Hazar Türk İmparatorluğu
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Kasım 2017, 10:42:01


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hazar Türk İmparatorluğu  (Okunma Sayısı 298 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« : 16 Eylül 2017, 17:37:11 »

Amerikan başkanlarına siyasi danışmanlıklar yapmış, dünya politikasını belirleyici kurumlarda, dış ilişkiler konseyi, üçlü yönetim gibi dünya politikasını belirleyici, dünyayı yapılandırıcı ve biçimlendirici politikaların üretildiği kurumların kurucusu, yöneticisi olan Zbinniew Brzezinski vefat etti. Zbinniew Brzezinski, bugün Ortadoğu'da terörün tohumlarını atan kişidir. Örneğin Işid'in kurucu aklı Zbinniew Brzezinski idi. Taliban'ın hami ve kurucusu Zbinniew Brzezinski idi. El Kaide denilen kanlı örgütün kuruluşunda rol oynamış olan kişi, Zbinniew Brzezinski idi.

Zbinniew Brzezinski, 2004 yılında kendisine sorulan soru şu idi. - 'Siz Afganistan'daki İslâmcı teröristleri beslediniz. El Kaide oldu. Usame Bin Ladin oldu. Sonra da 11 Eylül'de ikiz kuleleri zamanında silah ve paraca destekleyip, Rusya'ya karşı savaştırdığınız o kişiler geldiler, ikiz kuleleri patlattılar. Amerika'ya zarar verdiler. Pişman mısınız? Sorusu soruluyor.

Zbinniew Brzezinski'de diyor ki, - 'Neden pişman olayım! Üstelik Rusya işgal ettikten sonra silahlandırmış değilim. Yanlış anlamayın, Rusya, Afganistan'ı işgal etmeden önce ben Pakistan ve komşu ülkelerdeki İslâmcıları mücahitleri silahlandırdım ki, Rusya orayı işgal edebilsin diye, aman Afganistan elimizden kaçıyor. Ancak işgal edersek elimizde tutabiliriz desin Rusya ve Afganistan, Rusya'nın Viyetnamı olsun diye ben o politikayı yaptım. Nitekim Rusya'da tuzağıma düştü. Ben Afganistan'a komşu İslâmcı ülkelerdeki teröristleri silahla desteklediğimi göstere göstere, gazetelerde fotoğrafım çıka çıka yaptıktan sonra Rusya benim tuzağıma düştü. Afganistan'daki Rus yanlısı hükumeti korumak üzere orayı işgal ettim. İşte Rusya'da rejim çökmeye o gün başlamıştır. Sonuçta sosyalist rejimi yıkmak değil mi idi amacımız, ben bunu bu şekilde sağladım. Ne olacak yani, bunun karşılığında birkaç İslâmcı terörist çıktı ise, her şeyin bir bedeli var. Yani Rusya'da rejimin çökertilmesine karşı çok az bir bedel ödemiş oluyoruz.' diye bir cevap veriyor ve üstleniyor. İşte bu kişi Amerikan başkanlıklarının danışmanlıklarını yapıyor. Dünya politikasını biçimlendirici örgütlerde de yönetici ve kurucusudur.

Hazar Devleti, Rus saldırısına uğrayıp, çöktüğü bu aşamada dağıldı. Bu dağılım sırasında birtakım Hazarlılar, Polonya'ya yerleşti. Zbinniew Brzezinski, o Polonya'ya yerleşenlerden, sonra da Amerika'ya göçenlerdendir.

İngiltere Başbakanlığı yapmış Benjamin Disraeli'nin 1968 yılında bir başbakanlığı var. 1874 - 1880 arası yine başbakan ve Musevi kökenlidir. İngiliz yasalarında Musevi kökenlilerin parlamentoya girmesi yasak olduğu halde Kraliçenin özel izni ile parlamenter oluyor. Milletvekili oluyor. Başbakanlığa kadar yükseliyor. İşte bu kişi de Hazarlı, Rusya'nın Osmanlıyı parçalama plânlarına kendi başbakanlığı döneminde sertçe reddetmiş bir Hazar Türk'ü.

Hazar Devleti, Karadeniz'in kuzeyindedir. Tuna'ya kadar uzanan, Hazar denizinin kuzeyi, Hazar çevresi, bugünkü Azerbaycan, Ermenistan'ın 'bu topraklar benim dediği yerler', Hazar Devleti'nin sınırları içinde kalan topraklar idi. Hazarlılar denilen topluluktan ilk söz eden Hededot'tur. Hazarlılardan Ak Hazar diye söz eder. Ansiklopedi 1992 Britanica'da Hazarlar Grek yazınında Ak Hazar ve Hazaroi adı ile, Çin yazılarında Tuki koza olarak geçer. Hazarlar tarih sahnesine İsa'dan sonra 190 yıllarında çıktılar. 1100 yıllarına kadar, 900 yıl Karadeniz'in kuzeyinde yani Rusya'nın güneyinde egemenlik sürdüler.

