Altay İnanç Gelenekleri Bağlamında Ak Jang
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Ekim 2019, 05:26:16


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Altay İnanç Gelenekleri Bağlamında Ak Jang  (Okunma Sayısı 1277 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
UralAltay
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 115



« : 25 Temmuz 2018, 22:27:59 »

Epeydir, Altay inançları Türkler için ilgi çekici bir konu olmuş olmasına karşın, bu konuda Türkiye'de hiçbir dişe dokunur araştırma yapılmamış olmasının yanısıra, yapılmış araştırmaları Türkçeye çevirmek bile Türkiye'nin borlu çay tutkunu Türklerine ağır gelmiş, sağda solda bulunmuş iki üç satır bilgiyi alıp paylaşım sitelerinde izleyici kasmak için yapıştırmaktan öteye gidilmemiştir.
Ne yazık ki, bu bilgilerin çoğu ya Saadettin Gömeç gibi, oturduğu yerden araştırma yapan, ya da Fuzuli Bayat gibi kafayı "Şamanizm"le bozmuş araştırmacılarımızı kaynak gösterirler. Saadettin Gömeç, Göktürklerle ilgili araştırmalarıyla saygın bir ertekçi olmasına karşın, kaynakça olarak bilim çevresinde açıkça dalga konusu olan Danilin gibi Sovyet dönemi dolandırıcılarının Stalin damgalı yalanlarını hiç düşünmeden kullanmaktan çekinmez. Fuzuli Bayat ise, özünde Fransız uydurmacası olan Şamanizm terimiyle yaşadığı büyük Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
amurdan
dolayı, kamlara karşı olan Ak Jang ile ilgili bir bilirkişi sayılamaz.

Bu gibi durumlar yüzünden oluşmuş yanlış anlaşılmalar ve kavram karmaşalarının önüne geçebilmek için, Andrei Vinogradov'un da bu amacı güderek yazdığı yüksek lisans savını Türkçeye çevirmeye Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ornağladım
.

Sözkonusu sav, epey uzun olduğundan dolayı, dem buldukça, ağır ağır çevireceğim ve çevirdiğim her bölümü burada yayınlayıp, okuma kolaylığı sağlamak için en başa koyacağım İçindekiler bölümüne de bağlayacağım. Umarım bu sav, Ak Jang ve Altay inançlarıyla ilgili yanlış bilgileri ortadan kaldırmakta yardımcı olur ve Türkiye Türklerini inançları ve geleneklerinin kökenleriyle ilgili aydınlatır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
UralAltay
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 115



« Yanıtla #1 : 25 Temmuz 2018, 22:34:09 »

İÇİNDEKİLER

Kullanma izni
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Özet

Utlama
Adama
İçindekiler
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Giriş

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Bölüm 1. Erteği yaşlı, kendisi genç bir ulus

Bölüm 2. Ak Jang'ın başlangıç ve oluşum yılları (1904-1920ler)
Bölüm 3. Ak Jang ve yorumlamaları: kaynakların eleştirel değerlendirmesi
Bölüm 4. Ak Jang'ın kaynakları ve utrusu: Türkler ve Moğolların inancı ve bunun Altay geleneklerindeki süreği
4.1 Türk inanç geleneğinin öğeleri: genel taslak
4.2 Sibirya geleneklerini Şamanizm olarak tanımlamanın doğurduğu sıkıntılar
4.3 Altay inanç geleneğinin yapısı
Bölüm 5. Ak Jang'ın yapısı
5.1 Ak Jang tözleri
5.2 Ak Jang törenlerinin kökeni
5.3 Vargılar
Bölüm 6. Sovyet sonrası dönemde Ak Jang
Bölüm 7. Vargı
Terimler
Kaynakça
Ekler
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sözlük
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
UralAltay
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 115



« Yanıtla #2 : 25 Temmuz 2018, 22:35:03 »

ÖZET

Ak Jang, yerel bir inanç akımı olarak 1904 yılında, Güneybatı Sibirya'nın Gorny Altay bölgesinde doğdu. Bu inanç, Altaylıların "öz" inancı sayılan Şamanizme karşı güçlü bir duruş sergiledi. Rus sömürge yönetiminin Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
kıyınlarına
karşın yayılıp, gelişmeyi sürdürdü. 1930'da Sovyet yönetimince yok edilmeden önceyse bütün Altay boyunca sıkı sıkı uygulanıyordu

Ak Jang, uygulandığı dönem boyunca kimisi budunbetimci olan, kimisiyse olmayan pek çok tanıkça incelendi. Bu incelemeler pek çok değişik ve yer yer çelişkili sonuçlara ulaştı.

1930'dan, Sovyet sonrası döneme değin, Komünist Parti'nin Ak Jang'la ilgili devrim karşıtı yargısı nedeniyle konuyla ilgili hiçbir inceleme yapılmadı.

1980'lerde Ak Jang yeniden doğdu. Ancak Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
boşkural
yayınlarda Ak Jang'ın doğası ve yapısıyla ilgili bir uzlaşma bulunmamakta.

Bu savın iki ana amacı bulunmaktadır: Ak Jang doğası ve yapısını inceleyip, konuyla ilgili belli yanlış anlaşılmaları açıklığa kavuşturmak ve Ak Jang'ın özünde Türkler ve Moğolların eski inançları ve kültürel geleneklerinin bir süreği olduğunu göstermek.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
UralAltay
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 115



« Yanıtla #3 : 27 Temmuz 2018, 21:50:40 »

Giriş

Genel Taslak

Bu sav, genel ve budunbetimsel yazılarda, en bilinen Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
tözü
Ak Burkan nedeniyle "Burkancılık" olarak da tanınan, Ak Jang ya da Ak İnanç'ın bir tanımı ve incelemesidir. Ak Jang, 20. yüzyılın başında, Altay'da (Güneybatı Sibirya) ortaya çıkmış bir inanç akımıdır. Bu savın ana amacı, Ak Jang'ı öncelikle Altaylıların, ayrıca daha genel olarak Sibirya'daki Türk-Moğol topluluklarının geleneksel inançları bağlamında açıklamaktır.

Ak Jang, 1904 yılında Chot Chelpanov adlı Altaylı bir çoban ve onun üvey kızı Chugul'un, Ak Burkan adını verdikleri bir Ak Atlı'yla birkaç kez karşılaşmaları/ilgili görüleri sonucunda ortaya çıktı. Atlı, belli Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
yarlıklar
ve Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
yoruvlar
ileterek bu yeni akımın oluşumunu belirleyip biçimlendirdi. Ak Jang'ın başlangıcı Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ertinli
etkin ve Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ivekti
- yalnızca birkaç haftada, pek çok Altaylı1 bu yeni inancın öğretilerini sevinçle Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
unadılar
.

