Türk'ün Ulu Atası: “Oğuz Kağan"
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Kasım 2017, 18:05:07


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2] 3 4 5
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk'ün Ulu Atası: “Oğuz Kağan"  (Okunma Sayısı 52201 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #10 : 24 Ağustos 2010, 20:53:03 »

TÜRK'ÜN ULU ATASI: “OĞUZ KAĞAN“    

TÜRK DESTANLARINDA MİTOLOJİK DOĞUMLAR
1.Annesinin karnını yırtarak doğma: Ak-Köbök, yani "Ak-Köpükédestanı, 'Kuzey' Türkleri tarafından çeşitli varyantlarla söylenir. 'Batı' türkleri, mitolojikçağı çoktan aşmışlardır. Dış tesirlerden soyutlanmış 'Kuzey-Türk' destanlarında ise, mitolojik motifler, henüz kaybolmamıştır:
"...Ak Köpük'ün doğma zamanı gelmiştir. Herkes toplandı. Ak- Köpük, annesinin (ine-) karnında, şöyle söylenip durdu:
"-Ben bu yola (yolınğnanğ) doğmayacağım! Ben, annemin karnının her yanını yırtarak (yırta) doğacağım!" Bunun üzerine yengeleri (yinge), "Biz onu, altın beşiğe koyup, Köpük'e bakacağız!..." diye (ninni) söylediler. Annesi (inezi) karnındaki oğluna şöyle dedi:
"-Balam! Sen Tanrının yarattığı yolla' çıkmazsan (Kuday yaratgan yolınanğ), benim rızam (rıızam) yoktur!" Bunun üzerine Ak-Köpük, Tanrının yarattığı yolla çıkıp doldu.
"Hemen ayağa kalktı (turdu). Babasının (adazınınğ) kılıcını saçına bağladı. Çıplak olarak (yalangaç) göle, balık tutmağa gitti..."
'Balıkçı Kuzey' Türklerinde, Proto-Türk mitolojisi motifleriyle İslamiyet veya gelişmişlik, karşı karşıya geliyorlardı. "Tanrı'nın yarattığı yol", onların söyleyişiyle, Kuday yaratkan yol", normal bir doğum olan kabul ediliyordu. 'Anne-oğul' anlaşması, burada da görülüyordu.



2.Şarkı söylerken doğma "Bir şehirde Al-Butuk adlı bir bey vardı. Onun bir oğlu oldu ve adını Ak-Köpük koydular. Annesinin karnında şöyle konuşmuştu.
"Ben doğacağım! Ben doğacağım! Doğunca, belimi bağlıyacağım! Suyun.. en derinliklerine ineceğim! vücudumu, (boyum), yıkayacağım!
"Ben doğmak istiyorum, dğomak istiyorum! Bu dünyayı göreceğim! Gümüş gibi yengelerimin ağzını burnunu öpeceğim!
"Oraya oturun, analıklar! Yanyana oturun, analıklar!
"Bunun üzerine oradaki kadınlar kaçtılar. Bundan sonda Ak-Köpük doğdu. Dışarı çıkıp, derin sulara girip, yıkandı.
Yine 'Balıkçı' Türklerin, aynı masalından başka bir varyant görülüyor. Burada da, "kahramanlık şarkısı" ile bir doğum görülüyor.


3. Kurban ile hâcet dileme ve ak sakallı ihtiyarların duası: Yine 'Kuzey' Türklerinden, Orta ve 'Batı-Türk' motiflerini içinde toplayan, bir değer doğum olayını gözden geçirelim:
"Kendisi, 90 yaşında; karısı da 80 yaşında iki ihtiyar varmış. Adam (amışka), karısına şöyle dedi:
"-Ey 'hatun' (paşılıg), bizim çocuğumuz yok. Yalnızca bir ineğimiz (sıyır) var. Bu tek ineğimizi kesip (soyıp), kişilerin çağırıp, dualarını alalım!...İhtiyar, bozkıra doğru gitti ve Ak sakallı bir yaşlıya rastladı. Bu Ak sakallı yaşlıyı, (ak sakallı amışka), davet etti ve eve getirdi. 'Ak sakallı'ya:
"-Benim oğlum yok. Dua kılıp, Tanrıdan dile,)Kudaydan surap, duğa kıl)" dedi. Ak sakallı yaşlı, "Alla akber", deyip dua kıldı. Evden çıkarken, "ey ihtiyar, Tanrı sana bir oğul verecek", dedi... Bir yıl sonra Tanrı, bir oğul verdi.
'Atlı Türklerin', gelişimiş düşünceleri, bu masalda kendisini göstermektedir. Bundan öncekiler ise balıkçı Türklerdi, Oğul, biraz büyüdükten sonra, "kementle tay tutmağa gidiyordu"... "Uçan atlar1" ile "keloğlan" motifi de, bu gelişmiş destanda görülüyordu.