Hazarların egemenliklerinin doruk noktası 600 yılı ile 950 yılları arasında 350 yıldır, diyor. Şimdi Hazar Türk İmparatorluğu 900 yıllık bir imparatorluktur. Fakat bunun 350 yılı mükemmel, en parlak dönemdir. 900 yıllık bir devletten söz ediyoruz. Selçuklu devleti 900 yıl sürmedi. Osmanlı devleti de 900 yıl sürmedi. Ama Hazar devleti 900 yıl sürmüş. Başkentleri İdil, Volga nehri üzerinde, bunun dışında Semender, Tarkuk, Kamlıca, Belencer gibi kentleri var. Don ırmağı kenarında Sarkel diye yine müthiş güzel şehirleri var.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #1 : 16 Eylül 2017, 17:38:42 »

Bunlar tarihte Bizans yazmalarında karşımıza çıkıyorlar. Bizans devlet arşivlerinde, vakanüvilerin yani günlük tarih yazarlarının yazılarında Bizans ile Hazar Devleti ilişkilerini görüyoruz. Bizans İsa'dan sonra 509'larda Pers imparatorluğu ile savaşa tutuşuyorlar. Bu savaş çok mühim bir savaştır. Çünkü bu tarihlerde Arabistan yarımadasında da bir şey olacaktır. İran ta Üsküdar önlerine kadar gelir. Bütün Anadolu kafatasları ile dolar. Bizans da karşı saldırıya geçer. İran ordusunu Mezopotamya'ya kadar sürer. Anadolu topraklarında böyle kaç defa kan gövdeyi götürür. Bizans - İran savaşı yıllarca 30 - 40 yıl süren bir savaştır.

Bizans yenildikten sonra İran'a Hazar Türkleri ile ittifaka giriyor. Bizans ondan sonra İran'ı yenebiliyor. O tarihte Hazar İmparatorluğu, herhangi bir semavi dine bağlı değil, Türklerin geleneksel tabiat inancını benimsiyorlardı. Bizans imparatoru Heraklius Hazar İmparatorluğu ile görüşmeye başlar ve ittifak yapar. İttifak İran'a karşıdır. Hıristiyan Bizans, geleneksel tabiat inancı olan Hazar İmparatorluğu ile birlikte mecusi, ateşe tapan İran'a karşı ittifak yapar. Bu ittifak birkaç yüzyıl sürer. Bu birkaç yüzyıl içerisinde neler olur? 704 yılında Bizans imparatoru olacak olan II.Justinianos, Hazar İmparatorunun kızı ile evlenir. Hazar İmparatorunun kızı Bizans'a gelin gider. Bizans tahtına kraliçe olarak çıkar. Vaftiz olur. Hıristiyan olur. Vaftiz adı olarak Teodora adını alır. Bu kızın erkek kardeşinin adı da Orhan'dır. 708 yılında Hazar Türk, Bizans kraliçesinin kardeşi Orhan, Erzurum valiliğine atanır. 741 yılında Konstantin Kopronim yine Hazar İmparatorunun kızı Çiçek ile evlenir. Bizans imparatorluğuna gelin gider. Hazar İmparatorluğundan, Bizans imparatorluğunun tahtına ikinci defa bir Türk kraliçe olarak oturur. Giyimleri Bizans'ta bir moda yaratır.

Çiçek modası, Bizans kayıtlarında Çiçekyon denir. O giyim tarzına Çiçekyon denir. O dönemin bütün Bizans ileri gelenleri Çiçekyon tarzı giyinirler. Bu 'Çiçek Modası' da yüzyıllarca sürmüştür. Çiçek de vaftiz olduktan sonra İrene adını alıyor. Arkasından Çiçeğin oğlu IV.Leo, Bizans kayıtlarında Hazarlı Leo olarak geçer. 775 - 780 yılları arasında Hazar Türk'ü Leo, Bizans tahtında Bizans İmparatorudur. Daha sonra 803 yılında Bizans'ta bir iç karışıklık olur. Taht için, kim oturacak diye, Bizans kayıtlarında 803 yılında Türk Bardan adı ile geçen Bizans ordusu tarafından imparator seçilir. Valilik gibi siyasi görevler, Genelkurmaylık gibi askeri görevler ve imparatorluk gibi konumları ele geçirmiş bir kuvvet Hazarlar. Fakat Bizans İmparatoru olmayı Bardan reddediyor. Bu olmaz, darbe ile oturmam oraya diyor. Askeri gücü kullanarak imparator olmayı reddeder. İran'a karşı Bizans ile de müttefiktir. İmparatorluk sınırları içinde başka dinlerden, inançlardan hatta Müslüman olan kimseler, öbekler vardır.

