Şamanların Tedavi Usulleri ve Tıbbın İnanca Etkisi
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 03 Nisan 2020, 20:45:26


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şamanların Tedavi Usulleri ve Tıbbın İnanca Etkisi  (Okunma Sayısı 3423 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gen
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 443



« : 19 Temmuz 2012, 12:16:23 »

İnsanlık tarihinin ilk tabipleri, psikoterapi usullerini kullanan Şamanlardır. Şamanlar ilk çağlardan beri toplum hayatında önemli rol oynamışlardır.Şaman ayinlerinin izleri günümüze kadar ulaşmaktadır.

Son dönemlerde yapılan araştırmalar sonucunda,aslında Şamanların göz boyamadıkları,uzun süreli çalışmalar sayesinde fizik tedavi usullerini öğrenen ve bu teknikleri kullanarak tedavi eden tabipler oldukları anlaşılmıştır.


Zeki Velîdî Togan’ın Şaman Tarafından Tedavisi


Meşhur tarihçi Ahmet Zeki Velîdî Togan Orta Asya’da bulundugu zaman hastalandığında Bakşı denilen bir Şaman tarafından tedavi edildiğini Hatıralar ’ında anlatmıştır:

“Burada ben şiddetli bir sıtmaya tutulmuştum.Bu bende Buhara’dan beri vardı. Hükümet azasından Abdülhamit Arifov kinin getirmişti. O da kulaklarıma kötü tesir ediyordu.Bir gün dediler ki: ‘Yakında, Akcar ismindeki köyde tecrübeli bir Bakşı, yani Şaman var. Ona tedavi ettirelim.’ Ben de çarnaçar razı oldum. Bakşıya haber verdiler.Köyüne gittik. Meğerki bunlar Karlıklardanmış.O bir gün boyunca hazırlık yapacakmış.İkinci günü akşam gittik. Bir Özbek çadırı içinde büyük bir ateş yakılmıştı. Kapkara sakallı 40 yaşlarında görülen sağlam yapılı Bakşı normal bir insan sıfatıyla çay içip konuştuktan sonra arkadaşlarıyla bir daire yaptı. Elinde düngür denilen davulu çalarak Şamani şarkılarını söyleyip dönmeyebaşladı. Diğerleri de dönüyorlardı.


Şaman Kızıyor: “Sen Bize İnanmıyorsun Ruhlar Gelmiyor”


Bu merasim uzun sürünce Bakşı bana geldi.‘Sen bize inanmıyorsun, ruhlar gelmiyor.Okumayı tatil edelim.’ dedi. Ben de, ‘Aman tatil etme, ben inanırım.’ dedim. Yine bir müddet döndüler. Çaldılar, şarkı söylediler.Nihayet bunlardan biri vecde geldi. Ağızlarından beyaz köpükler çıktı ve kendisini kaybetti. Onu bir kenara çıkarıp yatırdılar.Böylece birkaç kişi vecde geldikten sonra nihayet Bakşı’nın kendisi de vecde geldi.Orada hazır bir demir kürek vardı. Onu yanan ateşe koymuşlardı. Bir ağaç sap sokarak Bakşı küreği kaldırdı. Ağaç saplar yanmaya başladı. Ağzına su alıp küreğe püskürdü.Ateşten sıçrayan su tanecikleri yüzüme geliyor ve beni yakıyordu. ‘Korkma korkma,iyidir.’ dediler. Nihayet o Bakşı ateşte yanan bu demir küreği dişleriyle ağzına aldı. Birkaç defa etrafımda bu şekilde dolaştı, tekrar ateşe attı. Bu arada Bakşı’ya her taraftan sualler soruluyordu. Benim iyi olacağımı söyledi.Emirin muvaffak olup olmayacağını sordular. Ona müsbet cevap vermedi. Daha bazı siyasi sualler sordular. Nihayet o kendine geldi. Bana da ‘Artık iyileşeceksin, ilaç falan almayın.’ dedi. Ağzına yanmış küreği aldığı hâlde siyah bıyıkları yanmamıştı. Ateşin sahte olmadığını da sıçrayıp yüzüme kadar gelen su damlacıklarından biliyorum.İşte bu suretle hayatımda ilk defa olarak hakiki bir Şaman ayinini görmüş oldum. Gerçi küçüklüğümde de böyle bir hastalığımı bizde ‘Baguçı’denilen Bakşı tedavi etmişti.Fakat o ayin yapmamıştı ve böyle kerametler de göstermemişti.Bundan sonra kinin almadım ve sıtmayı hissetmedim. Bu zat dolandırıcı olmayıp hakiki Bakşı sayılıyormuş.Hiçbir ücret veyahut hediye kabul etmedi.Bu Şamani ayinlerini yaptırmam burada yaşayan Özbeklerin bana karşı münasebetlerinde daha samimi olmalarına sebep oldu.’

