman  ailelerinin  en büyük desteğidir.  Yiğitlik  ve  cesaretleri  ile  aile fertlerinin
ya ında olan kadınlara da rastlıyoruz.
   Kara  Fatma  Hatun,  Bozdoğan'lı Oymağı Beyi'nin  kızıdır.  Kuşadası muhafı ı
Kalender Paşa ile  evlenir.  Kocası ölünce  oğlu Süleyman'la  beraber  araş a gelir
ve  yerleşir.  Bu  sırada  Cabbaroğulları Maraş ı  almak  üzere  ha ırlık  yaparlar.
Kara  Fatma  Hatun oğluna cesaret vererek savaşa yollar.  Kendisi  de duıumu bir
tepeden  gözetler.  Oğlunun yaralandığını  görünce  onun yardımına koşar ve  er
danında savaşır.  Kara  Fatma  Hatun'un  sayesinde  savaş  kazanılır.  Osmanlı
padişahı Kara  Fatma Hatun'u mükafatlandırır, oğlunu da paşa yapar.
Eski Türk geleneğinde kadın ve  erkek arasında tam  bir eşitlik  vardı.  
Er  meydanında erkek gibi döğüşebilen kadın eşinin de  kendisl .gibi yiğit olmasını, hatta
yi itlikte  kendisinden üstün olmasını isterdi.  Aile  kurulurken bu hususa da dikkat
edilirdi.
   Maraş tan derlenmiş olan  Yürük Kızı efsanesinde  kadının cengaverlikle  ilgili
özelliğ ine  dikkat  çekildiğini  görüyoruz:  Bir  genç  Ahırdağı'nda  avianırken
uçurumdan  yuvarlanır.  Kendisini  kurtaran  yörük  kızına  aşık  olur.
Kızı  babasından ister,  fakat  babası  delikanlıya,  "Senin  yiğitliğini  denemeden  kızımı
Yeremem"  der.  Delikanlı kendisi  gibi  bir yiğitle  döğüşecek, onu  yenerse  Yörük
Kızını  almaya  hak  kazanacaktır.  İki  yiğit  karşılaşırlar.  Avcı  hasmını  yener,
bançeri  çekip YUracağı sırada alttaki yiğit maskesini  indirir ve Yörük Kızı olduğu
meydana çıkar.  Bundan sonra iki  genç  evlenirler .
   Evlilikte  sevginin · yanında eşlerin  her bakımdan birbirlerine  denk  olmaları
gerektiğini  anlatan bu  anadolu  efsanesi  de  eski Türk destanlarındaki kahraman-
ların  düşüncelerini yansıtmaktadır.
  Efsanelerde  zalim  akrabalara  da  rastlarız.  Sevgililerin  kavuşmasına engel
olan ana-babaların  yanında  kötülük  yapan  amcalar  ve  teyzeler  de  bulunur .
   Kızkanlı  adlı  efsanede  bir  kardeşin malı  ve davarı çok,  diğer kardeşin de
arazisi  çoktur. Malı çok  olan kardeşin güzel  bir kızı,  diğerinin de cüzzamlı bir
oğlu  vardır .  Ağır bir kış geçirirler.  Zengin kardeş hay\ranlatını besieyecek ot bulamaz.  
kardeşi ise, kızını cüzzamlı oğluna verecek olursa kendisine  ot vereceğini
söyler.  Kız  hayvanların telef olmasına razı  olmadığı için,  cüzzamlı oğlanla ev-
lenmeye  karar  verir.  Amcasını da  aleme  rezil  etmesi  için  Allah'a  dua eder.
Duası kabul olur, amcası ot yığını ile  birlikte taş kesilir .  Kendisi  de ölür.
   Oğlunu evlendirebilmek  için  yeğeninin hayatını hiçe  sayan  zalim  amca
Tanrı tarafından cezalandırılmıştır.  Amcanın taş  kesilmesi  bir  cezalandırmadır .
kızın ölümü  ise  duaları  kabul  edildiği  için  mükafatlandırmadır.  Kız efsanenin
gizli  alemine  kabul edilmiştir.
  Ana  babaların evlatlarına karşı sorumluluklan vardır.  Aynı şekilde evlatlar  da
onların rızasını  almadan  kendi  kendilerine  mühim  kararlar  alamazlar.  Toplum
böyle  bir davranışı hoş görmez,  böyle  bir davranış Tanrı'nın da hoşuna gitmez:
  Kız Musa adlı efsanede Erzurum'un Karayazı ilçesinde Kız Musaköyünde veli
mertebesindeki  bir adamın bir  kızı  vardır .  Kız,  Musa  adındaki bir  gençle  gizli
gizli  buluşur ve  onunla  kaçar.  Babası arkasından gitmez.  Gitmek  isteyenlere  de
engel olur. Daha sonra  köyün dışında onlara rastlayanlar  olur. İkisi de  taş  kesilmişlerdir.
Anne  ve  babanın değerini bilmemek,  onların rızasını  almamak  felakete  sebep  oimuştur.
 Başkalarına  da  ibret  olması  için  onların  taşıaşmış  cisimleri bugünlere kadar gelmiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #3 : 24 Eylül 2012, 07:07:25 »

TÜRK EFSANELERİNDE AİLE



  Vatan sevgisini  de  çocuklara öğreten analardır.  Vatanı sevmeyi,  gerektiği zaman
vatanı için  ölmeyi  çocuklar  aile ocağında öğrenirler:
Raziye  Hatun  bir  vezir kızıdır.  Bir  emirle  evlenir fakat kocasını savaşta kaybeder.
