Töre - S.Kemal Ermetin
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Kasım 2019, 03:25:39


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Töre - S.Kemal Ermetin  (Okunma Sayısı 8549 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Boran
ATSIZCI

ileti Sayısı: 10.338


« Yanıtla #10 : 10 Kasım 2016, 21:58:48 »

Ne demek istiyorsun yani Boranım Gülümseme
Abi sanki bana almanca yazıyorum muamelesi yapıyorsun. Bir şey dediğim yok. Konu nereye kayboldu? Peynir
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Boran
ATSIZCI

ileti Sayısı: 10.338


« Yanıtla #11 : 10 Kasım 2016, 22:00:16 »

Ayrıca adını vermeyeceğim bir çok yazarın kitabını Kemal abi yazmıştır. Bende de bir piyasaya çıkmayan kitabı var Gülümseme.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATSIZALP
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 8.912


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #12 : 10 Kasım 2016, 22:01:15 »

O zaman sen Ermetini anlatda yanlışımız var mı bilelim Boranım,,
Ben o adamı sevemedim dedim...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
ATSIZALP
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 8.912


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #13 : 10 Kasım 2016, 22:02:24 »

Devlet sırrı mı bu adını veremeyeceğin üç kağıtçı yazarlar Gülümseme

Ayrıca adını vermeyeceğim bir çok yazarın kitabını Kemal abi yazmıştır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Boran
ATSIZCI

ileti Sayısı: 10.338


« Yanıtla #14 : 10 Kasım 2016, 22:08:11 »

O zaman sen Ermetini anlatda yanlışımız var mı bilelim Boranım,,
Ben o adamı sevemedim dedim...
Adam okumuş, kültürlü, bilgili deneyimli. Ben masa arkadaşıyım diyelim. Çok anlamam entellikten.
He Devletin kullanıp attığı kişilerdendir. Yahu zaten az yiğit olunca azına sıçan çok oluyor abi, sen daha iyi bilirsin.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Boran
ATSIZCI

ileti Sayısı: 10.338


« Yanıtla #15 : 10 Kasım 2016, 22:10:04 »

Devlet sırrı mı bu adını veremeyeceğin üç kağıtçı yazarlar Gülümseme

Ayrıca adını vermeyeceğim bir çok yazarın kitabını Kemal abi yazmıştır.
Adamla 2 bira içtim diye, sırlarını mı vereyim. KOnu Kemal abiyse Türkçüdür. Türkçü olmak yada görünmek isteyenlere destek olduysa tam Türkçüdür.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Bögü:Alp
Atsız'ın İzinde
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.991


Döğüşen Türk, oyanan Türk, kalkan Türk!


Site
« Yanıtla #16 : 11 Kasım 2016, 23:37:11 »

Saygıdeğer bir isim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

«Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!»
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.047


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #17 : 07 Şubat 2017, 12:31:06 »

Rahmetli Kemal ağabeyimizden "Töre".
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Boran
ATSIZCI

ileti Sayısı: 10.338


« Yanıtla #18 : 09 Şubat 2017, 21:29:16 »


