Turan Sınırları ve Turan Yolunda Yapılabilecekler
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 09 Aralık 2019, 14:20:31


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Turan Sınırları ve Turan Yolunda Yapılabilecekler  (Okunma Sayısı 6474 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İlteber İlteriş
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 4


« : 27 Kasım 2013, 22:22:06 »

Esenlikler ırkdaşlar,

Aranıza yeni katıldım. Bu konuda bugün biraz düşündüm ve düşündüklerimi sizlerle paylaşayım dedim.

-----------------------------------

- Balkanlar; Anadolu ve Orta Asya ile birlikte Türk ulusunun üç ana vatanından birisidir ve kaybetmiş olmamız oralardan vazgeçeceğimiz anlamına gelmez.

     *Tüm Ege adaları, İyon Denizi ve Adriyatik Denizi'ndeki adalar Turan Cumhuriyeti'nin Balkan topraklarındandır. Ege Adaları, Doğu Rumeli ve Selanik'e kadar Batı Trakya, Turan Cumhuriyeti'ni oluşturan parçalardan birisi olan Türkiye eyaletinin topraklarıdır. Şu anki Balkan devletlerinde yaşayan uluslar, Turan Cumhuriyeti'ni tanımak ve onun kanunlarına uymak koşuluyla Turan Cumhuriyeti'nin bir parçası olacaklardır. Bu uluslardan vatandaşlar, ülkelerinin merkez ve başkent kentlerinde oturamazlar ve Turan Cumhuriyeti tarafından kendilerine oturma izni verilen kentlerde oturabilirler.
      Kıbrıs Adası tamamen Türk yurttaşların yerleşimine açık olup Türkiye eyaletinin bir parçasıdır.
      Bugünkü sınırları ile Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Kosova, Arnavutluk, Sırbistan, Karadağ, Bosna- Hersek, Moldova, Romanya, Hırvatistan, Slovenya ve İtalya'nın Balkanlardaki kenti olan Trieste kenti Turan Cumhuriyeti'nin Balkan eyaletini oluşturur. Başkenti Selanik şehridir. Gagavuzya, Voyvodina, Sekelistan da ayrı birer sancak olarak diğer Balkan sancakları ile eşit statüdedir. Sekelistan'da sadece Sekel, Macar ve Türk asıllı vatandaşlar oturabilir. Romanya'nın Köstence şehri ve Gagavuzya sancağında Türk asıllı yurttaşlar dışında başka ırkların oturması yasaktır.

     * Ukrayna'nın Lutsk kenti, Macaristan, Slovakya, Polonya (Lehistan), Avusturya'nın Viyana kenti ve Rusya Federasyonu'nun Kaliningrad kenti Turan Cumhuriyeti'nin Doğu Avrupa eyaletini oluşturur. Başkenti Viyana kentidir. Bu eyalette oturan Alman ve Rus kökenli vatandaşlar da Türkler dışındaki diğer vatandaşlara verilen haklardan yararlanabilir. Macaristan Beyliği'nde Macar ve Türk asıllı yurttaşlardan başka kimse oturamaz.
       İskandinavya ile ticaret yapmak ve dolaylı yoldan da olsa Atlantik Okyanusuna açılmak için Baltık Denizine kara bağlantısı sağlamak oldukça önemlidir. Turan Baltık donanması Polonya sancağının Gdansk (Danzig) kentindedir.

     * Lutsk kenti dışındaki bugünkü Ukrayna toprakları Turan Cumhuriyeti'nin Kırım Hanlığını oluşturur. Başkenti Sivastopol kentidir. Kırım Yarımadası'nda Türk asıllı yurttaşlardan başka kimse oturamaz.

     * Rusya Federasyonu'nun Volgograd kenti dahil Don ve Volga nehirlerinin güneyinde kalan Kafkasya'ya kadar tüm Rusya Federasyonu toprakları, bugünkü sınırlarıyla Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan ve Güney Azerbaycan, Turan Cumhuriyeti'nin Kafkas topraklarını oluşturur.  Erivan kenti ve çevresi dışında Ermeniler başka bir yerde oturamaz. Güney ve Kuzey Azerbaycan, Dağıstan ve Karaçay ile Balkar bölgelerinde Türk asıllı vatandaşlar dışında kimse oturamaz. Gürcistan'ın Batum kenti ve Acaristan Özerk Bölgesi, Türkiye eyaletinin toprağıdır. Eyaletin başkenti Bakü şehridir. Bölgede çıkan petrolü sadece Turan Cumhuriyeti çıkarabilir. Bölgede oturan Fars asıllı kişiler ile İran'ın geri kalan bölgelerinde oturan Türk asıllı kişiler mübadele edilecektir.

     * Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti toprakları, Selanik'e kadar Batı Trakya, Doğu Rumeli, Girit adası, Rodos ve 12 Adalar, Ege Adaları, Batum kenti ve Acaristan (özerkliği kaldırılacaktır), Kıbrıs adası, Suriye'nin Halep ve Lazkiye şehirleri, Irak'ın Musul, Kerkük, Erbil ve Süleymaniye şehirleri ile Bağdat ve Basra şehirleri Türkiye eyaletinin topraklarıdır. Bölgede çıkarılan tüm petrolü sadece Turan Cumhuriyeti çıkarır ve gelirleri Türkiye eyaleti ile diğer Türk eyaletlere harcanır. Basra kenti aracılığıyla Turan Cumhuriyeti Basra Körfezine ulaşır. Turan Cumhuriyeti'nin Basra donanması burada bulunur ve Hindistan, Endonezya, Çin v.b. ülkelerle deniz yoluyla yapılan ticaret buradan yapılır. Bağdat ve Basra kentleri dışında Türkiye'de Türk asıllı vatandaşlardan başka kimse oturamaz ancak bu iki kentin valilerinin atamaları Türk asıllı kişiler arasından Turan senatosunun teklifi ve Turan Başbuğu'nun onayı ile yapılır. Musul, Kerkük, Erbil ve Süleymaniye kentlerinde Irak Türkmenleri ve Türk asıllı kişiler dışında kimse oturamaz. Nasturi ve Süryani asıllı kişiler Bağdat eyaletinde oturabilir. Başkenti Ankara şehridir.