Altaylılar, bu akımla birlikte doğan Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
kalgancısal
ve etkileyici bir kişilik olan alp-han-mesih Oyrat Han'ı Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
serinçle
beklemeye başladılar. Akımın bir özelliği de, Ak Jang'ın ortaya çıkışından önce Altay uygarlığında inancı yöneten kamlara karşı takındığı Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ertinli
kötü tutumdu. Altay bölgesinin Rus yönetimi, ortaya çıkışından sonra yalnızca birkaç hafta içinde Ak Jang inananlarını emgetmesine ve önderlerini tutuklamasına karşın, Ak Jang'ın yayılışı durmadı. Tutuklananlar yaklaşık bir yıl içinde salıverildiler ve Ak Jang Altaylılar üzerindeki etkisini arttırmayı sürdürdü - 1913 yılına değin, Altaylıların çoğu Ak Jang'a inanıyordu2. Ak Jang, Altaylılar arasında yayılıp, Altaylılar için evrensel bir gerçeğe dönüştükçe daha da gelişiyordu - belli başlı törenler, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
toyunlar
ve geniş bir anlatı dağarcığı geliştirdi. Ortaya çıkışından yaklaşık 10 yıl sonra, Ak Jang kalgancısal özelliğinin yanısıra kamlara karşı kötü tutumunu da yitirerek; oluşumundan önce de bulunan geleneksel törenleri, tözleri vb. geri kazanıp "gündelik", alışılmış bir inanca dönüştü3. 1930larda, Komünistler akımı zorla ortadan kaldırıp, bütün eylemcilerini öldürdü4. Bunun yanısıra yalnızca 1920ler ve 1930larda, kısa bir süreliğine yapılan Ak Jang'la ilgili bütün Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
boşkural
araştırmalar da 1980lere değin yasaklandı.

Hem kamu hem de uzmanların ulaşabileceği Ak Jang bilgileri kısa bir süre öncesine değin ertinli kısıtlıydı. Ak Jang'ın 1904-1930lar arasındaki gelişimiyle ilgili bütün yayınlar çeşitli nedenlerle yer yer önyargılı ya da açıkça yalan olan Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
takşutsal
kanıtlar üzerine kuruluydu. Ak Jang'ın ortaya çıkışı ve varlığı, hem Çarlık yönetimi hem de bunun süreği olan Komünist yönetimi için ertinli sıkıntılıydı: böyle dinç bir inanç akımının ortaya çıkışı ne Çarlık Rusya düşünce yapısının, ne de Komünist düşünce yapısının sömürgeci ve sözde uygarlık getiren öyküsüne uymuyor ve bölgedeki ilkin Rus, sonradansa Sovyet yönetimine karşı bir sakınca olarak görülüyordu. Bu yüzden Ak Jang'ın erken tanıkları, anlatılarında pek az gerçeğe yer verip, akımı genellikle Rus-karşıtı ve "kem" olarak göstermeye çalışan yorumlar yaptılar. Kimi Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
dem
, Ak Jang eylemcilerinin savunmanlığını yapan Shvetsov gibileriyse akımı savunabilmek adına diğerlerinin tam tersine de olsa, yine de önyargılı ve yalan tanımlamalar sundular5.

İşte bu yüzden, 1990lara değin Ak Jang'la ilgili ulaşılabilen bütün bulgusal veriler yalnızca iki yaprağa sığabilecek olmasına karşın, yorumlar bol ve çeşitliydi. Çeşitli kaynaklarda Ak Jang; özgürlükçü ya da yıkıcı - ve Çinli ya da Japon "çaşıtlarca" ortaya çıkarılmış6 - bir kutalma akımı ya da Burkancılık ile İsacılığa öykünen bir inanç akımı olarak tanımlandı. Her iki durumda da, Ak Jang özünde Altay geleneklerine yat bir akım olarak görülüyordu. Genel yazında, sözlüklerde ve internet sitelerinde bugün bile bu tanım, tek tanımdır.

1990lardan önce Ak Jang'ı Kömünist düşünce yapısının zorladığı tanımın dışında anlatmaya çalışan birkaç araştırmacı7 önyargılarından olmasa da, konuyla ilgili veri eksikliğinden dolayı bu Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
içreki
tanımın dışına çıkamadı. Ak Jang'ın o güne değin (1990ların ortaları) bilinen yapısı ve içeriği Altay geleneği olarak varsayılan "şamansal" alt yapıdan çok ayrıydı. Ak Jang'ın inandığı tözler; Üç Kurbustan, Ak Burkan ve diğerleri, Ak Jang'ın ortaya çıkışından önce toplanmış budunbetimsel verilerde ve Altay geleneklerinde bulunmuyordu. Alp-han-mesih Oyrat Han (ve ona benzer diğer Ak Jang kişilikleri) de önceki araştırmalara göre Altay geleneğine iye değildi. Son olaraksa Ak Jang'ın başlangıcına özgü kam karşıtı tutum, Altay'ın Ak Jang öncesi yerel inanç gelenekleriyle açıklanamıyordu, çünkü Altay'ın yerel inancı varsayılan "şamanizme" göre Ak Jang'ın getirdiği yenilikler öyle çoktu ki, "şamanizmin" bu yeniliklerden sorumlu olması olanaksızdı. Bu yüzden Ak Jang'ın yapısını açıklamaya çalışan erken çalışmalar, bu yenilikleri İsacılık ve Burkancılıktan geldiği düşünülen Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
bağdaşık
öğeler olarak tanımlamak zorunda kaldı.

1980lerin sonundan başlayarak durum değişmeye başladı. İlkin, Altay'da Ak Jang yeniden açıkça uygulanmaya başladı. Yalnızca bu gerçek bile Ak Jang'ın yat etkileriyle doğmuş gelirgeçer bir durum, bayağı bir akım ya da bir tür tepki eylemi olmadığını kanıtlamaya yeter.

Bunun yanısıra 1990larda Ak Jang'a bakışı kökten değiştiren pek çok yazı yayınlandı. Bunlardan en önemlisi 1920ler ve 1930larda Ak Jang'ı incelemiş olan budunbetimci Danilin'in Komünist düşünce yapısına aykırı olduğu için yayını (1937de) yasaklanmış olan çalışmasıydı. Bu çalışma Ak Jang'la ilgili öğelerin - tözleri, törenleri, inançları ve toyonları - derinlemesine incelendiği yayınlanmış tek çalışmadır. Bu çalışmada verilen bilgiler Ak Jang'ın bir inanç olarak karmaşık olan yapısını ve bağdaşık değil yerel olan doğasını göstermektedir8.
Ayrıca 1980lerden beri Altaylı ve Rus araştırmacıların yayınladığı pek çok yazı, Altay'ın yanısıra genel olarak Türk ve Moğol inanç geleneklerini de Ak Jang'a doğrudan ilişkileri bağlamında inceleyip çok önemli bulgular sunmaktadır. Bü bulgular özellikle Ak Jang'ın mesihsel kişiliği olan "alp-han" düşüncesinin, tözlerinin ve diğer özelliklerinin kökenlerini ortaya çıkararak, bu öğeleri hem Altay, hem de daha genel Orta Asya inanç geleneklerinin içine yerleştirmektedir.

Bütün bu gelişmeler sonucunda ortaya çıkan Ak Jang Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
bedizi
, Sovyet budunbetiminin onayladığı görüşten çok daha ayrıdır. Öncelikle bu bedizde Altay'ın yanısıra diğer Türk ve Moğolların yerel gelenekleri şamanizm olarak görülmez. Bu inancın tek yetkilisi şaman değildir ve anlatıları çok çeşitli ve karmaşıktır. Bunun yanısıra yalnızca Ak Jang'a özgü olduğu sanılan öğeler, gerçekte yerel Altay ve Türk-Moğol anlatılarında da bulunmaktadır. Ak Jang'ın hiçbir önemli öğesi Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
yat
kaynaklı değildir ve bu yüzden bağdaşık sayılamaz.

