Ön Türklerin Ortaya Çıkışı / Türk Dili Milli Alfabesi ve Fontları
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 10 Aralık 2019, 05:29:00


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ön Türklerin Ortaya Çıkışı / Türk Dili Milli Alfabesi ve Fontları  (Okunma Sayısı 2852 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DEDEKORKUT
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 11


Vur Bozkurt’um tilkiye, Vur kurtulsun Türkiye…


« : 04 Temmuz 2015, 03:16:21 »

Ön TÜRKLERİN ORTAYA ÇIKIŞI

Ön Türklerin ortaya çıkışı ile Dünya Tarihi yazılmaya başlandı. Asya steplerinde ortaya çıkan bu toplum, tarihin sonraki evrelerinde Dünya medeniyetini inşa edecektir.

Türk Tarihinde henüz son 100 yılda gün yüzüne çıkartılabilmiş ve günümüz teknik imkanlarıyla ana hatlarına ve kısmen de olsa detaylarına vakıf olabildiğimiz Ön Türkler dönemi tarihimiz açısından fevkalade öneme sahiptir.

Öncelikle Ön Türk ifadesini netleştirmemiz gerekiyor. Ön Türkler, Türk olarak tanımladığımız etnik kimliğin kökenlerini teşkil eden unsurlardır. Bu unsurlara tam anlamıyla Türk’tür diyemeyiz. Çünkü bu toplum kendilerine henüz “Türk” dememektedir. Kendilerine Türk sıfatını koymaları binlerce yıl sonra gerçekleşecektir.

Bunun yanında Türk değildir dememizde mümkün değildir. Zira Türk kimliğini oluşturan genetik, etnik, kültürel, dini ve toplumsal temeller Ön Türk’ler döneminde inşa edilmiş ve günümüze kadar Türk’ler tarafından miras olarak kabul edilerek yaşatılmıştır.

Bu değerleri Türk’ler dışından sahiplenmiş ve yaşatabilmiş başka bir toplum bulunmadığından, aynı zamanda genetik olarak da mirasçı kabul edildiğinden, ifade olarak Ön Türk’ler dememiz doğru olacaktır.

Öncelikle Ön Türk’lerin genetik soy ağacını incelememiz gerekiyor.

Ön Türkler;
1. Derecede Esas Irk’lardan olan Beyaz Irk ile
2. Derecede “Melez” Irk’lardan olan Amerind’lerin akrabalık bağı neticesinde ortaya çıkmış
3. Derecede “Türemiş” bir Irk’dır.

Ön Türk varlığını tarih sahnesine çıkartan bu akrabalık bağı, tespitlere göre Taş Çağı olarak adlandırdığımız, buzul çağının sona ermesinden kısa bir süre sonra gerçekleşmeye başlamıştır.

Bilindiği üzere Milyonlarca yıl önce başlayan Buzul Çağı, -100.000’lerde etkisini azalttı, -18.000’lerde Zirve noktasına ulaştıktan sonra hızla etkisini yitirerek -10.000’lerde tamamen sona erdi.

Asya’da iklimsel ve coğrafi zorluklar nedeniyle zor bir yaşam sürdürmeye çalışan İnsanoğlu, Buzul Çağı’nın son bulmasıyla hızla çoğalmaya ve İnsanlık Tarihinin temellerini oluşturmaya başladılar.

Bu oluşum süreci içerisinde Ön Türk olarak tanımladığımız toplumlar ortaya çıkmış, önce genetik olarak ayrışmış, sonrasında kültürel değerlerini ve toplumsal yaşayış şekillerini edinerek kendisine “Türk” adını vererek örgütlenmiştir.

Ön Türk’leri oluşturan unsurlardan biri olan “Beyaz Irk”, insanoğlunun Afrika’dan Asya’ya göç hareketine giriştiği -70.000’li yıllardan beri Asya kıtasını mesken edinmiş, - -40.000’lerde genetik olarak diğer Irk’lardan ayrı nitelikler kazanarak burada yayılmış kadim Irk’lardan biridir. Günümüzde çekik gözlü insanlar hariç beyaz ten rengine sahip tüm insanların bu Irktan türediği kati bir gerçektir. Beyaz Irk, Asya’daki varlığını devam ettirirken ilk resimleri çizerek bu resimlere anlamlar yüklemiş, sonrasında damgalara ve yazıya dönüştürmüştür.