4.Aydan ve güneşten olan doğum:'Manas' destanında, böyle anlatışlar, belkide mecâz ve benzetme yolu ile söyleniyorlardı. 'Manas'ın yiğitlerinin doğumu, diğer ölümlü kişilerikilere benzemiyordu. "Ay ve güneşin, birinden var olan kul!" deniyor ve bu doğuma, "bir azizin duası, bir ruhun nefesi" gibi tanıtmalar da katılıyordu.
"...Bir yıl sonra karısı(paşlık), gebe(kursaklu) oldu. Kocasına: "-Belim ağrıyıp duruyor. Sen bana ebe (ineklikçi) ol!" Kocası, yatağa yatırdı. Bir oğlan (er pala) dünyaya geldi. Ay gibiü, ağzı vardı! Güneş gibi, gözü vardı..."
Bu benzetme, daha gelişmiş Türk kavimlerinde görülüyordu.
"Akıllı doğan", "aptal doğan", "yiğit doğan", "doğuşlu": 'Yiğitlerin doğumu' ile ilgili diğer örnekler, bu eserimizin, I. Cildinde verilmiştir. "Akıllı doğan", "aptal doğan", "yiğit doğan" veya "doğuşlu" deyimleri de bize gösteriyor ki, insanlar özlerini doğuşla alıyorlardı. 'Göktürk yazıtlarında' da bu anlayış görülüyordu: "Küçükler, büyükleri gibi yaratılmadığı (kılınmaduk) için, kötü kağan, bilgisiz kağan, olmuşlardı!..."


Manas Han'ın Doğuşu
"Kim baksa bu oğlana, eti apak, tüy sanki! Görürse sanırdı ki, kemiği bakır, sanki!" Manas Han'ın doğumunu, I. Cildimizde, böyle yorumlamıştık. Doğan yiğidin rengi ve fizyonomisi üzerinde, az sonra duracağız.


"...Kanlı elini gören, herkes şaşırmış idi! Bir kara kan parçası, sağ avucunda, var idi! Bir koyun bağrı kadar, bir kan tutar idi!.."'Kan tutarak doğma'da, bizi burada ilgilendirmemektedir. Çünkü Türk mitolojisinde, çok geç olarak görülür. Ayrıca 'Oğuz' destanlarında da yoktur. 'Alman-Bet'in doğuşu da, 'Manas' destanının önemli bir bölümüdür:


"...Yer, yer olanda! Su, su olanda!...


"Kara-Han'ın bu oğlu, doğunca sağ selamet! Ona ad vermişlerdi, "Kaplan doğan" Alman Bet.


"Bütün evliyaların sözüyle doğmuş idi! Bütün evliyaların duasıyla, olmuştu! Bütün kutsal yerlerin takdisiyle, doğmuştu! Ardıçlı mezarların, ruhlarıyla doğmuştu!


"Alman-Bet doğduğunda:


"Kara dağlar korkudan, basılmış, alçalmıştı! Büyük sular kokudan, çay olmuş azalmıştı..."


'Dede Korkut' kitabı'ndaki, "bir ağzı dualının duası ile doğuş", burada da kendisini göstermektedir. Bu anlayışa, diğer 'Türk' masallarında, "Gök sakallı, ak sakallı, Hızır" ın yardımları da katılıyordu.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #11 : 24 Ağustos 2010, 20:54:02 »

TÜRK'ÜN ULU ATASI: “OĞUZ KAĞAN“    


DOĞUŞUNDA, OĞUZ HAN'IN YÜZÜ VE RENGİ
"... (Oğuz Han doğduğunda), yüzü gök, ağzı ateş kızılı, gözleri al saçları ise, kara idi!..." 'Uygur yazıs ile yazılmış 'Oğuz' destanında böyle söyleniyordu. İkinci 'Göktürk' Kağanı, 'Mohan Kağan' için de Çin kaynakları, "yüzü kıp kızıl, gözleri cam gibi idi", diyorlardı. Bu biraz da 'Çin' Tanrıları ile kahramanlarına benzetilerek, söylenmiş olabilirdi. Biz yine fazla yorum yapmadan, 'Oğuz Han'ın, bu tanımları ile ilgili, paralel metinler bularak, sunmağa çalışacağız:


1-"Altı kat kürk giyiniyordu. Gözleri ateşli göğsü ise, alevli idi!..."
2-"Gözümün (karağımın) ateşi (odu) olassın! Çor Türkleri: Kozun odı, (Gözün ateşi).
3-Ağzı ateşli: "...Er- Töştük'ün annesi, Dudar Kız'ın, erkek kılığına girmiş bir kız olduğunu öğrenince, "uf" dedi. Ağzından ateş çıktı. Ev yanmağa başladı..."
4-Yüreği ateşli: "...Mangus Batır'ın kalbini yüreğini suya atınca, su kaynamağa başladı... Bu yiğidin sırtına vurunca da, ateş çıkıyordu..."
5-Ateş dumanlı nefes: "...Ana-Solım, şöyle dedi:'-O görünüp duran dumanı (tüdünnü) gördün mü? O, yedi yüz devrin (yilbegen), nefesidir (tınığı)", dedi..."
6-Etin nuru, göz: "...Etin nuru, ışığı(yarıg), gözdür! Gözün, arı (aru), pâk olursa, vücudun (etin) da, nurlu ve ışıklı olur..."


Doğan çocuklar için yapılan, diğer tanımlar
1-"...Ay ve gün börklü": 'Ebülgazi Bahadır Han' tarafından yapılan bu tanıtma, çok anlamlıdır.
2-"...(doğan çocuğun): Ağzı, ay; yüzü ise, gün gibiydi..." Oldukça gelişmiş ve İslâmiyet tesirlerini görmüş bu masal üzerinde, yukarıda durmuştuk.
3-"...Burnu, gümüş şekilli doğan Ak-Köprü!..." Bu destan, balıkçı 'Kuzey' Türklerine aittir.
4-"...(Doğan çocuğu): "Başı, altından, Kıçı ise, gümüşten idi..." Bu tanıtma, 'Manas' destanının bir bölümü olan, 'Er-Töştük' destanında görülüyordu.
5-"...Göğsü, altın; sırtı, gümüş" olarak doğan çocuk". Bu motif, 'Altay-Türk' destanlarında görülüyor.
6-"...Eti, ap ak tüy gibi; kemiği, bakır gibi..." Manas Han' doğarken, böyle idi.
7-Manas Han'ın doğuşu: "Akreb (çayan) gözlü Er Manas!...Kaşları çatık, çatık; göz üstü büyük idi! Gözleri, kızıl kızıl; yüzüde, gömgök idi!
8-Büyük aşık kemikli! Yakup-Bay'ın öz oğlu! âsil doğan Er Manas..." Yüzü (öngü), boz (sas), gök idi. Bunlar 'Oğuz' destanları tamamlayan ve teyid eden tanıtmalardır.
9-Yarısı altın, yarısı gümüş çocuk: "...Ak-Han, ağzından ateş çıkan bir çocuk görüyor...Çocuğun yarısı altın ve yarısı da gümüştü...Ağzından çıkan ateşle, bulutlar yanıyordu..."
10-Omuzu demir: "...Yiğidin, omuzu demir ve altınmış. Demirden yapılmış bir sarayda oturuyormuş...Süt denizi'ni geçerek, öbür yakaya gitmiş..."
11-At nalı ve bacak şekilli yerlerin destanları: bu çok mitolojik 'Kuzey-Türk' destanında, çeşitli kutlu yerler, at nalı ile bacaklara benzetiliyordu. At nalı, 'At kültürü'nün bir izidir...
12-Yiğid ve köprücük kemiğin sertleşmesi: "...(Manas destanının bölümlerinde), Er-Kökçö'nün karısı, oğluna: "-Köprü kemiğin sertleşmeden, sakın savaşa gitme", diyor..."
13-Kemiklerden dağların oluşma: "Yiğid düşmanı güreşle yeniyor...Sonra savaşa başlıyor. (Ölenlerin) kemiklerinden, dağlar oluşuyor...Kan, ırmaklar (tengiz) gibi akıyor..."