Yine aynı sınırlar içinde Hıristiyanlar vardır. Bizans imparatorluğundan baskı gördüklerinde kaçıp, Hazar imparatorluğuna sığınan Museviler vardır. Museviliği kabul etmesi kırılma noktasıdır. Hazar İmparatorluğu 700'lü yıllarda Museviliği benimsiyor. Arap saldırıları var. 'Bunlar dinsiz ve kitapsız' diye Hazar'a saldırıyorlar. Bizans ise bir yandan Hıristiyan olmaları için sıkıştırıyor. Araplar Hazar'a 'kitaplı bir dine mensup değilsin' diye saldırıyor. Bu saldırıdan yararlanan Bizans ise 'bak Hıristiyan olursan senin kitaplı bir dinin olacak' diye sıkıştırıyor. İşte bu ortamda Bizans hükümdarı Kağan'dır adı. Bizans hükümdarlarının adları kağandır. Bizans Kağanı yani Hazar Kağanı üç dinin mensuplarına sorayım diyor. 'Beni ikna edin. Birinizden birinizin dinine geçeceğim' diyor. Musevi, Müslüman ve Hıristiyan dinleri için, (bu toplantının tutanağı İspanyol Musevi cemaatinin başkanında var. Yayınlandı. Kitabın adı Kuzarı, yani İbrani dilinde Hazar'a Kuzari deniyor. Kağan ne soru sordu. Musevi din adamı ne cevap verdi?) şeklinde kitabın özü budur. Sonunda çok ilginç bir akıl yürütme ile 'her ikinizin de Arap ve Bizans Hıristiyan din adamına, her ikinizden de daha eski olan Musevilik diyor. İkiniz birden Museviliğe karşı değilsiniz. Ben Musevi olacağım' diyor ve oluyor. O andan itibaren semavi bir dine mensup olmayan imajını siliyor. Musevi olarak diğer ikisine de eşit mesafede kalmış oluyor. Siyasi bir tercih yapıyor. Hazarlar ahşap temelli bir toplumlar. Türk toplumlarının yaşadıkları bölge gereği ahşap sanatına önem veriyorlar. Yaptıkları işçiliğin tamamı ahşap, yazıları da ahşap oyma üzerine zaten, bunlardan taşa kazınmış olanları mezar taşları oluyor. Bu mezar taşları elimizde, çeşitli metal bardak, çanak vb. eşyalar üzerinde yazılar var. Yahudi ansiklopedisinde (Chazars) 1901 yılı The Jewısh Encyclopedıa Hazar maddesi şöyle başlar: - 'Türk kökenli bir halktır.' diye yazıyor.

Hazarlar, biz Musevi olduk dediklerinde, Musevilerin kendilerini bu dine mensup kabul edip etmeyeceklerini hiç düşünmemişler. Çünkü Museviliği kabul ettikleri o tarihte, Musevilerin en yüksek din adamı onları Musevi olarak kabul etmiş. Museviliğin anlayışı zaman içinde değişip, Musevi bir anneden olmayan kişi, Musevi olamaz şeklinde bir anlayış daha sonradan öne çıkartılmışsa bu Hazarları bağlamıyor. Ernest Renan özellikle bu konu üzerinde çalışan biridir.

Kendisinin Nutuklar ve Konferanslar adlı kitabında ilginç bir bölüm var. 'Yahudilik Irk mıdır, Din midir' diye bir başlık göreceğiz. Demiş ki, - 'Din değiştirmek hakkında tarihi bilgilere sahip olduğumuz Hazarların Yahudiliğe dönmeleri hemen hemen bütün Güney Rusya'yı kaplayan Hazar'lar ülkesi Cherlamango devrinde Yahudiliği kabul etti. Güney Rusya Karaimleri ve VIII.yüzyıuldan itibaren içinde Toktamış gibi Tatar ve Türk adlarına rastlanılan Kırım İbrani kitabeleri bu tarihi olayla ilgilidirler. Cedleri Filistin'li olan bir Yahudi İbrahim, Levi yahut Yakup adını alacak yerde hiç Toktamış adını alır mı idi? Şüphesiz hayır. Bu Toktamış Yahudiliğe dönmüş bir Tatar veya Nogay idi. Yahut bu gibi bir kimsenin oğlu idi.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çi-Çi
Deli Sarı
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.310



« Yanıtla #2 : 16 Eylül 2017, 17:40:19 »

Hazarlar ülkesinin Yahudiliğe geçmesi olayının Tuna ve Güney Rusya memleketlerinde oturan Yahudilerin kökeni meselesinde büyük bir önemi vardır. Bu bölgeler, ırk bakımından Yahudilikle hiç veya hemen hemen hiç ilgisi olmayan Yahudi kitleleri barındırmaktadır. Herhalde hususi bir sebep ırk bakımından Yahudi olmayan birçok insanın Yahudiliğe geçmesine yol açmıştır' diyor. Ernest Renan, Yahudiliğin ırk birliği içermediğini tespit etmiştir. Örnek olarak da Hazar Türklerinin Museviliği benimsemelerini göstermiştir. İkinci örnek, İsrail'de zenci Museviler var. Hazarların, Osmanlılar tarafından bilinmiyor olması ilginçtir. Cumhuriyetten sonra rastlamaktayız.