Ön Türk’lerin atalarından bir diğeri de Amerind’ler yani Kızıl Derililer olarak tanımladığımız Amerikan yerlilerinin atalarıdır. Amerindler, Kuzey bölgelerinde yaşayan “Sarı Irk” ile Beyaz ve beklide bir miktar Siyah Irk’ın akrabalık bağları neticesinde oluşmuş ilk Melez Irk’dır. Amerindler -25.000’li yıllarda ortaya çıkarak bir bölümü kuzeyden Bering Boğazı üzerinden Amerika’ya göç etmiş, diğer bir kısmı Asya’da kalarak varlığını devam ettirmiştir.

-18.000 de Zirve noktasına ulaşan Buzul çağı nedeniyle güney bölgelerine doğru göç etmiş ve Asya toplumları ile karışmıştır. Ön Türk’lerin oluşum süreci bu iki Irk’ın akrabalık bağları karışması ile ortaya çıkmıştır.

Avrasyalı Ön Türk’ler
Beyaz Irk ve Amerind’lerin ilk akrabalık bağı -8.000’lerde gerçekleşir. Buzul Çağının sona ermesiyle birlikte yeryüzünün daha yaşanabilir bir yer olmaya başlar ve akarsular, göller, dereler yani hayatın kaynağı SU yeryüzündeki yaşanabilir mekanların temellerini oluşturmuştu.

Bu dönemde Aral gölü, yoğun insan popülasyonuna sahip bir yerleşke durumundadır. Bu bölgenin yerlileri olan Beyaz Irk, Aral gölü civarında varlıklarını devam ettirmekteydiler. Kuzey bölgelerinde yaşayan Amerind’lerin bir bölümü, -8.000’lerde güney bölgelerine doğru göç hareketi başlatmışlardı.

Bu göç hareketi ile Aral gölüne kadar inen Amerind toplulukları, bölgede yaşayan Beyaz Irk ile muhatap olarak aynı coğrafyayı paylaşırlar. Bu paylaşım zaman içerisinde evlenmelerle akrabalık bağına dönüşmüş ve iç evliliklerle genetik olarak müstakil bir hal almıştır. İlerleyen yüzyıllarda dış toplumların etkenlerine maruz kalmayarak iç evlilikler ile akrabalık bağını güçlendiren bu toplumlar artık birbirinden ayrı iki Irk değil birbirlerine benzeyen tek bir toplum haline gelirler.

Bu akrabalık bağı ilk Ön Türk kolunu meydana getirir. Bu kol hem Beyaz Irk’ın hem Amerind’lerin sosyal yaşantısı, dini inançları ve genetik özelliklerinin bir karışımı halinde yeni bir Etnik yapı oluşturur.

Ön Türk tarihindeki en derin izler bu yeni toplumun eseridir. Bu kol, tarihin sonraki evrelerinde Sümerler, Sakalar, Tirikler, Hurriler ve Etrüskler olarak karşımıza çıkartacaktır. Bu sebeple bu kola Avrasyalı Ön Türk’ler diyoruz.

Asyalı Ön Türk’ler
İkinci akrabalık bağının gerçekleşmesi -2.000’lerde Asya steplerinde gerçekleşti. Asya’nın kuzey bölgelerinde varlıklarını sürdüren Amerind’ler, bir kolları Aral gölüne göç etmişse de bütünlüklerini korumuş ve yoğun dış etkilere maruz kalmadan varlıklarını devam ettirmişlerdi.

-8.000’ler küçük bir kolu Aral’a geç eden Amerindler, göç hareketine devam ederek Baykal Gölü ile Tanrı Dağları arasında bulunan geniş coğrafyada yerleştiler. Binlerce yıl bu bölgede varlıklarını devam ettiren Amerindler artık Tanrı dağlarının yerlileri haline geldiler. Daha önce Aral Gölünde akrabalık bağı kuran bu iki ırk, bu kez Tanrı dağlarında bir araya geldiler. Asya içlerinde varlıklarını sürdüren Beyaz Irk’ın bir kolu Kuzey bölgelerine doğru göç hareketine girişti.

