Töre - S.Kemal Ermetin
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ekim 2019, 11:59:42


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Töre - S.Kemal Ermetin  (Okunma Sayısı 8520 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Boran
Ziyaretçi
« : 03 Nisan 2011, 14:22:23 »

Divanü Lûgatit-Türkde töre evin en önemli yeri olarak ifade edilirken, kavram asıl mânâsı ile törü şeklinde geçmekte olup, görenek ve âdet olarak açıklanmıştır. Buna göre;
1. Töre, Türk örf ve geleneklerinin kesin hükümleri birliğidir. Orhun kitabelerinde töresiz bir devlet veya topluluk olamayacağı belirtilmiştir. Bundan hareketle eski Türklerde kanunsuz veya hükümdarın şahsî iradesine bağlı bir yönetim şekli olmamıştır. Dolayısıyla kağanlar emirlerini, yargıçlar kararlarını töreye göre vermişlerdir. Yani halk doğrudan doğruya törenin himayesindedir. Bozkırlarda fiilen yaşanan hayatın zamanla hukukî-sosyal değer kazanmış davranışlarını ihtiva eden ve genellikle kanun mânâsına alınan töre (törü) , eski Türk sosyal hayatını düzenleyen mecburî normlar bütünüdür. Bu bütün, yani kanunlar, millîdir. Türklerde töre kanun mânâsına gelmekle birlikte, onunla sınırlı değildir. Çünkü yazılmış kanunlarla, yazılmamış teamüller de törenin içindedir. Hattâ, hukukî töreden başka dinî, ve ahlâkî töreler de vardır. Dolayısıyla, Türk töresi, eski Türklere atalarından kalan bütün kaidelerin toplamı demektir. Töre, ahlâkî, sosyal, siyasî birçok prensip koymuş, müesseseler kurmuş, insanlığa kendi hakikatlerini bildirmek ve onları sükûnetle refah içinde yaşatmak maksadıyla devlet gibi insanlığa en büyük faydayı getiren yüksek bir merkez müessese vücûda getirmiştir. Yani törenin devleti de, insanı kendi hakîkatine götürmek maksadının bir vasıtasıdır. Bu bakımdan töre büyük bir ihtimalle eski Türk dininin adıdır.
Türk töresi, oldukça sert ve kesin hükümler ihtiva etmiştir. Cezaları ağır olmakla birlikte, töre, Türk cemiyetinin belkemiğini teşkil ettiği için hiç kimse bu cezaları haksız ve adaletsiz görmemiştir. Törenin daima doğru ve adaletli olanı emrettiğini herkes baştan kabul etmiştir. Çünkü töre, milletin yüzlerce yıllık hayat tecrübesinden süzülmüş kaidelerden ibarettir.

Gökalp, töre kelimesinin, Türk kelimesiyle aynı cevherden olabileceğini söylemektedir. Buna göre, Türk kelimesi töreli mânâsına gelebilir.

Töre ile birlikte kullanılan bir diğer terim de yasadır. Yasa (yasağ) terimi Moğol istilâsından sonra İslâm tarih ve etnoğrafya edebiyatına girmiş ve yayılmıştır. Gök Türkler, Hakanlılar ve Selçuklularda kanun ve nizam ifade eden törü-türe teriminin yerini tutmuştur.

TÖRENİN OLUŞUMU VE GELİŞİMİ

Bütün bozkırlarda belki binlerce seneden beri yaşayan bir töre vardır. Büyük Türk hükümdarlarının bizatihi kendileri, halkın sosyal yapısında yaşayan bu törelere tâbî olmuştur. Türk beyleri, devlet ve milletleri eskiden beri müteamil olan töreye tâbi kaldıkça, Türk cemiyetinin hayatı tam yolunda ve normal olarak cereyan ediyor demektir; hükümdardan istenen de ancak bu törenin geçerliliğini temin etmektir.

