Kızcibek Destanı Nogay Varyantı Üzerine İnceleme
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 03 Nisan 2020, 21:35:49


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kızcibek Destanı Nogay Varyantı Üzerine İnceleme  (Okunma Sayısı 1883 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sancaktar Turan
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 501


"Kutlu Turan sancağını, Türkeli'ne asacağız!"


« : 21 Temmuz 2012, 20:03:25 »

KIZCİBEKDESTANı"NIN NOGAY VARYANTI ÜZERİNE
Nerin KÖSE*
Her millette olduğu gibi anlatı geleneğimizin her halkası, kültürümüzün
yaşayan hazineleridir. Siyası yapısı, tarihi, coğrafyası, hayat tarzları, inançları,
ortak zevkleri ve değer yargıları, kahramanlıklarıyla ait olduğu topluluğun bir
manada kimliği demek olan; Anadolu sahasında "halk hikayesi", Türk Cumhuriyetleri'nde
ise "destan" adıyla anılan türlerde de bu durum, böyledir ve Altınordu
Devleti'nin yıkıldıktan sonra topluluğun Mengü Nogay'ın idaresi altında kalan
onun öldürülmesinden itibaren kendisine bağlı obaların, boyların topluluk adı
olarak soyadını kabul ettiklerini Nogay (Mangıtjlara' ait olan "Tölegen Men KızYibek"
adlı destanda da apaçık görülmektedir.
Sözkonusu destan büyük bir bölümü İdil Nehri'nin doğusunda, Yayık ve
Emba Nehirleri ile Ceyhun'a kadar uzayan bölgede yaşayan ve Alçın, Ş ırın, Arın,
Kıpçak, Argun, Katay, Mangıt adlı boylardan ibaret' olan Nogayemirlerinden
Edige Mirza'nın Timur'un ülkeyi terketmesiyle duruma hakim olabildiği 1391
yılının 600. yıldönümü için Aşum Sukalvev tarafından derlenen ve baskıya hazırlanıp
1991 'de Mahaçkala'da basılmış olan bu destan "Nogaydın Kırk Batırı"
adlı kitabın 134-151 sayfaları arasındadır",
Destan şekil itibarıyla halk hikayeleri özelliği göstermekte olup, nazımnesir
karışık bir haldedir. Ancak halk hikayelerirnizde nesrin esas unsuru teşkil
etmesine' rağmen destanın nazım ağırlıklı olması bu anlatının, epiko-romanesk
dönemin ilk ürünlerinden olduğunu düşünmemize yol açmaktadır. Yine nesirden
nazma geçişte başvurulan ve ilk örneklerini Dede Korkut'ta: "Söylemiş, görelim
hanum ne söylemiş'" formel ifadelerin "yırladı"(4; s.135, 137, 139, 143) şeklinde
tesbit edilmesi de aynı şeyi düşündüren bir başka husustur.
Hikayenin konusu kısaca şöyledir: Ak Yayık denilen yerde Bazarbay adında,
Tölegen ve Sansızbay adlı iki oğlu olan yaşlı bir adam yaşamaktadır. Günlerden
birgün orta boylu, kırmızı yanaklı büyük oğlu Tölegen, Sırlubay Han'ın akıllı,
güzel bir kızı olduğunu duyar ve ailesine "kızı görmeye gideceğini, birbirlerini
beğenirlerse ona gerekli kalını vererek evleneceğini" söyler. Annesi "memleketlerinden
bir kız seçmesini, dosta düşmana kendilerini güldürmemesini" söylerse de
oğlu, kararlıdır. Sonunda ailesinin iznini alır ve Kök Yorga atına binerek yiğitleriyle
beraber yola çıkar.