Görünürde her şey TÜRKSOLU Dergisinin 21 Temmuz 2003 tarihli özel sayısına aşağıda adlarını saydığımız kişilerin, yetkilisi oldukları kurumlar adına ülkenin itilmekte olduğu uçurumun önüne birlikte bir set çekme girişimi, ulusal bir tepki olarak başladı.
Görünürde böyle başladı, ancak bu birlikte hareket etme ihtiyacı içgüdüsel bir refleks değil, tamamen ulusal çizgide birleşen sivil toplum örgütlerinin “Kuvayı Milliye” aşamasına gelmiş olduklarının kanıtıdır...Batılı emperyalist güçler, uzun yıllardan beri sürdürdükleri her türlü ekonomik, sosyal, kültürel ‘örtülü saldırı’nın örtüsünü, organize ettikleri “3 Kasım” garabeti ardından kaldırarak açıktan taarruza geçtiler.
Irak Savaşı adı verilen maskaralık bahanesi ile Türk Vatanının 1071’den beri uğrunda sayısız şehitler verilmiş, bir tek çakıl taşı bile elmastan kıymetli olan güneydoğusunda asker konuşlandırmaya çalıştılar, bu açık taarruz püskürtüldü. Burada, ana başlıklar altında sayması bile sayfalar tutacak olan “Türk Milletine planlı saldırılar”a karşı başlatılan savunma “Müdafaa-i hukuk” aşamasını/eşiğini geçmiştir. Türk Milleti, Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği Türk gençliği, Hitabenin 8. ve hatta 9. cümle/maddesinde işaret edilen şartlar oluşmuş olduğundan “Kuvayı Milliye” botlarını ayağına geçirmiştir.
Bu Türk gençliği Atatürk ilke ve inkılapları gereğince “Türk devletini sivil insiyatif ile müdafaa etmek” amaçlı birlikte hareket etmektedir. Burada adı Türk, gönenci ve gururu Türklük, ereği ve Kızılelması “Tam Bağımsızlık, Özgürlük”, yol göstericisi “Atatürk” olan bir birliktelikten rahatsız olmak, Türk Fikir Ordusu’nun rahmetli komutanlarından Şehit Necip Hablemitoğlu’nun, “Andıç” adlı yazısında adı geçen isimlerden beklediğimiz bir tepkiydi. Bu tepkiler, ne denli doğru yolda olduğumuzu kanıtladı.
Son Türk Devleti...vatanı tehlikededir !..
Dolayısıyla, Türk’ün Ateşle imtihanı yeniden başlamıştır. Yumurtadan yeni çıkmış civcivler gibi şaşkınlıkla olanlara bakmak, köşesinde kurulduğu kadife koltuğundan Ulus/Devlet/Millet adına ahkam kesegelen “Türk Basınına şırınga edilmişler”den beklenen tek davranış. Ama milletin “ele geçirilmiş basın” karşısında emniyet subapları oluşturarak, bunları her şeye rağmen yaşatacağını düşünemediler, ummadılar. Şimdi bu birlikte tavır koymadan, cesur çıkıştan oymalı koltukları ve kadife keseleri adına paniğe kapılmakta haklılar...
Kemalist/Türksolu, Ülkücü/Atatürkçü, milliyetçi, sendikacı, akademisyen, hepsi tek başlarına birer toplumsal katman...Ama bir araya geldiklerinde Türk milleti... Korkulan, karşı çıkılan, hakaret, tehdit edilen sadece ve sadece bu ulusal direniş...
Yoksa ne tek başına bu Kuvayı Milliye hareketinin temelini oluşturan TÜRKSOLU-Töre-Ufuk Ötesi-Yeni Hayat Dergileri-Yeniçağ Gazetesi- Gökçe FIRAT, TÜRKSOLU-Yekta Güngör Özden, Cumhuriyetçi Demokrasi Partisi-Av.Zeki Hacıibrahimoğlu, Şehit Aileleri Derneği-Saadettin Tantan, Yurt Partisi-Hanifi Altaş Yeni Hayat Dergisi-Bedri Baykam, Ressam/yazar-Arslan Bulut, Yeni çağ Gazetesi -Prof. Dr. Cihan Dura Erciyes Üniversitesi İktisat Bölümü-Hüseyin Özbek Ufuk Ötesi Gazetesi-Prof. Dr. Mustafa Erkal Aydınlar Ocağı-Prof. Dr. Tuncer Altuğ İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak.-Metin Aydoğan, A.R. Müdafaai Hukuk Dergisi-Sevgi Erenerol Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi-Öner Yağcı Yazar-Hüseyin Mümtaz, Yeni Hayat-Mustafa Aykut Akşit, Kayseri Türk Ocağı-Yıldırım Koç, Türk-iş-Kemal Çapraz, Ufuk Ötesi-Doç. Dr. Yıldız Sertel iktisatçı/yazar-S. Kemal Ermetin, Töre Dergisi..
