İslamiyetten Önce Türk Eğitim ve Öğretim Sistemi
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 22:16:30


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İslamiyetten Önce Türk Eğitim ve Öğretim Sistemi  (Okunma Sayısı 11441 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« : 18 Nisan 2010, 19:08:05 »

İSLAMİYET'TEN ÖNCE TÜRK EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİ
Türklerde eğitim ve öğretim hayatı hakkında fikir edinebilmek için Türklerintarihini, yaşayış tarzlarını, sosyal, yapısını, siyasi ve idari yapısını, sanat ve kültürelhayatını incelemek gerekmektedir.Türklerin tarih sahnesinde görünüşleri çok eskidir. M.Ö. 3-4 bin yıllanna ka-dar gitmektedir. Bu konuda W. Eberhard M.Ö. 3. bin yılın ortalarında bile, bir kısımkavimlerin kendilerinden sonraki nesillerin taşıdıkları vasıflara haiz" bulunduklarını,buğday ve darı ziraati yaptıklarını atın binek hayvanı olarak çok mühim olduğunu,avcılık ve hayvancılıkla uğraştıklarını, bunların Türklerin ataları olduklarında şüpheolmadığını (1) bildirmektedir.Türkler, M.Ö. 2000-1500 yıllarda Sayan-Altay dağlarının kuzey batı bölge-sinde ve Tanrı Dağları ile Ural Dağları arasında, güneyde ise Balkaş ve Aral Gölüneve Hazar Denizine kadar uzanan bölgede yaşıyorlardı.Türklerin bu dönemlerine ait elimizde yeteri kadar kaynak bulunmamaktadır.Bu konuda, bugüne kadar yapılan kazılar, ilmi araştırmalar ve Türklerin yakın kom-şuları olan Çin ve Hint kaynaklarından istifade edilebilmektedir. Ancak özellikle Çinve Hint kaynakları tam manasıyla araştırılıp yayınlanmamıştır.Bu döneme ait istifade edilebilecek kaynaklarımızdan en önemlisi Oğuz Ka-ğan Destanıdır, ikinci temel kaynak eser ise Orhun Abideleridir. X. yüzyıla kadartemel kaynak eser niteliğinde başka yazılı eser bulunmamaktadır.Türk tarihinin parlak geçmişine atalar yadigarı kurganlar ışık tutmaktadır. IşıkGölü Cıvan, Alma-Ata ile Bişkek çevresinde bugüne kadar birçok kazı yapılmıştır.
 1970 yılında Eşik kasabasında açılan bir kurganda önemli belgeler bulun-muştur. Alma-Atanın 50 km. yakınında Esik'deki kazıda bir altın elbise * bulundu.Bu elbise;Taçlı başlığında tuğlar ve oklar vardı. Belindeki kemerinin solunda bir kama,sağında bir kılıç asılıydı. Başlığın alın hizasında koç, geyik ve at kabartma-ları bulunuyordu. Kabartmalara kemerde, kama kılıfında ve öteki eşyalardada rastlanıyordu. Çizmesinden başlığına, çorabından kemerine ve silahları-na kadar her şey saf altın idi. Ceket, yüzlerce üçgen altının yine altın teller-le birleştirilmesinden meydana getirilmiştir." (2)Şeklinde tasvir edilmektedir. Bu elbisedeki İşçilik yüksek bir medeniyetinvarlığını ispatlamaktadır. Burada elbiseden çok daha önemli olarak bulunan gümüşbir tabaktır. Üzerinde iki satırlık bir yazı bulunmaktadır. Yazı "Hanınoğlu Tiğin23 ünde öldü, Işık halkının başı sağ olsun" ifadesidir. M.Ö. V. yüzyıla aittir. Bu yazıbilinen ilk Türk yazısıdır. M.S. 8. yüzyılda dikilen (720-734) Orhun Kitabelerindekullanılan yazı budur. Bu iki satırlık yazı Orhun kitabelerinde kullanılan yazının enaz 2500 yıl Önce kullanılan bir Türk yazısı olduğunu ortaya koymaktadır. Kazılardabulunan Hun Türklerine ait bazı eşyalardaki yazılar da henüz okunamamıştır.Bu bilgiler ve başka kaynaklar değerlendirildiğinde Türklerin kendilerinemahsus yazıları bulunduğu anlaşılmaktadır. Yazının icadı sebeplerinden birisi dedevlet idaresidir. Çok geniş sahalara yayılmış olan büyük Türk Devletini yazı