Kuday ve Umay Türk Mitolojisi, Kamcılık ve Göktengricilik Üzerine
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Kasım 2019, 12:39:45


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kuday ve Umay Türk Mitolojisi, Kamcılık ve Göktengricilik Üzerine  (Okunma Sayısı 5497 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
turatbek_aytmatov
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 703


KIRGIZ TÜRK


« : 23 Eylül 2010, 09:23:30 »

TÜRK MİTOLOJİSİ, KAMCILIK VE GÖKTENGRİCİLİK ÜZERİNE Her ulusun tarihi olduğu gibi belli bir kültür ve gelenek birikimi varır. Bu gelenek ve kültür kimi anlar efsane kimi anlarda ise mitoloji olarak karşımıza çıkar. Bizi ilgilendiren kısımlarından birisi ise Türk Mitolojisidir.Şu kesin ki her ulusta olduğu gibi Türk Ulusununda mitolojisi vardır.Bu mitoloji küçümsenmeyecek kadar geniş bir alanı kapsar. Ancak ne yazık ki günümüzde ne Türk Eğitim sisteminde ne de günlük hayatta Türk Mitolojisinden söz eilmez adeta bir tabu gibi bu kültürel birikiö Yüce Türk Ulusundan saklanmaktadır. Bunun gerekçeleri ini ve siyasi olarak ikiye ayrılabilir. İslama geçişle birlikte Türklerde eski gelenk ve kültürel öğeler put ve sapkınlık olarak algılanmış ve yasaklanmaya çalışılmıştır. Ancak bu yasaklama sonuç vermemiş ve bu mitolojik inanışlar bugün batıl denilen oysa ki aslında kültürel bir birikim olarak adeta Türk – İslam inancıyla özdeşleşmiş ve Türk İslamına dahil edilmiştir. Siyasi gerekçeler ise 1940 lı yıllaran itibaren başlayan Yunan ve Batı hayranlığı sonucu ortaya çıkan Yunan Mitolojisi hayranlığıdır. Ne yazık ki bu konuda en iyi çalışmayı yalnızca ruhu şad olsun Bahaatin Ögel yapmış ve Türk Mitolojisi adlı ansiklopediyi hazırlamıştır. Ayrıca Abdülkadir İnan hocayıda unutmamak gerekir. O da Tarihte ve Bugün Şamanizm adlı eseri ile Türk mitolojisine büyük katkıda bulunmuşur. Günlük yaşama dahil edilen ancak adı konulamayan Türk Mitolojisinin en büyük örneği hepimizin evinde asılı olan nazar boncuğudur. Türkistandan Anadoluya kadar tüm alanda yaygın olan ağaca bez bağlama da bunlardan biridir. Anadolu’da genelde Türkmen ve Alevilerde görülen görülen ağaca bez bağlama tilek ağacı (Kırgız Türkleri ve Moğollarda) caşıl (yeşil- murat –istek)bez bağlama gibi gelenekler hala vardır. Olumlu gelenekler olduğu gibi (uğur) Uğursuzluk sayılan geleneklerde vardır. Bunlardan birisi kapı eşiğine oturmakla ilgilidir. Kapı eşiğine oturmanın uğursuzluk sayılması en eski Türk boylarından olan Kırgız Türklerinde görülmektedir. Türkistanda kapı eşiğinde el uzatılmaz, oturulmaz , selamlaşılmaz buna benzer örnekler Anadoluda Yörük ve Türkmenlerde de görülür. Diğer uğursuzluk ateşe su dökerek söndürmektir. Eski Kamlar ateşe değer verir ve su ile anien söndürülmesine karşı çıkarlardı. Bunun Albızı (Şeytanı – ya da kötü ruhları) rahatsız edeceğini düşünürlerdi. Bugün Müslüman Türk topluluklarında bu adet Besmele çekerek ateşi sömndürme biçimini almıştır. (Albız günümüzde Kazak ve Kırgızlarda Albastı adını almış ve Karabasan yerine kullanılmaktadır.) Albız kötü ruhları temsil eden şeytandır. İyilik peiştehi (meleği) ise Humay – Umay (Bugün Anadolu’da adına türkü yakılan Huma Kuşu’dur) Aslında Humay ya da Umay dikkatli incelenmesi gereken bir konudur. Çünkü Umay Eski Türklerde çoktanrılı inancın kanıtlarından birisidir. Çünkü Umay aslında Kuday’ın (bugün Kırgız ve Kazak Türkçesindeki Tanrı) yani eril tanrının eşi olan dişi tanrı yani tanrıçadır. Nasıl ki Kudayın diğer adı Kök – Tengri ise Umay’ında diğer adı Yer- Su dur. Kuday Gökyüzünü ve evreni yöneten güçtür. Umay ise yeryüzünü yönetir. Daha sonraları Monoteist (Tek Tanrılı) dinlere geçiş sürecinde Kuday – Kök Tengri olarak kalırken Umay ise yüklü (gebe) kadınları koruyan bir perişteh (melek) konumunu almıştır. Bu yüzden doğan çocuğun göbek bağı toprağa gömülür. Ayrıca yolculuğa çıkan kimselerin arkasından su dökülmesi Umay (yani Toprak Anaya) bağıştır. Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.thbmer.gazi.edu.tr/e/ulgendenalkarisina/umay_copy.jpg