Sonuç olarak, (özellikle Danilin ve Anokhin'in çalışmalarına dayanarak9) Ak Jang'ın başlangıcından beri geleneksel Altay ve Türk tözleri ile törenlerini benimsediği ve "yeraltı" kavramı dışında şamanizm tözlerinin yanısıra, düzenini de barındırdığı görülmektedir. Ak Jang'ın, kendinden önce gelen tözler, kişilikler, törenler ve benzeri öğeleri böyle çabuk benimsemesi, Ak Jang'ın Altay inanç geleneklerine yat değil, tersine Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
yavuk
olduğunu kanıtlar.

İç Asya Türkleri ve Moğollarının inançları ve uygarlıklarının geniş kapsamlı incelenmesi, Ak Jang'ı Altay gelenekleri arasına yerleştirmenin yanısıra, ortaya çıkış nedenlerini de gösterir. Bu nedenleri anlamak için, Türk (ve Altay) töresinin, toplumsal düzenin değişimlerini adım adım izleyen çok katmanlı ve Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
devingen
yapısını da anlamak gerekir.

Geleneksel Türk-Moğol töresi birbirlerine bağımlı, ancak bir yandan da özerk üç düzeyden oluşur. Bu yapı Türkler ve Moğolların üç düzeyli toplumsal yapısını da yansıtır. Bu düzeylerin her birinde, yarı bağımsız bir takım tözler ve Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
körmözler
belli kutsal görevlilerle ilgilidir. Bu düzeyler birbirlerini destekler ve birbirleriyle çatışmazlar. Bu üç düzey; ev-Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
avul
düzeyi, boy düzeyi ve son olarak geniş ve kapsayıcı Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
budun
ya da budun üstü düzeydir10 .

Türk kültür ve töre Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
erteği
üzerine yapılan boşkural çalışmalar Orta Asya'da yaşayan göçebe kültürlerde sürekli görülen bir özelliği göstermektedir - çabucak "Kağanlıklara" dönüşebilmek ve ardından dağılarak boylar düzeyinde işlemeyi sürdürebilmek. Kağanlık durumundayken, "soylular" töresi, boy tözleri ve boy altı "uzman" kamların yanısıra, "evrensel tözler" ve bunların odağındaki bir "alp-han" kişiliğiyle birlikte çalışır. Boylar düzeyindeykense yalnızca boy tözleri ve şamansal eylemler uygulanır. Ancak, yüksek ya da "Kağanlık" töresinde geçerli olan "evrensel" tözler, bir Kağan'ın uygulaması gereken törenleri yitirmelerine karşın inananlarca avul düzeyinde yaşamayı sürdürür ve bir sonraki budun üstü oluşum ortaya çıkana değin bir tür kış uykusuna yatar.

İleriki bölümlerde, Ak Jang'ın tam olarak bu özellikleri gösterdiği ve Altay gelenekleriyle toplumunu "yüksek" düzeye geri döndürerek, geleneksel bir Kağanlık-Birlik oluşturmaya çabaladığı görülecektir. Ak Jang başlangıçta Altaylıların ulusal töresi olarak ortaya çıkmış olmasına ve bu durumun "Kağanlık" düzeyine dönme çabasıyla çatışıyor görünmesine karşın, Altaylıların hem 20. yüzyılın başlarında, hem de günümüzde bu töreyi budunsal ve kültürel yavuklarına da benimsetmek için uğraşıyor olmaları, Ak Jang'ın ıduk-soylu-mesihsel alp kişiliklerini gerek gerçek, gerekse "sanal" kağanlar biçiminde odak olarak kullanarak yeniden budun üstü bir yapıya ulaşmaya çabaladıklarını göstermektedir. Bu nedenle Ak Jang'ın ortaya çıkışı anlaşılmaz ve eşsiz bir olgu olarak görülemez, bu durum Türk-Moğol budunlarının töresel ve kültürel Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
deviniminde
sürekli yinelenen, geleneksel bir durumdur. Ak Jang'da görülen yeni gelişmeler ve Türk ve Moğol budunları üzerine yapılan kültürler arası incelemeler de bu görüşü desteklemektedir.

Ak Jang'ın yalnızca tek bir ana öğesi eşsizdir. Genelde Türk-Moğol töresinde görülen alışılmış budun üstü düzeye dönüş, boy töresinden, daha geniş kapsamlı olan "evrensel" tözlere tapınmaya doğru ilerlemesine karşın, Ak Jang, topluluk düzeyinden doğruca hem boy düzeyine hem de evrensel ya da "budun üstü" düzeye bir anda ilerledi. Bunun nedeni 1756'da Çungarya Kağanlığının yıkılışıyla11 birlikte doğan ertinli toplumsal bunalımın Altay boy yapısı ve boy töresini derinden yaralamasıydı.



1 - Ak Atlı'nın ilk görüsünden sonra, bir aydan biraz sonra tutulan ve bir Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
tirkeşçe
dağıtılan ilk ötünç toplantısında 4000'in üzerinde kişi bulunuyordu.

2 - Danilin'in alıntı yaptığı (Danilin 126.y) Sokolov'un tanıklığına göre, 1913'te Altaylıların yalnızca %10'u Ak Jang'a inanmıyordu. Bu oran bize yaklaşık olarak 50.000 inanan sayısını verir.

3 - "Gündelik" inanç tanımı, yaklaşık olarak M. Weber'in "etkileyiciliğin alışılagelmesi" tanımına denktir. Ak Jang sözkonusuyken bu durumun anlamı, inancın kişisel ve toplumsal değişim umudu sunan kalgancısal anlatısı, özelliği, vb. yitirerek, "olağan" kişisel ve toplumsal tutarlılığı yapılandırıp desteklemeye başlamasıdır.

4 - Kaç Ak Jang inananının öldürüldüğü ya da tutuklandığına ilişkin kesin sayılar bulunmamaktadır. Stalin'in Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
arınçları
süresince binlerce Altaylı tutuklandı. Ak Jang "üyeliği" de (birazdan göreceğimiz gibi Japon çaşıtı olmaya denk sayıldığı için) Rus yönetiminin en çok kullandığı suçlamaydı. Bütün önde gelen Ak Jang kişilikleri (ünlü yarlıkçılar, Altay aydınları) öldürüldü. A. Znameski şimdi bu arınçların ayrıntılarını anlatan bir betik yazmakla uğraşıyor.

5 - Bu dönemde Ak Jang ile ilgili tanımlar ve yorumlar yapan herkesin Rus olduğunu belirtmek önemlidir.

6 - Ak Jang'ın Japon çaşıtlarınca ortaya çıkarılmış, özünde kutalmasal ve yıkıcı bir akım olduğu dedikodusu 1904'te Altay misyonerlerince uydurulmuş ve yalan olduğu çok geçmeden yargıda ortaya çıkarılmıştır. Ancak bu görüş 1930larda Sovyet düşünce yapısınca tutularak yalnızca bu tanıma izin verilmekle kalmamış, bu tanım Sovyet yönetimi onaylı bilim çevrelerinin içreki görüşüne dönüşerek Ak Jang'ın yok edilmesi ve inananlarının öldürülmesine neden olmuştur.

7 - Özellikle Krader ve Sagalaev'in erken çalışmaları.