ol-maksızın idare etmek imkansızdır.Göktürk'lerin yazısından önce Ak Hunlar'ın da yazıları vardı ve aynı tür biryazı idi. (4) Bütün bunlar tarihin en eski devirlerinden itibaren Türklerin devletkurduklarını, yazıyı bildiklerini ve kullandıklarını açıklamaktadır. Yazının bilinmesio ülkede çok ciddi bir eğitim ve öğretim faaliyeti olduğunu gösterir.Devlet adamlan ve hakanlar diğer ülkelere mektuplar yazmışlar, elçilergöndermişlerdir. Karşılıklı resmi belgeler teati edilmiştir. Türklerde eğitim ve öğ-retim faaliyeti incelenirken giriş noktası bu olmaktadır. İkinci olarak Türkler 12hayvanlı bir takvimi hem icad etmişler, (5) hem de kullanmışlardır.Türk Milletinin eğitim ve öğretim hayatını inceleyebilmek için elimizde yazılıbir kaynak bulunmamaktadır. Ancak terim olarak millet; "belli inançlara ve değer-lere, muayyen karakterlere belli bir siyasî yapıya sahip olan ya da herhangi bir za-manda sahip olmuş insan topluluğu olarak tarif ve tavsif edilmektedir. (6)Bir milletin düşüncesi, o milletin maddî kültüründe, tekniğinde, bunun te-meli olan ilimde, sanatında, edebiyatında, ahlakî-siyasî davranışlarında ve idarî fa-aliyetlerinde tezahür eder. Bir milletin düşünce dünyasını görüp tanımak demek,onun tarih sahnesine çıktığı günden itibaren ortaya koyduğu kültür, teknik, ilim,sanat... ürünlerini, gösterdiği siyasî, ahlâkî tutum ve davranışları ile idarî başarılarınıgörüp tanımak demektir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #1 : 18 Nisan 2010, 19:31:13 »

İSLAMİYET'TEN ÖNCE TÜRK EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİ
 M.Ö. 2000-1000 yıllarında Orta Asya'da görülen ve tam manasıyla Türkleşmiş yani millet olma özelliğini çoktan kazanmış olan bu millet devlet kurmaya başlamıştır. Büyük Hun İmparatorluğu bilinen İlk büyük Türk devletidir.Milli Tarihimizin bu döneminde Türkler vatan edinilen yerleri ilim, teknik,kültür ve sanat eserleriyle süslemişlerdir. Maveraün nehir bölgesinde Taş Devrinden kalma kümbetli çadıra benzer, ağaçtan yapılmış mesken bulunmuştur. Bu dönemde sırlı tuğla ve kiremit tekniğinin bilindiği, çok düğümlü halının Türkler tarafından dokunduğu (7) ispatlanmıştır.Türkler devlet olarak teşkilatlanmış, kendilerine göre bir hukuk sistemi kurmuş, Ural-Altay kavimleri arasında at besleyen, demiri işlemesini bilen ve çoğunlukla diğer kavimlerin başına geçerek büyük imparatorluklar kurmaya muvaffak olmuşlardır. Çinlilerin M.Ö. XIII. asırdan beri tanıdıkları, hatta istilâlarını önlemekiçin III. asırda (58 metre genişlik ve 2500-3000 km. uzunluğunda Çin şeddini inşaetmek zorunda kaldıkları bilinmektedir. (8)Türk Tarihinin bu ilk devrelerinden itibaren iklim şartlarının da tesiriyle TürkBozkır Kültürü gelişmeye başlamıştır. Bozkırlar çöl değildir. 500-1000 metre yük-seklikteki bu düzlükler bol otlaklar ile bisiciliğe çok elverişli, kuru ziraata imkânverecek ölçüde rutubetli yayla topraklarıdır.Burada bir hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. İbn Haldun'un{14. asır) Kuzey Afrika'da yaşaması sebebiyle göçebe hayatını iyi değerlendireme-mesi, batılı birçok bilim adamının da onun görüşüne katılarak Türklerin yaşayışıhakkında yanlış bir yargıya varmalarına sebep olmuştur. Çöldeki göçebe hayatı ileAsya bozkırlarındaki göçebe hayatını bir tutmuşlar, Asya'da doğan ve gelişen Türkkültürü ve medeniyetini doğru değerlendirememişlerdir. Bu hiçbir zaman bir çobankültürü değildir. Türk atlı kültürü ve Türk Çadır Medeniyeti o