Hazar devletinin varlığından bahseden Arap kaynakları var. Halifenin istihbarat şefi, 804 yılında İbn Hurdazbih, Yollar ve Ülkeler adlı bir istihbarat kitabıdır. Bu kitapta Hazarlara yer var. sonra 850 yılında Yakubi'nin Ülkeler Kitabı adlı eseri var. 925 yılında Mesudi'nin Muruc Ez - Zeheb (Altın Bozkırlar) kitabında Hazarlardan söz ediyor. 950 yılında İbni Fazlan'da Onuncu Asırda Türkistan'da Bir İslâm Seyyahı adlı eseri var. Hazar Devletini görmüş insanların, coğrafyacıların yazdığı kitaplar. 982 yılında yazılmış V.Minorsky, Hududü'l - Alem adlı kitap burada da Hazarlarla ilgili bölümler var. 1120 yılında Endülüs Müslümanı Ebu Hamid Muhammed Gırnati Seyahatnamesi adlı bir kitapta da yine Hazarlara yer ayrılmış. Bunların dışında Constantıne Porphyrogenıtus, Gyula Moravcsık, 945 - 948 yıllarında Bizans imparatoru idi. Bu kitapta Hazarlara özel yer ayrılmıştır. Hazarların nasıl yenilmesi gerektiği üzerine kafa patlatmıştır. - 'Rusları Hıristiyan yapalım. Peçenekleri kışkırtıp, Hazarlara saldırtalım.' Bölüm başlıklarına bakalım. Bu bilimsel bir çalışmadır. Grekçe özgün yapım, 948 yılında yazılmış bir kitap, bu kitapta 'Kara Bulgarları Hazarlar Üzerine Saldırtabiliriz' diye bir başlık, yani kitap boyunca Hazarları nasıl devre dışı bırakırız. Hazarlar bölümü bundan ibarettir. Bunun dışında yine Grek kaynaklarından John Skylıtzes, 811 - 1057 yılları, bu kitapta da Hazarlarla ilgili gelişmeler söz konusu edilmektedir.

Bunlardan şunu anlıyoruz. Ruslar pagan iken, çok Tanrıcı iken, Bizans, Rusları Hıristiyanlığa çekiyor. Ruslar Hıristiyan olduktan sonra onlarla ittifak ederek, Hazar imparatorluğuna saldırtıyor. İşte bu saldırılar sonucu diğer yandan da Arapların saldırıları, bir taraftan Bizans müttefiki Rusların saldırıları altında Hazar İmparatorluğu parçalanıyor. Rus saldırıları karşısında bir kısım Hazar ayrılıp, Güney'e iniyor. Müslüman oluyor. Bir kısmı da Musevi dinini koruyarak, Doğu Avrupa'ya yayılıyor. Bir kısmı Musevi olarak Rus egemenliği altında yaşamını sürdürmek kararında süreç içinde kimileri Hıristiyanlığa geçiyor fakat çoğu yine Kırım'da Musevi olarak kalıyor. İşte bu birkaç bölünmüş halde Selçuklular, tam Hazar İmparatorluğu parçalanma esnasında Selçukluların ortaya çıkma yılı, bu nasıl oluyor? Acaba Selçukluların ortaya çıkması ile Hazar İmparatorluğunun dağılmasının arasında bir ilişki var mı? Yoksa Selçuklular, Hazar İmparatorluğundan Güney'e inenler mi? Sorusu üzerine bir kitap yazılmıştır. Bu soru A.C.S. Peacock, akademik olarak Selçuklu Devletinin Kuruluşu adlı eserde yanıtlanmıştır. Selçuk Bey'in babası Tukak'ın esasen Hazar İmparatorluğunda bir askeri şef olduğu Hazar imparatorluğunun verdiği yanlış bir kararı protesto ederek, onunla çatıştığı ve bir süre sonra vefat ettiği, oğlu Selçuk onun yerine geçtiği fakat imparatorun kin güttüğünü ve Selçuk'tan intikam almaya çalıştığını, bunun üzerine Selçuk topluluğu ile birlikte Güney'e indiği yazılı, Arap kaynaklarında. Yine Selçuklu Devletinin Haberleri, Ahbarü'd-Devleti's-Selçukiyye adlı bir kitapta Selçuk Bey'in oğullarının adları Musa, Mikail, İsrail, Davut. Şimdi bu isimler Tevrattan alınma adlardır. Mikail özellikle Musevilerin önem verdikleri 4 melekten Musevilerce çok önemli sayılan melek Mikail'dir.