Buradaki isimler buzdağının ancak su üstünde görülen kesimi. Bir de görünmeyen, ama varlığını aklı olan herkesin bildiği su altında duran ana kütle var ki işte o kütlenin yoğunluğu aymazların oturdukları köşelerden asla hesaplanamaz. Bu birlikte tepki “Kızılelma Koalisyonu” olarak nitelendirildi.
1944’deki baskılar dolayısıyla olsa gerek, Türkçüler uzun yıllardır bu kavramın tınısına, düşündürdüklerine hasrettiler. Bu kavram Türkçülerin ütopyası olarak değerlendirilir, değil popüler gazetelerin manşetlerinde, özel toplantıların gündeminde bile bu sıklıkta yer almazdı. Bu kavramın manşetlere taşınarak tartışmaya açılması bile Türkçülük adına olumlu bir adımdır.
Türk ve Sol; Türksolu.
Siyasal duruşlarını, belirleyen “Sol” tanımlamasının başına “Türk” kavramını gururla ekleyebilecek ve bunca saldırılara, tasmasının zincir ucu dışarıda saldırganları muhatap alarak aynı çamura bulanmama erdemini göstermek de Türk tanımlamasına verdikleri yüksek değerin göstergesi. Bu gençleri sola ihanetle nitelendirenlerin başında dolar ışığına hassas günebakanlar, “tescilli dönekler”in gelmesi onların yollarının sol terminoloji açısından da doğruluğunun kanıtı.
Pekiyi de uzun yıllardır gündeme gelmemiş, gençlerimizin “ilgisiz bırakılmış büyük kesimi” tarafından sözlük anlamı bile bilimeyen Kızılelma kavramı nedir?
“Kızılelma” nedir?
Kızılelma kavramı yeri ve zamanı belirtilmeksizin, yeryüzündeki bütün Türklerin birleşip kuracakları birliktelik ülküsü. Kızılelma Osmanlılar döneminde yaratılan bir imgedir. Bizans’ta Ayasofya önünde dikili Justinianos heykelinin elinde bulunan altın küreden kaynaklanmş bir efsaneye dayanır. Özellikle yeniçeriler arasında yaygınlaştırılmış ve onların savaşma azmini yüksek tutmak için kullanılmıştır. Daha sonra Ziya Gökalp, Kızılelma imgesini Turan Ülküsü ile birleştirerek ona yeni bir anlam kazandırdı. (Genel Kültür Ansiklopedisi, Amaç yay. İst) Şimdi bu tarifi yapılan Kızılelma kavramının temel amaçları Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Atatürk ilke ve devrimlerinin korunması için fikirbirliği yapmış kişi ve kuruluşlara yapıştırılmış olması onlarca hakaret. Zira onların (ve de üstelik galiba gerçekten inandıkları) “Kızılelma”sı AB ve ABD ile birliktelik. Hatta daha öteye onların içinde eriyerek asimile olabilme “ülküsü” . Öyle ise AB, ABD yerine ve alternatif olarak Türk Ortak Pazarı anlamında “Kızılelma” neden, yine bu “Andıçla saptanmışların” kendi deyimleri ile “Angutluk” olarak tanımlanıyor? (Çetin Altan, Hasan Cemal Hadi Uluergin...vs.) Biz Türk’e özgü töresel terbiyemiz gereği bu seviyeye düşmeyiz ve kalıtımsal hastalıklarını yüzlerine vurmayız. Bunun yerine akıl ve izan sağlığı dileriz.
Kızılelma kavramının açılımı;
Madem ki bu beyler ve /diğer beyler/ akıllarına karpuz kabuğu düşmüş gibi Kızılelma Koalisyonu nitelemesi kullandılar, kavramın açılımını H. Nihal Atsız’ın 1947 yılında Kızılelma Dergisi 1. Sayısında yazdığı bir yazıdan alıntılarla tamamlayalım:
“Bir Milletin yürütücü kuvvetine “Ülkü” denir. Toplumlardaki kişileri birbirine bağlayan nesne sadece kök birliği, çıkar ve ihtiyaç değil, bunlarla birlikte ve aynı zamanda ülküdür.
Ülküsüz topluluk, yerinde sayan, ülkülü topluluk yürüyen bir yığındır. Sözlük anlamı “and” ve “uzak hedef demek olan “ülkü” topluluğu, aynı yolda yürüyen bir kuvvettir ki, bu uğurda insanlar birbirlerine karşı içten sözleşmiş gibidirler.