devirdeki dünya kültürve medeniyeti ile kıyaslanamayacak kadar üstündür.At ve demir, bozkır kültürünün iki temel unsurudur. Bu kültür tipi, ilim, din,düşünce, ahlâk, felsefe yönlerinden de tamamlanarak bir nevi manevi değerlerbirliği meydana getirmiştir. (9)Türk siyasî ve sosyal hayatında at'a ve demire verilen kutluluk, Türklerin a-talarını diğer topluluklardan çok farklı bir dünya görüşü ve yaşayış tarzına götürmüştür. Türkler at, demir ve savaşçılık ile kendilerine bağladıkları insanları idareetmek üzere yeryüzünde ilk siyasî kadroları vücuda getirmiş, ilk kanun koyucumillet olmuşlardır. (10)Türkler tarih boyunca aileye çok önem vermişlerdir. Tek evlilik görülür. Türktoplumunda Asya Hunlarından beri; ata binip ok attığı, top oynama, güreş gibi ağırspor yaptığı, savaşlara katıldığı, namus ve iffetine düşkün olduğu yabancı kaynak-larca da kabul edilen Türk kadınının itibar sahibi olup, muharebede düşman eline geçmesi büyük zillet sayılırdı. Türklerde ailede akraba adlarının çokluğu aileye ve-rilen önemi göstermektedir. Esasen eski Türk devleti iki sosyal birliğe dayanmak-tadır: Aile ve Ordu. (10)Türklerde devlet fikri herşeyden önce gelişmiştir. Yasama ve yürütme so-rumluluğu Beylere (Buduıı-Hakan) aittir. Memleket çapında vergi, asker toplama,orduyu tanzim, sevk ve idare etme ve vergi hakkı hükümdarlara verilmiştir. Gerekligörüldüğünde bu yetkiler meclislere devredilmiştir. (12)Türklerde istiklal (oksızlık) Bozkır Türk cemiyet ve devletinde çok eskidenberi daima var olmuş, hürriyetini kaybetmemek için en yakın yardımcısı at olmuş-tur. Bu ona hükmetme gücü aşılamıştır.Ülke, her müstakil devlet gibi hak ve yetkilerini kullanmıştır. Türk Kültüründebayrağın dalgalandığı yer vatandır. Türk toplumunda insanlar ferdî hukukla dona-tılmış, iktlsaden hür olmuştur. (13)Türk kültüründe kanun (töre) hakimdi. Kararlar buna göre verilirdi. (14) 'Türk hükümdarlık anlayışı karlzmatlktir. Yetki ve kudret 'Tanrı tarafından ba-ğışlanan' bir husus olarak kabul edilmiştir. İktidar kavramı Kut tabiri ile ifade edil-miştir. Türk cihan hakimiyeti mefkuresi hiç sönmeyen bir duygu olarak yaşamış,Türk fütuhat felsefesinin temel dayanağı olmuştur. Bilge Vezir Uluğ Türk, OğuzHana "Gök Tanrı dünyayı sana bağışladı" demiştir. Orhun Kitabelerinde de benzerifadeler vardır. (15) Kutadgu-Billg (11. asır) Kenzül Kübera (15. asır) adlı eserlerdede aynı ifadeler bulunmaktadır.Türklerde daimi bir ordu mevcuttur. Kadın, erkek, yaşlı genç herkes her ansavaşabilecek durumda ¡di. Temeli süvarilere dayanırdı. Gddl bir teşkilata sahipti.Spor bir savaş oyunu gibi ¡di. Türk atlı birliklerinin ceket, pantolon, Hun başlığı,çizme giydikleri, Çin'e bu giyim tarzının Türklerden geçtiği bilinmektedir.Türk devlet hayatında az da olsa yargı usul ve şekilleri vardır. ( 16)Türklerde beslenme kültürünün, giyim, endüstri ve el sanatlarının gelişmişolduğunu görüyoruz.Atın, koyunun ve sığırın ehlileştirilmesi, et, süt, deri ve yününden istifadeedilmesi hayati bir önem taşımaktadır. Yoğurt Türk bozkırlarından dünyaya yayıl-mıştır. Yemek kültürü gelişmiştir. Bu konuda Bahaddin Ögel, Türk Kültür TarihineGiriş adlı eserinin 4. cildini Türklerde beslenme kültürüne ayırmıştır. (18)Giyim eşyası üretiminde koyun, kuzu, sığır, tilki ve deve yünü ve keçi kılıkullanılmıştır. Bez dokuma, portre işlenmiş kumaş ve süslü aplike kumaş ¡ç çamaşırıgömlek dikme ve giyme ve kendir yetiştirme dünyada ilk defa Türklerde görül-müştür.