8 - Bu yazıda bağdaşık terimi Ak Jang'ın, yakın demde (19.-20. yüzyıllar) alınmış İsacılık ve Burkancılık öğeleri üzerine kurulmuş olduğu savını anlatır ve yazar bunun tersini kanıtlamak için uğraşır. Özünde Ak Jang ve Altay gelenekleri de tüm inançlar gibi bağdaşıktır, örneğin; Altay geleneği orta çağda Manicilik ve Burkancılıktan ertinli etkilenmiş olabilir. Bu konu 3. Bölüm'de derinlemesine irdelenmiştir.

9 - Anokhin, A.V. El Yazması (Gorno-Altaisk, Altay Çalışmaları Enstitüsü)
Bölüm 1 - Burkhanizm v Zapadnom Altae (Batı Altay'da Burkancılık), 1910
Bölüm 2 - Burkhanizm na Yugo-zapadnom Altae (Güneybatı Altay'da Burkancılık), 1924
Bölüm 3 - Kratkiy Analiz Shamanstva Altaiskih Plemen (Altay Boyları Arasındaki Şamansal Uygulamaların Kısa Bir İncelemesi), 1930

10 - J.P. Roux'un kullandığı terime göre, Kağanlık düzeyi.

11 - Bölüm 1'de (Ertek) deinlemesine incelenecektir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
UralAltay
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 115



« Yanıtla #4 : 03 Ağustos 2018, 20:25:23 »

Savın Yapısı

Bu sav, Altay ve Türk-Moğol geleneklerindeki kimi önemli Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
imleri
saptayarak, bunların yapısının ve Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
deviniminin
örgüsünü ortaya çıkarmanın yanısıra, bu bağlamda Ak Jang'ın yerini ve görevini göstermektir. Bu geleneklerin çok daha ayrıntılı bir incelemesi için gereken Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
utru
ancak böyle oluşturulabilir. Ancak bu sav, sözkonusu olguların derinlemesine bir incelemesi değildir - böyle bir inceleme için ne alan, ne de eldeki veriler yeterli değildir.

Bölüm 1, daha sonraki bölümlerde önemli yer tutacak olan Türk toplumlarındaki süreğen birleşme-dağılma örgüsüne önem vererek Ak Jang'ın tanımı ve incelemesi için Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
erteksel
- bağlamsal bir utru sunar.

Bölüm 2, Ak Jang'ın ortaya çıkışını ve 1930larda yok edilmesinden önceki gelişimini ele alır. Bu bölümdeki pek çok tanımın kaynağı Danilin'in çalışmasından gelir.

Bölüm 3, Ak Jang'la ilgili veri kaynaklarını tartışıp, bu kaynakların kökenini inceler ve bu kaynaklarda sunulmuş Ak Jang tanım ve türlerini ele alır. Ak Jang'la ilgili boşkural ve düşünsel yanlış anlaşılmaların bu savın Ak Jang'ı tanımlama amacına doğrudan bir etkisi olmasa bile, Ak Jang'a değinen yayınlanmış kaynakların çoğunda bu yanlış anlaşılmaların bulunuyor olmasından dolayı, bu sorun çözülmelidir. Dolaylı olarak da, bu tartışma A. Znamenski'nin "kişibilimcilerin, kişibilimi" olarak tanımladığı, kişibilimcilerin kendi kutalmasal, düşünsel ya da diğer önyargıları nedeniyle Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
boşkural
alanlarını belli bir biçimde yargılamaları sorununa parmak basar. Sovyet Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
boşkurumunda
bu sorun özellikle ağırdır.

Bölüm 4, çağdaş bilimcilerin araştırmalarına dayanarak eski çağ12 Türk-Moğol inanç geleneklerini, ana Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
tözlerini
, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
toyunlarını
vb. tanımlayarak başlar. Sibirya'daki çağdaş Türk ve Moğol topluluklarının inançlarının öncülü olan Türk ve Moğol gelenekleri, çağdaş geleneklerin hem inançsal hem de toplumsal niteliklerinin kültürel taslağını oluşturur. Bu yüzden bu bölümde günümüz Altay geleneklerinin yapısıyla karşılaştırabilmek için bu eski geleneklerin ana imlerine parmak basılmıştır.
Bu bölümün ikinci kısmıysa eski çağ Türk ve Moğol geleneklerinin Şamanizm olarak tanımlanıp tanımlanamayacağını, bu geleneklerin ana kişiliklerini bilimsel olarak tartışmaya ayrılmıştır. Bu konu, bu sav için Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ertinli
önemlidir, çünkü bu tartışma çağdaş gelenekleri ve özellikle Altay geleneklerini ele almaktadır.
Bu bölümün son kısmıysa, günümüz Altay geleneklerinin yapısını inceler. Bu incelemede eski çağ Türk-Moğol töresi ele alınarak Altay gelenekleriyle karşılaştırılır ve ikisi arasındaki süreklilik gösterilir.

Bölüm 5, Ak Jang'ın tözler, içreki toyunlar ve törenler gibi ana öğelerini tanımlayarak bu öğelerin Türk-Moğol ve Altay gelenekleri içindeki yerlerini gösterir.

Bölüm 6, Ak Jang'ın Sovyet sonrası dönemdeki dirilişini ve Altaylılarca bugün nasıl tanımlandığını ele alır. 1980lerin sonlarından başlayarak Ak Jang içinde ortaya çıkan eğilim ve akımları da tartışır.

Bölüm 7 (Sonuç), Ak Jang'ı, Altay ve Türk-Moğol erteği ve kültürü bağlamında yapılandırır. Ak Jang'ın önceki bölümlerde sunulmuş toplumsal-inançsal Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
bedizini
özetler ve Ak Jang'ın, Altay geleneklerinin ayrılmaz bir parçası olmanın yanısıra, Türk ve Moğolların kültürel erteğinde sürekli yinelenen bir toplumsal-inançsal süreç olduğunu kanıtlamak için uğraşır.



12 - Doğumdan Sonrasından başlayarak, 18. yüzyılda Rus ve Çin sömürgeciliği dönemine değin uzanan süre.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
UralAltay
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 115



« Yanıtla #5 : 10 Ağustos 2018, 10:01:27 »

Kaynaklar ve Yöntemler

Bu sav, ertek, budunbetim, karşılaştırmalı töre ve kültür gibi çok çeşitli ikincil kaynaklar üzerine kuruludur. Savın amacı Ak Jang'ın tanımı, incelemesi ve Altay ve Türk-Moğol gelenekleri bağlamındaki konumu olmasına karşın, eldeki kaynaklar incelendiğinde tartışılması kaçınılmaz bir sorun ortaya çıkmaktadır. Bu sorun, Ak Jang ve Altay geleneklerini ele alan çoğu kaynağın düşünce yapılarından doğan önyargılarla dolu olmasıdır. Bu yüzden savın anakonusuyla ilgilenmenin yanısıra, Bölüm 3'te Sovyet Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
boşkural
çalışmalarındaki önyargıları eleştirel biçimde ele alınmıştır.