1-"...Ay ve gün börklü": 'Ebülgazi Bahadır Han' tarafından yapılan bu tanıtma, çok anlamlıdır.
2-"...(doğan çocuğun): Ağzı, ay; yüzü ise, gün gibiydi..." Oldukça gelişmiş ve İslâmiyet tesirlerini görmüş bu masal üzerinde, yukarıda durmuştuk.
3-"...Burnu, gümüş şekilli doğan Ak-Köprü!..." Bu destan, balıkçı 'Kuzey' Türklerine aittir.
4-"...(Doğan çocuğu): "Başı, altında, Kıçı ise, gümüşten idi..." Bu tanıtma, 'Manas' destanının bir bölümü olan, 'Er-Töştük' destanında görülüyordu.
5-"...Göğsü, altın; sırtı, gümüş" olarak doğan çocuk". Bu motif, 'altay-Türk' destanlarında görülüyor.
6-"...Eti, ap ak tüy gibi; kemiği, bakır gibi..." Manas Han' doğarken, böyle idi.
7-Manas Han'ın doğuşu: "Akreb (çayan) gözlü Er Manas!...Kaşları çatık, çatık; göz üstü büyük idi! Gözleri, kızıl kızıl; yüzüde, gömgök idi!
8-Büyük aşık kemikli! Yakup-Bay'ın öz oğlu! âsil doğan Er Manas..." Yüzü (öngü), boz (sas), gök idi. Bunlar 'Oğuz' destanları tamamlayan ve teyid eden tanıtmalardır.
9-Yarısı altın, yarısı gümüş çocuk: "...Ak-Han, ağzından ateş çıkan bir çocuk görüyor...Çocuğun yarısı altın ve yarısı da gümüştü...Ağzından çıkan ateşle, bulutlar yanıyordu..."
10-Omuzu demir: "...Yiğidin, omuzu demir ve altınmış. Demirden yapılmış bir sarayda oturuyormuş...Süt denizi'ni geçerek, öbür yakaya gitmiş..."
11-At nalı ve bacak şekilli yerlerin destanları: bu çok mitolojik 'Kuzey-Türk' destanında, çeşitli kutlu yerler, at nalı ile bacaklara benzetiliyordu. At nalı, 'At kültürü'nün bir izidir...
12-Yiğid ve köprücük kemiğin sertleşmesi: "...(Manas destanının bölümlerinde), Er-Kökçö'nün karısı, oğluna: "-Köprü kemiğin sertleşmeden, sakın savaşa gitme", diyor..."
13-Kemiklerden dağların oluşma: "Yiğid düşmanı güreşle yeniyor...Sonra savaşa başlıyor. (Ölenlerin) kemiklerinden, dağlar oluşuyor...Kan, ırmaklar (tengiz) gibi akıyor..."
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #12 : 24 Ağustos 2010, 20:54:53 »

TÜRK'ÜN ULU ATASI: “OĞUZ KAĞAN“    


OĞUZ HAN'IN ANNESİNİN MEMESİNİ ALMASI
"Ata kadrini bilmeyen, ana sütü emmeyen!" Yarı Müslüman, yarı şaman 'Kırgız' baksıları, kötü insanları, iyilerden böyle ayırıyorlardı. Bunun için insanın insan olabilmesi için, annesinin hiç olmazsa ilk sütünü, "avuz", yani 'ağız'ını emmesi gereklidir. Bu konu ile ilgili örnekleri, sıralayalım:


1-"Herkes (cemagat), kendi canında eş(deng) yaşar! Belsize, bel verir! Çocukları da, eşit verir (teng bergen)! (herhalde çocuklar da eşit doğarlar, demek istiyordu)... Güne karşı, başını tarayan! Baba (ata) kaderini bilmeyen! Ana sütü emmeyen!..."Bir insanın insan olabilmesi için, ana sütü emmesi gerekiyordu. Bizde, "helâl süt emme", dendiği gibi.
2-"Anasının göğsünden, avuzunu içip, bundan sonra içmedi! Çiğ et, yemek (aş) ve içki (sürme) diledi!... ": (Oğuz Kağan destanı: Bang-Rahmeti). 'Uygur' yazısı ile yazılmış, İslâmiyetten önceki 'Türk' düşüncesine ait bir metindir.
3-'Atalarda' durum değişiyor: "Tay (kulun), kırk kısrağı emip, gezdi..." Bu 'Atalay' Türk sözünde de anlaşılıyor ki taylar, anneleri ile diğer kısraklar arasında pek ayırım gösteremiyorlardı.


Ancak 'Radlof, "Annesinin memesini bir ay emmedi (emçeğin emmen), ancak bir ay sonra emdi", gibi destan parçaları da veriyordu.


Müslüman Türklerin Oğuz destanlarında








4-" Konuşarak, doğanım bem soyumu kirletmem!" Deyip, 'Er Tangın meme emiyordu. Bu, eski 'Kırgız' destanlarında görülen,deği şik bir düşüncedir.


5-'Ebülgazi Bahadır Han"a göre: ... "Üç gece gündüz, anasını emmedi. Her gece (Oğuz Han), annesini düşüne girip, şöyle dedi:


"-Ey Ana! Müslüman ol! Eğer olmazsan, senin memeni emmem!" Anası, oğluna kıyamadı. Tanrı'nınbirliğine iman getirdi..." Bu, bir Türkmen anlayışıdır.


6-'Farsça Oğuz destanı' içinde ise, konu İran edebiyatı ile süslenmiştir. Konu, ana çizgileri ile şöyledir:


"1- Kara-Han'ın padişahlığa lâyık bir oğlu dünyaya geldi.