  Türklerde yüksek bir harp sanayi olduğu demirin işlenmesi, bakır, bronz, al-tın, gümüş İşleyiciiiğt, bıçak, tel, küpe, diğer süs eşyaları yapıldığı kurganlardabulunan bu *ür eşyalardan anlaşılmıştır.Demircilik ve madencilik sanatında çok ileri gidilmiştir. Mükemmel kılıç,kalkan, kargı, mızrak, demren üretimi Türkler tarafından geliştirilmiş ve yaygınlaş-tırılmıştır. Bozkır kültüründen sonra Miladi V!. asırda Hz. Muhammed devrindeSüreyç isimli bir Türkün Mekke'de kılıç ürettiği ve çok meşhur olduğu bilinmekte-dir. (20)Türk Bozkır kültüründe el sanatlarındaki gelişmeler olarak ayrıca, kemer,toka, ok kutusu, kare mahfazası, zırhlar, tolgalar, tabak, maşrapa, heykeller, kazan,ibrik, kova, otağ, araba, at teçhizatı, eğer ve koşum takımlarının yapılmış olmasıgeniş bir esnaf ve sanatkâr kitlenin varlığını ispatlamaktadır. Halıcılık, kü.mcilik,debbağ, çizmeciler, çorapçılar, börkçüler, dökümcüler ve terzilerin var olduğunuda ilave etmek gerekir. Hanımların gergef işledikleri de kaydedilmelidir. Ayrıcamarangozlar ve tahta oymacıları vardır. Masa, sandalye, koltuk, dolap, karyola,yaptıkları evlerde perde ve ütünün kullanıldığı bilinmektedir. (2 l )Her kültürün olduğu gibi bozkır kültüründe de kendine mahsus bir san'atanlayışı vardır. Bozkır San'atı kılıç ve hançer kabzalarına, kemer tokaları ve diğer süseşyalarına, koşum takımlarına, pars, keçi, koyun, kurt, yırtıcı kuşlar, geyit, at, vb.hayvanların birbirleri ile ilgili mücadelelerini anlatan motiflerin işlendiği, hükümdarotağ ve tahtlarına kıymetli madenler tatbik ettikleri görülmektedir. Orhun Abidelerigibi Anıt-Kabir nevinden bazı mimarî eserlere sahip oldukları, inşaat duvarlarınakahramanların savaşlarını anlatan figürler çizdikleri ele geçen kalıntılardan öğrenil-mektedir. Kültîgin Abidesinin kablumbağa bir kaideye oturmuş olması, Kül-Tigin'ingüzel yontulmuş mermer bir büstünün bulunması, Türk plastik sanatları hakkındabir fikir vermektedir.Eski Türk toplumunda müziğin de önemli bir yeri vardır. Atilânın sefer dö-nüşünde güzel giyimli Hun tozlarının saflar halinde şarkı söyledikleri, Atİla'nın Bur-gond kralına bir Hun orkestrası gönderdiği bu konudaki bulgular arasındadır.Türklerde askerî mızıkanın yaygınlığı, bando ve mehterin ilk şekilleridir. Kahra-manlık ve aşk şarkıları... kopuz denilen saz eşliğinde söylenirdi. (22)Türklerin kendilerine göre bir düşünce ve ahlak anlayışı, "at ve demir üzerinekurulu kendine has bir kültürü vardır. Ancak aynı bölgelerde yaşayan başka ka-vimlerde aynı özellikler yoktur. Türkler at üstünde kendilerini başkalarına üstünhissetmişler ve atın sürati sebebiyle istediklere yere ulaşabilmişlerdir.Türklerin dikkat çekici bir ahlakî özellikleri vardır. Türkler; rahat döşekte öl-mekten, esir olmaktan, kadınların düşman eline düşmesinden büyük utanç duyar-lardı. Yalan söylemek, öğünmek, şatafatlı yaşayış utanç kaynağı idi. (23)