Ak Jang'la ilgili verilerin azlığından dolayı, yazar 2001 yılının yazında Altay Cumhuriyeti'ne giderek Gorno-Altaisk'teki Altay Çalışmaları Fakültesi çalışanlarından yardım almak durumunda kalmıştır. S. Tiuoktheneva, V. Oinoshev, Ye. Yameva ve başkaları büyük incelik göstererek yazarın eldeki verileri daha iyi yorumlayabilmesi, düzenleyebilmesi ve yapılandırabilmesi için bir dizi sunum gerçekleştirmiştir. Bunun yanısıra, yakın dönemde ve yerel olarak yayınlanmış, az bilinir ve ne Rus ne de Batı betikevi ağlarında bulunamayan başka kaynaklar göstermişlerdir. Bu kaynakların pek çoğu Ak Jang ve Altay geleneklerini anlama ve yapılandırma konusunda kilit veriler sunmuştur. Yazar Kanada'ya döndükten sonra Altay Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
boşkurmanlarıyla
pek çok telefon Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
kengeşinde
bulunmuştur. Onların bu özenli kılavuzluğu olmadan yazar Altay geleneklerini ne yapılandırabilir, ne de tümüyle anlayabilirdi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
UralAltay
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 115



« Yanıtla #6 : 11 Ağustos 2018, 07:50:23 »

Bölüm 1. Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Erteği
yaşlı, kendisi genç bir ulus


Altaylı kimdir?

Altaylılar, Güneybatı Sibirya'da Rusya Birliği'nin Altay Cumhuriyeti'nde yaşayıp, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
içreki
olarak "Altaylı"1 (sayımlarda ve pasaportlardaki uyruk bölümünde) olarak çağrılan yerli bir topluluktur. Bu uyrukadı tümüyle yapay olmasa bile2, Altaylıların içreuyrukadı değil, "başkalarınca" - 20. yüzyıl Sovyet ilince - verilmiş bir dışrauyrukadıdır.

Bir Altaylı, kendini ancak uzak bir Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
yata
- bir Rusa, bir Fransıza vb. - "Altaylı" olarak tanıtır. Kendilerini birbirlerine ya da kültürel olarak yakın yatlaraysa - Tuvalılar, Batı Moğolları ya da Türkler gibi) seok (söyük>soy) ve belki de boy adlarını kullanarak tanıtırlar. Bu tanıtmada, söyüklerini ve yaşadıkları bölgeyi (örneğin Altay) belirtirler. Söyük, Türkler ve Moğollar için en Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ulsal
öz tanım ve kimlik birimidir4. Bu yüzden, örneğin söyükleri bir olan bir Altaylı ve bir Tuvalı kesinlikle evlenmez. Bu durumda ulus ya da uyruk (Tuvalı ve Altaylı), söyüğe göre ikincil ve önemsiz sayılır. Söyük, kişinin babadan yürüyen ve dışevlilikle süren boyudur ve Türkler ile Moğollar arasında bulunan yaygın, tutucu ve değişmez bir yapıdır. Pek çok Altay söyüğü5 erken orta çağa değin izlenebilir. Altaylılar arasında kimliğin dinleyiciye göre değişiyor olması (Altaylı ya da söyük biçiminde), bu topluluk için kimliğin alışılagelmiş ve bayağı çokkültürlü illerden6 ayrı olarak çokbiçimli, derin ve ulsal bir yapısı olduğunu gösterir.

Altay'ın günümüzdeki yerlileri, 18. yüzyılın sonunda Çungarya Kağanlığı'nın yıkılışının (1756) ardından Ch'ing Kağanlığı'nın soykırımından kaçan çok çeşitli uyruklardan oluşur. Aralarında Teleutlar, Telengitler, Moğollar ve pek çok başka boylar bulunan bu sığınmacılar, Altay'a yerleşerek "Altai kizhi" (Altay kişi) adı altında toplandılar. Bu dönemde Güney Altay'da, gerçekte geri dönmekte olan bu sığınmacıların, Altay'dan hiç ayrılmamış Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
yavukları
olan Teleutlar, Teleler ve Telengitler çoktan beridir yaşamaktaydı. Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Ertinli
dağlık olan Gorny Altay7 bölgesi, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
yağıların
aşamayacağı bir engel sağlayarak sığınmacılara yuva oldu. Doğuda Ch'ing boyunduruğu altında yaşıyan yakın yavukları Tuvalılar, batıda eski yağıları olan Kazaklar, kuzeyde Ruslar, güneydeyse Ch'ing Kağanlığı8 dört bir yanlarını sarmıştı.

Geleneksel ertek anlatısı, uzun süre düzenli kalan bir ulus ya da boyun ertek boyunca ilerlediği yolu izlemek üzerine kuruludur. Oysa Türk ve Moğol göçebeleri söz konusuyken böyle bir yaklaşım olanaksızdır. Bu topluluklar çok yakın Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
deme
değin kendilerini ulus kavramıyla özdeşleştirmemiştir9. Türk ve Moğol erteğinde pek çok il ve kağanlık bulunmasına karşın, bu il ve kağanlıklar hiçbir demde ulus kavramı üzerine kurulmamış ve varlıkları süresince ertinli güçlü ve büyük olmalarına karşın çoğunlukla uzun süre var olmamışlardır. Bu iller, ulus kavramıyla değil, Tanrı'dan kut almış bir kağanın altında toplanmış boylar birliği kavramıyla özdeştir. Böyle boylar birliklerinin oluşmasının nedeni, çoğunlukla yağıların oluşturduğu sakıncalardı10. Böyle iller ve kağanlıklar pek çok ayrı ve çeşitli boylardan11 oluşur ve çoğunlukla yeni otlaklar bulmak, yağıyı püskürtmek ya da yenmek gibi belli amaçları başardıktan sonra dağılarak, kağanlık düzeyinden, geleneksel boy düzeyine dönerdi. Başka bir deyişle, ulusların çekirdeği sayılan "yönetici soylar" ancak çok kısa süreliğine - bir ya da iki kuşak - ortaya çıkardıçev1, 12.

Bu yüzden "Altaylıların" erteği, ancak bütün Türk-Moğol uygarlığı bağlamında gösterilebilir, çünkü bugün Altay toplumunu oluşturan boylar, ulsal kimlik birimi olarak çok uzun bir demdir, çok büyük bir alanda kullanılmaktaydı. Öyle ki bu alan Türk etki alanının dorukta olduğu 6. ile 8. yüzyıllar arasında Pasifik Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
tulayından
Tuna ırmağına değin uzanıyordu13. Yüzyıllar boyunca göçebe illeri oluşturan Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
arığ
"boy Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ürkünü
" neredeyse değişmeden kaldı. Türk-Moğol alanının batı ucu Türk-Moğol göçebeleri ve toplumuyla dolu olmasına karşın, demle yerleşik ve ayrı yaşayan Türk uluslarınca14 yavaş yavaş karışarak yitmeye başladı. Özellikle 9. yüzyılda başlayıp, 18. yüzyıla değin süren Türklerin bir kısmının muhammetçileştirilmesi geleneksel Türk-Moğol boy yapısını kötü yönde etkilemiş olmasına karşın, genel olarak Türk-Moğol öz tanımları çok yakın deme değin değişmeden kaldı. Yaklaşık 200 yıl önce, eskiden arığ ya da neredeyse arığ olan kültürel ve uyruksal süreklilik, özellikle Rus ve Çin sömürgeciliği gibi dış etkenler nedeniyle parçalanarak ulus benzeri yapılara dönüştü. Bugün bu yapılar, Rusya, Çin ve Moğolistan içinde çeşitli "ulusal bölgeler" olarak bulunmaktadır15.