Bu göç hareketi neticesinde Tanrı Dağları civarında yerleşik bulunan Amerind’ler ile sosyal bir karışım içerisine girdiler. Amerindlerin çoğunlukta, Beyaz Irk’ın azınlıkta olduğu bu toplum zaman içerisinde iç evlilikler ile müstakil bir topluluğa dönüşerek tek bir toplum haline geldiler.

Bu topluluk, ağırlıklı olarak Amerind’lerin, azınlıklı olarak Beyaz Irk’ın genlerini taşımaktadır. Az da olsa Çekik gözlü olmaları bundandır. Amerindler’in Beyaz Irk ile karışan toplumları Asya Türkleri olmuş, Beyaz Irk ile karışmayan Amerindler ise Tanrı Dağlarının doğusuna doğru ilerleyerek burada Sarı Irk ile karışıp Moğolların, Sienpilerin, Tibetlilerin v.b. Asya halklarının ataları olan toplumları inşa ettiler.

Bu kol, tarihin sonraki evrelerinde Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, Karahanlılar v.b. İlk Türk Devletleri ile karşımıza çıkacaktır. Bu sebeple bu kola Asyalı Ön Türk’ler diyoruz.

1.500 lü yıllarda Asyalı Ön Türk kolu ayrı bir Irk haline gelmiş, 8.000’lerde Aral Gölünde ortaya çıkan Avrasyalı Ön Türk kolu ise 3.500’lerde Sümer Devletini kurmuş, Sümerlerin 2.000’lerde yıkılmasıyla sonraki yüzyıllarda Asya’ya göç ederek takriben yine 1.500’lü yıllarda Asya’da bulunan Ön Türk kolu ile birleşip karışarak Türk kimliğini ortaya çıkartmıştır.

Burada dikkat edilmesi gereken ve muhtemelen bir soru işareti olarak beliren bir husustan bahsetmek gerekecektir. 1 nci ve 2 nci Ön Türk kolları olarak bahsettiğimiz iki ayrı bölgede, binlerce yıl arayla ortaya çıkan Etnik yapılar nasıl olur da aynı Etnik Köken ile ifade edilebilir?

Şunu anımsamak gerekir ki; her iki toplumda aynı atadan yani Amerind’ler ile Beyaz Irk’ın akrabalık bağı neticesinde ortaya çıkmıştır.

Bunun yanında her iki toplumda da aynı Dini ve Kültürel değerler, aynı Yazı ve Dil, aynı yaşayış tarzı hakimdir. Bu da aynı kültürün iki farklı coğrafyada iki farklı şekilde tezahürü olarak adlandırılabilir.

Hem genetik, hem kültürel hem de etnik olarak birbirlerinden çok az farkı olan bu toplumların bir araya gelmesiyle “Türkler” ortaya çıkmıştır ki buda “Türk” kimliğini oluşturan bu iki kola “Ön Türk” dememizi fazlasıyla açıklar.

----------------------
Başka bir siteden alıntı yaptığım yukarıda ki konu içeriğini genişletmek için yine aynı sitede aşağıda kendi derlediğim paylaşımı yapmıştım:   


TÜRK DİLİ MİLLİ ALFABESİ ve FONTLARI
 
Günümüzde Batı çevrelerinde hem kabul gören hemde, daima olduğu gibi bazılarının da aksi görüşler savunup saptırmak istediği Avrupa da kullanılmış bir çok alfabenin atası olduğu tezinin bir nebze olsun haklılığını kendimce göstermek istedim. Asırlar öncesinden gelen benzerliği aşağıda ki resimde fark etmemek mümkün değil.     