Eski Türk Halklarının Tanrı İnancı

Şamanlık geleneği, çok köklü bağlara, animizm ve mistik inançlara dayanmaktadır.Örneğin, Başkurtlar Bulgarlarla birlikte X.asrın sonunda İslam dinini kabul etmişlerdir.O dönemlerde Bulgarlara


gelen Bağdat elçilik heyeti kâtibi İbn Fadlan, Başkurt Şamanlığına dair bilgiler vermektedir. O Başkurtların kış, yaz, yağmur, rüzgar, ağaç(orman), hayvan, insan, su, gece-gündüz,ölüm, hayat ve yer gibi on iki tanrıya inandıklarından,en büyük tanrının da gökte yaşadığını düşündüklerinden söz eder. Başkurtlar ağaçtan bir nesne yapıp onu (biryere) asarlar, sefere çıkarken veya düşmanla karşılaşırken onu öper ve ona secde ederlermiş.İnan’a göre İbn Fadlan’ın müşahede ettiği Oğuzların Büyük Tanrı’ya inançları vebügünkü Yakutların benzer tanrısı Ürüng Artoyon ve Altayların Ülgen hakkındaki tasavvurlarından farklı olmamıştır. Ayrıca İslamiyetin kabul edilmesinden sonra bazı Türk halkları arasında İslam öncesi inançların izleri yaşamaya devam etmiştir.

 


Şamanların Masajla Fıtık ve Göğüs Hastalıkları Tedavisi


Şamanlar faaliyetlerine göre çeşitli türlere ayrılabilir.Örneğin, Osokso denilen Şamanlar insanın vücudunu ovalayıp terleterek fıtıkları alabilmekte,sırt ve göğüs hastalıklarını da tedavi edebilmekteydiler. Bundan başka sihırsı denilen büyücülerin varlığından da söz etmek gerekir.Bunlar bitki köklerini ve rüzgârı kullanarak büyüyle insanlara zarar veya fayda getirmekteydiler.Halk bu büyücülerden çok korkmuştur,ancak çok ağır bir şekilde hastalandıkları zaman onlardan yardım istemişler ve kendilerine tedavi edici bitki kökleri edinmişlerdir.


Şamanlık Babadan Oğula Geçerdi

Türkler, Şamanlığın babadan oğula geçtiğini kabul ederler. Bu inanç Moğolistan, Sibirya ve Tibet’te de mevcuttur. Orta Çağ Müslüman yazarlarından Rabguzi’nin Kısas el-Enbiya adlı kitabında Yakup peygamberin kerametlerinin oğlu tarafından devam ettirildiği anlatılmaktadır. Bu örnekten hareketle Şamanların güçlerinin babadan oğula [anneden(yaşlı kadından) kızına] geçmesi inancı dünyanın birçok halkında görülebilir.Şihabettin Mercani, Mustafad el-ahbar adlı esrindeXIX. asrın ilk yarısında Başkurdistan’ın Baykıbaş köyünde İsmail bin Abdurahmanet-Türkî al-Kitaî Tabib adlı bir Dungan asıllı imamın yaşadığını ve tedavi ile uğraştığını anlatmaktadır. Bu şahıs, 1857 yılında vefat etmiştir.