Sırlubay Han'ın veziri Karşıga da Ak-Yayık denen yerde Tölegen adında
bir yiğidin, bir kız aradığını duymuş, Kök-Yorga'yı kazığa bağlayıp ahırda uyuyanın
o olabileceğini düşünemez ve duymuşsa da yanındakilere "Tôlegen'in hangisi
olduğunu" sorar. Delikanlı Karşıga'ya kendini tanıtır ve "kız aramaya geldiğini"
söyler. Bunun üzerine vezir Tölegen'e "Az Nogaylı Eli'nin Yagalıbaylı
tarafındaki Ulam Şambıl' da padişahlarının Yibek adlı, güzeller güzeli bir kızı
olduğunu, birlikte gidebileceklerini" söyler. Nitekim atlarına atladıkları gibi yola
koyulurlar. Yolda rastladıkları her kıza "Acaba Yibek mi?" diye bakan, ancak her
defasında "hayır, o değil" cevabını alan Tölegen ile Karşıga, nihayet Yibek'in
olduğu yere gelirler. Annesinden [" bana şeref olursa diyerek çıkıp gittiğini öğrenince
Yibek'in arkasına düşerler ve onu bulurlar.
Niyetini Yibek' e anlatan Tölegen, kız tarafından "kendini isteyen pek çok
yiğit olduğu" belirtilerek reddedilir. Ancak Karşıga "Tölegen'in tam ona göre bir
delikanlı olduğunu" söyler ve Sırlubay'a giderek durumu anlatır.
O arada iki genç yalnız kalmışlar ve birbirlerine aşık olmuşlar; hatta evlenmeye
karar vermişlerdir. Nitekim Yibek Tölegen'e "babasını razı etmesini,
yoksa Biykecan adlı yaşlı bir adamla evlendirileceğini" belirtir. Tölegen zaman
kaybetmeden Sırlubay'a gider ve "kızına talip olduğunu" anlatır. Sırlubay'ın bu
yiğide cevabı "yeterli kalın verirsen, kızımı veririm" olur. Ancak kalın eline geçmeden,
düğün yapılmayacaktır.
Duruma çok sevinen aşıkların mutluluğu uzun sürmez. Çünkü Biykecan,
Kız Yibek'i almaya gelmiş; yokluğunda olanları öğrenince de hiddetlenip
Tölegen'i öldürmeye karar vermiştir. Ancak gördüğü rüyanın da tesiriyle kötü
şeyler olacağını hisseden Yibek Aşşat'la Tölegen'e haber yollayarak" gitmemesini,
burada kalmasını" ister. Ancak Tölegen ailesini, evini özlediğini, mutlaka
gitmesi gerektiğini söyler ve yola çıkar.
Anne, babasını ve kardeşinin sağ ve esen olduklarını gören Tölegen, Yibek
için vereceği kalını ortaya yığarak kardeşi Sansızbay'a "kalını gotürmek için
Sırlubay'ın askerlerini göndereceğini, asker gelmediği taktirde Kök Yorga'nın
yavrusu Kulan'a binip, Şeşe Batır'ı da alarak Nogay'a gelmesini" söyler ve yola
çıkar.
Ak Yayık ile Sırlubay Hanlığı üç aylık bir yoldur. Uçsuz bucaksız çöllerden,
büyük bir gölden sonra ucu göğe uzanan bir ağacın yanında Biykecan,
Tölegen'i beklemektedir. Nitekim onu ok ile vurur ve Kök Yorga'ya binerek
Nogay İli'ne gelir. Yibek'e "zorla ya da güzellikle onu alacağı, Tölegen'i öldürdüğü"
haberini yollar. Yibek, zaman kazanmak için" biraz beklernesi gerektiğini"
bildirir. Aslında kaynı Sansızbay ile evlenmek istemektedir.
Yerde yaralı yatarken gözü, uçan altı kaza ilişen Tölegen onlardan "ailesine
durumu bildirmelerini" rica etmiş ve ruhunu teslim etmiştir. Ancak dileği
yerine gelmiş, Sansızbay, Şere Batır ile yola çıkmışlardır.
