Burhanizm
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 13 Kasım 2019, 19:57:19


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Burhanizm  (Okunma Sayısı 3453 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bozkurt Eren
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.306



« : 14 Mart 2010, 01:17:41 »

   Günümüzde yaşamaya çalışan eski Türk dininin zaman zaman ıslah edilmeye çalışıldığını görmekteyiz. Son teşebbüs 20. yüzyılın başında Altay Dağlarında görüldü. Bu harekete dünya literatüründe Burhanizm denmektedir. Altay Türkleri ise Ak-Yang(Ak din) demişlerdir. Bu hareket yalnız bozulmuş Şamanizme karşı değil, Rus emperyalizmine karşı da bir baş kaldırı idi.

   Burhanizmin kesin başlangıç tarihi belli değildir.Ancak bu inancın Rus hükümeti tarafından ortaya çıkarılması 1904 yılının başlarına rastlar. Bu itikadın temeli bozulmuş, yani içerisine budizm, maniheizm ve sonra bazı semavi dinlerin karıştığı Türk dini ile Rus egemenliğine düşmanlıktır.

   Burhanizmin belki ilk şeyhi diyebileceğimiz kişi Altaylı bir Türk olan Çet-Çelpen'dir. Karısı ile beraber, 14 yaşında bir kız evlatlığı olan bu Türk Üst-kan kasabasından 20 km uzaklıkta bulunan bir ormanlık bölgede yaşıyor ve burada ibadet ediyordu. Yanına gelenlere bu Akyang'ın ilkelerini öğretiyor ve nasihatlarda bulunuyordu.

   Çet Çelpen'in öğretisine göre, Ruslarla beraber yemek yemek, onlarla dost olmak yasaktı.Hatta Rus parası bile kullanılmamalıydı. 20. yüzyılın kamları Kök Tengri Dininin içine birçok akla ve mantığa sığmayan hurafeler soktukları için onlar şeytan işleriyle uğraşıyorlardı. Onların davullarını, cübbelerin'i ve asalarını ateşte yakarak gerçekleri görmeye zorlamak lazımdı. Tanrıya hoş kokulu otların dumanı, süt, şarap ve kımız gibi saçılar da kurban sayılabilirdi. Eğer bu din etrafında birleşirlerse, Rus zulmünden de kurtulmak mümkün olacaktı.

   Çet-Çelpen bütün vaazlarını çok güzel bir hitabeti olan kızı vasıtasıyla yapıyordu. Bu kızı dinlemek için binlerce kişinin toplandığı oluyordu. Zamanla ÇetÇelpen'in onbinlerce taraftan oldu. Bu Rus hakimiyetinin Altaylarda tehlikeye girmesi demekti.1904 temmuzunda binlerce Altay Türkü tören için Çet-Çelpen'in çadırı etrafında toplanmışlar, genç kızın ateşli nutkunu ve ilahilerini dinlerlerken, ibadetle meşgul bu silahsız insanlar Rus askerleri tarafından baskına uğradılar.

   Çet-Çelpen, karısı, kızı ve ileri gelen yirmi kadar müridi tutuklandı. Rus hükümeti Altaylı Burhanistlerin mallarını ve
mülklerini yağmaladı. Çet-Çelpen ve arkadaşları ağır ceza mahkemesinde yargılandılar. O zaman Rus devlet dumasında bulunan bazı liberal görüşlü kişilerve avukatlar onların savunmalarını üstlendiler.Böylece ölüm cezasından kurtuldular. İki yıl sonra Çet-Çelpen Biysk hapisanesinde öldü. Burhanizm hareketi böylece sona ermiş oldu.