Bulgar Hanı’nın Bir Müslüman’ın Tedavisi İle İslamiyeti Kabulü


Rivayetlere göre, Bulgar Hanı tarafındanX. asrın sonunda İslam dininin kabul edilmesinde Müslüman tabiplerin rolü büyük olmuştur. XII. asırda Arap seyyahı Abu Hamital-Gırnati eserinde önemli bir rivayette bulunmaktadır. Bu rivayete göre, Bulgar Devleti’ne Buhara’dan bir Müslüman tüccar gelmiş ve kendisi çok iyi bir tıp ve fıkıh uzmanıymış.Bir gün Bulgar Hanı ve eşi hastalanmış, çeşitli usullerle tedavi etmeye çalışsalarda, hastalıkları daha artarak ilerlemiş.O zaman Müslüman tüccar, Han ve eşine“Bizim dinimizi kabul edecek misiniz?” diye sormuş. Onlar “Kabul ediyoruz.” demişler.Tüccar onları tedavi etmiş. Han İslam dinini kabul etmiştir. Onunla birlikte tüm halkıda Müslüman olmuştur. Bilim adamlarının fikrince, bu rivayet al-Gırnati tarafından Bulgar kadısı Yakub bin Numan’ın (1165’tevefat etmiştir) ‘Tevarih al-Bulgarıya’ adlı eserinden alınmış olabilir.Bu çok eski zamanlara ait rivayet XIX. asrın müelliflerinden Hisamittin Müslimi, TacettinYalsıgul El-Başkurdi, Gali Sokroy’un eserlerinde de kaydedilmiştir. Bu rivayete göre, Bulgar Hanı Aydar Han’ın kızı hastalanmış ve tabipler ona şifa bulamamışlar.Han’ın kızını üç Arap tedavi etmiş. Onlar kış olmasına rağmen bir akağaç dalına yaprak açtırmışlardır. Bu yaprak açmış dallardan bir hamam süpürgesi yaparak onun vücudunu yapraklı dallarla vurarak ısıtmışlardır.Bundan sonra kız sağlığına kavuşmuştur.Sonuçta Aydar Han İslam dinini kabul etmiştir
Cin ve Şeytan Kovan Köreze Ayini

 

XVIII. asırda Rusya Bilimler Akademisinin üyesi Lepehin, Güney Urallarda Kızıl Mescit köyünde gördükleri Şaman ayinini şöyle anlatmıştır:


“Bir lohusaya ‘şeytan oyunu’dedikleri töreni yaptırmak için Köreze’yi çağırdılar. Köreze dans ediyor; bağırıp çağırıyordu.Böylece cin ve şeytanları kovuyormuş.Gece yarısı olduğunda eline kılıç ve tüfek aldı. Birkaç adama kendi kuşağını sıkıca çektirdi. Bu, cinlerle savaş için hazırlıktı.Elindeki silahlarla cin ve perileri kovmaya (onlarla savaşmaya) başladı. “Nihayet cinleri kovdum. Eyek Irmağı’nda onları boğdum.” dedi.


Şamanların Cin Evliyaları YörelereGöre Farklılaşır

Orta Asya’da Şaman ayini ile tadavi gördüğünü Zeki Velîdî Togan meşhur bilim adamı V.V. Bartold’a yazdığı mektupta da ayrıntılı olarak anlatmıştır. Bu mektupta Zeki Velîdî Togan Orta Asya’da bulunduğu zamanda Şamanları sık sık gördüğünden söz eder. Ona göre, Şaman ve büyücülerin silsile-i ervah ve evliyaları çok farklıdır. Evliya adları listesinde çeşitli Özbek olmayan hanların isimleride geçmektedir.Ahmet Zeki Velîdî Afarin kent tümeni Kara-Su kışlağında, Mitan nahiyesi Daulan ve Tupar kışlaklarında kaydettiği Bakşı duasını çok ilginç bulmuştur. Bu kışlakların halkı eski Türklerdir, cin ve evliyaları da farklıdır.Usmat Dağlarındaki Aftabruy nahiyesinde Zeki Velîdî ve bir Kırgız arkadaşı hastalandıkları zaman ve daha sonra Zeki Velîdî kendisi Yakkabağ’ın güneyindeki İkinçik köyünde sıtmaya tutulduğunda Hatıralar ’ında anlattığı ayin törenleri yapılmıştır. Üç defa yapılan her ayinde kalabalık halk Bakşıya‘yahu’ diye bağırarak yardım etmişlerdir.Şaman ayinlerini müşahede eden ZekiVelîdî Togan çok etkilenmiştir. Ona göre,bazen Müslüman merkezlerinde rastlananŞaman duaları Kırgız Şamanlarının dualarındandaha zengindir.Bu mektubunda o, Türk Şamanlığını TacikŞamanlığı ile kıyaslamaktadır. Tacik Şamanlarının ayinlerini Urgur civarında,Nurata’nın kuzeydoğusundaki Sintab köyünde ve Maçin Dağlarında görmüştür.Onun fikrince, Tacik Şamanlığı her yerde aynıdır; fazla zengin ve göze çarpan bir orijinalliğe sahip değildir.