Ülkü ilk önce insanların gönüllerinin derinliğinde, şuur altlarında, hayallerinde doğar ve önce kendini destanlarda gösterir. Sonra şuura geçer, büyük kılavuzlar tarafından açıklanır. Daha sonra da büyük kahramanlar, onu gerçekleştirmek için büyük hamleler yapar. Bu hamle sırasında da ülkülü millet, kahramanların ardından gönül isteği ile koşar. Bütün bu uğraşmalar arasında da millet yürür; önce manen, sonra maddeten ilerler, olgunlaşır, erginleşir.
Türkler kendi ülkülerine niçin “Kızılelma” demişlerdir, bunun sebebini bilmiyoruz. Yalnız bu addaki saflık ve doğallık, Türk ülküsünün eskiliğini göstermesi bakımından manalıdır. Kızılelma adı, ülkünün aydınlardan önce halk arasında doğduğunu gösterir.
...Biz ise bir yandan “Bir Türk dünyaya bedeldir” vecizesine inanmış görünürken, diğer yandan da kendimizi baltalayıp inkar ettik. Büyüklükten korktuk. Küçüklüğü benimsedik ve milli ülkü ile delilik diye alay ettik...Kızılelma ülküsünü bir delilik sayacaksak, büyüklükten değil, yaşamaktan da vazgeçmeliyiz. Bu durumda “tarihi görevini yapmış ve artık ölmeye yüz tutmuş bir topluluk” olmayı kabul etmeliyiz ...Kızılelma ülküsünün gerisinde büyük savaşlar ve büyük sıkıntılar görüp de korkanlar olabilir, Kendi rahatı ve keyfi kaçmasın diye beynelmilelcilik davası güdenler, ülküyü inkar edenler her zaman her yerde çıkabilir. Fakat bir milletin içinde büyük çoğunluk milli ülküye inandıktan sonra geri kalanlar da ister istemez bu milli akıntıya uymaya mecburdurlar. Bizim için önemli olan, dost kılıklı yabancıların, milli ülküyü, güya milli çıkar adına baltalamalarının önüne geçmektir.”
Buraya kadar aktarılan kısım Kızılelma ve ülkü kavramlarını açıklamaya tabii ki yeter. Ancak, Hüseyin Nihal Atsız’ın yazının devamındaki şu paragrafı da toplumun getirilmek istendiği noktaya o günlerden dikkati çekmiş olması açısından önemli.
“...Bir topluluktan ortak ülküyü kaldırın, insanların hayvanlaştığını görürsünüz. Ortak düşünce olmayan toplulukta, herkes, yalnız kendi çıkar ve zevkini düşünür. Böyle bir toplulukta fedakarlık, saygı, nezaket kalmaz. Bencillik, kabalık, rüşvet, adam kayırma ve namussuzluğun türlüsü alır yürür. Maddileştirilmiş bir insan vatanı için ölür mü? Milletine inanmayan bir adam, yabancı ile işbirliği yapmaz mı? Erdemi gülünç bulan biri çalıp çırpmaz mı?
Kızılelma, Türk Milletinin manevi besinidir!..”
Bugüne kadar popüler gazete ve dergilerle ilgilendikleri için Kızılelma kavramından habersiz kalmış Türk gençleri bu saldırılar sayesinde “Kızılelma” kavramını sorgulamaya başladılar. Her gün onlarca genç Töre Dergisi’ne telefonlar açarak bu kavramın anlamını soruyor...Popüler medyanın kuyruğuna basıp kavramı manşetlere taşımış, bu merakı uyandırmış olması bile ulusal birlik amacına ulaşılacağının kanıtı.
Bu arada dağarcığında hakaretlerden başka malzemesi olmayan malum köşelere bir hikaye de bizden:
İstanbul’un İngiliz işgali altında olduğu günler. O dönem hemen her mahallenin namus ve şerefini kendi şerefi ile eşdeğer tutan, kabadayı adı verilen, durumdan görev çıkaran, mücadeleci gençleri var.
Bunlardan biri kahvede mahallesinde işgal kuvvetleri ile işbirliği içinde kendi vatandaşlarını soyarak servetine servet katan bezirganlarla ilgili anlatılanları akşama kadar tartışarak iyice bilenir.
Geç saatte, omuzunda ceketi, başında fesi, elde tespih, mahalleden geçerken bir nara atar; “Satılmışlaaar !”
Etrafına bakar, ne kadar çok pencerenin açıldığına şaşarak kendi kendine mırıldanır, “yahu ne kadar çokmuşlar!..

S. Kemal Ermetin
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.077 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.02s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.