Bu isimlendirmeler de bize Selçukluların kökenlerinin Hazar imparatorluğunda ve onların Hazar imparatorluğu Rus saldırısı altında dağıldıktan sonra o dönemde Güney'e inip, Müslüman olan Hazarlar olduğunu düşündürücü veriler üzerine yazılmış bir kitaptır. Cengiz Özakıncı, Derin Yahudi adlı kitabında bu varsayımı, çok daha önce ortaya koymuş idi. Cumhuriyet döneminde Türk Tarihinin Ana Hatları, A. İnan kitabında Hazar Devleti tarihi olarak 620 - 1055 yılları verilmiştir. 1932 yılında lise tarih kitabında Hazarlar yer alıyor. Burada da Hazar Türk Devleti 602 - 1016 yılları arasında yer alıyor. Kara Şemsi Reşit Saffet'in, Hazar Türkleri Avrupa Devleti VI.XII asır adlı kitabının yayınlanma tarihi 1934 yılıdır. Bu kitap İstanbul'da Türk Musevilerine verilmiş konferanstır. Onların Amikal adlı dostluk derneğinde Reşit Saffet Bey, Lozan'ı imzalayanlardan, delegelerimizden biri olan Reşit Saffet Bey, Türkiye'deki Musevilere Fransızca olan ve bu nedenle dil birliğini baltalamakta olan, Musevi cemaatine bir konferans veriyor. İşte bu konferansın tutanağı burada. Ne diyor; - 'Dünyadaki Musevilerin ancak çok küçücük bir bölümü İbrani İsrailoğlu Sami kökenlidir. Yüzde doksanı Hazar Türk kökenlidir.' diyor. Hazarları anlatıyor. Hazarların Museviliği benimsemelerini, dünyaya dağılmalarını anlatıyor. İstediği tek şey var: - 'Türkiye'desiniz. Türkçe konuşacaksınız! Bu sizin onurunuzdur. Türkiye'de Fransızca konuşmak yakışıksız bir tutumdur. İbranice konuşsan diyeceğim ki, İbranice konuşuyor. Sen ana dilini de konuşmuyorsun. Benim ülkemde gidip Fransızın dilini konuşuyorsun.' İşte bu konferansta Hazar İmparatorluğu ile ilgili Cumhuriyet döneminin verdiği en ayrıntılı bilgi bu kitapta mevcuttur. Arthur Koestler'in Onüçüncü Kabile adlı kitabı Amerika'da Türk soyadlı Musevi ve Hıristiyan kimselerin yaşadığını yazmış. Türk sözcüğünün dünyanın çeşitli dillerinde ve lehçelerinde 400 küsur çeşit söylenişi var. Hazar bölgesinden Türkler önce Doğu Avrupa'ya daha sonra Amerika'ya yönelmiş. Amerikan nüfus kayıtlarında soyadı Türk olanlar, census data browsıng last name Turk, araştrıldığında sayfada 100'e yakın isim var. Aynı isimden kaç adet tekrar var, onlar da yazılı yanında. Meselâ ismin üzerine gelip, tıklıyorsunuz. O ismin bütün seceresi önünüze geliyor. 45 bin Türk sözcüğü soyadı olan kişi var. Adı yabancı soyadı Türk sözcüğü almış. Kağan sözcüğü soyadı olan kişiler var mı? Evet, soyadı Kağan 100 bine yakın ön adı yabancı soyadı Kağan olan Musevi var.

Peki, Amerika nüfus kayıtlarında, Türkçe Kaplan sözcüğünden soyadı var mı? Kaplan soyadı da 300 bine yakın kişi var. Ön adları gayrimüslim, soyadları Türk, İbrani dilinde Hazarlara Kuzara diyorlar. Kuzara soyadlı 100 bine yakın Amerika'da Musevi ve Hıristiyan var. Genetikçi bir Amerikalı Toni Richart Turk, kendi soyundan başlamış araştırmaya ve yıllar önce internette bir siteye - 'soyadı Türk olanlar bana ileti göndersinler' diyor. Nancy adında bir kadın 'benim de adım Nancy Turk' diyor. Tanışıyor ve evleniyorlar. Fakat Nancy konuya yazdığında 'biz akraba olabilir miyiz' diye yazıyor. Araştırıyorlar. Akraba olmadıklarını fakat soydaş olduklarını fark etmişler. Kökleri Polonya'ya dayanıyor. Polonya Musevilerine onlar da Hazar Türk Musevilerine dayanıyor. Bu arada Toni Rıchart Turk'ün 'Türk soyadlılar buraya' forumuna 50 bine yakın Türk soyadlı başvuruyor. Toni Rıchart Turk 'DNA testi yaptırsın herkes diyor. Sonucunu bir havuzda toplayalım, biz Türk müyüz hakikaten' diyor. O foruma üye olan soyadı Turk olanlar, kendi bulundukları yerde DNA testi yaptırıp, tek havuza gönderiyorlar. Ve sonuç: Hepsi Türk. First Y - DNA Results Indicate Turkic Origins for Turk Surname By Toni Richart Turk, September 29, 2002. Some Conclusıons Regardıng The Orıgıns of the Turk Surname, ilk yapılan DNA sonuçları Türk olunduğunu belirledi, diyor. Toni Richart Turk, o foruma asılıyor. 'Biz Türk'üz' diyorlar.

Amerika'da Ermeni lobisi var, aleyhimize çalışıyorlar. Amerika'da Grek lobisi var, çalışıyorlar. Amerika'da Türklerin sayısı azmış o nedenle orada bir lobi kurulamıyormuş vb. gibi adamlar kendi kendilerine örgütlenmişler Hazar Türk'üyüz diye ve bu sadece Amerika'da, dünyayı esas aldığımızda bir de yalnızca Turk sözcüğü ile aynı zamanda Turk sözcüğünün 400 çeşit yazılış biçimi var. Her biri henüz aranmadı. 400 çeşit söyleniş var. Daha aranmadı. Çorap söküğü gibi geriye doğru döndüklerinde dedeye, dededen onun dedesine gittiklerinde meselâ kilise kaydına rastlıyorlar. Kiliseler kayıt tutmaktadır. Vaftiz adı verilmektedir. Fakat kilisede şu da yazılıdır. Daha evvel Musevi idi. Köken de yazılıdır. Türk diye.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 600


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #3 : 16 Eylül 2017, 18:53:11 »

Paylaşımınız çok şaşırtıcı bilgilerle dolu ve değerli Varolun Çi-Çi...