     *Bugünkü Kazakistan toprakları ile Tataristan, Başkurdistan, Çuvaşistan, Udmurtya, Mari El, Mordovya Özerk Cumhuriyetleri ile bu Cumhuriyetlerden oluşan Altınordu Sancağını Kazakistan'a bağlayan topraklar Turan'ın Nogay Hanlığını oluşturur. Başkenti Astana kentidir. Bu eyalette Slav asıllı kişiler oturamaz ve Rusya ile mübadele edileceklerdir.

     * Bugünkü Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan ve Afganistan'ın Türklerce çoğunluk olan kuzey kesimleri (Güney Türkistan)Turan Cumhuriyeti'nin Türkistan eyaletini oluşturur. Tacikistan'ın Sogd eyaleti Tacikistan'dan alınıp Özbekistan'a bağlanacaktır. Sogd bölgesi dahil Türkistan'ın hiçbir yerinde Türk asıllı yurttaşlar dışında kimse oturamaz. Tacikler ve Afganlar, günümüz Tacikistan'ının Sogd dışındaki üç eyaletinde otururlar. Eyaletin başkenti Taşkent kentidir.

     *Bugünkü Doğu Türkistan, Moğolistan, Buryatya, Tuva, Altay, Hakasya ve Yakutistan - Buryatya arası Rusya Federasyonu toprakları Turan Cumhuriyeti'nin Uygur eyaletini oluşturur. Başkenti Ulanbatur kentidir.

     *Bugünkü Saha Özerk Cumhuriyeti toprakları Turan Cumhuriyeti'nin Saha Cumhuriyetini oluşturur. Başkenti Yakutsk kentidir.

Şimdilik bunlar. Turan yolunda yapılacaklar ile ilgili de fikirlerim var ancak onları daha sonra yazacağım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
İlteber İlteriş
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 4


« Yanıtla #1 : 28 Kasım 2013, 02:26:25 »

Turan Cumhuriyeti'nin iç yapısı ve Turan Anayasası ile ilgili düşüncelerim;

Anayasal düşüncelerim.

- Turan Devleti bir cumhuriyettir.
- Turan Cumhuriyeti'nin resmi dini yoktur. Laik bir devlettir. Din ve vicdan özgürlüğü Turan Cumhuriyeti tarafından güvence altına alınmıştır. Din ve mezhep kökenli ayrımcılık yasaktır ve cezası ağır hapis cezasıdır.
- Turan Cumhuriyeti'nin resmi dili Türkçedir. Başkenti Ötüken'dir. Bayrağı Selçuklu Kartallı bayraktır. Marşı Turan Marşıdır. Eyaletlerin kendilerine özel bayrak ve marşları olabilir.
- Turan Cumhuriyeti parlamenter demokratik bir cumhuriyettir. 750 üyeli Turan Senatosu tarafından yönetilir. Devlet Başkanının ünvanı "Başbuğ"dur. Başbuğ, partilerden bağımsız olarak çoğunluk usulüne göre Türk vatandaşlar tarafından seçilir. Han, Hakan, Kağan, Yabgu ünvanları resmi yazışmalarda kullanılabilir.
- Turan Cumhuriyeti, Türklerindir. Diğer ırklardan vatandaşlar azınlık kapsamındadır. Anayasaya ve yasalara uydukları, yıkıcı/ bölücü ve Turan Cumhuriyeti'ne zarar verici faaliyetler içerisine girmedikleri ve vergilerini verdikleri sürece Turan Cumhuriyeti'nin azınlık statüsünde vatandaşı sayılırlar. Devlete sadık olan tebaanın can ve mal güvenlikleri Turan Cumhuriyeti tarafından garanti altına alınmıştır.
- Turan Cumhuriyeti'nin yargılama yetkisi bağımsız Turan mahkemelerindedir. Yargıç atamalarını "Turan Yüksek Yargıçlar Heyeti" yapar. Yargı kurumu partiler üstüdür ve siyasetten tamamen ayrıdır.
- Tüm Türk boyları eşittir. Turan Cumhuriyeti'nde Türk boyları arasında ayrımcılık yapılamaz. Cezası ağır hapis cezasıdır.
- Kılık ve kıyafet kanununa aykırı kıyafet giymek yasaktır. Cezası ağır hapis cezasıdır.
- Türk asıllı kişiler sadece Türk asıllı kişilerle evlenebilirler. Diğer ırklar için böyle bir zorunluluk yoktur.
- Yabancı asıllı kişilerin Turan Cumhuriyeti topraklarında ve arsa alması yasaktır.
- Turan Cumhuriyeti'nin alfabesi Türk Latin alfabesidir. Zorunlu eğitim Türkçedir ve 12 yıldır. Eğitim ve öğretim parasızdır. Her Turan Cumhuriyeti vatandaşı Türkçeyi öğrenmek zorundadır. Azınlıklara dahil olan kişiler kendi dillerini ikinci dil olarak öğrenebilirler. Üniversitelerde eğitim filolojik araştırmalar hariç Türkçe yapılır.
- Turan Cumhuriyeti'nde sağlık hizmeti parasızdır. Devlet, her eyalete yeteri kadar sağlık hizmeti gotürmekle yükümlüdür.
- Evdeşini aldatan ister kadın ister erkek olsun bir daha evlenemez ve hapis cezasına çarptırılır.
- Tecavüz suçunun cezası idamdır.  