   ‘’Şamanizm Ve Eski Türk Dini’’S.Gömeç- Makalesinden alıntıdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Milli Türk Devleti, Laik Cumhuriyet ve kutlu Türk Silahlı Kuvvetleri Atamın mirasıdır. Korumak ve yüceltmek her Türk bireyin görevidir.
Bozkurt Eren
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.306



« Yanıtla #1 : 14 Mart 2010, 01:26:34 »

   Ak Din (Altayca: Ak Jang/ batılı dillerde: Burhanizm) 1904 - 1930 yılları arasında Altay bölgesinde ortaya çıkmış olan, ve Rus emperializm'ine karşı, devrim özellikleri taşıyan dinsel ayaklanma.

   Türk halklarının eski inancı Tengriciliğin temelleri üzerine kurulmuş olan Ak din aynı zamanda Altay Türklerinin Rus egemenliğine karşı başlattıkları milli ayaklanmaları olmuşdur. Rus yönetimin görüşüne göre Ak din, Sibiryanın Türk halklarını ortak bir milliyetçilikle birleştirip Rusyaya zarar vermeleri için yurt dışından desteklenen, Rusyanın düşmanları tarafından tasarlanmış bir plandır. Bu yüzden Rusların çok ciddiye alıp, şiddet kullanımı ile kanlı bir şekilde son verdikleri bu ayaklanma buna rağmen günümüze kadar Altaylıların kültüründe izlerini bırakmışdır.

   TARİH

   Ak Din'in belki ilk önderi diyebileceğimiz kişi Çet Çelpen (ya da Çot Çelpanov), karısı Kule ve evlatlık kızı Çugul Sarok Çandık ile Üst-kan kasabasından 20 km uzaklıkta bulunan bir ormanlık bölgede yaşıyordu. 1904 yılının nisan ayında Çet Çelpen ve onun 14 yaşındaki üvey kızı Çugul beyaz atı ile koşan beyaz kıyafetli bir atlının hayalini gördüklerini anlatmışlardır.

   Ak Burhan olarak adlandırdıkları bu figürün hayalini, efsanevi kurtarıcı Oyrat Han'ın geri döneceğinin habercisi olarak değerlendiren Çet ve Çugul, yanlarına gelenlere bu haberin müjdesini veriyor, Ak din'in ilkelerini öğretip nasihatlerde bulunuyorlardı.

   Çet Çelpen’in öğretisine göre, Ruslarla beraber yemek yemek, onlarla dost olmak yasaktı. Hatta Rus parası bile kullanılmamalıydı. 20. yüzyılın kamları Tengriciliğin içine birçok mankıtsız uygulamalar soktukları için Çet'in görüşüne göre onlar şeytan işleriyle uğraşıyorlardı. Onların davullarını, elbiselerini ve asalarını ateşte yakarak gerçekleri görmeyi sağlamak lazımdı. Tanrıya hoş kokulu otların dumanı, süt, şarap ve kımız gibi seyler da kurban sayılabilirdi. Eğer bu inancın etrafında birleşirlerse, Rus zulmünden kurtulmak da mümkün olacaktı. Çet ve Çugul artık sürekli Tereng Vadi'sinde toplanan binlerce Altaylılara vaazlar vermeye başlamışlardı.

   Çet Çelpen bütün vaazlarını çok güzel bir hitabeti olan evlatlık kızı vasıtasıyla yapıyordu. Bu kızı dinlemek için binlerce kişi toplanıyor, zamanla hatta on binlerce taraftarları oluyordu. Ruslar için bu gelişmeler, hakimiyetinin Altaylarda tehlikeye girmesi anlamına gelmekteydi. 1904 temmuzunda binlerce Altaylı tören için Çet’in çadırı etrafında toplanmış, genç kızın ateşli vaazını ve ilahilerini dinlerlerken, ibadetle meşgul bu silahsız insanların toplantısına Rus askerleri bir baskın gerçekleştirdiler. Çet, karısı, kızı ve ileri gelen yirmi yoldaşı tutuklandı. Rus hükümeti Altaylı Ak dincilerin mal ve mülklerini yağmaladılar. Çet ve yoldaşları ağır ceza mahkemesinde yargılandılar. O zaman Rus Devlet Duması’nda bulunan bazı liberal görüşlü kişiler ve avukatlar onların savunmalarını üstlenip, ölüm cezasından kurtulmalarını sağladılar. Ancak iki yıl sonra 1906 da, Ak din harekatı artık saldırganlığını yitirdikten sonra Çet Çelpen Biysk hapishanesinde ölmüş, ve kızı Çugul tekrar serbest bırakılmışdır.