Töre üç kaynaktan oluşur. Bunlar halk, kurultay ve handır. Yani bir kısım töre doğrudan doğruya halk içerisinde zuhur eder. Bunlar gelenek şeklinde nesilden nesle intikal eder. İkincisi beylerin, kurultayda aldıkları kararlardır. Üçüncüsü ise bizatihi Hanın teşebbüsleri ile gelişir. Töre nesilden nesle intikal ederken, hakanlar ve beyler bunlara kendilerinden bazı şeyler ilâve etmişlerdir. Her büyük tarihî olaydan ve yeni bir sülâle tahta geçtikten sonra töre, kurultaylarda gözden geçirilmiş ve bazı hükümlerin münakaşası yapılmıştır. Ancak buradan Hanın tek başına istediği töreyi koyma selâhiyetinin olduğunu düşünmek hatalı olur. Nitekim, Bilge Kağanın Budizmin kabûlünü istemesine rağmen isteği reddedilmiştir.

İslâmla müşerref olmayı müteakip, töre-din çatışması bazı noktalarda görüldü ise de, hanlar ve beyler, aile ve askerlik işlerinde XV. asra kadar töreyi tatbikten vazgeçmediler. Uluğ Bey gibi islâm bilgini olan bir hükümdarın bir çok işlerde yasa, türeye ihtiyacımız vardır demesinin sebebi de budur.

Selçuklu ve Osmanlılar, dedelerinden kalma teamüllere Oğuz töresi derlerdi. Ancak töre, yalnız Oğuzların teamüllerinden ibaret değildir. Bütün Türklük âlemi için geçerlidir.

Töre günümüzde de yaşamaktadır. Nitekim Eröz, Yörük ve Türkmen oymakları ile yaptığı araştırmalarında, töre kelimesinin kullanıldığını tesbit etmiştir. Görüşülenlerin hemen hepsi kavramı El âdeti, Türkmen töresi olarak dile getirmişlerdir.

SOSYAL HAYATTA TÖRENİN YERİ VE ÖNEMİ

Orhun âbidelerinde, bir çok yerde töre ve öneminden bahsedilmektedir.

Yedi yüz er olup ilsizleşmiş, kağansızlaşmış milleti, cariye olmuş, kul olmuş milleti, Türk töresini bırakmış milleti, ecdadımın töresince yaratmış, yetiştirmiş.

İli tutup töreyi düzenlemiş.

Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış. İnsan oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini, töresini tutuvermiş, düzenleyivermiş.

Babam kağan öylece ili, töreyi kazanıp, uçup gitmiş.

Türk, Oğuz beyleri, milleti, işitin: Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti, ilini, töreni kim bozabilecekti?

Töreyi kazanıp, küçük kardeşim Kül Tigin kendisi öylece vefat etti.

Yine törenin önemini ifade etmesi bakımından Divanü Lûgatit-Türkde geçen ifadeler oldukça dikkate değerdir. Nitekim bu ifadelerden birinde devlet gitse dahi törenin bakî olduğu vurgulanmaktadır. Buna göre vilâyet (devlet) terkedilir ama töre terkedilemez: El kaldı törü kalmas.

Bahaeddin Ögel, törenin devlet ve halk töresi olmak üzere ikiye ayrıldığını belirtmektedir. Çıkış noktası olarak da büyük oğlanla küçük oğlanın devlet ve millet hayatında ayrı yerlerinin olmasını almaktadır. Bu çerçevede eski Türk töresine göre, babanın tahtına daima büyük oğul çıkardı. Halbuki halk töresine göre küçük oğul önemlidir. Çünkü küçük oğlan, babasının evinde oturan ve baba ocağını devam ettiren çocuktu. Ancak buradan iki törenin birbiri ile çatıştığı sonucu çıkmamalıdır. Zira, devlet hayatı için tecrübe, dirayet ve bilgi önemlidir. Bu vasıfları da en iyi taşıyan olarak büyük oğlan görülmektedir. Ayrıca küçüklerin büyüğe riayet etmeleri daha kolaydır. Ancak aile ocağının devamı meselesinde vazife tabiî olarak küçüğe düşmektedir. Büyüklerin sıra ile kendi ailelerini kurarak baba ocağından ayrılmalarıyla, en sona küçük oğlan kalmaktadır. Bununla birlikte, devlet hayatında büyük oğlandan yana bir törenin bulunmasına rağmen, Türk tarihinde liyakat da önemli bir faktör olarak yer aldığından, tahta küçük oğlanların geçtiği de görülmektedir.