İç düzen ilgili düşüncelerim;

- Turan Cumhuriyeti sınırları içinde Kürt asıllı kimse oturamaz. Tüm Kürtler; Irak, Suriye ve İran'ın Turan Cumhuriyeti'ne bağlanmayan topraklarına gönderilecektir.
- Turan Cumhuriyeti federatif bir Cumhuriyettir. Turan senatosuna; Türkiye, Balkan, Kafkasya, Doğu Avrupa, Kırım, Saha, Nogay, Türkistan ve Uygur eyaletlerinde yaşayan Türk asıllı kişilerin oy kullandığı seçimler aracılığıyla senatörler seçilir. Senato 750 senatörden oluşur.
- Tüm Türk boyları, Macar (ve Sekel) ile Moğol asıllı yurttaşlar oy kullanma hakkına sahiptir. Oy kullanmak için beş yılda bir seçimlerden bir önceki sene yapılan "oy kullanma yeterlilik sınavı"ndan 70 ve üzeri puan almak zorunludur. Sınavda Atatürkçülük, tarih bilgisi, siyaset bilimi ve güncel olayların yorumlanması konuları bulunur.
- Komünist ve din eksenli parti kurmak yasaktır. Tüm siyasi partiler Türkçülük ve Atatürkçülük ideolojisini resmi ideoloji olarak kabul etmek zorundadır.
- Turan Cumhuriyeti'nde yaşayan diğer tüm halklar bağlı oldukları eyaletin kendi bölgesel senatosunda üçer temsilci ile temsil edilirler.
  Örneğin Balkan eyaletinde Yunan, Bulgar, Arnavut, Makedon, Sırp, Boşnak, Sloven, Karadağlı, Hırvat, Rumen, İtalyan [(Trieste) sadece bir eyalet senatörü ile temsil edilirler], Yahudi (sadece bir eyalet senatörü ile temsil edilirler) ve nüfus sayımında eyaletin %1 nüfusunu geçen her halkın Balkan senatosuna üç senatör gönderme hakkı vardır. Eyalet senatoları 150 kişiden oluşur. Geriye kalan senatörler Türk üyelerden oluşur.
- Finlandiya ve Estonya devletleri istedikleri zaman özerk veya eyalet olarak Turan Cumhuriyeti'ne katılabilirler. Katılma istekleri Turan Senatosu tarafından kabul edilir.
- Almanya, ABD, Fransa v.b. yabancı ülkelerde yaşayan Türk, Moğol ve Macar asıllı kimseler Türk, Moğol veya Macar olduklarını ispatlayarak Turan Cumhuriyeti vatandaşlığına geçebilirler.
- Fin, Macar veya Eston asıllı kimselerden Turan vatandaşlığına geçmek isteyen kimselerin başvuruları "Turan Cumhuriyeti Vatandaşlığa Alım Bürosu" tarafından incelendikten sonra karara bağlanır. Bu maddeye Samoyed, Lapon, Mansi ve Tunguz ırklarından kişiler de dahildir.
- Turan Cumhuriyeti'nde toplumun temel yapısı ailedir. Resmi devlet nikahı tek geçerli nikahtır. Vatandaşlar kendi istekleri resmi nikahtan sonra dini nikah yapabilirler. Devletin yasal evlenme cüzdanını görmeden dini nikah yapan imam veya rahipler ağır hapis cezasına çarptırılır.
- Turan Cumhuriyeti dışından Turan Cumhuriyeti'ne başvurup görev yapmak isteyen Türk, Moğol, Macar, Fin, Eston ve diğer Ural - Altay ırk grubundan bilim adamları ve akademisyenler serbestçe Turan Cumhuriyeti çalışma vizesi alabilirler. Ural - Altay ırkı dışındaki akademisyenlerin başvuruları "Turan Bilim ve Araştırma Akademisi" tarafından incelendikten sonra karar verilir.
- Turan Cumhuriyeti ordusu Türklerden ve Moğollardan oluşur. Her Türk ve Moğol erkeği 20 yaşında bir yıllığına askerlik eğitimi alır. Ayrıca operasyonel kuvvet olarak profesyonel ordu da bulunur ve bu orduda görev almak için Türk veya Moğol ırkından olmak şarttır.
- Azınlıklar asker altına alınmazlar. Onun yerine bir yıl boyunca ücretsiz olarak kamu hizmetinde çalışırlar. Sadece kendi eyaletlerindeki asayişi temin etmek amacıyla azınlıklardan polis kuvveti kurulabilir. Azınlık polis kuvvetlerinde İl Emniyet Müdürü ve daha üstteki amirler Türk olmak zorundadır. Yardımcıları o bölgenin azınlıklarından olabilir. Azınlık polis kuvvetleri, ağır silahlara, tank ve uçak v.b. silahlara sahip olamazlar.