Huma Kuşu Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://img416.imageshack.us/img416/7686/3no5.jpg
ÖZBEKİSTAN DEVLET ARMASI: Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://hphotos-snc1.fbcdn.net/hs220.snc1/8720_134247469572_127484639572_2373848_5369672_n.jpg
Türklerdeki Bazı Batıl İnanışlar: RUH, MEZARLIK, TÜRBE VE ZİYARET YERLERİ İLE İLGİLİ BAZI HALK İNANÇLARI: Ziyaret yerlerindeki ağaçları kesenler çarpılır. Türbeden dışarıya bir şey, bir nesne gotüren kişiler çarpılır. Mezarlığı parmağı ile işaret etmek iyi değildir. Parmakları ile işaret eden kişilerin parmakları kurur. Kurban kesilirken hayvan dilini dışarı çıkarırsa kurban sahibi o yıl içerisinde ölür. Bir çocuk sürekli ağlarsa o evde mutlaka ölüm meydana gelir. Ayakkabı çıkarıldığında ters dönerse, ayakkabı sahibinin tez vakitte öleceği düşünülür. Yatarken çorapları baş tarafa koymak iyi değildir, insan çabuk ölür. Ölünün elbiseleri ölü yıkayıcılarına verilir. Mezarlıktan ağaç kesilmez. Ağaçta cin olduğuna inanılır. Gece ölen kişinin üzerine sabaha kadar bıçak konulur. Yoğurdun güzel olması için mezardan çırpı toplanarak, kaynayan sütün altına atılır. Ölünün yıkandığı evde üç gün ışık yanar. Baş sağlığına gelen kişilerin ayakkabıları ters çevrilmez. Mezar kazıcısına para verilmezse ölünün rahatsız olacağına inanılır. HAYVANLARLA İLGİLİ HALK İNANÇLARI: Yılan öldürülüp, suya atılırsa ve yılan suda kaybolursa yağmur yağar ve durmaz, seller olur. Kurt uluyunca ya ayaz olur ya kar yağar. Bir evin başında baykuş öterse, o evde biri ölür ya da bir yıkım olur. İnek doğurunca eve ağır bir şey alınırsa ya da ağır bir şey kaldırılırsa ineğin sütü kesilir. İneğin sütünü yere sağmak iyi değildir, hayvan hastalanır. İlk yaylaya çıkışta sığırların ortasından bir yabancı geçerse sığırlar hamile kalmaz, doğum yapmazlar. Bir kişinin önüne tavşan çıkması uğursuzluktur, mümkünse gidilen yoldan geri dönülür. Çakal uluyunca yere tükürmek gerekir, yoksa insanın başına bir yıkım gelir. Çakal ulumaya başlayınca hava açacak, günlük güneşlik olacak demektir. OCAK VE ATEŞLE İLGİLİ HALK İNANÇLARI: Ateşe tükürmek, ateşe sövmek, ateşe tırnak atmak, su dökmek uğursuzluk getirir. Sabah evinden başkasına ateş verenin ocağı söner. Ocağın üstünü boş bırakmak uğursuzluk getirir. Sacayağının birdenbire devrilmesi evin başına bir yıkım geleceğini gösterir. Tencerede su boşu boşuna kaynarsa düşmanlar çoğalır. Lamba yakılmayan evin ocağı her vakit kararır. Aynı zamanda ev sahibinin öldükten sonra mezarı da karanlık olur. Hastalanan hayvanları ateşten geçirmek iyidir. Ateşi söndürmek için su dökülmez, ateş toprakla örtülür. Ateş çok önceden sönmüş olsa dahi külün yanında yatılmaz. Külde cin ve şeytanın oynak yaptığına inanılır. Ateşin çıkardığı ses ateşi yakan kişi hakkında dedikodu yapıldığına işarettir. TARIM VE BİTKİLERLE İLGİLİ HALK İNANÇLARI: Kara ağaçtan düşen yaşamaz. Kara ağaçtan beşik, sandık yapılmaz. İncir ağacının altında uyuyanları şeytan alır gotürür. Ceviz ağacının altında yaşayanları şeytan alır gotürür. Tarlada zina yapılırsa bereket olmaz. Üzümün tanesini, karpuzun sap kısmındaki kabuğunun içini yiyenler yetim kalır. Çocuğun bezleri yabani ağaca asılırsa çocuk yabani olur. Nar tanelerini yere dökmek günahtır, nar cennet meyvesidir. İNSAN VÜCUDUYLA İLGİLİ HALK İNANÇLARI: Diş düşürülünce o diş kimsenin göremeyeceği bir yere saklanmalı ya da gömülmelidir. Elleri diz üzerinde kavuşturmak, parmakları