   Çet ve Çugul'un tutuklanmasında sonra, Moğolistan'da uzun süre tercüman olarak çalışmış olan Tırıy Akemçi Ak din harekatının en meşhur yarlıkçı sı olmuşdur (Ak din'in önderi ve vaazcısı). Moğolistan'da Buddizimden etkilenmiş olan Tırıy bu dönemde bazı Budist uygulamaları da Ak din'e aktarmışdır (örneğin ziller). Bu dönemde neredeyse tüm Altaylılar bu dine katılmışlardır.

   Altaylılardaki bu hevesten ilham alarak, 1918 yılında Gregorii Choros-Gurkin ve bazı diğer Altaylı önderler birlikte yeni bir "Oyrat Cumhuriyeti" kurmak hedefi ile "Karakorum Yerel Komitesi"ni (Karakorumkaia Okruzhnaia Uprava) kurmuşlardır. Tasarlanan bu Oyrat Cumhuriyetinin sınırları sadece Altay bölgesine kısıtlı değil, komşu olan diğer Türk toplulukların (Tuva ve Hakas bölgeleri) topraklarını da içine almaktadır. Bu girişimlere de 1921 yılında bölgeye ulaşan Bolşevikler ebediyen son vermişlerdir.

   İnancın Tanrısal Varlıkları

   Ak din Tengricilikten, Göktanrısı Tengri'yi ve üç dünya kozmolojisini tanımaktadır: Bunlar Gök alemi, yeryüzü ve yeraltı alemleridir. "Ak" kelimesi Gök (Tengri) ile ilgilidir, ve Ak din'de önemli bir yeri vardır. Şamanlar gök aleminin temsilcisi değil, yeraltı aleminin temsilcisi olarak görülür ve bu yüzden lanetlenirler. Ancak Ak din'de sözlü mitolojiden tanılan kahramanlar tanrısal varlıklar olarak ilave edilmişdir, ve Tengriciliğin şamanist özellikleri eksikdir. Böylece Ak din'in tanrısal varlıklarını şöyle sıralıyabiliriz:

üç Kürbistan "Kurbustan" zerdüşt Soğdların "Kormazda" = "Ahura Mazda" adlı tanrısından gelmektedir, ve üçten bir olan tanrıdır. Üç Kürbistan efsanelerde önemli bir rol oynuyan, diğer kahramanlardan daha yüksek bir statüye sahib efsanevi bir varlıkdır.

Budist, hristiyan ve Türk islamının etkilerinden daha farklı olarak üç kürbistan geleneksel Türk mitolojisi ile şekillendirilmiş olan (daima üç adet oğulu olan Türk kahramanları) bir zerdüşt etkisidir. Böylece Üç Kürbistan bu üç figür ile bağlantıya getirilir:

        Oyrat ya da Galden Oyrat : Batı moğollarının efsanevi atası. 17'nci yy.da gerçekten yaşamış olduğu hakkında işaretler bulduklarını iddia eden tarihçiler vardır. Eskiden Batı Moğolları ile Altay Türkleri kendileri için Oyrat isimini ortak olarak kullanmışlardır. Altaylılar moğollara Kara Oyrat ve kendilerine Ak Oyrat demişlerdir.

        Amırsana : 1756 yılında büyük zaferler kazanmış bir Oyrat önder.

        Şunnu : Eski Türklerin kutsal ata saydıkları dişi kurt Asena'nın Altaylılardaki isimi.