- Azınlıkların dini ve kültürel özgürlükleri Turan Cumhuriyeti güvencesi altındadır. Her azınlık grubu kendisine Turan Cumhuriyeti tarafından verilen "azınlık grubu tanıma senedi" ile resmi olarak tanınır. O azınlık grubuna mensup kişiler bağlı oldukları topluluğa kayıt olmak zorundadır. Bu topluluklar; hristiyanlar için kilise, müslüman azınlıklar için ise cemaat kurumudur. Her topluluğun lideri, o topluluğun senatörleri arasından seçilir ve Turan Cumhuriyeti İç İşleri Bakanı ile resmi olarak görüşme yetkisine sahiptir. Örneğin her Gürcü asıllı Hristiyan vatandaş, Gürcü Kilisesine kayıt olmak ve Gürcistan sancağında oturmak zorundadır. Her Süryani, Süryani Kilisesine kayıt olmak ve Bağdat şehrindeki Süryani mahallesinde oturmak zorundadır. Her Çeçen, Çeçen cemaatine kayıt olmak ve Çeçenistan'da oturmak zorundadır.
- Turan Cumhuriyeti'nde basın, Turan Basın Yayın Kurumu tarafından denetlenir. Türklüğe ve Turan Cumhuriyeti aleyhine veya toplumun ahlak ve kültürel yapısını bozucu yayın yapmak yasaktır ve duruma göre ağır hapis veya idam cezası ile cezalandırılır.
- Azınlıklar tarafından kendi dillerinde yayın yapılabilir ancak çıkarılan yayının Türkçe bir kopyası da Turan Basın Yayın Kurumu'na gönderilmek zorundadır. Azınlık ırkçılığı ve bölücü / yıkıcı yayın yapanlar idam edilirler. Tercümede bilerek yanlışlık yapanlar ağır hapis cezasına çarptırılırlar.
- Yabancı devletler adına casusluk yaptıkları tespit edilenler idam edilirler.
- Türban, kara çarşaf, sarık, cübbe, aşırı uzun sakal, aşırı mini etek gibi anayasaya aykırı kılık kıyafet giymek yasaktır ve giyeler hapis cezasına çarptırılır.
- Türk boylarının kaynaşması ve uzun vadede ortaya tek bir Türk topluluğu ortaya çıkması için boylar arası evlilikler teşvik edilmeli ve devlet tarafından maddi yardım yapılmalıdır.
- Sanayiciler ve tüccarlar, bağlı oldukları şehir, sancak ve eyaletlerin sanayi odaları ile ticaret odalarına kayıt olmak zorundadır. (azınlıklar dahil)
- Esnaf ve sanatkarlar, bağlı oldukları şehir, sancak ve eyaletlerin meslekleri ile ilgili loncalarına kayıt olmak zorundadır. (azınlıklar dahil)
- Vergilendirme politikası adil olmalıdır. Her gelir sahibi, elde ettiği geliri doğru bir şekilde bildirmek zorundadır. Devleti yanılttığı tespit edilenler ağır hapis cezası alırlar.
- Turan Cumhuriyeti, üniversite eğitimi gören Türk gençler için yeteri kadar yurt ve burs olanağı sağlamakla yükümlüdür.
- Tarikat, cemaat, tekke ve zaviye gibi örgütler oluşturmak yasaktır ve tespit edilirse; elebaşıları idam, örgüt mensupları hapis cezası alırlar.
- Türk tarihini daha iyi öğrenmek için Göktürk alfabesi de orta okuldan başlayarak okullarda ikinci alfabe olarak öğretilmelidir. Ayrıca eski arşivlerde daha iyi araştırma yapabilmek için üniversite öğrencilerine Arap alfabesi de öğretilmelidir. Üniversite okumak şimdiki gibi "parayı verdim, özel üniversiteden diplomayı aldım" tarzı değil, ciddi ve emek isteyen bir konu olmalıdır.
- Türk firmalara Türkçe isim koyma mecburiyeti getirilmelidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Alp77
YörükoğluYörük
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 990