Türk yaşayış tarzı hakkında Hüseyin Namık Orhun ise "onların daima sulakve otlak yerleri tercih ettiklerini, sürü beslediklerini, aynı zamanda ziraatle meşgulolduklarını, herkesin arazisi olduğunu' belirtmektedir. Türklerin yay, ok, zırh, mız-rak, kılıç... gibi silahları vardır. Kemerleri, kabartmalar ve oyuntularla süslenmiştir.Türkler son derece cesur insanlardır. Namus meselesine çok önem verirlerdi" de-mektedir. (24)Yukarıda açıklanan bilgilerin ışığında Türklerin devlet kurmada, ordu yetiş-tirmede, aile. istiklâl, ülke, hükümranlık, kut, töre, teşkilatçılık, devlet adamı yetiş-tirme, bilgelik, adliye, sanayi, ticaret, şehircilik, maliye, yazı, edebiyat, sanat,müzik, din, düşünce, mantık, felsefe'de 2000-1500. yüzyıldan Miladî XI. yüzyılakadar büyük bir üstünlük gösterdikleri ortaya çıkmaktadır.Türk bilim adamı Osman Turan milletlerin istikbali için tarih yazmak, yapmakkadar mühimdir. Zira tarih millî şuuru, böylece meydana gelecektir" der. (25)Oğuz Kağanın yanında bilge bir veziri vardı. Orhun Abidelerinde BilgeTanyukuk aynı durumdadır. 682'de II. Göktürk devletini kuran İl-Terlş Kağan, Türk-lüğü yeniden bir araya getirmiştir. O, Türklere yalnızca bir millet olarak beraberyasama şuurunu vermemiş, aynı zamanda Türklükleri ile öğünç duyma gururunuda aşılamıştır."Tanrı Türk Kağanlarına. Türk milleti, bir millet olsun diye şans ve bilgi verirdi"sözü ile Bilge-Tonyukuk Türkler'e akademik bir ders vermektedir.Orhun Kitabelerindeki akademik dersler taşa kazılarak yaygın bir okuyucukitlesine hitap etmektedir.Üç-dört bin yıllık kültür birikiminin sonunda yazılmış olan Kutadgu-Bllig adlı(1070) eserde eğitim ve öğretim faaliyetini yürütenler olarak hakan en başta gelir.Milleti yetiştirmek doyurmak onun görevidir. Aile ikinci eğitim yeridir. Eğitimanne-babanın en başta gelen görevidir. Diğer eğitim ve öğretim kadrosunda isedevlet adamları, hakimler, tecrübeli komutanlar, bilge kişiler, kılıç erleri, güngör-müş İhtiyarlar ve sanat erbabını yetiştiren ustalar bulunmaktadır. Demircilik, çeliğesu verme başta olmak üzere, halı, kilim, keçe, gergef, aplike yapma, altın gümüş,bronz ve diğer madenlerden çeşitli süs eşyaları üreten ateîyelerin varlığı kabul e-dilmelidir. İpek yolu ticaretine hakim olan Türkler kılıç, kalkan, demir aletler, zırhlıderi, kürk yanında diğer üretim maddelerini de satıyorlardı.At yetiştiriciliğinde ve hayvancılıkta çok usta olan Türkler bunları Çin baştaolmak üzere diğer ülkelere İhraç ediyorlardı. Bugün dahi Asya bozkırlarında at sü-rüleri beslenmekte ve hayvancılık Türkler eliyle yürütülmektedir. Türklerde eğiti-min,- göçler sırasında arabalarda da devam ettiği, Çinlilerin Uygurların atalarına"Arabaları yüksek tekerlekli kavimler" dedikleri bilinmektedir. Göç. Türkler