2)Üç gün ve üç gece annesinin sütünü emmedi.


3)Annesinin rüyasına girip, şöyle dedi: "Eğer sütü emmemi istiorsan, biricik Tanrı'yı ikrar ve itiraf et".


4)Annesi, gizli olarak Tanrı'ya iman etti. Elini göğe kaldırıp, dua etti ve şöyle dedi:


"-Ey Tanrım! Bari ben biçare kulunun sütünü, bu çocuğun zevkine uydurup, tatlı kıl!" Oğuz, o anda annesinin göğsüne yapışıp, emmeğe başladı..."


'Doğu Türkleri', türkçe olarak bu olayı daha güzel anlatıyorlardı:


7- "...Oğuz doğduktan sonra üç gün meme emmedi (emük emmedi). Annesinin südü ise, hiç damlamadı(südi tammadı). Ancak annesi Müslüman olduktan sonra, Oğuz süt istedi (tiledi). Annesi de, oğlunun başını silip, okşayarak, ona süt verdi..."Bir yıl sonra oğlan büyüdü, (oğlan ulug boldı)...


8- "...Yeni doğan çocuk, (yani Sayın Batur), annesinin verdiği memeyi emmedi: (Emçek berse emmedi). Et verdiler, yemedi. Belki annesinin yaşlılığı, onun hoşuna gitmedi... Nogay halkı düşündü (kengeşip), üç günde bir kısrak kestirdi. Böylece (doğan çocuğu) doyurdular..."


Bu 'Nogay' destanları, çeşitli yerlerden, çeşitli destan motifleri alınarak oluşturulmuşlardır. 'Sayın Batur' da 'Hızır'ın yardımı ile doğmuştur.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #13 : 24 Ağustos 2010, 20:55:51 »

TÜRK'ÜN ULU ATASI: “OĞUZ KAĞAN“    


OĞUZ HAN'IN DOĞUNCA KONUŞMASI
Ana karnında konuşma" üzerinde yukarıda da durmuştuk. Dış dünya ve hatta daha Güneyindeki Türklerin tesirlerinden bile uzak olan, balıkçı Kuzey Türklerindebu mitoloji motifi görülüyordu. Bunlar, Proto-Türk motifler olmaları bakımından, ayrı bir değer taşırlar. Ak-Köpük, önce "Annesinin karnını yırtarak dünyaya gelmek istiyordu" Ancak annesi, karnındaki oğluna, "Tanrı'nın yarattığı yolu,(Kuday yaratgan col)", tavsiya ediyor. Aynı destanın bir diğer değişik döyleyişinde ise Ak-Köpük, dünyaya gelirken kahramanlık şarkıları söylemeye başlıyor. Bunlar, tam bir mitolojidir.


Oğuz Han, Uygur destanında, annesinin sütünden bir ağız aldıktan sonra, konuşmuştur. Müslüman Türk destanlarında ise Oğuz Han, annesinin memesini almamış ve ilk önce, annesinin Müslüma olmasını, istemişti. Yani annesinin sütünü içmeden konuşmağa başlamıştı. Bizce, annenin ilk sütünü aldıktan sonra konuşma, Türk Mitolojisine daha uygun düşen bir anlayıştır. İslamiyetin tesirlerininaz görüldüğü bazı Ortaasya ve Altay destanlarında ise, "çocuğun koşarak doğması", daha bir anlayışa dayanıyordu.


1-Yiğit Muradım, şöyle diyordu: "-Güzel söz söyleyen (sözlü)insan ları, ben konuşturamam. Çünkü ben, anamdan güzel konuşan hatip (çeçen) olarak doğan bir Beyim! Avı ardından çeken, bir arslana benzerim!


"Atları geri çeker, her yarışta yenerim! İşim kime yararsa, ona hizmet ederim!


"Ramazan ayında, ayın tam onbeşinde, perşembe gününün cuma akşamında, dolunaylı ayla güneşin kavşağında, soyu bütün bir asilden, dünyaya böyle gelmişim..."


2-"Ben, konuşarak doğanım! Ben soyumu körletmem!..." Toktamış ve Muradım destanında, Muradım, böyle söylüyordu. "Güzel konuşma" ve "hatip olma", özellikle Kuzey- Türk destanlarında, bir üstünlük olarak kabul ediliyordu. Belki bu anlayışın içinde, ozanlık da vardı. Muradım destanında, güzel konuşanlar için, "ayguçı" da deniliyordu. Bu söz, "ayıtmak", yani söylemek kökünden geliyordu. Eski Türklerde "ayguçı", vezir veya öğüdçü manasında da söyleniyordu.