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

   
Türklerin siyasal varlık olarak tarih sahnesine çıkmaları, Milattan önceki yüzyıllara, Hiung-nu`lar dönemine kadar geriye gitmektedir. Hunlar döneminde yazının kullanıldığına ilişkin bazı kayıtlar olmakla birlikte, bu yazının niteliği hakkında açık bilgilere sahip değiliz. Bu yüzden Türklerin kullandıkları kesin olarak bilinen ilk alfabe Göktürkler döneminde yaygınlık kazanan Göktürk alfabesidir. Son yıllarda Issık-Göl yakınındaki bir kurganda bulunan iki satırdan oluşan yazı, Göktürk alfabesi karaterinde olup, M.Ö. V.-IV. yüzyıllara tarihlenmektedir. Bu yüzden de Göktürklere bağlanan ilk Türk yazısının Göktürk Kağanlığı`nın kuruluşundan yüzyıllarca önce bulunduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Göçebe bir yaşam süren Türkler'in yazıya olan gereksinimleri geç bir vakitte belirmiş gözükmektedir. İlk Türk alfabesinden günümüze kalan en büyük kalıntılar Göktürkler döneminde dikilen yazıtlarda karşımıza çıkmaktadır. Bilindiği kadarıyla Türklerin kullandığı ilk yazı sistemi olan ve Orhun Yazıtları 'nda kullanılmasından ötürü Orhun /Orkun Alfabesi olarak adlandırılan yazı sistemi var olan bulgulara göre en azından ilk olarak 6. yüzyılda kullanılmıştır. Göktürk alfabesi, Türklerce kullanıldığı bilinen ilk alfabedir. Göktürk alfabesi ile yazılmış pek çok irili ufaklı yazıt vardır. Yazılış ve dikiliş tarihi bilinen bu büyük yazıtlar Moğolistan'da Orhun Irmağı kenarında bulunan Göktürk Yazıtları'dır.Türk dili uzmanı Muharrem Ergin, Orhun yazıtları hakkında, “Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin" demektedir. Eğer kimdir bu Göktürkler denirse; Avarlara karşı Bumin Kağan önderliğinde ayaklanarak, 552’de Avarların Moğolistan’daki egemenliğine son vererek I. Göktürk Kağanlığını kurmuşlardır. Bu kağanlık kısa bir süre sonra doğu ve batı olarak üzere ikiye bölünmüştür. 630’da Doğu Türk Kağanlığı, 659’da Batı Türk Kağanlığı Çinlilerin egemenliğine girerek yıkılmıştır. Daha sonra Doğu Türkleri Kutlug adlı bir savaşçının öncülüğünde Çinlilere başkaldırıp, uzun bir savaştan
sonra başarı kazanarak, 682’de Kutlug’un, İlteriş Kağan sanını alarak tahta geçmesiyle II. Göktürk Kağanlığı kurulmuştur. Orhun yazıtları, bu Türk kağanlığının Bilge Kağan döneminin ürünleridir. Kül Tigin yazıtını, ağabeyi Bilge Kağan 732’de diktirmiş, Bilge Kağan yazıtını ölümünden bir yıl sonra, oğlu olan Tengri Kağan diktirmiştir. Tonyukuk yazıtını ise 720-25 arasında, Tonyukuk’un kendisi diktirmiştir.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin

Orhun Alfabesinin çözülüp değerlendirilmesi ise ancak XIX. yüzyıl sonunda mümkün olmuştur. Burada önemli bir nokta bu alfabenin Orhun alfabesi olarak isimlendirilmesine karşın, Orhun Yazıtları'nın yazılıp, anıtsal nitelikte dikilmesinden iki yüzyıl önce Yenisey'deki anıtlarda da kullanılmış olmasıdır. Bunlardan ilk bulunanları Yenisey Irmağı boyundaki yazıtlar olmuştu. Bu yüzden akla, neden Yenisey Alfabesi adıyla literatüre girmediği sorusu gelebilir. Bu durum, adı geçen alfabenin son ve mükemmel biçimini Orhun'daki anıtlarda almış olmasından kaynaklanır. Orhon yazıtları 1889'da daha sonra ortaya çıkarılmıştı. Bu iki büyük yazıt Öteki yazıtlardan farklı olarak arka yüzlerinde de Çince metinler de vardı. Yani Ankara`da ki Augustus Tapınağı`nda olduğu gibi iki ayrı dilde yazılmışlardı. Danimarkalı Türkolog Wilhelm Thomsen, 1893`te bu yazıtları çözmüş, böylece bunların Kültigin ve Bilge Kağan tarafından diktirildikleri, yazının Türklere özgü bir alfabe, dilin de eski Türkçe olduğu meydana çıkarmıştı. Gök Türkler,
Uygurlar, Kırgızlar tarafından doğduğu coğrafyada kullanılan Orhun yazısı, bazı Türk boylarınca Avrupa'ya da taşınmıştır. Hatta 16. yüzyıla kadar Macaristan'da Sekeller arasında kullanıldığı bilinmektedir. Keza Viking harfleri de büyük benzerlik taşıdığı gibi maktadır. Prof. Lagerbring kitabında İsveççe ve Türkçe gramer ve sözcük benzerliğini de ortaya koyuyor. Çok sayıda sözcüğün birbirlerine benzediğini belirterek iki yüzden fazla örnek veriyor. Bir ikisini paylaşayım Bağır/ Böğür – Bog , Borçlu – Borgen, Burç – Burg, Göl – Göl, Göm – Göm, Kap – Kop, Kedi – Katt, Kiler – Källare, Köy – Koja, Kandil – Kyndil, Mana – Mena, Şen – Shön, Su – Sjö, Kaz – Gås, Kule – Külle, Gülle – Kula, Erlik – Ärlig, Öküz – Oxe gibi üstelik aynı anlamda olan kelimelerdir.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