« Yanıtla #2 : 28 Kasım 2013, 02:52:07 »

Harika bir hayalgücün var, gerçek olabilse bunlar keşke.
Bu denli güzel bir ileti ile Otağa hoşgeldin.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Nihal Atsız Ata'dır, Türkçülüğün kapısı,
O'nun mahiyetinde, çizilmiştir yapısı,

Nihal Atsız atmıştır, davaya son temeli,
Turan Yurt kurulması, O'nun birtek emeli,

Gökbilge'dir davada, bu yüzden Atsız Ata,
Tanrı her doğan Türk'e, O'nun ruhundan kata...


Alp
Türkoğlu35
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 36



« Yanıtla #3 : 28 Kasım 2013, 12:31:50 »

Turan ülkesini derli toplu bir şekilde böyle ele alan ilk yazıyı görüyorum. Çok güzel düşüncelerin var kandaş.

Ek olarak Turan Cumhuriyetinin en büyük silahlı kuvvet yığınağı Uygur Eyaletinde bulunmalıdır. Ülkemizin etrafındaki en güçlü tehdit Çin olduğu için güvenliğin en üst düzey olması gereken yer Doğu Türkistan'ın Kumul bölgesi olmalıdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Alp77
YörükoğluYörük
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 990



« Yanıtla #4 : 28 Kasım 2013, 22:40:09 »

"Gelecekteki Turan Devleti" diye bir kitap yazsa bu kandaşımız, piyasaya iyi gelir.
Yani millet en azından bilir, ha demekki bu tip emelleri hayalleri olanlar da var der, belki kimisi kendini bulur bu fikirlerde.
Etkili olmaya olur da, bu kitabı basacak matbaa zor bulunur, hele maddi destek kim verir bilinmez!
Bu maddi dediğim olay Türkçülük için bir kanayan yara, bu kapanmayacak bir yara, gelecekte de bunu göreceğiz galiba.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Nihal Atsız Ata'dır, Türkçülüğün kapısı,
O'nun mahiyetinde, çizilmiştir yapısı,

Nihal Atsız atmıştır, davaya son temeli,
Turan Yurt kurulması, O'nun birtek emeli,

Gökbilge'dir davada, bu yüzden Atsız Ata,
Tanrı her doğan Türk'e, O'nun ruhundan kata...


Alp
Tunçyürekli
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.163



« Yanıtla #5 : 28 Kasım 2013, 23:22:17 »

 Tebrik ve teşekkür ederim başlığı açan soydaşım. Kamu yönetimi falan mı okuyorsun bu arada?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

DEME BANA KAYI, OĞUZ, OSMANLI/TÜRK'ÜM BU AD HER ÜNVANDAN ÜSTÜNDÜR/YOKTUR ÖZBEK,AZER,KIRGIZ,KAZANLI/TÜRK MİLLETİ BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR!
İlteber İlteriş
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 4


« Yanıtla #6 : 29 Kasım 2013, 01:48:40 »

Tebrik ve teşekkür ederim başlığı açan soydaşım. Kamu yönetimi falan mı okuyorsun bu arada?

Teşekkürler soydaş. Karaladık işte bir şeyler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
İlteber İlteriş
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 4


« Yanıtla #7 : 30 Kasım 2013, 18:07:55 »

Turan Cumhuriyeti’ne ulaşmak için yapılması gerekenlerle ilgili önerilerim.

     Öncelikle realpolitik kavramından bahsetmek gerekir. Realpolitik, herhangi bir ideale veya kurama bağlanmaksızın tamamıyla mevcut gerçeklere uyum sağlayarak amaçlarını gerçekleştirmeye çalışmak anlamında kullanılan Almanca terimdir. En önemli örnekleri; Bismarck’ın Alman birliğini gerçekleştirmeye yönelik politikaları veya günümüze Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya enerji piyasasını domine etme yönündeki politikasıdır. “Ulusal hedef” olarak düşünebiliriz.

Turan Cumhuriyeti yolundaki politikalar ile ilgili önerilerim;

              -   Öncelikle Türkiye olarak temel bir realpolitik hedefimiz olmalıdır. Ben bunun adına “temel hedef” diyeceğim. Bu da tabii olarak Turan Cumhuriyeti’nin kurulmasıdır.

                      o Alt hedefler olarak öncelikli olarak “Küçük Turan” hedefi olmalıdır. (orta vadeli 1 numaralı alt hedef).
                      Küçük Turan’dan   kastım da bugünkü bağımsız Türk cumhuriyetlerinin birleşmesidir. İlk yazıma bakarsanız Turan Cumhuriyeti sınırları şu anda Türk devletlerinin sınırlarının çok ötesindedir.

                     o   “Küçük Turan” hedefinden sonra temel hedef yolunda ikinci alt hedef “Büyük Turan” hedefidir. (uzun vadeli ve nihai 2 numaralı alt hedef). İlk mesajda bahsettiğim sınırları ile Turan Cumhuriyeti’nin kurulmasıdır.

             -   Temel hedef yolunda Türkiye, dış politikalarını tekrardan gözden geçirmelidir. Dış politikada güçlü olmak için de içeride sağlam ve güçlü bir iktidar ile siyasi ve ekonomik istikrara sahip olmak şarttır. Bu nedenle önce içeride yapılması gerekenler vardır. İç politika temel hedefi “ulusal birlik” olmalıdır.    

               •   Türkiye’yi ekonomik olarak en fazla zorlayan durum elbette ki Kürt sorunudur. Bu da ülkemizin milyarlarca dolarlık zararına neden olmuştur. TSK seferberlik ilan etmeli, askeri yollarla PKK tamamen yok edilmelidir. PKK tamamen yok olunca tarihin en korkak milletlerinden olan Kürtler de seslerini kesmeye başlayacaklardır. Bu yolda İran İslam Cumhuriyeti ile de işbirliği yapılmalıdır. (“düşmanımın düşmanı dostumdur” felsefesi). Kısacası “PKK terörünü bitirmek ve Kürtleri baskı altına almak” = bir numaralı iç alt hedef