bir yerekonamadıkları ve yerleşemedikleri için değil, hayvanlarına bol otlak ve su bulmak içindir. Sabit arazileri olduğu, ziraat yapıldığı, kışlıkların terkedilmediği yaşlıların veesirlerin burada kalıp çalıştıkları hususu Türk sosyal hayatının bir gereği ¡di. AtlıTürkler yere, yalnızca atlarının ayakları ile bağlı idiler.Arap müverrihlerinden el-Cahiz, Fezallül-Etrak adlı eserinde Türkler için birtek Türk yalnız başına olsa da bir millettir der. C. Eliot ise; Türklerden bahsederkenşerefli, haysiyetli, çok iyi ruhlu, bununla beraber çocuklarına düşkün, hayvanlarakarşı şefkatli, üstelik çok sabırlı bir kimsedir" demektedir. (27)Türkler bu devirlerde boy hayatı yaşarlardı. Boylardaki insanlara otağlardaşölenlerde ve eğitim ve talim esnasında meydanlarda savaşlara dair kahramanlıkhikayeleri, masallar anlatılırdı. Bu gelenek halen devam etmektedir. Türklerdekimasal, menkıbe, efsane zenginliğinin temeli buralara kadar dayanır.Türklerde Tanrı anlayışı da gelişmiştir. Onlar Gök Tanrıya inanırlardı. OrhunAbidelerinde bunu görmek mümkündür. Göktürklerdeki Tanrı anlayışı İslamiyetingetirdiği Allah anlayışı ile birbirine çok benzemektedir. Türklerin islamiyeti kolaykabul edişinde bu inanç benzerliğinin büyük rolü olmuştur.Türklerde dinin dayandığı temeller din adamlarınca halka ve gençliğe öğre-tilmektedir. Asya kıtasının her tarafına yayılmış olan Türkler, bu eğitimin tesiri ileinsanlık tarihinde karakterinin sağlamlığı, cesaretinin büyüklüğü ile göze çarpan birmillettir. (28) 'Çinli bir tarihçi Türkler cenkte ölmekle övünür, hastalıkla ölmek onlarda a-yıptır" der.Türklerin inancı ve hayat tarzı, karakteri ile ilgili olarak bir hususun daha a-çıklanması gerekmektedir. Türklerin islam dinine girmeleri, Türklerin temel karak-terinden biri olan askerlik, yiğitlik, cesaret, kahramanlık duygularını beslemiş eskialp tipinin yerini alperen yani şehitlik, gazilik almıştır.Ari Dinlerin Türkler arasına girmesi ise çok yıkıcı olmuş, Budizm, ManiheizmZerduştlük gibi Ari Dinlerin tesiri altında kalan Türklerin cesaret, mertlik şehametve gayret duygulannı kaybettikleri görülmüştür. el-Cahiz («) bu konuda şöyle der:'Türkler zındıklık (Budizm, Maniheizm) dinine girince artık harblerde mağlupolmaya başladılar. Türklerin en kahramanlarından Dokuz Oğuz (Uygur) ka-bilesi bunlardan biridir. Dokuz Oğuzlar savaşlarda daima ileri giderler veüstün olurlardı. Ne yazık ki, onlar zındıklık dinine girmeye başladılar, artıkonların dillere destan olan kahramanlıkları yok olmuş, şecaatleri de sonbulmuştu." (29)Tecrübeli vezir Tonyukuk, Budizm konusunda Bilge Kağana "Buda dini Türkaskerlik ruhuna çok kötü tesirler icra edecektir" diyerek uyanda bulunmuştur Budadininin et yemeyi yasaklaması, bu dine giren Türklerin kabuklarına çekilmelerinesilikleşmelerine sebep olmuştur.