İsveç Södermanland da Türk Yazıtı

Orhun harfleri kullanılarak yazılan bir metinde; halen kullandığımız Latin harfleriyle yazmada olduğu gibi harfler bitişmez, ayrı yazılır. Sözcükler, aralarına üst üste iki nokta koyulmak suretiyle birbirinden ayrı yazılır. Bunun dışında herhangi bir noktalama işareti yoktur. Keza Arap ve Fars alfabesinde ki gibi yazı sağdan sola yazılır. Orhun yazısında vokallerin çoğu kez yazılmadığı görülür. Yazılmayan vokaller kelime başında ve kelime sonunda olup, sonda ki vokaller genellikle her zaman yazılır (özellikle "a, e"). Orhun yazısının konsonant imlâsı ise sağlam sayılır. Harf kalabalığına karşın önemli bir karışıklık ve karıştırma durumu görülmez. Ancak kalın ve ince konsonantın, bazı yerlerde birbirinin yerine kullanıldığı da görülür. Ayrıca "s" harfi birçok defa "ş" için de kullanılmış ve ayrıca Orhun kitabesi alfabesinde, birbirine benzediği için bir iki sözcükte de "l" yerine "ş" ve "kalın s" yazılmıştır. Bu alfabede 4'ü sesli, 26'sı sessiz, 8'i birleşik olmak üzere 38 Tamga /harf vardır. Oysa Orhun Tamgalarının ön örnekleri olarak kabul gören Yenisey yazı sistemin de 150 den fazla işaret vardır. Bunlar %38 elenerek Orhun sistemini oluşturmuştur. Keza günümüz Türk dilleri ve lehçelerine uyum sağlaması için yapılan çalışmalar sonunda tüm seslerin karşılığını oluşturmak için 47 Tamga kullanılmaktadır.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Bilgisayarınızda Göktürk alfabesiyle yazı yazabilmeniz veya Göktürkçe yazı fontlarından biriyle yazılan bazı yazıları okuyabilmeniz için, aşağıda sıraladığım Göktürkçe yazı fontlarının bilgisayarınızda yüklü olması gerekir. Fontları kolayca bilgisayarınıza yükleyebilmek için aşağıda anlatılanları yapmanız lazım. ( tabi bilmeyen arkadaşlarımız için ).

Aşağıda sıralanmış dört tane Göktürkçe yazı tipi bulunmaktadır. Bu yazı fontlarından herhangi birini kullanmak için tabii önce
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın  bağlantısından, paylaştığım .zip sıkıştırma uzantılı dosyayı indirmeniz ve sonrada açmanız gerekir. Ön tercihinize göre Masaüstünüze veya Karşıdan Yüklenenler Klasörüne indirdiğiniz dosyada  ki fontları Bilgisayarınıza yüklemek için iki yoldan birini kullanabilirsiniz.   