               •   Ulusal bir milli eğitim politikası oluşturulmalıdır. Çocuklarımıza ve gençlerimize, Türk ulusunun tarihi ve büyüklüğü öğretilmelidir. Kürşadların, Osman Baturların, Gazi Osman Paşaların, Baybarsların isimleri adeta tüm Türk gençliğinin zihnine kazınmalıdır. “Ağaç yaş iken eğilir” atasözünü hepimiz biliyoruz. Okullarda ulusal bilince sahip (sorulduğu anda Kürşad ihtilalini anlatacak, Kurtuluş Savaşı’ndaki cephelerimizi sayacak, Fahrettin Paşa’nın efsanevi Medine Müdafaasını hissedecek vb.) ,disiplinli (kurallara ve nizamlara itaat eden, örneğin trafik kurallarına uyan, kendi kişisel hedefleri yolunda plan ve projelerine uyan vb.), saygılı (büyüklerine daima hürmetli olan, ulusal değerlerini koruyan, toplum içerisinde nezaket kurallarını bilen vb.), bilgili (sadece Türk tarihi ve kültürünü değil örneğin Roma tarihini de bilecek, dünyadaki teknolojik gelişmelerden haberi olacak, dünya jeopolitik ve kültürel etkileşimlerini bilecek vb. örnekler çoğaltılabilir), kültürlü (her hafta bir kitap okuyan, bir müzik aleti çalan, araştırma yapan, kütüphaneleri daima kullanan vb.), çağı yakalamış (interneti en iyi şekilde kullanan, kendini geliştiren ve dogmalardan arınmış, ağaçlara takılı kalmayıp ormanın bütününü görebilen, iç ve dış politikayı takip eden vb.) ve sağlıklı (düzenli olarak spor ve yürüyüş yapan, futbol dışında da sporlar olduğunu bilen ve en az bir sporda kendini geliştiren, dengeli ve düzenli beslenen vb.) bir gençlik yetiştirmek iki numaralı iç alt hedef olmalıdır. “ulusal eğitim politikası ve ulusal gençlik yetiştirmek” = iki numaralı iç alt hedef

Bu yolda atılacak tüm adımlar bu alt hedefin yolunda atılacak adımlardır. Bunlara örnek olarak; öğretmen sayı ve kalitesinin yükseltilmesi, okulların teknik, donanım ve sayılarının artırılması, spor ve yüzme salonlarının artırılması vb. verilebilir.

               •   Bugün Türkiye sağlıkta istenilen seviyede değildir. Doktorlarımız yetersiz, hastanelerimiz eski ve yeteri kadar değildir. Ulusun sağlık durumunu en iyi seviyeye getirmek iç alt hedeflerden birisi olmalıdır. Bu yolda atılacak tüm adımlar bu hedefe dair politikalar olacaktır. Bunlara örnek olarak; hastane sayı ve donanımlarının artırılması, kaliteli sağlık personeli geliştirmeye yönelik projeler (tıp fakültelerinin geliştirilmesi, hemşire okullarının sayı ve donanımca artırılması vb.) geliştirilmesi, vatandaşlara sağlık eğitimleri verilmesi ve ulusal sağlık bilincinin geliştirilmesi ve hepsinden önemlisi düzgün bir sosyal sigorta sistemi kurulması vb. verilebilir. “ulusal sağlık politikası ve sosyal güvenlik sistemi” = üç numaralı iç alt hedef

               •   Türk kültürüne yönelik çalışmalar artırılmalı ve Türk tarihi bir bütün olarak ele alınıp bu yönde çalışmalar yapılmalıdır.
                         -  Türk tarihinin ilk zamanlarına dair Çin arşivlerinde ve daha sonraki dönemlere yönelik ilişkiye geçtiğimiz diğer tüm devletlerin arşivlerinde tonlarca belge vardır. Tüm bunlar sistematik ve düzenli olarak ele alınıp incelenmeli, günümüz Türkçesine çevrilmelidir.
                         - Bugünkü kültürümüzü oluşturan tüm ögeler incelenerek ortaya konulmalıdır. (türkülerimiz, halk inançlarımız, geleneksel kıyafetlerimiz, şehir şehir tarihimiz vb.).
                         - Türk tarih tezi yeniden oluşturulmalı ve geçmişteki tüm Türk devletleri kapsamlı incelemeden geçirilip yayınlanmalıdır. (Avrupa Hun Devleti’nden Pervaneoğulları Beyliği’ne kadar)
                         - Ulusal değerimiz olan eserler belirlenmeli ve günümüz Türkçesi ile yayınlanmalıdır. Tüm destanlarımız, Divan-ı Lügat-it Türk, Muhakemet’ül Lügateyn, Fuzuli divanları, Kutadgu Bilig vb. aklınıza ne gelirse tüm bunlar yapılmalıdır.
                         - Sadece Türk devletleri değil Anadolu’da daha önce kurulmuş olan uygarlıklar da bu aşamada ele alınmalı ve günümüze etkileri belirlenmelidir. Sonuçta bugün bu toprakların sahibiyiz ve tüm bu uygarlıklar ülkemizin tarihidir. (Hititler, Urartular vb.) Sümerler, Kimmerler, İskitler vb. Türk olduğu iddia edilen uygarlıklar üzerinde özellikle durulmalıdır.

          Yukarıda aklıma ilk gelenleri yazdığım ve daha da geliştirilebilecek tüm çalışmalar bu politikaya yönelik olmalıdır. “Türk kültürünü geliştirme ve Türk tarih tezini oluşturma” = dört numaralı iç alt hedef

               • Türkçemizi yeniden ele almak, yabancı kökenli sözcüklere karşı korumak, özellikle dilimize ilk olarak girecek sözcüklere Öztürkçe karşılıklar bulmak (bu konuda en iyi örnek bilgisayar, yazılım, donanım sözcükleridir) ve Türkçeyi koruyup geliştirmek bir diğer alt hedeflerden olmalıdır. Ayrıca Türkiye Türkçesi dışındaki tüm diğer Türk lehçelerine yönelik kapsamlı ve gelişmiş araştırmalar yapılmalı ve Türk birliğine yönelik dilsel birlik çalışmaları yapılmalıdır. Türkçe, Türk ulusunun ses bayrağıdır. “Türkçemizi koruyup geliştirmek” = beş numaralı iç alt hedef