Altaylıların Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
budunsal
erteğini izlemenin tek yolu, uyrukadlarını izlemektir. Söyükler ve özellikle günümüz Altay boylarından Teleutlar, Teleler ve Telengitlerin kökünü oluşturan Tele adı bu yoldaki en kilit imlerdir16.



1 - Sayıları yaklaşık 75.000'dir.

2 - Altay Cumhuriyeti'nde çoğunluk olan Altaylılar, hem Ruslardan hem de Türk soylu olmayan diğer yerlilerden açıkça ayrıdır.

3 - 20. yüzyılın yarısına değin, bugün Altaylı olarak adlandırılan Altay yerlilerinin, Ak Kalmık, Orman Kalmıkları, Altay Tatarları, Oyratlar, Sayanlar, Telengitler gibi pek çok adla anılmıştır. Altaylılar 20. yüzyılın başında kendilerine yeni bir öz tanım yaratmak için çabalamış olmalarına karşın, yavaş yavaş (1948'de içrekileşmiştir) bugünkü Altaylı adına itilmiştir.

4 - Potapov'a göre [Etnicheskii sostav i proiskhozhdenie Altaitsev (Altaylıların uyruksal yapısı ve kökenleri), 1969] Altaylılar arasında 30-40 çevresinde söyük bulunmaktadır. Neredeyse bütün söyüklerin Altay boyları - Teleutlar, Teleler, Telengitler, Altay kişiler - arasında ikizleri bulunur. Bu söyüklerin en azından %70'i Tuva'da ve %50'si Batı Moğolları arasında da bulunur.

5 - Buradan sonra söyük ve boy terimleri eş anlamlı olarak kullanılacaktır. Altaylılar söz konusuyken söyük, genel olarak Türkler ve Moğollar söz konusuykense boy terimi yeğlenecektir.

6 - "Ukraynalı Kanadalı" gibi. Örneğin, ataları kuşaklardır Altay'da yaşayan bir Rus yine de Altaylı sayılmaz.

7 - Gorny Altai, "Altay Yaylaları" ya da "Altay Dağları" demektir.

8 - Bu durum Altay budununun ortaya çıkmasını sağlamıştır. Potapov, "Ekim devrimine değin Altaylılar birleşmiş bir ulus değildi ve bir kimlikleri yoktu" diyerek artık (1968'de) bir kimlik oluşturmuş olduklarını Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
anıştırmasına
karşın, Altay öz tanımının oluşumu bugün bile sürmektedir.

9 - Daha erken dönemde yerleşik dirliğe geçerek "batı biçemi" yönetimlere geçen Türkler bu savın dışında kalır.

10 - Gumilev'e [Drevniaia Rus’ i Velikaia Step (Eski Rus ve Büyük Bozkır), 2001] göre, sonuncu neden Hunlardan, Moğollara değin doğulu göçebelerin, batıya yaptığı sürekli akınların açıklamasıdır. Şunu da belirtmek gerekir, daha küçük çapta, benzer nedenlerle bunun gibi birleşmeler görülebilir. Ancak bunların başını bir kağan değil, bir zaisan (boyar) çeker. Bu, birleşmenin her dem sorunsuzca işlediği anlamına gelmez. Türkler ve Moğolların erteği Tanrıkutları yerinden etmeye çalışan önderlerin doğurduğu çatışmalarla doludur. Ancak Tanrı'dan kut alma kavramı Türk-Moğol erteği boyunca hiç değişmeden sürmüştür.

11 - Örneğin Cengiz Kağanlığında Türkçe ve Moğolca gibi ayrı diller konuşan boylar.

12 - Cengiz Han ve soyu, bu geleneği 300 yıllığına (12. ile 15. yüzyıllar arası) bozmuştur.

13 - S.G. Klyashtorny, T.I. Sultanov, Gosudarstva i Narody Evraziiskih Stepei: Drevnost’ i Srednevekov’e (Eski Çağ ve Orta Çağda Avrasya Bozkırlarındaki Kişiler ve İller), 2000

14 - Örneğin günümüzdeki Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan vb.

15 - Istoriia Sibiri (Sibirya Erteği), 1968

16 - Bu iş Klyashorny ve Sultanov'un yazdığı Istoriia Sibiri betiğinde yapılmıştır. Buradaki sunum da bu çalışma üzerine kuruludur.

Çev 1 - Azgar Mukhamadiev ve Sergey Yatsenko gibi tamgalar üzerine araştırmalar yapan bilimcilerin çalışmaları, yazarın bu savını yalanlamaktadır. Yönetici soyların tamgaları, çok geniş bölgelere yayılmış ve çok uzun süreler kullanılmıştır. Bu incelemeler, Soğdak tiginliklerinin yönetici soylarının, Kuşan ve Turan'ı (Harzem) yönetmiş Ak Hunların yönetici soyuyla bir olduğunu, başka boylarla evlilik bağlarını ve bu yönetici soyların nerelere göçtüğünü açıkça göstermektedir. Ayrıca yerleşik dirliğe geçen Shang ve Zhou gibi soyların yanısıra, göçebelikten hiç kopmamış Kut (Gutti) ve Hunların da uzun süren yönetici soyları olduğu bilinmekte ve neredeyse tüm kağanları geleneksel ertek kaynakları aracılığıyla babadan oğula izlenebilmektedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
UralAltay
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 115



« Yanıtla #7 : 15 Ağustos 2018, 19:40:27 »

Eski ve Orta Çağ

Sözkonusu söyük ve boyların Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
erteği
D.Ö.'ki çağın son yüzyıllarında oluşan Hun Birliği'ne değin izlenebilir. Hunlar bir uyruk değildi17. Hunlar, Türklerin yanısıra Hint-Avrupalılar ve çeşitli başka uyrukları da içeren çok-uyruklu Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
kutalmasal
bir birlikti. Bu savın pek çok kanıtı vardır. Bu kanıtların başında Hunların, Türklere uzanan sürekliliğini dilsel ve kalıtsal olarak gösteren Çin yazmaları18 ve 4.-5. yüzyıllarda, Türk (Tyurk ya da Tyurkut) uyrukadının yazılı olarak ilk görülmesinden önce Etil (Volga) yakınlarında oluşmuş Bulgar ve Ogur19 uyruksal-kutalmasal oluşumları (göçebe "krallıklar"çev2) gelir. Bulgarlar, Etil kıyılarına Hunlarla birlikte gelmiş olmalarına karşın, dilleri Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ösük
bir Türk dilidir. 6. yüzyılda Türk uyrukadı Orta Asya'yı ele geçirmeye başladı. Türk yönetimi, 13. yüzyılda Cengiz Han ve Moğolların gelişine değin kesintisiz sürdü.

Türkler kökenlerini Usun'a (Aşina)çev 3 bağlar. Ulunga göre, Usun Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ulungsal
bir erkek ile dişi bir börünün torunudur ve Tanrı Dağları bölgesinden gelen Hint-Avrupa kökenli bir Turfanlıyla evlenmiştirçev4. Alışılagelmiş bir ongun öyküsünü andıran bu ulung20, Türk boylarının üst-Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
budun
kimliğinin Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ulunu
atmıştır.