Nogay ili'ne gelen Sansızbay Yibek'le görüşüp onun dediğini kabul ederse
de, düğünden önce yapacağı şey vardır: Biykecan'ı öldürmek. ..
Sonunda Sansızbay, Yibek ile evlenir ve birlikte Ak Yayık' a dönerler.
Görüldüğü ve hikayenin alındığı kitapta da bahsedildiği üzere konusu aşk
olan Tölegen Men Kız Yibek (4; s. ) te vaka, "Ak Yayık" ve "Nogay İli" nin
çeşitli bölgelerinde geçmektedir. Nitekim Bazarbay ve ailesi, Ak Yayık denilen
bir memlekette yaşamaktadır; [" Ak Yayık degen erde bir kart yaşagan. Omn atı
Bazarbay bolgan. Bu karttın eki ulı bolgan. Üyk ulının atı Tölegen, kişken ulınm
atı Sansızbay idi (4; s:134).]; Kız Yibek Nogay İli'ndeki Yagahbayh bölgesi taraflarında,
Ak Deniz Kölü civarında oturur ve yazın, Kara Teniz tarafındaki Ulan
Şambıl Beli' ne çıkarlar: ~
t' [Patşamızdınyalgız kız,
Atı Yibek, sorasan,
Keremetin kör dedi.
Az Nogayh Elinde,
Yagahbayh eri bar,
Yagahbayh kasında
Ak-Teüzdey Köli bar
Yaz yaylavın sorasan,
Kara Teniz yagası,
Ulan - Şambıl beli bar (4; s.138)); Biykecan'ın Tölegen'i öldürmek
için beklediği yer, kula bir çölün ortasındaki Kos - Ökpe Köl'i civarındadır:
[Sol üç aylık yoldın arasında beş künlik eri kus konmas Kula Şöl bolgan. Sol
şölde tek bir Kos-Ökpe degen köl bolgan (4; s.148)].
Tarihi kaynakların belirttiğine göre Nogaylar, 40 yıl Altınordu Devleti 'ni
yöneten, bu süre içindeki hanları kendisi seçen ve bunlardan Tokta Han tarafından
öldürülen Emir Nogay'dan sonra bu adla anılmışlardır. tnı, Yayık ve Emba
Nehirleri sahasında yerleşmiş olan Nogaylar yedi boydan müteşekkildirler ve
Altınordu Devleti'nin varislerinden sadece bir tanesidir".
Demek ki hikayedeki olayların bir kısmı bugün Ural Nehri olarak bilinen
ancak uzunca bir süre Yayık denilen, Hazar Denizi'ne dökülen bir akarsuyun
olduğu yerde; vakanın büyük bir bölümü ise Nogay İli denilen bölgede cereyan
eder. Anlaşıldığı üzere Ak Yayık ve Nogay İli, destanda ayrı iki memleket olarak
düşünülmektedir. Destanda İdil'in doğusunda kalan bölgede yaşayan ve Kazan'ı
ele geçirmelerinden sonra Rus hakimiyetini kabul eden Büyük Nogay Topluluğu'nun
"Sırlubay Hanlığı" m, Yayık ve Emba akarsuları tarafında yaşayan ve Rus
hakimiyetini kabul etmediklerinden dolayı Tuna Nehri ve Kuban Havzası'na kadar
inenlerin ise "Küçük Nogay Topluluğu" nu ifade ettiğini düşünüyoruz. Küçük
Nogaylılar'ın zaman zaman Kalmuklar'ın hücumuna uğradıkları hatırlanacak
olursa", Sırlubay Han'ın kızı Yibek'i vermek istediği Biykecan'ın bu durumu,
Bazarbay'ın yaşadığı yere "Yayık" değil, "Ak Yayık" adını vererek, tenkidi bir
tarzda aksettirdiğini söyleyebiliriz.