Törenin kendisini gösterdiği önemli müesseselerden biri de ordudur. Halk ile ordunun bütünleşmiş olduğu Türklerde, konar-göçer hayat tarzı halkı her zaman dinamik olmaya zorlamış, böylece güçlü bir ordunun sürekli olarak hazır bulundurulması elzem olmuştur. İşte Kara-Han Oğlu Alman-Bet destanında, Alman-Bet babasına İslâmiyete girmesini teklif eder. Ancak babası reddedince, buralardan gideceğini söyler. Bunun üzerine babası il ve yurdunu toparlar ve oğluna hitaben şöyle der:

Gel, gitme ayrılma! Bu Geyik Kayasından!

Töremizle büyüdün, yuğruldun mayasından!

Atamın yuvasından, Keçilerkayasından,

Gel gitme, ayrılma! Ananın yuvasından!

Yine Çinliler Meteden karısını isteyince, devlet ileri gelenleri bu duruma karşı çıkarken töreye vurgu yaparak Mete Hana şöyle derler. Bu Tung-hular, töre diye bir şey tanımıyorlar! Bu defa da Hatunumuzu istiyorlar! Biz onlara derhal hücum ederek, hepsini ortadan kaldırmağı teklif ediyoruz!

Töre müessesesinin önemi sadece töreye gösterilen saygı ve itaatten ibaret değildir. Aynı zamanda Türk devletlerinde töreyi bilenlere karşı gösterilen derin saygı da önemin bir göstergesidir.

SOSYAL BÜTÜNLEŞME VE TÖRE

Töre, sosyal bütünleşmenin temel kaynağıdır. Bilhassa normatif bütünleşmenin temel kaide ve teamüllerini töre sunmaktadır. Törenin buradaki etkisi, geleneği temsil etmesinden doğmaktadır. Çünkü, bu normun oluşması ve kabul görmesi onun gelenekselleşmesine bağlıdır. Gücünü geçmişten alan norm etkilidir ve kendi merkezi etrafında birleştiricidir. Bu çerçevede en güçlü normlar töre olarak nitelendirilmektedir. Töre buradaki gücünü, uzun geçmişe sahip olmasından ve görmüş olduğu genel kabulden almaktadır. Sosyal bütünleşmeyi temin etmesi açısından Divanü Lûgatit- Türkde törenin yayılması ile birlikte şaşkın kişilerin ayılacağı, kurtla kuzunun birlikte yürüyeceğini belirten şu dörtlük dikkate değerdir.

Endik kişi?

El törü yetilsün

Toklu böri yetilsün

Kadhgu yeme savılsun.

Böylece törenin toplumun nizamının sağlanmasındaki fonksiyonu da oldukça kuvvetli bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Çünkü sosyal nizam, ancak eksiksiz bir şekilde anlaşılan bir kurallar geleneği ile mümkündür. Bu gelenek bizatihi törenin kendi içerisindedir. Yüzyılların derinliğine kök salmış olan töre, büyük bir birikim ve tecrübeyi temsil eder. Bu bakımdan, milliyet bağının güçlü kılınmasına hizmet eden de odur.