Şamanlar Günümüzün Büyücülerini Etkilemiştir

Böylece insan toplumunun ilk tedavicilerinin Şamanlar olduğu görülmektedir. Onların faaliyetleri daha sonra bu tür işlerle uğraşanların faaliyetini de etkilemiştir. İslam’ı kabul ettikten sonra da Şamanlar toplumda önemli bir rol oynamıştır; ancak onların faaliyetini bir süre sonra Müslüman mollaları devam ettirmeye başlamıştır.Şamanlık ve psikoterapiye bağlı tedavi usulleri modern tıbbın gelişmesi ve eski gelenekleri bilen insanların azalması ile kaybolmaya yüz tutmuştur.Bununla beraber son zamanlarda halk hekimliği usullerine ilgi artmıştır. Bu dönemde eski geleneklerden tamamen farklı olarak Çin, Hint vs. halk tedavi usulleri ile ilgili tedaviciler ortaya çıkmıştır. Bununla beraber eski tedavi geleneklerini devam ettirmek isteyenler de bulunmaktadır.Yani modern tıbbi tedavilerden ümidini kesen insanlar başka tedavi usullerinde çare aramaktadırlar.Şaman geleneği ve tedavi usulleri halkın hafızasında, tarihî kaynaklarda ve folklor eserlerinde hâlâ yaşamaktadır.

Ahat SALİHOV




Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« Yanıtla #1 : 19 Temmuz 2012, 12:31:26 »

"Rivayetlere göre, Bulgar Hanı tarafındanX. asrın sonunda İslam dininin kabul edilmesinde Müslüman tabiplerin rolü büyük olmuştur. XII. asırda Arap seyyahı Abu Hamital-Gırnati eserinde önemli bir rivayette bulunmaktadır. Bu rivayete göre, Bulgar Devleti’ne Buhara’dan bir Müslüman tüccar gelmiş ve kendisi çok iyi bir tıp ve fıkıh uzmanıymış.Bir gün Bulgar Hanı ve eşi hastalanmış, çeşitli usullerle tedavi etmeye çalışsalarda, hastalıkları daha artarak ilerlemiş.O zaman Müslüman tüccar, Han ve eşine“Bizim dinimizi kabul edecek misiniz?” diye sormuş. Onlar “Kabul ediyoruz.” demişler.Tüccar onları tedavi etmiş. Han İslam dinini kabul etmiştir. Onunla birlikte tüm halkıda Müslüman olmuştur. Bilim adamlarının fikrince, bu rivayet al-Gırnati tarafından Bulgar kadısı Yakub bin Numan’ın (1165’tevefat etmiştir) ‘Tevarih al-Bulgarıya’ adlı eserinden alınmış olabilir.Bu çok eski zamanlara ait rivayet XIX. asrın müelliflerinden Hisamittin Müslimi, TacettinYalsıgul El-Başkurdi, Gali Sokroy’un eserlerinde de kaydedilmiştir. Bu rivayete göre, Bulgar Hanı Aydar Han’ın kızı hastalanmış ve tabipler ona şifa bulamamışlar.Han’ın kızını üç Arap tedavi etmiş. Onlar kış olmasına rağmen bir akağaç dalına yaprak açtırmışlardır. Bu yaprak açmış dallardan bir hamam süpürgesi yaparak onun vücudunu yapraklı dallarla vurarak ısıtmışlardır.Bundan sonra kız sağlığına kavuşmuştur.Sonuçta Aydar Han İslam dinini kabul etmiştir
Cin ve Şeytan Kovan Köreze Ayini"