              •    Bugünkü Batı Uygarlığı diyebileceğimiz Avrupa ve ABD dünyadaki etkinliğini teknolojik olarak gelişmiş olmasına borçludur. Tarihte de bu daima böyle olmuştur. Teknolojik olarak iyi olan, savaşı kazanır ve hükmeder. Orta Çağ’da Asya uygarlığında olan üstünlük (Türk ve Moğol uygarlıkları), teknolojik ve felsefi üstünlüğün Batılılara geçmesi ile birlikte aleyhimize dönmüştür ve Osmanlı, Altın Orda, Babür ve diğer tüm uygarlıklar gerilemeye başlamıştır. Buna engel olmak için Türkiye Cumhuriyeti olarak iç politikada diğer tüm alt hedeflerle birlikte “sanayileşme ve teknolojik liderlik” politikasına öncelik verilmelidir. “teknolojik dominasyon” =  temel iç alt hedef

             -   Bu konuda tarihten örnek olarak Prusya Devleti’ni verebiliriz. İlk kurulduğunda o sırada dağınık bir şekilde var olan sıradan Alman devletlerinden birisi iken teknolojik olarak büyük bir gelişme göstermiş ve adeta Avrupa’nın sanayi devi haline gelmiştir. (ki Almanya bugün hala öyledir). Hohenzollern Hanedanı ve Otto von Bismarck gibi bir dahi sayesinde önce Danimarka’yı, sonra Avusturya’yı sonra diğer Alman Devletlerini ve en son da Fransa’yı mağlup ederek Alman Birliği’ni kurmuştur. Kuşkusuz tüm bunları yaparken temel iki dayanak; “milleti olan ordu”  olan Prusya Ordusu ve Prusya’nın çağının en ilerisinde olan teknolojisidir ki zaten Prusya Ordusu da o teknoloji sayesinde Alman Birliğini sağlamış ve şayet ABD savaşa girmeseydi I. Dünya Savaşı’nda tüm dünyayı tek başına dize getirecek üstünlüğe sahip olmuştur. Bu örnek bize Türk Birliği ve Turan Cumhuriyeti yolunda güzel bir örnektir. Teknolojik dominasyon bir ulusun tüm realpolitik hedeflerini gerçekleştirmesini sağlayabilir. Prusya = teknolojik dominasyon örnek ülke

            -   Teknolojik liderlik için yapılması gereken ilk iş aslında ulusal birlik ve ulusal eğitim politikasıdır ki bunu daha önce söyledik. Eğitim politikanız ne kadar kaliteli olursa o kadar kaliteli mühendisler çıkarırsınız, ne kadar kaliteli bilim adamları yetiştirirseniz o kadar çok icat ve patent alırsınız. Ulusal bilince sahip bilim adamlarınız olursa da bu kişiler beyin göçü gerçekleştirmez ve sahip oldukları yetenekleri ülkeleri ve milletlerine hizmet için kullanırlar. O nedenle teknolojik dominasyon yolunda ilk alt hedef lider  ve kaliteli bilim adamları yetiştirmek olmalıdır. (teknolojik dominasyon bir numaralı alt hedef)

           - Şu anda lider uygarlık olan Batı’nın üstünlüğü Rönesans’a kadar gotürülebilir ama asıl dominasyon Sanayi Devrimi ile başlamıştır. Sanayi Devrimi ile demir ve çelik sektörü olağanüstü gelişmiş, zırhlı gemiler, devasa toplar, tanklar, uçaklar, buharlı trenler, devasa fabrikalar kurulabilmiştir. İngiltere halen bu alandaki gelişmişliğinin faydasını görmektedir. Türkiye de artık “ağır sanayi hamlesi”ni gerçekleştirmelidir. Öncelikli olarak askeri sanayi olmak üzere günümüze uygun olarak “bilim çağı devrimi” gerçekleştirilmelidir. Amerika’nın Apple’ı gibi tüm dünyada kalite ile eş anlama gelen bir Türk bilişim firması, Güney Kore’nin Samsung’u gibi dünyada en çok tercih edilen beyaz eşya firmasına sahip olmak, Almanya’nın araba firmaları gibi tüm dünyadan ilk tercih edilen Türk araba firmaları oluşturmak zorundayız. Örnekler çoğaltılabilir ama demek istediğim anlaşılmıştır. Sanayi devrimi ve bilim çağına liderlik = teknolojik dominasyon iki numaralı alt hedef