TÜRK YÖNETİM SİSTEMİ OLARAK TÖRE

Töre, Türk sosyal hayatını düzenleyen kaideler bütünüdür. Başka bir ifadeyle, kişiler ve zümreler arası münasebetleri düzenleyen; idarecilerle idare edilenler arasındaki işleri, hak ve vazifeleri belirten usullerdir.24 Yönetim sistemine baktığımızda ise hükümdarın yetkilerini meclisler (Kurultay ve Hükûmet meclisi) sınırlandırmakta, hem hükümdarın hem de meclislerin üzerinde ise Töre bulunmaktadır. Ne halk ne de yönetim sisteminin herhangi bir unsurunun, çevresini törenin çizmiş olduğu normlar bütününün dışına çıkması mümkündür. Bu noktadan hareketle, Türk devletini kanun devleti olarak nitelendirebiliriz. Çünkü devletlerinin nevi şahsına münhasır bir yönetim sistemine sahip oldukları görülmektedir. Ancak, mutlaka bir isim vermek gerekiyorsa, eski Türklerde yönetim sistemine Töre Sistemi demek yanlış olmayacaktır. Zira il gider, töre kalır.

   S. Kemal Ermetin
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.965


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #1 : 05 Kasım 2015, 06:29:46 »

Ruhun şad olsun Kemal Ermetin ağabeyimiz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.965


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #2 : 11 Ocak 2016, 18:42:48 »

Türk Töresi'nin önemi...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.965


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #3 : 10 Kasım 2016, 20:37:31 »

Mutlaka okunmalı..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Boran
ATSIZCI

ileti Sayısı: 10.338


« Yanıtla #4 : 10 Kasım 2016, 21:36:43 »

   Ayın 12 sinde anması var Kemal Ağabeyin. Konusunu bulamadım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATSIZALP
Kurultay Bozkurdu
Türkçü BOZKURT
*****
ileti Sayısı: 8.842


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #5 : 10 Kasım 2016, 21:51:43 »

İşte neyini anacaklar onu hafsalam almıyor ki Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Boran
ATSIZCI

ileti Sayısı: 10.338


« Yanıtla #6 : 10 Kasım 2016, 21:53:11 »

Türk töresi abi. Arada sevdiklerimizi anıyoruz Peynir
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Boran
ATSIZCI

ileti Sayısı: 10.338


« Yanıtla #7 : 10 Kasım 2016, 21:55:18 »