6. yüzyıldan, 13. yüzyılda Moğolların bölgeyi ele geçirişine değin Türkler pek çok "Bozkır Kağanlığı"21 kurdu. Bunların çoğu, yukarıda anlatılan nedenlerden ötürü kısa sürdü. İlk Türk Kağanlığı (530-551), Batı Türk Kağanlığı (619-630), İkinci Türk Kağanlığı (682-742), Uygur Kağanlığı (742-840) ve son olarak Kıpçak Birliği, 1207'de Moğol Kağanlığı'na karışana değin sürdü. Bunlar, 6. ile 13. yüzyıllar arasında göçebe Türklerin kurduğu en büyük il benzeri oluşumlardı. Türklerin bu sürede kurduğu daha küçük ve kısa süren pek çok il olmasına karşın, hepsi tıpkı diğer büyük kağanlıklar gibi sonunda boy düzeyine döndüler. Bu Türk kağanlıklarının en büyüğünün boyutu etkileyicidir, İlk ve İkinci Türk Kağanlıkları Orta Asya'nın neredeyse tümüne yayılmalarının yanısıra Avrupa'ya değin uzanıyordu22.

Günümüz Altaylılarını ve Tuvalılar ile Sakalar gibi komşularını oluşturan söyüklerin izi bu çağlara değin sürülebilir23. Bu söyüklerin kimileri çeşitli andaçlar ve diğer belgelerde boylar olarak geçerken, kimileri de daha büyük olan budunlar24 olarak geçer ve demle küçülerek boylara dönüştükleri görülürçev 5. Boyların çok-boylu budunlara dönüşmesi ve bu budunların yeniden boylara dağılması sık görülen bir olaydır ve pek çok kez belgelenmiştir, ancak bu işlemin Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
devinimi
bilinmemektedir25. Bu konuyla ilgili en olası sav, güçlü beyler ya da zaisanların (boyar) komşu boyları kendi boylarının adı altında toplayarak bir kağanlığın bütün özelliklerini taşıyan budunlar kurduklarıdır. Bir süre sonra oluşan bu budunlar dağılma işlemiyle eski boylarına ayrılır. Bu devinimin işleyişi ve özellikleri, daha üst düzey olan Türk-Moğol hanlık ve kağanlıklarının geçirdikleri süreçleri birebir yansıtır.

13. yüzyılda Cengiz Han önderliğindeki Moğolların Türk boylarını eritmesi de ösük çağlarda oluşturulmuş Tanrı'dan kut almış bir kağan altında toplanmış boylar birliği26 kavramını izledi. Göçebe toplumun toplumsal yapısını oluşturan boy ve kağanlık-birlik öğeleri değişmeden kaldı. Türk-Moğol boy tabanlı toplumunun babadan yürüme ve dışevlilikle sürme kuralları dolayısıyla kültürel ul ve boy Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ürkününün
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
arığlığı
bozulmadı27.

Bu durum Moğol Kağanlığı'nın ardıl parçalarının muhammetçileştirilmesiyle bozulmaya başladı. Bu süreç 12. yüzyılda başladı ve 14. yüzyıl geldiğinde Cengiz Han'ın ardılları olan Türkler ve Moğolların önemli bir bölümü muhammetçi olmuştu ve arığ Türk-Moğol toplumundan koparak çeşitli ulus iller kurmaya başladılar. Moğol Kağanlığının batı kısmında (günümüzde Türkiye, Özbekistan, Türkmenistan vb.) başlayan bu süreç, doğuya doğru yayıldıkça yayıldı. 17. yüzyılda Moğol Kağanlığı'ndaki çoğu Türk topluluğu muhammetçi olmuştu ve gelecekte ulus illere dönüşecek bağımsız il benzeri oluşumlara dönüşerek Kağanlık'tan ayrıldılar. Bu topluluklar için boy yapısı önemini korumasına karşın dışevlilikle yakından bağlantılı olan incelikli ve karmaşık geniş boy ürkününü oluşturan üst-Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
avul
yapısı önemini yitirmeye başladı. 17. yüzyılda, geleneksel Türk-Moğol toplumunu Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
humaru
alan son büyük topluluklar o dönemde Çin'e boyun eğen doğu (Kalka) Moğolistan ve günümüz Altaylılarının ataları olan Çungarya Kağanlığı'ydı.



17 - L. N. Gumilev, Istoriia Naroda Hunnu (Hunnu Ulusunun Erteği), 1998

18 - L. P. Potapov, Etnicheskii Sostav i Proiskhozhdenie Altaitsev (Altaylıların Uyruksal Yapısı ve Kökeni), 1969

19 - "Ogur" daha sonraki çağlarda önemli yer tutan "Uygur" ve "Oğuz" içreuyrukadlarının birleşimidir. Bu uyrukadı şu topluluklarda yaşamaktadır; Uygur, Guz (Kafkaslar'da yaşayan küçük bir topluluk), Gagavuz (Moldova ve Romanya'da yaşayan bir Türk topluluğu), Macaristan (Hungary/Onogurya) ve Ugro dil avulunun budunbetimsel adı.

20 - Büyük olasılıkla da öyledir. Altaylıların her söyüğünün kendi türeyiş ulungu vardır. Ancak sözkonusu öykü tüm Türklerin bugün de süren toplu köken görüşünün ulunu atarak Türkler arasında daha derin bir birlik oluşturmuştur.

21 - R. Grousset, L'Empires des Steppes (Bozkır Kağanlıkları), 1976, bunları derinlemesine incelemektedir.

22 - Onogurlar'ın (Macarlar) bir bölümü Büyük Kağanlıklar dönemindeki eski Türklerin torunlarıdır.

23 - L. P. Potapov, Etnicheskii Sostav i Proiskhozhdenie Altaitsev (Altaylıların Uyruksal Yapısı ve Kökeni), 1969

24 - Örneğin bir demin Nayman budunu, bugün Moğollar, Tuvalılar ve Altayların Nayman söyükleriydi.

25 - L. P. Potapov, Etnicheskii Sostav i Proiskhozhdenie Altaitsev (Altaylıların Uyruksal Yapısı ve Kökeni), 1969

26 - Klyashtorny ve Sultanov'un anlattığı Tanrı'dan kut almış kağan kavramı Moğol dönemi boyunca değişmeden kalmıştır.

27 - L. N. Gumilev, Drevniaia Rus’ i Velikaia Step’ (Eski Rus ve Büyük Bozkır), 2001

Çev 2 - Yazar burada "kingdom" sözcüğüyle, Avrupa'lıların alıştığı hanlık düzeniyle Türklerin hanlık düzeni arasında bir koşutluk kurmak istediği için, ben de bizim kültürümüzde Avrupa hanlıklarını anlatmak için kullanılan Sırpça "krallık" sözcüğünü kullanmayı yeğledim.