birbirine geçirip el bağlamak iyi değildir, insanın kısmeti kapanır. Parmakların çatırdaması iyidir, insanın sağlıklı olduğunu gösterir. El yıkanırken önce sağ elden başlamalı, önce sol elden başlamak uğursuzluk getirir. Tokalaşırken ya da birisine bir şey verirken sağ el kullanılmalıdır, sol el uğursuzluktur. Baş taranırken dökülen saçları dökmek doğru değildir, bunlar toplanır, ölünce o kişinin kabrine konur. Çünkü bu saçlar kıyamet gününde tekrar bitecektir. Hamile kadın aş eridiği sırada neye bakarsa doğacak çocuk ona benzeyecektir. KARANLIK VE IŞIKLA İLGİLİ HALK İNANÇLARI: Akşam soğan yenen yere melekler gelmez. Gece aynaya bakanın ömrü kısa olur. Gece acı (biber, soğan, sarımsak) evden dışarıya verilmez. Yoğurt, süt, peynir gece dışarıya verilmez. Vermek gerektiğinde üzerine kömür, üzerlik veya yeşil bir dal konularak verilir. Gece ıslık çalmak günahtır. Gece evden eve tuz verilmez. Akşam kapının önü süpürülmez. Ekmek aktaracağı evden eve verilmez. Çocuklar gece beş taş oynarsa düşman gelecek denir. BEREKETLE İLGİLİ HALK İNANÇLARI: Değirmenden ilk gelen unla yapılan ilk ekmeği yiyen kişinin karısı ölür. Ekmek kırıntılarını yere atmak, ayakla çiğnemek evin bereketini gotürür. Gurbete giden kişinin azığından bir parça ekmek çalınır. Bir kişinin üzerinde dikiş dikilirse o kişinin kısmeti bağlanır. EVLE İLGİLİ HALK İNANÇLARI: Evin temeline karataş koymak iyi değildir. Kapının önünde oturan kişi iftiraya uğrar. Duvar dibinde uyumak iyi değildir, insan çarpılır. Evin içerisi temiz olmazsa oraya melekler değil şeytanlar gelir. Böylece o evde mutluluk değil geçimsizlik olur. Evden bir kişi gurbete gittiği zaman o gün ev süpürülmez, dışarıdan misafir alınmaz. Eşya taşımak için kullanılan ala iple komşunun evine girilmez. Komşunun başına bir uğursuzluk geleceğine inanılır. Kapı eşiğinde oturulmaz, insan fakir olur. Kapı eşiğinde oturulmaz, insan bekar kalır. Urganla komşunun evine girilmez. Aksi halde komşunun evinde kıtlık olur. Kapı eşiğinde oturulmaz, kapı eşiğinde şeytan bulunur. Yağmur yağarken kapı eşiğinde oturmak günahtır. CİNSİYETLE İLGİLİ HALK İNANÇLARI: Odanın ışığını evin erkeği yakarsa o ev daima nur içinde ve bereketli olur. Kadının yolda erkeğin önünü kesmesi uğursuzluktur. Bir kadın iki erkeğin arasından geçerse çocuğu olmaz. Bir adam iki kadının arasından geçerse sözü geçmez. Bir erkek iki kız arasından geçerse köse olur. Yarım çay içen kadın dul kalır. Ava gidecek kişinin önünden kadın geçerse avlanamaz. Bundan dolayı o kişi ava gitmekten vazgeçer. Kız çocuğunun ilk kez kesilecek saçını dayısı keserse saçı gür olur. Oğlan çocuğunun saçını ilk kez amcası veya dayısı keser. Kız baba evinden perşembe veya pazar günü çıkar. Koç katımında koçun üzerine kız çocuğu bindirilirse doğacak kuzu dişi, oğlan çocuk bindirilirse erkek olur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

KIRGIZ TÜRK
KUDAY TÜRKÜ KORGOSUN!!!
LAİKLİK TÜRKÇÜLÜĞÜN DİREĞİDİR!!!
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 23 Eylül 2010, 13:59:01 »

Turatbek kandaşım, bu konu benim de çok üzerinde durduğum bir konu. Paylaşımın için çok sağol. Türk mitolojisi ACUN'DA Kİ en renkli, en güzel mitoloji. Ama gerçek Türk tarihi gibi Türk mitolojiside batı tarafından gizlenmektedir. Bunun yerine Yunan ve Roma mitolojileri, Çin, Japonya hatta Kore mitolojileri, dönem dönem Mısır mitolojileri hep gündemde tutulmaktadır. Atsız ATAMIZ'IN Bozkurtlar seri romanları bir tarih olduğu kadar bir türk mitolojisine de en güzel örnektir. Atsız ATAMIZ'ın yolunda ilerleyen genç kalemlerin de bu yolda çalışmalar ve araştırmalar yapması artık elzemdir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.058 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.