3-Ak-köpük doğar doğmaz, (süt annelerine), oturun analıklar (inelikler) deyince, analıkların hepsi korkudan kaçıp, suya düşüyorlar...".


"88 baltadan kendisine kılıç yaptıran" Ak-Köpük destanı, Oğuz destanı gibi ata destanlarının, proto-tiplerinden birisi olsa gerektir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #14 : 24 Ağustos 2010, 20:56:47 »

TÜRK'ÜN ULU ATASI: “OĞUZ KAĞAN“    


OĞUZ HAN'IN ÇABUK BÜYÜMESİ
Bu motif, hemen hemen bütün Türk destanlarının, birleşik bir özü gibidir. Anadolu masallarında da yğitler çok çabuk büyürler. Zaman zaman İran edebiyatının şalına bürünen Farsça Oğuz destanı, Oğuz Han'ın çocukluğunu hızla geçer. Yalnızca, "bir yaşında konuştuğunu", söyler. Ancak büyük devlet hayatı yaşamış olan Türklerde, erlik çağı, önemli bir yer tutar. Kuzey Türk destanları, gelişmiş Türklerin masallarının, bir çeşit Proto-Türk masal motiflerini içinde toplarlar. Bunlar, dış tesirlerden uzaktırlar.


Oğuz Han'ın, "sosyal bir kişiliği" vardı. Han babalı, oymaklı ve milletli, devletli olan bir yiğid ve aynı zamanda "ulu bir ata" idi. Bir Dünya Devleti kurmuştu. Kuzey-Türk masallarında ise böyle yiğidler, "yalnız yiğidler" dir ve yalnız başlarına gezerler. Günlük hayattan uzak, tam bir mitoloji dünyası içinde gezerler. Şimdi, bu motifler hakkında biraz örnek vererek, konuyu biraz pekiştirelim:


1-"...Ak-Kükül adlı yiğid doğunca, bir günde bir yaşında oluyor. Yedi günde ise, yedi yaşında bir çocuk olmuş. Bundan sonra da ata binerek, silah kullanmağa başladı..."


Bu destan dünyasında erlik yaşı, 7 yaşında başlatılıyordu.


2-"...Sayın Batur, bir yaşına gelende, bilekli bir bey oldu! İki yaşına gelende, (güçte) bütün il ile (elimnen)denk (tenk)oldu! Üç yaşına gelende, erkenden atına bindi!Akşama kadar, atından inmedi! Çağrılmadıkça, aşını yemedi! Dört yaşına gelende, kara çamdan (karagay) mızrağını (neyze) attı..."


Bu destandan, yiğidin her yaşta neler yapyığından söz açılır. Ancak 6 yaş, erlik yaşı gibi görünüyordu.


3- "Yalnız (yani tek oğul olarak) doğmuş Er-Manas, 10 yaşında ok atmış; ondördünde...Han olmuş..."


4- "...Karaca adlı bir dev, bir adamın iki oğlunu yutar. Küçük oğlu, bir günde bir yaş büyür ve devden kardeşlerinin öcünü almağa gider..."


Bu, kuzeylerdeki İşim Türklerinin bir masalıdır.


5- "...Düşman, yeni doğmuş bir çocuğu öldürmek istiyor. Fakat Kılıç kesmiyor. Böylece kurtulan çocuk, yedi yaşında, ata binmeğe başlıyor..." Bu Altay masalında, en ufak bir İslâmiyet izi yoktur. Göktürklerin, türeyiş efsanesine benzemektedir.


6- 6 yaşında güreşe başlama: Bu Kuzey-Türk mitolojik destanlarında savaşlar, ilk önce güreş ile başlıyordu. "6 yaşında dev vb. ile güreş", deniyordu..."


7- 7 yaş,erginlik: "...Altın-Han'ın oğlu, 7 yaşına gelirse, onunla başa çıkılmaz. Çünkü o. 7 günlük iken tata biniyordu..." Altın Han, 105yaşında idi.


Kuzeydeki Türk destanlarında, böyle çabuk büyüyen çocuklar, Tanrı'dan ad istiyorlar. Tanrı da onlara ad ile at veriyor". Ancak bunlar, Oğuz Han gibi sosyal bir kişi ve hakan değillerdi. Yalnız başlarına gezen ve zaman zaman sihirli bir güce sahip olan "yalnız yiğidler" idiler. Bunun üzerinde, önemle durmak gereklidir.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #15 : 24 Ağustos 2010, 20:58:13 »

TÜRK'ÜN ULU ATASI: “OĞUZ KAĞAN“    

TEK VE DEĞERLİ OĞUL “OĞUZ KAĞAN“
Türk destanları ile mitolojik masallarında, büyük yiğitler, yaygın olarak, babalarının tek oğlu idiler. Oğuz Kağan da, babasının tek oğlu idi. Diğer kardeşlerin adları görülmüyordu. Mete de, babasının tek oğlu gibi görünmektedir. Manas destanında, Manas han için, şöyle söyleniyordu:


"...Yalnız doğmuş Er-Manas, on yaşında ok atmış, ondördünde...Han olmuş..."