  Türklerde kadın çocuklar, genç ve yetişkinler, daima binici ve atıcıdırlar.Kendi işlerini kendileri görmekten zevk duyarlardı. Güzel giyinirlerdi. Ziyafetten{Potlaç) büyük haz duyarlardı. Teşkilatçı bir millet idi.Türklerde eğitim bilhassa aileye, sosyal çevreye ve yerleşmiş âdetlere vegeleneklere dayanırdı. Türk devletinin kanunları ve töreleri birer eğitim vasıtasıidi.Türk gencinin temiz bir ahlâk ve karaktere sahip olmasına, yetişkin nesil özelbir Önem veriyordu. Kadın ve erkeğe aynı eğitim gösterilirdi.Ailede kadının rolü çok büyüktür. Aile fertleri kadınlara karşı büyük saygıgösterirlerdi. Türkler kız çocuklarına da diğer milletlere nazaran özel bir önem ve-rirlerdi. Kızlar bile küçük yaşta savaş eğitimine başlıyorlardı.Çocukların eğitiminde uygulanan metod. Türkün her günkü yaşayışına uy-gundur. Yani çocuklar milletin genel menfaatlerine uygun olarak yetiştirilirlerdi.Çocuklara avcılık ve harp idmanları yaptırılırdı. İyi ata binmeleri, silah kullanmalarıöğretilirdi.Çocuklar küçük yaşta at yerine koyuna biner, kuş ve sıçana ok atarlardı. Birazdaha büyüyünce tavşan, tilki avına giderler, yiyecek, giyecek ve üzerine oturacak-ları postekiler getirirlerdi. Deri ve kürk işlemesini çok iyi biliyorlardı.Ağır silahları kullanır hale gelince savaşa iştirak ediyorlardı. Bu gençler top-lumdan büyük saygı görürdü. Erkek çocukları çevrelerine faydalı olacak şekildeyetiştirilirken, kız çocukları ev işlerine alışmak, ev düzenini öğrenmek, el maharetikazanmak, gergef işlemek, halı, kilim dokumak, kök boyadan çeşitli ip boyamak vebunları el dokumalarında ve gergefte kullanmak üzere hazırlarlardı. Çocuklar nazlıbüyütülmez, bilakis dayanıklı olmasına dikkat edilirdi. Bir yiğitlik gosterinœye kadarçocuklara ad konmazdı. Kcrku diye birşey bilmezlerdi. Türklerin eğitimi ana hatlarıİle islamiyete kadar böyle devam etmiştir.Tarihte Türk sözü, tarihin en eski çağlarında da belirli bir kavimler birliğinigösteren bir ad olarak bilinir. İlk bilinen devlet Hun İmparatorluğudur. (M.Ö. IV.asır). Türk adını kullanan ilk devlet ise Göktürk Devletidir. (VI. asır) Bu çalışmadaislamiyet öncesi dönemde bozkır kültürüne sahip olan Türklerin ortak kültürel ya-pıları ve yaygın eğitim niteliği arzeden genel eğitim anlayışları ve bu eğitim so-nucunda ortaya çıkan kültürel miras ve davranış kalıpları devlet ismizikredilmeksizin ortaya konulmaya çalaşılmıştır. Türk devletleri ayrı ayrı incelen-memiştir. Bu konunun ayrı bir çalışmada ele alınması düşünülmüştür.Bütün bu açıklamalardan sonra Türklerde eğitim ve öğretim hayatını şöyleceözetlemek mümkündür.
1 Eğitim küçük yaşta başlamaktadır.
2- Kız ve erkek çocuk ayırımı yapılmamaktadır.
3- Kız çocuklara ayrı bir önem verilmektedir.
4- Tecrübeli, güngörmüş devlet adamları, kumandanlar, kılıç erleri, şair vebilgeler, sanatkârlar ders vermektedir.
5- Savaş eğitimi yanında, meslek eğitimi de verilmektedir. Üretim çeşidibaşta savaş araç ve gereçleri dahil olmak üzere çok fazladır.
6- Eğitim ve öğretimde iyi örnek olma, mükemmeli örnek alma esas alın-mıştır.