Burhanlar Tengricilik'ten kaynaklanan çok güçlü ruhlardır. Şamanlar Burhanları etkiliyemez. İyi ve kötü Burhanlar vardır. Ak din'de tanılan Burhanlar şunlardır:

        Ak Burhan : Yaşlı, beyaz saçlı, ak sakallı, beyaz giyisili ve beyaz atlı bir adam olarak tarif edilir. Büyük bir ihtimalle moğolların mitolojisinde önemli bir rol oynuyan yaşlı beyaz adam (Tsagan Ebugen) ve Türklerin mitolojisinde önemli bir rol oynuyan Korkut Ata (Dede Korkut) ile başlantıya getirilebilinir.

        Yayık : Vucutsuz bir haberci ruh. Altaylıların inancına göre Ak Yayık Gök alemi tanrılarının habercisi, Sarı Yayık ise yeryüzü alemi tanrılarının habercisidir.

        Umai : Lohusaların ve çocukların tanrıçası.

        Ot ene' : Ateşin anası. Ak dincilerin her dinsel uygulamanın başında onu selamlarlar. Ak din'in en mühim üç bayramından birisi Ot eneye adanmışdır.

Yeryüzü aleminin tanrıları, çoğu kez yerel tanılan tanrılardır. Bazen bir dağın (taika-eezi) ya da bir gölün (arzhans) ruhu veya bir kavimin koruyucusu (seok) olurlar:

        Altay eezi : Altayın efendisi

        Ülgen : Tengricilik'te gök aleminin efendisi. Ak din'in görüşüne göre bazı Altaylı kavimlerin kutsal atasıdır. Bazı tarihçiler Ülgen'in Ak din'in görüşüne göre dünyanın yaratıcısı olduğunu söylerler, ama bu sırf bir yanlış anlaşılmadır.

   Dinsel Uygulamalar

       * Yakılan Ardıç tütsüsü ile (archyn) , afaroz yapıp ruhu arıtmak, iyileştirmek.
    * Evde ya da tepelerin üstünde kurulan masalarda (kure ya da murgul), adak olarak mum yakıp süt sunmak.
    * oboo ya da Oba denilen tepeler oluşturmak.
    * Efsanelerin ve duaların ilahi gibi şarkı şeklinde okunması.
    * Fal bakarak geleceği okumak ve hava durumunu etkilemek (yağmur duası).
    * Beyaz ya da sarı renk bez parçalarını ağaçların dallarına ya da bant şeklinde kafaya bağlamak.
    * Vaazcıların göğe yakararak, sonunda kendinden geçmeleri.
    * Bayramlar kutlamak:
          o Şuten ya da Murgul : Üç Kürbistan'a adanmış bir ilk- ya da sonbahar bayramı
          o Çok ýa da Yayık Çoktor : Yayıklara adanmış bir sonbahar bayramı.
          o Ot Takır : Ot Ene'ye adanmış bir bayram.

    Andrei Vinogradov'un Görüşleri

   Tarih araştırmacısı Andrei Vinogradov'un görüşüne göre Ak din harekati, tarihteki Türk ve Moğol toplulukların ufak kavimleri ve aileleri birleştirerek daha büyük bir topluluk oluşturma geleneğine benzeyen özellikleri vardır, yani Türk ve Moğol topluluklarında tanılan bozkır imparatorluğu kurma geleneğinin 20'nci yy.a kadar taşınılmış olan kalıntısı olarak görülebilinir. Ak din'de sözlü mitoloji çok canlıdır ve Manas, Cengiz Han ve Kral Gazar gibi efsaneleri anlatılan kahramanlar insanların günlük hayatında bir rol oynamaktadır. Ak din'in eski Türk ve Moğol inancı Tengriciliğin en mühim özellikleri bulunduğunu söyliyebiliriz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Milli Türk Devleti, Laik Cumhuriyet ve kutlu Türk Silahlı Kuvvetleri Atamın mirasıdır. Korumak ve yüceltmek her Türk bireyin görevidir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.062 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.