Dini kaynaklara göre Hazarlar; Hz. Nuh’un oğlu Yasef’in yedi çocuğundan üçüncüsü olan Hazar’dan türemişlerdir. O, İtil nehrinin kıyılarına geldikten sonra nesli buralarda çoğalmış ve daha sonraları buralara Hazar ülkesi denmiştir. 1

Hazar etnik adının anlamı ile ilgili çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Macar Türk bilimcisi G. Németh, 1930 yılında yayınlamış olduğu eseri “Fetih Çağı Macarlarının Oluşumu”nda, Hazar adı hakkında bilgi verir. G. Németh, Qazar’ın Türkçe kez- “gezmek” fiilinin damaksıl biçimi olan qaz-’dan türediği tezini ortaya koymuştur. Bu, “gezenler, dolaşanlar” yani “göçerler” anlamını veren bir budun adını temsil etmektedir. András Róna-Tas 1982 yılında Moğolistan’da bulunan Uygur Terkh yazıtında (754) geçen Qasar biçimi, Şine-Usu yazıtında (760) geçen benzer bir biçim, Hatip Zakharias’a atfedilen kilise tarihindeki ksr biçimi, Çin kaynaklarındaki Ko-sa, Ho-sa biçimleri ve bir Orta Farsça metinde (Mahrnâmag) geçen kişi adı Khasar Tegin’e dayanarak, Qasar’ın (Oğurca’da Qazar>Khazar oluyor) özgün Türkçe biçim olduğu sonucuna varmıştır. Aynı zamanda bu budun adının İç Asya’ya Orta Farsça keysar, kesar aracılığıyla girip Türkçede kesar (>Qasar) ve Tibetçe’de Ge-sar olmuş Roma ismi-sanı Caesardan türediğini öne sürdü. Tibet kaynaklarında dru-gu Ge-sar “Türk Gesar” ifadesi geçmektedir.2

P.B. Golden bu tezin Hazar adını açıklamada yeterli olmadığını söyler. Ona göre Terkh yazıtı bir parçadır ve değişik yorumlara açıktır. Orada Qasar’ın bir budun adı mı, yoksa kişi adı mı olduğu açık değildir. Bir Uygur çevresine oturmaktadır ve Hazarlarla ilgisi olmayan bir Uygur önderine işaret ediyor olabilir. Kişi adı Qasar çağdaş kaynaklarda Uygurlar, Kuzey Kafkasya Hunları (Hazarların, bir Oğur dili konuştukları farz edilen bağlıları) ve daha sonra Moğollar arasında geçmektedir. Qasar kelimesinin kendisi bir köpek türü anlamıyla Orta Kıpçakça’da geçmektedir.3

Bu kelimenin Hazarla ilgisi için kesin görüş yoktur. Hazar, kelimesinin bir milleti değil de bölge adını temsil ettiği düşüncelerini Yakov Kuzmin-Yumanadi ve Palev Kuleshov “Hazarlar” adlı makalelerinde belirtmişlerdir. Hazarlar çağdaşı olan yazarların eserlerinde bu adın mahiyeti bölgesel olarak yer almaktadır. Örneğin, Hazarların çağdaşı olan Arap seyyah ve coğrafyacı İbn Havkal, “Hazara gelince, bu isim, başkenti İtil olan ülkeye verilen isimdir” der ve daha ileride de şöyle açıklar: “Bu ne bir milletin ne de bir halkın ismidir”. İstahri’de “Hazar, iklimin adıdır” der. Eserinin Farsça tercümesinde ise bir ekleme yaparak, “Başkentine İtil denilen bölgenin adıdır” denmektedir. El-Bekri’de de hemen hemen aynı ifade yer almıştır: “Hazar o ülkenin adıdır”. Kaşgarlı Mahmud kendisinden öncekilerin ifadelerini onaylayarak yazar: “Hazar, Türklerin yaşadığı yere verilen isimdir”. Bu eserleri değerlendiren Yumanadi ve Kuleshov “Hazar” adını dile getirdiklerinde bir etnik gruba ya da bir millete değil, sadece belli bir bölgeye ve mecazi olarak o bölgede yaşayan insanlara işaret olduğunu belirtmişlerdir. 4