7-Takrir (anlatım), Gözlem, Tecrübe (uygulayıp yapma) vb. metodları kulla-nılmıştır.
8- Eğitim ve öğretim herkese açıktır.
9- Eğitim devamlıdır. (Hayat boyudur)
10- Eğitim otağlarda, meydanlarda, yerine göre dağlarda av sırasında ya-pılmaktadır.
11 - Eğitim uygulamaya dönüktür.
12- Yazı çok erken çağlarda (M.Ö. 2500) kullanılmaya başlanmıştır.
13- Türklerin kendilerine mahsus bir takvimleri vardır.
14- Taş, madeni kap... vb. malzemeye, çini tabletlere yazı yazılmıştır.Türklerde eğitim; anlatıma, gözleme, deneye, mükemmeli örnek almaya,bizzat yapmaya, uygulamaya dayanan bir eğitim tarzıdır. Bu eğitim tarzı günü-müzde yaygın eğitim ya da hayat boyu eğitim ilkesi iie de açıklanabilir.


           KAYNAKÇA
(*) S.U. Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi
(**) S.U. Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi
1. Wolfram Eberhard. Çin Tarihi. TTK Yayını. Ank. 1987. s. 17Bu altın elbise halen Kazakistan'ın başkenti Alma-Ata Devlet Müzesinde teşhir edilmektedir.
2. Refik Özdek, Türklerin Altın Kitabı C. I. Tercüman Yay. İstanbul. 1990
3. age. s. 32-35
4. İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, 2. baskı, Boğaziçi yayınevi, İstanbul 1983, s. 321-325'
5. Osman Turan, Oniki Hayvanlı Türk Takvimi, DTCF yayını, İst. 1941
6. Fahrettin Olguner. Türk-îslam Düşüncesi Üzerine, Akademi Kitabevi, ¡zmir 1993, s. 19
7. age s. 39-52
8. Halil Cin, Ahmet Akgündüz. Türk Hukuk Tarihi, C. I S.U. Yayını. Konya 1989 S. 29-30
9. İbrahim Kafesoğlu, Türk Bozkır Kültürü, TKAE Yayını Ankara 1987 s. 1-3
10. age. S. 13
11. age. S. 16-17
12. age. S. 21-22
13. age. S. 22-34
14. age. S. 34-35
15. age. S. 37-46
16. age. S. 70-84
17. age. S. 105-109IS. Bahaddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, c. 4, KB Yayını Ankara 1978
18.Bahaddin Ogel  Türk kültür tarihine geçiş 1978
19. Bahaddln Ogel, Türk Mitolojisi C. I. AKDTYKTevhid-i TedrisatK. Yayını. Ankara 1989 s 66-70
20. Zekenya Kitapçı. Saadet Asrında Türkler. Konya 1993, S. 41 -44
21. İbrahim Kafesoğlu. Türk Bozkır Kültürü. TKAE, Ankara 1987 S 108-109
22. age. S. 127-129
23. age. S. 131-138
24. Hüseyin Namık Orkun. Eski Türk Yazıtları. TDK Yayını. Ank. 1987 S 14-17
25. Osman Turan. Türk Cihan Hakimiyeti Mefltûresl Tarihi, C.l, Turan Neşriyat Yurdu ist 1969 S IXII.
26.
27.Zekenya Kitapçı, Orta Doğu Türk Askeri Varlığının ilk Zuhuru. TDAV Yayını istanbul 1987'S
28. Hasan A'i Koçer. Eğitim Tarihi, Ankara, A.Ü. EBF Yayını, 1971 s. 9-12el-Cahiz (Ölm. 869) Hristiyanlık için de aynı görüşleri ileri sürmektedir.Zekefİ"Hırıstıyanlık için de aynı görüşleri ileri sürmektedir
29. Zekenya Kitapçı. Orta Doğu Türk Askeri Varlığının İlk Zuhuru, TDAV Yayını, İstanbul, 1987. S. 3e
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #2 : 09 Eylül 2016, 01:32:59 »

Ağaç kovuklarında yaşayanlardan her alanda üstünüz.
Türküz biz...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.