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #16 : 24 Ağustos 2010, 20:59:05 »

TÜRK'ÜN ULU ATASI “OĞUZ KAĞAN“    


OĞUZ HAN'IN AD ALMASI
Türklerde çocuklara ad koymakiçin, büyük törenler yapılır ve komşu beyler de çağrılırdı. Yeni doğmuş veya erlik çağına girmiş çacuklar için yapılan ad verme törenleri ile ilgili, elimizde birçok belge vardır. Ancak bizim buradaki konumuz, Oğuz destanıdır. İran edebiyatına bürünümş Farsça Oğuz destanı içinde, şöyle deniyordu:


1- ...Çocuğun, (yani Oğuz Han'ın), bir yıl sonra, Tıpkı İsa Peygamber gibi dili açılmış ve konuşmaya başlayarak, şöyle demişti:


"-Ben bir otağda doğduğum için, adımı Oğuz koymak gerekir!" demiş. Oğuz, çocukluğunda ve büyüme çağıda, ergin oluncaya kadar, Tanrı'yı anıp, ona şükrederdi..."


2- Uzunköprü, Oğuz destanı ise, şöyle diyordu: "...Kara Han, oğlu Oğuz'a ad vermek için büyük bir ziyafet çekti(aş tarttı). herkes, boğazına kadar yediler". Bu sırada, "oğul,öz adını, atadı!". Oğlanın böyle konuşup, kendi adını vermesine, herkes şaşırdı(tangladı)..." Görülüyordu ki, Uzunköprü destanı, farsça Oğuz destanı'nın tesiri altında idi.


3- "Çocuğa, 4 yaşında, büyük bir törenle, ad konuyor. ...100 at, armağan veriliyor..." Bu çok mitolojik destanda, ad koyma töreni, ayrıntıları ile anlatılıyor.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #17 : 24 Ağustos 2010, 21:00:41 »

TÜRK'ÜN ULU ATASI: “OĞUZ KAĞAN“    


DOĞAR DOĞMAZ, YEMEK İSTEME (OĞUZ KAĞAN)
Bunu, büyük devletmitolojisinde, yalnızca Uygur yazısı ile yazılmış Oğuz destanı içinde görüyoruz. Ancak annesinin ilk sütünü, avuzunu, emdikten sonra, yani insanlığınıduyduktan sonra istemişti:


1-"...Annesinin memesinden ağız, (yani ilk sütünü içtikten sonra), çiğ et ile yemek(aş) ve şarap (sürme istedi..." Uygur yazısı ile yazılmışbu Oğuz destanı içinde, "çiğ eti" niçin istediği, pek anlaşılmıyordu. Türk destanlarında, ünlü yiğitler, yaygın olarak çok yemek yiyorlar.


2-"...Kara-Kükül'ün annesi, oğluna on koyun ile üç sığır pişiriyor ve kemiklerini de, burnundan tükürüyordu..." Bu, bir Kuzey-Destanıdır.


3-"...Sayın Batur doğunca, üç günde bir kısrak kesildi. Çocuk bu kısrağı yiyerek üç gün doydu..." Oğuz Han gibi, doğunca annesinin memesini emmiyor.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #18 : 24 Ağustos 2010, 21:01:37 »

TÜRK'ÜN ULU ATASI: “OĞUZ KAĞAN“    


YİĞİTLERİN SEMBOLLERİ
Oğuz Destanı, bir imparatorluk destanıdır. Bunun için halkb destanlarında görülen küçüçk ayrıntıları, Oğuz destanı içinde görme, mümkün değildir. Bunun yanında, Dede Korkut kitabında bu sembollere katılabilir. Proto-Türk mitolojinin en ilkel örneklerinden,bazı şeyleri sunarak, konuyu biraz olsun genişletmeye çalışacağız:


1- Yiğitlerin beşiği: zaman zaman Kuzey-Türk destanlarında oldukça geniş olarak anlatılmıştır. Doğuş ve beşik, birbirini tamamalayan iki sembol gibi idiler: "...Muradım doğduğu zaman beşiği ünlü oymacı ve boyacılara süslettirildi. Kara atlas ile kemahlara belendi. Üşümesin diye, en değerli kürklere sarıldı..."