Yumanadi ve Kuleshov aynı makalede “Hazar” adını açıklarken yeni yorumlarda geliştirmişlerdir: “Aslında isim, Hazar denizinden gelmektedir. Farsça konuşanlar ve aynı zamanda bu denizin civarında ya da bölgedeki adalarda yaşayan insanlar, bu denizi Hazar denizi diye adlandırırlar. Önceleri, denizin kuzey kıyılarına sürekli değişen göçebe kabilelerin yerleştiği zamanlarda, Hazar bu bölgede görülen bütün göçebelerin ismiydi. Bu nedenle tarihsel anlamda “Hazar” sözcüğü, aynı noktada Hazar bozkırlarını yurt edinmiş olan çok çeşitli göçebe ya da yarı göçebelerin adıdır. Eski çağlarda “Hazar”, Hazar Sakalarına ve Sarmatlarına verilen addı. Milattan sonraki ilk çağlarda “Hazar”, Dağıstanlı Sarmatlara bağlı bir boyun adı oldu, -Barsiller ya da Basllar”. 5

Hazarlar, Miladi II. yy’larda Orta Asya’da çok güçlü bir devlet kurmuş olan Hun Türklerine kadar dayandırılmaktadırlar. Nitekim Tang sülalesinden bahseden arşiv belgelerinde onlardan Çince “Tu-kiu Ho-se- Türk-Hazar” olarak bahsedilmiştir.6

Bizanslı yazarlar, Hazarları genel olarak Türklere bağlarken; Arap yazarları ise onları Türk diye adlandırırlar. Hazarlarsa kendilerini Ugor, Avar, Guz, Barsil, Onogur, Bolgar ve Savirlerle (Sabir) akraba sayarlar. Hazar Meliki Yosif’in mektubunda yer alan 10 oğul eponimiyle ilgili listede, genellikle boy beyleri Togarmalardan gösterilir ve Hazarlar yedinci sırada yer alır. Bu listedeki bazı isimler, örneğin Tir veya Turis, T-r-na, özdeşleştirilmemektedir ve daha önce adları sayılanların bazılarının özdeşleştirilmesi de şüphelidir. Buna rağmen, hepsi olmasa da bu adların büyük bir kısmının Türk dili ailesine giren halklara aittir. 7

Bu noktadan hareketle, Çinlilerin Hazarlara verdikleri K’o-sa adının, dokuz Uygur kabilesinden altısının adı olan Kesa’yla yakın bir benzerliği vardır ki, bazı araştırmacılar buna istinaden Hazarları Uygurlara nispet etmekte ve onların Hunlarla birlikte veya onların arkasından VI. yy’da Avrupa’da görüldükleri kanaatini taşımaktadırlar. Ancak, mevcut kaynakların büyük kısmı Hazarları Uygurlara değil, Ugorlara bağlamaktadır. Eğer Hazar adı aslen Türkçe ‘kaz’-“göç etmek” kelimesinden geliyorsa, o takdirde Hazar kelimesine hiç bağlanmadan Uygurların bir kısmının benzeri adının da aynı kelimeden geldiği düşünülebilir. Her durumda, tahminlerin hangisi doğru olursa olsun, gerçekten Hazarlar, Melik Yosif’in listesinde adı geçen kabilelere yakındırlar ve genel orjin açısından onların bu kabilelerle yakınlığı, çok büyük bir ihtimalle, farklı bir derecede olsa bile, Türkleşmelerinde Ugorların oynadığı rolle sınırlıdır. Hazarların dili Bulgar diline yakındır. Arap müelliflerinin yazdıkları eserlerin tamamı bunu kanıtlar niteliktedir. Örneğin İstahri ve onun arkasından İbni Havkal, “Bolgar dili Hazar diline benzer” şeklinde açıklamalarda bulunmuşlardır. 8

Gerçekte Hazarlarda, Bulgar ve Başkurtlar gibi, Türk-Oğuz boylarının dışında insanlık tarihine geçmiş en büyük Türk kavimlerinden biridir. Modern tarihçilerimiz onları bir birlik içerisinde Türk asıllı kavim olduklarını bildirdikleri gibi, el-Mesûdi, el-Istahri ve Kaşgarî gibi daha birçok klasik tarih ve İslam coğrafyacıları da onların Türk olduklarını bildirmişler, onların örf, adet ve ananeleri hakkında çok geniş bilgiler vermişlerdir. Bu örf ve adetler onların zaten Türk olduklarını gösterdikleri gibi, kullandıkları kelimelerde onların Türk olduklarını ve dillerinin ise Türk dilinin bir “lehçesi” olduğunu göstermektedir. Bunun büyük bir delili ise; diğer Türk boylarında olduğu gibi, devletin idari unvanlarının mesela, Tarhan, Bey, Han, Hakan vs. Türkçe olduğu gibi, bu hakanlarında Hazarlar hakkında ilahi bir güce sahip mübarek bir kimse oldukları, onların da diğer bir kısım Türk boyları gibi çifte hükümdarlar tarafından idare edilmeleridir. 9

Atıl/İtil’in (bu biçimler, Hazar devletinde konuşulan iki ana Türk dil grubu olan Bulgar-Oğur Atıl ve Ortak Türk İtil’i temsil eder; krş. Çağd. Tatar İdel “İdil”) bulunması bölgede yaşayan halkların kültürleri açısından önemlidir. Bölgede çok sayıda Türkçe oyma yazılı buluntularda mevcuttur. 10