Sırlubay Han'ın yaşadığı yer için de aynı şeyi söyleyebiliriz. "Az Nogaylı
Eli 'ndeki Yagalıbaylı Bölgesi'nde bulunan Ak Teniz göl" çevresinde yaşadıkları
söylenen Sırlubay Hanlığı'nın, Azak Denizi ile Karadeniz arasında yer alan, Azak
Denizi'nin Kuban' dan başlayıp Kerç' e kadar olan kısmın, kara taraflarındaki
topraklarda olduğunu tahmin ediyoruz. Çünkü Büyük Nogay Topluluğu'nun Kazan'
ın Ruslar tarafından işgaliyle onların siyasetini benimsemesi üzerine ihtilafa
düşen küçük Nogay Topluluğu'na, Kırım Hanlığı tarafından Azak Denizi çevresinde
ve Kuban boylarında bir yurt tahsis edilmişti". Ayrıca olayların bir kısmının
Azak Denizi çevresinde, geçmesiyle ilgili Kırımda, XVI.yy.in ortalarından itibaren
başlayan Nogaylar'ın ikiye ayrılması, giderek dağınık oymaklar haline geldiği
XVII.yy.a dayanan tarihi hadisenin serpintilerini farketmemek mümkün değildir
'". ('
Hikayenin kahramanları söz konusu olduğunda da aynı tarih sahnesinden
parçalarla karşılaşıyoruz. Tarihi kaynakların belirttiğine göre Kazan Hanlığı'nın
kurucusu Altınordu Hanlarından Ulug Muhammed Bey'in büyük torunu Halil,
Nogay Hanı Timur'un kızı Nur Sultan ile evlenmiştir. Halil Han.-varis bırakmadan
1467 yılında ölünce kardeşi İbrahim, dul kalan yengesi ile evlenmiştir".
Destanda da aynı özellik karşımıza çıkmaktadır. Nitekim en sonda sözlüsü
Tölegen, ona aşık olan Kalmuk beyi Biykecan tarafından öldürülen Kız Yibek,
kayınbiraderi Sansızbay ile evlenir(4; s:149-151). Büyük bir ihtimalle bu durum,
XV.yy.da yaşanmış bir olayın, halk zihninde canlı kalarak günümüze kadar gelebilmiş
olmasıyla açıklanabilir. Ancak eski Türkler'de de rastlanan ve bugün de
varlığını sürdüren bu Metin, gelenekten gelen ortak özelliklerimizden biri olması
sebebiyle" karşımıza çıktığını düşünmememiz için hiçbir sebep yoktur.
Kız Yibek'in sözlüsü Biykecan'a gelince... Altınordu hanlarından biri olan
ve 1342-1357 yıllarında iktidarda kalan Canıbek Han [Mehmet Canıbek ;14] ile
Kırım Han'larından Canıbek Giray [(1610-1623), (1627-1635)]ın adlarının" yakın
bölgelerde hüküm sürmelerinden dolayı unutulmayıp destanda ufak bir değişiklikle
Biykecan'ın yaşadığını göstermesi bakımından dikkate değer...
Tölegen Men Kız Yibek Destanı, daha önce tanıtımını yaptığımız Kırgızca
"Kız Cibek" Destanı" 16yüzyılda aynı konuyu işlemesine rağmen tarihi döneminden
daha az ve farklı hususlar ihtiva etmektedir. Bunda Nogay varyantının teşekkül
ettiği bölgenin, epik ürünlerin asıl doğuş yerleri olan Orta Asya memleketlerinden
daha başka bir yerde teşekkül etmesiyle, destan'ın Kırgız-Kazaklar'a değil, tarihi
daha yeni Nogaylar'a ait olmasının etkisi olduğunu düşünüyoruz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Benim adım TÜRK, kanım TÜRK, ruhum TÜRK,vicdanım TÜRK!"

"Türklüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılınç kaldıran eli kır!"

"Tanrı Türk'ü üstün yarattı!"
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.143 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.032s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.