2- Yiğitlerin kılıçları: Kuzey-Türk masallarında, kılıç motifine pek rastlanmıyor. Kılıç ustaları, ancak sihirli destan kişileri olarak görülüyorlardı. Bir imparatorluk destanı olan, Farsça Oğuz Destanı'nda şöyle deniyordu:


"...Ali Han: oğlunun beline bir kılıç bağlayıp, "adını Kılıç Arslan olsun" dedi... Bir kaç yıl geçtikten sonra Kılıç Arslan bülûğ çağını geçirip, delikanlı oldu..."


3- Kuşak ve kemer: Türk hakanları ile beylerinin belli başlı bir sembolüdür: "...Ak-Köpük adlı yiğiy, annesinin karnında konuşuyor: "Doğunca belimi (kuşak ile) boğacağım!" Kuzeydeki bu balıkçı Türklerin, altın veya kayış kemerlerden haberleri yoktur. Kemer, Türk devletlerinde hakanlık sembolüdür.


Yiğid ve çizme: yanyana görülen iki semboldür: "...Kara-Kökül adlı yiğit, 14 yaşına kadar uyudu. Ondan sonra uyanıp kalktı. Kulan kula atını eğerledi. Sahtiyan çizmesini (saktiyan itigin) giydi. Kılıcını kuşandı. Süngüsünü sürütüp, atına bindi..."


"...İdege Bey, küçüklüğünde, çizmenin içinde taşındığı için bu adı almıştı...". Bunun üzerinde, çeşitli yerlerde durduk.


"...Muradım'ın babası, oğlunun hanlığa lâyık doğduğunu göstermek için, hakandan bir ayakkabı (kebiç) istiyor..." Bu Kuzey destanları, Oğuz destanına göre çok geride kalıyorlardı ve ayrıntılara iniyorlardı. Ancak bunların derlenmeleri de, önemlidir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #19 : 24 Ağustos 2010, 21:02:27 »

TÜRK'ÜN ULU ATASI: “OĞUZ KAĞAN“    

OĞUZ HAN'IN BİR CANAVAR ÖLDÜRMESİ
Bir gencin, "erlik" çağına girmesi
Uygur yazısı ile yazılmış Oğuz Kağan destanı içinde, Oğuz bir canavar öldürüyor ve böylece erlik veya ergenlik çağına girmiş oluyordu. Bu arada bir yiğidin, genç veya çocuk çağda savaşa gitmesi de, söz konusudur. Şimdi biz yine Proto-Türk mitolojisinin alt katlarına inip, Kuzey-Türk masallarından örnekler verelim. Bu motifler, Anadolu masallarında da yok değildir:


1- "...Ormanda yaşayan, Karaca adlı kötü bir ruh, bir baba ve iki oğlunu yutuyor. Babanın bir oğlu daha, olağan üstü bir doğuşla doğuyor. Oğlan, bir günde bir yaş büyüyor. İki günde, iki yaşına geliyor. Altıncı günde, altı yaşında oluyor". (Bu kesimdeki veya İşim ırmağı ağzındaki Türklerde, 6 ve 60 sayıları, kutludur).


"Altıncı günde, yayını koluna aldı. Yola çıktı bir canavar veya yaban hayvanı (anğ) ile karşılaştı. Hayvana ok attı. Anne ve babasına haber verdi. ..Hayvanı kesip, soydular Ak sakallılar ile mollaları çağırdılar. Kur'an okuttular (katım kuça). Yemek verdiler. Yiğit, böylece er oldu(yiğid er boldı)..."


2- "...Yakup oğlu Er-Manas! Yalnız doğmuş Er-Manas! On yaşındaok atmış! Ondördüne basınca, ordu devirip Han olmuş..."


3- "...70 yaşında bir adamla, 40 yaşında bir kadının, bir oğlu oluyor.Oğlan, bir günde bir yaşında; iki günde, iki yaşında... Yedi günde de, 7 yaşında oluyor. (Kuzey Turalı boyunda, kutlu sayı, 7 oluyor). Kula renkte bir atı, altı batman bir eğeri vardı. Kolanını altı yerden bağlardı.


" Demirciye, altı batmanlık bir Kılıç ile mızrak yaptırdı. Yola çıktı, sahralarda kondu, ayılar ve arslanlar ile arkadaş oldu...Annesi,14 koyun ve üç ineğin etini pişirdi, hepsini yedi, kemiklerini de burnundan tükürdü. 14 yaşına kadar uyudu ve ondan sonra uyanıp, yola koyuldu..." Erlik yaşı, burada 14yaş olarak kabul ediliyor.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Sayfa: 1 [2] 3 4 5
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.062 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.