Göktürkler, Hazar denizi ile Karadeniz arasında dağınık bir halde yaşayan Sabir, Ogur ve Onogur gibi bütün Türk kavimlerini kuvvetli bir birlik haline sokarlar ve bu tarihten sonra birliğin adına “Hazar” denir. 627’de Bizans imparatoru Heraklios ile ittifak eden Hazarlar, bu esnada hala “Türk” adını kullanırlar. Yani Göktürklerin Kafkasya’daki kuvvetlerinin temelini Hazarlar oluşturuyorlardı. 11

VIII. yy ortasında Çin kaynaklarında hala “Türk-Hazar” adına rastlanır. Bizans kaynaklarında, Türk-Hazar adları karışık olarak kullanılmıştır.12

Hazarların kökeni Farabi İbn Kura’ya göre.; 13

“Arapça Hazar, Çince Ko’sa; Türk kökenli bir halkın adıdır. Bu ad, Türkçe kazmak (dolaşmak-göç etmek) ya da kuz (bir dağın kuzey yamacı, buzul) sözcüğünden gelir. Ayrıca bir Ak-Hazarlar adlandırılması da vardır. Bu adlandırmanın amacı hiç kuşkusuz onları İstahri’nin sözünü ettiği Kara-Hazarlardan ayırmaktadır. Hazarlar büyük bir olasılıkla 552’den itibaren Batı Türk imparatorluğuna dâhil oldular ve belki de Batı Türklerinin ilk kağanının Sul (ya da Derbent) kalesi üzerine ilk yürüyüşüne katıldılar. VI. yy’da, Kafkasya’nın kuzeyindeki bölge, Sabirlerin (Hunların iki kabilesinden biri) elindeydi. X.yy’da, Kȃtip Mesudi, Türklerin Hazarlara (Sabirler) dediğini söylemiştir. Her durumda İslam kaynakları Hazarlardan söz ettiğinde aynı halkın söz konusu olup olmadığı kesinlikle bilinmemektedir. Aynı zamanda, Ak-Hazarların ve Kara-Hazarların adları da başka bir biçimde anlaşılmış olabilir. Hazar, Arapça’da “beyaz” ve “siyah” kuş anlamına gelir ve buna göre, Ak-Hazarların gündüzleri, Kara-Hazarların da geceleri temsil ettikleri düşünülebilir (…)

İslam kaynaklarına göre, ilk Hazar-Arap savaşı 642’de, Kafkasya’da patlamıştır. 653’te Balancar (Belencer) yakınlarındaki bir savaşta, Arap strateji öldürüldü ve çarpışmalar kesildi”. 14

1 Zekeriya Kitapçı, “Hazarlar Hakkında Yeni Tarihi Gerçekler”, TDA, S.155, İstanbul, 2005, s.113; Bkz. Mücmelü’t-Tevârîh, (Nşr. A. Ramazanî), Tahran, 1318; Ramazan Şeşen, İslam Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri, Ankara, 2001, s.30.
2 P.B. Golden-C.Zuckerman-A.Zajaczkowski, Hazarlar ve Musevilik, (Hzl. Osman Karatay), Çorum, 2005, s.10.  
3 a.g.e, s.11.
4 Y.Kuzmin-Yumanadi-P.Kuleshov, “Hazarlar”, Türkler, C.2, Ankara, 2002, s.464-472; Bkz. İbn Havkal, “TheBook of Roadsand Kingdoms”, Collection of Materials Relating to Places and Peoples of the Caucasus, S.38, Tiflis, 1906, s.107; El İstahri, “TheBook of Climates”, Collection of Materials Relating to Places and Peoples of the Caucasus, S.38, Tiflis, 1901, s.4; Kaşgarlı Mahmut, Divan-u Lügati’t-Türk, 1901, s.190.
5 Y.Kuzmin-Yumanadi- P.Kuleshov, a.g.m, s.464-465.  
6 Zekeriya Kitapçı, a.g.m, s.114.
7 M.İ. Artamonov, Hazar Tarihi, İstanbul, (Çev. Ahsen Batur), 2008, s.155.
8 Zekeriya Kitapçı, a.g.m, s.113.  
9 a.g.m, s.113.
10 P.B. Golden- C. Zuckerman- A. Zajaczkowski, a.g.e, s.4.
11 Şerif Baştav, “Hazar Kağanlığı Tarihi”, Tarihte Türk Devletleri I, Ankara, 1987, s.140.  
12 a.g.m, s.140-141.
13 Farabi İbn Kura (8.-9. yy) Hazarların kökeni hakkında tartışmalara katılan Müslüman temsilcisidir.
14 Orhan Türkdoğan, Günümüzde Karaman ve Hazar Türkleri, İstanbul, 2009, s.141.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Gök Türk Beyi
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 7.560


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #4 : 17 Eylül 2017, 00:25:21 »

Muhteşemsiniz!

Otağ adına gerçekten siz kandaşlarıma teşekkür ediyorum!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 600


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #5 : 17 Eylül 2017, 00:34:25 »

Otağ Var Olsun...Abim...
Sizlerin sayesinde...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.066 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.