Çev 3 - Aşina soyunu Usun olarak çevirmek, benim Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ornağımdır
. Bu görüş Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
içreki
olarak Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
unanan
bir görüş değildir. Ancak Usunlar ile Aşina arasında pek çok bağlantı olduğu gerçektir. Bunların en başında, ikisinin de türeyiş ulunglarının bir olması gelir. Ancak bunun da ötesinde, bu iki adı birbirine bağlayan daha küçük ya da yüzeysel onlarca kanıt niteliğinde veri bulunur. Örneğin, alışılagelmiş Aşina türeyiş ulungunun tersine, Usun türeyiş ulungunda Usunlar bir börü ile bir kuzgundan gelirler. Göktürkler ise Tang kağanına 647 yılında altından bir kuzgun armağan etmiştir. Günümüz Kazakistan Usunları arasında Dulatlar bulunur. Dulatlara Dulo ve Dogolat da denir. Hint ulunglarından, Fars ulunglarına geçmiş olan kızıl kuzgun öğesi, Farslar arasında Zarr Duli adını almıştır. Bunun yanısıra Dulo, Aşina soyunun karşısında pek çok batı Türk boyuna hanlık etmiş bir soydur. Bunlar gibi pek çok veri, beni Aşina'yı Usun olarak çevirme yoluna itti. Ancak genel olarak unanan görüş, Aşina'nın Saka dilinde "gök" anlamına geldiği söylenen "āşşeiņa" sözcüğünden türediğidir. Bu kuramın kaynağı saygın bir Türkbilimci olan Yuri Zuev olmasına karşın, kendisi de benim hiçbir Sakaca sözcük andınında görmediğim bu sözcüğü nereden bulduğunu Erken Türkler adlı betiğinde belirtmemiştir.

Çev 4 - Yazarın bu ulungu hangi kaynaktan aldığı belirsizdir. Benim okuduğum belki yirmi ayrı türeyiş ulungunun hiçbirinde böyle bir bilgi yoktu. Usun yönetici soyunun, Aştak soyuyla yüzyıllar süren bir evlilik bağı olduğu ve Aştak soyunun çoğunlukla uzak doğu ve kuzey doğu Sibirya ile bağdaştırılan Q haplogrubuna iye pek çok kişi barındırdığı bilinmektedir.

Çev 5 - Yazarın kullandığı terimler, Türk terimleri olmadıklarından ve yazar hangi terimi neyi anlatmak için kullandığını açıklamadığından dolayı yer yer karmaşa çıkabilmekte. Ben, yazarın kullandığı "tribe" terimini "budun", "clan" terimini boy olarak çevirmeyi yeğledim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
UralAltay
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 115



« Yanıtla #8 : 19 Ağustos 2018, 03:23:26 »

Çungarya İli

13. yüzyılın sonu ve 14. yüzyılın başında Moğol topraklarının batısında, Cengiz'in oğu Juçi'nin soyuna atanmış Juçi Ulus birliği yitirerek Ak Ordu ve Altın Ordu olarak ikiye bölündü Bu dönemde, Altın Ordu çoktan muhammetçileşmeye bailamıştı ve çok geçmeden tümüyle muhammetçi oldu. Ak Ordu'nun sol kolu olan Çungarlarsa Ordu'dan tümüyle ayrılarak il tuttular. Çungarlar, muhammetçilik yerine burkancılığa eğlimliydi. Çungar, kağanlığın sol kolu demekti, Çungarlarsa kendilerini Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
oyrat
olarak adlandırırdı28.

Araştırmacılar arasında, Oyrat ilinde Altaylıların konumu ve Oyrat döneminin Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
humarusuyla
ilgili boşkural görüş ayrılıkları bulunur. L. P. Potapov (ve genel Sovyet Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ertekbetimi
) sürekli Oyratların sömürgeciler ve göçmenler olduklarını, Altayların yerli toplumunun büyük bir bölümünü güneybatıya (günümüz Doğu Türkistan'ına) ittiklerini söylerken29, Altaylı boşkurmanlarsa, Altay söyüklerinin Çungarlarla eşit ortaklar, ança oyratlar olduklarını söyler. Bu boşkurmanlara göre, Altaylılar Türk Çungarlardır ve her açıdan Moğol oyratlarından ayrıdırlar:

Oyrat ve çungar terimleri uyruksal değil, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
kutalmasaldır
[...] Altay boyarları Oyratların diğer uyruklarıyla birlikte, Oyrat ilinin en üst yasama ve yürütme kurulu olan Eke Jurga'nın işleyişinde eşit konumdaydı.30.

Çungarlar, Orta Asya'da iki kez yönetici konuma çıkmıştır. İlki, 1368 (Çin'de Yuan ilinin dağılışı) ile Çungarya'nın Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
talaslarını
güneyde Tibet'e değin genişletip Pekin'i alan Esen Kağan'ın ölümüne değin geçen dönemdir31. İkincisiyse 17. yüzyılın başında Kula Kağan'ın Oyrat söyüklerini birleştirmesinden sonraki dönemdir. Kula Kağan'ın ardılları Galdan (1653-1697) ile Tsevan-Rabtan (1697-1750'ler) dönemlerinde Çungarya, Orta Asya'nın büyük bir bölümünü (günümüzdeki Doğu Türkistan), Tibet'i, Altay'ı, Moğolistan'ı, Hakasya'yı ve Tuva'yı yönetiyordu. Bu dönemde, eskiden beridir Çungarlara yükünen, Altaylıların ataları olan Tele'ler Oyrat birliğine tümüyle katıldı32. Bu son iki kağanın döneminde Tele ve Kırgız boylarının büyük bir bölümü Turfan (Teleler) ve günümüz Kırgızistan'ına (Kırgızlar) göçtü (L. P. Potapov'a göreyse sürüldü).

1756'da Çin (Ch'ing/Mançu) Kağanlığı Çungarya'yı yerlebir edip soykırıma başladı33. Yıllar boyunca Oyrat önderlerinin - içlerinde en ünlüsü Amursana'dır 34 - soykırıma direnmeye çabalamasına karşın, uğraşları boşunaydı. Tele boyları, Oyratlardan geriye kalanlarla birlikte Çin akınlarına karşı doğal bir kele olan Altay'a sığındılar. Oyratların bir başka bölümü olan Kalmıklarsa Etil'e (Volga) değin göçüp günümüz Rusya'sının Avrupa kısmına yerleştiler35.

Bu dönemde Rusya'nın, Altay üzerinde etkisi kısıtlıydı. Ancak 1756'dan sonra, Altay'ın bir bölümü Ruslarca sömürgeleştirildi ve Rusya Altay'ının talası Çin'e karşı genişlemeye başladı. 1863'te günümüz Altay Cumhuriyeti'nin tümü Rus toprağı oldu36.



28 - L. Sherstova, Taina Doliny Tereng (Tereng Oprusunun Gizemi), 1997

29 - Bu görüşe göre, Rus sömürgeciliği gerçekte yerel toplumun kurtuluşudur.

30 - G. P. Samaev, Znachenie Dzhungarskogo perioda v istorii Altaiskogo naroda (Altaylıların Erteğinde Çungarya Döneminin Anlamı), 1999

31 - Istoriia Sibiri (Sibirya Erteği), 1968

32 - G. P. Samaev, Znachenie Dzhungarskogo perioda v istorii Altaiskogo naroda (Altaylıların Erteğinde Çungarya Döneminin Anlamı), 1999

33 - Çeşitli kaynaklara göre (örn. Sherstova, Taina Doliny Tereng) Çin akını sırasında her 10 Oyrattan (Kalmıklar, Altaylılar ve diğerleri) 9'u öldürülmüştür.

34 - Amursana daha sonra Altay, Tuva ve Batı Moğolistan'da Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ulungsal
bir bahadır olmuş ve Ak Jang'ın tözlerinden biri olarak da unanmıştır. Batı Moğolistan'da Amursana adına bir anıt bulunur.

35 - L. Sherstova, Taina Doliny Tereng (Tereng Oprusunun Gizemi), 1997

36 - Istoriia Sibiri (Sibirya Erteği), 1968
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.083 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.016s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.