         - Önceki maddede bahsettiğim üzere Batı uygarlığının gelişmesinin kökeni Rönesans hareketine gotürülebilir ve etkileri günümüzde dahi sürmektedir. (Aramızda Mona Lisa’yı bilmeyen var mı?) Teknolojik olarak ilerlemek için öncelikle kültürel hedeflerin gerçekleştirilmesi gerektiğini de ilk maddede söylemiştim. Rönesans da bunun sonucudur. Batı uygarlığı Rönesans ile kökenine dönmüş, eski Yunan ve Latin uygarlıklarını keşfetmiştir ve bu sayede kültürel sahiplenişin ilk kökenleri oluşmuştur. Dante çıkıp İtalyancayı İtalyanca yapmıştır örneğin. Biz de artık teknolojik liderliği Batının elinden almak için Türk Rönesans’ını gerçekleştirmeliyiz. Ulu Önder Atatürk’ün baleye, operaya, piyanoya vb. verdiği önemi bu açıdan anlayabiliriz. “muasır medeniyetler seviyesine yükselmek ve geçmek” bu anlayışın tezahürüdür. Kültürel olarak Türk ulusu kökenlerine dönmelidir ve sanatına bu yönde yön vermelidir. Hollywood filmleri seviyesinde çekilecek bir Kürşad İhtilali filmi (tüm dünyada gişe rekorları kırdığını hayal edin), tüm dünyayı dolaşan bir Kavalalı Mehmet Ali Paşa operası veya bağlama ve saz gibi kültürel zenginliklerimizin de içine katıldığı Fransız gencin de Amerikan gencin de Endonezyalı gencin de konserlerine biletlerini kapıştığı dünyaca ünlü Türk rock grubu düşünün. Bunun etkileri sadece sinemada ve müzikte kalmaz. Türk Kültürü tüm dünyada tanınır, ulusumuz ve gençlerimizin kendine güveni gelir. (domino teorisi gereği Kürşad İhtilali filmi Antepli Şahin Bey filmini getirir, İbn-i Sina dizisini getirir) Ulu Önder “sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından birisi kopmuş demektir” derken bize bir “sanatta ilerleme” emri de vermektedir. Rönesans sırasında İtalyan soylu aileleri İtalyan sanatkârları korumuştur. Günümüzde ise bu iş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne düşmektedir.

                                       o   Yedi temel güzel sanat olan “mimari, resim, heykel, edebiyat, müzik, tiyatro ve sinema” sanatlarında ulusal bir politika belirlemek gerekmektedir.
                                       o   Güzel sanatlar dışında filoloji, arkeoloji, numismatik, etnoloji vb. diğer tüm dallar için de ulusal bir politika oluşturulmalıdır.

                 İngiltere bu konuda bir örnek teşkil eder. Kraliyet Afrika Araştırmaları Akademisi, Kraliyet Resim Akademisi gibi ulusal çatı dernekleri sayesinde Britanya’nın kültür politikaları şekillendirilir ve sanatçılara deklare edilir. Bu nedenle Türkiye de bu konuda artık “Türk Rönesansı” çerçevesinde bu konuyu ele almalıdır. Türkiye’den ve diğer tüm Türk dünyasından sanatçıları içine alacak Türk Tiyatro Akademisi, Türk Uzay Araştırmaları Akademisi vb. birlikler kurulmalıdır.

Kısacası demek istediğim “Türk kültür devrimi” = teknolojik dominasyon üç numaralı alt hedef

          -   Bu maddeyi aslında üstteki madde içine de koyabilirdim ama ancak ayrı madde olmasının daha iyi olacağını düşündüm. “Bu da Türk aydınlanma çağı” hedefidir. Aydınlanma çağı bildiğiniz gibi Batı toplumunda 17. ve 18. yüzyıllarda gelişen ve akılcı düşünceyi eski, geleneksel, değişmez kabul edilen varsayımlardan, önyargılardan ve ideolojilerden özgürleştirmeyi ve yeni bilgiye yönelik kabulü geliştirmeyi amaçlayan düşünsel gelişimi kapsayan dönemi tanımlar. Bunun manası ilerlemenin önündeki tüm dogmaları yıkmak ve ileriye yönelmektir. Teknolojide ilerlemek için de ilk yapılması gerekenlerden birisidir.

                Osmanlı Devleti, aydınlanma çağını kaçırdığı için geri kalmıştır. Matbaayı günah diye kabul etmeyen, resim çektirmeyi bile şirk gören zihniyetler nedeniyle Türk ulusu yok olmanın eşiğine gelmiştir. Bugün dahi yobaz ve bağnaz kafaları ulusumuza neler çektirdiğini biliyoruz.

                Felsefe, bilimlere yol gösterir. Teknolojik ilerleme için de bilime yönelmek şarttır. Şayet bilimde öncü ulus olmak istiyorsak da bilimi takip edenden daha ileride, bilim üreten (tüm uçaklardan daha hızlı uçan uçağı ilk yapan, kansere ilk çareyi bulan vb.) bir ulus olmalıyız. Bunun da yolu felsefeden geçer. Felsefe, içi boş bir takım sözler değil; gerçekte bilimin önündeki bayrak tutandır. “Fransızlar Voltaire gibi bir düşünür çıkardığı için; bugün Renault gibi bir markaları vardır” sözü felsefi camiada iyi bilinen bir sözdür. Ne demek istediğim anlaşılmıştır umarım.

                Felsefe aklı kullanmayı, düşünmeyi ve sorgulamayı öğretir. Bu da bilimin ilk çıkış noktasıdır. Akıl ile doğayı çözmek için deneyler yapmak. Batı uygarlığının gelişmişliğini Kant’ta, Leonardo da Vinci’de, Rousseasu’da, John Locke’ta aramak gerekir. Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’u fethederken hava topunu icat emiştir. Fatih’in de düşünsel kökeninde Ali Kuşçu olmadığı söylenemez. Türk medeniyeti Ali Kuşçu’yu, İbn-i Sina’yı çıkaran medeniyettir. Bunları çıkaran ulusumuz 21. Yüzyılda da çıkaramaz demek saçmalıktır. İşte bizim de yapmamız gereken Türk Aydınlanması budur. “Türk aydınlanması” = teknolojik dominasyon dört numaralı alt hedef

Şimdilik bu kadar. Daha da yazmayı planlıyorum.         
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.077 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.