  Burası inandırıcı gelmedi. Hikaye kısmı da burası olsa gerek. Türklerin Tanrısı hep tek olmuştur. Diğerleri, bu günün anlatımıyla melek olabilir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Gen
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 443



« Yanıtla #2 : 19 Temmuz 2012, 13:00:54 »

Türkler, İslamiyeti her ne kadar zorla kabul etti denilse de ben buna zaten inanmam. Çünkü Türkler asla zorla kabul etmez, ancak ılık su da ki kurbağa gibi  yavaş yavaş kaynatırsın. Dikte edilen her türlü olguya karşı gelen bir milletiz, kabul görmediği şeyleri zorla kabul ettiremezssin. Şayet öyle olsa islamiyete geçişleri bir süreç almak yerine birden ani hızla olur, gruplaşmalar ve mezhpeler oluşmazdı. Bu Tür oluşumların tek nedeni kabul etmemedeki diretmeleridir. Evet bir baskı  oldu ama bunlar hiç bir zaman direk uygulanmadı. yaptırımlar, yasaklar, zorunluklarla, mankurtlaştırılma çabaları elbet var. Ama ''bir milleti islamiyeti zorla kabul etti'', katliyamlarla diye adlederseniz, onun şanlı, baş eğmez seciyesine hakeret etmiş olursunuz. Dünden bu zamana kadar ılık su dan sıcak suya, sıcak sudan, kaynar suya geçirtilerek bu kıvama geldik..Bizler bizim için uygun görmediğimizi asla kabul etmeyiz. Değil katliyam, başımıza dünyayı yıksalar da bunu yapmayız. Burdaki yazı zaten kendi adına kendini yalanlamış bir doğrultuda; Rivayet diye başlamış ve örnek olarak göstermiş.. Evet islamiyetin bizim bir çok anlayışımızla paralel yanları var başta; köleci bir zihniyette değiliz. Köleleşmeye ve köleliğe karşıyız. Bunun nedeniyle dünden bu güne kadar asla kendimize hiçbir ulusu, milleti köle yapmamış, onurunu kırmamışızdır. Bundan sonra da yapmayacağımızı biliyorum. İslamiyet de köleliğe karşı bir din olarak çıksa da çıkış yeri arap yarımadası olduğundan bunu arapların uygulaması imkansızdı. Zaten islamiyet araplarla değil, tüm dünya da Türklerle özdeşleştirilir. Bunun nedenini yazmama gerek yok. Bu dini yükselten, yayan ve uygulanırlığını daha kabul gördüren  bir millet olarak bence biraz daha zorla kabul edilmişliği iyi irdelememiz gerekmektedir. Bu araplara değil isalmiyet, ahtapot kollu şiva gelse hakgetire. Her şeyi yüzlerine bulaştıran, kaypak, dönek, çıkarcı, melün başka hangi ırk var. Ben dinler çok Tanrı Tek derim, burda islam savunuculuğu yapmıyorum. Yaptığım şey milletçek diretmeli hiç bir unsuru kabul etmediğimizi bildiklerinden bize ılımlı yolla iş yaptırmaya çalışmalarını anlatmaktır. Umarım bir yanlış anlaşılmaya mahal vermem. Sürçü lisan ettimse affola..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gen
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 443



« Yanıtla #3 : 19 Temmuz 2012, 13:04:41 »

Bu yazıyı  kam ve şaman kavramlarını doğru analiz edip neyin ne olduğunu ve şifa konusunda ne kadar etkili olduklarını göstermek amaçlı ekledim. Konu üzerinden bilen ve araştırma yapan herkes fikrini yazabilir, eleştirebilir. Yoksa doğruya ulaşmamız, eleştiriyi kabul etmezsek mümkün değil. Ben böyle yazdım bir başkası da farklı bakış açısıyla kendi fikrini beyan edebilir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Darıtay
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 806


Demir gibi sert, Atsız gibi mert!