Raziye  Hatun kocasının zırhlarını giyer,  onun yerine savaşmak ister, fakat
Sultan razı olmaz. Savaşın erkeklere  has bir sanat olduğunu söyler.  Aradan yıllar
geçer Sultan bir savaş meydanında yalnız kalır .  Esir  edilmek üzereyken Sultan ın
yardımına bir yiğit  koşar.  Düşmanı yendikten sonra  bu  yiğidin Raziye  Hatun
olduğunu anlar.
  Ailede  geçimsizlik  ve  kavga  bazan sonu felaketle  biten sonuçlar doğurur.
Ailede kardeşler arasındaki geçirnsizliği dile  getiren Ağrı Dağı efsanesi bu  konuyu
işlemektedir:
   Biri  büyük diğeri küçük iki kız kardeş devamlı kavga eder, döğüşürlermiş. Bir
gün  birlikte  odun  toplamaya  giderler.  Odunlar  toplanırken de  kavga  ederler.
Küçük kız,  "Belim ağrıdı" diyince  büyük kız,  "Gözün ağrısın" der,  kavga  devam
eder.  Küçük  kız  beddua  eder:  "Senin  gibi  abiarn  olacağına olmaz  olsun.  Dağ
olasın,  taş  olasın.  "Ablası da  ona  beddua  eder:  "Senin  gibi  kardeşim olacağına
taş  olsun.  Saçların çayır,  eteklerin bayır olsun. Başın dilin  gibi sivri adın da
benim gibi Ağrı olsun".
  Kızların dualan kabul olur,  iki kız da birer dağa dönüşürler. Büyük kız Büyük
Ağrı Dağı, küçük kız da Küçük Ağrı Dağı olur .
  Kardeşler arasındaki birlik  yalnız  aile  için  değil  vatanın ve  milletin  birliği
için  de  gereklidir.  Diyarbakırla ilgili  bir efsane bunun güzel bir örneğini verir:
Düşman orduları  Diyarbakır ı  kuşatmıştır.  Bütün surlar  alınmış sadece  yedi
kardeşin savunduğu bir burç kalmıştır.  Kralın teslim  ol çağrısına yedi kardeş
cevap  verirler:  "Kral  gelsin  burcu  ona  teslim  edelim".  Kral  en seçme  askerlerini
alarak  burca çıkar fakat  müthiş bir  patlama  ile  yedi  karde ler  de  içinde  olmak
üzere  hepsi  ölürler.  Kardeşler barut  patiatarak  kendilerini  feda  ederler,  diyarbakır
böylece Türklerin  eline geçer .
  Aile  dayanışmasının vatan  müdafaasındaki rolünü  Osman  Gazi'nin  Söğüt'ü
almasıyla  ilgili  bir  efsanede  görüyoruz:  Osmangazi'nin  küçük  yeğeni Sarıha
tu'nun  oğlu bütün  engellemelere  karşı  savaşa  katılır. ·Savaşta  Osman  Gazi'nin
bütün  dikkati  onun üzerindedir.  Buna rağmen başından yaralanarak şehit olur .
  Efsanelerde  de  mitolojilerde olduğu gibi  aile  kutsaldır.  Efsanelerde  aile geniş
değildir .  Olaylar  anne,  baba  ve  çocuklar etrafında gelişir.  Nadir  olarak  amcalar
teyzeler  ve  halalada karşılaşırız .  Anne-baba,  çocuklar  ve  kardeşler birbirlerine
sevgi  ve  saygı ile  bağlı olmak zorundadırlar .  Mitolojilerde  bu bağlılık Tanrı ve
Tanrıçalar  tarafından  düzenlenmiştir.  İnsanlar da  onların  koydugu  kurallara
uyarlar.  Tanrıların istediği her şey doğru ve  güzeldir.  Onlar  da  bu şekilde hareket ederler.
Efsaneler  çok  boyutludur,  onda  gizli  ve  esrarengiz  bir  ;Uemin  varlığını
hissederiz, fakat  göremeyiz.  Bu  alemde bulunan olağanüstü gücün veya  
güçlerin insanların iyiliğini  istediği,  doğru ve  iyi  olanıann yanında oldukları bellidir.  Aile
ile  ilgili  olan  inanışlarda  Türk  toplumunun  bu  konudaki  düşüncelerini
ansıtmaktadır.  Ailede  kadın ve  erkek birbiri eşittir.  Bütün işler  kadın ve  erkek
arasında eşit olarak paylaşılır.  Bu  eşitliğin temelinde sevgi ve saygı yatar.  Evlilik
sevgi  üzerine kurulmalıdır.  Eşler arasında bulunması gerekli  olan sevgi çocuklar
ve kardeşler için de geçerlidir.  Ailede  zorlamalar ve  kötü  muameleler olduğu zaman
aile fertleri  Allah'a sığınırlar.  Kötülükler karşısında zor  durumda  kalan  ailenin  iyi
fertleri  için  hep bir kurtuluş yolu vardır .  Bu  kurtuluş çok  zaman ölüm ve
taş  kesilme  şeklinde görülür.  Ölüm  ve  taş  kesilme  bir son  değildir.  İyiler  bu
şekilde  mükafatland rılır,  kötüler  de  cezalandırılır.  İyiler  bu şekilde efsanelerin
esrarengiz  alemine kabul edilerek huzura kavuşur, kötüler ise yok olurlar.
  Türkler  Anadolu'yu  yurtu  edindikleri  zaman  her  karış  toprağı  için  büyük
mücadeleler  vermişler  ve  bunun  sonucunda  da  yurdun  her  köşesinde  bu
mücadelelerle  ilgili  efsaneler doğmuştur.  Bu  efsaneler Türklerin  çevrelerini
beğediklerinin,  topraklarına sahip çıktıklarının işaretidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.071 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.023s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.