Kemal Ermetin
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Şuraya atla: kullan, ara
Kemal Ermetin
Doğum
26 Haziran 1956
İstanbul
Ölüm
11 Aralık 2012 (56 yaşında)
İstanbul
Meslek
Yazar
S. Kemal Ermetin (d. 26 Haziran 1956, İstanbul - ö. 11 Kasım 2012 [1] ), İstanbul)) yayımcı, yazar.
Tiyatro sanatçısı Mustafa Nail Bey ve dikiş öğretmeni Süheyla Hanımın ilk evlâdı olarak İstanbul’da dünyaya geldi. İlkokulu Yenikapı Kâtip Kasım ilkokulunda bitiren Ermetin, 1967-68 döneminde İstanbul Erkek Lisesi hazırlık sınıfına yatılı olarak kaydoldu.
Ortaokul yıllarında kaydolduğu Ülkü Ocakları bünyesindeki faaliyetlerini aralıksız sürdürdü.
1979 yılında Ege Üniversitesi’nden Tekstil Mühendisi olarak mezun oldu. 12 Eylül 1980 Askerî Müdahalesi’nin ardından İzmir’e yerleşti. Çeşitli firmalarda mesleğini icra ederken “Fotoğraflarla Kadın Terzilik Biçki Dikiş Metodu” ve “Fotoğraflarla Erkek Terzilik Biçki Dikiş Metodu” adlı kitapları yayımladı.
1993 yılında İstanbul’a dönen Ermetin, bu tarihten sonra tüm zamanını Türkoloji ve Türk kültürü araştırmalarına verdi. Ülkü Ocakları eski Genel Başkanlarından Hakan Ünver ile birlikte Tanrıdağı dergisini yayınlamaya başladı. Derginin kapatılmasının hemen ardından bu kez "TÖRE Türkçe Düşünenlerin Dergisi"ni yayınlamaya başladı. Türkçü kesimin ciddi kalemlerini bu dergi bünyesinde toplayan Ermetin bu arada "TÖRE Yayın Grubu"nu kurarak kitap yayıncılığına başladı. "Ermeni Sorununun Ermeniler Tarafından Dikkatle Saklanan Yüzü; TÜRK SOYKIRIMI" adlı eserini yayınlamasının ardından 23 Temmuz 2001 günü dergiye ait TÖRE logolu arabası kurşunlandı. Bu saldırı sonucunda geçirdiği bir dizi ameliyat sonucunda sağ bacağı kesilen Ermetin mücadelesine protez bacakla devam etti.
2002 yılında Ön-Türk Uygarlığı Araştırmaları Merkezi’nin kurulması ile konferanslar dizisi başlatan Ermetin, bu konferansları, derneğin başkanlığını yaptığı 2010 yılına kadar sürdürdü. 2005 yılı Ocak ayında "TÜRK YOLU Antiemperyalist Dergi"yi de yayınlamaya başlayan Ermetin bu dergiyi yayınlamaya 2006 yılı sonuna kadar devam etti.
"Kültür ve Töre Derneği"nin kurulduğu Eylül 2005 tarihinden itibaren başlatılan toplumsal tepki ve faaliyetler, derneğin çeşitli şehirlerde kurulan şubeleri vasıtası ile genişleyerek sürdü.
11 Temmuz 2006 günü trafik kazası görünümlü bir olayda, TÖRE Dergisi Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de sürdüren ortanca oğlu Hakan Ermetin’i toprağa verdi.
3 Mayıs 2007 tarihinde Antropolog Dr. Günnur Yücekal ile evlenen Ermetin, birisi kız, dört evlât sahibidir. Kemal Ermetin'in son yazıları Türkçü Dergi'de yayımlanmıştır.
Eserleri[değiştir | kaynağı değiştir]
Fotoğraflarla Kadın Terzilik Biçki Dikiş Metodu, İzmir 1985
Fotoğraflarla Erkek Terzilik Biçki Dikiş Metodu, İzmir 1986
Türk Giyim Ansiklopedisi, İzmir 1990
Ermeni Sorununun Ermeniler Tarafından Dikkatle Saklanan Yüzü; TÜRK SOYKIRIMI, 2001 İstanbul.
Azerbaycan’da ve Anadolu’da Ermenilerce Uygulanan BİTMEYEN TÜRK SOYKIRIMI, İst. 2003. 3 Baskı
Kapısında Bilet Kesilen Mabedlerimiz; AYASOFYA İst. 2003
Bir Türk’ten Makaleler; AYRANIN KÖPÜĞÜ, İst. 2004
Kanla Yazılan Tarih; ÇANAKKALE, İst. 2009
Kâzım Mirşan Bulguları Işığında ÖN-TÜRK UYGARLIĞI VE YAZININ DOĞUŞU, İst. 2009
VATANA AĞIT (Şiirler) İst. 2009
Editörlüğünü yaptığı kitaplar, ayrıca çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmış makaleler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATSIZALP
Kurultay Bozkurdu
Türkçü BOZKURT
*****
ileti Sayısı: 8.842


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #8 : 10 Kasım 2016, 21:56:25 »

Ne demek istiyorsun yani Boranım Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Boran
ATSIZCI

ileti Sayısı: 10.338


« Yanıtla #9 : 10 Kasım 2016, 21:57:22 »

Bitmeyen Soykırım ve Ayranın Köpüğü kitapları yeter anmaya; genel anlamda. Benim abimdir, severim sayarım; bunlar ayrı konu
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.099 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.017s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.