« Yanıtla #4 : 19 Temmuz 2012, 13:39:28 »

Türkler, İslamiyeti her ne kadar zorla kabul etti denilse de ben buna zaten inanmam. Çünkü Türkler asla zorla kabul etmez, ancak ılık su da ki kurbağa gibi  yavaş yavaş kaynatırsın. Dikte edilen her türlü olguya karşı gelen bir milletiz, kabul görmediği şeyleri zorla kabul ettiremezssin. Şayet öyle olsa islamiyete geçişleri bir süreç almak yerine birden ani hızla olur, gruplaşmalar ve mezhpeler oluşmazdı. Bu Tür oluşumların tek nedeni kabul etmemedeki diretmeleridir. Evet bir baskı  oldu ama bunlar hiç bir zaman direk uygulanmadı. yaptırımlar, yasaklar, zorunluklarla, mankurtlaştırılma çabaları elbet var. Ama ''bir milleti islamiyeti zorla kabul etti'', katliyamlarla diye adlederseniz, onun şanlı, baş eğmez seciyesine hakeret etmiş olursunuz. Dünden bu zamana kadar ılık su dan sıcak suya, sıcak sudan, kaynar suya geçirtilerek bu kıvama geldik..Bizler bizim için uygun görmediğimizi asla kabul etmeyiz. Değil katliyam, başımıza dünyayı yıksalar da bunu yapmayız. Burdaki yazı zaten kendi adına kendini yalanlamış bir doğrultuda; Rivayet diye başlamış ve örnek olarak göstermiş.. Evet islamiyetin bizim bir çok anlayışımızla paralel yanları var başta; köleci bir zihniyette değiliz. Köleleşmeye ve köleliğe karşıyız. Bunun nedeniyle dünden bu güne kadar asla kendimize hiçbir ulusu, milleti köle yapmamış, onurunu kırmamışızdır. Bundan sonra da yapmayacağımızı biliyorum. İslamiyet de köleliğe karşı bir din olarak çıksa da çıkış yeri arap yarımadası olduğundan bunu arapların uygulaması imkansızdı. Zaten islamiyet araplarla değil, tüm dünya da Türklerle özdeşleştirilir. Bunun nedenini yazmama gerek yok. Bu dini yükselten, yayan ve uygulanırlığını daha kabul gördüren  bir millet olarak bence biraz daha zorla kabul edilmişliği iyi irdelememiz gerekmektedir. Bu araplara değil isalmiyet, ahtapot kollu şiva gelse hakgetire. Her şeyi yüzlerine bulaştıran, kaypak, dönek, çıkarcı, melün başka hangi ırk var. Ben dinler çok Tanrı Tek derim, burda islam savunuculuğu yapmıyorum. Yaptığım şey milletçek diretmeli hiç bir unsuru kabul etmediğimizi bildiklerinden bize ılımlı yolla iş yaptırmaya çalışmalarını anlatmaktır. Umarım bir yanlış anlaşılmaya mahal vermem. Sürçü lisan ettimse affola..

Her türlü görüş ayrılıklarından uzak durmalı ve bizi bir araya getiren Türklüğümüz üzerinde yoğunlaşmaya devam etmeliyiz. Tabiki de atalarımızn zorluklar yaşadığını kabullenmek ne kadar zor olsada, Türkistan içerisinde arapların yaptıkları katliamlar var. Biliyoruz. Arabın dinini kabul etmeyen Türklerin, Türkistandan ayrıldıklarını biliyoruz. Bunları eşelemek kanımca Türkçülüğe zarar getirecektir. İnanmak ve ya inanmamak kişinin bileceği işdir. Zaman makinemiz yok ki gidip o anları görerek bilelim. Bu konu üzerinde fazla durmak istemiyorum son sözüm şudur:
   
    Din böler, kan birleştirir. Türkler, özüne döndükçe güçlenir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Tarihin olağanüstü ve şahane işi,
Kür Şad'ın, Kül Tegin'in, Çağrı Beğ'in ok çekişi..."