Birinci yol:
“Bilgisayarım” içinde görülen “C” Driver / Sürücü dizinine girin. Sonra “Windows” Ana klasörü içinde ki “Fonts” Alt klasörünü açın. indirip zip 'ini açtığınız Dosya içinde yer alan tercih ettiğiniz font veya fontların dosyalarını kopyalayarak, ulaştığınız “Fonts” klasörünün içine yapıştırın. İşlem bu kadar. Ola ki Windows Klasöründe alt dosyaları göremiyorsanız gizlenmiş demektir. Onun da yolu var ama hiç uğraşmayın ikinci yolu deneyin.   

İkinci Yol:
Aslında en kolay olanıdır. Yüklemek istediğiniz Font dosyasına Fare sol tuşu ile iki kez tıklıyoruz açılan yazların punto örneklerini gösteren pencerede sol üst köşede iki buton yer alacak üstünde "Yükle" yazan butona tıklamınız yeterlidir.

Artık Word vs gibi kelime işlemcisi programları kullanırken font listeniz de “Gokturk” veya “Orkun” gibi yüklediğiniz font/fontların adlarını seçerek yazı yazabilirsiniz. Aman DİKKAT doğru yazmak istiyorsanız ters yazmayı yani sağdan sola yazmayı ihmal etmeyin. 

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Bilgisayarınızın Yazı Dili Gök Türkçe Olsun isterseniz vede işletim sisteminiz WIN7 ve üstüyse keza işlemi tekrar geri alacak kadar registry bilginiz yoksa kendiniz asla denemeyin. Hadi canım sende oda işmi ki diyorsanız  bu işi yapmanın yolu da şöyle; Çalıştır penceresini açıyoruz ( nasıl dediyseniz hemen vazgeçin ) regedit yazıp enter leyin "Kayıt defteri Düzenleyicisi" o sinir bozan onayını alıp açılınca.  Takip edilecek yol ;
HKEY_LOCAL_MACHINE > SOFTWARE > Microsoft > Windows NT > Current Version > FontSubstitutes
MS Shell Dlg ve MS Shell Dlg 2 satırları karşısında denk gelen Veri kolunun da ki font tipini  gerektiğinde geri yazmak için önce bir yere kaydedin.
Ardından Veri Kolununda ki font isimlerini ki genelde Microsoft Sans Serif ve Tahoma yazar, kullanacağınız Gokturk Font adını yazarak değiştirin.
Registry Editörünü kapatın 
Bilgisayarınızı kapatın ve yeniden başladın
Bilgisayarınız açıldığında GökTürkçe öntanımlı Windows işletim sisteminiz hayırlı olsun.
Başınıza birşey geldiyse suçu bana atıp küfür etmeyin, ben uyardım hiçbir vebalim yok. Ya kaydettiklerinizi, not aldıklarınızla geri değiştirin. Yada nerede hata yaptığınızı araştırın.

Zip sıkıştırmalı dosya da var olan font tipleri ve örnek görünümleri ise aşağıda ki gibidir:

Göktürk:
İnce çizimlerle oluşturulduğu için, harflerin biçimleri daha net görünen ve sık kullanılan bir font.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
           

Orkun:
Gerçek Göktürk yazısındaki gibi dik ve keskin çizgilerden oluşan, kalın çizgilerle oluşturulmuş bir font.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Fırça:
Göktürk harflerine estetik kazandırılarak oluşturulmuş, güzel görünümlü yazılar yazmanıza yarayabilecek güzel bir font.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Köktürkçe:
Göktürk yazısının daha yumuşak çizgilerle oluşturulmuş ve biraz da hat yazısına yaklaştırılmış hâli olan font.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın



ZİP dosyası lınki maalesef 30 gün sürelidir. Arzu eden olursa lınk i yineleye bilirim. Konu içeriği birazcık da olsa katkı sağlaması dileğimle 


İçerik alıntı değildir. Tarafımdan veriler derlenmiş ve redakte edilmiştir. 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BİRLİK EL ELE VEREREK OLUR DOĞRUDUR
AMA ELİN ELİNE EL VERENİN
BİRLİĞİ DE DİRLİĞİ DE BOZULUR     

dedekorkut
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #1 : 04 Temmuz 2015, 03:30:15 »

Faydalı bir çalışma, emeğine sağlık.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.06 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.