Hüseyin Nihâl Atsız
Gen
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 443



« Yanıtla #5 : 19 Temmuz 2012, 13:44:45 »

Konuyla alakalı bildiğin varsa yaz o zaman. Konu din değilken dine getirildi. Kendi kültürel yapımızla alakalı bir konu; ''kamlık şamanlık şifa'' sadece din diye algılamak yanlış olur. Başlık üzerinden konuyla alakalı bilgisi olan yazssın. Bölücülük yapan mı var. Otağdan tüm şaman ve kam ve atalar kültürüyle alakalı her şeyi kaldıralım bölücülük yapmayalım. komik misin sen!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Darıtay
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 806


Demir gibi sert, Atsız gibi mert!


« Yanıtla #6 : 19 Temmuz 2012, 13:53:41 »

Konuyla alakalı bildiğin varsa yaz o zaman. Konu din değilken dine getirildi. Kendi kültürel yapımızla alakalı bir konu; ''kamlık şamanlık şifa'' sadece din diye algılamak yanlış olur. Başlık üzerinden konuyla alakalı bilgisi olan yazssın. Bölücülük yapan mı var. Otağdan tüm şaman ve kam ve atalar kültürüyle alakalı her şeyi kaldıralım bölücülük yapmayalım. komik misin sen!

Benim vurgu yapmak istediğim konu arabın dinine nasıl geçildiği idi. Siz olayı kamlara vurdunuz. İlk iletimde alıntı yaptığım yazınızı okuyun, konunun tamamına getirmiş olduğum yorum değildi iletim. Ayrıca bu kızgınlık neden? Ben gönül rızası ile arabın dinine geçildiğine inanmıyorum. Bunu yazmayacaktım ama yazdırdınız. Türk tarihinde tartışılması gereken belki binlerce konu vardır, bunlardan bizi ayrı yöne çekecek olanlardan söz etmeyelim demek istediğim halde şuan burada sanki benimle dövüş ediyorsunuz.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Tarihin olağanüstü ve şahane işi,
Kür Şad'ın, Kül Tegin'in, Çağrı Beğ'in ok çekişi..."

Hüseyin Nihâl Atsız
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« Yanıtla #7 : 19 Temmuz 2012, 14:34:10 »

Gen, beni üzüyorsun. Ben sana değil, senin alıntı yaptığın yazının bir bölümüne itiraz ettim. Konuyu dine saptırmadan. Alınganlık yapmana gerek yok.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« Yanıtla #8 : 19 Temmuz 2012, 14:42:55 »

Neymiş, bir kaç arap gelip Türk'ü iyileştirince oradaki Türklerde islamı seçmiş.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Gen
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 443



« Yanıtla #9 : 19 Temmuz 2012, 14:53:20 »

Alınganlık değil, bende ekleme yaptım. Orada zaten rivayet  ediliyor diye beyan edilmiş. Yazının tamamından sadece o noktayı dikte etmek yerine bu konuyu daha farklı açıdan ele alabilirdiniz evet malesef iyileştirdi diye kabul eden olmuş demek ki! Baksana iki makarnaya oy veren sihate neleri kabul eder. Yahu konu şamanların tedavi usullerı Peynir  saptırıp durmayın yazımı. Varsa bilen bu konuda yazssın. Yoksa, derdim, ne islama gider yapmak, ne de bizim, islamiyeti nasıl kabul ettiğimize  yorum yapmak.

 Bununla beraber eski tedavi geleneklerini devam ettirmek isteyenler de bulunmaktadır. Yani modern tıbbi tedavilerden ümidini kesen insanlar başka tedavi usullerinde çare aramaktadırlar.Şaman geleneği ve tedavi usulleri halkın hafızasında, tarihî kaynaklarda ve folklor eserlerinde hâlâ yaşamaktadır.

kandaşlarım bu konu üzerinden fikirlerinizi yazın.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.061 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.